Çakralar ve Çakra açmak
Kültür ve Sanat Dünyası Kategorisinde ve Metafizik - Bilimkurgu - Mitoloji Forumunda Bulunan Çakralar ve Çakra açmak Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu İçerigi Kısaca ->> 6. ÇAKRA (Üçüncü göz çakrası) Alın çakrası da denilen “ajna” kendi kendinin farkında olma, içsel vizyon, mutluluk, neşe ve zihin ...
- 14-10-2009, 09:19 #6
Cevap: Çakralar ve Çakra açmak 6. ÇAKRA
(Üçüncü göz çakrası)
Alın çakrası da denilen “ajna” kendi kendinin farkında olma, içsel vizyon, mutluluk, neşe ve zihin gücü ile ilgilidir.
Kendini iyi hissetmemizi sağlayan serotonin salgılayan hipofiz bezinin (1. omur ) bulunduğu yerdir. Üçüncü göz noktasına yoğunlaşmak, kendimizi yatıştırmanın, dikkati
toplamanın en kolay ve etkili yollarından biridir.
RENK: Çivit mavisi
YETENEK: Sezgi gücü(fiziksel ve duyu dışı görme yeteneği)
YERİ: Yogilerin “üçüncü göz noktası dedikleri kaşların arasındaki noktada bulunur.
GÖLGE DUYGULAR: Zihinsel karmaşa, bunalım
Algılaması: görme – imgeleme şeklinde bilgi sembolik ya da düz anlamlı resimler görmek şeklinde olabilir.
Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Göksel düzey
Şuur ifadesi: Yüksek duygular
Affirmasyon: Evrensel seviyorum
ÇAKRA ALGILAMASI: Görme, imgeleme
BİLGİNİN YAPISI: Sembolik ya da düz anlamlı net resimler görmek
MEDİTASYON PRATİĞİ: Birlik şuuru
ELEMENT: Yok .
İLGİLİ SALGI BEZİ: Hipofiz
ASTROLOJİK BURÇLAR VE GEZEGENLER:
Merkür: Entelektüel düşünce, akılcı düşünce
Yay/Jüpiter: Holistik düşünce, iç ilişkilerin farkına varma
Kova/Uranüs: İlahi olarak esinlenmiş düşünce, yüksek bilgi, sezgi kıvılcımları
Balık/Neptün: Hayal gücü, sezgi, kendini adayarak iç doğruya ulaşmak
İlk temel titreşim açısından bakıldığında farkındalığın gelişimi yolundaki her adım yeni ve farklı bir titreşim kalıbı yaratır. Böylece saf eterik oluştan maddenin en yoğun
haline kadar yaratılışın düzeyleri insan yaşamında belirir ve çeşitli titreşim düzeyleriyle birlikte çakralarla temsil edilirler. Bu gelişim, içimizde ve üzerimizde meydana
gelir. Üçüncü göz, bilince ulaşmanın mekanı olduğundan, burada maddeyi belirleyip, ayrıştırabilirsiniz. . Fiziksel düzeyde yeni gerçeklikler yaratabilir, eskileri
çözebilirsiniz.
Kural olarak: Bu süreç bizim yönümüzden otomatikman ve bilinçsizce gelişir. Yaşamımızdaki kararlı düşüncelerin çoğu çözümlenmemiş duygusal kalıplarla kontrol edilir ve
kendimizin ve diğerlerinin fikirlerine ve ön yargılarına göre programlanır. O halde, zihnimiz çoğu kez, duygu yüklü düşüncelerimizin efendisi değil uşağıdır. Bu düşünceler
yaşamımızda da ortaya çıkar çünkü dışarıdan algıladığımız ve yaşadıklarımız aslında öznel gerçekliğimizin belirtileridir.
Bilincimizi geliştirerek ve üçüncü gözü açarak, bu süreci daha iyi denetleyebiliriz ve hayal gücümüz de isteklere ulaşmak için gerekli enerjiyi yaratabilir. Aynı zamanda
fiziksel gerçekliğin ötesindeki tüm yaratılış düzeylerine ulaşabiliriz. Bunun bilgisi bize, sezgi altıncı his ya da aşırı duyarlı işitme, hissetme şeklinde ulaşır. Önceden
belirsizce şüphe ettiğimiz şeyler şimdi daha açık bir şekilde algılanır.
Altıncı çakra resimler ortaya çıkarır. Bunlar sembolik olabileceği gibi, hasta için çok kişisel bir anlama sahip ya da düz anlamlı da olabilir. Var olan şeylerin (çoktan
mevcut olan bir şeyi almaktır)yansımasıdır. Burada resimleri almaktan söz ediyoruz, ALGILAMA=ALMA anlamına gelir.
İmgeleme ise farklı bir şeydir. İmgeleme süreci, aktif olarak yaratmayla ilgilidir. İmgeleme sırasında zihninizde bir imge yaratır ve enerji verirsiniz. Eğer bu imgeyi
zihninizde net bir şekilde tutar ve enerji vermeye devam ederseniz, en sonunda yaşamınızda gerçekleştirebilirsiniz. Böylece o imgeye form ve madde vermiş olursunuz.
