Dini konulardaki türler
Tevhid
Tanrının birliğini ve ululuğunu anlatan şiirlere tevhid denir. Genellikle kaside biçiminde yazılırlar. Tevhidde tanrının büyüklüğü

sıfatları

kudretinin sonsuzluğu

tasvir ve hayal edilebilen şeylerden soyutlanması

hiçbir şeyin ona eş ve benzer olamayışı

bütün kudret ve ilimlerin ona ait oluşu gibi özellikler sanatlı bir üslupla anlatılır. Tanrı karşısında kulun acizliği vurgulanır. En ünlü tevhid manzumesini
Nâbî yazmıştır.
Münacat
Konusu tanrıya yakarış olan şiir. Genellikle kaside

ender olarak da gazel

kıta

mesnevi biçiminde yazılmıştır. Türk edebiyatına 13. yüzyıldan sonra girdi. Divan şairlerinin genellikle divanlarının başına koydukları münacatların temel konusu

zayıf ve çaresiz durumdaki insanın yüce ve güçlü tanrıya yalvarıp ondan yardım istemesidir.
Na’t
Hazreti Muhammed’i övmek amacıyla yazılmış şiirlerdir. Hazreti Muhammed’in çeşitli özellikleriyle mucizelerinin dile getirildiği bu şiirler daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. Na’t’lara divanların başında tevhid ve münacaatlardan sonra yer verilmiştir. Na’t yazmakla ünlü kişilere
na’t-gü
özel dinsel törenlerde na’t okuyanlara ise
na’t-han denir.
Fuzuli’nin
"Su Kasidesi divan edebiyatının en tanınmış na’t’ıdır. Türk tasavvuf müziğindeki bir form da bu adla bilinir.
Maktel-i Hüseyin
Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişini konu alan ve acıklı bir üslupla yazılan eserlerin tümüne verilen isimdir. Daha çok Şii yazarlar tarafından kaleme alınmıştır. Lirik-didaktik bir üslupla ve yalın bir dil kullanılarak yazılmışlardır. Türk edebiyatındaki en en önemli Maktel-i Hüseyin
Fuzûlî’nin yazdığı
Hadikatü’s-Süeda adlı eserdir.
Miraciye
Hazreti Muhammed’in göğe yükselişini konu alan edebi yapıtlardır. Tek başına bir kitabın konusunu oluşturabildiği gibi

eserler içinde bölümler halinde de yer alır. Genellikle kaside ve mesnevi şeklinde yazılmıştır. Miraciyelerde coşkulu bir söyleyiş

didaktik özellikler ve sanatlı bir üslup egemendir. Cumhuriyet döneminde
Abdullah Azmi Yaman’ın yazdığı Miraciye bu türe örnektir.
Hilye
Hazreti Muhammed’in fiziksel ve kişisel özellikleriyle örnek davranışlarını konu alan eserlere "hilye" denir. Zamanla hilye'nin kapsamı genişlemiş halifeler için de hilyeler yazılmıştır. Divan edebiyatında bu türün ilk örneği
Hakani’nin
Hilye-i Hakani’sidir. Zamanla hilyelerin levhalara hattatlar tarafından yazılması geleneği de ortaya çıkmıştır.
Mevlid
Hazreti Muhammed’in doğumunu ve kısaca yaşamını övgüyle anlatan yapıtlardır. Dinsel Türk müziğinin doğaçlama türlerinden biri de bu isimle bilinir. Mevlidler çoğu zaman mesnevi biçiminde düzenlenmiş

halkın anlayabileceği yalın bir dille yazılmıştır. İlk özgün mevlid
Ebu’l-Cevzi tarafından yazılmıştır. İlk Türkçe mevlid ise
Süleyman Çelebi’nin eseri olan
Vesiletü’n-Necat’tır.
Kırk hadis
Belli bir konu çerçevesinde toplanmış 40 hadisten oluşan yapıtlara verilen isimdir.
Hadis-i erbain ya da erbaun olarak da bilinir. Hadislerin belli başlı konuları Kur’an’ın erdemleri

İslamın şartları

Hazreti Muhammed ve sahabesi

zikir

dua

salat ve selam

ziyaret

bilim ve bilgin

siyaset

hukuk

toplumsal

ahlaki yaşam ve tıptır. Divan edebiyatında hat kaygısıyla yazılmışlardır.
Menkıbname
Ya da
menakıbname olarak adlandırılır. Kahramanların

din büyüklerinin

tarikat kurucularının

ermişlerin olağanüstü yaşamlarını ve kerametlerini anlatan yapıtlardır. Türk edebiyatında 100’ü aşkın menkıbname yazılmıştır. Bu yapıtlar içerik yönünden ya bir tarikatla ilgilidir

örneğin
Sakıb Bey’le
Mustafa Dede’nin
Sefine-i Nefise adlı eseri gibi. Ya da bir ermişi konu edinir

örneğin
Müstakimzade Süleyman Saddedin’in
Menkıb-ı İmam-ı Azam’ı gibi.
Kıssa
Öğüt verici ve öğretici öykü

fıkra

masal

menkıbe türü eserlere kıssa adı verilir. Çoğul söylenişi kısas’tır. Kıssa anlatanlara
kıssa-han ya da
kıssa-gü denir. En yaygın örnekleri peygamberlerle ilgili kıssaları anlatan kitaplardır. Divan edebiyatında
Ahmed Cevdet Paşa’nın
Kısas-ı Enbiya ve
Tevarih-i Huleyfa adlı kitabı önemli bir kıssa örneğidir. Divan edebiyatında daha çok mesnevi türünde kaleme alınmışlardır. Düzyazı biçimli kıssalar da vardır. Bunlarda kullanılan dil çok daha sadedir.
DÜZYAZI BİÇİMLERİ
Divan edebiyatında üç tür düzyazı biçimi vardır. Yalın düzyazı

süslü düzyazı ve orta düzyazı. Yalın düzyazıda halkın konuştuğu dil kullanılmış

halk kitapları

halk öyküleri

Kur’an tefsirleri

hadis açıklamaları bu türde yazılmıştır.
Süslü düzyazıda hüner ve marifet göstermek amaçlanmıştır. Bu türe genellikle medrese öğrenimi görmüş

Osmanlıca’yı iyi bilen yazarlar yönelmiştir. Çok uzun cümlelerin

bol söz ve anlam oyunlarının göze çarptığı bu türün en belirgin örneklerini
Veysi ve
Nergisi vermiştir. Süslü düzyazıda çok ürün verilmiş bir alan da tezkire’dir. Bu türün ilk klasik örneğini

16. yüzyılda
Aşık Çelebi yazmış ve tezkire geleneği 19. yüzyılda
Fatih Efendi’ye değin sürmüştür.
Orta düzyazı ise

divan edebiyatının hemen hemen bütün klasik yazarlarının yazdığı bir türdür. Belirgin özellikleri

söz ve anlam oyunlarından

hüner ve marifet göstermekten kaçınılmış ve içeriğin ön planda tutulmuş olmasıdır. Özellikle tarih

gezi

coğrafya ve din kitapları bu türde yazılmıştır.
Din dışı konularda düz yazı