Hamilelik ve doğum hakkında A'dan z'ye tüm bilgiler
Kadınca Kategorisinde ve Hamilelik Dönemi, Anne ve Çocuk Forumunda Bulunan Hamilelik ve doğum hakkında A'dan z'ye tüm bilgiler Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu İçerigi Kısaca ->> Hamilelik ve Seks Hamilelikte seks çiftten çifte değişmekle beraber genelde birinci üç ayda azalma, ikinci üç ayda artma,üçüncü üç aydada ...
- 28-11-2006, 12:38 #11ChUcKy's LoVe
Hamilelik ve Seks
Hamilelikte seks çiftten çifte değişmekle beraber genelde birinci üç ayda azalma, ikinci üç ayda artma,üçüncü üç aydada yine bir azalma söz konusudur.Hamileliğin ilk döneminde bir azalma olması süpriz değildir.Yorgunluk, bulantı, kusma, göğüslerde hassasiyet ve hormonsal değişimler cinselliğietkiler. İlk üç aylarını rahat geçiren kadınların cinsel istekleri tüm hamilelikte sıklıkla aynı kalır.Her zaman değil ama sıklıkla hamileliğin ikinci üç ayında,çiftler hamileliğe bedensel ve ruhsal olarak alışmış olduklarından cinsel ilgileriartar.
Doğuma yakın ise ilk zamanlarda olduğundan daha da fazla bir şekilde istek azalır ve nedenleride çok açıktır.Birincisi, karın hacminin artışı hareket etmeyi zorlaştırır.İkincisi, ilerlemiş hamileliğin ağrı ve rahatsızlığı sıcak bir ilerlemeyi engeller.Üçüncüsü ise son dönemlerde bebek ve doğum dışında herhangi bir şeye yoğunlaşmak zordur.Hamilelik sırasında cinsel ilişkinin niçin zorlaştığının anlaşılması,korku ve üzüntülerin azalmasına yardımcı olur. Bu da ilişkinin olmasının (yada olmamasının) daha kolay kabul edilebilir ve daha hoşlanılabilir hale gelmesini sağlar.
Herşeyden önce,pek çok bedensel değişiklik istek ve cinsel zevkinizi olumlu veya olumsuz yöndeetkiler. Eğer olumsuz etmenleri bilirseniz ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenirseniz cinsel hayatınıza karışmalarını en aza indirebilirsiniz.
Bu olumsuz etkiler şunlardır:
Bulantı ve kusma:Eğer bulantı ve kusmalarınız gece gündüz devam ediyorsa,yalnızca bunların geçmesini beklemelisiniz (sıklıkla ilk üç ayın sonundakaybolur). Eğer sizi yalnızca belli saatlerde, genelde sabah,rahatsız ediyorsa gevşemeye çalışın ve yemek saatlerinizi ona göreayarlayın. Kendinizi berbat hissediyorsanız ısrarla çekici görünmeye çalışmayın;çünkü sabah rahatsızlığınız duygusal gerginliğinizleartabilir. Kendinize bu konuda baskı yapmayın, yalnızca rahatolun, geçecektir.
Yorgunluk:Bu da dördüncü aya kadar mutlaka geçecektir. Geçinceye kadar,kendinizi gece geç vakitlere kadar romantik olmaya zorlamakyerine; eğer uygunsanız eşinizle gündüz kendinizi daha dinç hissettiğinizde birlikte olun.
Görüntünüzün değişmesi:Hamilelik ilerledikçe kadının görüntüsü ve karnının şişmesi çiftlerden birinin yada ikisininde iştahınıkesebilir. Bunun geçici bir durum olduğunu düşünün ve üstünde fazla durmayın.
Üreme organlarının büyümesi:Hamilelikte hormosal değişikliklere bağlı olarak, kasık bölgesine doğru artmış kan akımı,bazı kadınlarda cinsel beklentiyi arttırabilir.Fakat aynı zamanda, özellikle hamileliğin son dönemlerinde,cinsel doyum sonrası dolgunluğun devam etmesine bağlıolarak, kadının bu işi tam olarak yapamadığını düşünmesine ve cinsellikten daha az zevk almasına nedenolabilir. Erkekler içinde bu değişiklikler hazzın artmasınaveya (eğer bu dolgunluk organını çok sıkıp sertleşmenin kaybolmasına sebepoluyorsa) azalmasına neden olabilir.
[Memelerde dolgunluk:Bazı çiftler hamilelik boyunca dolu ve gergin göğüslerden hoşlanabilir.Fakat bir kısmında hamileliğin erken döneminde memelerin ağrılı gerginliğine bağlı olarak ilişki acı verebilir. Kesinlikle duyduğunuz rahatsızlığı eşinizle konuşun.
Vajina salgılarındaki değişiklikler:Bu salgıların miktarı artar ve kıvamı, kokusu, tadı değişir.Bu artmış yağlanma birleşmeyi daha hoş hale getirebilir.Tam tersi kadının vajinasının sürekli ıslak ve kaygan olması eşinin sertleşmesini engelleyebilir.
Bebeğinize zarar vereceğinizden veya düşük yapmaktan korkmak:Normal bir hamilelikte cinsel birleşme bu etkilerin hiçbirine yol açmayacaktır.Bebek rahim ve amniyon sıvısı içerisinde rahat ve korumalıbir ortamdadır. Ayrıca rahim ağız kısmında oluşan sıvımsı bir tıkaç ile bebek dış ortamdan güvenle korunur.
Orgazmın düşük yada erken doğuma yol açacağından korkmak:Orgazmdan sonra rahimde kasılmalar olmasına karşın, bu kasılmaların normal bir hamilelikte tehlikesiyoktur. Ancak riskli guruptaysanız size orgazm yasaklanabilir.
Bebeğinizin “izliyor” veya “farkında”olmasından korkmak: Orgazm sonrasında rahimdeki kasılmaların sebep olduğu hafif sallantıdan bebeğinizin hoşlandığını düşünün.O, yaptığınızı ne görebilir nede neler olduğunun farkındadır.Bebeğiniz gerçektende bu olayı hafızasına alamaz. Bebeğinizinhareketleri (birleşme sırasında yavaşlama ve sonrasındatekmeleme, kıvranma ve orgazm sonrası kalp atışlarında hızlanma) yalnızca hormonlara ve rahim hareketlerine bağlı tepkilerdir.
Karı koca arasındaki ilişkinin değişmesi:Çiftler artık yalnızca sevgili veya birbirine aşık karı koca değil,aynı zamanda anne baba oldukları düşüncesine alişmakta zorlukçekerler. Hatta hala pek çoğumuz böyle bir ilişkinin sonucunda yaşıyor olmamıza karşın kendi ana babamızında seviştiğini bilmektenkaçınırız. Öte yandan bazı çiftler ilişkilerindeki bu yeni boyutu keşfedip,bunuda yeni bir heyecan olarak yatak odalarına taşırlar.
CİNSEL İLİŞKİNİN SINIRLANMASI GEREKEN ZAMAN
Sevişmek bebek bekleyen çiftlere çok şey kazandırdığından keşke bütün çiftler buavantajlardan yararlanabilselerdi. Gerçektende sizin için hem bedensel hem duygusal açıdan iyi yönleri vardır:sizi ve eşinizi birbirinize yakınlaştırır, kasık bölgenizdeki kasların doğum için hazırlanmasına yardımcı olur ve rahatlatır.
Ne yazık ki yüksek riskli hamileliklerde, bazı dönemler için yada dokuz ay boyunca bile sınırlandırmaolabilir. Ne, nasıl güvenlidir ve ne zaman uygun olur, bunu kesinlikle öğrenin.Eğer hekiminiz sınırlandırmalar getiriyorsa nedenini sorun.
Birleşme aşağıdaki durumlarda muhtemelen kısıtlanacaktır:
• Herhangi bir anda beklenmeyen bir kanama olması
• Daha önceki hamileliğin ilk üç ayında düşük yada düşük tehlikesi geçirmesi,şu anda da düşük tehlikesinin bulunması
• Daha önce ki hamileliğin son 8-12 haftası içerisinde erken doğum,riskli erken doğum deneyiminin olması veya şu anda erken doğum belirtilerinin bulunması
• Su kesesinin yırtılması
• Plasenta Previa (anne ile bebek arasındaki bağlantıyı sağlayan dokunun normal yerleşimi yerine rahim üst kısmına yerleşmesi anl***** gelir) olması.Bu durumda ilişki ile plasenta zamanından önce yerinden ayrılıp,kanamaya yol açarak hem anne hemde bebek sağlığını tehdit edebilir.
• Birden fazla bebek bekleme durumunda son üç ay ilişki yasaklanabilir.
DAHA ÇOK ZEVK ALMAK
Güzel ve sürekli evlilikler gibi güzel ve uzun süreli bir cinsel ilişkide bir gündeoluşmaz. Sabır, deneyim, anlayış ve sevgiyle gelişirler. Ve bu oluşturduğunuz cinsel ilişkinin şekli hamileliğinizde bedensel ve duygusal değişikliklerden etkilenir.
İşte size cinsel ilşkinizi güzel bir şekilde sürdürebilmeniz için bir kaç tavsiye:
•İlişkiniz ister sık ister seyrek olsun öbür etmenlerden etkilenmesine izin vermeyin.
• Ebeveyn olma duygusunun ilişkiniz üzerinde yaratabileceği gerginliği fark edin ve bu durumun her ikinizinde hissedebileceği cinsel isteğin yoğunluğunu değiştirebileceğinibilin. Her türlü sorunu açıkça konuşun, hiçbir zaman kulak ardı etmeyin.
• Olumlu düşünün: Sevişmek aynı zamanda bedensel olarakta doğuma iyi bir şekildehazırlanmanıza yardımcı olacaktır.
• Beklentileriniz konusunda gerçekçiolun. Bazı kadınlar orgazma ilk kez hamilelikte ulaşmalarına karşın,bir çalışma pek çok kadının hamilelikleri sırasında daha az orgazma ulaştığını saptamıştır.
• Hamilelik sırasında yeni pozisyonlarıdeneyin. Fakat yeni pozisyonların herbirini denerken kendinize zaman tanıyın.Önce hayal edin sonra uyguladığınızda daha kolay olduğunu göreceksiniz.
Hamilelikte cinsel ilişkinizin niteliği ve niceliği eskisi gibi değilsebile, hamilelik sırasında bu değişiklikleri anlamak aranızdaki bağı güçlendirecektir.
[Hamilelikte Cinsellik Olmalı mı?
Gebelikte cinsellikle ilgili bilgiler, bilimsel araştırmalar ve verilerden çok geleneklere, etik ve etnik kurallara dayanıyor. Bu tabular yüzünden hastalar cinsellik ile ilgili konuları hekimleri ile paylaşmaktan kaçınıyorlar. Oysa gebelikte cinsellik tabu değil!
Cinsellik hamilelikten ne şekilde etkilenir?
Cinsellik ile ilgili yanlış bilgiler, cinsel ilişki sonrası yaşanan suçluluk, günah duygusu ve utanma hissi, endişe ve kuruntuların artmasına neden olmaktadır, annelik hissi baskın hale gelerek, bebeğe zarar verme korkusu cinselliği köreltmektedir. Hamileliğe uyum sağlama aşamasında cinselliğin yaşanamaması çiftler arasında soğukluğa neden olmaktadır ve böylece hayatın her döneminde önem taşıyan cinsellik gebelik nedeniyle olumsuz etkilenmektedir. Sonuç olarak aile birliği bu durumdan etkilenir ve yapılan istatistiklerde %17 oranında erkeğin evlilik dışı cinsel ilişkiye girdiği saptanmıştır.
Normal seyreden, riski olmayan gebelerde cinsel ilişkinin gebelik üzerinde olumlu veya olumsuz hiçbir etkisi olmadığı bilinmektedir. Aksine düzenli cinsel yaşamı olan gebeye sosyal destek sağlamakla birlikte, hamilelik açısından olumlu bir faktör sayılmaktadır.
Gebelik sürecinde cinsellikle oluşan fizyolojik değişikler nelerdir?Gebelik sürecinde cinsellikle oluşan fizyolojik değişikler nelerdir? Gebelik sırasında pelvik organlar ve dış genital organlarda bazı değişiklikler oluşmaktadır. Cinsel istek ve yanıtta değişimler ise bu organlardaki damarlarda oluşan kan dolaşımının artışındandır. Gebelikte pelvik ve genital organların kanlanmasında fizyolojik olarak artış olmaktadır. Gebeliğin hormonal dengesi ve buna bağlı fizyolojik değişimler, cinsel dürtülerde bir takım değişiklikler oluşturur. Iyi kanlanan ve beslenen genital organlarda cinsel uyarı daha kolay olmaktadır. Vaginal salgılar daha fazla salgılanarak cinsel ilişkiyi daha kolay ve orgazmın daha yoğun yaşanmasına yol açmaktadır. Gebelerde cinsel istekte artış olabilir ve bazı kadınlar ilk orgazmlarını gebelikte yaşarlar. Göğüslere, genital organlara giden kanın artması bazı gebelerde kendisini sürekli cinsel ilişkiye hazır hissetmesine, cinselliğini yoğun yaşamasına neden olmaktadır. Gebelerin bir çoğu cinsel ilişkinin daha doyurucu ve heyecan verici olduğunu, gebelik öncesi ilişkiden daha fazla keyif verdiğini söylemektedir. Genital organların fazla kanlandığı gebelerde ise cinsel ilişki sırasında birden fazla orgazmın yaşandığı bildirilmektedir. Gebenin cinsel istek ve dürtüleri sosyokültürel, psikolojik, fizyolojik ve eşi ile olan ilişkisine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Gebelik haftasına bağlı olarak cinsellik duygusunda azalma veya artış olur. Orgazm sırasında ve orgazm sonrası uterusta kasılmalar başlar. Gebelikte bu uterus kasılmaları daha güçlü ve orgazmı tekrarlayıcı şekilde olur.
Cinsellik gebelikten nasıl etkilenir?
Güzellik, gençlik, düzgün fizik ve cazibeye sahip olmak cinsel arzu ve isteği körüklemektedir. Gebelikte yaşanan vücut değişimleri zaman zaman bazı gebelerde sıkıntı ve rahatsızlık oluşturmaktadır. Vücut değişimlerinin sonucunda, kendilerini daha güçsüz hissederek cinsel çekiciliklerinin azaldığını hatta kaybolduğunu düşünmeye başlarlar. Göğüslerdeki değişiklikler zaman zaman sütün gelmesine, kadının kilo alması da vücudundan ve çıplaklığından utanç duymasına neden olmaktadır. Bazen erkeklerin de bu düşünceye katılmaları cinsel arzuda azalma ve cinsel ilişkiden kaçınmalara yol açmaktadır. Ancak bazı kadınlar gebelikte vücutlarında oluşan değişiklikleri olumlu karşılamakta ve cinsel çekiciliklerinin arttığını düşünmektedir. Bu düşünceye sahip olan gebeler daha düzenli cinsel yaşam sürdürmektedir. Bunun yanı sıra farklı dini inançlar ve düşünceler gebelikte cinselliği olumsuz yönde etkilemektedir. Cinsel ilişkiyi günah olarak görmek, cinsel istek ve arzuyu köreltir.
Baba adaylarında cinsel istek açısından ne gibi değişiklikler olur?
Babalık duygusu bazen babaya ikilem yaşatmaktadır. Eşine yüklediği annelik misyonu, cinsel isteğinin azalmasına neden olur. Eşine farklı bir gözle bakmaya başlar, onu çocuğunun annesi olarak görür, kutsallaştırır ve incitmekten korkar, böylece seksten uzaklaşır, utanç ve günah duymaya başlar.
Cinsel ilişki gebeliği nasıl etkiler?
Gebelik döneminde cinsel yaşam ile ilgili sorunlar , cinsel istek ve isteksizlik, ilişki ve orgazm sıklığı, cinsel tatmin çiftler arasında yaşanan problemlerdir. Ancak azda olsa koitus ( cinsel birleşme ) dışı davranışlar, kendi kendini tatmin etme yöntemi (mastürbasyon) bazı kadınlarda seksüel tercihtir. Daha önce bu şekilde cinsel tatmine ulaşan hastalar gebelik döneminde az da olsa mastürbasyonu cinsel tatmin yolu olarak seçebilirler. Normal seyreden gebelikte bu gibi cinsel ilişki dışı davranışların düşük riskini artırmadığı bilinmektedir.
Riskli gebeliklerde cinselliğin etkileri nelerdir?
Cinsel ilişkinin riskli gebelerde bazı komplikasyonlara yol açtığı bilinmektedir. Bunlardan birincisi kadın cinsel organında cinsel birleşme nedeniyle yaşanan mekanik travmalar, ikincisi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardır. Bir çok yazara göre normal seyreden gebelikte cinsel ilişki anne ve bebeğe hiç bir zarar vermez. Kanama, düşük, erken doğum, rahim ağzı yetmezliği, su kesesinin açılması gibi durumlarda cinsel ilişki sakıncalı görülmektedir.
Ejekülasyon veya meni, içerdiği prostaglandin ile rahmin kasılmalarına neden olabilir. Ancak az miktarda prostaglandin içermesi bu kasılmaların geçici olmasına sebep olmaktadır. Bazı yazarlara göre erken doğumu başlatmak için menide bulunan prostaglandinin 10-15 katı olması gerekmektedir. Orgazm, cinsel ilişki ile birlikte veya cinsel ilişki olmadan rahim kasılmalarına ve rahim içi basıncın artmasına neden olmaktadır. Meme ucunun uyarılması veya orgazm sırasında hipofizden bir miktar oksitosin salınması bilinmektedir. Bazı yazarlar orgazmın riskli gebelerde erken doğuma neden olabileceğini düşünmektedirler. Cinsel ilişki sırasında meme uyarısı rahim kasılmalarına neden olmaktadır. Bazı riskli gebelerde bu durumlarda bebeğin kalp atışlarında azalma olduğu tespit edilmiştir.
[Cinsel yaşam; gebelik ayına veya haftasına göre riski arttırır mı?
İlk trimesterde veya erken gebelik haftalarında ilişki sonrası karın ve kasık ağrısı vajinal kanama ile birlikte düşüğe neden olabilmektedir. Ancak gebeliğin ilk aylarda sonlanmasının nedenleri daha çok bebeğin genetik bozuklukları, gelişme anomalileri, bebeğin eşindeki (plasenta) problemleri, annenin rahmindeki anatomik bozukluklar veya organik hastalıklar, rahim içindeki enfeksiyonlar ve annenin bazı sistemik hastalıkları ve hormonal bozukluklarının olduğudur. Düşük tehdidi olan ve tekrarlayan düşükleri olan hastalarda cinsel ilişkinin yasaklanması enfeksiyon riskini ve mekanik travmayı azalttığı gibi hastanın psikolojik travması, suçluluk ve günah duymasını da önlemektedir. Bu dönemdeki gebelik kayıpları cinsel ilişkiye bağlı değildir. Halk arasında erken dönemde yaşanacak cinsel ilişkinin bebekte sakatlık ya da ölüme neden olacağı veya bir düşük ile sonuçlanacağı fikrinin hiç bir bilimsel dayanağı bulunmamaktadır. Bebek anne rahminde, gebelik kesesindeki amniyon sıvısı içinde gelişip büyümektedir. Rahmin kasları, amniyon kesesi ve sıvısı bebeği darbelere karşı koruma altına almaktadır. Rahim kanalının girişindeki koyulaşmış salgılar (mukus tıkaç) spermlerin ve bakterilerin rahime ve bebeğe geçişini engellemektedir. Ancak yapılan çalışmalarda normal gebelikte, ilk üç ayda annenin yorgunluk hissi, memelerde hissettiği gerginlik, kusma, uykuya meyil, kabızlık ve sık idrara çıkma gibi şikayetleri yüzünden cinsel arzuda azalma olduğunu göstermektedir.
Gebeliğin ikinci trimesterinde kanama, plasenta previa (plasentanın rahim kanalının ağzını tıkaması), nedeni belli olmayan karın ve kasık ağrıları, rahim ağzı yetmezliği ve hastanın psikolojik sorunlarının olması cinsel ilişki yasağı konması için erekçelerdir. Gebeliğin üçüncü trimesterinde birçok araştırma, cinsel ilişkinin erken doğum, gebelik zarında yırtılma ve enfeksiyon riskinde artışa neden olduğunu ve bundan dolayı 4-6 hafta ilişki yasağı gerektiğini savunmaktadır. Ancak bunun aksini savunan bilimadamlarına göre cinsel ilişkinin normal seyreden gebelikte hiçbir riskinin olmadığı yönündedir. Üçüncü trimesterde vajinal kanama, plasentanın rahim ağzında olması, karın ve kasık ağrıları, bebeğin rahim içinde gelişme geriliğinin olması, daha önceki gebeliklerde erken doğum veya suyun erken gelmesi ve psikolojik kuruntular yaşayan hastalarda cinsel ilişkiyi yasaklamak gerekmektedir. Çoğul gebeliklerde cinsel ilişki riskli sayılır ve hekim tarafından yasaklanabilir.
Üçüncü trimesterde uterus ve karnın büyümesi, annenin kilo artışı, bacaklardaki kasılmalar ve omurgalardaki gebeliğe bağlı postürel değişiklikler cinsel ilişki kurulmasında bazı fiziksel problemler yaratmaktadır. Artan yorgunluk ve sırt ağrısı kişiyi cinsel ilişkiden uzaklaştırabilir. Hekimler tarafından anne ve bebeğe zarar vermeyecek rahat hareket edebilecek ve cinsel ilişkiyi kolaylaştıracak pozisyonları hastalara önerilebilirler.
Hamilelikte ilk 3 ay seks isteğinde azalma olduğu inancı doğru mudur
Gebe kadınlar üzerine yapılan araştırmalarda anne adaylarının gebeliğin ilk 3 ayında farklı derecede cinsel arzu gösterdikleri tespit edilmiş, fakat genel olarak cinsel birleşme sayılarında azalma olduğu saptanmıştır. Bu durumun nedeni; gebelikte bedensel değişikliklerin yanı sıra ruhsal değişimlerin de görülmesi ve kadının cinsel birleşmeyle bebeğine zarar vereceğini zannetmesidir. Birçok kadın gebelikle birlikte kilo aldığı için cinsel çekiciliğini kaybettiğini de düşünür. Bu fiziksel değişikliklerin yanı sıra çiftin maddi durumu, gebeliğin istenen veya zamansız bir gebelik oluşu gibi etkenler yanında kadının gebeliğe hazır olup olmadığı da çiftin cinsel yaşamını etkiler. Kadının cinsel organlarında bu ilk 3 ay içinde damarlarda büyük genişlemeler olmakta, dış dudaklar bu damar genişlemesi sonucunda normalden 3''te 1 oranında daha fazla kanlanmaktadır. Bazen cinsel birleşme sırasında ödem, yani şişlikler olmakta ve dolayısıyla kadının canı yanmakta ve cinsel istek azalmaktadır.
3. aydan sonra cinsel istek artar mı?
Gebeliğin 3. - 6. ayları arasında hemen hemen bütün gebelerde cinsel istek ve dürtülerde genel olarak bir artma görülür. Bu aylarda bu cinsel istek ve dürtüler nedeniyle kadının cinsel yaşamı daha hareketlenmekte ve cinsel birleşme sayısında da artma gözlenmektedir. Kadının seks yaşamında görülen diğer önemli bir gelişme ise bu aylarda kadınların daha fazla, bazen normalin dışında arka arkaya orgazma, yani doyuma ulaşmalarıdır.
[Gebeliğin son devrinde durum nedir?
Yapılan çeşitli istatistiklerde elde edilen sonuç; gebeliğin son 3 ayında gebelerin cinsel isteklerinde belirgin bir azalma olmasıdır. Yine bu dönemde görülen bazı komplikasyonlar sonucu tıbbi açıdan doğabilecek sakıncaları önlemek amacıyla bazı çiftlere cinsel ilişkide bulunmaları tıbbi yönden yasaklanır. Bu nedenle özellikle doğum tarihi yaklaştıkça cinsel birleşme sayısında azalma olur. Kadının doğum yaklaştıkça ağırlaşması ve kendini yorgun hissetmesi de cinsel ilişkiden uzak durmasının nedenlerindendir.
Gebelikte orgazm erken doğuma neden olur mu?
Gebeliğin özellikle son 3 ayında orgazm, gebede doğum sancısını andıran ağrılara neden olmaktadır. Bazı hallerde orgazm sonucu görülen kasılmalar devam edip, giderek doğuma, bazı vakalarda ise erken doğuma neden olmaktadır. Masturbasyon sonucu gelişen bir orgazmda yani cinsel ilişki dışındaki bir orgazmda dölyatağı daha şiddetli bir şekilde kasılmaktadır. Bu kasılmalar doğum sancısına dönüşebilmektedir.
Doğuma yakın cinsel birleşme zararlı mıdır?
Pekçok anne adayı doğum tarihine yakın günlerde cinsel birleşmenin bebeği için zararlı olup olmayacağını bilmek istemektedir.
