İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz   Siz Sorun Biz Cevaplayalım!

Eylul 1922- EGE YANIYOR

Osmanlı Tarihi kategorisinde Eylul 1922- EGE YANIYOR konusu , 9 EYLÜL-EGENİN KURTULUŞU VE SONRASI Batı Anadolu Yunan Kuvvetleri çekilirken çok büyük kayıplara uğradı. Dünyada hiçbir Orduda mevcut bulunmamasına rağmen Çekilen Yunan birliklerinde daha önceden oluşturulmuş olan özel “yakma ekipleri” ...


Geri Git   İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz > Türkiyem > Tarihimiz > Osmanlı Tarihi

Üye Ol FlashChatBloglar Üye Listesi Forumları Okundu İsaretle
  reklam2 

 
LinkBack Konu araçları Gösterim Modları
Eski 01-12-2008, 20:15   #1 (permalink)
Star Eylul 1922- EGE YANIYOR

9 EYLÜL-EGENİN KURTULUŞU VE SONRASI

Batı Anadolu Yunan Kuvvetleri çekilirken çok büyük kayıplara uğradı. Dünyada hiçbir Orduda mevcut bulunmamasına rağmen Çekilen Yunan birliklerinde daha önceden oluşturulmuş olan özel “yakma ekipleri” bu dönemde en başarılı Yunan askerleri olarak faaliyet gösterdiler. Deniz’e kadar bütün Türk şehir ve kasabaları büyük bir soykırıma uğratıldı ve yakıldı. Uygulanan taktikler hep aynı idi. Şehir veya kasaba Yunan ve yerli Rum askerleri ile kuşatılıyor orada yaşayan gayrimüslimler tahliye ediliyor. Türkler Cami samanlık okul gibi kapalı yerlerde toplanıyor veya evlerinden çıkmama talimatı alıyor askerler /çeteler evlere dalıp altın gümüş ve namus gibi değerlerden istediklerini alıyor ve evleri gaz dökerek tutuşturuyorlardı. Şehirden çıkmak isteyenler kurşunlanıyor ve alevler içinde kalmaya zorlanıyordu. İzmir’e Mustafa Kemal Paşa ile röportaj yapmak için gelmiş olan ve orada bulunan gazeteci ve yazarlardan Halide Edip (Adıvar) Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) Ruşen Eşref (Ünaydın) Asım Us ve Falih Rıfkı (Atay) İstanbul’a dönüşlerini Batı Anadolu üzerinden Bursa’ya doğru yaptılar. Bu yazarlar gördükleri yıkım ve felaketleri “İzmir’den Bursa’ya” adlı bir kitapta topladılar. Falih Rıfkı Atay’ın izlenimlerinden bir bölüm şöyledir: “Henüz çürümeyen cesetler ve neredeyse henüz tüten yangınlar içinden geçiyorduk. Yanıp külleri savrulan Manisa’ya cetlerimizin şehrine iki eli böğründe bakakaldık. Yunanlılar çekilişlerinde yok edici bir Tahrip yapmışlardı. Yanmayanlar vakit bulup da yakamadıkları yaşayanlar fırsat bulup da öldüremedikleri idi. İki millet arasında yalnız birinin arta kalacağı bir boğazlaşma geçmiş olduğunu görüyorduk.

Yunanlılar Batı Anadolu’yu Türkler için oturulmaz bir çöle çevirmek istemişlerdi...”

(1) Tahmin edileceği gibi batılı yazar ve gazeteciler bu olaylara asla temas etmemekte dikkatleri Yunan kaçışı ve İzmir Yangını üzerine yoğunlaştırmaktaydılar. “İzmir yangınını kim niçin çıkarmıştır” sorusu yıllarca tartışıldı.


(2) Richart Reinhart İzmir’in külleri adlı romanında olayların arifesinde Ermenilerin durumunu şöyle anlatıyor: “Ermeniler dehşet içindeydiler. Ermeniler el bombaları ve asit şişeleriyle silahlı İzmir’e dolmuşlardı. Cepleri mermi doluydu Siyahlar giyinmiş Ermeni kadınları dinamit taşıyor erkek çocuklar duvarların dibine gaz yağı tenekelerini yerleştiriyorlardı. Kırmızı kukuletalı Şeytan söylevine devam etti.—Kalemiz burası bizim. Hz. İsa’nın kılıcı koruyacak bizi. Bizleri buradan atmağa kalkacak olurlarsa bizlerle birlikte onlar da yanacaklar.Ve kalabalık: “Yakacağız onları! Yakacağız” diye tekrarladı.”


