Konu
:
Temel Dini Bilgiler "32 ve 54 Farz, Tuvalet adabı, Özet İslam İlmihali"
Tek Mesajı Görüntüle
21-04-2006, 01:08
#
2
(
permalink
)
ChUcKy
ÖZET İSLAM İLMİHALİ
İlmihal kitaplarında İslami esaslar; itikat (iman)
ibadet
ahlâk ve ahkâm (hukuk) şeklinde dört bölüme ayrılarak incelenir. İtikat esasları "Temel Dini Bilgiler" sayfasında açıklandığı için
bu bölümde ibadet kısmı ele alınacak
diğer iki bölüm için ise "Linkler" sayfasında çeşitli bağlantılara yer verilecektir.
İBADETLER :
İbadet kelimesi genel olarak tapmak
kulluk etmek ve boyun eğmek
özel olarak ise "Allah'ın (CC) emirlerine uymak ve O'nun isteğine uygun hareket etmek" anlamına gelir. Bu şekliyle ibadet sözcüğü
genel inanışın aksine
sadece namaz kılmak
oruç tutmak gibi eylemleri değil
Allah'ın yapılmasını emrettiği her işi yapıp
yasakladığı şeylerden kaçınmayı
yani dini emirlerin tamamını kapsar.
İbadet etmenin ön şartı net
sağlam ve her türlü şüpheden arındırılmış bir imana sahip olmak; asıl şartı ise akıllı ve buluğ çağına erişmiş (erkeklik ve kadınlık fonksiyonlarını yerine getirebilecek güce ulaşmış) olmaktır. Deliler ve çocukların ibadet etme mecburiyeti yoktur. Çocuklar buluğ çağına genelde 12-15 yaşları arasında erişir. Ancak 15 yaşını bitirdiği halde buluğa ermeyenler artık hükmen yükümlü sayılır ve her türlü ibadet kendilerine farz olur.
İbadetler
emrediliş yolları ve uygulanış biçimleri itibariyle 8 ayrı temele dayanır:
A- Farz: Uyulması kesinkes zorunlu olan ve uymama halinde ilahi cezayı gerektiren dini hükümlerdir. Farz olan bir eylemi inkar eden kişi dinden çıkmış sayılır. Farzlar
uygulama açısında iki alt gruba ayrılır:
a-
Farz-ı ayn
her müslümanın kendi başına yerine getirmesi zorunlu olan ve başkasına devredilmesi mümkün olmayan görevlerdir. (Namaz kılmak
oruç tutmak gibi)
b-
Farz-ı kifaye
Müslümanlardan bir kısmının yerine getirmesi ile diğerlerinin sorumlu tutulmayacağı görevlerdir. (Cenaze namazı gibi)
B- Vacip: Uyulması istenen
uymama durumunda ise günah işlenmiş sayılan emirlerdir. Bayram namazı
vitir namazı ve kurban kesmek
vacip sayılan ibadetlerdendir. Vacip olan bir eylemi inkar eden dinden çıkmış sayılmaz
ama günah işlemiş olur. (Ancak bazı fıkhi konularda "vacip" teriminin "farz" anlamında kullanıldığını da unutmamak gerekir.)
C- Sünnet: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (SAV) yaptığı ve bize yapmamızı tavsiye ettiği eylemlerdir. Yapılmaması günaha sebep olmaz
ama kasten terk edilmesi peygamberimize saygısızlık anlamına geleceği için
ahirette O'nun şefaatinden mahrum olmayı gerektirebilir. Sünnetler müekked (kuvvetli) ve gayri müekked (zayıf) olarak ikiye ayrılır. "Nafile ibadet" terimiyle kastedilen eylemlerin tamamı sünnet olan ibadetlerdir.
D- Müstehab (mendub): Hoşa giden iş anlamına gelir. Nafile ibadetler bu gruba girer.
E- Helâl (mübah): Yapılması veya yapılmaması yasaklanmayan her türlü iştir.
F- Haram: Yapılması kesinkes yasak olan işlerdir. Haram olan bir işi helal sayan kişi dinden çıkmış sayılır.
G- Mekruh: Hoşa gitmeyen şey anlamına gelir. İki alt gruba ayrılır:
a-
Tahrimen mekruh: Yapılması istenmeyen ve kötülük bakımından harama yakın olan işlerdir. İşlenmesi günaha sebep olur. (Güneş doğarken ve batarken namaz kılmak gibi)
b-
Tenzihen mekruh: Hoş görülmemekle birlikte
nitelik bakımından helâla daha yakın olan işlerdir. Yapılması günaha sebep olmaz
ama yapılmaması durumunda sevap kazanılmış olur.