Gebelik sırasında dölyolu akıntısı fizyolojik olarak artmaktadır. Son haftalarda ise bu akıntı daha da artar. Bilinen diğer bir gerçek ise iltihabi akıntıların ve dölyolunun mantar enfeksiyonlarının artması ile cinsel ilişki sayısı arasındaki orantıdır. Bu iltihaplar aslında her zaman görülebilir ve tedavileri kolaydır. Özellikle mantar enfeksiyonlarında mutlaka hastanın eşinin de aynı zamanda tedavi olması şarttır. Sadece kadını tedavi etmenin bir faydası olmayacaktır. Bu tür akıntı ve mantar enfeksiyonu tedavisi sırasında cinsel birleşmeden kaçınılmalı veya prezervatif kullanılmalıdır. Sağlıklı seyreden gebeliklerde, herhangi bir sorun ortaya çıkmadığı sürece son haftalarda dahi cinsel birleşmede bulunulmasında bir sakınca olmadığı sonucuna varılmaktadır. Ancak bazı hekimler doğuma yakın cinsel birleşmenin, su kesesinin erken patlaması ve kanama gibi sorunlara yol açabileceği görüşünü savunurlar. Eğer daha önceki haftalarda herhangi bir sorun ortaya çıkmışsa, son haftalarda cinsel birleşmedan kaçınmak gerekir.
Cinsel birleşmeye hangi durumlarda izin verilememektedir?
Gebelik süresince kadının cinsel yaşamında çeşitli değişiklikler izlenmektedir. Sağlıklı olan bir kadının gebelikle ilgili tıbbi bir sorunu ortaya çıkmadığı müddetçe cinsel ilişki sayısında herhangi bir kısıtlama yapmasına gerek yoktur.
Cinsel ilişkiden sonra kasıklarda ağrı veya cinsel birleşmeden sonra dölyatağından kanamanın saptanması hallerinde hekimin klinik bulgu ve önerisine göre cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Eğer hastada "düşük tehdidi" denen klinik tablo saptanmışsa, hastanın dölyatağının kasılmalarına neden olan orgazmdan kaçınması gerekmektedir. Bu genellikle gebeliğin ilk 3 ayında görülen bir durumdur.
Gebelikte cinsel birleşme ve uyarımların yasaklandığı diğer bir neden ise gebelikte görülen kanamalardır. Bu gibi durumlarda gerekli tıbbi yöntemlerin uygulanmasında veya hastanın takibi süresince cinsel birleşme ve uyarı yasaklanır.
Hamilelikte Cinselliği Yeniden Keşfedin
Annelik içgüdüsünün ne demek olduğunu biliyoruz. Ancak, bebeğinizi korumak adına cinselliğinizi neden rafa kaldırıyorsunuz? Elbette ki hamileliğin insan yaşamındaki en önemli fizyolojik değişim olduğu bir gerçek. Ama doktorunuz tıbbi bir gerekçeyle yasaklamadıysa bir anne adayı olarak istediğiniz zaman eşinizle birlikte olmanızda hiçbir sakınca yok. Ancak bu dönemde seks yapmak istemiyorsanız kendinizde bir eksiklik olduğunu ya da bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünmenize de gerek yok. Hatta bu durum sadece anne adayları için değil, baba adayları için de geçerli. Ebeveyn olma duygusunun ilişkiniz üzerinde yarattığı baskı sebebiyle cinsel birliktelikten kaçınmanız normal. Bu durumu karşılıklı konuşarak halletmeye çalışın. Hamilelikte cinselliğin olumlu taraflarını da bir hayal etmeyi deneyin. Düşünsenize artık yalnızca karı - koca değil aynı zamanda anne ve baba olmaya adaysınız. İlişkinizin bu yeni boyutunu keşfedip bunu yeni bir heyecan olarak yatak odasına taşımaya ne dersiniz? Üstelik hamilelikte düzenli seks yaşantısı sizi doğuma daha iyi bir şekilde hazırlıyor!
Cinsel arzum niçin kayboldu?
"Bir bebeğimiz olacak, eşimle daha yakın olmamız gerekirken birbirimize neden bu kadar uzaklaştık?" Bu soruyu soran ilk anne adayı siz değilsiniz. Bebek bekleyen çiftlerden bazıları birbirlerine her zamankinden daha çok yakınlaşırken, bazıları arasında da büyük bir mesafe açılıyor. Uzmanlar, eşlerin hamilelik döneminde birbirlerine yakınlaşmalarının ya da birbirlerinden uzaklaşmalarının; kadının ve erkeğin tecrübeleriyle ilgili olduğunu düşünüyor. Eşlerin cinselliğe olumsuz yaklaşmalarının nedenleri arasında şunlar sıralanıyor:
Değişimin yarattığı korku: Değişimlerden korkan bir kadın, hamilelik döneminde tedirginlik yaşamaya başlıyor. Gelecekle ilgili endişeleri olan, anne rolünün altından kalkamayacağını düşünen ve güzelliğini kaybettiğine inanan kadınlar hamilelik dönemini stres içinde geçiriyor. Bu durum da cinsel arzularını kaybetmelerine yol açıyor.
Cinsellik ve anneliğin bağdaşmaması: İnanmayacaksınız belki ama bu söylediğimiz erkeklerin takıntısı! Nasıl mı? Bazı erkekler kadın ve anne arasındaki bağlantıyı kurmakta zorluk çekiyor. Bu da erkeklerin eşlerinden cinsel anlamda uzaklaşmalarına sebep oluyor. Cinsellik ve annelik birçok erkek için birbirinden taban tabana zıt iki kavram. Bu arada hanımlar sakın telaşa kapılmayın, bu durum en geç doğumdan sonra ortadan kalkıyor!
Görüntünün değişimi:Bu söylediğimiz hem erkek hem de kadın için geçerli. Erkekler eşlerinin bu yeni durumuna alışmakta zorluk çekiyor ve klasik kuralı uyguluyor. Erkekliğin 10'da 9'u kaçmaktır! Anlayacağınız eşi ile kendisi arasına mesafe koyuyor. Eh, kadınların da erkeklerden bir farkı yok aslında. Onlar da gittikçe büyüyen karınlarının eşlerine çekici gelmeyeceğini düşünerek kendilerini geri çekiyor.
28-11-2006, 12:44 #12ChUcKy's LoVe
... Hamilelik Çatlakları ve Lekeler
Bu hafta hamilelik boyunca birçok anne adayının yaşadığı problem olan “Hamilelik çatlakları ve lekeleri” üzerine;
1. Hamilelik çatlaklarının oluşum nedeni nedir?
Çatlaklar hamile bayanların %90''ında gözlenen bir kozmetik problemdir. Genelde ilk önce karın bölgesinde başlayıp, göğüs, bacaklar ve koltuk altına yayılım gösterirler. Lezyonlar başlangıçta kabarıktırlar, kısa zamanda düzleşirler ve mor renge dönüşürler. Zamanla da beyazlarlar. Yüzeylerinde kırışıklık gözlenir. Çoğunlukla birkaç cm uzunluğunda , 1-10 mm genişliğindedirler. Çatlak gelişiminin tam nedeni bilinmemektedir. Hormonal faktörler, ailesel yatkınlığın rolü göz ardı edilemez. Gelişen fetüsün deriyi germesi, hamilelik sırasında alınan kilolar dermal yırtıklara neden olmakta, olaylar çatlağı başlatmaktadır. Hamilelik esnasında yetersiz sıvı alımı, cildin elastikiyetini azaltıcı rol oynadığından çatlak oluşumunu kolaylaştırır. Hücresel düzeyde çatlak derinin fibroblast hücrelerinin düzensiz salgı yapması sonrasında gelişmektedir.
2. Hamileliğin kaçıncı ayından itibaren tedbir olmak gerekir?
Hamileliğin 5. Ayından itibaren ilgili kozmetik ürünleri kullanarak doğum sonrası oluşabilecek çatlaklara karşı önlem almak gerekir. Bu kremler doğum sonrasında da düzenli olarak kullanılmalı. Hamilelik öncesi çatlak oluşumunu önlemek amacıyla kullanılan kozmetik kremlerle kesin sonuç alımı söz konusu olmadığını bilmek gerekir.
3.Kozmetik ürünler gerçekten tedavi edici mi?
Çatlak üzerine etkili kremlerin bağ dokusu fizyolojisini düzenleyici, cildin elastikiyetini arttırıcı rolleri bulunmaktadır. Bu amaçla piyasada çatlak kremleri ismi verilen ürünler bulunmaktadır. Bu preparatlarla çatlakların tam oluşumunu önlemek tam mümkün olmamakla beraber kalıcı kozmetik sonuç elde edilmektedir.
4. Bu kremlerin bebek üzerinde herhangi bir yan etkisi var mı?
Genelde çatlak tedavisinde kullanılan kremler bitkisel maddeler, tretinoin ve alfa hidroksi asit içerirler. Tretinoin ve alfa hidroksi asitlerin gelişen bebek üzerine yan etkisinden dolayı hamilelik boyunca kullanılmaması gerekir. Bu yüzden çatlak koruyucu amaçla tercih edilmezler.
5. Kozmetik ürünler dışında çatlakları gidermek için kullanılan yöntemler var mı?
Çatlak tedavisinde kullanılan bir diğer yöntem laser tedavisidr. 585 nanometre pulsed dye laser ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Bununla birlikte çatlak tedavisi amacıyla liposuction da kullanılıyor. Ancak liposuction tedavisi çatlaklarda iyi sonuç vermez.
6. Hamilelik döneminde ciltte birtakım lekeler de görülüyor. Bunun nedeni nedir?
Hamilelik esnasında salgılanan östrogen, progesteron ve MSH hormonlarının etkisiyle göğüs çevresi, koltuk altı, genital bölge ve kalçaların iç yüzlerinde renk artışı gözlenir. Tüm vücutta bulunması nadirdir. Doğuma kadar ilerleme gösterir, doğum sonrası geriler. Yüzde ise simetrik, keskin sınırlı gebelik maskesi gözlenir. Olayın gelişiminde ailesel yatkınlık da söz konusudur. Güneşe maruz kalma olayı aktifleştirir.
7. Bu lekelerden kurtulmak için ne gibi önlemler alınabilir?
Oluşan doğum lekeleri leke açıcı kremler ve peeling ile açılabilir. Peeling deriyi soyma işlemi olduğu için hamilelik döneminde oluşan lekelerin açılmasında işe yarar.
Hamilelik ve Kozmetik
Kadınlar her zaman bakımlı olmak isterler değil mi? Anne adayları da 9 ay boyunca güzelliklerine dikkat etmek istiyorlar. Ancak bebek bekliyor olmak da onları korkutuyor.
Hamilelikte saç boyatmak güvenli midir?
Kullanılan boyanın cinsine göre değişir. Ancak boyalarda bulunan kurşun ve türevi vs maddeler ciltten emilerek zararlı olabilir. Her boya ürününde içerikleri tam olarak bilinmiyor. Bilinen çeşitli kimyasallar olduğu ve bunların içinden bazılarının zararlı olabileceğidir. Gerçi bir kereden alınacak zararlı madde oranı risk teşkil etmeyebilir diye düşünülebilir ama muhtemel yan etkileri bilinmeyen uygulamalardan uzak durmakta fayda var. Bu açıdan çok gerekmedikçe önermiyoruz.
Hamilelikte güneşlenmek zararlı mıdır?
Hamilelikte vücut ısısının artışını istemiyoruz bu bebek için iyi değildir. Hamile saat 11-17 arası güneşte durmamalıdır. Bu saatlerin öncesinde ve sonrasında da yatarak güneşlenme önermiyoruz. Denizde ve havuzda bu saatlerde alınacak güneş yeterli olacaktır. Bu sürelerin da 15 dakikayı geçmemesi gerekmekle birlikte günde bir kaç kez deniz banyosu öneriyoruz.
Güneşlenirken dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
Saat 11-17 arası güneşe çıkılmaması gerektiğini gebeler unutmamalıdır. Gebelerde hormonal nedenlerden ötürü güneş lekesi oluşma ihtimali de yüksektir. O yüzden bu saatler dışında güneş alabilirler ama bu yine de güneşe yatarak güneşlenme tarzında olmamasının faydalı olduğu unutulmamalıdır. Gölgede ve denize girerken yüzerken aldığı güneş yeterlidir.
Hamilelikte hangi epilasyon yöntemi kullanmak gerekir?
Ağda ve tüy dökücü kremlerin olumsuz yönleri var mıdır?
Ağdanın bilinen bir yan etkisi yoktur. Tüy dökücü kremler çok çeşitli ve hepsinin ayrı ayrı içeriklerini bilerek değerlendirmek gerekir. Ancak hepsi de kimyasallar içerdiğinden dikkat etmek ve tercih etmemekte yarar var.
Çatlakları önlemek için kullanılan kremler bebeğe zarar verir mi?
Hayır. Bu konuda özel olarak satılan ürünler var. Onlardan tercih edilmelidir.
Hamilelikte dişe dolgu yaptırmak güvenli midir?
Evet. Çürük dişle dolaşmak zararlıdır bu sürede gerekli olduğunda diş dolgusu yapılır Lokal anestezi gerektiği hallerde diş çekimi yapılabilir. Bu, zararlı değildir.
Hamilelikte Yaşadığınız Cilt Değişiklikleri
Gebelik maskesi, sivilcelerde artma,çatlaklar, saç dökülmesi… Hamilelik döneminde yaşanan bu sorunlar sadece size ait değil. Her kadın bu ve buna benzer problemleri yaşıyor.
Gebelik maskesi nedir?
Gebelik maskesi, hamilelik döneminde kadın seks hormonlarının aşırı artmasıyla ortaya çıkan lekelenmelere verdiğimiz isimdir. Güneş gören bölgelerde olur; yüzde, özellikle çene, elmacık kemikleri ve bunun gibi güneş ışınlarının dik geldiği bölgelerde daha yoğun görülür. Hamilelik dışında hormonal dengesizliklerde ve bazı kronik hastalıklarda da karşımıza çıkmaktadır.
Kimlerde daha çok görülür?
Gebelik maskesi oluşumunda ailesel yatkınlık söz konusudur. Ayrıca dikkat edilmeden güneş altında çok kalma durumlarında ve derinin üst tabakasını tahriş eden kozmetik ürün kullanımı ve manipülasyonlarda (tüylerin alınması gibi) görülme oranı artar.
Ne şekilde tedavi edilir?
Hamilelik döneminde hiçbir tıbbi tedavi prensip olarak uygulanmaz. En doğrusu güneşten koruyucu kremler kullanarak ve öğlen saatlerinde güneş altında durmaktan kaçınarak kişisel koruma sağlamaktır.
Bazı anne adaylarında gebelikte sık sivilce görülmesinin sebebi nedir?
Gebelikte görülen sivilceler yine kişideki hormon fazlalığı sonucu oluşur. Ergenlik döneminde sivilce problemi olan kişilerde görülme olasılığı fazladır. Hamilelik sonlanınca kendiliğinden düzelir.
Sivilceler tedavi edilir mi? Edilirse nasıl tedavi edilmelidir?
Ph'ı dengelenmiş ürünler kullanarak deriyi temiz tutmak ana prensiptir.
Çatlak neden olur?
Çatlaklar deri altındaki dokuların ani gelişmesi ve büyümesine derinin yetersiz kalması sonucu oluşur. Yani alttaki dokunun hızlı büyümesine derinin esneme kapasitesi yetersiz kalır ve deri bu bölgelerde ayrılır. Vücut bu bölümleri onarım dokusu ile doldurur.
Önlemek mümkün müdür?
Çatlak oluşumunu hızlı kilo alımları çok destekler. Hamilelik süresince orantılı ve 8-13 kilo arası kilo alımı gerçekleşirse kişinin daha az oranda çatlakla karşılaşması söz konusu olur. Ayrıca deriyi besleyerek çatlak oluşumunu bir ölçüde azaltan A vitamininden zengin kozmetik preparatlar kullanılabilir.
Tedavisi nasıl yapılır?
Çatlakların spesifik bir tedavisi yoktur. Vücut çatlayan bölgeyi onardığı için bu bölgede tekrar derinin gelişmesi şu andaki tıbbi ve teknolojik bilgilerimizle imkansızdır. Çatlakların yeni oluşumu sırasında tedavi şansı yüksektir, ancak olgunlaştıktan sonra tedavi şansı düşmektedir.
Saçların dökülme nedeni nedir? Tedavisi var mı? Yoksa doğum sonrası kendiliğinden düzelir mi?
Saçlar hamilelik sırasında dökülmez, aksine hormonların etkisiyle gürleşir ve çoğalır, ancak doğumdan sonra kadın seks hormonlarının azalmasıyla dökülmeye başlar. Doğumdan sonraki ilk yıl içerisinde kendiliğinden eski dengesine kavuşur. Eğer, hamilelik sırasında dökülme varsa mutlaka bir uzmanla görüşülmelidir, vitamin ve mineral eksikliği olabilir.
Ciltte meydana gelen hangi değişikliklerde doktora başvurmak gerekir?
Hamilelik döneminde deri benlerinde büyüme, tüylenmede artış, kaşıntılı deri hastalıkları görülebilir. Bunlar hamilelik sonlanınca kendiliğinden düzelir.
Hamile kadın güzeldir...
Hamilelik tüm sorunlarına rağmen kadınların hayatları boyunca yaşayabilecekleri en özel dönemlerden biri. Size tavsiyemiz, belki biraz zor olsa da, sağlığınızın yanında güzelliğinizi de ihmal etmeyerek bu dönemin tadını sonuna kadar çıkarmak!Anne adayının fazla birkaç kilo alma, yüz lekeleri, cilt tipinin değişmesi, saçların kalınlaşması ya da incelmesi gibi çok da istenmeyen durumlar yaşaması kaçınılmazdır. Ama tüm bunlar hamile kadınların güzel olamayacağı anl***** gelmez; önemli olan hamileliklerini bahane edip günlük bakımlarını ihmal etmemeleri.
Hamile bir kadının makyajı nasıl olmalı?
Doğru ve bilinçli yapılan makyaj hamilelikte mucizeler yaratabilir. Hem bakımlı görünmek anne adayının kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlayacağı için psikolojik açıdan da oldukça faydalıdır.Peki hamile bir kadın makyaj yaparken nelere dikkat etmeli? Hamilelikte makyaj yaparken dikkat edilmesi gereken başlıca nokta makyajın hafif ve abartıya kaçılmadan yapılmış olması. Hamile kadınların makyaj çantalarından eksik etmemeleri gereken ürünlerin başında kapatıcılar geliyor. Göz altlarında oluşan koyu renk halkaları ve hamileliğin bir sonucu olan cilt lekelerini gizlemenin en güzel yolu bunları kullanmak. Tüm cilt tipleri için çok uygun olan sarı tonlarında bir fondöten, pembe bir allık ve uygun renkte bir ruj hamile makyajını tamamlamak için gereken diğer ürünler. En iyi sonucu almak için kapatıcı (fondötenden bir ton daha açık), gereken yerlere fondötenden önce uygulanmalı.Peki hamilelikten dolayı şiş olan ve normalden çok daha yuvarlak ve dolgun görünen yüz için ne yapılabilir? Yüzü inceltmek için en iyisi allıkla yapılan hilelere başvurmak. Tüm yanağa bronz renkli bir allık sürüp ardından gülünce belirginleşen elmacık kemiklerine pembe tonlar uygulamak bu iş için yeterli. Hafif ve çiçekli bir parfüm kullanmak da hamile kadının kendisini iyi hissetmesi için birebir olan bir yöntem. Hem bilindiği gibi hamilelikte koku alma duyusu güçleniyor.
Hamile kadınlar nasıl giyinmeli?
Herkesin bildiği gibi hamileler için en uygunun hamile kıyafetleri giymek olduğu düşünülür. Oysa bazı anneler rahat ve vücutlarına uyumlu olmak kaydıyla günlük kıyafetler içinde de çok rahat ettiklerini söylüyorlar. Bu dönemde eşlerinin dolabını karıştırıp bir kaç gömleğe el koyanlarda yok değil!Aslında en önemli olan kişinin kendisi için en doğru stili bulması ve öyle giyinmesi. Ve tabii bunların içinde kendisini çok çok iyi hissetmesi. Kendine güvenli olan kişiler ne giyerlerse giysinler ve nasıl görünürlerse görünsünler mutlu oluyorlar ve bunu dışarıya yansıtabiliyorlar.
Hamileliğin tatlı sürprizleri
- Hamilelik boyunca saçlar, güzelleşir, saç telleri kalınlaşır ve dokuz aylık bu periyod boyunca dökülme hemen hemen hiç olmaz.
- Pek çok hamile kadın son derece sağlıklı görünürler. Bunu hormonların ve hızlanan kan dolaşımının etkisiyle çok güzel bir renk alan ciltlerine borçlular.
- Pek çok erkek eşinin hamile görüntüsüne bayılır.
Hamileyken aklınızdan çıkarmamanız gerekenler
- Unutmayın siz şişman değilsiniz sadece hamilesiniz
- Hamileliğinizi ortaya çıkaran kıyafetler giyebilirsiniz çünkü bu gizlenecek değil övünülecek bir durum.
- Çok yakında dünyaya bir bebek getireceksiniz, yani kendinizi sonuna kadar şımartmaya hakkınız var; manikür, pedikür ve güzel iç çamaşırlarıyla mesela!
- Egzersiz yapmayı sakın ihmal etmeyin. Bu hem doğuma yardımcı olacak hem de doğumdan soruda tekrar normal formunuza dönmenizi kolaylaştıracaktır.
Sutyen seçimine dikkat!
Anne adayları, hamileliğin ilk aylarından itibaren göğüslerinde meydana gelecek değişiklikleri göz önünde bulundurarak gerekli desteği sağlayan sutyenlerin kullanımına bu aylardan başlayarak özen göstermeliler. En uygun ve şık sutyeni bulmak alış-veriş işleminin yarısı. Bu nedenle sutyen satın alırken "ölçü" konusunda çok hassas davranmalı ve bu dönem için yengi sutyenler alınmalı.
28-11-2006, 12:46 #13ChUcKy's LoVe
Hamilelikte Psikoloji
Anne adayının duygusal değişimi
Annelik aslında oldukça kendine has ve özel bir durumdur yani her anne adayı, içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak bu olayı diğerlerinden daha farklı bir şekilde yaşar. Ama yine de bazı değişimler vardır ki bunlar normal seyreden tüm hamileliklerde benzer şekilde yaşanırlar. Annenin yaşayacağı fiziksel ve psikolojik değişimler hakkında önceden bilgi edinmesi ise hamileliğe daha bilinçli ve pozitif yaklaşmasını sağlar.
İlk üç ay
Hamileliğin ilk üç ayı genelde kendisini daha çok fiziksel değişimlerle belli eder; geciken adet dönemi, pozitif çıkan hamilelik testi, yorgunluk mide bulantısı ve diğerleri... Duygusal durum ise genelde çok büyük bir değişiklik göstermez. Ama yine de durumunu dikkatli gözleyen bir anne adayı hormonal değişiklikler nedeniyle ortaya çıkan inişli – çıkışlı ruh halini atlamaz. Hamilelikte önemli rol oynayan başlıca iki hormon östrojen ve projesterondur. Kadının ruh hali bu hormonlara bağlı olarak büyük sevinç ve üzüntü halleri arasında gidip gelebilir. Küçücük bir neden onun gözyaşlarına boğulmasına yol açarken birdenbire niçin olduğunu bilmediği bir mutluluk bile hissedebilir. Bu durum onun için olduğu kadar eşi için de zor ve kafa karıştırıcıdır. Bütün bunları yaşayan baba adayı kesin bir çözüm sağlamasının mümkün olmadığını bildiği için genelde durumu görmezden gelme yolunu seçer. Oysa tam o sıralarda sürekli olarak ilgi ve sevgiye ihtiyaç duyan anne adayı kendisini duygusal açıdan boşlukta hissedebilir. Bu durumun hamilelik dönemi için çok normal olduğunu bilen çiftlerse hazırlıklı olmanın rahatlığıyla bu dönemi daha rahat ve sorunsuz geçirirler. Hamilelik planlı bir şekilde gerçekleştirilmiş ve çift uzun zamandır bu anı bekliyor olabilir; Ama bu etkenler bile anne adayının bazı endişeleri hiç yaşamayacağı anl***** gelmez. Bu endişelerin başında anne adayının her şeye rağmen zamanlamanın doğru olup olmadığına dair kararsızlığı gelebilir. Özellikle kariyer yapan ve iyi bir çalışma hayatı olan kadınlar, hamilelik ve bebekle birlikte bu alandaki hedeflerinin gerçekleştirilmeden kalabileceğinden çok korkarlar. Tabii her şeyin yolunda gidip gitmeyeceğine dair endişeler de hamilelik döneminde en yoğun yaşanan sıkıntılardandır.
Bebeğin ilk kalp atışlarını – yaklaşık 12. Haftaya kadar -duyana kadar bu durumun gerçekliğini tam olarak kavrayamayan anne , bundan sonra gerçekten içinde bir bebek olduğuna inanır ve endişeleri daha yoğun olarak hissetmeye başlar.
İkinci üç ay
İkinci üç ayın ilkiyle kıyaslandığında çok daha sakin geçtiğini söylemek mümkün. Bu dönemde mide bulantısı gibi sıkıntılar kaybolur, düşük riski ise çok azalır. İkinci üç ayın en önemli özelliği artık bebeğin hareketlerinin hissediliyor olmasıdır. Bebeğinin hareketlerini hissetmek anne adayı için eşsiz bir tecrübedir. Artık bebeğinin gerçek bir kişi olarak kabul eder ve heyecanı doruk noktasına ulaşır.
