İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz Siz Sorun Biz Cevaplayalım!

Her Yönüyle ''VESVESE''

 İslam ve İnsan kategorisinde   Her Yönüyle ''VESVESE'' konusu , 1. Vesvese imanın kuvvetindendir. Önce hemen şunu belirtelim ki vesvese çok korkulacak bir şey değildir çünkü iman var ki vesvese geliyor. Sahabe-i ...

Geri Git   İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz > Kültür ve Sanat Dünyası > İslam ve İnsan
Eski 26-08-2007, 02:04   #1 (permalink)
sinyal Her Yönüyle ''VESVESE''

1. Vesvese imanın kuvvetindendir.
Önce hemen şunu belirtelim ki vesvese çok korkulacak bir şey değildir çünkü iman var ki vesvese geliyor.
Sahabe-i Kiram'dan Efendimiz'e gelip “Ya Rasûlallah vesveseye mübtelâyım” diyen birine Efendimiz (sav)'in cevabı “Endişe edilecek bir şey yok; o mahz-ı imandır imanın kuvvetindendir” şeklinde olurdu.
Şeytan sizde de iman cevheri ibâdet hazinesi namaz ve dine hizmet cevheri olduğunu bildiği içindir ki
korsanlık yapmakta ve size karşı taarruza geçmektedir. Korsanlık belki denizlerde yapılan şekliyle tarihte
gömülmüştür ama şeytana bakan yönüyle Âdem (as) ile başlamış olup kıyamete kadar da devam edecektir.
Nasıl deniz korsanları hazine taşıyan zengin gemilerine tecavüz eder ve define bulunan adalara saldırırlar
öyle de şeytan dahi mü'minin iman cevheri taşıyan kalbine hücum eder. Zaten o tamtakır
kupkuru ve bomboş kalblerle uğraşmaz; böylelerine vesvese okları göndermez.
Hırsızlar bile zengin evleri kollarlar; Doğu'nun ve Batı'nın kâfir ve zâlimleri de öyle değil mi?..
Vesveseye düşen mü'min “Şeytan bütün cephelerde mağlûp oldu; bu yüzden şimdi de iman ve İslâm'a ait
vesveselerle şüphelerle beni meşgûl etmek hazineme el atmak istiyor; ama benden bir şey koparamayacak.
Bu onun son çırpınışlarıdır; bir gün gelecek benden bir şey koparamayacağını anlayınca çekip gidecektir..
kapıma haydut kılıklı birinin gelip birkaç gün el açtıktan sonra çekip gitmesi gibi. Hoş gitmese de kapılar ona
sürmeli ve beni koruyan kale de çok sağlam; bana Allah’ın izniyle hiç bir şey yapamaz” diye düşünmelidir.
2. Vesvese kalbin malı değildir:
Kalb rahatsız olduğuna göre vesvese kalbe mal edilemez; çünkü eğer o kalbin malı olsaydı
kalb ondan rahatsız ve tedirgin olmayacaktı ve böyle bir kalble şeytan da uğraşmayacaktı...
Kalbin rahatsız ve tedirgin olması şundandır: Kalb vesveseye razı değil sahip de değil; vesvese ile
arasında manâ ve mahiyet bakımından bir münasebet olmadığı içindir ki kalb vesveseden rahatsız olmaktadır.
Kişinin gösterdiği reaksiyondan ateşinin yükselmesi kaşlarının çatılması başının ağrıması iştiha ve ağız tadının kaçmasından anlıyoruz bunu; tıpkı vücuda giren yabancı mikroplara ve bu mikropların fizyolojik yapıda açtığı
rahnelere meydana getirdiği arızalara karşı vücudun muharipler üretmesi antikorları devreye sokması ve bu ciddi
muharebenin meydana gelmesi neticesinde hararetin yükselmesi gibi. İşte şeytanın da kalbimize gönderdiği bizim
malımız olmayan yabancı hayâl düşünce ve vesveselere karşı mânevî yapımız iman potansiyelimiz âdeta antikor
üreterek bu şer ve şerareler ordusuna karşı kavga vermekte bunun neticesinde de ateşimiz yükselip kalbimiz
sıkılmaktadır. Eğer vücudumuz herhangi bir mukavemette bulunmuyor ve boğa yılanı görmüş bir keçi
gibi hemen teslim oluyorsa o zaman AİDS virüsüne karşı antikorların teslim-i silah ettikleri gibi
bizde de iş bitmiş demektir. Gelen vesvese karşısında kalbimiz imanımız mukavemet etmezse o zaman vesvese
de olmaz hararet de yükselmez! Bu “Gel ne istersen yap!” demektir ki şeytanın da istediği budur.
