İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz Siz Sorun Biz Cevaplayalım!

Güzel Nasihatlar...

 İslam ve İnsan kategorisinde   Güzel Nasihatlar... konusu , KALP HASTA İSE " Hâlid-i Bağdâdî " ki büyük âlim ve velî. Âb-ı hayat gibiydi nasîhat ve sözleri. Buyurdu: (Bir kimsede var ...

Geri Git   İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz > Kültür ve Sanat Dünyası > İslam ve İnsan
Eski 17-06-2007, 07:04   #61 (permalink)
Standart

KALP HASTA İSE

"Hâlid-i Bağdâdî" ki büyük âlim ve velî.
Âb-ı hayat gibiydi nasîhat ve sözleri.

Buyurdu: (Bir kimsede var ise kâmil îmân
O kişi hiç Rabbine edemez günâh isyân.

Îmân'ın hakîkati bir Sevgidir bir Hâldir.
Böyle îmân edene isyân etmek muhâldir.

Çünkü o Âhireti düşünür gündüz gece.
Harâm ve günâhları işliyemez böylece.

Siz de harâm önünde kapayın gözünüzü.
Yoksa kabûl etmezler mahşerde özrünüzü.

Harâma bile bile bakan bir müslümânın
Gözüne "Kızgın kurşun" dökülür sonra yârın.

"Yalan" ve "Gıybet" dahî harâm ve çirkindir pek.
Bu iki günâhtan da şiddetle kaçmak gerek.

Rabbimiz İki kapak yarattı ki gözlerde
Acele kapayalım harâm olan yerlerde.

İki dudak ile de yaptı ki ağza kapak
Harâm işlemiyelim yerinde kapatarak.)

Biri Ona sordu ki: (Efendim ne sebepten
İnsan lezzet alamaz yaptığı ibâdetten?)

Buyurdu ki: (Sebebi âşikârdır bu hâlin.
Bu "Hasta" olduğunu gösteriyor o kalbin.

Kalbin hastalığına şu ki zîrâ işâret
Yaptığı ibâdetten alamaz tad ve lezzet.

Hem de Hak teâlâdan hayâ etmez o insan.
Utanmadan Rabbine eder günâh ve isyân.

Kalbi hasta olanda bulunmaz hem de hikmet.
Baktığı hiç bir şeyden alamaz ders ve ibret.

Kâr etmez ona öğüt dinlemez hiç kimseyi.
Hep kendi bildiğine göre yapar her şeyi.

Kurtulmak istiyorsa o kimse bu hâlinden
Lokmaya dikkat edip yesin hep helâlinden.

Bir İslâm âliminin katılsın sohbetine.
Onun bakışı bile şifâdır kalp derdine.

Nîmet bilsin dîne ve insanlara hizmeti.
Alır böyle yaparsa ibâdetten lezzeti.)

Biri de kendisinden nasîhat isteyince
Buyurdu: (Evliyâyı sev gücün yettiğince.

Allahü teâlânın dostudur zîrâ onlar.
Rabbine bu sûretle vâsıl olur insanlar.

Bir kimse Evliyâ candan severse şâyet
Allah'ı sevmeye de yol açar bu muhabbet.

Bir "Allah adamı"nı kim ki çok sever ise
"İbâdet yapmış" gibi sevap alır o kimse.

Hattâ bütün nâfile ibâdetler içinden
Yoktur daha üstünü evliyâ sevgisinden.

Ya Onu kalbine koy ya gir Onun kalbine.
Ancak böyle erilir Allah'ın sevgisine.

Lâkin kolay değildir onları kalbe koymak.
Öyleyse sen onların kalbine girmeye bak.)
x_m.e.e kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-06-2007, 07:05   #62 (permalink)
Standart

HANIMLA HELÂLLAŞIN

"Abdurrahmân-ı Sânî" devrinin evliyâsı.
Sohbeti süpürürdü kalpten kiri ve pası.

O bir gün buyurdu ki: (İnsanda "Nefis" vardır.
O harâmla beslenen güçlü bir canavardır.

Allahü teâlânın düşmânıdır o hattâ.
Ve ondan daha ahmak şey yoktur kâinâtta.

Siz düşmân aramayın dışarda kendinize.
En büyük düşmânınız Nefistir zîrâ size.

"Yaralı kaplan" gibi saldırır hiç durmadan.
Hattâ ölene kadar vaz geçmez bu dâvâdan.

