Sağlık kategorisinde Ortopedi Kaynak konusu , Osteoporoz kemik erimesi Tanım: Halk arasında -kemik erimesi- de denen bu hastalık insan hayatının uzaması ile kendini hissettirmiştir. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri her yıl sadece bu hastalık nedeni ile ortaya ...
| |||||||
| Üye Ol | FlashChat | Bloglar | Üye Listesi | Forumları Okundu İsaretle |
| | #26 (permalink) |
| Osteoporoz kemik erimesi Tanım: Halk arasında -kemik erimesi- de denen bu hastalık insan hayatının uzaması ile kendini hissettirmiştir. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri her yıl sadece bu hastalık nedeni ile ortaya çıkan kemik kırıklarının tedavisi için yaklaşık 12 milyar dolar harcamaktadır. Hastalıktan bahsetmeden önce bir az kemiklerimiz hakkında bilgi aktaralım. Kemiklerimiz vücudumuzu dış tehlikelerden koruyan (beyin kalp) hareket etmemiz için eklemler oluşturan bazı mineralleri depolayan kemik iliği denilen ve kanımızın şekilli elemanlarının da yapıldığı dokuları içinde barındıran çok özel yapılardır. Aslında kalsiyum fosfor ve magnezyum gibi minerallerin oluşturduğu kristallerden yapılmışlardır. Kemiklerde kemik yapan ve kemik yıkan iki tip hücre bulunur. Hayatın başlarından 20-25 yaşlarına kadar kemik yapan hücrelerin üstünlüğü sürer. 40-45 yaşlarına kadar bir yapım yıkım dengesi görülürse de bu yaşlardan itibaren yıkım artar. İşte bu yıkımın artması kemiğin taşıdığı mineral miktarını azaltır bu azalma kırıklara sebep olacak kadar ciddi boyutlarda olabilir. Kemiklerin taşıdıkları mineral içeriğinin ciddi olarak azaldığı durumlarda OSTEOPOROZ'dan bahsedilir.Düşük kemik kitlesi ve kemiğin mikromimari yapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığı ve kırılganlığa yatkınlıkta artışla karakterize en sık görülen metabolik kemik hastalığıdır.Son zamanlarda oldukça önemli hale gelmiştir. Bunun en önemli sebepleri teknolojinin bizlere sağladığı imkanlarla daha kolay ve sedanter yaşam sürerken ortalama insan ömrünün de uzamasıdır. Genelde orta ve ileri yaş postmenapozal kadın hastalığı olan osteoporozla her geçen yıl daha çok insan yüzyüze gelmektedir.Kaç Çeşit Osteoporoz Vardır? Genelde 3 tip osteoporoz vardır. Birinci tip osteoporoz daha çok kadınlarda görülen bir hastalıktır. Kemik yıkan hücrelerden daha önce bahsetmiştik. Bu hücrelerin aşırı kemik yıkmalarını engelleyen faktörlerden birisi de östrojendir. Östrojen kadınlarda büyük miktarlarda yumurtalıklar tarafından üretilir. Yaklaşık 45 yaşlarına gelen kadınlarda yumurtalık fonksiyonları azalmaya ve bitmeye başlar kadınlar adetten kesilir. Bu döneme menapoz denir. Yumurtalık faaliyetlerinin bitmesi vücuttaki östrojen miktarını birden bire düşürür. Kemik yıkan hücreler kontrolsüzce kemikleri yıkmaya başlarlar.Ikinci tip osteoporoz ise ileriki yaşlarda ortaya çıkar. 40 -45 yaşlarından itibaren kemiklerde yapımın azaldığı ve yıkımın arttığından söz etmiş idik. Kemiklerdeki bu yıkım fazlalığı yaş ilerledikçe belirgin bir hal alır ve özellikle 70 yaşından sonra kendini gösterir. Normal koşullarda insanlar bir oturma mesafesinden yere düşerler ise bir şey olmaz. Ancak bu hastaların çok daha kısa mesafelerden düşmeleri ile veya basit bir hapşırmaları ile kemiklerinde kırıklar meydana gelmektedir. Üçünçü tip osteoporoz başka bir nedene bağlı olarak ortaya çıkar. Sıklıkla kortizon kullanan hastalarda görülür. Astım allerji romatizmal hastalıklar veya diğer nedenler ile kortizon kullanan hastaların kemiklerinde ilacın uzun kullanımdan sonra ortaya çıkar.Osteoporoz Belirtileri Nelerdir? Osteoporoz çok sinsi bir hastalıktır. Genelde başka hastalıkların arkasına saklanarak belirtilerini gösterir. Erken dönemde Osteoporoz'un belirgin belirtileri yoktur. Menapoz sonrası görülen tipte başlangıçta bir bulgu yoktur. Menapozu takip eden 3-5 yıl içerisinde kemiklerin %30 dan fazlası kaybedilebilir. Eğer Osteoporoz tam olarak oluşmuş ise sırt ve bel ağrıları sırtta kamburlaşma boyda kısalma görülür. Özellikle omur kemikleri bu tip osteoporoz dan çok etkilenirler sıklıkla bu kemiklerde kırıklar olur. Bu yapısal bozulma boyda kısalma olarak kendisini gösterir. Ayrıca el bilek