galileo dünyanın düz oldugunu savun du kelleyi aldılar mahkeme tarafından idam ettirildi • dünyanın eskiden düz olduğuna inanıyorlardı.garip bir hayvanın üzerinde olduğu sanılıyordu.o hayvan sallandığında deprem olunduğu düşünülüyordu. • öküzün boynusaları arasında olduğuna ianaılıyordu Genişleyen Dünya teorisi kıtaların hareketini ve konumunu açıklamaya çalışan bir teoridir. Levha hareketleri teorisine göre görece daha az desteklenmesine rağmaen daha sağlam temellere dayanmaktadır. Teori

sadece Dünya gezegeninde değil

Güneş sisteminde manyetik alanı bulunan tüm gezegenlerde (gaz halindeki gezegenler hakkında bir bilgi yok) de gözlemlenebilmektedir. Teori

1960'larda okyanus yataklarındaki kayaç oluşumlarını açıklamak için geliştirilmişti. OYUK DÜNYA TEORİSİ Hitler ve yakın çevresi

Horbiger’in “Oyuk Dünya Teorisi”ne de tam olarak inanmış ve bu teoriyi kanıtlayabilmek için bazı uygulamalara bile girişmişlerdi (K163): Nisan 1942’de

Hitler

Georing ve Himmler’in onayları ile

kızılötesi ışınlar çalışmaları ile ünlü Dr. Heinz Fisher yönetimindeki bir araştırma ekibi

Baltık Denizi’ndeki Rügen Adası’na

en gelişmiş radar aygıtları ile donanımlı olarak çıkarlar. Bu aygıtlar

o yıllarda daha henüz pek seyrek olup

sadece Alman savunmasının can alıcı noktalarına yerleştirilmişlerdi. Ancak

Rügen Adası Deneyi

Hitler’in bütün cephelerde yapmayı planladığı genel saldırı açısından son derece önemli görülmekteydi. Dr. Fisher

adaya varır varmaz

radarları 45 derece göğe çevirtir ve böylece bir kaç gün beklenir. Ekip mensupları bile çok şaşırdıkları bu araştırmanın nedenini daha sonra anlarlar. Hitler

Dünya’nın dışbükey değil

“içbükey” olduğuna inanmaktadır. Bu deneyle

düz ışınlar halinde yayılan radar dalgalarının yansıması ile

içbükey kürenin içinde yer alan çok uzaktaki cisimlerin varlığı saptanacaktır. Araştırmanın asıl amacı

İngiltere’de

Scapa Flow’da demirlemiş bulunan İngiliz donanmasının yerinin saptanmasıdır.. Rügen Adası Deneyi

Martin Gardner’in

1957 yılında yayınlanan

“Fads and Fallacies in The Name of Science” (Bilim Adına Yapılan Yanlışlıklar) adlı kitabında (K62) ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Palomor Dağı Gözlemevi’nden Dr. Kupier

1946 yılında

Oyuk Dünya Teorisi’ne ilişkin şöyle bir yazı yayınlamıştır: “Alman donanması ve hava kuvvetlerinin yüksek düzey yetkilileri Oyuk Dünya Teorisi’ne inanmışlardı. Bunun

özellikle İngiliz donanmasının yerinin saptanmasında yararlı olacağı kanısındaydılar. Çünkü

Dünya’nın içeriye doğru olan eğimi

gözle görülen ışınlardan daha az eğik olan kızılötesi ışınlarla çok uzaktaki noktaların gözlemlenmesine imkan verecekti.” Bu çılgın deneyler inanılmaz gibi geliyor; ancak Nazi ileri gelenleri ve askeri uzmanlar bu teoriye içtenlikle inanmışlardı. Hitler Almanyası’nda gizemcilik ve önsezi

bilimsel araştırma ile eşit düzeye getirilmiş ve bu akıl almaz durum

başta Alman Genelkurmayı ve üst düzey yönetimi olmak üzere

politika liderlerini ve hatta bazı bilginleri bile etkilemiştir Dünyanın şekli • Aslında temeli BİngBang Türkçe meali ile Büyük Patlama ya dayanır. Yıldızların etrafında dolaşan bizim dünyamız gibi gezegenlerin nasıl oluştuğunu