H- Müfsid: Başlanılan bir ibadeti bozan işlere denir. (Namaz kılarken konuşmak gibi)
İbadetlerin yapılmasında temizllik şartı önemli bir yer tutar. Kıyafet ve ibadet edilen yerin temizliği kadar
kişinin kendi temizliği de şarttır. Kişisel temizlik gusül (boy abdesti)
namaz abdesti ve teyemmüm olarak üç ayrı şekilde sağlanır:
Boy abdesti (Gusül):
Boy abdesti
Müslümanların ergenlik çağından itibaren uygulaması gereken önemli kurallardan biridir. Erkek ve kadının her türlü cinsel boşalım (cünupluk) sonrasında veya kadınların aybaşı halinin bitiminde alınması farz olan boy abdestinin ana esasları;
a - Ağzı bol su ile çalkalamak (üç kere yapılması sünnettir)
b - Buruna su vermek (üç kere yapılması sünnettir)
c - Islak yer kalmayacak şekilde
bütün vücudu yıkamaktır.
Boy abdesti almadan önce vücudun herhangi bir yerinde bulunan ve altına su geçirmeyen her türlü maddeyi titizlikle çıkarmak ve vücuttan uzaklaştırmak gerekir. Meselâ yağlı boya
her türlü yapıştırıcı madde
balık pulu
tırnak ojesi ve bazı saç boyaları altına su geçirmeyen maddeler arasında sayılır. Tırnağın uzun olması halinde
suyun parmak uçlarına kadar ulaştırılması gerekir. Ayrıca parmaktaki dar yüzüklerin oynatılması ve altlarının ıslatılması gereklidir.
Boy abdesti usulüne uygun şekilde alınırsa
bu abdestle namaz kılınıp Kur'an-ı Kerim okunabilir. Bozulmadığı sürece
ayrıca namaz abdesti almak gerekmez. Boy abdesti alırken vücudun tamamı tek organ olarak kabul edildiği için
suyun az olması halinde mevcut suyun sıvazlanarak bütün vücuda elle yayılması mümkündür. Bir insan suya (havuza veya nehre) girse ve bütün vücudu ıslansa
ağza ve buruna su vermek şartıyla
gusül abdesti de almış sayılır.
Namaz abdesti :
Namaz kılmak
Kur'an-ı Kerim okumak gibi eylemler için namaz abdesti almış olmak gerekir. 4 farz ve 4 sünnetten oluşan namaz abdesti şu şekilde alınır:
a - Üç kere ağıza su vermek
(sünnet)
b - Üç kere buruna su vermek
(sünnet)
c - Üç kere yüzü yıkamak
(Birincisi farz
diğer ikisi sünnet)
d - Üç kere sağ ve sol kolu dirseklerin üstüne kadar yıkamak
(Birincisi farz
diğer ikisi sünnet)
e - Bir kere başın en az dörtte birini meshetmek
(farz)
f - Bir kere kulakları meshetmek
(sünnet)
g - Bir kere boynu meshetmek
(sünnet)
h - Bir kere sağ ve sol ayağı bileklerin üstüne kadar yıkamak. (farz)
Suyun az bulunduğu yerlerde
gerekirse sadece farz olan organları yıkayarak da namaz abdesti alınmış olur. Eğer abdest alınan organlardan birinde yara varsa ve su yaraya zarar verecekse
orası yıkanmaz
sadece ıslak elle üstünden geçilir (meshedilir). Yara yeri sargılıysa
mesh sargının üstünden yapılır.
Abdestin Sünnetleri :
Abdestin değişik sünnetleri vardır. Bu sünnetlere uymak kişiye ek sevap kazandırır. Bu sünnetlerin önemlileri:
a) Abdest almadan önce dişleri fırçalamak veya misvak kullanmak
b) Abdeste başlamadan önce besmele çekmek ve niyet etmek (Mesela:
"Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" demek)
c) Ağza ve buruna sağ elle ve bolca su vermek (Oruçlu iken
tedbir olarak bol su verilmez)
d) Organları belirtilen sıraya göre yıkamak ve abdest sırasında başka işle ilgilenmemek
abdeste ara vermemek
e) El ve ayak parmaklarının arasını bol su ile yıkamak
f) Başı bir defa meshetmek ve meshe başın ön kısımdan başlamak.
Abdest alırken suyu fazla açmamak veya çok kısmamak
organları yıkarken abdest dualarını okumak
abdest alırken (mümkünse) yüzü kıbleye çevirmek
suyu çarparak etrafa su sıçratmamak
acele etmemek
çok gerekli olmadıkça konuşmamak ve abdest bittikten sonra bir kere amentü
üç kere de Kadir suresini okumak müstehaptır (ek sevaba sebep olur).
Abdest aldığını bildiği halde
abdesti bozup bozmadığını hatırlamayan kimse abdestli sayılır. Ama abdesti bozduğunu bildiği halde
abdest alıp almadığını hatırlamayan kimse abdestsiz sayılır. Abdest alan kimse daha sonra
mesela başını meshetmediğini hatırlarsa
yeni baştan abdest alması gerekmez
sadece başını meshetmesi yeterlidir.
