17-06-2007, 06:47
|
#2 (permalink)
|
| | MÜFLİS KİMDİR? "Abdurrahmân Kerkûkî" âlim ve velî bir zât. Bir gün sevdiklerine şöyle etti nasîhat: (Kardeşlerim kaçının her günâh ve harâmdan. Bilhassa titizlikle sakının Kul hakkından. Nitekim Resûlullah hitâb edip eshâba (Müflis kimdir?) diyerek suâl etti bir defâ. Dediler ki: (Müflisin şu ki bizce mânâsı Kalmamıştır elinde hiç malı ve parası.) Buyurdu: (Asıl müflis şu kuldur ki ey eshâb! O dünyâ hayâtında kazanmıştır çok sevâb. Namâz oruç hac zekât yapmıştır çok hasenât. O bu sevaplarıyla mahşere gelir fakat Onun bunun hakkına tecâvüz eylemiştir. Kiminin arkasından gıybetini etmiştir. Kimisini dövmüş ve sövmüştür diğerini. Veyâhut incitmiştir bâzısının kalbini. Türlü Kul haklarıyla gelir mahşer yerine. Verilir sevapları bu hak sâhiplerine. Lâkin öyle çoktur ki alacaklı olanlar Hepsini ödemeden tükenir o sevaplar. Verecek sermâyesi kalmayınca onlara O hak sâhiplerinin günâhları bu defâ Onlardan alınarak bu kula yükletilir. Hor ve zelîl olarak Cehenneme itilir.) Eshâb bunu duyunca Allah'ın Resûlü'nden Ağladılar herbiri bunun üzüntüsünden. Bir gün de eshâbına Allah'ın sevgilisi Buyurdu: (Çok seviniz siz birbirlerinizi. Vazîfeli bir melek nidâ eder mahşerde: (Allah rızâsı için sevişenler nerede?) Arş-ı âlâ altında toplanarak o zevât Nûrdan kürsîlerinde beklerler gâyet râhat.) Bir gün de buyurdu ki: (Birinizin faraza Kapısının önünde akan bir Nehir" olsa O kişi o nehirde beş defâ günde eğer Yıkansa üzerinde kalır mı kirden eser?) Arz ettiler ki: (Hayır o böyle yapsa şâyet Kir kalmaz üzerinde temiz olur o gâyet.) Buyurdu ki: (Beş vakit namâz dahî böyledir. Onu güzel kılanlar günâhtan temizlenir.) Bir gün de buyurdu ki: (Ey eshâbım şimdi siz Bir koyun sürüsü'nün "Çoban"ı gibisiniz. Nasıl ki mes'ûl ise her çoban sürüsünden Siz dahî mesulsünüz kendi iyâlinizden. Evlâtları yüzünden çok anne ve babalar O gün "Veyl" ismindeki Cehennemde yanarlar. Zîrâ öğretmediler dînini çocuklara. Sırf "Para kazanma"yı öğrettiler onlara. Ben onlardan uzağım onlar da benden uzak. Merhamet etmiyecek onlara cenâb-ı Hak.) |
| |