İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz Siz Sorun Biz Cevaplayalım!

Edebiyat Nedir..?

 Sanat ve Edebiyat kategorisinde   Edebiyat Nedir..? konusu , EDEBİYAT NEDİR? Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun dilden konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir. Konuşma ve düzyazı ...

Geri Git   İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz > Kültür ve Sanat Dünyası > Sanat ve Edebiyat


Cevapla
 
LinkBack Konu araçları
Eski 09-06-2007, 10:20   #1 (permalink)
Standart Edebiyat Nedir..?

EDEBİYAT NEDİR?
Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun dilden konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.
Konuşma ve düzyazı dilinde dil bir araç sözcükleri kullanmakla girişilmiş belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma ortaya koyma başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç onu okuyan ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.
Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır.
Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil sözcükler cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler şeyleşirler.
İnsanla öteki insanların eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine karşımıza çıkar. Resim gibi heykel müzik yapı gibi (eşya) değeri kazanır.
Şair cümle kurmaz bir nesne meydana getirir. Sözcüklerle güzel unutulmaz biçimler yaratır. Sözcüklerin bir araya özel biçimler altında getirilişinde derin eğilimler dürtüsü vardır.
Şair dilde olduğu gibi sözcüklerden yararlanmaz. Onlara yararlı olur. Renk ses hacim gibi onları şeyleştirir kırar bozar ve yeniden birleştirerek bir şiir dünyası kurar.
Sözlerin ve sözcüklerin nesnelleştirilerek özel işaretler deyişler tılsımlı biçimler haline getirilmesi bunların sihir ve büyü alanında kullanılması unutulmayan ezberlenen özel biçimlerle tekrar edilmesi şiirin doğuşunu hazırlayan en eski etkenlerdir. Bu yönden denilebilir ki yazı şöyle dursun tam konuşma dilinin bile gerçekleşmediği insanın ve insanlığını en eski tarihinde şiir ve şiir dili vardır. Demek ki edebiyat dilden önce idi.
Bununla beraber gerçek şiir ve edebiyat yazının bulunup kullanılmasından sonra gelişmiştir.
Sanat dışı konularda (politika hukuk mektup vb. alanlarda) bile ilk yazılı metinler edebiyata yakın destanî güzellik iddiası ile yüklü oldukça nesnel eserler olmuşlardır.

EDEBİYATTA AKIM DENİLİNCE NE ANLAŞILIR?

Akım insan düşüncesinin ve yaşamının tarih içinde değişik dünya görüşlerinin birbirini izleyerek devam etmesidir.
Tarih boyunca insanlar her çağda bilim ve felsefe verilerinden sosyal ekonomik siyasal gerçeklerden esinlenerek ileriye doğru atılımlar yaparak eskiyen düşünce ve biçimlerin yerine yenilerini ve başkalarını koyarlar.

İyiye Güzele ve Doğruya
sloganı ile ifade edilen bu atılımlar yeni ahlâk estetik ve bilim değerleri getirirler.
Sanat ve edebiyat akımları her çağın kendine özgü gerçekleri ve değerleri açısından ortaya atılan güzellik anlayışları estetik görüşleri ve ölçüleridir.
Edebiyat ve sanat akımları milli ve milletlerarası bilimsel felsefi sosyal ekonomik siyasal ahlâki dinsel yaşamın ürünleri olurlar ve tarihsel değerlerin uzantısı içinde eskiye ve kurulu düzene varolan edebiyat ve sanat anlayışına karşı ihtilâlci karakter taşırlar.
Ama bu devrimci karakter çoğu kez yöntemlerde ve yöntemlerin uygulanışında göze çarpar. Oysa edebiyat ve sanat akımları tarih içinde klâsik görüşlere zaman zaman dönerek tazelemeler tekrarlar yeniden değerlendirilişler yapmaktadırlar.
Her toplumun edebiyatında kendisine özgü milli akımlar aşamalar vardır. Fakat bunlardan bir kısmı ulusal sınırları aşarak uluslararası değer ve kapsam kazanırlar. Sonra bunlar ulusal sanatları etkiler.
Edebiyat ve sanat akımlarına ekol okul meslek ve çığır da denilmektedir
.
x_m.e.e kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-01-2008, 17:46   #2 (permalink)
Standart

Edebiyatın Tanımı

Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir. Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun dilden konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.



Konuşma ve düzyazı dilinde dil bir araç sözcükleri kullanmakla girişilmiş belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma ortaya koyma başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç onu okuyan ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.



Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır. Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil sözcükler cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler şeyleşirler. İnsanla öteki insanların eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine karşımıza çıkar. Resim gibi heykel müzik yapı gibi (eşya) değeri kazanır.







Şair cümle kurmaz bir nesne meydana getirir. Sözcüklerle güzel unutulmaz biçimler yaratır. Sözcüklerin bir araya özel biçimler altında getirilişinde derin eğilimler dürtüsü vardır. Şair dilde olduğu gibi sözcüklerden yararlanmaz. Onlara yararlı olur. Renk ses hacim gibi onları şeyleştirir kırar bozar ve yeniden birleştirerek bir şiir dünyası kurar.