Abdesti bozan şeyler şunlardır:
a- Yellenme
büyük veya küçük tuvaletini yapma
b- Vücudun herhangi bir yerinden kan
irin gibi sıvıların çıkıp akması veya bir yere bulaşması (Hanefi mezhebine göre
çıktığı yerde topak halinde kalıp etrafa bulaşmayan kan abdesti bozmaz)
c- Çiftlerin birbirleriyle aşırı derecede oynaşması veya cinsi münasebette bulunması
ç- Ağız dolusu kusmak (az miktarda olursa bozmaz)
d- Sarhoş olmak
e- Kendini kaybedecek oranda baygınlık geçirmek
f- Bir yere dayanarak veya yatarak uyumak (otururken
kendinden geçmeyecek şekilde uyuklayan kimsenin abdesti bozulmaz)
g- Namaz kılarken
başkaları duyabilecek şekilde gülmek.
Teyemmüm:
Suyun bulunamadığı veya kişinin (yaşlılık
ağır hastalık gibi sebeplerle) suyu kullanma gücü olmadığı durumlarda gusül veya namaz abdesti için teyemmüm yapılması yeterli olur. Teyemmüm için temiz toprak ya da topraktan imal edilmiş temiz tuğla
kiremit veya beton parçası kullanılır. Uygulanış şekli:
a- Eller iyice toprağa (veya topraktan imal edilmiş maddeye) sürülür
kaldırıp hafifçe silkelenir ve yüzün tamamı meshedilir
b- Eller yine toprağa sürülür
silkelenir ve sol elle sağ kol
sağ elle de sol kol tamamen meshedilir.
Teyemmüme niyet etmek
besmele çekmek ve meshederken parmakları açık bulundurmak sünnettir. Abdesti bozan şeylerin tamamı teyemmümü bozduğu gibi
suya kavuşmak ve suyu kullanacak gücü yeniden elde etmek de teyemmümü bozar.
NAMAZ
Temizlik ve temizlenmenin ibadetlerde ön şart olduğunu belirtmiştik. Bir Müslüman için ibadetlerin en önemlisi namazdır. Çünkü namaz
Kur'an-ı Kerim'de bize emredilen kulluk görevleri içinde adı en çok (136 kere) vurgulanan ibadet şeklidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) "Namaz dinin direğidir" diyerek bu önemi ayrıca açıklamıştır. Namaz emri Peygamberimize
diğer emirler gibi Cebrail A.S. tarafından değil
Miraç gecesi bizzat Allah (CC) tarafından bildirilmiştir.
Sabah
öğle
ikindi
akşam ve yatsı olarak günde beş vakit kılınan namazın farzları
6'sı dışında (öncesinde) ve 6'sı içinde olmak üzere 12 tanedir.
Namazın dışındaki farzlar:
1- İç temizlik : Namaz kılacak kimsenin cünüp ise gusletmesi (yıkanması)
abdestsiz ise namaz abdesti almasıdır.
2-
Dış temizlik : Namaz kılacak kişinin bedeninin
elbiselerinin ve namaz kılacağı yerin temiz olmasıdır.
3-
Örtünme (avret yerlerinin kapalı olması) : Avret yeri erkekler için göbek ile diz kapağı arası
kadınlar için ise el
yüz ve ayaklar dışındaki bütün vücuttur.
4-
Vakit: Her namazın kendine özel bir zamanı vardır.
a) Sabah namazının vakti
güneşin doğuş istikametinde yana doğru yayılan beyazlığın (fecrin) görülmesi ile başlar ve güneşin doğuşuna kadar devam eder. (Takvimlere göre bu süre
imsak vakti ile güneş doğuşu arasında geçen zamandır.) Bu süre içinde kılınamayan sabah namazı öğleden önce (güneş doğuşunun 45 dakika sonrası ile
öğle vaktinin 15 dakika öncesi arası) kılınabilir. Ancak bu durumda sadece namaz borcu ödenmiş olur
namaz kılma sevabı önemli ölçüde azalır.
b) Öğle namazının vakti
bir cismin gölgesinin doğuya doğru uzamaya başladığı (yani güneşin batıya doğru yöneldiği) an ile başlar ve gölgenin kendi boyunun iki misline ulaştığı zamana kadar devam eder.
c) İkindi namazının vakti
öğlenin sona erdiği an ile
güneş batışının 30 dakika öncesidir. Kerahet vakti denen bu son 30 dakikalık sürede (eğer kılınmamışsa) ikindi namazının farzı dışında hiç bir namaz kılınamaz.
d) Akşam namazının vakti
güneşin batışı ile ufuktaki kızıllığın kaybolmasına kadar geçen süredir. Akşam namazının geciktirilmeden kılınması müstehaptır.
e) Yatsı namazının vakti
akşamın sona erdiği an ile imsak vakti arasıdır. Ancak imsak vakti beklenmeden
en geç gece yarısında kılınması uygundur. Vacip olan vitir namazı
yatsı namazının bitiminden sonra kılınır. Ramazan ayına özgü olan teravih de yatsı namazı vaktinde kılınır.