İmge ne kadar net ve sizin ona yansıttığınız duygusal enerji çok olursa, onu yaşama o kadar iyi geçirebilirsiniz.
Kişinin evren ve gerçeklilik yani dünyayı nasıl gördüğü ve bunun ona ne ifade ettiği ile ilgilidir. 6. çakra sağlıklı olarak saat yönünde döner. Pandül ile bu uygulamalar
yapılabilmektedir.
Ayrıca çakranın olumlu ve olumsuz çalışması ile de açıklamalar yapılabilmektedir.
Eğer 6. çakra saat yönünde ters hareket ediyorsa;kişinin zihinsel kavramlar hakkında kafası karışmış ve gerçeklik hakkında yanlış ve olumsuz demektir. Kişi bunları
yansıtarak kendi dünyasını oluşturur. Eğer tıkanık ve zayıfsa çakraya enerji akışı az olduğu için kişinin yaratıcı fikirleri engellenmiş demektir. Eğer çarka güçlü bir şekilde
saat yönüne tersse kişi olumsuz fikirler yaratma da yeteneklidir. Eğer bu durum başın arkasındaki yönetici merkezin güçlü işleviyle birleşmişse, bu durum kişinin
yaşamında bir yıkım yaratabilir.
6. çakra önde iki kaşın arasında, başın arkasında arkaya açılım gösterir. Ön merkezin açık, arkanın ise kapalı olması özellikle hayal kırıklığı yaratan bir durumdur. Kişi
yaratıcı fikirler ortaya atar ama bunları uygulamaya koyamaz. Bu duruma, genelde suçu dış dünyaya yükleme bahanesi eşlik eder.
Kişinin fikirlerini hayata geçirmek için adım adım yardımcı temel eğitim alması gerekmektedir.
Hayatımıza sezgi gücümüz olmadan devam etmek sanki yan ve dikiz aynaları olmayan bir otomobili sürmeye benzer. Tüm görebildiğiniz sadece önünüzdür.
Yoga, sezgi gücünü geliştirmek için çok değerli bir araçtır, çünkü her çalışma ya da meditasyon bize bedenimiz, zihnimiz ve ruhumuzla yaptığımız küçük bir araştırma
olanağı tanımaktadır.
Kundalini yoga bilimi, bedenimizin her hücresinde bilgi ve farkındalık olduğunu söyler. Dünyadaki sözlerin hepsi birleşse, içimizdeki sezgi gücünü hücresel düzeyde
uyandıramaz. Varlığınızın tamamı bedeninizin her bir hücresinde vardır. Bu kadim yoga bilimi de sizi hücresel düzeyde uyandırmak için özel olarak tasarlanmıştır.
Bedeniniz sizinle, simgesel anlamda ve çeşitli hastalıklar yoluyla, bu dili kullanarak konuşur.
Sezgi gücü gerçek güçtür. Hepiniz buna sahipsiniz.
Yoga ve meditasyonun, kandaki serotonin ve beta endorfin salgısını artırdığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Sezgi bize pek çok yolla fısıldar;bizimle konuştuğu en
önemli yollardan biri de, rüyalar ve simgelerdir. Kendinizi çok basit yollarla sezgilerinize açarsanız, gerçekten büyük mesajlar da bulursunuz.
ZİHİNSEL KARIŞIKLIKDAN KURTULMAK İÇİN MEDİTASYON
Bağdaş kurarak, sessizce yere oturun.
kollarınızı sanki kanat gibi yanlara açın, avuç içleri açık ve yere doğru baksın.
Bileklerinizi ve ellerinizi, sanki havada şiddetle uçuyormuşsunuz gibi hızla sallamaya başlayın.
Kollarınız hafifçe omuzlarınızdan hareket edebilir, fakat esas hareket bileklerdedir.
Uzun ve derin nefesler alıp verin.
Bu hareketi üç dakika boyunca yapın.
14-10-2009, 09:20 #7
Cevap: Çakralar ve Çakra açmak 7. ÇAKRA
(Tepe çakrası)
Zihnimiz ve bedenimizle direkt bağlantılı olan çakralar, varlığımızın fiziksel, duygusal, mental ve spiritüel yönleriyle ilişkilidir.
Taç çakrası da denilen bu çarka beynin işleyişinin yanında sinir sistemi, iskelet sistemi ve dolaşım sistemi de dahil olmak üzere bedenin tüm sistemini yönettiği söylenir.
RENK: Mor (soyluluk rengi), eflatun, menekşe
YETENEK: Sınırlandırılmamış olmak
ELEMENT: Yok
GÖLGE DUYULAR: Acı, ıstırap, keder
Aurik düzeylerde şuurun ifade edilişi: Ketherik düzey
Şuur ifadesi: Yüksek kavramlar
Affirmasyon: Biliyorum, benim.