Mühim husûsiyeti şudur ki bir de onun
İster ki cümle âlem emrine eğsin boyun.

Lâkin bulamayınca dışarda bu zemini
Hanıma zulmederek yapar bu isteğini.

Yâni gücü yetmezse başkasını ezmeye
Bu sefer evde başlar hanıma zulmetmeye.

Hâlbuki hiç bir amel havada kalmaz elbet.
Bir bir kayda geçiyor her bir iş ve hareket.

Yâni her iş yazılır ya Günâh ya da Sevap.
Olur karşılığı da ya Seâdet ya Azâb.

Eğer helâllaşmazsa çeker acı azâbı.
Hanım da sabrederse alır sabır sevâbı.

Onun için her mü'min çıkarken hânesinden
Helâllık almalıdır her sabah zevcesinden.)

Bir gün de buyurdu ki: (Elbette ölüm vardır.
"Ölüm" rûhun bedenden ayrılıp çıkmasıdır.

Öyle şiddetlidir ki can verme acısı hem
Hiç�tir onun yanında dünyâdaki her elem.

Sanki onun içinde bir "Dikenli çalı'' var.
Onu tutup ağzından kuvvetle çekiyorlar.

Dikenlerin her biri takılmış etrâfına
O yerleri yırtarak çok elem verir ona.

İşte bu çalıdaki "Dikenler" sanki aynen
Bir "Dünyâ bağlılığı sevgisidir esâsen.

Para pul mevkî makâm nâm ve şöhret sîm-ü zer
Dünyâ için olursa "Dikendir hepsi birer.

Bunlar hâlis niyetle yâni sırf Allah için
Talep edilirlerse olmazlar günâh çirkin.

Velâkin istenirse nefse tâbi olarak
Bu takdirde günâh ve zararlıdır muhakkak.

İşte bu bağlantılar Diken olup hep birer
Rûhunun çıkmasına mâni oluverirler.

Ne kadar çok olursa onun böyle Dikeni
Rûhu da o nisbette zor terk eder bedeni.

Dünyâ bağlılıkları azaldığı nisbette
Az olur can acısı kolay olur mevti de.

Bu türlü bağlılıklar çok azaldığı zaman
Olur rûhun çıkması gâyet kolay ve âsân.

Ve eğer kurtulursa bunlardan tamâmiyle
Rûhu çıkıp gider de haberi olmaz bile.)
x_m.e.e kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-06-2007, 07:05   #63 (permalink)
Standart

ÇOK BÜYÜK İKİ NÎMET

"Mahmûd-i Sâminî" ki Hakk�ın büyük velîsi.
Dîne müslümânlara hizmetti tek gâyesi.

O bir gün buyurdu ki: (İnsanda çok mûteber
"İki nîmet" vardır ki çıksalar elden eğer

Kan gelinceye kadar gözlerden yaş yerine
Ağlansa faydasızdır çünkü gelmez geriye.

Onlardan birincisi "Ömür"dür ki bilhassa
Ömürden daha mühim bir nîmet olmaz aslâ.

İkinci büyük nîmet "Dostların varlığı"dır.
O dostlardan ayrılmak ne büyük bir kayıptır.

Eğer mümkün olsa da dünyâyı verse hattâ
Ölmüş olan bir velî hiç döner mi hayâta?

Bir "Allah adamı"nın huzûrundaki anlar
Tekrar ele geçer mi ağlasa çok zamanlar?

Onun nûrlu bakışı huzûr ve sohbetleri
Dünyâyı verse bile gelir mi tekrar geri?

Bu "Ömür sermâyesi" ve "Sohbet-i sâlihîn"
Hiç ölçülemiyecek nîmettir insan için.)

Bir gün de buyurdu ki: (Bu dünyâ muvakkattır.
Ölümden sonra olan hayat asıl hayattır.

Çünkü insan ne kadar sürse de uzun ömür
Sonunda ecel gelir ömrü biter ve ölür.

Bu böyle olsa dahî o Sonsuz hayat yine
Kurulmuştur bu kısa hayâtın üzerine.

İyi geçirilirse bu üç beş günlük hayat
Kazandırır insana sonsuz huzûr ve râhat.

Ve eğer geçirirse günâhla her ânını
Hak eder öldüğünde Cehennem azâbını.)

Bir gün de buyurdu ki: (Türlü vazîfelerde
Allah'ın melekleri mevcuttur gök ve yerde.