3. Vesveseye maruz kalb içine kötülerin çer-çöp attığı pınara benzer:
meseleyi bir de şöyle düşünebiliriz: Berrak saf ve tertemiz bir su kaynağı var; bileşikleri tadı ve takdim ettiği şifasıyla zemzem suyu gibi bir su kaynağı. Herkes tarafından mâlum ve meşhur hale gelmiş dünyâca da kabûl edilmiş mübarek
bir kaynak. Şimdi hain biri geliyor sinsice kaynağa yaklaşıp su üzerine boya toz çer-çöp döküp kaçıyor.
Siz bunu görünce “Eyvah” diyorsunuz; “Pınarım kurudu mahvoldu pislendi ve ölüp gitti!” Oysa hakikat böyle değildir. Akan su üzerinde atılan o çer çöpü götürecek ve safiyetini muhafaza edecektir. Sizin kalbiniz imanınız berrak
pırıl pırıl bir pınar ise o zaman bulandırmak için üzerine atılan tozun toprağın ona hiç bir zararı olmayacaktır.
O toz toprak akıp gidecek ve sizin menba'ınız her zaman temiz kalacaktır. Demek oluyor ki o bulanıklık
pınarın kendinden değil... Evet işte vesveseye maruz kalb de böyledir...
4. Vesvese iradî olmayıp fiiliyata da dökülmüyorsa insanı mes'ul etmez:
Bildiğiniz gibi mükellef ve mes'ul olmada irâde ve şuur şarttır. Hayvanatın yanısıra mecnunlara aklı
şuuru yerinde olmayanlara teklif yoktur. Bu itibarla vesvese için irâde devrede değilse ve plân programı yapıp
“gel” diye kalb ve düşünce kapılarımızı bizzat kendimiz aralamıyorsak mes'ul sayılmayız. Elverir ki
onu fiiliyata dökmeyelim işlemeyelim. İrâde umumiyetle böyle kendi kendine gelen vesveseyi
karşısında bulur ve ona mukavemet edemez çünkü o davetsiz gelir. Ayrıca insan tedayi-i efkâr ile irâdesi dahilinde olmadan gördüğü duyduğu ve okuduğu şeylerle de bir takım hatıralara hayâllere ve
düşüncelere maruz kalabilir. Aslında çok defa bunlardan kurtulmak mümkün de değildir; çünkü insanın bu hali
yaratılışın muktezasıdır.
5. Vesvese insanın ilerlemesine mani olmayan örümcek ağı gibidir:
Vesvese kendine has tutarsızlığıyla bilindiği zaman zararlı olmaz. Kur'ân “Muhakkak şeytanın hilesi zayıftır”
diye ferman etmektedir (Nisa 4/76). Evet var ama yok gibidir şeytanın hilesi. Meselâ iki duvar arasından geçmek istiyorsunuz; bakıyorsunuz ki bir örümcek ağlarını gerip yolunuzu kapatmış; döner
misiniz devam mı edersiniz? Örümcek ağı sizin ilerlemenize mâni olabilir mi gerçekten? Şüphesiz hayır;
onu bir engel olarak görmez ve hiçbir şey yokmuş gibi yolunuza devam edersiniz.
Efendimiz şeytanın dalâleti küfrü küfranı günahı ve kötülükleri yaptırmadığını ve elinden tutup da kimseye günah işletemeyeceğini beyan buyurur. Şeytanın yaptığı ancak fenalıkları süsleyip-püslemek allayıp-pullamak
cazip ve çekici göstermektir. İyiyi de kötüyü de yaratan dalâlete de hidayete de sevkeden
Allah (cc)'tır. Rengârenk köpüklerle süslenip imar edilmiş bir saray gibidir şeytanın vesveseleri; fakat altında derin
çukurlar bulunur kilometrelere ulaşan derin çukurlar...
Gelip geçiciliği bilindiği zaman vesvesenin zararı olmaz. Vesvese üflemekle uçup giden tüy kadar zayıftır.