Vaktin girmesi namazın aslî şartlarından olduğu için
vaktin belirlenemediği yerlerde (meselâ kutupların iç bölgelerinde) yaşayan bir Müslümanın vakti belirlenemeyen namazları kılma sorumluluğu bulunmaz. Ancak o kişilerin
o yere en yakın bölgede geçerli olan saatlere uyarak ibadet etmeleri
İslam alimlerince bir tedbir olarak tavsiye edilmiştir.
5-
Kıbleye yönelme : Kıblenin ne yönde olduğunu bilmeyen kimse etrafındakilere sorarak namazını kılar. Namazdan sonra bu yönün yanlış olduğunu öğrense bile namazını kılmış sayılır. Ama bir kimse etrafa soruşturmadan kendi tahmini ile kıbleye yönelse ve sonradan bu yönün yanlış olduğunu öğrense
namazını tekrar kılması gerekir.
6-
Niyet etme : Niyet "istemek
arzu etmek"
namaza niyet ise "sırf Allah rızasını kazanmak için namaz kılmayı arzulamak" anlamına gelir. Niyet kalp ile yapılır. Ayrıca dil ile (meselâ: "niyet ettim Allah rızası için bugünkü öğle namazının farzını kılmaya
döndüm kıbleye" şeklinde) söylemek ise sünnettir. Cemaatle namaz kılacak olanların ayrıca "uydum hâzır olan imama" demeleri gerekir.
Namazın içindeki farzlar:
1- Namaza başlama (iftitah) tekbiri : Kişinin
en az kendinin duyacağı bir sesle "Allah-ü Ekber" demesidir.
2-
Kıyam (ayakta duruş) : Farz ve vacip olan namazlarda
asgari bir ayet okunacak sürece ayakta durmaktır. Özürlü olanlar oturarak kılabilirler.
3-
Kıraat (Kur'an okuma) : Namazda bir veya daha çok ayet okumak farzdır. Bu okuma
en azından kişinin kendi duyabileceği bir sesle olmalıdır.
4-
Rükû (eğilme) : Vücudun belden yukarı olan kısmını 90 derecelik bir açı ile öne doğru eğmektir. Kadınların bu kadar çok eğilmesi gerekmez.
5-
Secde : Alın ve burnu birlikte yere koymaktır (burnu yere değdirmek vacip
alnı yere değdirmek ise farzdır). Bir rekâtta yapılan secdelerin her ikisi de farzdır. Secde süresince ayakları havaya kaldırmak uygun olmaz.
6-
Son oturuş : İki rekatlı namazlarda ikinci
dört rekatlı namazlarda ise dördüncü rekattaki son oturuş farzdır.
Namazın vacipleri:
Namazın vaciplerinden bir veya birkaçını unutarak terk eden kişinin sehiv (yanılma) secdesi yapması gerekir. (Sehiv secdesi
namazın bitiminde selâm verdikten sonra yeniden iki defa secde ederek son oturuşa geçmektir.) Vaciplerden birini bilerek terk eden kişinin namazı bozulmuş olur. Namazın bazı önemli vacipleri:
a) Sünnet (nafile) namazların her rekatında
farz namazların ise ilk iki rekatında Fatiha suresini okumak
b) Fatiha suresini önce
kıraat edilecek ayetleri ise daha sonra okumak (bu kıraatin kısa bir sûre veya asgari üç kısa ayet uzunluğunda olması yeterlidir)
c) Rükû ve secde gibi hareketlerde sayıya uymak (meselâ bir rekâtta iki kere rükû
bir veya üç kere secde etmemek)
d) Kıyam
rükû ve secdede çok acele etmemek (en az "sübhanallah" diyecek kadar beklemek)
e) Oturuşlarda "teşehhüd"ü ("et-tehiyyâtü" duasını) okumak
f) Namazı "es-selâmü" diyerek selam verip bitirmek (tam şekli "es-selâmü aleyküm ve rahmetullah"tır)
g) Vitir namazında kunut duasını okumak.
Namazın sünnetleri:
Namazdaki sünnetleri terketmekle namaz bozulmaz
ama uygulanması halinde ek sevap kazanılmış olur. Bu sünnetlerden bazıları:
a) Namaza başlarken yapılan niyeti dil ile ve başlangıç tekbirinden hemen önce söylemek
b) Her rekatın başında Fatiha suresinden önce gizlice besmele çekmek
c) Fatiha suresinden sonra gizlice "amin" demek
d) Rükû tespihlerini (subhane rabbiyel azim) üç kere söylemek
e) Rükûda dizleri bükmemek
mümkünse 90 derece öne eğilmek
f) Rükû ve secdeden doğrulunca "sübhanallah" diyecek kadar beklemek
g) Secdede başı iki el arasına koymak
dirsekleri yere değdirmemek
h) Secde tespihlerini (subhane rabbiyel alâ) üç kere söylemek
i) Son oturuşta
"et-tehiyyatü" duasını okuduktan sonra "Allahümme salli" ve "Allahümme barik" salâvatlarını okumak
k) Önce sağa
sonra sola selam vermek.