Bazı kadınlar bu heyecanla birlikte kendilerini çok enerjik ve mutlu hissederler. Çoğu kadın hamile kıyafetleri giymeye bu dönemde başlar. Hamilelik, doğum ve bebeklerle daha çok ilgilenme, hamilelik seminerlerine katılma, bu konularla ilgili kitaplar alma yine bu dönemde yaşanır.
Son üç ay
Hamileliğinin son üç ayına giren anne adayı artık bebeğine kavuşmak için iyice sabırsızlanmaya başlar. Tabii bu arada artık iyice belirginleşen karnının keyfini de sürer; kalabalık yerlere girdiğinde ona gösterilen ilgi, oturması için uzatılan iskemleler, paketlerini taşımak için yardım teklifinde bulunanlar on çok mutlu eder. Hatta bu dönemde gerçekten yardıma ihtiyacı olmasa bile birçok kadın durumunun ayrıcalığını biraz kullanmaktan kendisini alamaz. Hamileliğin son haftalarına giren anne adayının psikolojik sıkıntı ve korkuları, fiziksel sıkıntılarının da yoğunlaşmasıyla birlikte iyice artar. Rahat bir pozisyon bulamadığı için uykusuz kalır. Ağırlaşan vücudu kendisini çirkin bulmasına yol açabilir. Ve eşinin onu artık hiç çekici bulmadığına inanır. Erkekler bu duruma olan eşlerine bu hislerinin yersiz olduğunu anlatmak amacıyla ilgi göstermelidir. Hamileliğinin son günlerini yaşayan bir kadına eşi tarafından gösterilecek ilgi onun moral düzeyinin yüksek olmasını sağlayacaktır.
Anne adayı bir yandan hamilelikle ilgili sıkıntılarının bitmesini istemekte ama bunun belki de daha zor bir dönemin başlangıcı olduğunu bildiği için çelişen sıkıntılar yaşamaktadır. Ayrıca doğum da onun için başlı başına büyük bir olaydır ve öncesinde korkular yaşaması son derece normaldir. Eşinin ve çevresinin desteği bu dönemi rahat geçirmesi açısından oldukça gereklidir.
Hamilelik korkuları
Hamilelik sırasında yoğun bir korku hissetmek o kadar yaygın bir durumdur ki bunu hamileliğin semptomları arasında saymak yersiz olmaz. Hemen hemen her anne adayı hamileliği ve doğumu sırasında bir şeylerin ters gitmesinden endişe duyar. Bu durumun yaygın olduğunu bilmek tabii ki korkuların geçmesi için fayda sağlamayacaktır. Bu durumda anne adayının yapacağı en akıllıca iş çevresindekilerin sorularına, tavsiyelerine ve yorumlarına kulak asmadan sadece doktorunu dinlemek olmalıdır. Çünkü niyetleri hiç de kötü olmasa bile çevredekilerin yapacağı yorum ve tavsiyeler hamilenin yersiz yere endişeler kapılmasına yol açabilir.
Hamilelik döneminde unutkanlık
A.B.D.’de “Placenta Brains” (Plasenta Beyinler) diye bir durumdan bahsederler.Bu aslında hamile kadınların oldukça yoğun bir şekilde yaşadığı unutkanlık, dalgınlık gibi durumlara biraz şakayla karışık olarak verilen isimden başka bir şey değil. Çoğu zaman komik olaylara neden olsa da anne adaylarının bazen gerçekten sıkıcı durumlarla karşılaşmasına da yol açabiliyor. En iyi tanıdıkları kimselerin isimlerini, önemli randevuların tarihlerini unutmanın yanı sıra dalgınlıkla gideceği yönü şaşırmak ve yanlış yönlere sapmak hamile kadınların çok sık yaşadığı durumlar.
Nedeni ne?
Hamilelik sırasında yoğun biçimde yaşanan dalgınlığın nedenleriyle ilgili olarak üretilen pek çok teori var. Bunlardan en yaygın olarak söylenen – kesin verilere dayanmamakla birlikte- beynin küçüldüğüne dair olan. Buna göre hamilelik sırasında kadınların beyni yaklaşık yüzde 3 –5’lik oranda küçülüyor. Doğumdan yaklaşık 6 hafta sonra normale dönen beynin bu durumu da unutkanlık ve dalgınlığa yol açıyor. Diğer bir teori ise hormonların etkisiyle ilgili olan. Çoğu uzman nedeni her ne olursa olsun bu durumun geçici olduğuna inanırken, bazılarıysa her hamilelik ve doğumla birlikte kadınların problem çözme yeteneklerinin azaldığını ve eskiye kıyasla daha unutkan ve dalgın olduklarını iddia ediyorlar. Bazı uzmanlarsa kadınların anne olmanın heyecanıyla artık bunun dışındaki şeylerle fazla ilgilenmediğini ve dikkatlerini gerçekten vermediğini söylüyor ve durumu böyle açıklıyorlar. Nedeni her ne olursa olsun, anne adaylarının paniğe kapılmasına hiç gerek yok! Bu geçici durumu bazı önlemler alarak geçirmeleri mümkün. Tabii her şeyden önemlisi etraftakilerin anlayışlı olması ve anne adaylarının bu durumunu eğlenceye dönüştürmelerine yardımcı olabilmeleri! İşte işe yarayacak bazı önlemler;
• Karşılaştığınız kişilerin adını mümkün olduğunca çok tekrar edin
• Randevularınızı ve hatırlamanız gerekenleri not alın
• Etrafınızdakilerle bol bol konuşun
• Kendinize karşı acımasız olmayın
• Üzülmeye değil gülmeye bakın
Hamilelikte Gereksiz Endişeye Son
Hamilelikte gereksiz endişeye son verin
Anne olacağınızı öğrendiğiniz andan itibaren hep bebeğinizi düşünüyorsunuz. Belki de çoğu zaman onun sağlığı ile ilgili endişelere kapılıyorsunuz. Oysa hamilelik akıllara takılan birçok soru genellikle önemsiz bir endişeden öteye gitmiyor.
`` Evhamlı bir insan olduğumu itiraf ediyorum. Ancak, hamile kaldığımı öğrendikten sonra bu durumum çok daha ciddileşti. Kahve içmeyi bıraktım. Mikrodalga fırın çalışırken mutfaktan çıktım. Bilgisayar karşısında çok fazla vakit geçirmemek için yazılarımı elle yazmaya çalıştım. Özellikle 5. aydan sonra çevremdeki şaşkın bakışları arasında gün geçtikçe beter bir hal aldım.'''' Yoksa siz de bu ve buna benzer endişeler içinde misiniz? Ancak, şunu bilmelisiniz ki; sağlınızı düşünmek iyi olmakla beraber her şeyi bu kadar sorun yapmanız kesinlikle doğru değil. İşte anne adaylarını en fazla endişelendiren 10 nokta...
1) Cinsel ilişki
Hamilelikte seks yapmak anne adayı ve bebek için zararlı olmuyor. Hamilelik döneminde sekste güvenlikten öte rahatlık önem taşıyor. Karnınız büyüdükçe ilişki kurmakta fiziksel bir zorluk çekerseniz, pozisyonunuzu değiştirebilirsiniz. Eşinizin cinsel organının bebeğe zarar vereceğini düşünmeyin çünkü o, ana rahminde güvenle korunuyor. Sadece doktorunuz çeşitli nedenlerle izin vermiyorsa seks yapmayın
2) İlaç kullanımı
Her baş ağrısı ve soğuk algınlığı için ilaca sarılmayın. Ancak, gerçekten ihtiyacınız olduğunda doktorunuza danışarak ilaca başvurun. Eğer kronik bir rahatsızlığınız varsa mutlaka doktor kontrolünde gebe kalmaya çalışın. Gebe kaldıktan sonra sakın, kendinizce karar verip ilaç almaya kalkmayın.
3) Ağır kaldırma
Çok çok ağır olmaması koşuluyla alışveriş torbaları ya da çocuk taşımak herhangi bir sorun oluşturmuyor. Ancak taşırken dizlerinizden güç alarak, ağırlığınızı bacaklarınıza vermenizin daha doğru olduğu kabul ediliyor.
4) Bilgisayar kullanma
Bu konuda yapılan araştırmalar bilgisayar karşısında oturmanın ve çalışmanın bir riski olmadığını gösteriyor. Amerika´da işleri bilgisayar ile ilgili olan 700 annenin bebekleri üzerinde gerçekleştirilen bir çalışma, doğumsal sorunlara ya da düşük kilo gibi problemlere rastlanmaması ile dikkat çekiyor.
5) Sırtüstü uyuma
Gebelikle ilgili kitapları okuyan anne adaylarının çok iyi bildiği gibi 6. aydan sonra sırtüstü yatılması kesinlikle doğru değil. Büyüyen rahimin ağırlığı toplardamarlara baskı yaparak, bacaklardan kalbe kan taşıyan damarları etkileyebilir. Bu durum, hafif bir baş dönmesine ve tansiyon düşmesine sebep olsa bile bebek açısından büyük bir risk olduğu düşünülmüyor.
6) Mikrodalga fırın kullanma
Mikrodalga fırın kullanımı ile ilgili yapılan tüm çalışmalar her hangi bir risk olmadığını gösteriyor çünkü bu cihazların radyasyon yaymasının mümkün olmadığı kabul ediliyor Ayrıca, Amerika´da gebe fareler üzerinde yapılan bir araştırma mikrodalga fırınların gebelik üzerine negatif bir etkisinin olmadığını ispatlıyor.
7) Egzersiz yapma
Spor, hiç kuşkusuz bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmayıp gebelikte olabilecek bazı problemleri gideriyor. Ancak, aşırıya kaçmamak koşuluyla yüzme, yürüyüş, basit jimnastik hareketleri uygun egzersizler olarak kabul ediliyor. Ancak gebelik öncesi hiç egzersiz yapmamamış bir kadınsanız, bu dönemde egzersize başlamanız doğru değil. Bununla birlikte özellikle hamilelere yönelik olan kurslarda öğretilen hareketler anne ve bebek sağlığı açısından önem taşıyor.
Evcil hayvan besleme
Kedilerin dışkısında bulunma olasılığı olan parazit toksoplazmasise(kedi vs. hayvanların dışkısı, tükürüğü ve salgıları ile insana geçen hastalık) yol açabileceği için gebelerin bu konuya dikkat etmesi gerekiyor. Buna dikkat edildiği takdirde aşıları tam uygulanan ve bakımı iyi olan evcil hayvanları evde beslemenin bir sakıncası bulunmuyor.
9) Saç boyama
Gebe kaldığınızı bilmeden evvel saçınızı boyatmış ya da perma yaptırmış bile olsanız bunun için endişelenmenize hiç ama hiç gerek yok. Op. Dr. Altay Gezer, gebeliğin 3. ayından sonra saç yaptırmanın ve en çok iki kere boyatmanın sağlık açısından herhangi bir risk taşımadığını belirtiyor. Ancak, bu noktada boyanın içerisindeki kimyasal maddelerin bebeğe zarar verip vermediğini iyi bilmek gerekiyor.
Hamilelikte Göz Yaşlarına Boğulmayın
Aileye yeni bir bireyin katılacağı haberi başta anne adayı olmak üzere herkesi tarifsiz bir sevince boğuyor. Özellikle gelen konuk “ilk” ise, bu sevinç bir kat daha artar. Ancak anne adayları bu dönemde bedenlerindeki ve duygulşarındaki değişimin etkisinde kalarak, zaman zaman fazla hassas davranıyorlar...
Hamilelik, bir kadın için hayatının en önemli dönemlerinden biri. Bu dönemde tüm kadınlar fiziksel olduğu kadar, duygusal bir etki içine de giriyorlar. Hamilelikte duygusal gelişim aslında kadının anne olacağı haberini almasıyla başlıyor. Bu dönemde anne adayının kendisine en çok sorduğu soru ``Bu bebek için hazır mıyım?''''. Gebelik döneminde anne adayı sadece bebeği dünyaya getirmekle ilgili kaygıları taşıyor, aynı zamanda dünyaya getirdiği çocuğunu nasıl yetiştirmesi gerektiğini, bunun için gerekli enerji ve ekonomik düzeye sahip olup olmadığını da düşünüyor.
Hamile kadın hassastır!
Bebek bekleyen kadınların çoğu, vücutlarındaki değişimin de etkisiyle normal zamanda belki de hiç üzerinde durulmayacak kadar basit bir konuyu büyütebilir, üzülmeyi gerektirmeyen bir olayda gözyaşı dökebilirler.. Bu dönemde gebeler, kendilerinde oluşan bu değişikliğin her ne kadar farkında olsalar da, bir türlü kendilerine engel olamıyorlar.
Giderek vücudunun şekil değiştirdiğini gören gebe kadın, kendini önceleri bu yeni haliyle benimsemekte zorluk çekiyor, eski haline hiç dönemeyeceğini düşenerek endişe duyuyor. Böyle bir zamanda eşlerinin ya da çevrelerindeki insanların kendisini çok çirkin bulduğunu bile düşünerek yersiz kuruntulara kapılıyor. Dolayısıyla hamile kadının arkadaşlarına, ailesine ve en önemlisi eşine önemli görevler düşüyor. Buraa asıl sözümüz beylere! Gebelik döneminin her safhasında, eşinize destek olmayı unutmayın!
Aşırı duygusallığa karşı önlemler
Anne adayının öncelikle kendisini meşgul edecek aktiviteleri olmalı. Eğer çalışıyorsa, doktorunun izin verdiği süreye kadar çalışmasını devam etmesinde yarar var. Bunun dışında yorucu olmayan, doktorunun izin verdiği sosyal aktivitelere katılmak, resim yapmak ya da el işleriyle uğraşmak gibi hobileri olması son derece faydalı.
Doğum anını daha rahat geçirmek için gebelik kurslarına katılarak bilgi almak ve yapılan fiziksel egzersizlerle doğuma hazırlanmak da anne adayının kendisini daha iyi ve güçlü hissetmesini sağlayıyor. Böylece anne adayının doğuma karşı korkusu azalıyor.
Anne adayı bu dönemde hissettiği sıkıntıları ailesine ve kendisinden önce doğum yapmış, bu konuda deneyim sahibi arkadaşlarına açmaktan çekinmemeli. Sıkıntıları paylaşmak, dertleşmek ve yaşanan yoğun duyguların normal olduğunu görmek, anne adayını rahatlatıyor.
Doğuma yaklaştıkça bu konuyla ilgili kitaplar okumak ve bu çok özel ana hazırlanmak önemli. Ayrıca gebe kadın doktoruyla da konuşarak, doğum anında yaşayacaklarının aslında hiç de endişe edilir türden duygular olmadığını anlayabilir. Sonuç olarak unutmayın ki aslında doğum ve arkasından gelen annelik, her kadının yaşamak isteyeceği ve bilinçli bir şekilde yaklaşılırsa, büyük mutlulukları beraberinde getiren, kadınlara verilmiş en güzel armağandır!
Hamilelikte Kendinizi Daha İyi Hissetmeniz İçin
Gebelikte salgılanan hormonlar vücudunuzu etkiliyor. Rutin hayatınızda yapacağınız ufak değişiklikler kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak.
Banyo
Sık banyo yapmanız veya duş almanız kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Su sıcaklığının fazla yüksek olmamasına özen göstermelisiniz. Sauna veya çok sıcak su ile banyo yapmak fetal anomalilerle özellikle, santral sinir sistemi problemlerine neden olabileceğinden kesinlikle önerilmemektedir. Bu; özellikle gebeliğin erken dönemleri için geçerlidir.
Banyo yaptığınız zaman evde sizden başka bir kişinin bulunmasına dikkat etmelisiniz.
Diş bakımı
Gebelik sırasında bazı kadınlarda diş eti problemleri olabilir. Dişlerinizi fırçalarken diş eti kanamanız olursa, diyetinizden fazla şekerli besinleri çıkarmalı ve çok yumuşak diş fırçası kullanmalısınız. Bazen diş etlerinizdeki enfeksiyonun diş hekimi tarafından tedavi edilmesi gerekir. Gebelikte dişlerinizle ilgili herhangi bir probleminiz olduğunda diş hekimine başvurmaktan çekinmemelisiniz.
Saç bakımı
Gebelik sırasında saçlarınızın uzamasının hızlandığı, yüz ve vücut kıllarında artış olduğu dikkatinizi çekebilir. Östrojen hormonunun etkisiyle, saçlarınızın dökülmesi azalır. Fakat bebeğin doğumunu izleyen dönemde hızla saçlarınız dökülebilir, paniğe kapılmamalısınız; bunlar gebelik sırasında dökülmeyen saçlardır.
Tırnak bakımı
Gebelikte tırnaklar daha çabuk ve sert olarak uzarlar. Fakat bazı kadınlar da tırnaklarının kolay kırıldığından şikayet edebilirler.
Cilt bakımı
Cildin rengi ve yapısı gebelikte değişme eğilimindedir. Bazı kadınlar ciltlerinin daha pürüzsüz ve lekesiz olduğunu ifade ederken, bazıları da cildinin kuru veya yağlı ve daha çok lekeli bir hal aldığından yakınırlar. Yine gebelikte, ciltte minik toplardamarlarda ve deri çatlaklarında artış olabilir ve cildin pigment içeren kısımlarında rengin daha koyulaşma izlenir. Başlıca pigment değişiklikleri şunlardır:
- Kloazma veya gebelik maskesi. Burun çevresi, yanaklarda ve çenede olan kahverengi lekelerdir, koyu renkli kadınlarda daha sık gözükür. Doğum lekeleri, benler, meme başları daha koyu renk alır.
- Linea nigra. Karında, orta hatta bulunan çizgi daha koyu ve belirgin hal alır.
Doğumdan sonra birçok pigment değişikliğinin geri dönmesine rağmen meme başı bir miktar koyu kalabilir. Gebelikte ortaya çıkan deri çatlaklarını önlemenin imkanı yoktur. Fazla ve hızlı kilo alan bayanlarda daha fazla görülür. Doğumu takiben renkleri açılır ve beyaz olarak kalırlar. Gebe iken güneşte kaldığınızda daha çabuk bronzlaşırsınız, bu nedenle koruyucu kremler kullanmalısınız.
Duruşunuz
Karnınızın büyümesi ve ağırlık artışına bağlı olarak vücudunuzun ağırlık merkezi ve duruşunuz değişecektir. Bu, oturuş ve yürüyüş şeklinizi değiştirecektir. İyi bir duruş ile; sırt, bel ağrısı yakınmalarınızı azaltabilirsiniz.
Aşağıdaki basit birkaç kural bu problemlerinizi engelleyecektir:
- Yerde olan bir şeyi uzanarak değil de çömelerek alınız.
- Ağır şeyleri kaldırmaktan ve taşımaktan kaçınınız.
- Yerden doğrulurken kalçalarınızı, dizlerinizi ve ellerinizi kullanınız.
- Yürürken sırtınızdaki eğimi azaltmaya çalışınız.
Gevşeme
Solunum egzersizleri, yoga, masaj, müzik dinlemek, banyo yapmak gevşemenizi ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Uyku
Gebeliğiniz sırasında mümkün olduğunca çok dinlenmeniz ve uyumanız önemlidir. Bazı kadınlar gebelikte uyuma güçlüğü çekebilirler. Bu, gebeliğin ilk aylarında artmış anksiyeteye, ilerleyen gebelik haftalarında ise bir türlü rahat uyku pozisyonunun bulunamamasına bağlıdır.
Aşağıda sayılanlar uyumanızı kolaylaştırabilir:
- Mümkün olduğunca gün içinde kısa sürelerle uyumaya çalışın.
- Yatmadan önce bir bardak ılık süt için.
- Uyku öncesi ılık bir duş almak iyi gelebilir.
- Gevşemenizi sağlayan hafif egzsersizler yapabilirsiniz.
- Uykuya dalıncaya kadar müzik dinleyip, kitap okuyup veya TV seyredebilirsiniz.
- Eşinizden size masaj yapmasını rica edebilirsiniz.
- Sırt üstü yatmaktan daha çok sol veya sağ yanınıza yatmayı deneyin, gerekirse bir yastıkla karnınızı destekleyin.
RISKLI GEBELIKLER
İleri Yaşlarda Hamilelik
Hamilelik için en ideal yaşlar hangisidir? Hangi yaştan itibaren ileri yaş sınıfına girer?
Doğumdaki anne yaşının 18’in altında, 35’in üzerinde olması pek arzu edilmez. Doğumda 35 yaş ve üzerindeki anne adayları ileri anne yaşı sınıfına girerler.
İleri yaşlarda hamile olan bayanların bebek için ne gibi riskleri vardır. Bunu önceden anlayabilir miyiz?
Günümüzde bayanların iş yaşamında daha fazla yer almasına bağlı olarak çocuk sahibi olma yaşını ertelemeleri, anormal çocuk doğurma riskini arttırıyor. Toplumda ortalama 800 doğumda bir görülen Down sendromu, yani mongol bebek doğurma ihtimali 30 yaşındaki bir gebede 1200’de bire, 35 yaşındaki gebede 300’de bire, 39 yaşında ise 169’da bire ulaşıyor. Bugün, doğum öncesi tanı yöntemleri sayesinde anne karnındaki bebekte kromozom hastalığı olup olmadığı başarıyla belirlenebiliyor.
Doğum öncesi tanı yöntemlerinden bize biraz bahsedebilir misiniz?
Doğum öncesi tanı yöntemlerini biz girişimsel ve girişimsel olmayan yöntemler olarak ikiye ayırıyoruz. Girişimsel olmayan yöntemler dediğimiz anne üzerinde yapılan ultrasonografi ve biyokimyasal testlerle % 70’e varan oranlarda risk belirlenebiliyor. Girişimsel tanı yöntemleriyle de anne karnından örnekler alınarak çeşitli testler yapılarak kesin tanı konulabilmektedir.
İleri yaşlarda doğuma hazırlanırken nelere dikkat etmek gerekir?
İleri yaşlarda doğum yapmayı planlayan anne adaylarının bu yaşlarda daha sık rastlanan şeker ve yüksek tansiyon gibi sistematik hastalıklar açısından doktor kontrolünden geçmeleri gerekir. Eğer böyle bir hastalık bulunursa hastalıkları kontrol altına alınana dek gebeliği ertelemelidirler.
Bebek bekleyen bayanlara ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?
Doğuma hazırlık her yaş için önem taşır. Fakat ileri yaşlarda ve ilk doğumsa daha fazla önem taşımaktadır. Öncelikle anne adaylarının doğum öncesi dönemde bilinçli olmaları, doğru bilgiye ulaşmaları gerekmektedir. Biz Acıbadem Hastanesi olarak bu konuda anne ve baba adaylarının doğru bilgiye ulaşabilmelerini kolaylaştırmak için kapsamlı bir program hazırladık. Konusunun uzmanı eğiticiler tarafından son derece rahat bir ortamda; video, slayt ve maket gibi görsellerle hamilelikte beslenmeden egzersize, doğumdan bebek bakımına pek çok konuda bilinçlerdirici doğuma hazırlık kursu başlattık. Her biri 2 ardışık saattlik toplam 6 dersten oluşan kursun ilk saati uzman hekimlerle anlatılacak teorik deslerle geçiyor. İkinci saat ise, egzersizlere ayrılıyor. Derslere anne adaylarıyla birlikte baba adaylarının da katılmalarını öneriyoruz. Özellikle gevşeme ve solunum tekniklerinin öğretildiği derse baba adayları da katılmalıdır.
6 Hamilelikten Biri Düşükle Sonuçlanıyor
Anne olmak her kadının en büyük isteği. Oysa bazı kadınlar hamilelik dönemi sırasında bebeklerini kaybediyorlar. Bu süreci yaşayan anne adayları ise suçluluk duygusuna kapılıyorlar. Oysa düşük hakkında doğru zannettiğimiz pek çok yanlış var.
Düşük nedir?
Toplumun en büyük içgüdülerinden biri üreme içgüdüsü, çocuk sahibi olma isteği. Fakat rahme düşen her bebeğin yaklaşık yüzde 25’i ilk üç ay içinde ölüyor ya da kanayarak atılıyor. Bu duruma düşük adı veriliyor.
Düşüğün belirtileri nelerdir?
Düşüğün genelde ilk belirtisi vajinal kanamadır. Kanamanın miktarı birkaç damladan aşırı kanamaya kadar değişebiliyor. Aniden başlayabileceği gibi öncesinde kahverengi bir akıntı da olabilir. Başka bir belirti de kasıklarda kramp tarzı ya da adet sancısı benzeri ağrılardır.
Düşüğün nedenleri nelerdir?
Düşüğün birçok nedeni var. Yapılan araştırmalarda düşen bebeklerin yüzde 70’inin hayatla bağdaşmayacak kadar kromozom bozukluğu olan bebekler olduğu görülüyor. Bu bebeklerin düşmesi daha iyi. Düşmese çok daha büyük bir sorunlar yaşanır. Düşüğün nedeninin kromozom bozukluğu olduğu söylendiğinde bu sebep anne ve babalara biraz itici geliyor. “Acaba bende ya da eşimde bir problem mi var?” diye şüphe duyuyor. Oysa bunlar genellikle tesadüfi durumlardır. Bu duruma tabiatın bir beceriksizliği diyelim. Yumurta ile sperm bir araya geldiği zaman 6 bebekten birinde kromozom bozukluğu oluyor. Düşüğün nedeninin kromozom bozukluğundan kaynaklandığını düşen bebeğin kromozomunu inceleyerek anlayabiliyoruz.