Bir ara toplanıp sonra dağılıveren bulutlara benzer o; ardından ne yağmur gelir ne de yel!.. O uçak yolcularının
bir anlığına içine düştüğü hava boşluğu gibidir; ne feryat etmeye değer ne de dövünüp yakınmaya!..
6. Vesvese üzerinde durulmadığı ve dert haline getirilmediği takdirde hiçbir zarar vermez:
Düşüncenize bulaşıp da onu kirletmeyeceğini bildiğiniz zaman vesvese zararlı olmaz. Vesvese hayâl aynasında
sönüp gidecek derecede zayıf ve gelip geçici bir iz; leke ve pislik bulaştırmayacak bir görüntü ve çok hafif
yansımalardan ibarettir. Akla ve hayâle gelen şeyler hayır kaynaklı ise akıl ve düşünceyi bir
derece nurlandırır; fakat şer kaynaklı bir vesvese ise o zaman da akla düşünceye ve kalbe tesir etmez
kir bırakmaz ve zarar da vermez. Elinizde tuttuğunuz aynaya karşıdaki yılanın görüntüsü aksetse aynadaki o
yılanın elinize zararı olur mu? Ya da aynaya akseden bir pislik elinizi kirletir mi? Veya elinizdeki aynaya akseden
alevli ateş elinizi yakar mı? Aynenbunun gibi nasıl karnınızdaki pisliklerin namaza ve elmasın etrafındaki kömür
tozlarının elmasa zararı yoksa aynı şekilde şeytanın da dışta ya da içte aslî ve zatî bir varlığı ve hüviyeti olsa bile
attığı okların gönderdiği görüntülerin aslî hüviyeti ve hiç bir zararı yoktur.
Üzerinde durmadığınız merakla üzerine varmadığınız sahip çıkıp kabullenmediğiniz küçük görerek şişmesine
meydan vermediğiniz ve bir dert haline getirmediğiniz zaman vesvesenin hiç bir zararı olmaz. Ona hep
tepeden bakacak ve “Allah'ın (cc) izniyle bunun altından vurup üstünden çıkarım” diyeceksiniz.
7. Vesvese zararlı tevehhüm edildiği zaman zarar verir:Şimdiye kadar anlattıklarımızın hilafına hareket edildiği takdirde vesvesenin zararı olabilir. Evet vesvese
zararsız olduğu bilinmeyip zararlı tevehhüm edildiği zaman zararlıdır. Üzerinde durulup kurcalandığı ve merakla
karıştırıldığı zaman zararlıdır o; büyük gördükçe mühimsedikçe büyür ve bir balon gibi şişerek bizi yutacak hale gelir.
Bir arı kovanı içinde yüzlerce arı bulunur ama siz önemsemeden kovanın önünden geçer gidersiniz.
Vesvese karşısında da yapmamız gereken şey bundan farklı olmamalıdır.
Şeytan zayıf ve geçici bir görüntü karesini hayalimize atar; biz de cazip bulur ve onu işlettirirsek o bir karelik manzara
hayâl sinemamızda saatleri içine alan bir film şeridi haline gelir de farkına bile varamayız. Hususiyle yalnız kalınca
bilhassa gençlerde ve hele bu sûretler nefsâniliğe bakan bedeni tesir altına alan suretler olursa...
Evet insan onu alır ve hayâlinde maceralı bir film haline getirir. Halbuki şeytana ait olan o
ilk sahnedir. Öyleyse o ilk oltaya sahip çıkmamak takılmamak ve onu işlettirmemek gerekir ki şeytan da bizi
işletmesin ve işlete işlete hayâllerimizi gerçeğe dönüştürmesin; dönüştürmesin ki biz de neticede o bir karelik
görüntünün kurbanı olmayalım.
8. Hassas ve asabî ruhlar şeytanın vesvesesine önem verip vehme kapılmamalıdırlar:
Vesvese hassas ve asabî ruhlarda daha da zararlı bir hastalık ve meleke haline gelir. Böyle birisi vesvese geldiğinde
zararlı olacağı endişesiyle telaşa ve vehme kapılır; sonra da bunu kalben fikren ve im'an-ı nazarla büyütüp
kendine mal eder. Derken onu huy haline getirir ve onunla bütünleşir. Bu ise şeytan karşısında ye'se düşüp
tam zarara uğramanın ifâdesidir. Bu hale ma’ruz kalmış biri ümitsiz bir şekilde “Artık ben mahvoldum” deyip
mağlûbiyeti kabûl eder ve böylece önce merkezi şeytanın salvolarına açık hale getirir sonra da onu terk eder.
