Sağlık kategorisinde Sağlık Makaleleri... konusu , Havuçtaki madde kanseri önlüyor -------------------------------------------------------------------------------- İngiliz ve Danimarkalı bilim adamları havuçta bulunan bir bileşenin kanserin gelişimini önlemede yardımcı olabileceğini saptadılar. Newcastle Üniversitesi ...
| |||||||
| | #71 (permalink) |
| Havuçtaki madde kanseri önlüyor -------------------------------------------------------------------------------- İngiliz ve Danimarkalı bilim adamları havuçta bulunan bir bileşenin kanserin gelişimini önlemede yardımcı olabileceğini saptadılar. Newcastle Üniversitesi ve Güney Danimarka Üniversitesi bilim adamları havuçta bulunan ‘falcarinol’ isimli doğal zehirin farelerde kanser gelişimi riskini azalttığını bildirdiler.Araştırmacılar kanser başlangıç tümörü bulunan 24 laboratuvar faresini üç gruba bölüp hepsine 18 hafta boyunca bir dizi diyet uyguladılar. Yemeklerine falcarinol katılan ve havuçla beslenen iki ayrı gruptaki farelerin kanserli tümörlerinin üçüncü gruba göre 1/3 oranında daha az gelişim gösterdikleri saptandı. New Castle Üniversitesi’nden Kirsten Brandt havucun kanser riskini azalttığını daha önceden bildiklerini fakat havuçtaki hangi maddenin bu özelliğe sahip olduğunu yeni keşfettiklerini söyledi. | |
| | |
| | #72 (permalink) |
| Mentolün fazlası da zararlı -------------------------------------------------------------------------------- Solunduğunda ya da krem olarak kullanıldığında serinlik hissi veren mentolün fazlasının sağlık sorunlarına neden olduğu bildirildi. Kış aylarının en önemli hastalıkları arasındaki soğuk algınlığı ve gripte yoğun olarak kullanılan mentol son yıllarda kağıt mendil tıraş kreminin yanı sıra sakız diş macunu cilt maskesi sauna gibi değişik ürünlerde de yaygınlaşmaya başladı. Özellikle saunalardaki buhar odaları ve terleme salonlarında moda haline gelen mentol kürleri bol miktarda mentol soluyarak hastalıklardan kurtulmak için yapılıyor.Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Akçalı soğuk algınlığı ve gribin tedavisinde yaygın olarak kullanılan mentolün tıp dilinde ''esansiyel'' olarak tabir edilen yağlardan oluştuğunu belirtti.Soğuk algınlığında ABD'de hastaların üçte birinin Avrupa'da yüzde 40-70'inin alternatif tedavi kullandığını ifade eden Akçalı ''Alternatif tedavi arasında da ilk sırayı mentol almaktadır'' dedi.Mentolün dozunda alındığında serinlik hissi ve ferahlık sağladığını burundaki tıkanmayı giderdiğini ancak fazla kullanımın sağlık sorunlarını da beraberinde getirebileceğine işaret eden Akçalı ''Mentol fazla kullanıldığında boğazda kuruluğa ve tahrişe neden olur. Tahriş olan bölge de enfeksiyonlara açık hale gelir. Bu nedenle her şeyde olduğu gibi mentolde de aşırıya kaçmamak gerekir'' dedi.Akçalı yine soğuk algınlığında öksürüğü gidermek için kullanılan ve çoğunluğu mentollü olan pastillerin boğazı yumuşattığını ancak bunun da fazla alınması halinde boğazda ve ağız içinde kuruluğa yol açabildiğini sözlerine ekledi. | |
| | |
| | #73 (permalink) |