Namazı Bozan Bazı Şeyler:
1- Namaz içinde (unutarak da olsa) az veya çok konuşmak veya gülmek namazı bozar
2- Namaz kılarken bir veya iki elle bir iş yapılır
bir şey düzeltilirse bakılır. Eğer yapılan iş
dışardan bakan birinde onun namazda olmadığı kanısını uyandıracak oranda ise namaz bozulur. Bu kanıyı uyandırmayan küçük hareketler namazı bozmaz.
3- Dişler arasında kalmış nohut tanesinden büyük yemek kırıntısını yutmak namazı bozar
kırıntı küçükse namaz bozulmaz
ama mekruhtur
4- Sakız çiğnemek namazı bozar
5- Ağıza giren yağmur
kar ve dolu gibi maddelerin yutulması namazı bozar.
Namazda Yapılmaması Gereken Bazı Şeyler (Mekruhlar) :
Namazda yapılan bazı hareketler namazın sevabını azaltır
ama tek başına namazı bozmaz:
1- Namazda gözleri yummak veya başını kaldırıp göğe bakmak
2- Tembellik veya önemsememe sebebiyle başı açık namaz kılmak
3- Daha iyisi varken
yırtık pırtık
eski ve kirli elbiseyle namaz kılmak
4- Esnemek zorunda kaldığı zaman ağzı kapatmamak (ağız sağ elle veya sol elin arkası ile kapatılır)
5- Büyük veya küçük abdest sıkıştırması varken namaz kılmak
6- Kasten öksürmek veya ses çıkararak boğazını (genzi) temizlemek
7- Ön saflarda boş yer varken
arkada tek başına imama uymak
8- Üzerinde veya elbisesinde canlılara ait resim bulunduğu halde namaz kılmak
9- Secdeye varırken elleri dizlerden önce yere koymak ve secdede karnı bacaklara yapıştırmak
10- Cemaatle namaz kılarken
imamdan önce rükû ve secdeye gitmek veya imamdan önce rükû ve secdeden kalkmak
11- Farz namazlarda özürsüz olarak bir yere dayanmak (sünnet namazlarda mekruh sayılmaz)
12- Secdeden kalkarken ayaklardan birini öne atmak
13- Elinde bir şey tutarak namaz kılmak.
Çok önemli bir sebep yokken namazların vaktinde kılınmayıp kazaya bırakılması imani bir zayıflık işareti sayılır. Namazların kaza edilmesi
eğer tövbe ile birlikte yapılırsa
Allah'ın (CC) o namaza ait borcu affına sebep olabilir. Ama bu eylemden dolayı namaz kılma sevabına ulaşmak mümkün değildir. Buna rağmen kaza şeklinde de olsa
kılınamayan namazların edasına dikkat etmek gerekir.
Kaza namazları güneşin doğuş
batış ve tam tepe noktada bulunduğu kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir. Bunun için
eğer biliniyorsa
kılınamayan namazın vaktine (meselâ "vaktinde kılamadığım dünkü ikindi namazının kazasını kılmaya" şeklinde) niyet edilir. Eğer vakit bilinmiyorsa
kılınamayan ilk veya en son namazın vaktine (meselâ "vaktinde kılamadığım ilk -veya en son- ikindi namazının kazasını kılmaya" şeklinde) niyet edilir. Kaza namazı kılmadan önce ezan ve ikamet (kaamet) getirilmesi uygundur. Eğer ardarda birkaç kaza namazı kılınacaksa ezan sadece bir kere okunur
ama ikamet her namaz için ayrı ayrı getirilir.
Cuma Namazı:
Sadece erkeklere farz olan Cuma namazı
Cuma günü öğle namazı vaktinde ve ancak cemaatle birlikte kılınan bir namazdır. Çünkü Cuma namazının farzlarından biri olan hutbe okunması
ancak cemaat oluşması halinde mümkündür. Kadınlar Cuma namazı vaktinde öğle namazı kılarlar.