ÇAKRA ALGILAMASI: Bütün kavramı bilmek
BİLGİNİN YAPISI: Tüm duyuların ötesine geçen bütün kavramı almak
MEDİTASYON PRATİĞİ: Sakinim ve Tanrı’nın benimle olduğunu biliyorum.
YERİ: Başın tepe noktası, bebeklerde bıngıldak dediğimiz nokta
EPİFİZ BEZİ ile bağlantılıdır
14-10-2009, 09:20 #8
Cevap: Çakralar ve Çakra açmak ASTROLOJİK BURÇLAR VE GEZEGENLER:
Yengeç/Satürn: İç görüş, öz üzerinde yoğunlaşabilme, maddenin ilahi ışıkla girişimi
Balık/Neptün: Sınırların yıkılması, kendini adama, her yerde olanla birlik.
Bilim bu bezin, sağlıklı bir uyku uyumak için anahtar unsur olan melatonini salgıladığını keşfetti. . Melatoninin son derece güçlü bir antioksidan olduğunu ve beynimizin
yaşlanmasının başta gelen nedeni yağ asitlerinin yarattığı tahribatın önlenmesinde yardımcı olduğunu belirtmektedir.
Tüm çakra enerjilerinin kaynağı ve başlama noktasıdır. Kişisel enerji alanımız evrenle bir olur.
Çakralar pek çok insanda kapalı kalmakta ya da minimal düzeyde işlev görmektedir. Şuurlu olarak geliştirilirlerse açılmaya başlarlar ve böylece daha yüksek şuurluluk
seviyelerine ulaşmamızı sağlarlar.
7. çakra “sahasrara” diye de adlandırılır. İnsandaki sınırlandırılmamış olma yeteneğini denetler. Fiziksel bedenimizin ruhsal merkezidir. Bütünsel bir kavram biçiminde
bilgi almamızı sağlar. Bu bilgi insanın sınırlı duyularının ve iletişim sisteminin ötesinde bir şeydir.
7. çakra kapalı ise, ruhsallığı ile deneyimsel bir ilişki kuramaz. Kişi o “kozmik his” ten uzaktır ve insanlar ruhsal deneyimlerinden bahsederken ne anlattıklarını
anlayamazlar. 7. çakra açıksa, kişi bireysel ve kişisel formda ruhsallığını tanıyor demektir, kelimelerle basitçe açıklanamaz. Kısaca var olma hali, dünyasal gerçeklikten
sonsuzluğa doğru bir aşkınlık halidir, denilebilir. (fiziksel dünyanın ötesindedir)
7. çakra açıldığında diğer altı çakra da kalan tüm tıkanıklıklar çözülür ve enerjileri mümkün olan en yüksek frekanslarda titreşmeye başlar. Her çakra, kendi düzeyinde,
ilahi oluşun bir aynasıdır ve kendini mümkün olan en yüksek potansiyelle ifade eder.
Yogi dilinde elektromanyetik alan denilen alanı içerir. Bu bizim fiziksel bedenimizi çevreleyen auramızdır. Batı bilimi bu alanın varlığını fiziksel gerçek olarak
kanıtlamıştır aydı. İnsanın aydınlanma ve ışıma yeteneği bu çakradadır.
Her tür egzersiz, beyne giden kan akışını artırır fakat, Kundalini Yoga ‘da inanılmaz derecede harika olan, bu egzersizlerin özellikle endokrin sistemindeki tüm salgı
bezlerini uyarmak için tasarlanmış olmasıdır. Yoga biliminde, salgı bezleri hep “sağlığın koruyucuları” olarak adlandırılırlar. Verdiğimiz mücadeleler, gelişme
fırsatlarımızdır.
Aldığımız her soluğun değerini bilmek için, bir gün kesinlikle son nefesimizi alacağımı gerçeğini bilmeliyiz. Sonsuz Zekanın frekansını yakaladığımız daha yüce güce
ulaşmak için teslim olmak gerekir. Bu çağrıyı ancak bu şekilde duyarız.
Bedenimiz sınırlıdır, ruhumuz ise sınırsızdır.
Çakra sistemini, hiçbir katın diğerlerinden daha önemli olmadığı bir binanın katları arasında hareket eden bir asansör olarak düşünebilirsiniz.
SINIRLANDIRILMAMIŞLIK İÇİNDE MEDİTASYON
Asıl önemli olan daha büyük resim ile bağlantıda olmamızın basit bir yolu da bize beden ile ruh arasındaki bu ilişkiyi hatırlatan hareketleri kullanmaktır.
Ellerinizi başınızın üzerine kaldırın ve avuç içlerinizi birbirine yapıştırın. Daha fazla destek almak için baş parmaklarınızı çaprazlayın.
Gözlerinizi kapayarak, burnunuzdan derin ve uzun nefesler alıp verin.
Gözlerinizi yukarıya doğru çevirin, üçüncü gözünüze değil, daha da yukarıya, sanki başınızın tam tepe noktasına bakıyormuş gibi yukarıya doğru çevirin.