kemikleri de bu hastalıktan etkilenir. Daha yaşlı insanlarda ortaya çıkan ikinci tip te ise bulgular ağrılar ile kendini gösterebilir. İlerlemiş durumlarda kalça kemiği kırıkları görülür. Yapılan çalışamalar bu kırıkların insan hayatını tehdit edici boyutlar ulaşabileceğini göstermiştir. Kalça kırığı operasyonu geçiren hastaların %25 kadarı 1 yıl içerisinde hayatlarını kaybetmektedirler. Diğer bir %25 i ise yürüme güçlüğü nedeni ile yatağa bağlanmaktadır. Bu rakamlar bu hastalığın ortaya çıkmadan anlaşılması gerektiğini gösteriyorlar.Kimler Daha Çok Risk Altında? Osteoporoz konusunda çalışan bilim adamları bazı ırklarda bu hastalığın görülmediğini ve bazı özellikleri olan kişilerde de daha sık osteoporoz görüldüğünü tespit etmişlerdir. Osteoporozun daha sık görüldüğü kişilerin ortak yanları şunlardır: Kadınlar İnce ve Narin Yapılı Kadınlar Cilt ve Saç Rengi Açık Olan Kadınlar Erken Menapoza Girenler Fiziksel Aktivitesi Az Olan Kadınlar Sigara ve Alkol Kullananlar Süt ve Süt Ürünlerini Az Alanlar Böbrek Fonksiyon Bozukluğu Olanlar Kortizon Kullananlar Fazla Doğum Yapanlar Ailesinde Osteoporoz Görülenler İnaktif ve sedanter yaşam önemli mi? Fiziksel aktivite doruk kemik mineral dansitesinin önemli belirleyicilerinden biridir aktif olmayan ve hareketsiz yaşam sürdürenlerde kemik mineral yoğunluğu ve aktif kas desteği azalmaktadır. Atlama ve zıplama içeren fiziksel aktiviteler büyük bir osteojenik potansiyele sahiptir. Egzersizlerin özelliği iskelete dik olarak yük bindirici olmalıdır. Yüzme ve bisiklete binme gibi aktiviteler iskelete yük bindirme etkileri az olmakla beraber kemik yoğunluğuna olumlu etkileri vardır. Bunun yanında çok aşırı sportif aktiviteler kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkiler (özellikle kadınlarda amenore ve düşük kiloya yol açması nedeniyle).Kalsiyum ve d vitamininin önemi var mı? Büyüme sırasında yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmazsa iskelet yapımının doruk noktaya ulaşamayacağı aşikardır. Kalsiyum ihtiyacı sadece büyüme sırasında değil tüm yaşam boyunca devam eder. Optimal Kalsiyum (Ca) ihtiyacı (günlük) infantlarda 0-6 ay: 400 mg 6 ay-1 yaş: 600 mg Çocuklarda 1-5 yaş: 800 mg 6-10 yaş: 800-1200 mg Adölesan - genç erişkinlerde 11-24 yaş: 1200-1500 mg Erkek 25-65 yaş: 1000 mg 65 yaş üzeri: 1500 mg Kadın 25-50 yaş: 1000 mg 50 yaş üzeri ve Östrojen alan: 1000 mg 50 yaş üzeri ve Östrojen almayan: 1500 mg 65 yaş üzeri ve gebelik laktasyon dönemin-de: 1200 mg Optimal kalsiyumun diyetle alınması tercih edilmelidir. Gıdalardaki kalsiyumun biyoyararlanımı %30 civarında olmaktadır. Başlıca kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Ayrıca koyu yeşil yapraklı sebzeler soya fasulyesi baklagiller fındık pekmez tahin ve küçük balıklar kalsiyumdan zengin gıdalardır. Günlük kalsiyum ihtiyacı gıdalarla karşılanamıyorsa kalsiyum tuzları şeklinde ilave kalsiyum kullanılmalıdır.Alkol ve sigara kullanımı osteoporozu nasıl etkiler? Alkol kalsiyum dengesini sağlayan hormonları etkiler kemik yapımını azaltır ve osteopeni oluşturur. Alkol sitokrom P 450 enzimini indükleyerek 25 (OH) vit. D nin karaciğerde yıkımını artırmaktadır. Ayrıca hipogonadizm hiperkortikolizm metabolik asidoz ve ileri dönemlerde karaciğer sirozuna yol açarak osteopeni oluşturur. Yetersiz kalsiyum alımı (yanlış beslenme) ve kalsiyum emiliminin bozulması da söz konusudur. Aşın alkol tüketimi hem kadın hem de erkekte kemik yoğunluğunu azaltmakla birlikte düşme riskini de artırdığı için ayrı bir risk faktörü olarak görülmektedir. Sosyal alkol tüketiminin kemik yoğunluğu üzerindeki etkileri çok net değil ise de çoğu veri yoğunluğu azalttığı yönündedir.Bir çok araştırma sigara içme alışkanlığı ile osteoporotik kırık riski ve sıklığı arasında paralel bir ilişkiyi göstermiştir. Bunun nedenleri arasında nikotin ve diğer toksik maddelerin karaciğerde sitokrom P 450 enzimini indüklemesi yanında sigaranın antiöstrojen etkileri de yer almaktadır. Sigara içenlerde kalsiyum emiliminde azalma gösterilmiştir. Sigara içenler genellikle zayıftır ve daha erken menapoza girerler. Sigara içen kadınlarda osteoporoza bağlı kırıklar 1 