Düşüğün nedeninin kromozom bozukluğu olduğu anlaşıldığında ne yapmak gerekir?
Böyle bir bozukluk olduğu saptandığında anne babanın kromozomlarına bakılıyor. Onlarda bir problem varsa tıbbi olarak gerekli tedbirler alınıyor. Ancak çoğu kez anne – baba normal çıkıyor. Zaten bu olay genellikle tesadüfi olarak yaşanıyor. Bir kere daha kromozom bozukluğunun meydana gelmesi piyangoda ikinci kez para çıkması kadar zor bir olaydır.
Kromozom bozukluğu dışında görülen nedenler nedir?
Düşük yüzde 70 – 80 gibi bir oranda kromozom bozukluğundan kaynaklanır. Geriye kalan oranı birçok sebep oluşturuyor. Annede şeker, tiroid, yumurtlama bozukluğu, babanın sperm bozukluğu, bebeğe karşı alerjik reaksiyonlar bu sebeplerden sadece birkaçı. Düşüğün nedenleri araştırmalar sonucu anlaşılıyor. Birçok sebebin ise tedavisi mümkün.
Annenin kişisel hataları düşüğe sebep olur mu?
Düşük yapan anne adayı kendine olan özgüvenini kaybediyor, kendini suçluyor. Üstelik çevresi de onu suçluyor. Çamaşır yıkadın ondan oldu, ağır kaldırdın ondan oldu v.s. gibi suçlamalarla karşı karşıya kalıyor. Oysa bu düşüncelerin hepsi yanlış. Düşükler kimyasal uyumsuzluklar nedeniyle yaşanıyor. Olağanüstü fiziksel zedelenmeler dışında, ( Örneğin; şiddetli bir trafik kazası, 3. kattan düşmek gibi) düşük olmaz. Hatta bu konuyla ilgili bir araştırma yapılmış. Amerika’da yapılan bu araştırmaya göre halter kaldıran kadınlarda bile düşük şansı artmıyor. Bunun için böyle bir sorun yok ve dolayısıyla düşüğün engellenmesinin kolay bir çözümü de yok. Annenin fiziksel aktiviteleri düşüğe neden olsaydı ilk üç ay boyunca yatmasını tembih eder ve düşük olmamasını sağlardık.
Düşük sorunun en aza indirilmesi için anne ve baba adaylarına ne önerirsiniz?
Ancak özellikle şunu belirtmek isterim ki bir çiftin bebek yapmayı planlamadan 3 ay önce doktora gitmesinde yarar var. Böylece bu durumların yaşanması en aza indirgeniyor. Baştan anne ve baba adayı muayene edilince gebelikte yaşanan sorunlar azalıyor. Anne adayının daha hamile kalmadan dikkat etmesi gereken noktalar var. Buna gebelik öncesi planlama diyoruz. Sigara, içki, hepatit B, kızamıkçık gibi konularda bilgilendirilmesi gerekiyor. Örneğin doğum kontrol hapı kullanılıyorsa bıraktıktan 3 ay sonra hamile kalınmalı. Hemen hamile kalınması durumunda bebekte doğumsal anomaliler daha çok görülüyor. Bu da düşüğe sebep oluyor.
Anne adayı açısından düşüğün getirdiği riskler var mı?
Fiziksel ve psikolojik olarak ikiye ayırmak gerekir. Düşük sırasında kanama sorunu görülüyor. Ancak eğer düşük tam olmamış ise yani içeride parça kalmışsa bu durumda enfeksiyon ya da kanama olabilir. Bu nedenle herhangi bir düşük varlığında parça kalmadığından emin olunması için kürtaj yapılmasında fayda vardır. Ancak yaşanan fiziksel sorunlar çok büyük sorunlar yaratmıyor. Sorunlar daha çok psikolojik olarak yaşanıyor. Anne adayı suçluluk duyuyor. Ben bir yerde hata mı yaptım diye düşünüyor. Bir kere daha belirtmek isterim ki düşük asla kişisel hatalardan kaynaklanmaz. Bir kere düşük yaşayan birinin ikinci kez düşük yaşama ihtimali hiç düşük yaşamayan bir kadınla aynı orandadır.
Yeniden ne zaman hamile kalınabilir?
Annenin her şeyden önce psikolojik olarak hazır olması için 3 ay beklenmesini öneriyoruz. Bu süreçte doğum kontrol hapı kullanmamak ve erkeğin korunmasını sağlamak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Riskli Gebeliklerle Bebeğinizi Riske Atmayın
Hamilelik bir kadının en özel ve zor dönemlerinin başında geliyor. Bazı anne adayları içinse bu dönem çok daha zorluklarla yaşanıyor. Diyabet, hiper tansiyon, ileri yaş gebelik, kan uyuşmazlığı gibi sorunlar hamileliği riskli hale getiriyor. Peki bu tarz problemler nasıl önlem almalı?
Hangi gebelikler riskli gebelikler grubuna girer?
Hamilelik sırasında anne ya da bebeğin genel sağlık durumunu ve hatta yaşamını riske atabilecek durumların varlığında o gebelik yüksek riskli olarak tanımlanır. Yüksek riskli gebeliklerde, gebelik annede var olan bir hastalığı ya da durumu daha kötüleştirebileceği gibi tam tersi şekilde mevcut hastalık gebeliğin seyrini olumsuz şekilde etkileyebilir. Problem ortaya çıkma olasılığının en yüksek olabileceği durumlardan birisi anne yaşının ileri olmasıdır. Bu nedenle ileri anne yaşı yüksek riskli gebeliklerde önemli bir bölüm teşkil eder. Öte yandan anneye ait ciddi etkileri olabilecek sistemim hastalıklarda yüksek riskli gebelikler sınıfına dahildir. Bunlar arasında en iyi bilinenleri diyabet, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, bazı hormon hastalıkları ve sinir sistemi hastalıklarıdır. Yüksek riskli gebelikler arasında dahil edilebilecek bir başka durum da anne ile baba adayı arasındaki kan uyuşmazlıklarıdır.
İleri yaş gebeliklerde alınması gereken önlemler nelerdir?
Yüksek riskli gebelikler içinde halk arasında en iyi bilinen ileri yaş gebelikleridir. Bu hamileliklerde down sendromu başta olmak üzere bazı genetik hastalıkların görülme sıklığında önemli artışlar gözlenir. Artan yaş ile birlikte kadının ürettiği yumurta sayı ve kalitesinde bir düşüş yaşanır. Bu düşüşe bağlı olarak ileri yaştaki kadınların hamile kalma oranlarında da paralel bir düşüş ortaya çıkar. Üretilen yumurtaların genetik yapılarında hata olma olasılığı son derece yüksektir ve bu yükseklik nedeni ile ya yumurta döllenemez ya da döllenmiş yumurta canlılığını uzun süre devam ettiremez. Sonuçta ya gebelik hiç olmaz ya da olsa bile çok büyük bir oranda düşük ile sonuçlanır. Bu doğanın bir çeşit kendini koruma mekanizması olarak kabul edilebilir. Bununla birlikte bazı genetik hastalıklar yaşamla bağdaşır şekildedir. Bunun en iyi bilinen örneği down sendromudur. Down sendromunda zeka geriliği ile birlikte bir takım fiziksel ve fizyolojik bozukluklar da bir arada bulunur.
Öte yandan artan yaş ile birlikte anne adayında kalp hastalıkları, şeker hastalığı gibi sistemim hastalık görülme oranlarında da artış söz konusudur. Tüm bu nedenlerden dolayı ileri yaş gebelikleri yüksek riskli gebelikler olsak kabul edilir.
Bilim alanında yaşanan gelişmeler sonucu yardımcı üreme teknikleri ile hamile kalan kadın sayısında büyük bir patlama yaşanmaktadır. Yıllarca hamile kalamamış pekcok kadın bu yolla hamile kalabilmektedir. Bunun doğal sonucu da ileri yaş gebeliklerinde görülen artıştır. Öte yandan kadınların sosyal ve iş yaşantısında giderek artan rolleri evlenme ve anne olma yaşını ilerilere çekmiştir. Bundan yarım yüzyıl öncesi ile kıyaslandığında günümüzde daha fazla sayıda ileri yaş gebeliği yaşanmaktadır. Bu gelişmelere karşın ileri ana yaşı ile kastedilen yaş sınırında önemli bir değişme olmamıştır. Günümüzde hala daha 35 yas ustu gebelikler ileri anne yası olarak tanımlanmaktadır.
İleri anne yaşı varlığında gebeliğin takibinde bazı özellikler vardır. Bu kişilerde olası genetik hastalıkları ortaya çıkarmak için bebeğin dokularından örnek alarak incelemek ve bebeğin bu tür bir anomali taşımadığını göstermek gerekir. Bu amaçla bu kişilerde kordon villus örneklemesi ya da amniyosentez yapılmalıdır.
Hamileliğinde ilaç, röntgen ışını gibi zararlı etkenlere maruz kalananne adayları ne yapmalıdır?
Bu soru kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının en sık karşılaştıkları soruların başında gelmektedir. Sorunun cevabı gebeliğin evresine göre değişir. Herkesin bildiği gibi gebeliğin ilk 12 haftası ya da başka bir deyişle ilk 3 ayı bebeğin organ gelişiminin gerçekleştiği en önemli devredir. Bu devrede maruz kalınan zararlı maddeler ya da enfeksiyonlar bebekte kalıcı hasara neden olabilir. Ancak burada da doğanın koruma mekanizmaları devreye girer. Anne adayının hamile olduğunu bilmediği, döllenmeden sonraki ilk 1-2 hafta içinde yani adet gecikmesinin ortaya çıkmadığı ya da 1-2 günlük gecikmenin bulunduğu dönemde bu tür bir maruziyet yaşanırsa "ya hep ya hiç" olarak tarif edilen kural işler. Yani gelişmekte olan bebek bu olaydan ya hiç etkilenmez ve normal gelişimini sürdürür ya da etkilenir ve bir düşük meydana gelir. Özetleyecek olursak çok erken gebeliklerde yaşanan zararlı madde maruziyetlerinde herhangi bir girişimde bulunmak gerekmez. Daha geç olan olaylarda ise maruz kalınan maddenin türü ve miktarı önem kazanır. Eğer bu maddenin gelişmekte olan bebekte kalıcı hasar meydana getireceği biliniyor ise gebeliğin sonlandırılması en akılcı yoldur. Eğer bebeğin etkilenme riski düşük ise yakın takip altında bebeğin gelişimi değerlendirilerek gebeliğin dev***** izin verilir.
Diyabet, Epilepsi, Hipertansiyon, Tiroide ve Kalp Hastalıkları problemiyaşayan anne adayları hamilelikleri boyunca hangi noktalara dikkatetmelidir?
Bu tür hastalıkları bulunan gebe kadınların takibi multidisipliner yaklaşım içerisinde gerçekleştirilir ,yani bu gebelikleri kadın doğum hekimi dışında ilgili branş hekimleri beraberce takip ederler. Örneğin diyabeti olan bir anne adayında kan şekeri endokrinolog tarafından regüle edilir ya da kalp hastalığı varlığında gebeyi kardiyolog da izler. İlgili branş hekiminin önereceği tedavi kadın doğum hekimi tarafından da değerlendirilir ve hasta konsülte edilerek gebeliğin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi sağlanmaya çalışılır.
Kan uyuşmazlığı olan çiftler hangi önlemleri almalıdır?
Kan uyuşmazlığı anne adayının kan grubunun Rh negatif baba adayının ise Rh pozitif olduğu durumlar için kullanılan bir terimdir. Babanın negatif annenin pozitif olduğu durumlarda uyuşmazlıktan söz edilmez. Kan uyuşmazlığı olan çiftlerin kendilerinin alabilecekleri bir önlem yoktur. Genelde ilk bebekler bu durumdan etkilenmez ancak önceden yaşanılan kürtaj ya da düşük söz konusu ise durum değişir. Bu gibi işlemler sonrasında eğer gebelik 6 haftadan büyük ise anneye koruyucu iğne yapılması gerekir. Aynı iğne doğumlardan sonra da yapılır. Eğer bebeğin kanı Rh negatif ise koruyucu iğneye gerek yoktur.
Düşük ya da kürtaj öyküsü varsa çiftin gebeliği takip eden doktorlarının mutlaka bilgilendirmeleri gerekir. Eğer önceki işlem sonrası koruyucu iğne yapılmamışsa gebeliğin takibi sırasında belirli dönemlerde bebeğin bu uyuşmazlıktan etkilenip etkilenmediğini anlamak için annede bazı kan testleri yapılır. Doğum sonrası yapılan koruyucu iğne bazı durumlarda gebelik seyri esnasında da yapılabilir.
Hangi durumlarda gebeliği sonlandırmak gerekir?
Pek çok durum bu istenmeyen durumu gerekli kılabilir. En çok karşılaşılan durum bebekte saptanılan down sendromu gibi bir anomalidir. Öte yandan yine gebelik takipleri sırasında saptanan yapısal anomaliler, sinir sistemi anomalileri ve bebeğe ait diğer hastalıklarda da gebeliğin geç dönemde sonlandırılmasını gerektirebilir.
Erken dönemde ise bebeğin gelişimi üzerinde etkili olduğu bilinen ve teratojen olarak adlandırılan maddelere maruz kalınması sonlandırma gerekliliğidir. Örneğin erken dönemde karın bölgesinden çekilen röntgen filmi ya da bilgisayarlı tomografi, aktif kızamıkçık enfeksiyonları, aktif toksoplazma enfeksiyonları bu tür gerekliliklerdir. Öte yandan gebeliğin devamımın anne adayının hayatını riske atacağı ileri derecede kalp hastalığı, böbrek hastalığı, kontrolsüz diyabet gibi durumlarda da gebeliğin sonlandırılması gerekebilir. Rahim ağzı kanseri başta olmak üzere melanom gibi bazı kanser türlerinin varlığı da gebeliğin sonlandırılmasını gerektirir.
Kan Uyuşmazlığında Yakın Takip Şart
Annenin kan grubunun RH negatif, babanınki ise pozitif olduğu durumlarda ortaya çıkan kan uyuşmazlığının hamileliğin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için yakından izlenmesi gerekiyor.
Kan uyuşmazlığı nedir?
Kan uyuşmazlığı yüksek riskli gebelik kapsamında değerlendirilen bir sorun. Annenin kan grubunun RH negatif, babanınkinin ise pozitif olduğu durumlarda ortaya çıkar. RH faktörü eritrositlerde (alyuvarlar ) bulunan antijenik bir bir yapıdır. Kan grubu RH negatif olan bir gebe RH pozitif kanla karşılaşırsa, kendinde bulunmayan RH antijenine karşı duyarlanır ve antikor oluşturur. Bu olaya immünizasyon denir. Dolayısıyla, immunize kan uyuşmazlığı anne karnında RH antijenine karşı antikorların varlığını ifade eder. Önlem alınmadığı zaman anne karnında ölümünden yenidoğan sarılığına kadar geniş bir yelpazede önemli sorunlara yol açar.
Kan uyuşmazlığında hangi faktörler etkilidir?
Kan uyuşmazlığında etkili olan birçok faktör vardır. Öncelikle RH negatif gebenin RH pozitif kanla karşılaşması gerekir. Bu durum da eşinin kan grubunun RH olmasıyla mümkün. Aslında probleme yol açan babadan RH pozitif kan grubunu alan ve anne karnında RH pozitif olan çocuktur. Çocuğun çok az miktardaki kanı doğum sırasında anneye geçerek, annenin duyarlanmasına neden olur. Duyarlanma ( immünizasyon ) asıl olarak doğum sonrası gerçekleşir. Ancak nadiren düşük, kürtaj ve dış gebelik sonrası da oluşabilir.
Neden olabileceği sağlık sorunları nelerdir?
Annede RH pozitif eritrositlere karşı mevcut olan antikorlar plasentadan kolaylıkla geçebilir. Fetusun dolaşımına katılan bu antikorlar, fetusun kan grubu RH pozitif ise, eritrositlerin yıkımına neden olurlar. Fetus için sorunun ana kaynağı eritrositlerin yıkıma uğraması, yani kansızlıktır. Kansızlığın derecesine bağlı olarak fetusda ve yeni doğanda problemler ortaya çıkar. Oluşan tablo, anne karnında çocuğun ölümünden, yeni doğanda hafif bir sarılığın oluşmasına kadar geniş bir spektrum oluşturur. Çocukta oluşabilecek problemlerin şiddeti, ortaya çıkan kansızlığın derecesi ile ilişkilidir.
Tanısında kullanılan yöntemler nelerdir?
RH negatif anne ve RH pozitif baba söz konusuysa, öncelikle annenin immünize olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu da anne karnında Rh pozitif eritsositlere karşı antikorların bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile mümkün olur. Bu sebeple Indirek Coms testi uygulanır. Indirek Coms testi pozitif ise antikor var, negatif ise antikor yok demektir. Indirek Coms testi negatif ise, anne immunize değildir. Mevcut gebelik açısından risk taşımaz ve alınması gereken önlem doğum sonrası gebenin duyarlanmasını önlemektir. Bu amaçla çeşitli isimlerle piyasada bulunan Anti-Rh-immunglobulinleri (antikorları) kullanılır. Halk arasında bu ilaçlar "uyuşmazlık iğnesi" olarak bilinirler. Bu ilaçların içinde Rh (+) kan grubuna karşı antikorlar vardır. Bu antikorlar daha önce Rh(+) kanla karşılaşmış Rh(-) annelerin ürettikleri antikorların aynısıdır. Bu antikorlar anneye kalça yoluyla enjekte edildiğinde anne kanına geçerek tüm Rh(+) antijen taşıyan hücreleri bulur ve anne savunma sistemi henüz bu Rh(+) antijenleri görmeden bunları parçalayarak ilk teması engeller. Indirek Coms testi pozitif ise, annenin karnında fetusa zarar verebilecek antikorlar bulunuyor demektir. Bu durumda fetus risk altındadır. Yapılması gereken fetusdaki kansızlığın derecesini belirleyebilmektir. Bunun için, daha önceki gebeliklerin sonuçları dikkate alınarak ve fetusun ultrasonografi ve doppler ile değerlendirilmesi yapılarak kansızlığın derecesi belirlenmeye çalışılır.
Kan uyuşmazlığı tedavisinde kullanılan metotlar nelerdir?
Kan uyuşmazlığının tedavisinde tanı konulduktan sonra fetusdaki kansızlığın derecesi saptanıyor. Fetusda ileri derecede kansızlık olduğu düşünülüyorsa kansızlığın tedavisi olan kan tranfüzyonu uygulanması gerekebilir. Anne karnındaki çocuğun göbek kordonuna, ultrasonografi eşliğinde bir iğne ile girilerek kan verilir. Gerekli aralıklarla bu işlem tekrarlanarak, çocuk uygun zamanda doğurtulur. Bu yöntem günümüzde başarı ile uygulanan ve son derece etkili bir tedavi yöntemidir.
Hamilelikte Hipertansiyona Dikkat!
Hamilelik sırasında anne adaylarının dikkat etmesi gereken birçok konu var. Bunlardan biri de hamilelikte görülen yüksek tansiyon. Gebeliğe bağlı hipertansiyon, daha çok 20 yaş altı ya da 35 yaş üzeri hamileliklerde, ilk ve çoğul gebeliklerde, diyabet hastalığında daha sıktır.
Hamilelikte tansiyon yükselmesinin ana sebebi nedir?
Halk arasında “Gebelik Zehirlenmesi” olarak tanımlanan, “Preeklampsi” adı verilen hastalık, genellikle gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkan ve tansiyon yükselmesi yani hipertansiyon, idrarla protein kaybı ve bunlara bağlı olarak ödem gelişmesiyle tanımlanmaktadır. “Gebelik Zehirlenmesi” bu dönemde görülebilen en tehlikeli olaylar arasındadır. Ancak tansiyon yükselmelerinin hepsi gebelikle ilgili değildir.
Başka hangi nedenlere bağlı olarak tansiyon yükselir?
Örneğin bazı böbrek hastalıkları, böbrek üstü bezi hastalıkları, tiroid hastalıkları ya da kronik hipertansiyon olarak tanımlanan durumlarda, gebeliğe bağlı olmaksızın tansiyon yükselebilir. Bu hastalarda, çoğunlukla gebelikten önce de tansiyon yüksekliği vardır. Bu nedenle gebeliğin 20. haftasından önce bulunan ya da doğum sonrası 6 haftadan fazla devam eden tansiyon yüksekliklerinde bu tip kronik hipertansiyon problemi olabileceği düşünülür.
Gebelikte hiper tansiyon kimlerde ve neden görülür?
Gebeliğe bağlı hipertansiyon, daha çok 20 yaş altı ya da 35 yaş üzeri gebeliklerde, ilk gebeliklerde, çoğul gebeliklerde, diyabet hastalığında daha sıktır. Nedeni hakkında kesinleşmiş bir bilgi bulunmamakla birlikte “plasenta” adı verilen “çocuk eşinin” anne ile damarlanması arasındaki olaylar sorumlu tutulmaktadır. Bulgular arasında bulunan ödem, vücutta sıvı tutulmasına bağlı gelişir ve gebelikte belli bir seviyeye kadar, özellikle ayaklarda normal olarak görülür. Ancak ödem elde ve yüzde sabahları başlıyor ve gün boyu devam ediyorsa, birkaç gün içinde süratli kilo alımına neden oluyorsa normal kabul edilmez.
Hangi hallerde dikkat etmek gerekir?
Bir gebede en yüksek kan basıncı sınırı 140 / 90 mmHg dır. Bu sınıra ulaşmış ya da büyük tansiyonda 30, küçük tansiyonda 15 mmHg lık artış olmuş ise dikkatli olunmalıdır. Tansiyon ölçümü, mutlaka belirli bir süre istirahat sonrası tekrar edilerek değerlendirilmelidir. Tansiyon yükselmesinin saptandığı durumlarda idrarda protein kaybı olup olmadığına bakılmalıdır. Ancak her tansiyon yüksekliğinde idrarda protein görülmesi şart değildir.
Hiper tansiyonun etkileri nelerdir?
Gebeliğe bağlı hipertansiyonlar hafif ya da ağır olabilir. Ağır olan durumlarda çocuğun ve annenin hayatı ciddi şekilde tehlike altında demektir. Çocuğun içinde bulunduğu sıvı miktarı azalır ve gelişme geriliği görülür. Buna bağlı olarak anne karnında çocuk ölümlerinin görülme ihtimali artar. Bunun yanı sıra annede hayatı tehdit eden olaylar gelişir. Bunlar arasında çocuk eşinin erken ayrılması ve buna bağlı kanamalar, pıhtılaşma bozukluklarına bağlı kanamalar, böbrek bozuklukları, beyin kanaması, eklampsi adı verilen sara hastalığına benzer kasılma nöbetleri ve karaciğer yırtılmaları beklenen en ağır ve ölümle sonuçlanan olaylardır.
Hiper tansiyon halinde nasıl bir yol izlenmelidir?
Gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği saptandığı zaman ilk olarak hasta kesin istirahata alınır ve tansiyonu kontrol altına alan tedaviler düzenlenir. Eğer çocukta gelişme geriliği saptanırsa hastane şartları altında çocuğun dışarıda yaşayabileceği zamana kadar gerekli tedaviler ile izlenmeye çalışılır ve uygun zamanlama ile doğum gerçekleştirilir. Anne hayatını tehdit eden durumlarda, tansiyonun kontrol edilememesi halinde, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının bozulmaya başlamasında, trombosit adı verilen kan hücreleri sayısının ileri derecede azalmasında, kan yıkımının olması durumunda, akciğer ödemi geliştiğinde, eklampsi dediğimiz kasılmaların olması halinde ise çocuğun yaşayabilmesi dikkate alınmadan gebelik sonlandırılmalıdır. Aksi halde anne kaybedilebilir.
Yüksek tansiyon riski olan anne adaylarına önerileriniz nedir?
Gerek böyle bir hastalığın ve gerekse gebeliğe bağlı diğer hastalıkların erken dönemde yakalanarak tedavi edilebilmesi için her gebenin mutlaka belirli zaman aralıkları ile doktor tarafından takibi şarttır. Kontrollerde hem anne ve hem de çocuk açısından yapılan muayene ve tetkikler, bir gebeliğin sağlıklı biçimde tamamlanmasını amaçlar. İlk planda çocukta bulunan anormallikler, sakatlıklar tespit edilir ve gelişiminin sağlıklı olup olmadığı izlenir. Bu arada annede gelişebilecek gebeliğe bağlı hastalıklar önlenmeye çalışılır ve aynı zamanda anne gebelik ve doğum açısından eğitilerek bilgilendirilir. İşte bu nedenler ile bir hekim olarak önerimiz, anne adaylarının aksatmadan kontrollerine devam etmeleridir.