| Kadınlarda idrar kaçırma ve tedavisi Çoğunlukla orta yaşta görülen bu sorun bazen zor doğum yapmış vajinada yırtıklar olmuş pelvis tabanı yırtılmış genç kadınlarda da görülebilir. Hafif orta ve şiddetli olarak üç şekilde görülebilir.Hafif idrar kaçırma; öksürme hapşırma gülme ve ıkınma gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda görülür.Orta derecede; merdiven çıkma yürüme ve ayağa kalkma gibi durumlarda ortaya çıkabilir. İleri derecede ise seyrek de olsa ayaktayken bile eforsuz idrar kaçırma vardır.Şikayetin derecesine göre tedavi planlanır. Örneğin hafif idrar kaçırma vakalarında önce mesane ve pelvis tabanı egzersizleri ile adalelerin ve sfinkterin güçlendirilmesine çalışılır.Vajina duvarının ön ve arkada ileri derecede sarkmış olması beraberinde rahimin de sarkmasına sebep olmuşsa ameliyat kaçınılmazdır. Ameliyat vajinal yoldan yapılabildiği gibi abdomiral yoldan (karından) da yapılabilir.Menopozdan sonra başlangıçta hafif olan idrar kaçırma şikayetleri ostrojen hormonunun azalmasıyla birlikte gittikçe artar. Bu tür hastalarda tedaviye ostrojen hormonunu da ilave etmek gerekebilir. İdrar kaçırma bir sağlık sorunu olduğu gibi sosyal yaşamı kısıtlayan bir sorundur. Aynı zamanda sürekli ped kullanmak beklenmedik anda meydana gelen ıslaklıktan utanmak ve idrar kokusu kadınları sosyal ve psikolojik açıdan da zor duruma sokar. Sürekli kullanılan pedler tahrişe neden olup pişikler oluşmasına yol açar. Ped kullanma zorunluluğu kıyafet seçmekte sorun yaratabilir.İdrar kaçırma korkusu cinsel hayatı etkileyebilir. İster vajinal yolla olsun ister batından yapılsın idrar kaçırma ameliyatlarının yüzde 30 kadar nüks veya başarısızlıkla sonuçlanma ihtimali vardır.Genellikle bu tür şikayetlerin oluşmasında vajinal yolla yapılan doğumlar nedeniyle pelvis tabanının esnekliğini keybetmesi sebep olarak gösterilmekteydi. Fakat yapılan araştırmalar sezeryanla doğum yapanlarda da yaşlılıkta perine tabanının gevşemesi ve idrar tutamama şikayetlerinin olduğunu göstermiştir. Koruyucu olarak genç yaşlardan itibaren düzenli olarak egzersiz yapmak ve pelvis tabanını güçlendirmek ve gerekirse yaşlılıkta östrojen kullanmak genellikle iyi sonuç vermektedir.Kadınlarda idrar kaçırma sanıldığından daha fazladır. Fakat genellikle yaşlılar utandıkları için bu sorunu yakınlarından gizlerler ve meseleyi kendi kendilerine halletmeye çalışırlar. Gençlerde ise hafif idrar kaçırma çok sık olmadığı takdirde üzerinde durulması gerekmeyen ve doktora gitmeye lüzum görülmeyen bir sorun olarak algılanır. Halbuki baştan itibaren alınacak önlemlerle yaşlılıkta sorunun daha da büyümesi önlenmiş olacaktır. Başlangıçta ufak bir operasyonla düzeltilebilecek olan durum daha sonra daha büyük bir operasyonla rahim alınmasına kadar varan durumlara yol açabilir.Vajinal yoldan yapılan ameliyatlar bir sağlık sorununa çözüm getirirken aynı zamanda doğumlarla oluşan yırtıklar ve şekil bozukluklarını da düzelterek estetik bir çözümü de beraberinde getirmektedir. Bu şekilde doğumlar zorlanmalar ve doku esnekliğinin kaybolması sebebiyle oluşan şekil bozuklukları da aynı operasyonla düzeltilebilmektedir. | |
| | |
| | #74 (permalink) |
| Kısmen ya da tümüyle beslenme alışkanlıkları sonucu oluşan kronik aslında önlenebilir hastalıklar çok büyük bir toplum sağlığı sorunu haline gelmiştir. ABD'de 20 yaş üstü erişkinlerin yüzde 65'i ya şişman ya daha da aşamada. 