(3) Ereskoviç adındaki bir gözlemcinin anılarından naklen Mustafa Turan yangın olayını şu şekilde anlatmaktadır. “Büyük yangın 13 Eylül 1922 sabahı Ermeni mahallesinden çıkmıştır. Ermeni kilisesi yakınındaki bir evden çıkan yangın hızla yayılmıştır. Aynı zamanda Ermeni kilisesinde de yangın çıkmış bunu Basmahanedeki bir Ermeni’nin evinde çıkan yangın sonra da Soğuk çeşme karşısındaki diğer bir Ermeni’nin evinde çıkan yangın izlemiştir. Bu sırada Ermeni mahallesinin en az 25 yerinde yangın çıkmıştır. İtfaiye ekipleri Asya Dimitri mahallesindeki evlerin korunmasına çalıştıkları sırada Peştemalcıbaşı’nda yangın çıkmış ve şehrin her tarafını sarmıştır.”


(4) Olayda Ermenilerin ilişkisini belirleyen önemli bir başka husus “İtfaiye birliklerinin çalışmasını engellemek için birçok Ermeni’nin itfaiye birliklerinin üzerine ateş açması”dır.


(5)Biz İzmir yangınını sadece “bütün ümitleri tükenmiş ve ülkeden kaçmaya hazırlanan” Ermenilerin geride işe yarar hiçbir şey bırakmama arzusu sonucuna bağlamak istemiyor aynı amacı taşıyan işgalci Yunan Gücü’nün oynadığı son perde –yıkım operasyonunun bir parçası olduğuna inanıyoruz. Aşağıdaki satırlar 9 Eylül’den kısa bir süre sonra İzmir’e gelen ve oradan da Ankara’ya kadar gidip liderlerle görüşen bir İngiliz gazete muhabiri Grace Mary Ellison’un anılarından alınmıştır. “Manisa’daki 14.000 evden 13.000’i yanmış 1.000 kadar sağlam ev kalmış Alaşehir’de 4.800 evden sadece 100 kadar evin kaldığı görülüyordu.”


(6) Camilere doldurulup yakılmış insanları gördükçe Bayan Ellison isyan eder: “Fransa’da buna benzer yıkılmış yerlerin bulunacağını bana iddia edemezsiniz. Ben Fransa’nın savaş sırasında her yerini gezdim. Orada insanlar bir köy yıkılmışsa ötekine göç edebiliyorlardı. Evet Almanlar da orada çok yıkım yaptılar bunu küçümsemiyorum. Ama onlar hiçbir zaman kadınları ve çocukları ateşe vermek için kiliseye sokmadılar. Köylerin toptan yakılması davarların öldürülmesi normal savaş kurallarından sayılmamalı. Kadınların boğazlarının kesilmesi Yunanlıları uygarlığın çok dışına çıkarmıştır.”


(7) İngiliz gazeteci bu vahşet haberlerinin batı basınına duyurulmamasından sansürden de şikâyetçidir. Ankara’dan Bursa’ya gelirken yanında bir Amerikalı gazeteci ile yolda gördükleri karşısında kızgınlığa kapılırlar. “Arabamız geçtiğimiz köylerdeki yıkıntılardan Yunanlıların barbarlığından söz ederken arkadaşımın sıkıntıları patlama derecesine geliyordu. “Biz dürüst davranmadık” diye bağırdı. “Ben ne Yunanlıyım ne de Türk taraflısıyım. Ve şu anda Hıristiyanlıkla da işim yok. Fakat bu gördüklerimiz hakkında ses çıkartmayışımızı anlayamıyorum. Siz ve ben acele edelim. Bir değişiklik olarak biraz gerçeği yazalım!” Ona bir şeyler yapılmasına hiç olmazsa Ankara hakkında gerçeklerin biraz bilinmesine boşuna çalıştığımı söyledim. Eğer yazılarımda Yunanlıların yaptığı mezalime ait bir kelime varsa yazı işleri müdürünün makası hemen işe koyuluyor ve gerçekler söylenmemiş ve duyulmamış olarak kalıyordu.”