Hamilelikte Tehlike Sinyalleri
Birçok anne adayı hamileliğini önemli şikayetleri olmadan geçiriyor. Ancak bazıları için bu 9 aylık deneyim hiç de kolay değil. Peki, hangi yakınmaların hem sizin hem de bebeğinizin sağlığını tehdit ettiğini biliyor musunuz?
Hamilelikte görülen vajinal kanamaların sebebi nedir?
Gebelikte görülen kanamalar , gebeliğin dönemlerine göre sınıflara ayrılır. Gebeliği üç döneme ayıracak olursak bunları 1. , 2. ,ve 3. trimestir kanamaları olarak değerlendirebiliriz. İlk trimester kanamaları , düşük tehdidinde, komplet (tam ) ya da inkomplet ( tam olmayan ) düşüklerde,ektopik (dış ) gebelikte, mol gebeliği dediğimiz gebeliğin özel bir patolojik durumunda, rahim ağzının iltihapları ve lezyonlarında, ve bazı kadın genital organ kanserlerinde görülür.
Gebeliğin son trimestirinde ise kanamalar anne ve bebek için daha tehlikeli seyredebilir.Bu kanamaların en sık görülen sebeplerinden biri, plasentanın yani anne ile bebek arasındaki madde alışverişini sağlayan dokunun normalden daha aşağıya, rahim ağzını kısmen ya da tamamen kapatacak şekilde yerleşmesi durumudur ki plasenta previa adı verilen bu durumun görülme sıklığı 1/200’dir. Diğer neden 1/120 oranında rastladığımız plasentanın zamanından önce ayrılması durumudur.(Abruptio placenta)
Son dönem kanamalarının daha nadir rastlanılan diğer nedenleri ise uterin rüptür dediğimiz rahim yırtılması, annedeki bazı pıhtılaşma bozuklukları olabilir. Doğumun habercisi sayılan nişan da hafif kanama şeklinde görülebilir.
Hangi durumlarda düşük tehdidinden söz edilir?
Yirmi haftadan önce gebeliğin sonlanması durumuna abortus (düşük) diyoruz. Alt batın bölgesinde ağrı ki -kramp tarzında ya da devamlı olabilir-, rahim kasılmaları ve vaginal kanama durumlarında düşük tehdidinden bahsetmek mümkündür. Bebek canlı ise ,annenin hafif kanama ve ağrı şikayetleri mevcut ise ve yapılan muayenede rahim ağzında açılma yok ise ‘abortus imminens’ dediğimiz düşük tehdidi durumu ortaya çıkar.Bu durumda gebelik devam edebilir, bu şikayetleri olan anne derhal doktora başvurmalıdır.
Düşüklerin %60’ı bebekte anormal genetik yapı sonucu meydana gelir, diğer nedenler enfeksiyonlar, annenin anatomik yapısal bozuklukları, hormonal veya immünolojik nedenler olabilir.
Erken doğum sinyalleri nelerdir?
Erken doğum 40 hafta olarak hesaplanan gebelikte, 37. haftadan önce meydana gelen doğumlar için kullanılan bir tanımlamadır. Bu haftadan önce doğan bebek, prematür yani gelişmesini henüz tamamlayamamış bebek olarak değerlendirilir.Bu bebeklerdeki sorunlar doğum öncesi ve yeni doğan döneminde hastalık ve ölümlerin % 83’ünü oluştururlar. Erken doğumun belirtileri 37. haftadan önce her 10 dakikada en az iki kez rahim kasılması, bu kasılmaların en az 30 saniye sürmesi, rahim ağzında ilerleyici değişim ( 2 cm.den fazla açılması, %80 oranında incelmesi) olmasıdır. Anne adayı erken doğumun belirtilerini, bel ağrısı, adet sancısı tarzında kramplar, uyluğa vuran ağrı, vaginal akıntıda değişiklikler şeklinde yaşayabilir.
Ne zaman yüksek tansiyon riskinden söz edilir?
Gebelikte tansiyon takibi çok önemlidir. Gebenin ard arda ölçülen iki tansiyonunun 140/90 mmHg ve üzerinde bulunması durumunda hipertansiyondan söz edebiliriz. Ya da düzenli olarak takip edilen gebenin tansiyonunun daha önceki ölçümlere göre sistolik (büyük tansiyon olarak tabir edilen) basıncında 30 mmHg.lık, diastolik (küçük) basıncında 15 mmHg.lık artış olması durumu gebenin hipertansif olduğunu gösterir ve hem anne hem de bebek için ciddi sonuçlara neden olabilir.
Gebelikte neden ödem oluşur? Ne zaman tehlikelidir?
Gebelikte toplardamar sisteminde meydana gelen dolaşım bozukluğu ve büyüyen rahmin bacaklardan kalbe dönen kan akımı üzerine baskı yapması, ayak bileklerinde ödem adını verdiğimiz şişmelere neden olur. Normal gebeliklerin %80’inde orta derecede ödem görülebilir. Ancak ödem, yüzü, elleri, bacakları kapsayacak şekilde yaygınlaşırsa normal olarak kabul edilmez, yüksek tansiyonla giden, damar hasarı neticesinde damar dışına sıvı kaçışı ve protein kaybı sonucu meydana gelebilir ve preeklampsi denen hastalığın belirtisi olabilir. Bu durumda ödemin varlığı ciddidir ve araştırılması gerekir.
Hamilelikte neden yorgunluk hissedilir?
Gebelikte yorgunluğun nedeni annede meydana gelen bir çok fizyolojik değişimin sonucu olabilir. Gebede kan hacmi % 36 oranında artar. Ancak artan plazma dediğimiz kanın şekilli elemanlarını içermeyen bölümüdür, eritrosit yani alyuvarların hacmi ise ancak %17 oranında artar; bu durum hemodilüsyon dediğimiz duruma yol açarak anemiye neden olur. Bu durumda dokular yeterli beslenemez ve yeterli oksijenlenemez. Bu ise, gebede halsizlik, yorgunluk, efor ile çabuk yorulma ve solunum güçlüğüne neden olur. Gebelerin bu nedenle ek demir takviyesine ihtiyaçları vardır.
Bulantı ve kusmaların nedeni nedir? Nasıl önlem alınır?
Gebelikte sabah bulantıları ilk dönemlerde yaklaşık %70 oranında görülür. Genellikle gebeliğin 4 ile 6. haftalarında başlar, 8-12. haftalarda şiddetlenir, 20. haftada ise gerileyerek kaybolur. Çoğu vakada sabah bulantıları kendini sınırlar ve sıvı elektrolit dengesi bozulmaz. Bu durumun gerçek nedeni tam olarak bilinememekle birlikte, HCG, Tiroksin, Kortizol,ve diğer steroid hormonların seviyelerindeki değişmelerin beyinde CTZ olarak belirlenen özelleşmiş bir bölgeyi uyarması suçlanmaktadır.
Gebelerde artmış koku hassasiyeti, psikolojik-emosyonel-sosyal faktörler de sebepler arasında olabilir.
Bulantı ve kusmanın ciddi formu olan ve uzun süre devam eden ‘hiperemezis gravidarum’ annede sıvı elektrolit dengesini bozup ciddi seyredebilir. Bu vakalarda Helycobacteri pylori adı verilen bir mikroorganizma da sebepler arasında sayılmaktadır.. Hiperemezis gravidarumlu hastalar hastanede yatırılarak sıvı elektrolit tedavisine alınabilirler.
Hamilelik sırasında sık rastlanan çarpıntının sebepleri nelerdir?
Gebelerde görülen çarpıntı ,6. soruda mekanizması açıklanan anemi nedeniyle olabilir. Anemi dokuların az beslenmesi ve yetersiz oksijenizasyonuna neden olduğu için kalp bunu kompanse etmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır, bu da çarpıntıya neden olur. Aynı şekilde gebelikte fizyolojik olarak artan sıvı hacmi, kalbin yükünü arttırarak kalbin iş yükünü ve hızını arttırır.
Bazı anne adaylarında neden bayılma görülür?
Gebeliğin ilk dönemlerinde anne adayı hipotansiftir yani tansiyonu düşük seyreder. Bu,damarlardaki direncin fizyolojik olarak azalması sonucu olur.İlk 24 haftada sistolik ve diastolik kan basınçları 10 mmHg düşer, bu düşüş bazı gebelerde daha da fazla olabilir, bu gebelerde bayılmalara rastlanabilir.
Son dönemlerde ise bayılma, sırt üstü yatan gebede rahmin, büyük toplar damarlar üzerine bası yapması ile dolaşımın bozulmasına neden olarak ortaya çıkabilir. Bu durum tıpta ‘supin hipotansiyon sendromu’ olarak adlandırılır.
Bazen bayılma ileri tetkik ve tedavi gerektiren bir sistemik ya da nörolojik hastalığın habercisi olabilir.
İdrarda yanma neyin belirtisidir?
İdrarda yanma ve zorluk, üriner sistem dediğimiz idrar yollarının ilthaplanmasının belirtilerinden biridir. Gebelikte en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Gebelik sırasında idrar borusunda genişleme, idrar miktarında artış, idrar içeriğinin glikoz ve proteinden daha zengin olması ve mikroorganizmalara uygun besiyeri ortamı yaratması gibi bir çok neden bu infeksiyonların artmasına neden olur. İltihap mesanede, idrarın dışarı boşalmasını sağlayan üretrada ya da böbreklerde olabilir. Akut pyelonefrit denilen böbrek iltihabında idrar yaparken yanmaya titremeyle yükselen ateş, bulantı, kusma, bel ağrısı eşlik edebilir. Bazen bu infeksiyonlar erken doğumu başlatarak bebek ve anne için istenmeyen sonuçlara neden olabilirler.
Hamilelikte Kronik Hastalıklar
Anne adayı olmak kolay değil. Özellikle de kronik bir hastalık söz konusu ise… Anne adayının kronik bir hastalığının olması, çocuk sahibi olmasına engel değildir.
Kronik bir hastalığı olan kadın anne olamaz mı?
Anne adayının kronik bir hastalığının olması, çocuk sahibi olmasına engel değildir. Fakat bazı nadir durumlarda mevcut gebeliğin sonlandırılması önerilebilir. Anne adayının uzun süreli kronik bir hastalığı var ve bunun için ilaç kullanıyorsa mutlaka doktorlarıyla konuşmalı ve çıkabilecek problemler hakkında bilgilenmeli, bunları ortadan kaldırmaya yönelik gerekli önlemleri almalıdır. Böylece gebelik en az komplikasyonla tamamlanabilir.
Astımlı bir anne adayı nasıl davranmalı?
Eğer anne adayı astım hastası ise; gebeliği sırasında kendisi ve bebeği için gerekli oksijen ihtiyacının karşılanması için hastalığının çok iyi kontrol altında tutulması gerekmektedir. Bir çok astım ilacı bebek için tehlike oluşturmaz. Bu yüzden doktor kontrolünde gebelikte de ilaç kullanmaya devam edilebilir.Böylece gebelik ve doğum problemsiz seyredecektir. Anne adayı gebeği sırasında hastalığı tetikleyen enfeksiyon hastalıkları ve allerjenlerden kendini korumaya özen göstermelidir.
Bazı astım hastaları, gebelik sırasında bebeğin basıncına bağlı olarak yakınmalarında artış olduğunu belirtirler. Bazılarında ise plasentadan salınan ve astım tedavisinde kullanılan steroid hormonundan dolayı yakınmalarda azalma saptanır. Çoğu kadında ise hastalığın seyrinde değişiklik olmaz.
Diyabetli anne adayının gebeliği riskli midir?
Şeker hastası gebelerin çok iyi izlenmesi gerekmektedir. Birçok hastada kan şekeri düzeyleri, plasentadan salgılanan insülüne ters etki yapan hormonlar nedeniyle artış gösterir. Ayrıca gebeliğin ikinci yarısında, anne adayında hafif şiddete gestasyonel diyabet adı ile bilinen ve doğumdan sonra tamamen düzelebilen gebelik diyabeti ortaya çıkabilir.
Şeker hastalığı anne adayını ve bebeği nasıl etkiler?
Anne adayının kan şekeri sıkı kontrol atlında tutulursa gebelik problemsiz seyredecek ve bebek etkilenmeyecektir. Aksi halde hem anne adayı hem de bebek için bir çok komplikasyon söz konusu olabilir.
Şeker hastalığı ile birlikte yüksek tansiyon, preeklamsi, polihidromnioz (bebeğin sıvısının fazla olması) gibi problemler sıklıkla görülür. Yine bu hastalarda idrar yollarında enfeksiyon daha sık görülür.
Bazı diyabetik hastalarda spontan erken doğum tehdidi gelişirken, bazılarında ise komplikasyonlar nedeni ile doğumun erken başlatılması gerekebilir. Gebelik öncesi ve gebeliğin ilk 3 ayında kan şekeri kontrolü sağlanamazsa bebekte anomali olma riski 3 – 4 kat artmaktadır. En sık görülen anomali spina bifida ve kalp anomalileridir.
Bu nedenle kan şekeri ölçümleri gebelik öncesinde yapılmalı ve anne adayı folik asit almaya başlamalıdır.
Gebelik sırasında kan şekeri takibi iyi yapılmazsa, doğumda bebeğin akciğer gelişimi, özellikle prematüre bebek ise tam olmayabilir . Bu bebeklerin iri olma olasılığı yüksektir, bu da müdahaleli doğum (forsep, vakum uygulaması) ve sezeryanla doğum gereksinimini artırmaktadır. Doğum sonrası bu bebeklerde hipoglisemi gelişebileceğinden kan şekeri takipleri yapılmalıdır. Kan şekeri kontrolü iyi olmayan annelerde, plasental yetmezliğe bağlı bebeğin anne karnında kaybedilme riski de fazladır.
Anne adayı şeker hastalığı olduğunu nasıl anlayabilir?
Gestasyonel diyabet; genellikle yaşı ileri, yakınlarında şeker hastalığı olan ve şişman kadınlarda daha sık görülür. Tanı koymak için gebeliğin ikinci yarısında şeker yükleme testi yapılmalır.
Gebelik süresince hafif egzersiz, diyet ve gerekirse ilaçlarla kan şekeri kontrolü sağlanmalıdır. Anne adayı daha önceden şeker hastasıysa ve insülin kullanıyorsa doz ayarlanması gerekebilir.
Epilepsi olan anne adayı için gebelik sözkonusu olabilir mi?
Gebeliğin epilepsi üzerine etkisi çeşitlidir. Gebelikte epileptik hastaların %50’sinde herhangi bir değişiklik olmazken, %40’ında düzelme, %10’unda ise nöbetlerde artış olmaktadır.
Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu embriyo ve fetus için zararlı etkiye sahiptirler. Bu ilaçlar folik asit emilimini azalttıkları için bebekte spina bifida riski artmaktadır. Bazı ilaçlar pıhtılaşma faktörlerini etkilediğinden yenidoğan bebekte çeşitli kanamalara neden olabilirler. Diğer bir yandan anne epilepsi ilaçlarını almayı bırakırsa, nöbet sayısının artma riski doğar ve bebeğin oksijensiz kalma olasılığı da artacaktır. Epilepsi hastası olan anne adayları bunu doktorunuzla konuşmalısınız. İlaçlarınızın dozunun azaltılması veya değiştirilmesi gerekebilir.
Epilepsi hastası anne adayı gebeliğinde nelerle karşılaşabilir?
Epilepsi hastası anne adayının, gebeliği sırasında daha sıkı takibi gerekmektedir. İlaçlarının dozu değiştirilebilir. Gebelikte kan volümü arttığı için eski ilaç dozları nöbetleri kontrol edemeyebilir ve doz artışına gidilebilir. Bazen kullanılan ilaçların değiştirilmesi gerekebilir.
Günde 5 mg folik asit mutlaka alınmaldır. Hatta gebe kalmadan önce başlanması anomali riskini daha da azaltacaktır. Doğum öncesi kanama riskinin yüksek olduğu hallerde anneye doğum öncesi K vitamini enjeksiyonu yapılması önerilir.
Kalp hastası olan anne adayları nelere dikkat etmeli?
Kalp hastası anne adaylarının gebe kalmadan önce kardiyoloji doktoruyla durumunu konuşması gerekir. Hastalığın durumu ve tipine göre çeşitli önerilerde bulunacaktır. Kalp hastalığ, geçirilmiş romatizmal ateşe bağlı veya doğuştan veya ileri yaşta anne adayı ise sonradan kazanılmış olabilir. Tedavinin düzenlenmesi ile kalp hastalığı olan anne adaylarının birçoğunun gebeliği ve doğumu problemsiz seyreder, ancak doğumun sezeryanla sonlanması olasılığı yüksektir.
Bazı ciddi kalp hastalıklarında gebelik annenin durumunu kötü etkileyebilir ve yaşamını tehdit edebilir. Bu nedenle anne adayı gebelik planını mutlaka doktoruna bildirmelidir. Gebelik sırasında bebeğe de kan pompalayan kalbin yükü arttığından anne adayı kendini fazla yormamalı ve daha çok istirahat etmelidir.
Tansiyon yüksekliği gebelikte sorun yaratabilir mi?
Tansiyon yüksekliği gebelikte sorun yaratabilir. Gebelik sırasında başağrısı, görme bozukluğu, kusma ve ödem yakınmaları olabilir. Gebeliğin ikinci yarısında kronik yüksek tansiyon yakınmanız, gebeliğe bağlı hipertansiyonla birlikte dah ciddi problemlere neden olabilir.
Gebelik öncesi tansiyon hastası olduğunuzu biliyorsanız, sizi takip eden doktorunuza gebelik isteğinizi bildirip, çeşitli idrar ve kan analizlerinizi yaptırmalısınız. İlaçlarınızın değiştirilip dozlarının ayarlanması gerekebilir. Her ay rutin gebelik muayenenizde tansiyonunuza bakılıp bacaklarınızda ödem olup olmadığı ve idrar analizinizin de protein varlığı kontrol edilecektir. Doktorunuz sizi daha sık kontrole çağırabilir.
Tansiyonunuz çok yüksek seyrediyorsa hastaneye yatırılıp sizin ve bebeğinizin daha sıkı monitörize edilmesi gerekebilir. Bebeğinizin gelişimi tamamlandığında doktorunuz doğum eyleminizi başlatmayı veya sezeryan yapmayı önerebilir.
Gebelikte enfeksiyon tehlike yaratır mı?
Çoğu enfeksiyon anne karnındaki bebeğin gelişimini etkilemez Fakat bazıları; düşüğe, erken doğuma ve özellikle erken gebelik döneminde bunlara maruz kalmışsanız bebekte çeşitli konjenital anomalilere neden olurlar. Bunun için gebeliğiniz sırasında enfeksiyon hastalığı geçiriyorsanız veya geçirmekte olan birisi ile temasta bulunmuşsanız bunu doktorunuza muhakkak bildirmelisiniz.
İlk gebelik muayenenizde özellikle gebelikte risk oluşturan bazı enfeksiyonlara karşı bağışıklığınız olup olmadığı kontrol edilecektir. Gebelik öncesi kızamıkçık hastalığına karşı bağışıklığınız yoksa multaka aşı olmalı ve bundan en az 3 ay sonra gebe kalmalısınız. Enfeksiyon erken dönemde saptanırsa ilaçlarla bebeğinizde olacak problem riski azaltılmaya çalışılır.
Gebelikte böbrek fonksiyonları bağlı enfeksiyonlar olabilir mi?
Gebelik sırasında böbrek fonksiyonları atık maddelerin atılımını sağlamak için artar. İdrar yolları enfeksiyonuna meyilli kadınlarda gebelik sırasında enfeksiyonun böbreklere ulaşması ve piyelonefrit olasılığı artar. Çünkü gebelikte hormonlara bağlı idrar yollarında genişleme olur. Gebelik takibi muayenelerinizde idrarda protein kontrolü yapılacak ve eğer yüksek bulunursa kültür yapılacaktır. İdrar yolları enfeksiyonları genellikle antibiyotiklere hızlı cevap verirler.
Eğer gebelik öncesi bir böbrek hastalığınız varsa gebeliğiniz sırasında böbreklerin yükü arttığı için sıkı izleminiz gerekmektedir. Böbrek hastalığı olanlarda gebelik sırasında yüksek tansiyon ve preeklamsi riski yüksektir.
Guatr hastası olan bir kadın gebelikte ne yapmalı?
Gebelik sırasında hormonal değişikliklere ve bebeğin gereksinimine bağlı olarak iyot ihtiyacı artar. Bebek kendi troid hormonlarını sentezlemektedir. Guatr problemi olan kadınların gebelikte iyot içeren tuz kullanmaları önerilmektedir.
28-11-2006, 12:48 #14ChUcKy's LoVe
ANNENİN 9 AYLIK YAŞAMI
Annenin 9 Aylık Yaşamı (1 Ay)
Gebeliğiniz doğrulandıktan sonra,ilk ve en kapsamlı doktor muayeneniz bu ilk ayda yapılacaktır.İlk muayenede hekiminiz şunları kontrol etmek isteyecektir:
• Yaşamakta olduğunuz hamilelik belirtileri
• Son adet kanamanızın tarihi
• Rahim ve rahim ağzı muayenesi
• Ayrıntılı özgeçmiş
• Bedensel muayene
• Labratuvar incelemeleri
Birinci ayın sonunda bebeğiniz yaklaşık bir elma çekirdeği büyüklüğündedir(6 mm).Henüz kilonuzda bir değişiklik görülmeyecektir. İlk ayınızda en sık hissedeceğiniz belirtiler:
• Sık idrara çıkma
• Yorgunluk
• Kusma ile birlikte veya kusmasız bulantı
• Tükrük salgısında artış
• Mide şikayetleri
• Yiyeceklere aşırı istek
• Göğüslerde dolgunluk şişkinlik duyarlılık hissi
Annenin 9 Aylık Yaşamı (2 Ay)
2.ci ayın sonunda bebeğiniz insan görünümüne daha çok bürünür.Bu ayın sonunda yaklaşık bir çilek büyüklüğündedir (2.5cm). Üçte biri baştır ve ağırlığı 10 gramdır. Halen hamile olduğunuzu hissetmeyebilirsiniz. Bu ayda belirgin bir kilo artışı olmaz. Bu ayda aşağıdaki belirtilerin tamamını yada bir kaçını yaşayabilirsiniz.Bazıları bir önceki aydan devam ediyor olabilir,bazıları ise yeni başlamıştır. Bu belirtiler:
•Yorgunluk,uykusuzluk
• Kusma ve bulantı
• Sık idrar yapma
• Kabızlık
• Mide de yanma,sindirim güçlüğü
• Yemeklerden tiksinme yada aşırı yemek yeme
• Memelerdeki değişiklikler; şişkinlik, duyarlılık, meme ucunda ki koyu renkli alanın daha da koyulaşması
• Arada bir baş ağrısı,baş dönmesi,fenalaşma hissi
• Elbiselerin bel ve göğüs kısmından dar gelmeye başlaması ve karın şişliği; rahim büyümesinden çok bağırsak gerginliğine
bağlı
• Sinirlilik,duygusal oynamalar,ağlama hissi
Annenin 9 Aylık Yaşamı (3 Ay)
Bu ayda bebeğin başı vücuduna oranla oldukça büyük,kol ve bacakları ise henüz kısadır. Bebeğiniz artık 6-7 cm boyunda ve 15
gr ağırlığındadır.Bu ayda gebeliğin başlangıcında hissettiğiniz rahatsızlıkların gitgide azaldığını göreceksiniz.
Neler oluyor:
• Gebeliğin başlangıcında görülen bulantı ve kusmalar bu haftadan başlayarak hafifleyecektir
• Sık idrara çıkma isteğinde gebeliğin ilk haftalarına göre bir azalma olduğunu fark edeceksiniz.
• Hamilelikte bağırsak hareketleri yavaşladığı için kabızlık görülebilir.
• Vücudunuzdaki kan miktarı hamilelikte artar; bunun sonucu olarak akciğerler,kalp ve böbrekler daha çok çalışır; karın bölgesi ve bacaklara olan kan desteğinin artması ile toplardamarlar daha görünür hale gelir.
• Ara sıra baş ağrısı ve baş dönmesi, fenalaşma hissi yaşayabilirsiniz.
• Hormon değişikliklerinden dolayı aşırı duygusal olabilir,küçük şeylere üzülebilirsiniz.
• Yemeklerden iğrenme veya aşerme bu aylarda sık rastlanan belirtilerdir.
• Yorgunluk,uykusuzluk,mide şikayetleri bu ayda da devam edebilir.
• Memelerde duyarlılık hissi ve ağırlık artar.
• Vücudunuzun görünümü henüz pek değişmemiştir.
Ne yapmalı:
• Yediklerinizin taze ve bol çeşitli olmasına özen gösterin.
• Kabızlığa karşı bol su için ve lifli besinler yiyin.
• Düzenli olarak doğum öncesi jimnastiği uygulamalısınız.ayrıca olağanız varsa bol bol yüzün. Bu sırt ve bel kaslarınızı kuvvetlendirecek ve hamileliğiniz ilerledikçe daha az ağrı çekmenizi sağlayacaktır.Ara sıra olan baş ağrıları,
İlk Üç Aydaki Kilo Artışı:
Aşırı kusmanız yoksa 1,2 kilo almanız beklenir. Bu, tüm hamilelikte alınan kilonun %10’unu oluşturur.