5-2 5 kat daha fazladır. Yapılan bir araştırmada erkeklerde 1 yıl sigara içiminin kalça kırık riskini % l artırdığı gösterilmiştir.Osteopeni - osteoporoz - yerleşmiş osteoporoz ne demektir? Osteopeni: Genç erişkine göre KMY nin 1SD arasında olması Osteoporoz: Genç erişkine göre KMY nin 2 5 SD' nin üzerinde olmasıYerleşmiş Osteoporoz: KMY nin -2 5 SD nin üzerinde ve ek olarak bir veya daha fazla kırık olması.Osteoporoz Nasıl Teşhis Edilir? Osteoporozun ciddiyetini anlaşıldıktan sonra Dünya'da da ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Osteporoz ortaya çıkmadan bunu gösterebilecek değişik aletler geliştirilmiştir. Bu aletlerin bir kısmı ses dalgalarını kullanırken bazıları da X ışınları gibi değişik kaynakları kullanmaktadır. Günümüzde en çok kullanılan yöntem DEXA yöntemidir. Hastalar için bir zararı gösterilmemiştir. Hasta bir masaya yatar ve hareketli bir kamera ile ışın kaynağı vücut üzerinde gezinerek sonuçları sistemin bilgisayarına aktarır. Ölçüm süresi uygulanacak yöntem ve makine cinsine göre değişse de ortalama 30-45 dakika da tüm işlemler bitmektedir. Tabii ilerlemiş osteoporoz normal röntgen filmleri yardımı ile de anlaşılabilir. Bir klasik röntgen filminde osteoporozun görülmesi kemik kütlesinin en az %30 unun kaybedilmiş olduğunu gösterir. Günümüzde geliştirilmiş bir çok yöntem olmasına karşın hekimlerin klinik değerlendirmeleri hastalığın anlaşılmasında ki en önemli faktördür.Osteoporoz'dan Nasıl Korunulur ? Düzenli hekime gitme alışkanlığı bu hastalıkta sizleri koruyacak en önemli adımdır. Basit bazı önlemlerde osteoporoza karşı yardımcı olabilir. Nedir bu önlemler? Öncelikle beslenmemizde bazı değişiklikler yapmalıyız. En önemlisi kendinizi OSTEOPOROZ'a karşı sık sık kontrol ettiriniz.İleriki yaşantınızdaki rahat ve aktivite ancak erken teşhis ile mümkün olabilir. Sizde kemiklerinizi zaman zaman ölçtürebilirsiniz. 1. Süt ve süt ürünleri gibi kalsiyumdan zengin besinlerin alınması gerekir.Ancak bu tip ürünler yüksek oranlarda da yağ içerebilirler yağsız veya yağı azaltılmış olan tiplerini kullanmalısınız.2. Özellikle Magnezyum ve C vit takviyesi alınız. 3. Yüksek proteinli beslenmeden de kaçınmalısınız. 4. Tuz alımını azaltın. 5. Lifli besinlerle beslenin (sebzeler). 6. Alkol ve kahveden uzak durunuz. 7. Mutlaka Doktorunuzun uygun göreceği egzersizi yapın. Evinizde de bazı değişiklikler yapmalısınız: Bunda amaç hayatı kolaylaştırmak ve sizi düşmekten korumaktır. 1. Çorap ve ayakkabı giyerken bir yere oturun. 2. Uygun ayakkabı seçin. 3. Ağır eşyaları taşımayın. 4. Eğilmeniz gerekiyorsa belinizi bükmeden dizlerinizi bükerek eğilin.5. Ani hareketlerden kaçının. 6. Buzlu ve kaygan zeminlerde dolaşmamaya özen gösteriniz. 7. Evinizin aydınlatmasını gözden geçirin ve daha iyi bir görüş sağlayacak şekilde aydınlatın. 8. Yatak odası ve banyo arasındaki yolu her zaman aydınlatın. 9. Sık kullandığınız eşyalarınızı yakınınıza yerleştirin. 10. Evinizde kolay erişilebilecek yerlerde telefonlar bulundurun. 11. Banyo ve tuvaletlere sağlam tutunabileceğiniz tutma kolları yaptırın. 12. Banyo küveti ve zemininin kayganlığını önleyecek tedbirleri alınız. Yanları destekli iskemleleri tercih ediniz. I- Kemik yıkımım azaltanlar: 1- HRT (östrojen-progesteron) 2- Antiöstrojen (raloksifen) 3- Kalsitonin 4- Bifosfanatlar 5- Kalsiyum 6- Vitamin D ve deriveleri 7- Tiazid diüretikleri II -Kemik yapımını artıranlar: l - Florid 2-Testesteron 3-Anabolik steroidler 4-Parat hormon Bu çok geniş tedavi seçeneklerinden hastanın yaşı risk faktörleri kemik mineral yoğunluğu ölçüm sonuçları ve ülkemizin sosyo ekonomik durumu da göz önüne alınarak (çünkü uygulanan tedaviler genelde pahalı tedavilerdir.) hasta için en uygun kombinasyon yapılmalıdır. Bugün için tedavinin birinci basamağında HRT Alendronat Vitamin D ve deriveleri Kalsiyum ve Raloksifen görünmektedir. ikinci basamakta Kalsitonin ve Etidronat üçüncü basamakta diğer tedavi seçenekleri yer almaktadır.Osteoporoz Tedavisinde Neler Kullanılır? Tedavinin esasını risk faktörlerinin ortadan kaldırılması fizik tedavi rehabilitasyon ve medikal tedavi oluşturur. Amaç; kemik mineral yoğunluğunun