Cuma namazında önce dört rekatlık ilk sünneti kılınır ki şeklen öğle namazının ilk sünneti gibidir. Sadece niyet ederken
"Niyet ettim Allah rızası için bugünkü Cuma namazının ilk sünnetini kılmaya
döndüm kıbleye" denmesi gerekir. İlk sünnet bitince imam hutbe okur. Bu hutbenin usulüne uygun şekilde
huşu içinde
fazla kıpırdanmadan dinlenmesi farzdır. Hutbenin bitiminde tüm cemaat ayağa kalkıp imama uyar ve farz kılınır. Bu namazın niyeti de "Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının farzını kılmaya
döndüm kıbleye
uydum imama" şeklindedir. İki rekatlık farz namaz bittikten sonra
Cuma namazının son sünneti kılınır. Bu namaz da aynen ilk sünnet gibi dört rekattır. Böylece
toplam on rekatlık Cuma namazı bitmiş olur. İsteyen ve işi olan cemaat dua edip gidebilir.
İlmihal kitaplarında "Zuhûr-u Ahır" ve "vaktin son sünneti" diye dört ve iki rekatlık iki ayrı namaz daha tarif edilir. Peygamberimiz döneminde kılınmayan bu iki namazın daha sonra eklenmesinin sebebi
Cuma namazının peygamberimiz döneminde her yerleşim yerinin en büyük camiinde topluca kılınmakta oluşu
ancak İslam devleti genişleyip şehirler büyüyünce
bu uygulamanın aynen devam ettirilmesinin mümkün olmamasıdır. Bu sebeple İslam alimleri öğle namazının farzı ile son sünnetini de ekleyerek
Cuma namazının kabul edilmemesi durumunda
hiç olmazsa öğle namazını garantiye almayı denemişlerdir.
Tercih edilen husus
bu iki namazdan ilkine "vaktinde kılamadığım en son öğle namazının kazasını kılmaya" diye niyet ederek kılamadığı bir öğle namazının kazasını; ikincisinde ise "vaktinde kılamadığım en son sabah namazının kazasını kılmaya" diyerek kılamadığı bir sabah namazının kazasını kılmak
böylece hem icmaya uymak
hem de iki kaza namazını eda etmiş olmaktır.
Cuma namazı
Kur'an-ı Kerim'de hakkında aynı ismi taşıyan sure bulunan önemli bir namazdır. Cuma suresinde
Cuma namazı vaktinde ticaretle uğraşmanın haram olduğu belirtilmektedir. Bu sebeple
diğer namazları kılmayan veya kılamayanların bile Cuma namazını eda etmeye özen göstermelerinde yarar vardır. Eğer herhangi bir mazeret sebebiyle Cuma namazına gidilemiyorsa
sonradan tek başına öğle namazını kılmak da mümkündür. Ancak bunun için
camideki cemaatin farz namazı bitirmesini beklemek gerekir. Bu da tahminen
ezan okunduktan sonra 20 dakikalık bir sürenin geçmesi demektir.
ZEKAT
Zekat'ın sözlük anlamı temizlik
bereket ve artış; dini anlamı ise
malının belli bir kısmını Allah rızası için Müslüman fakirlere karşılıksız vermektir. Zekat
Kur'an-ı Kerim'de namaz ile birlikte en çok (84 yerde) emredilen bir ibadet şeklidir.
Zekat vermek malın temizlenmesi
kazancın ve bereketin artmasına sebep olur.
Zekatın farz olmasının çeşitli şartları vardır:
1- Müslüman olmak.
2- Akıllı olmak
hür olmak ve buluğ çağına erişmiş olmak (delilerin
esirlerin ve zengin olan çocukların malından zekat verilmez)
3- Nisap miktarı (96 gr. altın veya bu değere sahip) malı olmak.
4- Nisap miktarı mala sahip olmanın üstünden bir yıl (yani kameri takvime göre 354 gün) geçmiş olmak.
Nisap miktarının hesaplanmasında dikkate alınacak mallar
nakit para
nakit yerine geçen hisse senetleri ve bunların kârları
altın
gümüş gibi her türlü değerli madenler ve bu madenlerden yapılmış eşyalar
satılmak üzere alınmış ticari mallar
deve
sığır
koyun gibi ehil hayvanlar ile her türlü ekin ve meyvedir. (Bunlardan ekin ve meyve türünde olanlarının zekatını vermek için bir yıl geçmesi beklenmez
diğerleri için beklenir.)
Zekat hesabına girmeyen mallar ise oturulan ev
giyilen elbiseler
ev eşyaları
sanat aletleri
imalat makinaları ve satmak için bulundurulmayan şahsi kitaplardır. Kiraya verilmiş olan gayrimenkullerin zekatı asli değeri üstünden değil
ondan elde edilen kira gelirleri üzerinden hesaplanır.
Nisap miktarı mala sahip olan kişinin eğer borcu varsa
bu borç miktarını toplam değerden düşmesi gerekir. Hatta borçları sahip olduğu malların değerinden fazla ise
o kişinin zekat ödemesi gerekmez. Eğer kişinin alacağı varsa
bu alacaklar arasında tahsili kesin olanları zekat hesabına katmak gerekir. Tahsili şüpheli olanları ise dilerse hesaba katar
dilerse paranın eline geçmesini bekleyebilir.