Bir kumandan düşünün; ilerde sağ tarafta bir kaç madenî parlama görerek düşman o taraftan saldırıya geçecek
vehmine kapılır ve ordusunun sağ kanadını boşaltıp o tarafa sürer; sol tarafındaki dağlarda da ağaç yapraklarının
kıpırdanmalarından düşmanın saklandığı ve hücum edeceği düşüncesine kapılarak ordusunun sol kanadını da oraya
sevk eder. Neticede merkez hasmın taarruz ve imha etmesine açık ve hazır hale gelmiş olur. Esasen bu
taktik bilememenin ve düşmanı tanımamanın ifâdesidir. Görüyorsunuz ki şeytanın yaptığının vesvese adına bir kibrit
çöpü kadar önemi yokken insan onu azmanlaştırıyor azgınlaştırıyor ve kendi başına salıyor. Evet dikkat edelim
onu hayalimizde ve düşüncemizde büyütmeyelim...
9. Vesvesenin manyetik alanından ibâdet ile uzaklaşmalı ve psikolojik te’sirinden çıkılmalıdır..!
Vesveseye karşı sizi vesvesenin manyetik alanından kurtaracak davranışlarda bulunun. Hadiste de ifâde edildiği gibi
böyle bir şey arız olduğunda söz gelimi gadaplandığınızda ayakta iseniz oturun oturuyorsanız uzanın veya kalkıp
abdest alarak iki rekat namaz kılın ve iç dünyânızda değişiklik yapın; ayrıca o sisi dağıtacak daha başka meşrû bir kısım
davranışlarda bulunun!.. İrâdenizi devreye sokarak psikolojinize te’sir edebilecek elinizde olmadan içine düştüğünüz
hava boşluğundan sizi çıkaracak veya tutulduğunuz elektrik akımından sizi çekip alacak küçük de olsa bir vesile arayın.! Efendimiz (sav) bir sefer dönüşü -bir defaya mahsus olmak üzere-yorgunluktan uyanamayıp sabah namazı kazaya
kalınca “Burayı derhal terkedin; şeytan burada hâkimiyet ve saltanat kurmuş” buyurmuşlardı.
Evet her zaman şeytanın manyetik alanına karşı dikkatli olunmalı ve bilmeyerek içine girilmişse çarçabuk oradan
uzaklaşılmalıdır. Gaflet ve dikkatsizlik şeytan ve şeytanî şeylere birer hüsn-ü istikbalse evrad u ezkâr Allah’ı ilan ve O’nunla irtibatlanma bütün şer kuvvetlere karşı bir müdafaa hattâ bir taarruzdur.
Meselâ Efendimiz (sav) bir yerde şeytanın ezan sesinden nasıl kaçtığını anlatır. Demek ki onun ezana
ve ezanın ihtiva ettiği manâlara tahammülü yok. Öyle ise şeytan vesveselerle taarruza geçtikce biz de
Allah ve Rasûlü’yle irtibatımızı kuvvetlendirmeli ve hep lâhûtî hâtıralara dalmalıyız. Efendimiz (sav)'in
Mi’rac yolculuğunu hatırlamanın vesveseyi hususiyle namazda akla gelenleri hattâ esnemeyi bıçak gibi kestiği ve
keseceği söylenebilir. Keza bir yerde sol tarafınıza atacağınız üç tükürük bir de bakarsınız onun geldiği sisli perdeyi
yırtıverir. Şeytanın harama teşvik adına gelen vesveselerine karşı bazan yumruğu sıkıp meydan okuma bazan da hafife
alma manâsına tebessüm edip geçme onun manyetik alanına karşı gerilimde bulunma ifadesidir.
Bir genç arkadaşımıza şöyle dediğimi hatırlıyorum:
“Şeytan karşına çıkıp da bir harama bakmanı istediğinde şöyle düşün: Bakmakla elime ne geçecek?
Bakacaksın o boş... Daha ileri götürsen yine boş... Kaldı ki imanının sana vereceği pişmanlık ve ızdırap da var.