Annenin 9 Aylık Yaşamı (4 Ay)
Artık hamileliğinizin ikinci üç ayına giriyorsunuz. Bundan sonra hamile olduğunuz dışardanda belli olacaktır.Bebeğinizin tüm organları oluşmuştur.14.ü haftadan beri plasentadan beslenmektedir.Bundan sonraki haftalarda daha da gelişecek bağımsız bir yaşama hazırlanacaktır.
Neler oluyor:
• Bu ayda hamilelik ile ilgili heyecan ve sevinciniz artar.
• Bebek büyüdükçe iştahınız artar.
• İdrar sıklığı artık azalacaktır.
• Bulantı ve kusmanız azalacak yada bitecektir(çok az kadında ise bu dönemde başlayabilir)
• Mide ekşimesi,bağırsak gazı,şişkinlik şikayetleriniz devam edebilir.
• Özellikle oturur yada yatarken aniden ayağa kalkmak gibi ani durum değişikliklerinde baygınlık hissi ve baş dönmesi olabilir.
• Burun içi dokusunda şişme (gripte olduğu gibi), burun kanamaları,dişeti kanamaları olabilir.
• Ayak bileklerinde,ayaklarda ve bazen de yüz ve ellerde şişme olabilir.
• Bu ayın sonuna doğru bebek hareketleri başlar.
• Cildinizin renginde koyulaşma olabilir; bu, meme uçları çevresindeki ciltte daha belirgindir. Karnınızın üstünde koyu bir çizgi görülebilir. Doğumdan kısa süre sonra bu çizgi kaybolur.
Ne yapmalı:
• Normal giysileriniz artık dar gelmeye başlayabilir,fakat hamile kıyafetleri için henüz erkendir.bol ve rahat giyecekleri tercih etmelisiniz.
• Doğum öncesi kontrollerin ikincisini yaptırma vakti gelmiştir.Doktor bu haftada ultrason yapılmasını ve kan tahlili isteyecektir.Bu testte kandaki AFP düzeyi ölçülerek bebekle ilgili bazı riskler aranır.Risk varsa bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan biraz alınarak incelenir. Bu işleme amniyosentez denir.
• İştahınız arttığı için canınızın istediği her şeyi yemeniz gerekmez;sağlıklı beslenmeye özen göstermeli ve kilonuzu korumalısınız.
• Doktorunuz salık vermişse ve bulantınızda yok ise demir ve vitamin haplarına başlayabilirsiniz. Bunları tok karnına almalısınız.
Annenin 9 Aylık Yaşamı (5 Ay)
COLOR="RoyalBlue"]Annenin 9 Aylık Yaşamı (6 Ay)[/COLOR]
Altıncı ay genellikle hamileliğin en iyi dönemidir. Bu dönemde kendinizi daha iyi ve zinde hissedersiniz.Şimdiye dek hızlı kilo almadıysanız bu ay içinde epey kilo alabilirsiniz.
Neler oluyor:
• Bebek hareketleri daha belirgin hale gelir.
• Beyaz vajinal akıntı devam eder.
• Kabızlık ve mide şikayetleri devam edebilir.
• Ayak,el ve yüzde su tutulmasına bağlı şişlik artabilir.
• Karında gerginliğe bağlı kaşıntı görülebilir.
• Vücudunuzun üst bölümündeki fazla kilolar hamilelikte su tutulmasına bağlıdır,kalıcı değildir.
• Sıcağa karşı daha duyarlı olabilir, buna bağlı olarak da daha çok terleyebilirsiniz. Bol su içmeli doğal olmayan içeceklerden uzak durmalısınız.
• Meme uçlarınızın çevresindeki koyu bölge daha da belirginleşir.
Ne yapmalı:
• Her fırsatta ayaklarınızı yükseğe koyarak dinlendirin.
• Kendinizi fazla yormadan düzenli hareket ve yürüyüş yapmalısınız.Gevşeme ve soluk alıp verme egzersizleri özellikle yararlıdır.
İkinci Üç Aydaki Kilo Artışı:
Toplam 5-7 kilo arasındadır. Bu tüm hamilelikte alınan kilonun %50 - %60'ıdır
Annenin 9 Aylık Yaşamı (7 Ay)
Artık hamileliğinizin sona ermesine yalnızca üç ay kaldı.Kendinizi iyice irileşmiş ve belkide hantal hissedebilirsiniz.Tüm organları oluşan bebeğiniz son haftalara doğru yağ depolamaya başlar. Oldukça hareketlidir.Bu haftalarda doğarsa özel bakım ile yaşama şansı bile vardır.
Neler oluyor:
• Bebeğin hareketlerinde artış ve güçlenme hissedeceksiniz.
• Mide yanması,sindirim güçlüğü ve kramplar gibi gebelikte sık görünen yakınmalar devam eder.
• Bebeğin yaptığı baskı nedeni ile nefes darlığı çekebilirsiniz.
• Karnınızda kırmızı renkli çatlaklar oluşabilir.
• Bacak krampları ve sırt ağrısı sizi rahatsız eder.sırt ağrılarını azaltmak amaçlı her zaman dik durmanın ve yüzmenin çok faydası vardır.
• Yalancı doğum ağrıları denen rahmin kısa süreli ve düzensiz kasılmaları olabilir,ancak bunlar genellikle ağrı uyandırmazlar.
• Doğumla yada bebekle ilgili,sizi ürküten garip rüyalar görebilirsiniz.Bu gayet normaldir. Nedeni yatakta rahat edememeniz veya bebek hareketleri olabilir.
• Memelerdeki damarlar daha belirgin hale gelir ve kolosturum akmaya devam edebilir.
Ne yapmalı:
• Gün boyunca her fırsatta dinlenin.Akşamları da erken yatmaya çalışın.
• Artık doktor kontrollerine iki haftada bir gitmeniz gerekir.
Annenin 9 Aylık Yaşamı (8 Ay)
Olabildiğince dinlenmeli,gün ortasında bir süre uzanıp yatmalısınız.Kendinizi hantal ve ağır hissedebilirsiniz.Bu durum moralinizi bozmamalı. Doğum öncesi kurslara başlamadıysanız şimdi tam zamanıdır. Bu haftada bebek artık bütünü ile orantılı bir vücuda sahiptir.Cildin altında yağ depolanır ve
bebek tombul bir hal alır.
Neler oluyor:
• Bebeğiniz büyüdükçe iç organlarınıza bası yaparak solunum güçlüğü yada sık idrara çıkma gibi yakınmalara sebep olabilir.Ayrıca gülerken veya öksürürken idrar kaçırabilirsiniz.
• Eskisi gibi rahat uyuyamıyor olabilirsiniz.
• Göbek çukurunuz düzleşir,hatta hafif dışarı çıkabilir.Bu doğumdan sonra düzelecektir.
• Giderek kıvamı koyulaşan beyazımsı vajina akıntısı olabilir.
• Midede yanma, hazımsızlık, gaz, kabızlık şikayetleriniz devam der.
• Burunda tıkanıklık, burun ve dişeti kanamaları devam edebilir.
• Göğüslerden sızıntı şeklinde veya daha bol ağız(kolosturum)gelmeye devam eder.
• Kalça ve leğen kemiğinizin çevresindeki eklemleriniz doğuma hazırlık olarak genişler,bu nedenle karın ve bacaklarda hafif rahatsızlık duymanız doğaldır.
• Bu ayın sonuna doğru kilo artış hızınız biraz kesilir;ancak bebeğiniz gelişimini sürdürür.Kilo artışınız çok fazla ise (toplam ortalama 11 kg
olmalı) karbonhidrat ve sütlü içecekleri azaltabilirsiniz.
Ne yapmalı:
• Günde bir iki saat bacaklarınızı yükseğe koyarak dinlendirin.
• Uyumakta güçlük çekiyorsanız,yatağa girmeden önce gevşeme teknikleri uygulayın. Bacaklarınızdan birini karnınıza doğru çekip minderlerle destekleyerek yan yatmanız yararlı olabilir.
Annenin 9 Aylık Yaşamı (9 Ay)
Çalışıyorsanız artık doğum iznine çıkmış, doğum hazırlıklarının tatlı heyecanına kapılmış olmalısınız.Hem hamileliğinizin bitmesini özlemle bekleyip seviniyor, hem de doğum olayını ve anne olmanın getireceği sorumlulukları düşünüp kaygı duyuyor olabilirsiniz. Bebek tüm rahmi doldurduğu için artık yer değiştiremez ama tekme atmaya devam eder.
Neler oluyor:
• Bebek hareketleri azalır çünkü hareket alanı daralmıştır.
• Vajinal akıntı koyulaşır ve daha fazla sümüksü yapıdadır.Cinsel ilişki veya muayene sırasında kanlı,kahverengi veya pembe olabilir.
• Uyku sırasında bacak krampları,sırt ağrısında ve ağırlık hissinde artış olabilir.
• Bebeğin başının leğen kemiği boşluğuna girmesi ile mide yanması,sindirim ve solunum güçlüğü gibi yakınmalar azalır.
• İdrar torbanız bebeğin başının altında olduğu için daha sık idrara çıkmak isteyebilirsiniz.
• Daha sık ve daha şiddetli rahim kasılmaları hissedebilirsiniz.
• Az uyku ve bebeğin daha da ağırlaşması nedeni ile kendinizi yorgun hissedebilirsiniz.
• Kilo artışınız yavaşlamıştır ve bu ayda durur.Eğer toplam 13 kilodan az aldıysanız doğumdan sonra normal kilonuza dönmeniz kolay olacaktır. 38.ci haftadan sonra biraz kilo kaybedebilirsiniz. Bu bebeğin bütünü ile olgunlaştığını ve 10 gün içinde doğumun gerçekleşeceğini gösterir.
Ne yapmalı:
• Doğum öncesi kontrollere artık haftada bir gitmelisiniz
• Büyüyen karnınız vücudunuzdaki ağırlık dağılımını ve dengenizi bozabilir;duruş biçiminize önem verin ve dik durun.
Artık doğumla ilgili bilgileri almalı ve hastane hazırlıklarını yapmalısınız.
CENİN'İN GÜNCESİ
Cenin´in Güncesi (1 Ay)
Ben çok küçük, minnacık bir damlayım, uzun bir yolculuğa çıkmam gerektiği söylendi; hem uzun hem de çok zorluymuş, bu yolculuğun her aşamasında büyüyüp hayal bile edemediğim kadar büyük olunca bilmediğim bir dünyaya geçecekmişim. Oysa ben ne kadar mutluydum burada, herkes beni çok seviyordu, hep o yaramaz spermlerin yüzünden, beni hiç çekemiyorlar, üzerime geliyorlar, saklanıyorum yine de olmuyor. Olamaz yine mi, aaaaaaah yine üstüme geliyorlar, offf kocaman bir x kromozomu ile çarpıştık, kayıyorum yardım edin bana aaaaaahhhhhh .
Burası da neresi böyle! Benden başka kimse yok, yolculuğumdan önce bana anlattıkları yer herhalde, biliyor musunuz bu yerin sahibinin adı “anne” imiş, bir de yardımcısı “baba” varmış, ben öteki dünyaya geçtiğimde beni onlar karşılayıp, benimle ilgileneceklermiş, yani rezervasyonum yapıldı, aslında bu yolculukla ilgili her şey bana anlatıldı, bir süre küçük ressamlar gelip pürüzsüz vücuduma organlarımı çizeceklermiş, bu ressamlar böyle bütün damlaları ziyaret eder, güzel bebekler çizerlermiş, sakin ve rahat olursam her şey yolunda gidermiş, ama çok heyecanlıyım. Buraya üç haftada düştüm ve artık yeni adım “embriyo”, bu ismi bir türlü hatırlayamıyorum zaten önemli de değil çünkü ben büyüdükçe ismimde değişecekmiş ne kadar tuhaf değil mi? Ama en güzeli öteki dünyaya geçtiğimde kız ya da erkek olarak doğuşuma göre anne ile baba bana yeni bir isim vereceklermiş, hani bu yolculuğa sebep olan o spermler bana hücum edince bir X kromozomu ile çarpışmıştım ya, bunun için ben anne gibi bir kızmışım, ya bana o kocaman Y kromozomu çarpsaydı işte o zamanda baba gibi erkek olacakmışım. Tam da embro, yine söyleyemedim emb-ri-yo olmaya alışmıştım ne kadar zevkli, bu sıvıda hem yüzebiliyor hem de besleniyorum.
Cenin´in Güncesi (2 Ay)
Burada yaşımı hafta diye bir şeyle ölçüyorum ve şimdi tam beş hafta yaşındayım. O yaramaz spermler bana çarptıktan sonra dengem bozuldu, beni iyileştirmek için küçük doktorlar geldi, onlar aynı zamanda ressammış, beni iyileştirdikten sonra vücudumun üst bölümüne dört oyuk , orta bölümünde ise minik bir kabarıklık çizdiler. Hatta o minik kabarık gürültü yapıyor; pıt, pıt diye….Küçük ressamın dediğine göre bana çok hassas bir kalp çizmiş. Bir de daha çok işi olduğunu söyledi, beni üç tabakaya ayırmış sırayla bütün organlarımı çizecekmiş. En dış tabakanın adı ektoderm; sinir sistemimin ana elemanları olan beyin ve omurilik, saç,cilt gibi yapılarımla bu tabakada çalışacaklarmış. Orta tabakanın adı mezoderm; kalp ve dolaşım sistemim, kemiklerim, kaslarım, böbreklerim ve genital organlarım bu tabakada oluşacakmış. Ve son olarak en iç tabakam endoderm; barsaklarım, midem, karaciğerim, pankreasım gibi iç organlarımı burada çizeceklermiş. Ne karışık işler bunlar……
6 hafta yaşındayım ve boyum uzadı, elma ne demek bilmiyorum ama onun çekirdeği( 2mm.) kadarmışım, belki siz bunları biliyorsunuzdur ama ben kendimi yeni keşfediyorum ve yeni öğreniyorum. Size bir şey söyleyeyim mi anne ve baba benim yolculuğumdan haberdar, beni bekliyorlar. Benim için hayatlarında bir çok şeyi değiştirmeye başlamışlar, annenin sürekli midesi bulanıyor ve kusuyor, hatta babaya koktuğunu ona yaklaşmamasını söylüyor, neden anlamıyorum. Sonra saçlarını boyamıyor, sigara kullanmıyor, içki içmiyor çünkü bunlar bana zarar verebilecek alışkanlıklarmış. Ben bir resim gibiymişim, göbek kordonum, gözlerim, kulaklarım ve ağzım çizildi bile. Kalbim, bu yeni çizilen organlarımın gelişmesi için onlara kan depoluyor, dokularım hızla gelişiyor. Biz yine kusmaya gidiyoruz, üzgünümmmmmm, görüşürüz…
7 hafta yaşına girdim biliyor musun? Artık ben öteki dünyadakilere daha çok benziyorum, başım biraz daha büyüdü, yüzüm oluştu, gözlerim hala kapalı ama kollarım ve bacaklarım var, yakında parmaklarım çıkacak, kemiklerimi oluşturacak hücreler gelişmeye başladı, ve ben küçük bir üzüm kadarım artık, ne kadar büyüdüm değil mi, siz şimdi benim bu kadar şeyi nasıl bilebildiğime şaşırıyor olmalısınız ama bunların hepsini bana anlattılar, büyürken korkmamam için bunu yapmaları gerekiyormuş. Yoksa ben de eskiden diğer ceninler gibi kalbin, beynin ne olduğunu bilmiyordum. Burun deliklerim, bağırsaklarım, pankreasım, bronşlarımda belirginleşmeye başladı. Küçük ressamlar bu hızla çalışırsa yakında kocaman olacağım. Bu arada anne hala kusuyor, ben kilo alıyorum, o zayıflıyor. Doktorumuz ona sabah yataktan kalkmadan önce “kraker” denen bir şeyden yemesini söyledi, bende tadını merak ediyorum, hadi yesene ondan. Yemeklerde çok su içtiği için midesi suyla dolmuş, hatta ara sıra o kadar çok su içiyor ki buraya kadar geliyor, boğulacağım, korkuyorum…
8 hafta yaşına girdim ve artık benim adım “fetus”, bu Latince “genç” demekmiş, Latince ne demek? Artık kollarım ve bacaklarım uzadı, omuzlarım, dirseklerim, kalçalarım belirgin hale geldi. Ve ben artık bir çilek kadar büyüğüm. Bugünlerde anne bana kızıyor, bana hamile olduğu için cildi yağ yapıyormuş ve bir çok sivilcesi varmış, doktorumuza “ben sadece bebek istedim sivilce değil” dedi kızgın bir şekilde, doktorumuzda güzel bayan ilk üç aylık dönemden sonra isteseniz de sizinle yaşamak istemeyecek bu ufaklıklara neden kızıyorsunuz, “sakin olun yoksa size inat olsun diye kalabilirler” deyince anne sessizleşti. Bu hafta iki kat daha büyüğüm, ayak ve el parmaklarıma o küçük ressamlar gelip bir şeyler çizdiler, ve bunların adı “tırnak” dediler. Sonra bir de ağzıma diş etlerinin altında diş taslakları
çizdiler. Bunlar çok işine yarayacak deyip kıkır kıkır güldüler. Onlar çok tuhaflar.
Cenin´in Güncesi (3 Ay)
9 hafta yaşındayım bugün yine küçük ressamlar geldi, gözlerimi, dilimi ve ağzımın içini monte ettiler, bağırsaklarımı kordon içinden karın içindeki boşluğa taşıdılar, parmaklarımı da uzattılar biraz. Daha benimle çok işleri varmış. Ne ukala şeyler… Bu arada annenin midesi yanıyor, hiç dinlemiyor ki doktor ona midesine dokunan yemekler yememesini söylemişti, şimdi ilaç almak zorunda kaldı. Bir de beni besleyecek olan memelere süt gelmeye başladığından onun göğüsleri büyüyor, kendine onlar için destekli bir sütyen alacakmış, o ne demek bilmiyorum ama doktor bunu yapması gerektiğini söyledi. Şu günlerde küçük ressamlardan sonra en çok doktoru görüyorum aslında duyuyorum demek istedim.
10 hafta yaşındayım ve kendimi bir portakal kadar büyük hissedeceğimi söylemişlerdi ama portakalın ne olduğunu bilmiyorum ki…doktorun dediğine göre anne hamile olduğu için kolay sinirlenebilir, keyifsiz olabilirmiş. Anne sağlıklı beslenmesine rağmen çok kilo alıyorsa endişelenmesine gerek yokmuş, doğumdan sonra bu kiloları kolayca verebilirmiş, asla diyet yapmaması gerekiyormuş hatta o normal kilolu bir anne adayı olduğu için 12,5 –17,5 kilo alabilirmiş. Düşük kilolu anneler 15-20, kilolu anneler ise 7,5-12,5 kilo alırlarmış. Bu arada ressamlar hızla çalışıyorlar, eklemlerimin çoğu oluştu, bilek, dirsek, diz, ayak bileği, omuz, eller, parmaklar ve tırnaklar tamammış artık sadece benim beslenmeme bağlı olarak büyüyeceklermiş. Küçük ressam bana gözümün ne renk olmasını istediğimi sordu, çünkü iris tabakam ortaya çıkıyormuş, ben “renk” ne dedim, boş ver anneninki gibi yeşil olacak zaten dedi. O zaman neden bana soruyor ukala…
12 hafta yaşındayım ve artık iç kulağım, burnum, dilim bile var. hatta göz kapaklarımı çok seviyorum, onları sürekli açıp kapatıyorum, parmaklarımın ucunda tırnaklar çıktı, ve daha rahat hareket edebiliyorum. Boyum 6,5 cm, ağırlığım 18 gr. olmalı , üfffffffffff ne kadar büyüğüm, inanamıyorum. Bir de eskisi kadar kusmaya gitmiyoruz, ama bu seferde annenin başı ağrıyormuş.hani içinde yüzdüğüm sıvı var ya amniyos sıvısı, ara sıra onu yutuyorum, sonra da ressamların öğrettiği gibi çıkarıyorum, yani çiş yapıyorum.
Cenin´in Güncesi (4 Ay)
13 hafta yaşındayım ve artık bir şeftali kadarmışım, şeftalinin benim gibi kolları ve uzun bacakları var mıdır? Bu hafta ses tellerimi çizdiler, bağırsaklarımı yerlerine yerleştirdiler, ve karaciğerim ile pankreasım üretime başladı.Anne de benim bu yaşımda eskisi kadar şikayet etmiyor, sadece yorgun olduğumuz için dinleniyoruz. Bazen karnında ve sağ kasığında ağrılar oluyormuş, doktor dedi ki bunun sebebi benim büyümemmiş, ben büyüdükçe beni tutan bağlar geriliyormuş ve ağrı yapıyormuş.
14 hafta yaşındayım artık annenin bulantıları yok , kendini yorgunda hissetmiyor ama bu seferde kabızlıktan şikayet ediyor, sürekli tuvalete gidiyoruz, ve lifli besinler yiyoruz. Doktor bazı ilaçlar verdi, ama önce yulaf ezmesi+süt+şeker+corn flakes karıştırıp yemesini söyledi, böylece kabızlıktan kurtulabilirmiş. Ressamlar bana nefes alıp verme çalışmaları yaptırıyorlar, ellerimle selam, merhaba demeyi öğretiyorlar, bunları yaparken kalbim öyle bir atıyor ki; doktorla, baba beni bir makineden duyabiliyorlarmış. Bende onları duyuyorum çünkü kulaklarım oldukça gelişti, tabi gözlerimde …
15 hafta yaşındayım çok güzel kulaklarım var, saçlarım, kirpiklerim, hangi cenin benim kadar güzel olabilir, ben çok güzelim. Ama lanugo denen şu tüylere alışamadım, bunları neden çizdiniz dedim, merak etme 26 hafta yaşına geldiğinde onlar dökülecek dediler. O zaman neden çizdinizzzzzzz, bu ressamların canı sıkıldıkça benimle uğraşıyorlar, işlerini bitirseler de gitseler bir an önce. Giderken bir de gülerek “ bu bebek kızmış” dediler, biliyoruz ne olacak yani…
16 hafta yaşındayım ve annenin sesini duydum beni okşuyor ne kadar çok sevdiğini söylüyordu. Birden kalbim çok hızlı atmaya başladı, artık ona anneciğim diyeceğim, çünkü o beni severken “kızım bana anneciğim diyecek” diyordu, kız olduğumu o da biliyor, zaten bu yaşımda cinsiyetimi belirten organlarım oluştu. Kemiklerim ne kadar sert ama yine de cildim çok ince, damarlarım görünüyor ben de beslenmek için bu sıvının yetmediğine karar verip parmağımı emmeye başladım, çok tatlı bir şey bu…Az daha boyumu söylemeyi unutuyordum, ben tam 16 cm. oldum ve 135 gr. Anneciğim çok meşgul beni yine unuttu, doktora gidecekmiş, midesi yanıyormuş, burnu kanıyormuş ben neden olduğunu biliyorum, onun damarlarındaki kan miktarı artmış, bu benim için iyiymiş ressamlar konuşurken duydum. Bir de babam görmek istiyormuş, o da doktora gidecek annemle, beni bir makinenin içinden görecekler, onlar için hareket edeceğim.
Cenin´in Güncesi (5 Ay)
17 hafta yaşındayım; anneciğim kendini görebildiği ayna denen bir şeye bakıyor, karnının büyüdüğünü söylüyor, kasıkları ağrıyormuş ve çok terliyormuş. Tabi ben önceki yaşlarıma göre daha hızlı kilo aldığımdan anneciğimde kilo alıyor. Cildimin altında yağ depoluyorum artık, kalbimle günde 30 litre kan pompalıyorum, ben de çok yoruluyorum, bazen de korkuyorum, geçen gün birisi ince uzun bir boruyla suyumdan çaldı, sonradan öğrendim ki, doktor benim suyumu test edecek, benim sağlıklı olup olmadığıma bakacakmış.
18 hafta yaşındayım; anneciğim geceleri uyuyamıyor, ben onu incitmek istemiyorum ama ben de burada sıkılıyorum ve o benimle konuşmuyor. Heeeeyyyy neden benimle konuşmuyorsun sen? Ama ben seni seviyorum. Annemin tansiyon denen şeyi düşmüş, ani hareketler yapıp, ayağa kalkmaması gerekiyormuş. Artık 210 gr. oldum anneme daha çok benziyorum. Bir de bağırsaklarım mekonyum denen bir şey yapıyor, o çok gereksiz bir şey…
19 hafta yaşımdayım; anneciğimle babacığım doktorda bir alete bakıp benim hareketlerimi seyrettiler. Ama ben büyüdüğüm için anneciğimin beli ağrıyormuş, buna çok üzüldüm. O da topuklu ayakkabılar giymemeliymiş babam öyle diyor, neden giyiyor ki. Biz de tekrar doktora gittik. Anneciğimin kalçaları ve memeleri büyüdüğü için çatlaklar oluşuyor, çatlak olduğundan dolayı da kaşıntı oluyormuş, doktor dedi ki bol sıvı almamız gerekiyormuş, bir de çatlak kremi kullanmalıymışız. Eğer cildimiz kurumazsa çatlak olmazmış. Benim çatlaklarım yok ama her yanım o tüylerle kaplandı bu da yetmezmiş gibi annemin sürdüğü çatlak kremi gibi bir şeyi o küçük ressamlar her yerime sürüyor. Bunun adı vernix imiş. Bu beni sudan korumak içinmiş, ukala küçük ressam dedi ki, biraz daha bu suyun içinde kalırsam buruş buruş olacakmışım.