(8) “İstanbul’da Amerikalı ve İngiliz özel muhabirleri birkaç casus aracılığı ile dedikodu ve kulak dolması sözleri bir araya getirip (dış dünyaya) gönderdiklerini içtenlikle itiraf etmişlerdir... İstanbul’da yabancı basın mensupları Rumlardan para alıyor her gazete muhabirinin Yunanlılar tarafından para desteği gördüğünü öğreniyorum.”


(9) Ünlü yazar Ernest Hemigway de bu gruba dâhildir. Batıya Yunan ve Ermeni cinayetleri konusunda bir tek kelime duyurmadığı halde yazılarında Yunanlıların kaçışı sırasında gördüklerinden “Hıristiyanlık adına” acı duyduğunu Trakya’dan göçen Rumlarla birlikte yürüdüğünü dramatik bir şekilde anlatacaktır.


(10)Özetlemek gerekirse İzmir’e doğru ilerleme ve çekilme çok süratli olmuştur. Buna rağmen Yunan Ordusu Ege’yi baştan aşağı yakmış yıkmış sayısız cinayet ve tecavüz suçu işlemiştir. 9 Eylül’den bir gün dahi geçmeden İzmir de yanmaya başlamıştır. Günümüze kadar İzmir’i yakma sorumluluğu üzerinde değişik spekülasyonlar yapılmış ve hatta suç Türk ordusuna yüklenmeye çalışılmıştır. Biz bu konuda hiçbir yorum yapmadan Manisa’yı Alaşehir’i Salihli’yi Bursa’yı Bandırma’yı ve diğer köy ve kasabaları kim yakmışsa yıkım onun eseridir demekle yetineceğiz.
11 Ekim 1922 günü İsmet Paşa General Harington General Charpy ve General Manbelli arasında imzalanan Mudanya mütarekesi ile savaş dönemi kapanmış oldu. Mustafa Kemal daha Ankara’ya dönmeden Ankara ve İstanbul’da bazı kişiler “Yunandan kurtulduk bakalım Mustafa Kemal’den ne zaman kurtulacağız” demeğe başlamışlardı.


(11) Çünkü onlar politika istiyorlar vazifelerinin “politika yapmak” olduğunu iddia ediyorlardı. Mustafa Kemal bir keresinde onlara karşı kesin tavrını koymuş ve “Hayır efendiler bizim vazifemiz politika yapmak değildir. Topraklarımızdaki düşmanları süngümüzle boğmaktır. Bunu yapmazsak politika manasız bir laftan ibaret kalır”


(12) diye gerçeğe davet etmişti. Yine ilk anlarda aynı insanların paramız yok silahımız yok ordumuz yok o halde nasıl yapacaksın?” diye karşı çıktıklarında Mustafa Kemal para olacak ordu olacak bu milletin istiklali kurtulacak cevabını vermişti.


(13) Şimdi bütün sözleri kehanet gibi gerçekleşmişti ama yine de bir kenara çekilmeli bundan sonrasını politikacılara bırakmalıydı. O bir askerdi ve politikanın inceliklerinden pek anlamazdı. Amma bundan sonra ülkenin kaderi tamamen bu politikadan anlamayan! askerlerin avuçları içinde idi ve onlar ulusa topluma devlet yapısına kendi arzu ettikleri ve en doğru bildikleri biçimi vereceklerdi.

Tıpkı savaş gibi barış içinde yıllardır düşledikleri an gelmişti ve o anda herşeye hazırladılar.


Zaferden sonra siyasi gelişmeleri özellikle İngiliz Hükümeti’nin dünyayı yeni bir Haçlı seferine davet eden davranışlarını Mustafa Kemal İzmir’den izliyordu. Başvekil Rauf Beyle Dışişleri vekili Yusuf Kemal Bey’ler de İzmir’e geldiler.


(14) İtalya’dan dönen Fethi Bey’de İzmir’e gelerek Mustafa Kemal Paşa’nın grubuna dahil oldu.