Sonu böylesine boş ızdıraplı ve karanlık olacak bir bakışın ne manâsı olabilir ki!” Esasen
insan kendini böyle ikna ederken o haram manzara da çoktan kaybolup gitmiş olur.
Akla gelen her vesvese her süslü manzara gelecekte elde edilecek daha mükemmellerini düşünmekle izale olabilir.
Kur'ân'ın pek çok yerinde dünyâ hayatının bir oyun ve eğlenceden ibâret bulunduğu ve gerçek hayatın Ahiret hayatı yaşanacak gerçek yurdun da ahiret yurdu olduğu ifade edilir (A.İmran 3/185; Ankebut 29/64).
Vesvese sana ıspanak ve tere otunu mu teklif ediyor; ama Allah (cc) diyor ki orada peş peşe koparılmaya hazır
meyveler var. (Hâkka 69/23) Hem dünyadaki gibi hazımsızlık karın ağrısı ve defekasyon lüzumu da duymayacaksın. Buradaki haramlara nazar noktasından gelen vesveseye de aynı şekilde mukabele edilebilir. Ama biz dünyânın bütün
güzelliklerine karşı “İsteyene ver Sen anı bana Seni gerek Seni” diyeceğiz. Yaz aylarının kavurucu sıcağını bahane
ederek şeytan sizi hizmetten ve irşad gayesiyle etrafa gidip gelmekten alıkoymak ve
başkalarına yaptığı gibi sizi de deniz kıyılarına veya gölgesi serin mesire yerlerine çekmek mi istiyor? Ona Cehennem
ateşinin çok daha sıcak olduğunu hatırlatıverin. Öyle zannediyorum ki kalbinize atmak istediği bu vesvese
kendi gırtlağına tıkanıp kalacaktır.
Hem “Allah Rasülü (sav) ve O'nun sâdık yaranı ve arkadan gelen salihler bizi bekleyip dururken benim şurada burada
avare ve bana yakışmayan bir vaziyette dolaşmam hiç doğru olur mu?” diyerek bu mevzûda şeytanın telkin etmek
istediği gaflet ve rehavet vesvesesini izale etmek mümkün olur kanaatindeyim.
10. Abdest ve namazda “eksik mi yaptım?” şeklindeki vesveselere de önem verilmemelidir.
“Abdest ve namazda yanlış ve kusurum oldu mu acaba?” şeklinde gelen vesveselere de aldırış etmemek gerekir.
Böyle bir vesvese ilk defa vuku buluyorsa o abdest veya namaz tekrar edilebilir. Ama mükerreren oluyorsa
sözgelimi bir abdest uzvunu yıkayıp yıkamadığından devamlı şüpheye düşen birisi o zaman hiç vesveseye meydan
vermeden o uzvunu yıkadığını kabûl ederek namaza durmalıdır. Ve yine namazı kaç rekat kıldığı
mevzuunda vesveseye mübtelâ olmuşsa namazının tamam olduğu kanaatıyla hareket etmelidir.
Vesvesenin ilka ettiği şeyin üzerine üzerine gidilmelidir. Vesvesenin üzerinde durmak değil aksine
tam tersi istikamette yürümek lâzımdır. Hiç kâle almadan önem vermeden yapılan yanlış bile olsa
“Mezheplerimizden birine uyar” deyip geçmek maslahata binaen daha muvafık olur kanaatindeyim.
Gâye şeytanın canına okuyup vesveseyi def’etmektir
Portillo kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 02:38   #2 (permalink)
Standart

Allah razı olsun paylaşım için saol kardeşim..
outofplace kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
vesvese zararlidirya vesvese değilseher yönüyle ahiret

Konu araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kul namaz kilmak isteyince, ona vesvese veririm. miraclefb İslam ve İnsan 1 13-12-2008 21:29
çiçek: Medya Bir Yönüyle Imkan, öbür Yönüyle Problemdir Haber Botu Cnntürk Güncel Haber 0 14-05-2008 00:36
vesvese Shy üvyz 0 18-04-2008 15:14
Şeytan hangi yolla insana vesvese verir ? esmer_1988_24 İslam ve İnsan 5 04-07-2007 21:35
Vesvese kalyon34 İslam ve İnsan 0 05-06-2007 02:30


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 05:30 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0