20 hafta yaşıma girdiğimde beni şaşırtan başımın üzerinde çıkan saçlar oldu, onlara alışamadım bir türlü. Bu aralar karnım guruldamaya başladı, şu tatlı parmaktan mı acaba ne dersiniz? Kemiklerim çok güçlü olduğu için hareket edebiliyorum, bir de anneciğimin sesini duyduğumda o da beni duyabilsin diye bağırıyorum ama duymuyor, ben de onu tekmeliyorum böylece benimle konuşuyor. Ona boyumun 25 cm. kilomun 340 gr. olduğunu söyledim. Annem aynanın karşısında kendi kendine konuşuyor “zaman ne kadar çabuk geçiyor, karnım epey büyüdü” diyor herhalde benim onun göbek deliğiyle aynı hizada olduğumu fark etti, her yaşımda bir cm. yukarı çıkacağım, göbeğinden geçen o çizgi koyulaşmaya başladı, ama doğumdan sonra tamamen kaybolacakmış. Biz çok sağlıklıyız; anneciğim gereksiz kalori almıyor, iyi besleniyor.
Cenin´in Güncesi (6 Ay)
21 hafta yaşındayım; bir keresinde ben çok yaramazlık yapıyordum sonra tanımadığım bazı sesler duydum, çok güzeldi, sessizce dinledim, anneciğim babacığıma “galiba senin gibi sanatçı olacak, Vivaldi’yi çok seviyor” dedi, o sesin adı “müzik”imiş, Vivaldiyi tanımıyorum ama, artık annemle hep müzik dinliyoruz, müzik dinlemeyi çok seviyorum, bazen dinlerken uyuyorum, annemde mutlu oluyor. Anneciğimin ayak ve ayak bilekleri benim büyümemden dolayı şiştiği için hep dinleniyoruz. Babam dedi ki eğer yüzünde ve ellerinde şişme olursa doktora gitmemiz gerekirmiş. Kalbim çok çalışıyor, sürekli kan pompalıyorum ama yine de bu aralar yavaş büyüyorum, sadece 400gram oldum.
22 hafta yaşındayım ; Ben bir muz kadarmışım, muz denen şey mide yakar mı annemin midesi yanıyormuş, bir de diş etleri şişiyormuş, babam “bu kadınlar hep böyle, her şeyden şikayet ederler” diyor. Kendi kendine de “sabırlı ol, hepsi geçecek” diye tekrarlıyor sürekli, o böyle kendi kendine konuşunca çok komik oluyor. Ben yaklaşık 500 gr. olmuşum, anneciğim uzun süre ayakta duramıyor, ve yürümeye gittiğimizde o alçak topuklu ayakkabı giyiyor. Çünkü beli ağrıyor, hamileyken vücudunun ağırlık merkezi sürekli değişirmiş, biraz oturuyoruz sonra ayağa kalkıyoruz, biraz ayakta duruyoruz sonra tekrar oturuyoruz, ben daha çok yoruluyorum. Omurgalarım ağrıyor. İyi ki otururken dizlerini kalçasından yukarıda tutuyor, böylece ağrılarım geçiyor.
23 hafta yaşındayım kocaman oldum ama annem hala şikayet ediyor ne zaman büyüyecekmişim, bacakları şişiyormuş şimdi de , o da yatıyor, benim için daha iyi oluyor yine müzik dinliyoruz hatta kitap bile okuyoruz, anneciğim anne karnında çocuğun eğitilebileceğine inandığından sürekli okuyor, bir çok şey öğrendim. Bazen müzik onu çok etkiliyor ve ağlıyor, ben de kızıyorum ters dönüyorum, doktor da hemen ona bunu söylüyor, çok üzüldüğünü görünce yine dönüyorum, neden üzülüyor ki, hep aynı şekilde duramam tabi ki canım sıkılıyor. Doktor ona benimle konuşmasını onu duyabilmem için orta kulağımın gelişimini tamamlamaya başladığını söyledi, ben bunu zaten biliyordum, o kadar çok gürültü var ki burada kendimi bile duyamıyorum, bağırdım ama beni hiç dinlemiyor, sonra neden tekmeliyormuşum. Tekmelerim işte….
24 hafta yaşımdayım artık çok hareket edince terliyorum ve hasta olduğum içinde öksürüyorum, bir de şu tatlı parmak yok mu hep onun yüzünden hıçkırıyorum. Ben hıçkırınca anneciğim de tekme attığımı zannediyor. 33 cm boyu 570 gr. ağırlığı olan biri buraya nasıl sığar, ne kadar daha var öteki dünyaya gitmeme öfffff bir an önce anneciğimi ve babacığımı görsem, dün gece anneciğim uyurken babacığım beni okşadı benimle konuştu, hatta anneciğimin huysuzluklarını anlatıp beni uyardı. İkisini de çok seviyorum. Bir de şu doktoru çok merak ediyorum, düzenli olarak onu görmeye gidiyoruz. Şimdi de anneciğimin şeker tarama testi olması gerekiyormuş.
25 hafta yaşındayım; anneciğime kramp denen bir şey gelip ağrı yapıyormuş o da ağlıyor, futbol topu kadar büyüdüm, anneciğim diyor ki beli ve bacakları zonkluyormuş, zonk ne demek? Zonk sesini duyunca bacaklarına buz koyuyor ya da duş alıyoruz. Yine de geçmezse doktorumuzun verdiği ilaçları alıyoruz. Babam çok heyecanlı bir şekilde geldi bu akşam. Anneme bağıra bağıra “ biliyor musun üç boyutlu ultrason varmış” dedi. Yani benim çeşitli açılardan görüntülerimi alıyor, bu
görüntülerin arasını bilgisayar kendi dolduruyor, bana benzeyen bir görüntü ortaya çıkarıyorlarmış. Ama doktorumuz bunu bize söylemişti çok önemli bir şey değilmiş. Babacığım beni görmek için sabırsızlanıyor herhalde.
Cenin'in Güncesi (7 Ay)
26 hafta yaşındayım; artık 750 gramım cildimin altında yağ birikiyormuş. Kollarımı ve bacaklarımı çok hareket ettirdiğim için anneciğim çok kızgındı, annesiyle konuşurken bağırıyordu, çok korktum neden bu kadar sinirleniyor ki. Babacığımın dediğine göre bunların sebebi ani kasılma ve gevşemeler hissetmesi imiş. Bunlara Braxton-Hicks kasılmaları deniyormuş. Kasılmalar ağrılı olunca anneciğim benim sürpriz yapıp erken geleceğimi düşünüyor, ama ben ona kızdım erken gelmeyeceğim. Bazen de anneciğimin adet sancısına benzer kramp tarzı ağrıları, bel ağrıları, akıntıları, barsak krampları oluyor, herkes yine benden şüpheleniyor, dedim ya ben erken gel-me-ye-ce-ğim. Akciğerlerimdeki hava keseciklerim bile oluşumunu tamamlamadan, beynimdeki görme ve işitme dalgaları tam anlamıyla faal olmadan nasıl gelirim.
27 hafta yaşındayım; kalbim çok hızlı atıyor. ( 120-160/dak.), aydınlıkken anneciğimle yürüyoruz, karanlıkta yürüdüğümüz zamanlar babacığım da bizimle oluyor, annem çok su içiyor, onun yüzünden çok kilo alıyorum buraya sığmıyorum. Ben de annemin karnında yukarı doğru tırmanıyorum sürekli, bu nedenle derin nefes alırken zorlanıyormuş, ama bu beni etkilemiyor, hamile olunca bazı hormonlar onun daha sık nefes alıp vermesini sağlıyormuş, böylece bende bol oksijen kullanabiliyorum. Sürekli kilomu konuşuyorlar 950 gr. olmuşum, babacığım gibi çok oburmuşum, çok kilo almışım, demek ki ben ona benziyorum, onu daha çok merak etmeye başladım.
28 hafta yaşındayım ama cildim hala buruşuk ve pembe,yoksa şu vücudumdaki doğal krem işe yaramıyor mu? Bu yüzden karmakarışık düşüncelerim var, sıkıldıkça dönüyorum, annemi tekmeliyorum. Bugün küçük ressamlar geldi saçlarımı uzattılar, kaşlarımı, kirpiklerimi çizmeyi bitirdiler. Annem ile babam bir kitaptan boyumun 37 cm ve kilomun 1 kg. olduğunu söylediler bana. Onları duyduğumu öğrendiklerinden beri benimle konuşuyorlar.
29 hafta yaşındayım 1,3 kg. olduğum için anneciğim ayakta çok duramıyor, çabuk yoruluyor ve tansiyon denen bir şey yine düşürüyor bu nedenle hep dinleniyoruz. Babama dedi ki “ kendimi sonsuza kadar hamile kalacakmış gibi hissediyorum, karnım kaşınıyor, nefes alamayacak kadar şişmanladım, midem yanıyor, bacaklarıma kramp giriyor, her yerim ağrıyor”. Babam onu teselli etti, bunların hepsi geçecek dedi. Sonra yürüyüşe çıktık, çünkü doktor yürümenin annem için en iyi egzersiz olduğunu söyledi. Bir de ona böyle şikayet etmemesini benim her şeyi duyduğumu, küsebileceğimi söyledi, evet ben her şeyi duydum, artık koku da alabiliyorum, görebiliyorum, tat alabiliyorum ve bir de seni üzdüğüm için üzülüyorum anneciğim.
30 hafta yaşındayım; bu günlerde anneciğim hep sol tarafına yatıyor böylece organlarına kan gidişi ve kan dönüşünün en az şekilde engellenmesini sağlıyormuş. Bu şekilde uyumakta zorlanınca karnının altına veya bacaklarının altına yastık koyuyor. Mide yanması olmaması içinde vücudunun üst kısmını alt kısmına göre hafifçe yukarıda tutuyor. Lanugo tüylerim kaybolmaya başladı, göz kapaklarımı düzenli olarak açıp kapatabiliyorum tabii 1,5 kilo oldum artık. Biliyor musunuz kemik iliğim kan yapabiliyor artık…
Cenin´in Güncesi (8 Ay)
31 hafta yaşındayım; akciğerlerim olgunlaşıyormuş, anneciğim elini üzerimde gezdirip ona verdiğim bütün acılara rağmen beni çok sevdiğini söyledi. O bu günlerde tuhaf rüyalar görüyor, ama kalkınca gördüklerini hatırlayamıyor, şimdi baş ucunda bir not defteri varmış, kalkınca rüyalarını yazabilmek için. 1650 gr. olmuşum artık eskisi kadar hızlı büyümüyorum, beyin dokum gelişimini hala sürdürüyor.
32 hafta yaşındayım, buraya yuvarlandığımda çok büyük bir yer gibi gelmişti bana, şimdi sığamıyorum herhalde yakında gideceğim buradan, zaten karanlık bir yer. Belki başımı aşağı çevirirsem daha rahat sığarım. Boyum 40,5 cm. ve ağırlığım 1,8 kg. oldu nasıl döneceğim ki. İki haftada bir doktora gidiyoruz, sorun ben değilim aslında, ben gayet iyiyim, duyularımın beşi de tam olarak çalışıyor ama anneciğin psikolojik problemleri var, çirkin olduğunu, babamın onu sevmeyeceğini düşünüyor. Bence yanlış “ babam bana onu çok sevdiğini söyledi bana, özellikle beni dünyaya getirmek istediğinde sevgisinin daha da çoğaldığını, mutluluklarının görünen bütün olumsuzluklara rağmen daha fazla olduğunu da söyledi.”
33 hafta yaşındayım; babacığım annemin ayaklarına masaj yapıyor, çünkü yine kramp denen şey gelmiş. Tabi anneme çok kilo aldığını söylediğinde annem ağlamaya başladı yine, o ağlayınca bende ağlıyorum. Babacığım onu öpüp gönlünü aldı bunun normal olduğunu, doğumdan sonra her şeyin eskisi gibi olacağını söyledi. İşte bu kelimeyi hatırlıyorum “doğum”, bu benim öteki dünyaya geçişimi anlatıyor. 2 kg. olduğum şu günlerde nasıl doğacağım konusunda endişelenmeye başladım doğrusu, bir taraftan da bu sıvıyı yutmaktan bıktım, önce yutuyorum sonra çıkarınca eksilen sıvı aynı miktara geliyor, beni beslediğini biliyorum ama ……boş verin ……artık cildimin rengi kırmızıya dönük değil, daha açık pembe…Çok düşündüğüm için başımda epey büyüdü.
34 hafta yaşındayım; havalar çok sıcak olduğu için anneciğimin yüzü, eli, ayağı şişiyor. Bende çok ağırlaştım, tam 2,2 kg. olmuşum. Beyin işlevlerime her gün yenisi ekleniyor, uyurken gözlerimi kapamasını, uyanıkken açmasını, ve belli aralıklarla kırpmasını öğrendim.
35 hafta yaşındayım; Ben yakında öteki dünyada olacağım, annem biraz korkuyormuş, bu nedenle huysuzluk yapıyormuş. Ama ben hazırım, korkulacak bir şey yok. Doktor dedi ki; bebeğin hareketleri bebeğin sağlıklı olduğunu gösteren en önemli bulgulardanmış. Sağlıklı bebek enerjisini atmak için hareket edermiş, hem bu şekilde bebeğin kasları gelişirmiş. Bebeğin hareketlerine annelerin dikkat etmesi, hareketlerde azalma varsa doktora haber vermesi gerekirmiş. Bu her zaman problem olduğu anl***** gelmezmiş ama yinede nonstres test yapılırsa iyi olurmuş. Bu hafta yaşımda vücudum antikor üretmeye başladı, bunlar benim enfeksiyonlarla mücadele etmeme yardımcı olacak.
Cenin´in Güncesi (9 Ay)
36 hafta yaşındayım, saçlarım çok uzadı, onları kestirmek istiyorum, tırnaklarım da uzadı. 2,5 kg ve 46 cm. olduğumdan yer değiştiremiyorum ama tekme atabiliyorum. Artık her hafta doktora gidiyoruz, bu adamı gerçekten merak ediyorum.Doktora göre doğmama dört hafta kalmış, annem, babam ve ben doğumumun gerçekleşeceği yeri görmeye gittik, doktorumuz bunun anneciğimi rahatlatacağını söyledi. Doktor bana artık doğabileceğimi söyledi, istersem hemen onların yanına gidebilirmişim, o zaman prematüre bir bebek olurmuşum, sevmedim bunu ben bekleyeceğim.
37 hafta yaşındayım; annem artık çok kilo almıyor, sürekli dinleniyoruz, ayaklarını yükseğe kaldırıp benimle oynuyor bazen. Dinlenmediği zamanlarda babacığımla benim için alış veriş yapıp çok güzel bir oda hazırlıyorlarmış, odamı çok merak ediyorum, buradan büyüktür inşallah. 2,8 kg oldum odaya da sığmayabilirim çünkü.
38 hafta yaşındayım; daha önce şeklimi değiştirdiğim iyi oldu, çünkü çok az zaman kaldı. Anneciğimin kasılmaları oluyor, biz de oturarak nefes alıp veriyoruz. Ama anneciğim sancılarının gerçek doğum sancıları olup olmadığını anlayamıyor. Doktorumuzun dediğine göre önceleri daha az sıklıkla ancak düzenli aralıklarla gelen doğum sancıları bir süre sonra 50 saniyelik kasılmalar halinde 10 dakikada üç sancı olarak gelirmiş. Ve zamanla şiddeti artar, şiddeti artan bu sancılar düzenli bir şekilde tekrar ediyorsa hastaneye gitme vakti gelmiş demekmiş. Nişan denilen kanlı yapışkan akıntı geldikten sonra genellikle iki gün içinde doğum başlarmış. Bağırsaklarımda mekonyum denilen ilk dışkım birikmeye başladı, bunu doğumdan sonra bir gün içinde dışarı atabilirmişim. Ben ne kadar çok şey biliyorum böyle. Ressamların bana veda ederken her şeyi anlatmaları iyi oldu.
39 hafta yaşındayım; Annemin kasılmaları daha kuvvetli, artık ben doğuma hazırım, anneciğimin annesi, ben ona “annaneciğim” diyecekmişim, benim doğumum için bir çanta hazırladı. Benim ve annemin sağlığı yerinde olduğu için anneciğim normal doğum yapacakmış, benim bu küçük yerden rahat çıkabilmem için anneciğimin perinesinde kesi yapacaklarmış, ama daha sonra eriyen ipliklerle dikeceklermiş, bu ikimiz içinde daha sağlıklıymış. Ne demekse!
40 hafta yaşındayım; ay çok kilo aldım tam 3,4 kg olmuşum, artık anneciğime ve babacığıma kavuşacağımı hissediyorum. Biz şimdi hastaneye gidiyoruz, babam çantamızı evde unutmuş onu bekliyoruz, ben uslu oturuyorum ama anneciğim yine de bağırıyor. Neyse babam geldi, bizi daha önceden keşfettiği kestirme yollardan hastaneye ulaştırdı, doktorumuz bizi bekliyor. Evet geldik, şimdi ben doğuyorum işte……..
Merhabaaaaaa, ben geldim , ahhhhhhh bu leyleğin gagası beni acıtıyor. Ağlayacağım işte…. Sonra bebekler neden hep ağlar derler, bu leylek sizi gagalasa nasıl olur. Şaka yaptım aslında leylek yok, beni görmek için gelen bir kadın çocuğuna onu leylekler getirdi diyordu, ben de başladım ağlamaya, yalan söyleme diye bağırdım, annemin karnında benden başka kimse yoktu ki, hem orada bir leyleğe de yer yok, ben zor sığıyordum. Artık anneciğimin kucağında uyuyorum, parmağımı da emmiyorum, o beni süt denen çok tatlı bir yemekle besliyor. Benim gibi yeni doğan bebekler için en sağlıklı besin anne sütüymüş. Sütümü içiyorum ve bol bol uyuyorum, burası daha rahat, herkes bana hizmet ediyor, keyfim yerinde, ohhhhv
ANNE KARNINDA 40 HAFTA
Anne Karnında 40 Hafta (1-4) Hafta
Birinci hafta aslında henüz hamile olmadığınız döneme rastlar.Doktorlarınız ve biz hesaplamalarımızda hamilelik başlangıcını son adet tarihinizin ilk günü olarak kullanacağız. Bu yüzden yumurtlama dönemine kadar olan ilk iki haftada aslında hamilelik oluşmadığı
halde hamileliğin ilk iki haftası olarak alınmıştır.Bu ilk haftada son adet gördüğünüz gün birinci gün sayılır. Çeşitli hormonların etkisi ile geçmiş adet döneminize ait döllenmemiş yumurta kanama ile atılırken,yeni bir yumurta yumurtalıklarınızda olgunlaşmaya başlamıştır bile. Bu olgunlaşmanın sonunda yumurtlama (ovulasyon) yoluyla bu hücre Fallop tüpü boşluğuna atılır. İşte bu hücrenin hafta olarak yaşı hesaplamalara baz olarak alınır.
Yumurtlama
Adet kanamasının başlangıcından yaklaşık 14 gün sonra olgunlaşmış bir yumurta yumurtalıktan atılır. Rahmin fallop kanalının (yumurta kanalı) ucundaki parmaksı uzantılar bu olgun yumurtayı tutar ve kanalın içine alır.Yumurta burada 24-36 saat canlı kalabilir ve bir sperm tarafından döllenmeyi bekler.Eğer döllenme olmazsa adet kanaması ile birlikte vajinadan atılır.
Spermin yumurtaya ulaşması
Cinsel ilişkide erkek,kadının vajinasına,çoğu dışarı akan 200 ile 400 milyon arası sperm bırakır.Vajinada kalan spermlerin bir bölümü rahim içine girebilmek için rahim ağzından salgılanan mukusta yüzmeye başlar. Mukus yumurtlama zamanı spermlerin geçişini kolaylaştırmak için daha uygun bir yapı kazanmıştır.Spermler rahim
boyunca ilerleyerek Fallop kanalına gelirler. Kanalda yumurta yoksa döllenme gerçekleşmez, spermler burada 48 saat beklerler.Eğer bu zaman içinde yumurtlama gerçekleşir ve olgun bir yumurta gelirse döllenme gerçekleşebilir. Anne yumurtasında ve babanın sperminde 23 er adet kromozon bulunmaktadır. Bu durum , babanın kromozonu "X" ise bir kızınız, eğer "Y" ise bir oğlunuz olacak demektir.
Döllenme
Fallop kanalına giren sperm burada olgun bir yumurta ile karşılaşırsa döllenme gerçekleşir. Spermler yumurtanın dış kabuğunu delebilen bir enzim salgılarlar.Fallop kanalına ulaşan spermlerden bir tanesi, muhtemelen en hızlı ve aktif olanı,yumurtanın dış kabuğunu bu enzim ile deler ve içine girer.Bundan sonra yumurta bir kılıf ile kaplanacak ve başka sperm kabul etmeyecektir.Sperm yumurta içerisine girerken kuyruğunu kaybeder ve yalnızca baş kısmı yumurtaya girer. Daha sonra bu baş kısmı şişmeye başlar ve yumurta ile kaynaşarak tek bir hücre halini alır.
Hücre bölünmesi
Sperm ve yumurta birleşimi ile bir zigot(tek hücre)oluşur.Bundan sonra bölünme olayı meydana gelir.Her hücre iki yavru eş hücreye bölünür. İlk hücre bölünmesi döllenmeden 36 saat sonra meydana gelir.Bundan sonra ise her iki günde bir bölünme oluşur.Yumurta fallop kanalından rahme olan yolculuğu boyunca bölünmeye devam eder. 4-5 gün sonra rahme
ulaştığında yaklaşık 100 hücreden oluşan, içi sıvı dolu bir toptur. Buna blastosist denir.Şu anda yumurta rahme yerleşmeye hazır durumdadır. Döllenmeden 7-8 gün sonra rahme ulaşan yumurta buraya yerleşir. Yumurta rahim içini kaplayan tabakaya yuvalandığında yeni bir yaşamın başlangıcı için bir adım atılmış olur.Yumurta rahim duvarına tam yerleştiğinde klinik hamilelik başlamış demektir. Bu yeni canlıya 8.hafta sonuna kadar embriyo denir. Embriyodan çıkan bazı damarsal uzantılar annenin kan damarları ile bağlantı kurabilmek için rahim duvarına doğru ilerlerler. Bu bölüm daha sonra halk arasında “bebeğin eşi” denilen plasentayı oluşturur.Hücrelerin bir bölümüde göbek kordonunu ve bebeği koruyan dış zarları oluştururlar.İçte kalan hücreler ise üç değişik katmana ayrılırlar.Her bir katman daha sonra bebeğin belli bir organ grubunu oluşturacaktır.
Anne Karnında 40 Hafta (5. Hafta)
Beşinci hafta boyunca çok hızlı bir gelişme söz konusudur.Yumurtanın içteki hücreleri üç katmanaayrılmıştır. Endoderm, mesoderm, ektoderm denen bu üç katmanın her biri ayrı bir organ grubunun oluşumunu başlatırlar.Artık bebeğinizin bir vücut birde baş kısmı vardır. Yumurta artık yalnızca bir hücre grubu değildir.Ektoderm denen hücre grubundan sinir sistemide oluşmaya başlamıştır.Ayrıca kaba hatları ile organ boşlukları ve kalp damar sistemi oluşmaktadır.Embriyo bu dönemde yaklaşık 2.5 mm büyüklüğündedir.
Anne Karnında 40 Hafta (6. Hafta)
Anne ile embriyo arasında plasenta aracılığı ile olan değiş tokuş mekanizması 6.hafta başında başlar.Plasenta 5.aya kadar çok hızlı bir gelişim gösterir. 5.ayda artık tamamen oluşmuştur. Plasentanın 3 ana görevi vardır:
• Oksijen, karbondioksit, besinler, su, vitaminler, glukoz, hormonlar ve bağışıklık elemanlarını anne kanından bebek kanına taşır.Böylece bebek hem beslenir hemde henüz kendi sistemleri tam oluşmadığından annenin aracılığı ilemikroplara karşı savaşır. Ayrıca bebeğin atıkları yine plasenta aracılığı ile anne kanına geçer ve anne tarafından atılır.
• Plasenta kendiside yağ asitleri ve glikojen üretir;böylece embriyonun beslenmesine yardımcı olur.Bu özellikle hamileliğin erken dönemlerinde çok önemlidir.
• Plasenta hormonda üretir.Örneğin hamilelik testinde kullanılan HCG hormonu plasenta tarafından üretilmektedir.
6.haftada embriyo C-şeklindedir.Kalbinin 4 boşluğu oluşmuştur.Damar sistemide kabaca oluşmuştur ve kalbinden damarlara kan akımı başlamıştır.Kollar ve bacakların gelişeceği kabartılar oluşmuştur. Bağırsaklar basit bir tüp şeklindedir.Göbek kordonu oluşmaya başlamıştır. Ayrıca baş bölümünde ileride gözleri ve kulakları oluşturacak 4 oyuk belirmiştir.Embriyo şimdi yaklaşık bir elma çekirdeği büyüklüğündedir (5 mm).