(15) 28 Eylül’de İzmir’e gelen Fransız Başbakanı Poincare’nin temsilcisi Franclin Bouillon’u Gazi yanında Rauf Bey İsmet Paşa Fethi Bey olduğu halde karşıladı.


(16) Bu Mustafa Kemal’in gelecekte ülkenin iç ve dış politikasında bu üç asker arkadaşının etkili roller oynayacağının bir işaretiydi.

Mustafa Kemal 29 Eylül’de İzmir’den ayrılarak 2 Ekim’de Ankara’ya geldi. O gün Ankara büyük bir çoşku içindeydi. Olayın şahitlerinden biri anılarını şöyle naklediyor:

“Gazi Mustafa Kemal Paşa Başkumandan olarak müstevli Yunan ordularını İzmir’den Akdenize döktükten sonra İstasyon-Meclis yolundan Mareşal üniformasıyla geçmişti. O zaman bu caddeden istasyona kadar halılar serilmişti muhtelif yerlere zafer takları yapılmıştı. Bütün mebuslar (her iki grubu temsilen 12 kişilik bir heyet ve isteyenler) ona karşı çıktılar. Paşa yaya olarak ilerliyordu. Ben onu stadyumun olduğu yerden doya doya seyrettim coştum ve bağırdım.”


(17)Mustafa Kemal 4 Ekim’de Mecliste ünlü zafer konuşmasını yaparken özetle verdiği sözü tuttuğunu zaferin yüce milletinin ve onun değerli temsilcilerinin eseri olduğunu belirtmiş zaferi kazanan ordu için çok samimi ifadelerle şunları söylemiştir: “Arkadaşlar! Sözlerime hitam vermeden evvel kemali iftiharla şunu arz edeyim: Bu hareketi yapan bir ordunun babalarından ve analarından ibaret olan milletimiz bütün cihana karşı en yüksek mevkii hürmeti ve mevkii izzeti kazanmıştır. Milletimiz biperva iftihar edebilir. Bu en kuvvetli şeraitle hakkıdır ve böyle bir milletin aciz bir ferdi olmakla en büyük saadeti hissediyorum”



DİPNOTLAR :

(1) Falih Rıfkı Atay Çankaya S.331 (İstanbul-1984).

(2) David Walder: The Chanak Affair S.177 ( Hutchinson of London- 1969)

(3) Richard Reinhart: İzmirin Külleri ( The Ashes of Smyrna ) S.419. ( Hürriyet Yayınları istanbul)

(4) Mustafa Turan İstirdatta İzmir Büyük Yangını S.214 220 (Nihat Atsız ve Necdet Sancar Armağanı Medrese Kitabevi Afyon-1995).

(5) Aynı Eser S.224.

(6) Grace Mary Ellison An English women in Angora S:74-75 (Hutchinson Co. London –1923): Türkçesi Bir İngiliz Kadını Gözüyle Kuvay-ı Milliye Ankarası S.69-71 (Milliyet Yayınları İstanbul –1973) Ayrıca Bknz. Bilge Umar İzmir’de Yunanlıların Son Günleri S.267-345 (Bilgi Yayınevi Ankara –1974).

(7) Aynı Eser S.7479

.(8) Aynı Eser S.123 An English Women S.260.

(9) Aynı Eser S.141.

(10) Michael Llewellyn Smith : Anadolu Üzerindeki Göz S.348 ( Hürriyet Yayınları İstanbul-
1978)

(11) F. R. Atay Babamız Atatürk s.86 (Babamız Atatürk Bayrak Atatürkçülük Nedir?Atatürk Ne İdi? Bateş A.Ş. İstanbul- 1980)

(12) Aynı eser s.77

(13) Aynı eser s.78

(14) Şevket Süreyya Aydemir Tek Adam-3 s.25 (Remzi Kitabevi İstanbul- 1966); David Wolder The Chanak Affair s.243-282 (London-1969)

(15) Cemal Kutay : Fethi Okyar Üç Devirde Bir Adam s.324 (İstanbul-1978)(16) Ş.S.Aydemir Tek Adam-3 s.24

(17) Enver Behnan Şapolyo : Mustafa Kemal ve Milli Mücadelenin İç Alemi s.170-171 ( İnkılap ve Aka Kitabeviİstanbul- 1967)