şu anda kesin olarak bilemiyoruz. Fakat bu yıldızlar arası tozların bir nüve etrafında önce halka biçiminde bir disk haline gelip

sonrada toplaşıp birbirlerine yapışmasından oluştuğu sanılıyor. Bu toplaşma ile gittikçe büyüyen kaya niteliğinde yapılar kuruyorlar. Daha kütleli olanlar diğerlerini kendine çekiyor. Aralarındaki çarpışmalar büyük miktarda ısı enerjisi üretiyor. Buna radyoaktif atomlardan doğan enerji ekleniyor. Böylece akkor halinde bir ateş topu gibi gezegenler oluşuyor. Gezegen küçük ise

asteroidler gibi

çabucak soğuyor. Ay ve Merkür

başlangıçta ürettikleri ısıyı birkaç yüz milyon yılda dağıtıp bitirmişler. Dünyamız için daha uzun bir süre gerekmiş. Bugün bile içinde bir ateş kütlesi var. Jeolojik hareketlere

depremlere ve iklim değişikliklerine neden oluyor. Dünyamızın

ayın ve çok sayıda göktaşının yaşları ölçüldüğünde

bulunan değerler aynı çıkıyor: 4.56 milyar yıl. Samanyolu galaksimiz yaklaşık 8 milyar yaşını doldurduğu sıralarda

Güneş sistemimizin hep birlikte ortaya çıktığı anlaşılıyor. Dünyamızı bizim sistemdeki diğer gezegenlerden ayıran özelliklerden biri

sıvı halde suya sahip tek gezegen olması. Diğerlerinde su

sadece buz veya buhar halinde. Dünyamıza suyun uzay gayzerlerinden çıkan fışkırmayla

içinde buz taşıyan kuyruklu yıldızlarla

kometlerle

geldiği anlaşılıyor. Dünyanın çekim alanı su moleküllerini yüzeyinde tutacak kadar güçlü

Güneşe uzaklığı da bunun kısmen sıvı halde kalmasına uygun. Sıvı halde su

kozmik karmaşıklığın ortaya çıkmasında birinci derecede rol oynamıştır. Kısaca ve Dünyadaki otoriteler tarafından kabul edilen şekliyle Dünya' nın oluşumu şu şekilde meydana gelmiştir: Dünya'nın oluşumu Güneş sisteminin oluşumuna bağlı olduğundan ilk önce Güneş Sistemi'nin oluşumu anlatılmalıdır. Güneş milyonlarca belki de trilyonlarca yıl önce çok büyü bir gaz ve toz bulutu idi.Ünlü bilim adamı Stephen Hawking'in doğrulanan teorisine göre

bu bulutta büyük bir patlama olmuştur. Bu teori de adını bu olaydan almıştır ve adı Big Bang yani Büyük Patlama'dır. Bu patlama sonucunda bulut çeşitli parçalar halinde dağılmıştır.Bu parçalar gezegenleri ve Güneş'i oluşturmuştu. Dünya da bu parçalardan biriydi. Hızla dönen gaz ve toz bulutu

zamanla küçülmeye ve yarı sıvı hale gelmeye başladı. Bu durumda Dünya çok sıcak kayalardan oluşan ve hızla dönmeyi sürdüren bir topa dönüştü. Yüzeyi Soğuyup katılaşan Dünya sert bir kabukla örtülmüştür. Dünyanın tüm kütlesini düşündüğümüzde bu dış kabuk