Üç- yedi dakika kadar buna devam edin.
Sonuç olarak: İnsanların zihinsel hastalıklar, bağımlılıklar, kanser, kısırlık ve AIDS karşısında zafer kazandıkları, ayrıca insanların dramatik şekillerde iyileştikleri çakra
sistemi üzerinde yaptıklar çalışmalarla sağlanabilmiştir.
HERKES BİR KANDİLDİR. FAKAT HERKES AYDINLATMAZ
14-10-2009, 09:20 #9
Cevap: Çakralar ve Çakra açmak Sonuç olarak çakraları özetlersek:
Birinci çakra, kuyruk sokumu bölgesindedir. Kişinin içgüdüsel ve en ilkel güvenlik ve yaşamını sürdürme ihtiyacını karşılama güdüsü ile ilişkilidir.
İkinci çakra, insanın üreme ve yaratıcılık üzerinde yoğunlaştığı cinsel organların olduğu bölgededir.
Üçüncü çakra, göbek deliği ile solar pleksus arasındaki bölgeye karşılık gelir. Enerjinin esas olarak depolandığı bölgedir, bu da niçin gücün, sağlığın ve canlılığın merkezi
olduğunu açıklamaktadır. Açgözlülük ve kişisel güç kazanma hırsı bu merkezde tıkanıklığa yol açıp kişisel gelişimi durdurabilir.
İlk üç çakra, alt üçgen olarak bilinir. Yogilere göre, dünyadaki insanların büyük bölümünün hayatını yönlendirdiği aşamayı temsil ederler. Burası duygu ve düşüncelerin
yurdudur;kişinin hissettiği doğru olarak kabul edilir. Kararlar, o anın gerçekliği ve kişinin temel gereksinimlerine dayanarak alınır, daha yüksek idealleri ya da değerleri
dikkate alınarak değil. Bu nedenle bir Kundalini Yoga öğrencisinin ilk hedefi;enerjisini, bilinç ile ilişkili olan dördüncü çakraya yükseltmektir.
Dördüncü çakra, ya da kalp merkezi, göğüs kemiğinin bulunduğu bölgede yer alır ve kişinin sevgi ve sevecenliği deneyimleme ve ifade etme kapasitesi ile ilişkilidir. Bu
merkezde, kişinin bilinci, çelişkili ve güvensiz duygular yaşamaktan bütün, sağlam ve istikrarlı duygular yaşamaya doğru bir değişim gösterir.
Beşinci çakra, boğaz bölgesindedir ve kişinin doğrudan iletişim kurma becerisi ile ilgilidir. Burası gerçeği yansıtmanın merkezidir.
Altıncı çakra, Ajna çakra ya da üçüncü göz noktası olarak ta bilinir ve iki kaşın arasında yer alır. Hipofiz bezine karşılık gelir ve bilgi, bilgelik ve kişinin sezgi gücünün
gelişimi ile ilgilidir.
Yedinci çakra, Shashara ya da onuncu kapı olarak da bilinir ve başın tepe noktasında, yeni doğmuş bir bebeğin başında yumuşak olan bölge diye bilinen noktada yer alır.
Bedendeki yönetici bez olan epifiz bezine karşılık gelir ve kişinin kendini tanıması, birliği ve tüm evreni deneyimleme ile ilişkili bulunur. Burası kişinin zaman, mekan ve
nedeninin ötesine geçebildiği sınırlandırılmışlığın ülkesidir.
Çakraları temizleme ve canlandırmanın yolları
Çakraları açmak, benliğe, yaşama ve Tanrı’ya doğru bir yolculuğa çıkmaktır. Bir insan olarak sahip olduğumuz tüm potansiyeli açığa çıkarmanın holistik bir yoludur.
Doğayı yaşamak: Doğa, çakraların temizlenmesi, uyumlu hale getirilmesi ve canlandırılması için sayısız imkan sunar. Güzel manzaralar, sular, hayvanlar, bitkiler ve
çiçekler, üç alt çakranın titreşimlerine karşılık gelir, onları güçlendirir, destekler. Gezegenimizin güzelliği, bu çakraların, şimdi ve burada ifade edilmesine ve kararlı hale
getirilmesine yardım eder. Işık ve renkle sürekli değişen gökyüzünün üç alt çakra üzerinde genişletici ve yükseltici bir etkisi vardır ve üç üst çakranın işlevlerini geliştirir.
Gökyüzünün ve yeryüzünün güzelliği, özel titreşimleriyle, kalp çakrasındaki sevgiyle birleşir.
Doğayı yaşadığımızda bunu iç huzuru, açıklık ve cömertlikle yapın. Bu sizi, iyileştirici, genişletici ve destekleyici tüm etkilere açacaktır.