(18) Söylev ve Demeçler-I s.265-287 ( TTK Ankara- 1989)(19) Aynı eser s.286

Dr. M. Galip Baysan

Alıntı Kaynak; AkademikTarih - Eylul 1922- EGE YANIYOR

Son Düzenleme sienpi tarafından 01-12-2008 20:20 de yapıldı..
sienpi kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-12-2008, 10:10   #2 (permalink)
Standart Izmir'i kim yaktı

İzmir'i kim yaktı? İşte bu sorunun cevabı


Tıklayınız; 56. Sayı - İzmir'i kim yaktı? - Yaşar Aksoy


Syn. Yaşar AKSOY tüm detaylarıyla kanıtlarıyla fotoğraflarıyla inceleyiparaştırıp bu olayı kitap haline getirmiş

Halen izmirin yakılması ile ilgili kafası karışık arkadaşlara tavsiye ederim bu kitabı.kitabın ismi; Ateşin Gelini (13 Eylül 1922'de izmir'i kim Yaktı)-Yaşar AKSOY

İzmir'i kim yaktı?



İZMİRLİ yazar Karşıyaka Ankara İlkokulu'ndan 50 yıllık arkadaşım Mehmet Coral'ın heyecanla beklediğimiz “Ateşin Gelini” kitabı Doğan Kitap tarafından basıldı ve daha piyasaya çıkmadan yazarımız tarafından bana imzalı olarak iletildi.

13 Eylül 1922'de düşmandan kurtarılmış İzmir'de başlayıp birkaç gün içinde kenti küle çeviren uğursuz yangının Türkler tarafından çıkarıldığına dair son yıllarda içimizde ve dışımızda bir fesat ateşinin kaynatıldığını izliyorduk. “İzmir Soykırımı” adı altında ilerde Avrupa Birliği süreci içinde önümüze konacak olan bu mayınlı dosyayı açma cesareti gösteren Mehmet Coral'ın kitabı tam zamanında cephe mücadelesinin odağına yerleşti.

Coral yerli ve yabancı sayısız dökümandan süzülen gerçekleri Türk yanlısı ünlü Greskoviç ve Prentiss raporlarını incelemiştir. Ahmet Priştina Kent Müzesi Müdürü Ortay Gökdemir'in ele geçirdiği ve yangını Ermeni ve Rum kundakçıların çıkardığını ispatlayan 28 eylül 1922 tarihli Amiral Dumesnil raporunu da kitabında yayınlamıştır. Tüm belgeler “Türklerin kesinkes yangın olayında masum olduğunu” tam aksine Yunan saldırganların kaçarken kışkırtığı Ermeni çetelerinin bu işin biricik mesulü olduğunu işaret etmektedir.



BÜYÜK YANGIN



13 Eylül'de Ermeni Mahallesi olan Basmane'de başlayıp dört gün içinde tüm Hristiyan Mahallesi'ni yani Basmane'den denize bir dikme inersek bunun tamamen sağ tarafını şimdiki Çankaya Kültürpark Kahramanlar Pasaport Alsancak ve Punta'ya kadar olan tüm bulvarları sokakları evleri mağazaları yok eden yangın karadan denize ters esen rüzgarın şiddeti sebebiyle Osmanlı'nın en güzel şehirlerinden biri olan İzmir'i yakıp mahvetmiştir.
Daha sonra yangın bölgesinde “Cumhuriyet'in Modern İzmiri” kurulsa da yangının buruk acısı daima İzmirlinin yüreğinde için için kanamıştır. Mehmet Coral'ın yangın konusunda karşılıklı tezleri inceledikten sonra nihai tespiti şudur:
1- Yenilginin acısıyla panik halinde kaçan Yunan ordusu yolda önüne çıkan tüm Türk yerleşimlerini ateşe vermiştir. İzmir'e uğramadan Çeşme'de bekleyen gemilerine gitmiş olmalarına rağmen suikast birlikleri kendilerine işgalden bu yana destek vermiş Rum ve Ermeni unsurların yardımıyla kentte kundakçılığa girişmiş ve sonuçta İzmir'in dörtte üçünü yok eden yangını çıkarmışlardır.
2- Kenti 1915 olaylarının ve Sevr Antlaşması'yla kurulan Ermeni Cumhuriyetinin yitimi ve en nihayet büyük oranda bel bağladıkları Yunan güçlerinin hezimete uğramasının yarattığı travmayla Ermeniler yakmıştır. O mevsimde her zaman denizden esen rüzgarı hesap ederek kendilerine nasılsa yar edilmeyecek olan mahallelerini kundaklamışlardır ve bitişikteki Türk mahallelerinin de kendileriyle birlikte yok olacağını düşünmüşlerdir. Ancak rüzgarın beklenmedik biçimde yön değiştirmesi umulanın aksi bir sonuç doğurmuştur.



