| | #6 (permalink) |
| Atom Bombası Atom bombasını ilk kez yapmayı başaran ABD ilk atom bombasını 16 Temmuz 1945'te New Jersey eyaletindeki Alamogordo hava üssünde patlattı. Bu patlamada inanılmaz derecede kuvvetli bir ışık16 km uzaklardaki dağları bile aydınlattı. Ateşten bir top 12 000 metreye yükseldi.İkinci Dünya Savaşı'nda savaş amacıyla kullanılan ilk atom bombası 6 Ağustos 1945'te Japonya'da Hiroşima şehrine atıldı. Patlamada 66 000 kişi öldü 69 000 kişi de yaralandı. Üç gün sonra Nagasaki'ye atılan atom bombası ise 37 000 kişiyi öldürdü 40 000 kişiyi yaraladı.Atom bombası patlatılınca bir sarsma dalgası meydana gelir. Bu dalganın hızı ses hızından yüksektir. Atom bombası genel olarak bu sarsma dalgasının etkisini artırmak için yerden yüksekte patlatılır. Bu dalga yere çarptıktan sonra yeniden yukarı doğru sıçrar. böylece aşağı doğru inip çıkan yeni sarsma dalgalarının oluşmasına yol açar.Diğer yandan bombanın patladığı yerdeki hava ısınır; büyük bir hızla genişleyerek bir boşluk meydana getirir. Bu boşluğu doldurmak için hücum eden soğuk hava şiddetli bir kasırgaya yol açar. Böylece atom bombası iki yönden yakıcı yıkıcı bir kuvvetle binaları devirir canlıları öldürür. | |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Bumerang Bumerang günümizde en çok Avustralya yerlileri tarafından kullanılan ağaçtan yapılmış eski bir silahtır. Hayvan avcılığı spor ve eğlence amaçlı kullanılır.Bumerang sert ağaçtan yontularak yapılan kıvrık bir atış çubuğudur. Boyu 15 cm'den 120 cm'ye kadar değişir. En bilinen V biçimli ve iki kollu bumerangtır. Havaya atılan V biçimli bir bumerang havada bir halka çizdikten sonra tekrar onu atan kişiye döner. Geriye dönmeyen bumeranglar da vardır. Geri dönmeyen bumerangları eski Mısırlılar da kullanmışlardır. Geriye dönen bumeranglar hafif ince ve genellikle 75 cm'den daha kısa boydadır. İki kolu eşit ya da ayrı uzunlukta ve düze yakın ya da kıvrık biçimli olabilir. Kollar arasındaki açı genellikle 120 derecedir. Bumerangın bir kenarı yuvarlak diğer kenarının yassı olması için ağaç büyük özenle yontulur.Bumerangın geriye dönmesi için özel bir biçimde atılması gerekir. Bumerang yuvarlark kenarı içe V ucu da dışa bakacak şekilde sağ elde ve omuz arkasında tutulur. Birkaç adım koşularak fırlatılır. Bumerang düzgün atılabilirse bir kanguruyu öldürebilir. Tavşan ya da kuş gibi küçük bir hayvanı ise ikiye biçebilir. | |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Daktilo Daktilo 19. yüzyılda Amerika'da bulundu. Daktilonun ilk örneklerine "tipograf" adı verilmişti. Tipograf 1829 yılında William Burt tarafından yapılmıştı. Bu makinenin birçok parçası tahtadandı. Harfleri bulabilmek için yazı yazanın bir çerçeve üzerindeki kolu çevirmesi gerekiyordu. 1868 yıllarına doğru daha gelişmiş modeller yapıldı. İlk daktilo makinesini satın alanlar arasında yazar Mark Twain de vardı. | |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Madenkömürü Sanayi alanındaki gelişmeler İngiltere'den dış ülkelere sıçramış bulunuyordu. XVIII. yüzyılın başından beri Fransa İngiltere'de gerçekleştirilen teknik gelişmeleri ilgiyle izlemiş ve Gabriet Jars (1732-1769) adlı genç bir sanayici Manş'ın ötesine göndermişti. Jars'ın görevi maden işletmelerinde uygulanan yeni yöntemleri incelemekti. Ne var ki İngiliz kapitalizmini öğrenen Fransızlar ülkenin iktisadi hayatında söz sahibi olmak ve daha çok insiyatif