stabilize edilmesi ve artırılması kırıkların önlenmesi iskeletin deformitelerine bağlı belirtilerin iyileştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır.Dengeli beslenme ( yeterli kalsiyum ve protein alımı) yeterli fizik aktivite aşırı alkol ve sigara kullanılmaması tedavide önemli yol almamızı sağlar.Hastalar ağır yük kaldırmaktan kaçınmalı yük taşırken de gövdeye yakın olarak tutmalıdır. Çünkü öne eğilerek kaldırılan yük bel bölgesinde kaldırılan ağırlığın 10-20 kat fazlası yüklenmeye sebep olmaktadır. Kemik mineral dansitesinin devamlılığı ve artması için iskelete yük bindirici egzersizler verilmelidir. Ayrıca fleksiyon egzersizleri yapılmamalı ekstansiyon egzersizlerine ağırlık verilmelidir.Akut ağrının tedavisinde analjeziklerin yanında uygun pozisyonlama yatak istirahati ve TENS hot pack infraruj gibi fizik tedavi modaliteleri kullanılır.Kronik ağrıda kifotik postürün düzeltilmesi için uygun ortez kullanılabilir. Fakat kas güçsüzlüğüne yol açabileceği için kullanım süresi iyi ayarlanmalı ve beraberinde sırt ekstansör güçlendirme egzersizleri verilmelidir. Yine bu dönemde analjezik etkili fizik tedavi modaliteleri kullanılabilir. | |
| | |
| | #27 (permalink) |
| Pes ekino varus (PEV) doğuştan çarpık ayak En sıkdoğumsal hastalıklardan biridir. Topuklar ve parmaklar içe doğru dönmüştür. Genellikle baldır ve ayak normalden kısadır. Bu kısalık özellikle tek taraflı vakalarda belirgindir. PEV ağrısızdır düzeltilebilir ve bebeğiniz normal bir yaşama döner.Her 1000 doğumdan birinde görülür. Her 3 vakadan 1’i çift taraflıdır. Neden olduğu bilinmemektedir. Her 3 vakadan 2 si erkek bebektir. Ailede varsa olasılık iki katına çıkar. Düzeltme ve alçılama Tedavi doğumdan hemen sonra başlar. Amaç ağrısız fonksiyonel bir basma elde etmektir. Doktorunuz nazikce ayağı normal pozisyona getirecek biçimde gererek düzeltir ve düzeltmeyi korumak için alçılar. Düzeltme tedrici olarak her hafta tekrarlanır. Tam normal pozisyona gelmesi aylar alabilir. Düzelme görüntü ve rontgenle takip edilir. Alçılama genellikle 6-12 hafta sürer. Düzelme meydana geldiğinde bunun korunması için yürüme yaşına kadar özel ayakkabılar giyilir. Adeleler 2-3 yaşına hatta bazen 7 yaşına kadar adeleler ayağı eski pozinyonuna döndürmeye çalışır. Bu nedenle 7 yaşına kadar çocukların izlenmesi ve bu arada gerekirse cerrahi müdahaleler yapılması önemlidir.Cerrahi tedavi Bazen germe ve alçılama bebeğinizin ayağını tam düzeltmeyebilir. Özellikle de düzeltme ve alçılamaya geç başlandığında. Bu durumda cerrahi tedavi gerekir. Cerrahi tedavi 3-12 aylıkken yapılabilir ve tek seansta ayaktaki bütün kemik bağ ve tendon bozuklukları düzeltilir. Ameliyat sonrası 6-8 hafta alçı uygulaması ardından özel ayakkabı giyilir.Tedavi edilmeyen çocuklarda çok ciddi sakatlık ve yürüme bozukluğu oluşur.Günümüz cerrahi teknojisi her yaşta bu rahatsızlığın tedavisine olanak vermektedir. Yine de en iyi sonuçlar 1 yaş altındaki cerrahilerden alınır. En mükemmel sonuçlu tedavilerde bile hasta ayak 1-1.5 numara daha küçük daha az hareketli ve baldırı daha ince olur. | |
| | |
| | #28 (permalink) |
| PSORİATİK ARTRİT Psöriyatik artrit nedir? Psöriyatik artrit kronik bir cilt ve tırnak hastalığı olan sedef hastalığıyla (psöriyazis) birlikte görülen bir iltihabi artrit tipidir. Bu hastalığın beş tipi vardır:Öncelikle el ve ayak parmaklarındaki küçük eklemleri tutan artrit Kol ve bacaklardaki eklemleri tutan asimetrik artrit Romatoid artrite (iltihaplı romatizmaya) benzeyen simetrik poliartrit (çok sayıda eklemi tutan artrit) Nadir fakat ekleme son derece zarar veren ve şeklini bozan bir tip olan artritis mutilans Sakroiliyak (omurgayla kalça kemiğini birbirine bağlayan eklem) eklemin ve omurganın artriti (psöriyatik spondilit) Bu artrit tiplerinin her birinin hangi sıklıkta görüldüğünü belirlemek zordur. Aynı hastada zamanla artritin tipi değişebilir ve bazı hastalarda birden fazla tip bir arada görülebilir. Bazen artrite ek olarak gözde ya da bağların ve tendonların (kasın kemiğe tutunduğu yapı) kemiğe yapıştığı yerde örneğin topukta iltihaplanma vardır ikinci durumda o bölgede ağrı ortaya çıkar.Nedeni