64 milyon insanın koroner kalp hastalığı 11 milyon insanın şeker hastalığı 37 milyonun kolesterol yüksekliği vardır. Ülkemizde kalp hastalığı sıklığı bu boyuta henüz gelmemiş gözükse bile şeker hastası sayısının dört milyon olduğu göz önünde bulundurulursa yakın zamanda vahim bir tablo ile karşı karşıya kalacağımız açıktır. Ne zaman ki şeker pancarından şeker üretilmesi Avrupa'da ortaya çıktı soğuk iklimlerde de şekere dönüşebilecek bir besin maddesi keşfedildi toplumların şeker tüketimi arttı. Toplumların şeker tüketiminin artış eğrisiyle hastalıkların artış eğrisi bire bir örtüşüyor. Çünkü; şeker sadece kalorisiyle şişmanlatıcı etkisiyle zarar vermiyor doğrudan kimyasal yapısıyla da çok tehlikeli. "Şeker yiyeyim oradan aldığım kaloriyi başka yerden kısarım" demek çok yanlış. İnsan vücudunun şeker almasınagereksinim yoktur. Şeker pancarından veya şeker kamışından elde ettiğimiz şeker 'sakaroz' iki ayrı molekülden oluşan bir birleşik moleküldür. Sakarozu biz yer yemez vücudumuzda glikoz ve fruktoza ayrışır. Glikoz kan şekerimizin de adıdır. Hemen kana karışır ve kan şekerini yükseltir. Vücudumuz şekerin zararlı olduğunu bildiği için korkudan hemen insülin salgılar. Çok fazla miktarda şeker yemişsek gereğinden fazla insülin salgılanır. İnsülin o şekeri hemen alır vücudun bir enerji açığı varsa kısmen enerjiye dönüştürür. Ama insan vücudu çok tasarruflu bir biyolojik bünye. Çok az enerjiyle çok işler yapabilir. Mutlaka yediğiniz şekerde bir fazlalık olacaktır. Bu fazla şeker insülin aracılığı ile ya kas ve karaciğerdeki şeker depolarına götürülecek ki vücudumuzun şeker deposu 120 gram kadardır. Orası da sürekli doludur hiç boş kalmıyoruz çünkü. İnsülin bu şekeri alacak ve yağa dönüştürecek. Dolayısıyla sizin yediğiniz şeker vücudun değişik bölgelerinde yağlanmalara sebep olacak. İnsülin salgılandığı için bir de tokluk hormonu salgılanır.Hiç olmazsa şekerin glikoz bölümü bir derecede tokluk oluşturduğu için daha fazla şeker yemenizin de önüne geçmiş olur. Şekerin ikinci bölümü olan fruktoz; çok az oranda insülin salgılatır. Dolayısıyla sınırsızca yiyebiliriz. Fruktoz günde 15 gram kadar vücudumuzda metabolize edilebiliyor. Değişik kimyasal süreçlerin içine katılabiliyor. Bu da 30 gram şekerdir. Günde bundan fazla yenirse karaciğerde trigliserite dönüşür. Trigliserit kan yağıdır. Bu hem karaciğer yağlanmasına hem damar sertliğine hem de vücudumuzun yağlanmasına yol açar. Bugün Amerika'da alkole bağlı sirozdan daha çok karaciğer yağlanmasına dayalı sirozdan karaciğer nakli gereksinimi duyuluyor. | |
| | |
| | #75 (permalink) |
| Hidrojenize yağlar sıvı yağların sıvı olmalarını sağlayan çoklu bağlarının hidrojenle doyurularak katı hale dönüştürülmüş şeklidir. Bu işlem sırasında trans yağ asitleri de oluşur. Trans yağ asitleri bir grubun adıdır. Bir tek maddenin değil bir grubun adıdır. Sonuç ürünün kompozisyonu uygulanan hidrojenizasyon işleminin koşullarına bağlıdır. Bu yolla elde edilen trans yağlar sentetiktir. Yani doğada bulunmazlar. Vücudumuz bu sentetik trans yağları tanımaz. Yemeklik yağ olarak tükettiğimiz doğadaki yağların tümü trans değil cis formundaki yağlardır.Gevişgetiren hayvanların süt ve etinde de az miktarda trans yağ asidi (biyohidrojenizasyon yoluyla)bulunmaktadır. Ancak bu trans yağ asitlerini sentetik trans yağ asitleriyle karıştırmamak gerekir. Aynı kompozisyonda olan yağlar değillerdir. Çalışmalar doğal trans yağ asitlerinin herhangi bir zararını saptamamıştır. Günlük alınan doğal trans yağ miktarı da sentetik trans yağ asidi alımının en az 25 katı azdır.Yapılan bilimsel çalışmalar bu sentetik trans yağ asitlerinin sağlığa zararlı olduğunu göstermiştir. Danimarka 2003'te bu yağların kullanımına en büyük sınırlamayı getirdi. Bunu Kanada takip etti. ABD'nin New York eyaletini diğer eyaletler takip etmekte... NEW