elde etmek hevesine kapıldılar. Loncaların umutsuzca direnişleri ve soyluların emek konusundaki önyargıları artık eski gücünü yitirmişti.Hisse senetleri çıkartan ilk şirketlerden Anzin Madenlerinin (1757) hissedarları arasında burjuvalardan başka Croy Charost ve Chaulnes dükleri de vardı. Maliye Bakanı Turgot da özel teşebbüsleri destekliyordu. Yeni kredi şekilleri 1724'te Paris Borsasının ve 1757'de ilk Fransız Deniz Nakliyat Sigorta Şirketinin kurulmasına fabrikaların çoğalmasına ön ayak oldu. Fabrikalarda işbölümü esası gittikçe yerleşiyor seri imalat artıyordu. Bu arada 1777'de Rouen'de ilk "Jenny"nin işletmeye girdiğine de işaret etmeden geçmeyelim. Avrupa'nın bütün ülkelerinde temel sanayi hâlâ giyim ve top dökümcülüğüydü. Daha doğrusu bu sanayilere öncelik veren krallardı. Bu yüzden ilk teknik okullar kurulmaya (birincisi 1745'te Brunswick'deki (Almanya) oldu Ve maden mühendisleri yetiştirilmeye başlandı. Aynı nedenle bilim adamları bu tekniğe doğru eğilmek zorunluluğunu duydular. Bu alanlara önem verilmesinin nedeni maden sanayinin silah imalinde başta gelmesi ve dokuma sanayinin de hem orduyu giydirmesi hem de dış pazarlarda kazanç sağlamasıydı. İngiltere bu sanayileri ilk geliştiren ülke olmanın bedelini pahalı ödedi. Demirin maden cevherinden ayrılması için kullanılan yüksek fırınlar oburca odun yutuyorlardı öte yandan yün sanayinin sağladığı yüksek kazanç toprak sahiplerinin hayvanlarını beslemek için tarlalarını otlak haline getirmelerine yol açmıştı. Bunun için de ormanları kesmekten bile çekinmiyorlardı. Geriye kalan ormanları da maden sanayii yutuyordu. O koskoca Dean ormanlarının yerlerinde yeller esiyordu. Böyle giderse kısa bir süre sonra o obur ağızlara atacak bir dalcık bile bulunamayacak; İngiltere kendi madenlerini işletmemesi sonucu demiri İsveç'ten getirmek zorunda mı kalacaktı?İşte 1625'te Dudley adlı bir genç kendi kendine bu soruyu soruyordu. Birmingham'da babasına ait bir fabrikanın basma geçmiş çevredeki ormanlar tükendikçe üretiminin de düştüğünü görmekteydi. Bu durumda odundan başka bir yanıcı madde bulmak zorunluydu. Bu taşkömürü olabilir miydi? O güne kadar hiç bir rolü olmadığından madenkömüründen hemen hemen hiç söz etmemiştik. Antik Çağ'ın insanları madenkömürünü çok az kullanmışlardı; çünkü evlerini ısıtmak için bol odunları ve mekanik güç elde etmek için de köleleri vardı. Yalnız Çinliler özellikle porselenleri pişirmek için madenkömürü kullanmışlardı. Kısacası zorunlu olmadıkça madenkömüründen yararlanmak kimsenin aklına gelmemişti. XII. yüzyıldan başlayarak odun konusunda kaygılar baş gösterdi. Isınma ev yapımı gemiler ve makineler ormanların kökünü kurutacağa benzerdi; sonra yakıt sorunu özellikle Belçika İngiltere Ruhr gibi sanayi bölgelerinde başta geliyordu. Ancak insanlar bunca zamandır küçümseyerek baktıkları "siyah taşı" nasıl oldu da düşünebildiler?Bir söylentiye göre madenkömürünü Houillos adlı bir Belçikalı demirciye borçluymuşuz. Adamcağız (1197 yılında) bir gün sönmüş ocağının başında yoksulluktan bitkin oturup kara kara düşünürken oradan geçen kır saçlı kır sakallı bir ihtiyar demirciyi öyle umutsuz görünce haline acımış "Dostum " demiş "komşu dağa çık toprağı kaz demirini dövmek için birebir gelecek bir kara toprak damarı bulacaksın". Bunu duyan Houillos koşmuş ihtiyarın dediğini yapmış. Ondan sonra artık ocağı da yanmış aşı da pişmiş. Houillos sırrını başkalarına açıklamaktan çekinmemiş.