Tam nedeni bilinmemektedir fakat bağışıklık genetik ve çevresel faktörlerin birlikte etki ettiklerinden şüphe edilmektedir. Psöriyatik artritli hastaların %40'a varan bir bölümünün ailelerinde psöriyazis ya da artrit öyküsü vardır.Sağlık üzerindeki etkisi Psöriyatik artrit ABD'de bulunan 3 milyon psöriyazis hastasının en az %10'unda görülmektedir. Kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülmekte ve genellikle 30-50 yaşları arasında başlamaktadır fakat çocuklukta da başlayabilir.Psöriyatik artrit hastaların %15'e kadar bir kısmında psöriyazis tanısı konulmadan önce başlayabilir.Tanı Kesin bir tanı konulmadan önce psöriyazis için karakteristik olan cilt ve tırnak değişiklikleri gösterilmelidir. Bazı hastalarda sedimentasyon yüksekliği hafif anemi ve kan ürik asit düzeyi yüksekliği bulunabilir. Gut olmadığı kanıtlanmalıdır.Tedavi Psöriyatik artritin tedavisi başlangıçta steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlardan ibarettir fakat artrit bu ilaçlara yanıt vermezse metotreksat kullanılması gekebilir. Antimalariyal (sıtma tedavisinde kullanılan) bir ilaç olan hidroksiklorokin de etkili olabilir fakat bazı hastalarda bu ilaçla psöriyaziste alevlenme görülebilir. Sulfasalazin adlı ilaç bazı psöriyatik artrit hastalarında çok faydalı olmaktadır. Hastalığın ağır şekillerinde azatioprin kullanılabilir.Doğrudan eklemin için uygulanan kortikosteroid enjeksiyonları faydalı olabilir. Son zamanlarda siklosporin ile iyi sonuçlar alınmaktadır fakat bu ilacın böbrek üzerinde yan etkileri olduğu için diğer tedavilere cevap vermeyen ilerleyici hastalıkta kullanılmalıdır. Uygun egzersizler çok önemlidir. Eklem harabiyeti gelişen hastalarda cerrahinin yararı olabilir.KAYNAK: www.romatoloji.org.tr | |
| | |
| | #29 (permalink) |
| ROMATOİD ARTRİT: ROMATİZMA Romatoid Artrit (Artrit = Eklem iltihabı) en yaygın romatizmal hastalıktır ve daha fazla kadınlarda olmak üzere nüfusun % 0 5 inde görülmektedir. Hastalığın sebebi henüz tam olarak açıklanamamıştır ancak genetik faktörler ile oto imunite (= bünyenin kendi dokularına karşı çalışması) süreçleri ile bağlantılar mevcuttur. Tipik semptomlar arasında geceleri ve gündüzleri el parmaklarında genelde simetrik olarak oluşan ağrılar ile sabahları bu eklemlerin 15 dakikadan daha fazla tutuk ve uyuşuk olmasıdır. Devamında başka eklemlere de sıçrama gerçekleşir. Eklemler deforme olur. Ender olarak organlara da sıçrar (gözlere tükürük ve göz yaşı bezlerine cilde kalp ve akciğerlere).Teşhisin konulmasında hastalığın geçmişi ile el ve ayakların röntgen filmleri belirleyici olmaktadır. Laboratuar değerleri sadece fikir vermektedir. Hastalığın sebep olacağı zararları engellemek veya geciktirmek için uygun tedavinin vakit geçirilmeden başlaması önemlidir. Bu tedavi temel ilaçlar dediğimiz ilaçlarla (özellikle Methotrexat) ve gerekirse iltihap önleyici başka ilaçların kombinasyonu ile yapılmaktadır. Tamamlayıcı olarak fizik tedavi Ergoterapi Hasta jimnastiği ve cerrahi tedavi yardımcı olmaktadır.Tanımlama Kronik Poliartritis olarak da adlandırılan Romatoid Artrit kronik iltihaplı bir hastalıktır. Bu hastalık ağırlıklı olarak eklemleri etkilemekle birlikte ender de olsa göz ve cilt gibi iç organları da etkileyebilmektedir. Sıklık Romatoid Artrit iltihaplı romatizmal hastalıklar içerisinde en sık görülenidir. Almanya’da nüfusun yaklaşık % 0 5’i bu hastalıktan mustarip. Bu hastalığın kadınlarda görülmesi erkeklere göre 3:1 oranında daha fazladır.Romatoid Artrit her yaştaki insanda hatta küçük çocuklarda dahi görülebilmektedir. Bununla birlikte hastalık daha çok 35 ile 45 yaş arasında ve 60. yaştan sonra başlamaktadır.Sebepleri Romatoid Artritin oluşumuna neyin sebep olduğu konusu halen kesin olarak çözülmüş değil. Ancak muhtemelen hastalığın başlangıç sürecinde imun sistemine (bağışıklık) ait hücreler aktif hale gelerek bir oto imünite sürecinin başlaması ile kendi vücutlarına karşı savaşa geçmektedirler. Bu süreç birkaç adımda gerçekleşmektedir: Ak yuvarların özel bir şekli olan T-Lenfositleri aktif hale gelir. Belirli yüzey molekülleri ağır Romatoid Artrit hastalarında daha sıklıkta