YORK - ABD’nin Boston kentindeki Harvard Kamu Sağlığı Okulu’ndan Dr. Frank B. Hu yaptıkları çalışmanın kanlarındaki trans yağ seviyesi yüksek olan kadınların olmayanlara göre kalp krizi geçirme riskinin üç kat fazla olduğunu ortaya çıkardığını söyledi. Circulation dergisinde yayımlanan araştırmaya göre![]() kırmızı kan hücrelerindeki trans yağ oranının trans yağ tüketimiyle bağlantılı olduğu bunun da kötü kolesterolün (LDL) yükselmesi ve iyi kolesterolün (HDL) düşmesiyle ilgili olduğu belirtildi.Hidrojenize Yağların Zararları Araştırmalara göre hidrojenize yağların saptanan zararları : 1- İyi kolestrol (HDL :high density lipoprotein) seviyesini düşürmesi. 2- Kötü kolestrol (LDL : low density lipoprotein) seviyesini yükseltmesi. 3- Kandaki Lp(a) atherogenic lipoprotein oranını yükseltmesi. 4- KAndaki yağ oranını yükseltmesi. 5- Alınan kalori aynı olmasına rağmen vücutta(özellikle karın bölgesi)yağ birikimi ve kilo alımına sebep olması. 6- Koroner kalp hastalığına sebep olması. Doymuş yağlara göre daha zarar verici. 7- Diyabet- Tip2 ye sebep olması 8- Kanserle ilgili birçok çalışma mevcut. Henüz görüş birliği yok. (prostat kanserine sebep olduğu bildirilmiş) 9- Karaciğer Fonksiyon Bozukluğu : Hidrojenize yağlar diğer doğal yağlara göre karaciğerde normal yollardan metabolize olmazlar. Hücre fonksiyonunda önemli bir görevi olan delta-6 desaturase enzimini baskılar. Bu enzimin baskılanması diğer dönüşümlerin baskılanmasına sebep olur. Örneğin Linoleic acid in arachidonic acid'e metabolizasyonunu baskılması.10- Hücre zarı kompozisyonunu değiştirmesi. 11- Beyin hücre yapısını bozması (Alzheimer riskini arttırdığı saptanmış) 12- Prostaglandin dengesini değiştirmesi. 13- Kısırlık 'a sebep olması (ovulasyonun baskılanması) Ne Yapmalı Kısmi hidrojenizasyon yöntemiyle üretilen margarin ve diğer katı yağları tüketmeyiniz. Bisküvi kek çikolata kraker gofret cips salata sosları gibi etiketinde “hidrojenize yağ” içerdiği belirtilen gıdaları tüketmeyiniz. Etiketlerde bu bilgi “hidrojene nebati yağ” “hidrojene bitkisel yağ” şeklinde yer alabilir.Etiket bilgisi olmadığı halde farkında olmadan aldığımız trans yağlar: Pastane ürünleri : hamur işleri kekler kurabiyeler pastalar poğaçalar krakerler çörekler börekler baklava vb tatlılar ve diğer ürünler![]() Lokantalarda tüketilen yemekler catering yemekleri : Lezzet vermesi amacıyla yemeklere katılmaktadır. Bundan başka kızartma yağları da trans yağ açısından son derece zararlıdır. Patates kızartmaları tavuk kızartmaları donutlar pizzalar lokantalarda yapılan diğer kızartma ürünler ... Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da tüketicinin daha sağlıklı olduğunu düşünerek “fast food” da tavuk kızartmalarına yönelmesidir. Tavuk daldırarak kızartma yöntemiyle pişirilir. Yüksek oranda trans yağ içeren bu beslenme tarzı son derece zararlıdır.Sağlığımız ve sağlıklı nesiller için beslenme alışkanlıklarımızı mutlaka değiştirmeliyiz. | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| SağLık MakaLeLeri | тне јіģѕαw | Sağlık | 24 | 20-01-2009 23:05 |
| Kişisel Gelişim Makaleleri | PatRoN | Kişisel Gelişim Merkezi | 17 | 05-11-2008 01:40 |
| sağlık-sağlık nedir-sağlık hakkında | Shy | sştu | 0 | 05-05-2008 01:10 |
| Sağlık Makaleleri... | x_m.e.e | Sağlık | 20 | 15-11-2006 14:15 |
Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 03:23 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)