Anne Karnında 40 Hafta (7. Hafta)
Embriyonun baş bölümü vücuda oranla çok daha çabuk büyür ve vücuda göre daha geniştir.Bunun sebebi emriyonun beyninin çok hızlı gelişecek olmasıdır. Bebeğin önkoluda gelişmeye başlamıştır.Böbrekler,çene ve midede oluşumuna başlamıştır. Bağırsak tüpü uzamakta ve bir şerit halini almaktadır.Omurilik oluşumu tamamlanmıştır.Ayrıca kas ve deri sistemi oluşmaya başlamıştır. Embriyo onu koruyan sıvı dolu bir kese içindedir (amniyon sıvısı içinde) ve büyüklüğü yaklaşık 8 mm dir
Anne Karnında 40 Hafta (8. Hafta)
Bebeğinizin üst çene ve alt çene ayrılmıştır.Kafa gelişimi devam etmektedir ve beyin sinirleri oluşumu hız kazanmıştır.Üst kollar bacaklardan daha hızlı bir şekilde gelişmeye devam etmektedir.Dış kulaklar oluşmuştur. Göz gelişimi devam etmektedir ve göze retina pigmentleri(göze rengini veren)eklenmeye başlamıştır. Bebeğin kalp ve akciğerleri kesin şeklini almıştır. Hatta bebeğinizin kalbi bu hafta atmaya başlamıştır. Artık bir üzüm büyüklüğündedir (yaklaşık 16mm ve 2 gram.
Anne Karnında 40 Hafta (9. Hafta)
Bebeğinizin başı biraz daha büyümüş ve öne gövdeye doğru bükülmüştür.Artık yüzü oluşmaya başlamıştır,gözler yüzün iki tarafında ancak halen kapalıdır.Kollar ve bacaklar artık iyice seçilebilir.İleride el ve ayak parmaklarını oluşturacak yarıklar belirmiştir. Bebeğin kalbi artık vücuda kan pompalamaktadır.Sinir sistemi taslağı hemen hemen tamamlanmıştır. Embriyonun artık kemikleri oluşturacak hücreleri gelişmeye başlamıştır. Bu haftada embriyo yaklaşık 2 cm boyundadır ve taslak halinde akciğer, dalak, bağırsak, karaciğer, böbrekler ve cinsel organa sahiptir.
Anne Karnında 40 Hafta (10. Hafta)
Artık embriyoya latince “genç” anl***** gelen fetus denir. Son biçimlerine henüz ulaşmamış olsalarda belli başlı tüm iç organlar gelişmiştir. Kollar ve bacaklar uzamış, omuzlar, dirsekler, kalçalar ve dizler belirgin hale gelmiştir. Parmakları aralarında ince bir perde olmasına karşın artık bellidir. Dengeden ve işitmeden sorumlu iç kulak oluşmaya başlar. Bebeğin yüzü belirginleşmiştir. Burnun ucu, burun delikleri , ağzı oluşturacak alt ve üst çeneler ortaya çıkmıştır.Şimdi bebeğinizin bir dili bile vardır. Kaşlarda oluşmaya başlamıştır. Beyinde büyümeye devam etmektedir. Kaslar hızlaoluşmaya ve tüm vücudunu sarmaya başlamıştır. Kız bebeklerde klitoris erkek bebeklerde ise penis gelişir. Kasların oluşumu ile birlikte bebek artık su kesesi içinde henüz hissetmeseniz bile bebeğiniz bu haftalarda hareketlenmeye başlar.
Anne Karnında 40 Hafta (11. Hafta)
Bu haftadan sonra bebeğinize artık fetus denmektedir. Bu haftada burun uzamış ve daha düzgün bir hal almış,ve gözler tam olarak birbirinden uzaklaşmıştır. Dil kasları oluşmuştur ve ilk tad alma hücreleri oluşmaya başlamıştır. El ve ayak parmakları tam olarak oluşmuştur. Bebeğin eğik olan başı yavaş yavaş yukarı kalkmaktadır. İnce bağırsaklar iyice incelmiş ve uzamış hatta kıvrımları da oluşmaya başlamıştır. Artık erkek ve dişi yumurtalıkları farklılaşmıştır. Kesin erkek ve dişi farklılaşması 6.haftadan sonra başlar ve 3 ayda tamamlanır. Bu farklılaşmayı sağlayan ise erkek seks hormon üretimidir. Beynin birçok bölümünün oluşumu tamamlanmıştır. Kulağın iç ve dış kanalları faklılaşmıştır. Fetusun kemik oluşumuda başlamıştır. Artık kalp ve kan damarları son hallerini almıştır.
Anne Karnında 40 Hafta (12. Hafta)
Artık bebeğinizin eğik olan başını dikleşmiştir. El ve ayak parmaklarında tırnaklar belirmeye başlamıştır. Gözler tam şeklini almış ve dudaklar çenede oluşmaya başlamıştır. Bu haftada gerçekleşen bir diğer önemli şey ise böbreklerin çalışmaya başlamasıdır.İdrar kesesi bir torba şeklinde oluşmuştur ve artık bebeğiniz idrarını yapabilmektedir.
Anne Karnında 40 Hafta (13. Hafta)
Bu haftada bebeğinizde kemikiliği kan üretmeye başlamıştır.İlk zamanlar bu üretimde baskın olan kırmızı hücreler yani alyuvarlar olacaktır. Bebeğinizin yüzünde ve vücudunda ilk kıl kökleri belirmeye başlamıştır. Artık doktorunuz bebeğinizin kalp atışlarını bir steteskop ile dinlediğinde duyabilir. Bu hafatalarda bebeğiniz hareket etmekte ve oynamaktadır ancak siz bunu halen hissetmiyor olabilirsiniz. Bebeğinizin boyu yaklaşık 40mm yani 4 cm olmuştur.
Anne Karnında 40 Hafta (14. Hafta)
Bu haftada artık bütün iç organlar oluşmuş durumdadır ancak tam fonksiyon kazanmaları zaman alacaktır.Gelişim genel olarak
tamamlandığından organ oluşumlarının annenin alacağı ilaçlardan veya enfeksiyonlardan zarar görme olasılığı azdır. Bebeğinizin gözkapakları oluşmuştur ve gözleri örter. Artık elleri, kolları, parmakları hatta minik tırnakları bile gelişmiştir. Kulaklar son şeklini almakta ve kulak memesi oluşmaktadır. Bebeğin kasları gitgide daha fazla geliştiğinden hareketleride daha kuvvetlenmektedir. Bebeğiniz yumruklarını sıkabilir, ağzını açabilir ve dudaklarını büzebilir. Artık emebilir ve çevresini saran suyu yutar; çişini yapar. Bu haftada bebeğin yaklaşık büyüklüğü 6 cm ve ağırlığı 30 gr dır.
Anne Karnında 40 Hafta (15. Hafta)
Şu anda bebeğinizin başı tüm boy uzunluğunun yarısı kadardır.İlk haftalarda bebeğin beyin gelişimi çok hızlı olduğundan kafada buna ayak uydurarak çok hızlı gelişecek ve vücuda oranla büyük kalacaktır.Ancak bu haftadan sonra artık kafa gelişimi yavaşlayacak ve vücudun büyümesi hızlanacak ve bu oran değişecektir. Artık bebeğiniz daha insana benzer bir görünümdedir. Bebeğin dış cinsel organları gelişmiştir,ancak ultrason ile görülmesi için henüz erkendir. Bebeğinizin kasları her geçen gün daha güçlenmekte ve hareketleri artmaktadır. Bu hafta bebeğiniz yaklaşık 9 cm olmuştur ve 100 gr civarında bir ağırlığa sahiptir.
Anne Karnında 40 Hafta (16. Hafta)
Dışarıdan bakıdığında kafa halen en baskın bölümdür ancak vücudun büyümesi de hızlı bir şekilde devam etmektedir. Bebeğin diş kökleri ve kemikleri gelişmelerini sürdürmektedirler.
Yüzde gelişimini ve şekillenmesini sürdürmektedir, bu hafta yüze yanaklarda eklenmiştir. Bebeğinizin dış cinsel organlarıda gelişimini sürdürmektedir, ayrıntılar gitgide belirmektedir. Akciğerlerde artık son şeklini almıştır ama daha tam fonksiyon kazanmamıştır. Bebeğin kemikiliği kan yapımını sürdürmektedir. Bu hafta bebeğinizin boyu yaklaşık 12 cm olmuştur,ağırlığı ise yaklaşık 150 gr dır.
Anne Karnında 40 Hafta (17. Hafta)
Bebeğinizin tüm yaşamsal organları tamamlanmıştır ve son fonksiyonel hallerini almaktadırlar. Artık bebek kendi kanını tamamen üretebilmektedir ve güçlenen kasları ile gitgide daha kuvvetli hareket etmektedir. Bebeğin bu haftada cilt derisi oluşmaya başlar. Bu haftalarda bebeğin büyümesi çok hızlanacak,boyu ve kilosu katlanarak artacaktır. Şimdi boyu yaklaşık 13 cm ve kilosu 200 gr kadardır.
Anne Karnında 40 Hafta (18. Hafta)
Bebeğin yüz ayrıntıları oluşmaya devam etmektedir ve kaşları ile kirpikleride oluşmuştur. Yüzünde ve vücudunda “lanugo” denen ve daha sonra dökülecek olan ince tüyler oluşmaya başlar.
Bebeğinizin cildi saydam denecek kadar incedir, c, idin altındaki kan damarları görülebilir. Bebeğin bu haftada kol ve bacak eklemleri oluşmuş ve kemikler artık sertleşmeye başlamıştır. Akciğerler tam gelişmiş ve ilk solunum hareketleri başlamaktadır, ancak bebek doğacak olsa yaşamasına yetecek güce sahip değildir. Bebek artık baş parmağını emebilir. Bebeğinizin kalbi sizinkinden iki kat hızlı atmaktadır ve doktorunuz bunu özel bir aygıt ile duyabilir. Bu hafta bebeğin boyu yaklaşık 14 cm ve ağırlığı 250 gr kadardır.
Anne Karnında 40 Hafta (19. Hafta)
Bebeğin yüzü artık insan görünümüne bürünmüştür ve bebeğin başında saçlar belirmeye başlar. Bundan sonra bebeğin kasları ve kemikleri dahada kuvvetlenecek ve hızla büyüyerek bebeğin boyunun uzamasına sebep olacaktır. Bu hafat bebeğinizin sert ve yumuşak damakları gelişmektedir. Erkek bebeğin testisleri oluşmuş ancak daha skrotuma inmemiştir. Kız bebeklerde ise rahim ve vajina oluşmuştur. Bebeğinizin boyu yaklaşık15 cm ağırlığı ise 350 gr civarındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (20. Hafta)
Bebeğin böbrekleri son halini ve yerini almıştır. Kan üretimi kemikiliğinin yanı sıra dalaktada aktif bir hal almış ve hızlanmıştır. Bebeğin artık tüm vücut kemikleri oluşmuştur yalnız sertleşmeleri zaman alacaktır. Anne bebeğin gerinme ve tekmeleme hareketlerini daha kuvvetli hissedebilir. Bebeğin cildide gitgide kalınlaşmakta ve esneklik kazanmaktadır. Bu haftada bebeğinizin duyu organları görevlerini yapmak üzere farklılaşmaya başlamıştır. Boyu yaklaşık 17 cm,ağırlığı ise 400 gr civarındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (21. Hafta)
Artık bebeğinizin vucudu tamamen lanugo denen kıllarla kaplanmıştır.Bu kıllar bebeğin ısısını korumada ona yardımcı olacak ve doğumdan kısa bir süre sonra dökülecektir. Bebeğin burun kıkırdağı sertleşmeye ve bir kemik halini almaya başlamıştır. Bebek artık elini birşey yakalayacakmış gibi sıkabilir. Vücut gelişimi hızla devam etmektedir.Başın büyüme anlamında gelişimi ise yavaşlamıştır,ancak yüz ve beyinin ayrıntılı gelişimi sürmektedir. Bu hafta bebek ortalama 19 cm ve 500 gr ağırlığındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (22. Hafta)
Bebeğinizin artık saçları görülmeye başlamıştır.
Bebeğin derisini koruyan ve “verniks” denen beyaz yağlı bir madde deri üzerini kaplamaktadır. Bebeği saran bu madde doğumdan sonrada bebeği korumaya devam eder,bu nedenle bebeğin doğum sonrası hemen yıkanması tavsiye edimez. Bebeğinizin diş kökleri artık gelişmiştir. Bebeğin hareketleri iyice artmiştır.Bunları başta bağırsak hareketleri ile karıştırabilirsiniz.Bebek dışarıdaki seslere tepki olarak hareketlerini daha da arttırabilir.Ancak bebeğinizin hareketlerini hala çok hissetmiyorsanız telaşlanmayın,her bebek fazla hareketli olmayabilir. Bu hafta bebeğin büyüklüğü yaklaşık 20 cm,ağırlığı ise 550gr civarındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (23. Hafta)
Bu haftalarda bebeğiniz daha hızlı kilo alacaktır.Vücut normal orantısında olmasada kafa ilk haftalara göre vücuda oranla biraz daha uygundur.Ancak halen biraz büyüktür. Bebeğin cildi henüz yağ toplanması tamamlanmadığı için kırışıktır.Ayrıca cilt ince olduğundan ve kan damarları yüzeysel olduğundan kırmızı görünür. Fetusun içinde bulunduğu amniyon kesesi şu an fetusa bol geldiği için onun tüm hareketlerini (tekmeleme, yumruklama, omuz atma) hissedebilirsiniz. Daha sonra bebek büyüdükçe ve yer daraldıkça hissetmeniz azalacaktır. Bu haftada bebeğiniz dışarıdaki sesleri işitmeye başlar.Onunla konuşmaya başlamanız için uygun bir zaman. Bebeğinizin rahimdeki duruşu bu haftalarda ters olabilir,ama bu doğuma dek düzelecek ve baş aşağıya dönüp normal doğum pozisyonunu alacaktır. Bebeğiniz bu haftada yaklaşık 550 gr olacaktır.
Anne Karnında 40 Hafta (24. Hafta)
Bu haftada bebeğin hızlı göz hareketleri başlar ve göz kırpma refleksi gelişir.Bu refleks özellikle duyduğu seslere ve ani gürültülere karşı olur. Bebeğin halen cilt altı ve diğer yağ depoları tamamlanmaya devam ediyor.Bu haftada bebeğinizin yaklaşık ağırlığı 650 gram dır.
Anne Karnında 40 Hafta (25. Hafta)
Bebeğin kol ve bacak kasları iyice gelişmektedir ve bebek bunları sık sık hareket ettirir.Arada bir sakinleşir yada karnınızın içinde dolaşır gibi çok hızlı hareketler yapar.Bu haftada bebeğinizin derisinde ter bezleri oluşmaya başlar. Bebeğiniz bu hafta yaklaşık 800 gramdır.
Anne Karnında 40 Hafta (26. Hafta)
Bu haftayla birlikte Akciğerlerde tip 2 pnömosit denen bazı özelleşmiş hücreler surfaktan denen özel bir madde üretmeye başlarlar.Bu madde akciğerde ki hava keseciklerini kaplar ve bu keselerin şişmesini sağlar.Buda akciğerlerin havalanması demektir. Bu haftalarda doğan bebeklerde bu madde eksik olduğu için,doğumdan sonra akciğerlerin havalanması ve bebeğin yaşaması zordur. Daha ileriki haftalarda yapılan testlerle bu maddenin miktarına bakılır ve yeterli düzeye ulaştıysa bebek doğurtulabilir.
Anne Karnında 40 Hafta (27. Hafta)
Bebeğiniz artık öksürüp,hıçkırabilir.Ama siz bu hıçkırıkları bebeğinizin tekme atışı ile karıştırabilirsiniz. Bebeğiniz hamileliğiniz boyunca plasentadan beslenir. Ve kendini saran ılık bir sıvı(amniyon sıvısı) ile korunur.Bu sıvı yaklaşık dört satte bir kendini yeniler.Ayrıca bu sıvı bebeğin ısısını düzenler,hastalık etkenlerinden ve darbelerden korur. Artık bebeğinizin beyninde görme ve işitme ile ilgili dalgalar oluşmaya başlar. Anne karnında ki bebeğin uykusu oldukça düzensizdir;çoğu kez siz uyumaya çalışırken o oldukça hareketlenebilir. Bebeğinizin ağırlığı bu hafta 950 gram civarında olacaktır.
Anne Karnında 40 Hafta (28. Hafta)
Bebeğiniz inanılmaz bir hızla büyümektedir. Bebeğin ellerinde ki tırnaklar oluşmaktadır. Bu haftada doğan bir bebek yoğun bakım şartlarında yaşama şansına sahip olsada akciğerde surfaktan denen madde salgılanması yetersiz olduğundan, bu oldukça zor olur. Bebeğin ciltaltı yağ depoları gelişmeye devam etmektedir ama halen cilt zayıf ve buruşuk görünmektedir. Bebeğin beyninin kişilik ve zeka ile ilgili bölümleri 7.ayda(yani bu haftalarda)oldukça karmaşık bir yapı kazandığından kişiliğinde bu aylarda gelişmeye başladığı kabul edilir. Bu hafta bebeğiniz yaklaşık 1000 gram gelecektir.
Anne Karnında 40 Hafta (29. Hafta)
Bebeğinizin beynindeki düşünme merkezi büyüyüp karmaşıklaşarak,hızla gelişmektedir. Bebeğiniz artık yedi aylık olmuştur ve ağrı duyabilir, yeni doğmuş bir bebeğin tepkilerini verebilir. Ayrıca bebeğin ışık,ses,tat,koku gibi algıları tümüyle oluşmuştur.Hatta dilindeki tat alma cisimciklerinin sayısı yenidoğmuş bir bebekten çok olduğu için tat duyusu daha keskindir. Eşiniz elini karnınıza koyduğunda bebeğin hareketlerini hissedebilir,hatta bebek tekme atarken yada sağına soluna dönerken ayağının,poposunun şeklini karnınızın üstünde bir kabartı olarak görebilir. Bebeğiniz bu hafat yaklaşık 1200 gram gelecektir.
Anne Karnında 40 Hafta (30. Hafta)
Bu dönemde doğan bebekler prematür olarak yaşayabilirler.Ancak tabi ki yoğun bir bakım gerekmektedir.Akciğerler ve akciğer damarları gaz değişimi (oksijen-karbondioksit) sağlayacak yeterliliğe kavuşmuştur. Bebeğin merkezi sinir sistemi olgunlaşmıştır ve ritmik soluma hareketleri ile vücut ısı kontrolünü sağlayabilmektedir. Bu hafta bebeğiniz yaklaşık 1500 gram gelir.
Anne Karnında 40 Hafta (31. Hafta)
Bu hafta bebeğiniz gözlerini açar. Vücudundaki lanugo tüyleri ve başındaki saçlar artık tamamiyle gelişmiştir. Bebeğin daha önce el tırnakları oluşmuştu, bu hafta ayak tırnaklarıda görünmeye başlar. Artık bebeğin ciltaltı yağ dokusu dikkate değer şekilde gelişmiştir ve vücudunda ki kırışıklıklar azalmıştır. Bebeğin kan üretimini bu haftalarda dalaktan kemimiliği devralır ve asıl kan üreten organ kemikiliği olur. Bu hafta bebeğinizin ağırlığı 1650 gram civarındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (32. Hafta)
Bebeğin artık beş duyusuda işlevsel olarak tamamlanmıştır. Dış görünümü doğacağı zamankine çok benzer ama hala biraz büyümeye gereksinimi vardır. Artık karanlığı ve aydınlığı ayırt edebilir. Rahim içindeki yer daraldığından bu haftalarda bebek doğumdaki gibi başaşağı konuma gelir ve artık hareket etmesi zorlaşır. Bu hafta bebeğiniz yaklaşık 1800 gram ağırlığındadır.
28-11-2006, 12:49 #15ChUcKy's LoVe
Anne Karnında 40 Hafta (33. Hafta)
Gözde pupilla ışık refleksi bu haftada oluşur. Bu haftada artık bebeğinizin rengi kırmızıdan pembeye döner,bunun sebebi artık bebeğin cildinin ve ciltaltı yağ dokusunun gelişmesi ve damarların eskisi gibi yüzeyde olmamasıdır. Bebeğin amniyon sıvısı şu an en fazla olduğu dönemdedir. Bu sıvıyı bebeğiniz yutabilir,daha sonra bebeğin akciğerinden emilen sıvı bebeğin idrarı ile yine kese içine verilir.Böylece sıvının miktarı hiç azalmaz. Amniyon sıvısında bebeğin vücudundan çıkan biyokimyasal maddeler,verniks denen bebeği saran yağlı madde ve bebeğin vücudundan dökülen lanugo denen tüyler vardır. Amniyon sıvısının miktarı önemlidir.Eğer azalırsa bebek riske girebilir, bu nedenle doktorunuz muayeneleriniz sırasında ultrason ile bu sıvının da miktarını kontrol edecektir. Bu hafta bebeğiniz yaklaşık 2000 gram gelir.
Anne Karnında 40 Hafta (34. Hafta)
Bu hafta doğan bebeklerin çoğu prematüre bebek bakımı ile yaşatılmaktadır. Bebeğin beyin dokusu hızlı gelişimini sürdürmektedir ve her gün yeni bir işlev kazanmaktadır. Yağ depoları gelişimlerini sürdürmektedirler. Bebeğiniz erkekse testisleri(yumurtalıkları) karın boşluğu içindeki yerlerinden artık skrotuma inmişlerdir.Eğer inmemişse bu doğumdan sonra anne veya doktor tarafından bebeğin skrotumu ellendiğinde farkedilmeli ve gereken yapılmalıdır. Bu hafta bebeğiniz yaklaşık 2200 gram ağırlığındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (35. Hafta)
Bebek artık uyurken gözlerini kapamasını ve uyanıkkende açmasını öğrenmiştir.Ayrıca ışığı farkedip nereden geldiğini anlayabilir. Baş ve vücut oranı artık iyice oturmuş ve yenidoğan bir bebeğin halini almıştır. Bebek şimdiye kadar çeşitli enfeksiyon etkenlerine karşı anneden kendisine gelen antikorlar ile mücadele ediyordu. Artık bebeğin bağışıklık sistemi gelişmiş ve kendi antikorlarını (mikroplarla savaşan hücreler) üretmektedir. Bu bebek doğduktan sonra dış ortamda mikroplarla mücadele edebilmesi açısından önemlidir. Bu hafta bebeğiniz yaklaşık 2500 gram ağırlığındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (36. Hafta)
Bebeğinizin başı leğen kemiği boşluğuna doru doğuma uygun bir şekilde inmeye başlamıştır. Bebeğin elleri, kolları, parmakları daha da tombullaşmıştır ancak tırnakları henüz yumuşaktır.
Erkek bebeklerde testisler normal yerlerine inmiş olmalıdırlar. Bu hafta bebeğiniz yaklaşık 2700 gram ağırlığındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (37. Hafta)
Bu haftada bebeğinizin başının ve karın çevresinin ölçümleri eşittir.Ama bundan sonra karnının büyümesi daha hızlanacak ve başın çevresini geçecektir. Doğum yaklaştıkça bebeğin genel olarak büyümesi yavaşlar.Bebek son haftalarda her gün ortalama 15 gram yağ depolar vücuduna . Genel olarak erkek bebekler kızlara göre daha uzun ve ağır olurlar. Bu hafta bebeğinizin ağırlığı ortalama 2800 gramdır.
Anne Karnında 40 Hafta (38. Hafta)
Bebeğinizin derisi mavi pembe renktedir ve gitgide daha tombul bir hal almaktadır.Bebeğinizin uzayan tırnakları bazen kendini tırmalayacak kadar keskin olabilir. Bebeğinizin bu haftaki ağırlığı yaklaşık 3000 gram olacaktır.
Anne Karnında 40 Hafta (39. Hafta)
Bebeğiniz ve siz artık heran doğuma hazırsınız. Bebeğin yağ depoları tamamlanmıştır ve vücudundaki lanugo tüyleri dökülmektedir. Bebeğin vücudunu saran verniks denen yağlı maddede tüm deride olabileceği gibi yalnız derinin kıvrımlarında da kalmış olabilir. Bebeğiniz bu hafta ortalama 3200 gram civarındadır.
Anne Karnında 40 Hafta (40. Hafta)
Bebeğiniz heran doğabilir.Vücudundaki lanugo tüylerin çoğu dökülmüştür.Yalnız omuzlarında,kol ve bacaklarda biraz kalmış olabilir. Bebeğinizin ilk dışkısına mekonyum denir.Bu koyu renkli madde doğumdan sonraki ilk bağırsak hareketi ile atılacaktır. Bazı durumlarda bebek bu mekonyumu anne karnındaykende çıkarabilir ve amniyon sıvısı mekonyuma bulanabilir. Bu doktorun dikkatli olması gereken bir durumdur.Doğuma artık hazır olan bebeğiniz bu hafta 3200-3500 gram arasında gelecektir.
İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan İzafet.com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. İzafet.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde İzafet.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve Avukatlarımız size dönüş yapacaktır.

Cevapla