görülmektedir. Bu nedenle genetik bir eğilim muhtemeldir. Hastalığın oluşumundaki sonraki adımlarda eklem iç zarı (sinovyal zar) bağışıklık sisteminin neredeyse tüm hücreleri ile bağ dokusunun sinovyal hücreleri dahil olmak üzere iltihaplanır. Bu iltihap hücreler arasında iletişimi sağlayan bağışıklık sisteminin elçi maddeleri yani Sitokinler tarafından yönetilmektedir. Bir verici hücre etki maddeleri (sitokin) çıkartır. Bu maddeler hedef hücreye ulaşır. Hedef hücrenin hücre zarında reseptörler bulunur. Sitokin molekülleri bu reseptörlere kilit - anahtar misali yanaşabilmektedirler. Böylece hücre içlerine sinyaller gönderilir ve bu sinyaller hedef hücrenin belirli bir cevapta bulunmasına neden olurlar. Romatoid Artritin oluşumunda en önemli sitokinler Tümör Nekrose Faktörü - alpha (TNF - alpha) ve İnterlökin - 1 (IL-1) sayılmaktadır.Sitokinlerin etkisi ile Sinovyalden yumru şeklinde bir doku oluşur. Pannüs denilen bu doku belli bir süre sonra kıkırdak kemik tutucu aparatlar ile söz konusu ekleme ait diğer yapıları bozmaktadır. Bu yıkıcı iltihab sürecinin sorumlusu olarak TNF-alpha görülmektedir. Bu mekanizmayı çözmek için yeni bir tedavi katkısı TNF-alpha’ nın hedef alınarak antikorlar veya çözünebilir TNF-reseptörleri ile bloke edilmesidir.Interlökin-1 (IL-1) kıkırdak dokusunun bozulmasını teşvik eder ve kemik yapısını bozan hücreleri yani Osteoklastları aktif hale getirir. Bu etki organizmada normal olarak IL-1 reseptör antagonisti IL-1Ra tarafından düzeltilmektedir. IL-1Ra hücre zarındaki reseptörleri karşıt oyuncular ile yani Reseptör antagonistleri ile bloke ederek hedef hücrenin cevap (tepki) vermesini engeller. IL-1Ra reseptörün kilidine uygun ama "kör" bir anahtar sunar. IL-1’ in yanaşabileceği kilitler böylece bloke edilmiş olurlar. Hücre içerisine bir sinyal verilmemiş olur. Hücrenin korkunç cevabı gelmez. Romatoid Artrit hastalığında yeterli sayıda IL-1 reseptör antagonisti bulunmadığından bu denge bozulmuştur.Tipik Belirtiler: Geceleri ve sabahları eklem ağrıları Sabahları 15 dakikayı geçen eklem tutulmaları Eklemlerin şişmesi tipik olarak parmakların dip ve orta eklemlerindeYorgunluk ve takatsizlikle birlikte genel olarak kendini hasta hissetme. İlk devrelerde bazen sadece az sayıda eklem etkilense de neredeyse her zaman belli bir süre sonra poliartritis dediğimiz vücudun çok sayıda küçük ve büyük ekleminin iltihaplanması gerçekleşir. Bu daha çok el ve parmak eklemlerinde görülür. Baş - boyun eklemi dışında Omurga hemen hemen hiç etkilenmez. Hastalık seyrinin devamında eklemlerde aşağıda tarif edilen değişiklikler gelişebilir: Parmakların dışa kayması Parmak ucunun aşağıya katlanması Parmak kemiğinin yukarıya çıkıntı yapması Eklemlerin dış tarafında lastik benzeri düğümlerin gelişmesi Ancak sadece eklemler değil başka organlar da etkilenmiş olabilir. Organların etkilenmesi aşağıdaki şekillerde görülebilir: Akciğer Akciğerde bağ dokusunun çoğalması (akciğer fibrozu) veya göğüs zarı iltihabı (Plevrit) Kalp Perikard iltihabı (Pericarditis) Gözler Göz duvarlarında değişik katmanların iltihaplanması (Skleritis ve Episkleritis) ekstrem durumlarda gözün delinmesi (ör. bir Ulcus cornae sonucu) Cilt Romatizma düğümleri veya kılcal damar iltihabı (Vaskulitis) özellikle alt baldır ile ayak sırtında. Tükürük ve göz yaşı bezleri Ağız ve gözde kuruluk belirtili kronik iltihap (Sicca-Syndrom TEŞHİS: Romatoid Artrit hastalığının teşhisi her zaman bir çok bulguya dayanılarak konulur: Belirtiler vücudun muayenesi laboratuar verileri ve röntgen tetkikleri.Kan değerlerinin tipik değişimleri aşağıda verilmiştir: Kan çökelme hızı (BSG) ve C-Reaktif-Protein (CRP) gibi iltihap değerlerinin yükselmesi Romatizma Faktörünün tespiti (değişik antikorlar) Hemoglobin değerinde düşmeyle birlikte İltihap anemisi Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus Romatoid Artrit hastalarının sadece yaklaşık % 80 kadarında romatizma faktörünün tespit edilebilmesi ve romatizma faktörünün bazı başka hastalıklarda ve hatta sağlıklı insanlarda da bulunabilir olmasıdır. Bu nedenle çok fazla spesifik olmamaktadır.Romatoid Artrit hastalığının eklem bozucu