Sözlerin ve sözcüklerin nesnelleştirilerek özel işaretler deyişler tılsımlı biçimler haline getirilmesi bunların sihir ve büyü alanında kullanılması unutulmayan ezberlenen özel biçimlerle tekrar edilmesi şiirin doğuşunu hazırlayan en eski etkenlerdir. Bu yönden denilebilir ki yazı şöyle dursun tam konuşma dilinin bile gerçekleşmediği insanın ve insanlığını en eski tarihinde şiir ve şiir dili vardır. Demek ki edebiyat dilden önce idi.



Bununla beraber gerçek şiir ve edebiyat yazının bulunup kullanılmasından sonra gelişmiştir. Sanat dışı konularda (politika hukuk mektup vb. alanlarda) bile ilk yazılı metinler edebiyata yakın destanî güzellik iddiası ile yüklü oldukça nesnel eserler olmuşlardır.
ceza52 kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-03-2008, 10:10   #3 (permalink)
Standart

paylaşım ıcın saol
lisder44 kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-2008, 22:42   #4 (permalink)
Standart

paylasım icin tskr ederm
Lizard91 kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-04-2008, 05:49   #5 (permalink)
Standart Yağmur Romanından Alınmıştır

YAĞMUR ADLI ROMANDAN ALINMIŞTIR:

- Arkadaşlar bu ilk dersimizde müfredattan ziyade öncelikle edebiyat hakkında bir fikir edinmeyi daha doğrusu sizin zihinlerinizde bundan sonraki hayatınızın en önemli vasfı olacak ve sizin mesleğiniz haline gelecek edebiyat hakkında bir fikri oluşturmayı gerekli görüyorum. Eğer ki sizler büyük bir okyanusa açılmak üzere olan gemicilerseniz öncelikle okyanusun ne olduğunu nasıl oluştuğunu neye hizmet ettiğini bilmeniz gerekmektedir. Sizden şunu düşünmenizi istiyorum. Edebiyat nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır. Edebiyatı oluşturan ona hayat veren şey nedir? Bu konuda kim bir şeyler söylemek ister?
Orta sıralarda oturan kumral bir kız söz aldı:
- Hocam bence edebiyat insanın duygularını dışa vurmasıdır.
- Nasıl yani dışa vurmasıdır? Bu düşünceni biraz aç bize.
dedi Özalp hoca. Amacı sorduğu sorularla öğrencisinin akıl yürütmesini sağlamak ve zihninde bir fikri yeşertebilmekti. Hocasının tavırlarından doğru yolda olduğunu sezinleyen öğrenci öncekinden daha cesur bir tavır takınarak fikrini savunmaya başladı.
- İnsan duyguları olan bir canlıdır. Bu yaradılışından beri vardır. İnsan hisseder. Sever üzülür kızar ve mutlu olur. İşte edebiyat insanın bu duygularından dolayı ortaya çıkmıştır. İnsan duygularını anlatmak istemiştir. Bunu da edebiyat ile yapmıştır.
Arka sıralardan kalkan bir el Özalp hocanın amaçladığı şekilde sınıfta farklı düşüncelerin çarpışmasını tetikleyecek yönde bir fikir attı ortaya
- Hocam arkadaşımız edebiyatı duyguların dışa vurumu olarak nitelendirdi. Bence burada yanılıyor. Çünkü her duygunun dışa vurulmuş şekline edebiyat diyemeyiz. Mesela bir anne çocuğunu çok seviyor ve ona olan sevgisini dışa vurarak evladına sarılıyor. Şimdi bu annenin evladına sarılışı da mı edebiyattır. Ya da bir ressam gördüğü bir manzaradan çok etkileniyor. Duygularını dışa vurmak maksadında o manzarayı resmediyor. Şimdi bu ressam edebiyatçı ve tablosu da edebiyat eseri midir? Tabii ki hayır. O ressam bir sanatçıdır ve eseri de sanat eseridir. Öncelikle edebiyat ve sanat terimlerinin farklılığını ortaya koymalıyız. Sanat çok daha geniş manadadır ve içine musikiyi resmi heykeltıraşçılığı ve buna benzer sanat dallarını alır. Edebiyat ise bence bu sanat dallarının bir tanesidir.”
Peki dedi Özalp hoca o sanat dallarından biri olan edebiyatın amacı nedir sizce? Sadece duyguların dışa vurulması insanın hissettiklerini ortaya koyması mıdır? Önce bir sessizlik oldu sınıfta. Hemen herkesin aklında bir takım düşünceler vardı ama kimse bunları toparlayamıyordu. Buğra tartışmanın başından beri dikkat kesilmiş söylenenleri zihninde yorumluyor ve beli bir düşünce oluşturmaya çalışıyordu. “Bazı şeyler geliyor aklıma fakat bunları ifade edecek doğru kelimeleri bulmalıyım” diye söylendi. Durdu. Gözleri esrarlı bir perdeyi yavaşça aralar gibiydi. “Doğru kelimeleri bulmak”. İşte buydu. Heyecanla el kaldırdı Buğra. Beyin fırtınasının mahsullerini paylaşmak istiyordu arkadaşlarıyla;
- Hocam her iki arkadaşıma da katılıyorum. Edebiyat insanın duygularını ve sadece duygularını da değil aynı zamanda beyninde kurduğu düşünceleri fikirleri de dışa vurma ihtiyacından doğmuştur. Kimi insan müzikle kimisi de resimle açığa çıkarmıştır içindekileri. Acıklı bir olay karşısında yakılan bir ağıt sevgiliye yazılan bir şiir yada göz kamaştıran bir güzelliğin kağıt üzerinde tasvir edilişi eserdir. Sanat eseridir bunlar. Sanatın çeşitli kolları vardır ve bu dallarda verilen eserleri birbirinden ayıracak nitelikler olmalıdır. Sanat eserlerini birbirinden ayıran onları kendi içlerinde sınıflandıran unsur eseri oluştururken kullanılan malzemedir bence. Resmi oluşturan renkler müziği oluşturan ses ise edebiyatı oluşturan unsurda kelimelerdir. Duyuşu duygu yoğunluğunu içsel sezinişi doğru kelimelerle anlatabilmektir. Yazılanı değerli kılan içindeki kelimelerin seçilişindeki ustalıktır. Edebiyat kelimelerle yapılır. Edebiyatın sihirli anahtarı işte budur hocam. Doğru kelimeler.
Buğranın sözleri karşısında Özalp hoca şaşkınlığını gizleyememişti. Edebiyat hakkında henüz hiçbir şey bilmeyen birinin bu denli isabetli görüşler sunması tartışmaya başlarken hedeflediği kriteri çoktan aşmış ve hocada büyük bir memnuniyet yaratmıştı. Meraklı gözlerle:
- Gerçektende güzel bir yaklaşım. İsminiz neydi acaba?
- Buğra hocam
- O halde Buğra sana şunu sormak istiyorum. Sevgiliye yazılan bir şiir edebiyat eseridir dedin az önce. Bize severek okuduğun bir şair ismi söyler misin?
- Tabii ki hocam. Ben Ümit Yaşar Oğuzcan’ı çok beğenirim.
- Hangi şiiri sende en çok etki bırakmıştır.
Anlamaz bakışlarla fırlattı hocasına. Bu soruların altında zekice kurulmuş bir oyun olduğunu seziyor fakat sorularıyla hocasının nereye varmak istediğini kestiremiyordu. Meraklı gözlerle
- Unutma ki şiirini çok severim. Hatta ezberimde. İsterseniz okuyabilirim.
- Tabii ki memnun oluruz.
UNUTMA Kİ
Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
Gözlerini tavana dikip
Düşündüğün oldu mu bütün gece
Ve bütün bir gün
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
Gelmeyince
Seni aramayınca
Ölesiye ağladın mı
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
Ona ait ne varsa
Bir bir hatırladın mı

