11-12-2008, 20:00
|
#1 (permalink)
|
| | Kazandığım madalyalar, öğrencilerim için en iyi ders ... Milli tekvandocu Azize Tanrıkulu, yıllardır hayalini kurduğu kariyere ve başarıya bu yıl kavuştu. 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları'nda gümüş madalya kazanan Tanrıkulu, madalyasını boynuna taktığı gibi okuluna ders vermeye gitti. izafet.Com - Kazandığım madalyalar, öğrencilerim için en iyi ders ... İçinde bulunduğumuz Öğretmenler Günü dolayısıyla konuştuğumuz Tanrıkulu, mesleğinde yaşadığı ilk yılla ilgili nezih anılarını bizimle paylaştı. Çiçeği burnundaki şampiyon öğretmenin, öğrencilerinden gördüğü ilgi çok farklı bir boyutta. Milli sporcunun okulundaki ilk haftasında yaşadıkları ise hayli ilginç. Tanrıkulu'nu, ders saatlerinde koridorlarda dolaşırken gören öğretmenler, 'Neden eşofmanlarla geziyorsun, hadi kızım dersine.' diyerek sık sık uyarmış. Avrupa ve dünya şampiyonluğunun akabinde olimpiyatlardaki gururumuz haline gelen şampiyon tekvandocu, öğretmen olmanın çok büyük bir onur olduğunu ve bugünlere gelebilmek için çok çalıştığını belirtiyor. Yetenekli sporcu, şu anki halet-i ruhiyesini şu cümlelerle dile getiriyor: "Altı kişilik bir ailede büyüdüm. Ağabeyimin desteğiyle tekvandoya başladım. Çocukluğumdan bu yana sporun içindeyim. Birçok kez ameliyat geçirdim. Yıllarca okul ve spor arasında mekik dokudum. Sporda başarıyı yakalayabilmek ve öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği edinebilmek için çok büyük emek sarf ettim." İlk önce Şırnak'a, daha sonra memleketi Antalya'ya tayini çıkan milli sporcu, şu an Antalya Çağlayan Lisesi'nde beden eğitimi öğretmenliği yapıyor. Okulun milli gururu olan genç öğretmen, bu yıl ilk kez yaşayacağı Öğretmenler Günü'yle ilgili farklı bir ayrıntıyı aktarıyor: "Öğretmenler Günü'nü heyecanla bekledim. Son derece mutluluk verici bir durum. Ancak bu yıl ilk kez Öğretmenler Günü'nü yaşarken okulumuzda görev yapan Niyazi hocamızın 35. kez Öğretmenler Günü'nü kutlayacağını öğrendim. Bunu duyduğumda çok şaşırdım. Şimdi okulda herkes, Niyazi hoca ve beni konuşuyor." İlk dersine girdiğinde bambaşka bir hissiyat içerisinde olduğunu anlatan milli tekvandocu, "Haftada 18 saat derse katılıyorum. İlk derse girdiğim günü hiç unutamıyorum. Boyları benden büyük olan liseli öğrencileri karşımda görünce çok tuhaf oldum. İlk etapta otorite kurmaya çalıştım. Gerçi tekvandocu olmam hasebiyle biraz çekindiklerini gördüm. Ancak çok efendi çocuklar. Faal sporcu olduğum için derslerimi uygulayarak anlatmam öğrencilerin ilgisini ve hayranlığını çekiyor." şeklinde konuşuyor. Okulda tekvandoya merak duyan öğrencilerle ayrıca ilgilendiğini belirten şampiyon öğretmen, şunları söylüyor: "Öğrenciler büyük bir hayranlıkla benimle tanışıp, konuşmak istiyor 'Hocam, gazetede çıkan haberlerinizi biriktiriyoruz. Başarınızla ve kazandığınız madalyalarla övünüyoruz.' şeklinde benimle sık sık sohbet ediyorlar. Onların bu davranışları da beni çok motive ediyor. Öğrencilerime hem sözlü hem de davranışsal biçimde örnek olmak çok güzel." Öğretmenlikten aldığı ilk maaşını da hâlâ unutamadığını hatırlatan Tanrıkulu, sözlerini şöyle tamamlıyor: "İlk maaşımla anneme ve kendime kalıcı bir hediye olsun diye kolye aldım. Ömür boyu onu saklayacağım. Ayrıca küçük bir borcum vardı, onu kapattım." |
| |