![]() |
| | #76 (permalink) |
| KALPTEKİ ARZULAR "Ahmed-i Ankaravî", gönül ehli bir velî. Meşhurdu halk içinde güler yüz, tatlı dili. Söz ve nasîhatleri tesirliydi pek fazla. Zîrâ sırf Allah için konuşurdu ihlâsla. Sohbetini dinliyen, alırdı bambaşka hâl. Görünmezdi gözüne, ne bu dünyâ, ne de mal. Derdi ki: (Her insanın bir "Alın yazısı" var. Bu, yaptığı işlerden belli olur âşikâr. Kim, alın yazısını eğer merak ederse, "Ne yolda gittiği"ne iyi baksın o kimse. Nitekim her insanın gönlünde "Bir şey" yatar. Ve o kişi, ekserî, o yolda adım atar. "Zengin olmak" isteyen, o yolu araştırır. Allah da, o kimseye bunu kolaylaştırır. "İslâma hizmet aşkı" varsa kimin gönlünde, Allah'ın yardımıyla, mâni kalmaz önünde. Yâni kulun kalbinde, her ne ki varsa şâyet, Ona göre bulur o, bir yön ve istikâmet. Nasıl ki "Pusula"yla, yol bulursa gemiler, "Kalpteki arzular" da, kullara yön verirler. İnsanın gönlündeki bu arzu ve himmeti, Ne ise, Hak indinde o kadardır kıymeti. Gönlünde "Mal toplamak" arzusu varsa eğer, Hak teâlâ indinde, bulamaz aslâ değer. Zîrâ hiç kıymet vermez "Dünyâ"ya cenâb-ı Hak. Ona değer veren de, zelîl olur muhakkak. Her kim de "Allah" derse, olur üstün ve azîz. Zîrâ Allah diyeni, çok yüceltir Rabbimiz. Onlar Allah dedikçe ve kaçtıkça paradan, Onlara, daha fazla mal gönderir Yaradan. Lâkin onlar, paraya sürmezler ellerini. Ancak Allah yolunda, dağıtırlar hepsini. Böyle kulun kalbinde, "Dünyâ" olmaz zerrece. "İslâma hizmet" için çalışır gün ve gece. Her işte, Hak rızâsı almaya gayret eder. Düşünmez ki: "Acabâ insanlar bana ne der?" Rabbine vereceği hesâbı düşünür hep. "Âhiret derdi" ile dertlidir bundan sebep. "Halkı memnûn etmeyi" hiç düşünmez o aslâ. "Rabbinin rızâsı"nı talep eder ihlâsla. Her işini yaparken, kendine sorar ki hem: "Benim, bunu yapmakta, nedir maksat ve gâyem?" Eğer "Allah rızâsı" görür ise o işte, Yapar, yoksa vazgeçer, "Hâlis kul" budur işte. Zîrâ o, gâyet iyi bilir ki, şu bir gerçek, Yârın, her bir işinden hesâba çekilecek. O, bunları düşünüp, kaçar harâm, günâhtan. Zîrâ çok korkmaktadır Cehennemden, azâbtan.) Bu büyük âlim zâtın hürmetine ilâhî! Bu güzel hasletleri, ihsân et bize dahî. | |
| | |
| | #77 (permalink) |
| İHLÂS ŞARTTIR "Sünbül Sinân Efendi", gönül ehli bir kişi. İnsanları "Ateş"ten kurtarmaktı tek işi. Her hâli, insanlara olurdu ibret ve ders. Hep güler yüzlü idi, severdi Onu herkes. O, bir gün buyurdu ki: (Kaçının Kul hakkından. Mahşerde, zor kalkılır zîrâ bu hak altından. En iyisi, dünyâda hemen helâllaşmaktır. Âhirete gidince, tekrar uğraşmamaktır. Âhirete kalırsa eğer alacağınız, Hakkınız ne kadarsa, o kadar alırsınız. Yok, helâl ederseniz dünyâda onu fakat, Bin katı alırsınız, âhirette mükâfât. Ters dahî dönebilir o hesap âhirette. Orada "borçlu" çıkıp, kalırsınız hayrette. Nice Alacaklılar vardır ki zîrâ o gün, �Borçlu� hâle düşer de, helâk olur büsbütün.) Bir gün de buyurdu ki: (Dînimiz üç esastır. Önce İlim ve Amel, üçüncüsü İhlâstır. Bir işi, Allah için yapmazsa eğer bir kul, Hak teâlâ indinde, olmaz iyi ve makbûl. Bir amelin, indallah kabûl olması için, İhlâsla yapılması lâzım gelir o işin. İhlâssız işler için, verilmez bir şey sana. "Eski paçavra" gibi çarpılır suratına. Bir işin hâlisiyle bozuğu da, zâhiren, Çok benzer olsa bile, ayrıdır birbirinden. "Hakîkî çiçek" ile, bir yapma, "sun'î çiçek", Ne kadar benzese de, ayrıdır, bu bir gerçek. Mûsâ aleyhisselâm, giderken Tûr dağına, Yarı yolda, bir âbid çıkıverdi yoluna. Ve hazreti Mûsâ'dan etti ki şöyle talep: (Allaha suâl et ki, râzı mı benden acep?) Mûsâ Nebî, (Sorayım) buyurup ona yine, Bunu, Tûr-i Sînâ'da suâl etti Rabbine. Hak teâlâ buyurdu: (Râzı değilim aslâ. Zîrâ ibâdetini o yapmıyor ihlâsla.) Yine buyuruyor ki Behâeddîn Buhârî: (Mekke'de, görmüş idim sakallı, yaşlı biri. Kâbenin örtüsüne sarılmış yalvarıyor. Gözlerinden sel gibi, yaşlar yuvarlanıyor. Kalbine nazar ettim, Dünya ya etmiş meyil. Yâni o yalvarışı, samîmî, hâlis değil. Bir genci de gördüm ki, hem Minâ pazarında, Çok büyük alışveriş yapıyordu o anda. Kalbine nazar ettim, eser yoktu Dünyâdan. Bir an gâfil değildi, Allahü teâlâdan. İhlâsla yaptığından genç o alış verişi, Hak teâlâ indinde makbûl idi o işi. Zîrâ cenâb-ı Allah, ihlâsı beğeniyor. İhlâssız amellere, bir karşılık vermiyor.) | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
Güzel Nasihatlar...Güzel Nasihatlar... konusu, İslam ve İnsan forumunda tartışılıyor.
|
| Konu araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Bir insan güzel bulduğunu mu sever, yoksa sevdiğini mi güzel bulur? | StOrM | Forum Anketi | 9 | 19-05-2009 18:41 |
| Sizce En GüzeL Düş Sokağı SakinLerinin En GüzeL Parçası Hangisi? | KaRaMSaRR | Müzik Sohbet | 12 | 29-04-2009 16:50 |
| Bir insan güzel bulduğunu mu sever, yoksa sevdiğini mi güzel bulur? | Hellboy06 | Aşk & Sevgi | 15 | 02-09-2008 15:07 |
| Kızlarımıza Nasîhatlar | Egeus | İslam ve İnsan | 0 | 01-11-2007 01:56 |
| İnsan güzel bulduğunu mu sever, yoksa sevdiğini mi güzel bulur? | Kurt Cobain | Forum Anketi | 2 | 11-07-2007 14:01 |
Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 23:24 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)