Özel bir doğa deneyiminin çakranızdaki etkisinin farkına vardığınızda, dikkatinizi ona yöneltin ve içinizde uyanan duygulara teslim olun. Çünkü, doğanın söz konusu çakra
üzerindeki saflaştırıcı ve canlandırıcı etkisi bu şekilde ortaya çıkar.
Ses terapisi: Ses, işitilebilir, titreşimlerden oluşur. Eğer işitme duyumuz tüm frekansları algılama yeteneğine sahip olsaydı, çiçeklerin, çimenlerin, dağların ve vadilerin
müziğini, gökyüzünün ve yıldızların şarkısını ve bedenimizin senfonisini duyabilirdik.
Modern bilim, mistiklerin ve eski kültürlerin bilge insanlarının bildiklerini ve insan bilincini genişletmek için kullandıkları yöntemleri doğruluyor;yaşam temel olarak sesten
oluşuyor. İnsanı ve yaşamı dünyaya o getirdi ve varoluşun devamını sağlıyor.
Bilimsel bulguların da ispat ettiği gibi evrendeki tüm parçacıklar, tüm ışıma şekilleri, tüm doğal kuvvetler ve tüm bilgi, müziksel yapılarla, frekanslarla ve kalıplarla
belirleniyor.
Örneğin, oksijen atomunun protonları ve nötronları minör gamda titreşirler. Işıktan ve maddeden klorofil oluştuğundan, her çiçek ve her çimen tanesi melodilerini
söylerler ve şarkıları uyumlu bir bütün oluşturur. Bu olmasaydı birlikte büyüyemezlerdi.
Eğer sizi rahatlatan ve sakinleştiren bir müzik parçası varsa bilincinizi genişletirken, herhangi bir terapi şeklinde bu müziği fon müziği olarak kullanın. Ayrıca dans
etmenizi de öneririz. Bir kez çakralar boyunca müziksel yolculuğunuzu ayarladıktan sonra, istediğiniz zaman onun müziğiyle dans edebilirsiniz. Bu dans tüm düzeylerdeki
yaradılış dansıyla bütünleşmenizi sağlar.
Ses terapisinde kullanılan mantralar:
LAM: 1. Çakra için
VAM: 2. Çakra için
RAM: 3. Çakra için
YAM: 4. Çakra için
HAM: 5. Çakra için
KSAM: 6. Çakra için
OM: 7. Çakra için
http://pic1.resimupload.com/r2/thumb_549563897.jpg
Renk terapisi: Renkler görünen seslerdir. Fakat frekanslarını kulaklarımızla algılayamayız. Onları algılamamız için doğa başka bir araç yarattı: Gözleri. Farkında olsak ta
olmasak ta renklerin özel titreşimlerinin üzerimizde güçlü bir etkisi vardır. Denizin, gökyüzünün mavisi, ormanın yeşili, çölün sarısı, doğan ve batan güneşin değişen
renkleri hep titreşimleriyle bizi etkiliyor.
Giysilerimizin, hatta iç çamaşırlarımızın renklerinin bile önemli etkileri vardır. Eğer özellikle 1. çakrayı aktive etmek istiyorsak kırmızı külot, çorap, eşofman giymeliyiz.
Eğer sürekli bir güçsüzlük ve enerji eksikliği hissediyorsanız kırmızı duvar kağıtları, perdeler ve kırmızı çiçekler işe yarayacaktır. Kanımızın rengi ile bir volkandan
fışkıran ateşin renginin aynı olması rastlantı değil.
2. Çakranın rengi olan portakal rengi sevgi belirtilerine yol açar ve bizi mutlu eden, daha zarif bir şehvet duygusunu uyandırır. Kalp çakrasını faaliyete geçirmek
istiyorsak mümkün olduğu kadar çok yumuşak pembe kullanmalıyız. Evimizi, işyerimizi pembe çiçeklerle donatabilir, pembe giysiler giyebilir, pembe ampuller
kullanabiliriz.
Kısaca, çakraların ilgili renklerini kullanarak vücudumuzun ilgili bölgelerini faaliyete geçirebiliriz. Gökkuşağını kullanarak mutlu olabiliriz, verdiğimiz örnekleri sizler de
yaratıcılığınızla çoğaltabilirsiniz
Değerli taş terapisi: . Bildiğiniz tüm gelişmiş uygarlıklar, değerli taşları sadece güzellikleri için değil aynı zamanda da şifa vermek ve ahenk yaratmak amacıyla da
kullanmışlardır. Değerli taşlar milyonlarca yıl süren etkilerle toprakta oluştular, insan onları, en mükemmel şekilleriyle keşfedip gün ışığına çıkarmadan önce, bir arınma,
temizlenme ve saflaştırma sürecinden geçirirler.
Yakınınızda bir değerli taş bulundurduğunuzda, içinizde bir titreşim doğar. İçinizde tıkanmış ya da bozulmuş durumda bulunan tüm güçler ve nitelikler, değerli taşların
titreşimlerine cevap verirler. Ve böylece uyanarak asıl şekillerine kavuşurlar.