ÇARPICI GERÇEKLER



3- Kentin Türk mahalleleri dışında kalan kesimini savaş sonrasında oluşacak yeni ekonomik düzende ticaret ve sanayi kesiminin yabancı egemenliğinde kalmasını istemeyen ve yanan kentlerin acısını çıkarmak isteyen Türkler yakmıştır.
4- Türklerin İstanbul'dan sonra en varsıl en güzel kentleri olan İzmir'i uzun ve yıpratıcı bir savaştan sonra yeniden ele geçirdikten ve zaferin coşkusunu askeri disiplinden ödün vermez bir biçimde yaşarken kesten yakmış olmaları akla sığmaz. Kent yangınların doğal koşulların anormal boyutlarda beklenmedik değişiklikleriyle kontrolden çıkması ve önüne geçilemez bir biçimde yayılması sonucu yanmıştır.
Mehmet Coral bu tezler içinde 1 2 ve 4.cü tezlerin doğruluğu konusunda bize çarpıcı bir belge-kitap sunmuş bulunuyor. Kendisi de “İzmir'i Türkler Yaktı” tezine sıcak bakma görüşünün yayılmaya çalışıldığının altını çiziyor. Öyle ise Coral'ın dediği gibi “Kalıcı barışın egemen olması için kalıcı belgelerin içindeki çarpıcı gerçekleri” savunmaya hazır olalım!..



İKİ GÖRÜŞ



Mehmet Coral'ın “Ateşin Gelini” kitabının 276. sayfasında yanmış yıkılmış İzmir mahalleleri fotoğrafının hemen yanında iki yazarın yangın üzerine görüşleri sunulmuş. Bu iki yazardan biri benim. Hiç haberim olmadığı halde eski düşünce arkadaşım ama şimdi tamamen ayrı düştüğümüz ve İzmir'i Türklerin yaktığı iftirasını ısıtmaya çalışan Ermeni kökenli yazar Etyen Mahçupyan ile “İzmir yangını” konusunda buluşmuşuz. Aşağıda bu ilginç buluşmayı Mehmet Coral'ın kitabının 276. sayfasından okuyalım.

1- İzmir'i yakanların Yunanlılar olmadığını yangının onlar gittikten 4 gün sonra başladığını ve nedense sadece Rum ve Ermeni mahallelerini yaktığını söylemek gerekiyor. Çünkü bunları bütün dünya biliyor ve herkesin bildiğini inkar ederken başkalarından “doğru” davranış beklemenin hiçbir inandırıcılığı olmuyor. O zaman da kendi elimizle kendi burnumuza malum halkayı takıyor ipini de herkesin kullanımı için ortalığa sunmuş bulunuyoruz.(Etyen Mahçupyan “Burnumuzdaki Halka” Zaman Gazetesi 11.6.2006)

2- İzmir Emperyalizmin desteğindeki “İhtilalci Ermeni Taşnak Çeteleri” tarafından yakılıp yıkılmıştır. Bu suçu unutturup faturasını benim torunlarıma çıkartacak Batı Emperyalizmi destekçisi içimizdeki işbirlikçi çevrelerle kocaman ve şanlı bir meydan savaşımız olacak istikbalde. Bunu hissediyorum. Bu bilimsel savaşta halkımızın en önünde kahramanca tıpkı İzmir'in İşgali'nde ilk kurşunu atan Şehit Gazeteci Hasan Tahsin ruhuyla çarpışacağız. Aksi takdirde Dokuz Eylül hatıraları bizi affetmez! (Yaşar Aksoy “İşgalden Kurtuluşa İzmir” s.95 Cumhuriyet Gazetesi Eki Eylül 2007)