Bir de Hak teâlânın husûsen yarattığı
Melekleri de vardır bunlardan daha ayrı

İşte o meleklere buyurur Hak teâlâ:
(Ben şu şu kullarımı seviyorum pek fazla.)

Onlar der: (Yâ ilâhî var mıdır bize emrin?)
Buyurur ki: (Onlara dert verin belâ verin.

Sıkıntılar verin ki o kullara siz varıp
Bana duâ etsinler ellerini kaldırıp.

Çünkü ben seviyorum onların seslerini.
İstiyorum el açıp duâ etmelerini.)

Ve yine buyurur ki Allah o meleklere:
(Şu şu kulları ise sevmiyorum bir zerre.)

Derler ki: (Yâ ilâhî ne yapalım peki biz?)
Buyurur ki: (Onlara her nîmeti veriniz.

Para pul mevkî makâm her dünyâlık ve neşe
Verin ihtiyâçları kalmasın hiç bir şeye.

Verin ki türlü türlü dünyâ nîmetlerini
Unutup dillerine almasınlar hiç beni.

Çünkü ben o isyânkâr kulları sevmiyorum.
Seslerini bile hiç duymak istemiyorum.)
x_m.e.e kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-06-2007, 07:05   #64 (permalink)
Standart

HİMMET NASIL GELİR?

İslâm âlimlerinden "Seyyid Nizâm Efendi"
Allahın kullarına hep nasîhat ederdi.

Bir gün de buyurdu ki: (Bir "Allah adamı"na
Rastlarsanız her işi danışın sorun Ona.

Yanılır ekseriyâ çünkü sizin aklınız.
Sonu pişmânlık olur sormadan yaparsanız.

Hâlbuki "Akl-ı selîm" sâhibidir velîler.
Onlar "Kalp gözü" ile bakıp karar verirler.

Pişmân olacak bir iş yapmazlar onlar aslâ.
Hep islâma muvâfık iş yaparlar ihlâsla.

Avâm'ınsa aklına "Akl-ı meâş" denilir.
Bunlar çok işlerinde hep yanlış karar verir.

Her ne yapsa sonunda olur pişmân ve üzgün.
Bugün yaptığı işi beğenmez ertesi gün.

Öğleden önce başka sonra başka düşünür.
Çünkü aklı esirdir değildir serbest ve hür.

Para pul mevkî makâm dünyâ hırsı ve şehvet
Aklı esir almıştır değildir hür ve serbest.

Lâkin avâmdan biri aklını bırakarak
Bir Allah adamına uyarsa tam olarak

Onun dahî her işi olur iyi ve makbûl.
Hak teâlâ indinde o da olur hâlis kul.

Lâkin aklını atıp birine tâbi olmak
Herkesin yapacağı iş değildir muhakkak.

Yâni kolay olmayıp çok çetindir bilâkis.
Zîrâ "Ben de bilirim" demektedir hep nefis.

Üstâda tam uymaya denir ki "Teslîmiyyet"
Böyle tâbi olana çok gelir feyiz himmet.

Üstâdını bırakıp uyarsa kendisine
Himmetten mahrum olup işi gider tersine.

"İmâm-ı Rabbânî"nin talebesinden bir zât
Üstâdına gelerek dedi ki Ona bizzât:

(Falan beldeye gidip yerleşmek istiyorum.
Bir medrese açarak ders vereyim diyorum.)

O "Kendi arzusu"nu arz edince böylece
Üstâdı "Sen bilirsin!" buyurdular sâdece.

O gidip o beldede bekledi tam bir sene.
Ve lâkin tek bir kişi gelmedi kendisine.

Hatâsını anlayıp gelerek tekrar geri
Bu sefer Ona sordu gideceği o yeri.

Dedi: (Aklıma uydum lütfen af buyurunuz.
Ne tarafa gitmemi emir buyurursunuz?)

Üstâdı buyurdu ki: (Yine git aynı yere!)
Üstâdının emriyle gidiverdi bu kere.

Lâkin öyle oldu ki ordaki medreseler
Onun gelişi ile kapandı birer birer.

Zîrâ herkes her yerden demeyip uzak yakın
Hep Onun sohbetine koştular akın akın.

Zîrâ Emir ileydi bu seferki gelişi.
Elbet öyle gelenin böyle olur her işi.

Çünkü "Üstâd himmeti" kuvvet verir kişiye.
O himmet kesilirse yaramaz hiç bir işe.)
x_m.e.e kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-06-2007, 07:05   #65 (permalink)
Standart

DÜNYÂ HAYÂL'DİR

"Cemâleddîn Uşşâkî" hem âlim hem velîydi.
"Kâmil insan" olduğu her hâlinden belliydi.