Çakra terapisi için her zaman en iyi kalitede değerli taşları kullanmalısınız. Taş ne kadar temizse ve yapısı ne kadar safsa yaydığı enerji de o kadar saf olacaktır. Değerli
taşları kullanmadan önce temizlemelisiniz: Taşları birkaç saat akar suda temizlemek, su ve deniz tuzu kullanmak gerekir.
Ayrıca bu temizlikten sonra güneş ışığı almalarını sağlamakla da enerji yüklenmiş olurlar.
Her çakranın rengine uygun taşları kullanabildiğiniz gibi tüm çakralar için yalnızca kaya kristallerini de kullanabilirsiniz. Çünkü kaya kristallerini saf, beyaz ışığı 7 çakraya
karşılık gelen 7 rengin enerji potansiyelini taşıyor. Bu yüzden bir kaya kristali tüm çakraları uyarır ve tüm enerji sistemini uyumlu hale getirir.
Aroma terapi: Hoş bir şeyi kokladığınızda doğal olarak üzerimizde canlandırıcı bir etkiye sahip olan bu aromatik, yaşam verici kokuyu ciğerlerimize doldururuz. Kötü bir
kokuyla karşılaştığımız zaman da içgüdüsel olarak, bu sağlıksız ve yanlış şeyin içimize girmesini engellemek için nefesimizi tutarız.
Eskiden kralların, rahiplerin ve kutsal varlıkların huzurunda tütsü yakma adeti vardı. Belki de en eski aroma terapisi olan tütsü yakma, çeşitli hastalıklardan kurtulmak
için de kullanılırdı. Özellikle bazı belirgin kokular kötü ruhları uzaklaştırmak, tanrıların sevgisini kazanmak için kullanılıyordu.
Aromatik nesnelerin bir odanın atmosferini nasıl değiştirdiğini, bizi dinlendiren ve adeta yükümüzü hafifleten bir iklim yarattığını daha önceden yaşamış olabilirsiniz.
Böyle hallerde olayları daha açık bir şekilde görürüz, ruhumuz şeffaflaşır. Çevremizi daha yüksek bir düzeyde algılar, baskı ve telaştan uzaklaşırız.
Örneğin, tatlı kokan tüm çiçek yağları her çakra için tavsiye edilir, fakat sakral çakra üzerinde özellikle uyum sağlayıcı bir etkisi vardır. İç göz çakrasını dinlendirmek için
lavanta uygundur. Biberiyenin, kök çakra üzerinde uyarıcı etkisi vardır. Tavsiyeleri uygularken esansların sizde ve sezginizde uyandırdığı duyguları izlemeniz en iyisidir.
Nefes teknikleri: Sanskrit metinlerinde geçen pranayayı hepimiz biliyoruz. Prana, nefes ya da evrensel kozmik enerji şeklinde çevrilebilir. Nefes yoluyla, onsuz hiçbir
yaratılışın var olmayacağı hayat enerjisi bağlantı kuruyoruz. Burada nefes alıp vermenin, yani çoğu zaman, önemsenmeyen fakat evrensel bir anlamı olan bu sürecin
boyutlarını bilincine varıyoruz. Doğu geleneklerinde nefes basit bir hava giriş çıkışı işleminden farklı görülür. Dünyadaki tüm insanlar aynı gaz karışımını içlerine çekiyor
olsalar bile nefes alıp vermenin yolları da önemli bir etmendir. Çakralar üzerinde de yaratılabilecek olan bu etkinin uzun bir geçmişi var. Şimdi size çok etkili olan ve
herkes tarafından uygulanılabilen basit bir çakra terapisi anlatmak istiyoruz.
Yere uzanıyoruz veya sırtımız dik bir şekilde oturuyoruz. Birkaç dakikalık sükunetten sonra sakin ve düzenli bir şekilde nefes almaya başlıyoruz, tercihen burundan. Sonra
nefes alıp verirken havayı içimize çekip çakralara yaydığımızı hayal ediyoruz. Dikkatimizi kök çakrasına veriyoruz ve onunla nefes aldığımızı hayal ediyoruz. Yaşam verici
prananın huzurla içeri akmasına ve yine acele etmeden dışarı çıkmasına izin veriyoruz. Buna 3-5 dakika kadar devam ediyoruz ve sonra sıradaki enerji merkezine, 2.
çakraya geçerek, yine aynı şekilde onunla nefes alıp veriyoruz. Bu şekilde her birine 3-5 dakika ayırarak taç çakrasına ulaşıyoruz. Dikkat edilmesi gereken nokta, bilincin
her zaman çakra ile birlikte olması ve onunla nefes alıp vermeniz.
Bu basit egzersizi yapan herkes, kendisini uyumlu ve dengeli, sonrasında da enerji dolu hissediyor.
Dinamik çakra nefes tekniği egzersizini de deneyebilirsiniz. Burada yavaş yavaş değil hayal gücünüzü de kullanarak güçlü ve hızlı bir şekilde, çakralardan nefes alıp
veriyorsunuz. Söylenmesi gereken şudur ki bu özel enerjetik soluma biçimini uygulayan insanın içinde, büyük bir ateşi kıvılcımlandırması için çaba ve çalışma gerekir.