sürecine bağlı olarak genelde bir kaç yıl sonra eklemlerin röntgen filmlerinde tipik değişimler görülebilir: Ekleme yakın Osteoporoz = ekleme yakın kemikte kireç tuzu eksikliği (erken işaret) Erozyonlar = eklem yüzeyinin dış kenarında fare ısırığını andıran kemik hasarları Baş-boyun ekleminin de etkilendiği boyun omurgasında omurların kaymasıVaktinde tipik değişiklikleri tanımlayabilmek için el ve ayakların röntgen filmleri özellikle faydalı olmaktadır. Teşhisi standartlaştırmak için American College of Rheumatology (ACR) 1987 yılında aşağıdaki teşhis kriterlerini belirlemiştir. Romatoid Artrit için ACR-Kriterleri Eklemlerin sabah tutukluluğu (süresi: en az bir saat) > altı hafta Üç veya daha fazla eklem bölgesinde dokunularak hissedilebilir şişlikler > altı hafta El veya parmak eklemlerinde artrit > altı hafta Simetrik Artrit (aynı zamanda her iki eklem bölgesinde) > altı hafta Romatizma düğümü Kanda romatizma faktörünün bulunması Tipik röntgen değişiklikleri (eklem yakınında Osteopeni ve/veya erozyon) Romatoid Artrit teşhisi için bu 7 kriterden en az 4 tanesinin söz konusu olması gerekmektedir. TEDAVİ: Bir Romatoid Artrit hastasının tedavisi büyük tecrübe gerektirmektedir ayrıca romatolog ortopedist hasta jimnastikçisi ve bir ergo terapistin disiplinli bir iş birliği içerisinde çalışmaları gerekir. Takip eden tedavi yolları mevcuttur:İlaçla tedavi - En kullanışlı temel ilaçlar - Eklemlere Kortizonlu preparatların enjeksiyonu - NSAR - Biyolojikler Hasta jimnastiği - Bireysel ve grup jimnastiği - Kuru terapi ve hareket banyosu Fizik tedavi - Sıcak ve Soğuk uygulaması - Masaj - Elektro terapi Ergo terapi ve Rehabilitasyon - Eklem koruma eğitimi - Evde işte ve serbest zamanda genel olarak günlük hayatta uyum- Yardımcı madde tedariki Psikolojik önlemler - Gevşeme eğitimi - psikolojik olarak ağrıyı yenme - Ruhsal destek ve refakat Cerrahi tedavi (Synovektomi ve rekonstrüktif cerrahi) - örn. Eklemlerin bozuk durması veya fonksiyon kaybında düzeltici operasyonlar. - Suni eklem uygulaması İlaç tedavisi Romatoid Artrit'in eklem bozucu sürecine engel olmak için sürekli ve yeterli ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Buradaki amaç eklemlerdeki iltihabı mümkün olduğunca kontrol altında tutmaktır.Burada vazgeçilemez ilaçlar arasında temel ilaçlar dediğimiz ilaçlar veya disease-modifying antirheumatic drugs (DMARD) dediğimiz ilaçlar önemli bir rol oynamaktadır. Bu ilaçlar hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilirler. Aktif olan her Romatoid Artrit en az bir veya daha fazla temel ilaçla tedavi edilmelidir. a) En kullanışlı temel ilaçlar Methotrexat Sulfasalazin Hydroxychloroquin Chloroquin Aurothioglukose (enjekte edilebilen altın) Auranofin (oral altın) Azathioprin Cyclosporin A Leflunomid Temel ilaçlar arasında yüksek etkisi ve kabul edilebilir yan etkileriyle Methotrexat özel bir yer almaktadı. Methotrexat esasen daha yüksek dozlarda kullanıldığı kanser tedavisinden gelmektedir. Methotrexat genelde ilk seçilen temel tedavi ilacıdır. Tablet halinde verilebildiği gibi enjeksiyon (kas içine damara ve subkutan) olarak da verilebilmektedir.Tüm temel ilaçlar belirli bir sürede etkilerini gösterebilirler. Genelde bu süre 4 hafta (Methotrexat Leflunomid) ile 6 ay (enjekte edilebilir altın) arasındadır.Sadece bir temel ilaca yetersiz düzeyde tepki alınıyorsa değişik ilaçlar aralarında kombine edilmelidir. Büyük araştırmalarda tercih edilen bir kombinasyon Methotrexat ile Cyclosporin A veya Hydroxychloroquin plus Sulfasalazin ile olanıdır. b) Eklemlere Kortizon preperatlarının enjekte edilmesi Romatoid Artrit tedavisinde diğer bir ana direk olarak kortizonlu preperatlar gösterilebilir. (Glukokortikoidler). İltihaba karşı etkileri çabuk olduğundan hastaların şikayetlerini hızla azaltmaktadır. Düşük dozlu uzun süreli tedavide eklem bozulmasında ki ilerleme yavaşlamaktadır. Ne yazık ki Glukokortikoidlerle yapılan uzun süreli veya yüksek dozlu tedavilerde yan etkiler meydana gelmektedir örn. Osteporoz.c) Steroidal olmayan anti romatik (NSAR) Örneğin Diclofenac ya da Indometacin gibi anti iltihap etkili ağrı kesicilerdir. Ortak