ALEGORİ
Bir düşüncenin canlı bir varlık olarak anlatılması. Soyut bir düşünceyi heykel ya da resim ile göstermek gibi. Örneğin adalet düşüncesinin gözü bağlı ve elinde terazi bulunan bir kadınla anlatılması gibi.
ALİTERASYON
Şiir ya da düzyazıda bir uyum yaratmak amacıyla aynı sesleri taşıyan sözcükleri sık sık ve art arda tekrarlamak. Örneğin:
Seherlerde seyre koyuldum semayı

deryayı
Tevfik Fikret
Karşı yatan karlı kara dağlar kayıptır.
Dede Korkut ANA DUYGU
Bir düşünceden çok bir duyguyu dile getirmek

okuyucu ya da dinleyiciye hissettirmek

onların benliğinde yaşatmak amaçlı yazı ya da konuşmaların öne çıkarmak istediği asıl duyguyu anlatır. Ana duygu bir metnin özünü oluşturur. Metinde bu duyguyu destekler haldeki bütün yardımcı duygu ve düşünceler hep ana duyguya bağlanarak onun daha anlaşır ve duyulur olmasını sağlar. Ana duygu konu anlamına gelmez. Konu anlatılan şey

ana duygu ise bu anlatılanlardan çıkan sonuçtur.
ANA FİKİR
Belirli bir konuda yazılmış eserlerin temelini oluşturan ve okuyucuya verilmek istenen asıl düşünce.
ANAGRAM
Bir sözcükteki harfleri kullanarak başka bir sözcük kurmak. Örneğin sahip anlamındaki "malik" sözcüğü ile tamamlamak anlamındaki "ikmal" sözcüğü kurulabilir. Anagram çoğunlukla özel isimlerde yapılır. Gerçek isim yerine o isimdeki harflerle yapılan bir başka isim kullanılır.
ANAKRONİZM
Meydana geliş tarihi kesin olarak bilinen bir olayı yaşadığı zaman belli olan bir kişiyi

değişik bir tarihte gerçekleşmiş ya da yaşamış gibi gösterme. Örneğin Nasrettin Hoca’nın Timur ile ilgili fıkraları gibi. Anakronizm bilgi eksikliğinden kaynaklanabilir ya da bir amaç için bilinçli olarak yapılabilir.
ANALİZ
Bir bütünü parçalarına ayırarak detaylı inceleme. Bir edebi eserin analizi

olayların

kişilerin ve üslupların ayrı ayrı incelenmesi yöntemiyle yapılır. Analizden çıkarılan sonuç bir tartışma konusu olursa bu duruma eleştiri (tenkit) denir.
ANEKDOT
Bir edebi eserde anlatılan bir olayın başlı başına ayrı bir bütünlük gösteren parçasıdır. Kısa hikaye

fıkra

menkıbe anlamlarını da taşır.
ANJANBMAN
Şiirde cümlelerin bir dize ya da beyitte bitmeyip diğer dize

beyit veya bendlere kaymasıdır. Türk şiirine Fransız şiirinden geçti. Servet-i Fünun döneminde yaygınlaştı. Düzyazıyı şiire yaklaştıran önemli bir üsluptur. Örneğin:
Geçen akşam eve geldim. Dediler:
Seyfi Baba
Hastalanmış

yatıyormuş.
- Nesi varmış acaba?
- Bilmeyiz

oğlu haber verdi
geçerken bu sabah.
- Keşke ben evde olaydım... Esef
ettim. Vah vah!
Bir fener yok mu

verin... Nerde
sopam?
Kız çabuk ol...
Gecikirsem kalırım beklemeyin. Zira
yol
Hem uzun

hem de bataktır...
Mehmed Âkif ANLAM
Her sözcüğün anlattığı düşünce. Sözcükler birden fazla anlama gelebilir. Bu durumda anlamlardan biri
öz anlam diğerleri
mecaz anlamdır. Sözcükler zamanla yeni anlamlar alarak zenginleşebilir. Zamanla anlamlarının kaybetmelerine
anlam daralması denir. Dar anlamı bulunan sözcüklerin anlamlarının genişlemesine de
anlam genişlemesi denir.
ANLATIM
Duygu ve düşüncelerin sözlü ya da yazılı ifadesi. Edebiyatta daha çok yazılı anlatım için kullanılır. Anlatımın aracı sözcüklerdir. Sözcüklerin dilbilgisi kullarına uygun olarak sıralanmasıyla anlatım ortaya çıkar. Edebiyatta anlatım genel olarak iki türde yapılır. Biri
nesir (düzyazı) diğeri
nazım (şiir).
ANTOLOJİ
Gerçek sanat eseri değerindeki örneklerin bir araya getirildiği derleme yapıtlar. Yunanca anthos (çiçek) ve legein (toplama) sözcüklerinden türemiştir. Batı’da ilk örneklerini Yunanlılar verdi. Gadaralı Meleagros ile Makedonyalı Filippos’un
Stephanos (Çelenk) isimle derlemeleri ilk antolojidir. Türkçe’deki ilk antoloji ise Ömer bin Mezid’in 1436’da yaptığı
Mecmuatü’n Nezâir’dir. 83 şairin 397 şiirini kapsayan bu antolojiyi Prof. Dr. Mustafa Canpolat 1978’de Latin harfleriyle yayımladı.
ANTONİM
Ters anlamlı sözcükler. Sıcak-soğuk

iyi-kötü

acı-tatlı

kısa-uzun

güzel-çirkin gibi.
APOSTROF
Kesme işareti. Özel isimleri eklerinden ayırmak için (Ali’nin kalemi)

sözcükteki düşen bir harfi belirtmek için (n’olur=ne olur)

sözcüğün ekiyle karışmaması için (kola’nı içtin mi) kullanılır.
ARAÇSIZ ÜSLUP
Bir fikri

bir duyguyu söyleyenlerden doğrudan doğruya aktarmak. Monolog ve diyaloglar araçsız üslup örnekleridir.
ARKAİZM
Bir dilin eskimiş sözcüklerini ya da cümle kuruluşlarını kullanarak edebi eser yaratma. Bu eserlere arkaik denir.
ASALET
Edebi eserlerde terbiye dışı

çirkin

bayağı

müstehcen ve galiz sayılan sözcüklerden kaçınmak.
Edeb-i kelam ya da
mümtaziyet de denir. Tersi eserlere
hasaset adı verilir.
ASKI
Halk edebiyatında saz şairleri aralarındaki şiir yarışmalarında kazananlara verilmek üzere duvara tüfek

kılıç

heybe

saz gibi şeyler asardı. Bunlara
askı
askıyı kazanmaya da
askı indirmek denir.
ÂYÎNE
Sözcük anlamı aynadır. Herhangi bir şeyi veya hali yansıtan

gözönünde canlandıran anlamında kullanılır. Tasavvuf edebiyatında dünya

Allah’ın tecelli ettiği bir aynadır.