Nefes teknikleri, çakraların enerji potansiyelini uyarır ve uyumlu bir hale getirirler. Fakat mümkünse yetkin bir öğretmenin rehberliğinde uygulanmalıdır.
Hangi yöntemi uygularsanız uygulayın, her defasında gösterilen çabaya değecektir.
Minik Yöntem: Çakralarınızın bir çeşit tıpa ile kapalı olduğunu düşünün . içinize büyük bir nefes çekin ve bi an nefesinizi tutun . o basıncı hissedeceksiniz . bu basınçla
çakralarınızdaki tıpaların açılacağını düşünün ve o sesleri aklınızda canlandırmaya çalışın .
14-10-2009, 09:21 #10
Cevap: Çakralar ve Çakra açmak KEREVİZ
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor.
Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı
pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor:
“Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor.
Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”
---------------------------------------------------------------------------------------
İkinci Çakra : Yumurtalık , Prostat ve testis ile üreme organlarına bağlıdır.
ayrıkotu
Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki tas ve kumları
düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür.
badem
Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
katırtırnağı
İdrar ve balgam söktürür. Hazmı kolaylaştırır. Böbrek ve safrakesesi taşlarının düşürülmesine yardım eder. mesane hastalıklarını tedavi eder. Romatizmada faydalıdır.
Kabızlığı giderir. Kalp hastalıklarında kullanılır.
----------------------------------------------------------------------------------------
Üçüncü Çakra : (Solar Phlexus) Sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, pankreas ve otonom sinir sistemini etkiler.
VİŞNE SUYU
Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunur. Ateşi düşürüp susuzluğu gideren vişne suyu, ateşli hastalıklardan sonra asitleşen
kanı temizlemeye de yardımcı olur. Susuzluğu giderdiği gibi, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasında da etkin rol oynar. Mide ve karaciğerin düzenli olarak
çalışmasını sağlar.
Ayrıca, diyareyi keser ve idrar söktürücü özelliği vardır.
KAYISI SUYU
Grip ve soğuk algınlığına karşı bir başka silahımız olan kayısı, içerdiği A, B3 (Niasin) vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor sayesinde bağışıklık sistemini
güçlendirir kansızlığa iyi gelir, kan yapımına yardımcı olur ve sinirleri gevşetip uyku getirir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine
faydalıdır. Kayısı, doğal lif açısından çok zengin bir meyvedir. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kayısıda bulunan betakaroten ise,
kanserin, özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcı olur.
ŞEFTALİ SUYU
Şeftali içerdiği A, B3 (Niasin) ve C vitaminleriyle, folik asit, betakaroten, potasyum ile gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. Vücutta A vitamini
oluşturan temel madde olan betakaroten, şeftalide çok zengin miktarda bulunur. Ayrıca antioksidan özelliği ile toksit maddelerin vücuda vereceği zararları önler. Sinir
sistemi üzerinde olumlu etki yapar, uykusuzluğu giderir. Sindirim sistemini çalıştıp hazmı kolaylaştıran şeftali aynı zamanda böbreklerin ve safra kesesinin düzenli
çalışmasını sağlar ve iyi bir idrar sökücüdür.
DOMATES SUYU
Domates içerdiği C ve E vitaminleri, potasyum ve diğer mineralleri ile, insan sağlığı için oldukça yararlı bir sebzedir. Domates suyunda bol miktarda bulunan C vitamini
ve bir antioksidan olan likopen, grip virüsüne karşı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu grip ve nezleden korur. Ayrıca likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı
koruyan bir maddedir. Hazmı kolaylaştırıcı ve vücudun su tutmasını önleyici özelliğe sahiptir. Kan basıncının düşürülmesinde de etkilidir. Bir bardak domates suyu ve bir
adet çiğ yumurta ile hazırlanan karışım fazla miktarda sistein içerir ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasını hızlandırır.
------------------------------------------------------------------------------------
Dördüncü Çakra : (Kalp Çakrası) Timus bezine bağlıdır, kalp, göğüs, kan ve dolaşım sistemini etkiler. Timusu uyarmanın üç basit yolu var:
Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek.
Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor.
Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor.
1993 yılında California Üniversitesi’ nde Dr.Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete
geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.
Timusu uyarmanın ikinci yolu iki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.
Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. (Allah zikri bu bicimde yapılıyor)
Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin
küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş.
Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.
Önemli olan;
Hayatta en çok şeye sahip olmak değil,en az şeye ihtiyaç duymaktır.
--------------------------------------------------------------------------------------
Beşinci Çakra : (Boğaz Çakrası) Tiroid bezine bağlıdır, duygu ve düşüncelerimiz boğaz çakrası yardımıyla rahatça ifade edilir.