oldukça incedir.Adeta bir elma ile kabuğuna benzetilebilir. Meteorların düşmesi ve volkanik hareketler sonucu çok farklı bir atmosfer ortaya çıktı. Yerkürede ısının düşmesiyle sıkışan su buharı çok yoğun yağışlar halinde yerküreye düştü. Böylece okyanuslar oluştu. • galileo dünyanın düz oldugunu savun du kelleyi aldılar mahkeme tarafından idam ettirildi • dünyanın eskiden düz olduğuna inanıyorlardı.garip bir hayvanın üzerinde olduğu sanılıyordu.o hayvan sallandığında deprem olunduğu düşünülüyordu. • öküzün boynusaları arasında olduğuna ianaılıyordu Genişleyen Dünya teorisi kıtaların hareketini ve konumunu açıklamaya çalışan bir teoridir. Levha hareketleri teorisine göre görece daha az desteklenmesine rağmaen daha sağlam temellere dayanmaktadır. Teori

sadece Dünya gezegeninde değil

Güneş sisteminde manyetik alanı bulunan tüm gezegenlerde (gaz halindeki gezegenler hakkında bir bilgi yok) de gözlemlenebilmektedir. Teori

1960'larda okyanus yataklarındaki kayaç oluşumlarını açıklamak için geliştirilmişti. OYUK DÜNYA TEORİSİ Hitler ve yakın çevresi

Horbiger’in “Oyuk Dünya Teorisi”ne de tam olarak inanmış ve bu teoriyi kanıtlayabilmek için bazı uygulamalara bile girişmişlerdi (K163): Nisan 1942’de

Hitler

Georing ve Himmler’in onayları ile

kızılötesi ışınlar çalışmaları ile ünlü Dr. Heinz Fisher yönetimindeki bir araştırma ekibi

Baltık Denizi’ndeki Rügen Adası’na

en gelişmiş radar aygıtları ile donanımlı olarak çıkarlar. Bu aygıtlar

o yıllarda daha henüz pek seyrek olup

sadece Alman savunmasının can alıcı noktalarına yerleştirilmişlerdi. Ancak

Rügen Adası Deneyi

Hitler’in bütün cephelerde yapmayı planladığı genel saldırı açısından son derece önemli görülmekteydi. Dr. Fisher

adaya varır varmaz

radarları 45 derece göğe çevirtir ve böylece bir kaç gün beklenir. Ekip mensupları bile çok şaşırdıkları bu araştırmanın nedenini daha sonra anlarlar. Hitler

Dünya’nın dışbükey değil

“içbükey” olduğuna inanmaktadır. Bu deneyle

düz ışınlar halinde yayılan radar dalgalarının yansıması ile

içbükey kürenin içinde yer alan çok uzaktaki cisimlerin varlığı saptanacaktır. Araştırmanın asıl amacı

İngiltere’de

Scapa Flow’da demirlemiş bulunan İngiliz donanmasının yerinin saptanmasıdır.. Rügen Adası Deneyi

Martin Gardner’in

1957 yılında yayınlanan

“Fads and Fallacies in The Name of Science” (Bilim Adına Yapılan Yanlışlıklar) adlı kitabında (K62) ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Palomor Dağı Gözlemevi’nden Dr. Kupier

1946 yılında

Oyuk Dünya Teorisi’ne ilişkin şöyle bir yazı yayınlamıştır: “Alman donanması ve hava kuvvetlerinin yüksek düzey yetkilileri Oyuk Dünya Teorisi’ne inanmışlardı. Bunun

özellikle İngiliz donanmasının yerinin saptanmasında yararlı olacağı kanısındaydılar. Çünkü

Dünya’nın içeriye doğru olan eğimi

gözle görülen ışınlardan daha az eğik olan kızılötesi ışınlarla çok uzaktaki noktaların gözlemlenmesine imkan verecekti.” Bu çılgın deneyler inanılmaz gibi geliyor; ancak Nazi ileri gelenleri ve askeri uzmanlar bu teoriye içtenlikle inanmışlardı. Hitler Almanyası’nda gizemcilik ve önsezi

bilimsel araştırma ile eşit düzeye getirilmiş ve bu akıl almaz durum

başta Alman Genelkurmayı ve üst düzey yönetimi olmak üzere

politika liderlerini ve hatta bazı bilginleri bile etkilemiştir Dünyanın şekli • Aslında temeli BİngBang Türkçe meali ile Büyük Patlama ya dayanır. Yıldızların etrafında dolaşan bizim dünyamız gibi gezegenlerin nasıl oluştuğunu