Öyle tesirliydi ki sohbeti dinleyene
Âb-ı hayat sunardı konuşurken ehline.

Bir gün de buyurdu ki: (Ölüm var ey cemâat!
Ölümden sonra başlar hakîkî asıl hayat.

Bu dünyâ bir "Hayâl"dir vefâsız fânidir hem.
Âhiret öyle değil ebedîdir o âlem.

Kötü gözle bakmayın sakın bir müslümâna.
Hep "Hüsnü zan" üzere bulunun her insana.

Mü'mine muhabbetle bakmak da ibâdettir.
Sakın sert bakmayın ki bu büyük bir âfettir.

Eğer sizi üzerse bir mü'min kardeşiniz
Sabredip kendisine karşılık vermeyiniz.

Hattâ ikrâm ediniz o din kardeşinize.
Böyle emretmektedir dînimiz zîrâ bize.)

Bir gün de buyurdu ki: (İlim amel ihlâsı
Temîne çalışın ki budur dînin esâsı.

Bize "Hakkın rızâsı" lüzumludur esâsen.
Kulları memnun etmek mümkün olmaz ki zâten.

Kim "Allah rızâsı"nı ararsa her işinde
Kullar da râzı olur ondan netîcesinde.

Kim de memnun etmeye uğraşırsa kulları
Allah ve kul indinde hiç olmaz îtibârı.)

Bir gün bu velî zâta sordular: (Neden acep
İyi kötü her insan seviyorlar sizi hep?)

Buyurdu: (Bize yalnız lâzımdır "Hak rızâsı".
Aslâ mühim değildir kulun râzı olması.

"İnsanlar sevsin" diye uğraşmayız biz aslâ.
Zîrâ böyle hareket bağdaşmaz hiç ihlâsla.

Kim Hakkın rızâsını almaya etse gayret
Halk da ister istemez severler onu gâyet.

Kim gönlünü Allah'tan kullara çevirirse
Bilâkis seven olmaz kullardan onu kimse.)

Bir gün de buyurdu ki: (Bu "Allah adamları"
Zulmetten nûra doğru çekerler insanları.

Bir islâm âlimini tanıyıp Onu sevmek
Öyle bir nîmettir ki benzeri bulunmaz pek.

Çünkü böyle bir zâtın bir şefkatli bakması
Temizler gönüllerde olan kiri ve pası.

Edebilmek için de Ondan çok istifâde
Edebli olmalıdır yanında pek ziyâde.

Edebin bir târifi "Îtirâz etmemek"tir.
Onun her bir emrine hemen "Peki" demektir.

Bu Allah adamları öyle büyüklerdir ki
Meselâ bir beldeden yürüyüp geçse biri

O zâtın hürmetine o yere Hak teâlâ
Tam kırk gün müddet ile göndermez kazâ belâ.

Çünkü onlar Allah'ın sevgili kullarıdır.
Onların hürmetine belâ geri alınır.

O büyük insanların hürmet ve hatırına
Her kim duâ ederse kavuşur murâdına.)
x_m.e.e kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
nasihatlarnasgüzel nasihatlarabdülhakim arvasi nasihatlargüzelnasihatlaren guzel nasihatlaröfkeyi yenmek ile güzel hikayelergonul guzel buldugunu mu sever sevdıgını mı guzel bulurkalbi kırık olanlara nasihatlarsıbgatullah"NASİHATLAR"sms nasihatlargüzel nasnasinasihatla

Konu araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Bir insan güzel bulduğunu mu sever, yoksa sevdiğini mi güzel bulur? StOrM Forum Anketi 9 19-05-2009 18:41
Bir insan güzel bulduğunu mu sever, yoksa sevdiğini mi güzel bulur? Hellboy06 Aşk & Sevgi 15 02-09-2008 15:07
Kızlarımıza Nasîhatlar Egeus İslam ve İnsan 0 01-11-2007 01:56
İnsan güzel bulduğunu mu sever, yoksa sevdiğini mi güzel bulur? cob666_dennis Forum Anketi 2 11-07-2007 14:01
Can Dündar’dan Güzel Bir Hikaye...Haftaya güzel başlıyalım...=>> YuCuPh Hayatın İçinden 0 30-06-2007 03:43


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 08:33 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0