eki prensibi olarak Prostaglandin üretimi için gereli olan Cyclooxygenase (COX) enzimini azaltırlar. Ağrı kesici etkileri iyi olduğundan Romatoid Artrit hastalığında kullanımına devam edilmektedir. Sık rastlanan bir yan etki mide ve onikiparmak bağırsağı ülserinin oluşumunu desteklemesidir. Bu durum özellikle ilaçlar Glukokortikoidlerle birlikte alındığında ortaya çıkabilir. NSAR'ın bir diğer sınıfı Cyclooxygenase-2(COX-2)- engelleyicileridir. Bunlar sadece iltihap durumunda meydana gelen Prostaglandin üretimini bloke ederken mide zarının koruması için gerekli olan Prostaglandini bloke etmezler.d) Biyolojikler Romatoid Artrit hastalığında iki sitokin özellikle önemli bir rol oynarlar: İnterlökin - 1 (IL-1) ve tümör nekrose faktörü - alpha (TNF - alpha). Her ikisi de bağışıklık sisteminin hücreleri tarafından üretilir ve salgılanır. Biyolojikler iltihabı teşvik eden ve iltihabı engelleyen faktörler arasındaki dengesizliği kaldırırlar. Bunlar IL-1 veya TNF-alpha fazlasına karşı etkili olurlar.Kaynak: medicine-worldwide.de | |
| | |
| | #30 (permalink) |
| Tekrarlayan omuz çıkıkları TEKRARLAYICI OMUZ ÇIKIKLARI İlk omuz çıkığı genellikle oldukça büyük bir travmayla olur. Yeterli tedavi olmuş veya olmamış kişilerde ikinci ve sonraki çıkıklar şaşırtıcı derecede kolay olabilir. İlk çıkık sonrası tedavi kurallarına uygun yapılmış bile olsa yeniden çıkma olasılığı vardır. Özellikle ilk çıkık 20 yaş altında olmuşsa % 50 nin üzerinde yeniden çıkık olasılığı vardır. İlk çıkık sırasında omuz sabitliğini sağlayan dokuların bir kısmının iyileşememesi yeniden çıkığa neden olur. Bunlardan en sık görüleni labrum denen kıkırdak desteğin kemiğe yapışma yerinden ayrılmasıdır. (omuz anatomisine bakınız) Ayrıca omuz kapsülündeki gevşemede ana nedenlerdendir. Ayrıca humerus kemiğinin başındaki defektlerde sorumlu tutulmaktadır. Bu problemlerin onarıldığı cerrahi müdahaleler sonrası bile yeniden çıkıklar görülebilmektedir. Tekrarlayan çıkıklar omuz ekleminde bozulma ve kireçlenmelere neden olurken omuz çevresi adele ve tendonlarda kalıcı hasarlar oluşturabilir. Ayrıca beklenmeyen zamanlarda oluşan omuz çıkıkları ek sakatlıklara da neden olur. Bütün bu nedenlerle tekrarlayan omuz ıkıklarında cerrahi tedavi önerilir. Tedavi yöntemleri Değişik cerrahi tipleri vardır. Bunların her birinin avantaj ve dezavantajları vardır. Bir cerrahiden beklenen özellikler şunlardır; Düşük nüks oranı Düşük komplikasyon oranı Düşük yeniden operasyon oranı İleride artrit olasılığı düşük Hareket kısıtlılığı yapmayan Eklem içinin görülmesine izin veren Yeniden çıkığa neden olan problemlerin giderildiği Vakaların büyük çoğunluğuna uygulanabilen olması Bütün bu beklentileri karşılayan bir operasyon henüz tanımlanmamıştır.Ancak artroskobik açık birçok operason % 90 lar civarında başarı sağlamaktadırlar.Tekrarlayan çıkıktan nasıl korunulur? Omuzunuz ilk çıktığında derhal doktora başvurun. Çıkığın yerleştirilmesi kolayca başarılamazsa fazla zorlamadan genel anesteziyle yapılmalıdır. Çıkık yerine yerleştirildikten sonra omuz 3-4 hafta tesit edilmelidir. Bu tesbit iyileşebilecek dokuların iyileşmesine olanak verir. Tesbit sonrası omuz adelelerinin kuvvetlendirilmesi de önemlidir. Bütün bunlara rağmen omuzunuz yeniden çıkabilir. | |
| | |
| Bookmarks |
Sağlık kategorisinde Ortopedi Kaynak konusu , Osteoporoz kemik erimesi Tanım: Halk arasında -kemik erimesi- de denen bu hastalık insan hayatının uzaması ile kendini hissettirmiştir. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri her yıl sadece bu hastalık nedeni ile ortaya ...
| Konu araçları | |
| Gösterim Modları | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Kaynak arıyoruz | ^Sukut-u HayaL | Galatasaray | 0 | 10-07-2008 11:25 |
| 2008 Öss Kaynak | U2ANGEL | Dershaneler Ve ÖSS | 7 | 30-11-2007 10:38 |
| Kaynak | karayel_29 | Vizyondaki Filmler | 1 | 23-05-2007 21:44 |
| Ortopedi:: | bulut78 | Sağlık | 34 | 22-07-2006 01:08 |
| ...::: Asp Kaynak:::... OndeX | ondex | Webmasterlar İçin | 0 | 01-01-2006 23:42 |
Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 13:28 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)