Tiroid hormonları, vücudun bütün metabolik faaliyetlerini, ısı ayarını, oksijen kullanımını , büyüme ve gelişmeyi kontrol ederler.
İyot tiroid bezinin görevini yerine getirmesi için gereklidir. İyot vücuda su ve gıdalarla alınır.
-----------------------------------------------------------------------------------------
Altıncı Çakra : (Üçüncü Göz) Tüm varoluşun sezgisel kavrayışı burada olur.
Polen insanlarda SİNİRLİLİĞİ ORTADAN KALDIRIR. İnsanı rahatlatır Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın
bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır. “Polen, hayatın
sırrı olan RNA ve DNA doludur. Uzun zamanlı hafıza, kromozonların yapısına giren RNA’ ya bağlıdır. RNA’sız beyin taşıyan insan, kendi adını bile hatırlayamaz. Polen
ZEKA’yıda arttırmaktadır “BEYİN YORGUNLUĞU ve AŞIRI SİNİRLİLİĞİN çok görüldüğü entellektüel hastalarda, miyokard enfaktüsü ve kalbin KRONER DAMARLARININ
TIKANMASI’nda polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor
taze polenin faydaları1.Polen kansız insanlar için faydalıdır. A1yuvar sayısını %25-30, hemoglobini % 15 oranında yükseltir.
2. Polen içerdiği antibiyotiklerle en inatçı bağırsak iltihaplarını iyileştirir.
3. Polen vücudumuzu zinde tutar.
4. Sporda yüksek performans sağlar.
5. Aşırı yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği giderir.
6. Kabızlık ve bağırsaktaki tıkanmaları ortadan kaldırır.
7. İnsanlardaki aşırı sinirliliği ortadan kaldırır. İnsanı rahatlatır.
8 İnatçı ishalleri tedavi eder.
9. Polen kabızlığı önleyerek hemoroidi iyileştirir, .
10. Görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olaylarda görme yeteneğini artırdığı saptanmıştır.
11.Polenin saç sayısını artırdığı ve saçın dökülmesini önlediği tespit edilmiştir.
12. Polen prostat hastalarında iyileştirici etki yapar.
13. Polen gelişmeyi ve büyümeyi hızlandırır.
14. Polen kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.
15. Polen hücre yenileyicidir. Kanser tedavisinde destekleyicidir.
16. Yüksek tansiyon ve soğuk algınlığında etkilidir.
17. Son yıllarda hayvancılıkta yarış atlarının, balıkların, iyi ötmeyen kafes kuşlarının, civciv ve tavukların aktivitesinin, verimliliğinin, hızlı gelişmesinin ve sindirim
kolaylığının sağlanmasında kullanılmaktadır.
18. Polen. düşünme yeteneğini artırır.
19. Kısa sürede kişileri enerji ve canlılığa kavuşturur.
20. Deri göz kapağı iltihaplarını önler.
21. Sinerjik etki ile vücut dayanıklılığını artırır ve enerji verir.
22. Hastalıktan kalkanları kısa sürede eski enerji ve canlılığa kavuşturur.
23. Acıktıkça polen yenilerek desteklenen diyetlerle çok rahat kilo verilebilir.
24. Yemekten yarım saat önce alınan polen, alınan gıdalardan tam faydalanmayı sağlar ve kilo aldırır
Yedinci Çakra : (Tepe Çakrası) Benliğimizin saf oluşunu, sınırsız bilinci burada hissedebiliriz.
Yaşam enerjisi fiziksel bedene, Çakra, Nadi ve Meridyenler vasıtası ile akar. Yaşam enerjisi vücuttaki organları ve hücreleri besler. Çakralarda blokajlar oluşup akış
kesildiği zaman bedendeki salgı bezleri ve onlara bağlı organlar, fonksiyonlarını tam olarak yapamazlar ve fiziksel bedenimizde hastalıklar oluşmaya başlar.
Kızılcık;
Kızılcık, sonbaharın habercisi olan bir meyvedir. Eylül ve ekim aylarında meyvelerini verir, havalar iyice soğuduğunda ise sessizce yapraklarını dökerek tohuma çekilir.
Karadeniz'de ve İstanbul'un Karadeniz'e yakın yamaçlarında kızılcık bol miktarda yetişir. Ağustos sonunda açan çiçekleri sarı, meyvesi ise koyu kırmızı renktedir. Tadı ekşi
ve mayhoştur. Yararları saymakla bitmez! Meyvesi, yaprağı, ağacının kökü, gövdesi, kabuğu tümüyle şifalıdır. Bu köşeye neden konu olduğunu soracak olursanız, kızılcık
en önde gelen anti- aging gıdalardan biri olduğu için, dikkatinizi çekmek istedim. * Antioksidan etkisi: Kızılcıkta bol miktarda flavanoid (izoflavon), karotinoid ve müthiş
bir antioksidan olan melatonin bulunur.
İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan İzafet.com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. İzafet.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde İzafet.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve Avukatlarımız size dönüş yapacaktır.

Cevapla