- Böylece bu kara taşa Fransızcada "Houil'e" adını vermişler. Bu anlatılanlar gerçeğe uysun uymasın şurası kesindir: 1224'ten beri Belçika kömür madenleri işletilir. İngiltere 1239'da Newcastle'da Fransa 1320'de Rochela-Moliere'de Almanya 1429'da Ruhr'da kömür madenleri işletmeye başladı. Ne var ki bu yataklardan çıkarılan kömürlerin verimi düşüktü Üstelik bazı hastalıklara sebep olmak hanımların tenlerini soldurmak çamaşırları kirletmek vb. sakıncaları göze battığı gibi yaydığı kükürt kokusundan ötürü şeytansal bir özü olduğuna da inanılıyordu. Öyle ki 1340'a kadar ancak ender sayıda kişiler bunu kullanmak cesaretini gösterdiler. | |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Pusula Karalar gözden kaybolduktan sonra denizde artık deneysel kurallara dayanılarak yol bulmak ve bunu sürdürmek imkânsızdı. Bilimsel tekniğe baş vurmak zorunlu olmuştu. Gidilecek mesafe çok uzak oldu mu dünyanın küresel yüzeyi düz bir planda gösterilemiyordu. Bu nedenle gemiciler son çare olarak XVI. yüzyıla kadar kullanılacak "Yer yuvarlağı"na baş vurdular; artık geminin bulunduğu yer enlem ve boylamlara göre belirlenmekteydi.Bunun için de X. yüzyılda Araplardan gelme usturlaplar kullanılmakta; bunlarla yıldızların yükseltisi bulunarak kabaca bir enlem-boylam tayini yapılmaktaydı. Ne var ki boylam hesaplarında birkaç dereceye varan hatalar yapıldığından işler karışıyordu. Gemiciler bu çocukluk çağındaki yöntemlerle kalmış olsalardı kıyılardan uzaklaşmaya dünyada cesaret edemezlerdi. Ama neyse ki ellerinde pusula vardı."Pusula": İşte bir Çin icadı daha! Isın sülâlesi zamanında (265-419) Çinliler mıknatıslı bir iğne sayesinde "Güney"i belirleyebiliyorlardı. İğnenin bu özelliğinden yararlanmak için 424'te "Mıknatıslı arabalar" yapıldı. Bu arabalar dikey bir eksen çevresinde dönen bir heykel taşımaktaydı. Heykel içinde gizli bulunan bir mıknatısın etkisiyle hep güneye dönük dururdu.Çinlilerin kendilerine mal ettikleri bu icadın gerçek mucitleri Normanlardır. Bunlar 874'te İzlanda'yı fethetmişler; 932'de Grönland'ı keşfetmişler ve 1000 yılında -yani Kolomb'dan beş yüzyıl önce- Amerika'ya ayak basmışlardı. Pusulaya sahip olmasalardı bu olağanüstü başarılara nasıl ulaşabilirler açık denizlerde binlerce millik mesafeleri nasıl aşabilirler ve hareket ettikleri noktaya nasıl dönebilirlerdi?Her neyse Fransa'da pusuladan ilk olarak 1200'de söz edilmeye başlandı. Bunu 1207'de İngiltere ve 1213'te İzlanda izledi. Pusulanın ilkel bir yapısı vardı o zamanlar. İlk önemli gelişmeyi gerçekleştiren Pierre de Maricourt oldu (1269). İğneyi bir mile geçirdikten sonra bunu bir yanı saydam ve derecelenmiş bir kutunun içine yerleştirdi. Böylece gemicilerin pergeli halini alan bu gereç artık onlara etkili bir rehber olabilecek; bilinmeyen denizlere açılmalarını ve büyük keşifler çağını açmalarını sağlayacaktı. | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| İcatlar-Keşifler | ...aKıbé3t... | Sanat ve Edebiyat | 0 | 03-09-2008 22:28 |
| Coğrafi Keşifler | eXtreme | Genel Kültür | 3 | 31-08-2008 19:26 |
| Keşifler!!! | ShaNv3Rdi | Karikatürler | 6 | 29-08-2008 10:13 |
| keşifler buraya | killer boy | Ogame | 2 | 18-12-2007 18:23 |
| İcatlar ve Keşifler | ChUcKy | Bilim & Teknik | 14 | 31-07-2006 10:32 |
Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 06:39 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)