Her türlü nakit
değerli maden ve ticari eşyanın zekat miktarı
bu malların değerinin 40'ta biri (% 2
5'u) kadardır. (Ehil hayvanların ve ekinlerin hesabı ise daha değişik oranlardadır.)
Zekat verilebilecek kişiler
Müslüman olan fakirler
düşkünler
borçlular ve İslami tebliğ görevi üstlendiği için kazanç getiren bir işte çalışamayanlardır. Gayrimüslimlere
eşlere (kadın kocasına
koca ise karısına)
usûl ve furû'a (anne
baba
dede
nine veya çocuk
torun vs) zekat verilemez.
Ayrıca her tür dernek
vakıf
cami
okul gibi tüzel kuruluşlara zekat verilemez.
Zekat öderken kalben zekat vermeye niyet etmek gerekir. Ancak fakire verirken (onu incitmemek için) bu paranın zekat olduğunu mutlaka söylemek gerekmez. (Hediye veya yardım diyerek verilebilir) Akrabalar içinde fakir olanlar varsa zekatın öncelikle bunlara verilmesi uygundur. Bir kere nisap miktarı mala sahip olup zekat ödeyen kişi
bu zenginliği devam ettiği sürece
sonraki yılların zekatını vermek için bir yıl beklemek zorunda değildir. Dilerse ve uygun kişiyi bulursa
bir yıl dolmadan da zekatını verebilir.
Eğer soruşturulup bir kimsenin fakir olduğuna inanılarak zekat verilir
daha sonra onun zengin biri olduğu anlaşılırsa
tekrar zekat vermek gerekmez. Ama böyle bir araştırma yapmadan zekat verilirse
aynı miktar parayı başka bir fakire tekrar vermek gerekir. Benzer durum bilmeden gayrimüslime verilen zekat için de geçerlidir.
Fıtır Sadakası (Fitre):
Zengin kişinin zekat dışında fitre de vermesi vaciptir. Ancak fitrenin niteliği ve miktarı
zekat hesabından ayrı özelliklere sahiptir. Fitrenin nisap hesabında zekata tabi olmayan eşyalar ve mallar da dikkate alındığı için
zekat vermekle yükümlü olmayan pek çok kişinin fitre vermek zorunda olabileceğini unutmamak gerekir.
Fitre Ramazan ayı içinde
en geç bayram namazından önce verilmek zorundadır. Fitre
aile fertlerinin her biri için ayrı ayrı verilir. Delilerin
buluğa ermemiş çocukların ve bayram namazından önce doğan bebeklerin fitrelerinin de velileri tarafından verilmesi gerekir. Bayrama kadar verilemeyen fitrelerin bayramda
hatta daha sonraki günlerde verilmesi de mümkündür
ama bu geciktirme fitredeki fazileti azaltır.
Fitrelerin mutlaka fakirlerin eline verilmesi gerekir. (Örneğin
evde fakirlere yemek yedirmek suretiyle fitre ödenmiş olmaz.) Bir kişinin fitresi bölünerek iki ayrı fakire verilemez. Ama birkaç kişinin fitresi
topluca tek bir fakire verilebilir. Her şahsın fitresinin (mümkünse) ayrı bir fakire verilmesi en uygun şekildir.
Fitre miktarı
kişinin gelir seviyesi ve sosyal yaşam standardına bağlı olarak buğday
arpa
kuru üzüm ve hurma üzerinden hesaplanır. (Fitre miktarları
her yıl müftülükler tarafından bu dört ölçü üzerinden açıklanmaktadır.) Herkes maddi gücü nispetinde bu ölçülerden en uygununu (mümkünse en yükseğini) temel alarak ödemesini yapar. Ancak
aile fertlerinin hepsi için aynı ölçünün temel alınmasına dikkat etmek gerekir.
ORUÇ
Oruç
fecir (imsak) vaktinden güneşin batımına kadar geçen süre içinde yeme
içme ve cinsel arzulardan uzak durmaktır. Akıllı ve buluğ çağına ermiş bütün Müslümanlara Ramazan ayı içinde oruç tutmak farzdır. Hastalar
yolcular ve aybaşı halindeki kadınlar sağlığa kavuştuktan veya eve geri döndükten sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler.
Oruç tutmak için en azından kalp ile niyet edilmesi gerekir. (Ayrıca dil ile söylemek sünnettir.) Bir insanın Ramazan orucu için sahur yemeğine kalkması da bir nevi niyet anlamı taşır. Kaza
kefaret ve adak oruçları için ise mutlaka hem niyet etmeli
hem de hangi tür oruç tutulmak istendiği belirtilmelidir.
Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar
tutamadıkları her gün için fakirlere (fitre miktarınca) fidye verirler. Buna maddi gücü yetmeyen fakir yaşlılar ise tövbe edip affedilmelerini dilerler. Oruç borcu ile ölenlerin yakınları
eğer ölünün vasiyeti varsa
kalan maldan onun adına fidye vermek zorundadır. Eğer ölünün böyle bir vasiyet yoksa
yakınları fidye verip vermemekte serbesttir. Ölü adına kaza orucu tutmak doğru olmaz.
Orucu bozan şeyler :
Orucu bozan şeyler ikiye ayrılır:
A) Hem kaza
hem de kefareti gerektiren şeyler:
1- Gıda sayılabilecek şeyleri yemek
içmek
sigara
afyon gibi keyif veren maddeleri kullanmak
ağza giren yağmuru kasten yutmak
kar ve dolu gibi maddeleri bilerek yemek.
2- Cinsi münasebette bulunmak (Bu durumda boşalıp boşalmamak önemli değildir).
Bunları oruçlu olduğunu bilerek
kasten yapan kişinin hem 1 gün kaza
hem de ara vermeksizin 60 gün ardarda kefaret orucu tutması gerekir.
B) Sadece kaza etmeyi gerektiren şeyler:
1- Çiğ pirinç
hamur
un ve bir defada çok miktarda tuz yemek (az tuz yenirse kefaret gerekir)
2- Pamuk
kağıt yemek
çakıl
taş
toprak gibi maddeleri yutmak
3- Makata veya mesaneye ilaç vermek
genize gidecek şekilde buruna ilaç damlatmak
kulağa yağ damlatmak
4- Ağıza alınan suyu veya ağıza giren yağmur
kar gibi maddeleri hata ile yutmak
5- Unutarak bir şey yedikten sonra
orucunun bozulduğunu zannederek yeyip içmek
6- İmsak vaktinin gelmediğini veya iftar zamanının geldiğini zannederek
yanılıp bir şey yemek
7- Eşine dokunma
öpme suretiyle inzal olmak (boşalmak)
8- Kendi arzusu ile dışarıdaki sigara dumanını içine çekmek
9- Kendi arzusu ile ağız dolusu kusmak
10- Dişler arasında kalan nohut büyüklüğündeki kırıntıyı yutmak (daha küçük olan kırıntı orucu bozmaz)
11- Deri altına
kasa veya damara yapılan her türlü ilaç ve aşılar
12- Sakız çiğneyip suyunu yutmak
13- Ramazan orucu dışında kalan diğer oruçları kasten bozmak.
Bu şekilde bozulan oruçlarda
sadece bir gün kaza orucu tutmak gerekir.
Orucu Bozmayan Şeyler :
1- Unutarak bir şey yeyip içmek
2- Çiçek aşısı gibi deri üzerinden yapılan aşılar
3- Kan aldırmak (vücuda kan verilmesi ise orucu bozar ve kaza gerektirir)
4- Göze sürme çekmek veya ilaç damlatmak
5- Kendiliğinden inzal olmak (boşalmak)
cünüp olarak sabahlamak
6- Banyo yaparken kulağa su kaçması
7- Burundaki akıntıyı (sümüğü) boğaza çekip yutmak
8- İstemeden ağza gelen kusmuğu yine istemeden geri yutmak
9- Ağza tükürüğünü toplayıp yutmak (orucu bozmasa da mekruhtur)
10- Eşi ile öpüşmek
11- Banyo yapmak (serinlemek amacıyla banyo yapılması mekruhtur)
12- Abdest alma gayesi dışında ağza su alıp çalkalamak.
Orucu bozmayan şeylerin yapılması kaza veya kefaret gerektirmez. Ancak bu sebeple orucun bozulduğunu zannederek yeyip içmek genelde kaza
bazen de kefaret gerektirir.
HAC
Maddi gücü yerinde olan Müslümanların ömürlerinde bir kere haccetmesi farzdır. Bu farz oluş
kişinin maddi gücü ilk elde edişi ile başlar. Sağlığı ve imkanı yerinde olmasına rağmen haccı sonraki yıllara erteleyen kişi günahkar olur. Haccın zamanı
Zilhicce ayının ilk on günüdür ve en geç Arefe günü Arafat'ta vakfe ile başlar. Kurban bayramı günlerinde şeytan taşlama
kurban kesme ve Kabe'nin tavafı ile devam edip biter. Bu zaman dışında Kabe'ye yapılacak ziyaretler "hac" değil
"umre" sayılır. (Hacca gideceklerin hac ile ilgili detaylı bilgileri İslam İlmihali kitaplarından öğrenmeleri gerekir. Çünkü duaları da içeren bu bilgileri öğrenmeden hacca gidilmesi
bir hoca nezaretinde bile olsa
pek çok zorluğu beraberinde getirmektedir.)
ChUcKy
Kullanıcının Profilini Göster
ChUcKy adlı üyeye özel mesaj gönder
ChUcKy Kullanıcısının Web Sitesi
ChUcKy Kullanıcısının Tüm Mesajları