şu anda kesin olarak bilemiyoruz. Fakat bu yıldızlar arası tozların bir nüve etrafında önce halka biçiminde bir disk haline gelip

sonrada toplaşıp birbirlerine yapışmasından oluştuğu sanılıyor. Bu toplaşma ile gittikçe büyüyen kaya niteliğinde yapılar kuruyorlar. Daha kütleli olanlar diğerlerini kendine çekiyor. Aralarındaki çarpışmalar büyük miktarda ısı enerjisi üretiyor. Buna radyoaktif atomlardan doğan enerji ekleniyor. Böylece akkor halinde bir ateş topu gibi gezegenler oluşuyor. Gezegen küçük ise

asteroidler gibi

çabucak soğuyor. Ay ve Merkür

başlangıçta ürettikleri ısıyı birkaç yüz milyon yılda dağıtıp bitirmişler. Dünyamız için daha uzun bir süre gerekmiş. Bugün bile içinde bir ateş kütlesi var. Jeolojik hareketlere

depremlere ve iklim değişikliklerine neden oluyor. Dünyamızın

ayın ve çok sayıda göktaşının yaşları ölçüldüğünde

bulunan değerler aynı çıkıyor: 4.56 milyar yıl. Samanyolu galaksimiz yaklaşık 8 milyar yaşını doldurduğu sıralarda

Güneş sistemimizin hep birlikte ortaya çıktığı anlaşılıyor. Dünyamızı bizim sistemdeki diğer gezegenlerden ayıran özelliklerden biri

sıvı halde suya sahip tek gezegen olması. Diğerlerinde su

sadece buz veya buhar halinde. Dünyamıza suyun uzay gayzerlerinden çıkan fışkırmayla

içinde buz taşıyan kuyruklu yıldızlarla

kometlerle

geldiği anlaşılıyor. Dünyanın çekim alanı su moleküllerini yüzeyinde tutacak kadar güçlü

Güneşe uzaklığı da bunun kısmen sıvı halde kalmasına uygun. Sıvı halde su

kozmik karmaşıklığın ortaya çıkmasında birinci derecede rol oynamıştır. Kısaca ve Dünyadaki otoriteler tarafından kabul edilen şekliyle Dünya' nın oluşumu şu şekilde meydana gelmiştir: Dünya'nın oluşumu Güneş sisteminin oluşumuna bağlı olduğundan ilk önce Güneş Sistemi'nin oluşumu anlatılmalıdır. Güneş milyonlarca belki de trilyonlarca yıl önce çok büyü bir gaz ve toz bulutu idi.Ünlü bilim adamı Stephen Hawking'in doğrulanan teorisine göre

bu bulutta büyük bir patlama olmuştur. Bu teori de adını bu olaydan almıştır ve adı Big Bang yani Büyük Patlama'dır. Bu patlama sonucunda bulut çeşitli parçalar halinde dağılmıştır.Bu parçalar gezegenleri ve Güneş'i oluşturmuştu. Dünya da bu parçalardan biriydi. Hızla dönen gaz ve toz bulutu

zamanla küçülmeye ve yarı sıvı hale gelmeye başladı. Bu durumda Dünya çok sıcak kayalardan oluşan ve hızla dönmeyi sürdüren bir topa dönüştü. Yüzeyi Soğuyup katılaşan Dünya sert bir kabukla örtülmüştür. Dünyanın tüm kütlesini düşündüğümüzde bu dış kabuk

oldukça incedir.Adeta bir elma ile kabuğuna benzetilebilir. Meteorların düşmesi ve volkanik hareketler sonucu çok farklı bir atmosfer ortaya çıktı. Yerkürede ısının düşmesiyle sıkışan su buharı çok yoğun yağışlar halinde yerküreye düştü. Böylece okyanuslar oluştu.