KARA ŞEYTAN



Türk Ordusu'nun 30 Ağustos 1922 zaferinden sonra Yunan ordusu İzmir'e doğru kaçmaya başladı. Bu ordunun 5/42. Evzon Tümeni Komutanı ve kötülükleri efsane haline gelmiş olan “General Nikolaos Plastiras” Türk köylerini kasabalarını şehirlerini ateşe vererek ekinleri hayvanları doğayı ve üzerindeki tüm Müslümanları yok ederek İzmir'e ulaştı. İşgal döneminde ve bozgun günlerinde de aynı vahşeti gösteren bu caniye Yunanlılar “Kara Süvari” (O Mavros Kavalaris) Türkler “Kara Şeytan” derlerdi. Komuta ettiği birliğe ise “Şeytanın Ordusu” ismi takılmıştı. Yunanlıların geri çekilirken oluşturdukları “Yakma Timleri” veya “Kundakçı Müfrezeleri” onun eseriydi.



GENERAL TURKOM



Bölgede Kara Şeytan'a tıpatıp benzeyen bir “yangın meraklısı” daha vardı. Yunan Orrusu Ege'yi işgale başladığında “Ermeni Gönüllü Ordusu”nu kurup başkomutanlığana oturan Ermeni “General Turkom” örgütlediği “Kara Bölükler” isimli Ermeni çetecilerini vahşet zulüm kundakçılık yangın çıkarıp yayma Türk katliamı konularında özel olarak eğitmişti.

General Turkom'un Kara Bölükleri Yunan ordusu geri çekilirken onun peşine takılıp tüm Batı Anadolu'nun yanıp yakılmasında büyük rol oynadı. Yunan Genelkurmayı ordularına Anadolu'yu terk etme emri verdiğinde General Turkom “Siz İzmir'i Türklere bırakarak kaçın. Biz ancak öldükten sonra Türklere bu şehri teslim edeceğiz” demişti.

Türk askeri şehri varmadan çok önce İzmir'e gelip Krames Palas'a yerleşen ve Ermeni mahallesinde yangın timlerini oluşturan “General Turkom” ve “Kara Şeytan Plastiras” Yaşar Aksoy'a göre İzmir Yangını'nın 1. numaralı sanıklarıdır.







Kaynak; http://www.egelife.com/index2.php?op...3&pop=1&page=0


Son Düzenleme sienpi tarafından 02-12-2008 10:17 de yapıldı..
sienpi kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-12-2008, 14:31   #3 (permalink)
Standart Cevap: Eylul 1922- EGE YANIYOR

İzmir'i Yunan değilde Türkler'in yaktığını söylemek çok aptalca bir teori zaten .
Rain kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Bookmarks
Etiketler

Eylul 1922- EGE YANIYOR

Osmanlı Tarihi kategorisinde Eylul 1922- EGE YANIYOR konusu , 9 EYLÜL-EGENİN KURTULUŞU VE SONRASI Batı Anadolu Yunan Kuvvetleri çekilirken çok büyük kayıplara uğradı. Dünyada hiçbir Orduda mevcut bulunmamasına rağmen Çekilen Yunan birliklerinde daha önceden oluşturulmuş olan özel “yakma ekipleri” ...

Konu araçları
Gösterim Modları

Gönderi Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies are Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı

Forum Seç

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
6-7 Eylul Olaylari ile ilgili video levante Diğer videolar 0 09-11-2007 21:34
Gorgu taniklarindan Askale ve 6-7 Eylul Olaylari levante Genel Kültür 0 09-11-2007 21:26
DoKuZ EYLuL UNi!!! DjLeKe Üniversiteler 0 23-12-2006 11:00
Halit Çelenk (1922-1980) HeLL SeXy Biyografiler 0 29-04-2006 12:28
Turkiye, 4 Eylul 2005, yer ISTANBUL ChUcKy Güncel Olaylar 0 09-09-2005 01:22


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 07:57 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
izafet öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin. UslanmaM | TEKplatform | Cep Telefonu | Web Hattı | Tedavin | araba | sagopa kajmer -