Sen günden güne erimeyi bilir misin
Dev bir ağacın vekarı içinde ölmeyi
Bir teselli aramayı
Issız parklarda tenha sokaklarda
Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
Deli divane yollara düşüp
Yaşlanmış bir köpek gibi
Eskimiş bir gömlek gibi
Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
Sevmekten
Günler geceler boyunca yürümekten
Elin ayağın kalbin yoruldu mu

Sen yalnızlığın acısını bilir misin
Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
Bütün gururunu çiğneyip
Sevdiğinin geçtiği yollarda
Bastığı toprakları eğilip öptün mü
Sen çaresizlik nedir bilir misin
Sen yokluk nedir gördün mü
Yanan başını
Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
Sen her gün bin defa öldün mü

Böyleyim diye ayıplama beni
Bir gün kendimi
Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
Yaralı ve yenik bir asker gibi
Darılma
Unutma ki
Her seven adsız bir kahramandır
Unutma ki
İnsan sevebildiği kadar insandır…

Manalı bir gülümseme beliren dudakları bu kez can alıcı soruyu yöneltmek için açılmıştı Özalp hocanın:
- Peki ümit yaşarın bu şiiriyle liseli bir aşığın yazdığı kendisini terk eden liseli sevgilisine duyduğu kini anlatan sıradan bir şiir aynı mıdır? Yani senin söylediğine göre her ikisi de sanat eseridir.
İçine sürüklendiği girdaptan kendini kurtarmak isteyen birinin aceleciliğiyle cevap verdi
- Ama hocam biri kitaplaşmıştır”
İşte benimde merak ettiğim kelimelerin kitaplaşmasını diğer yazılanlardan ayrılmasını sağlayan şey nedir? Nedir yazıyı eser yapan?
Sınıf yine aynı derin sessizliğe gömülmüştü. her öğrencinin beyninde aynı sözler çınlıyordu. Neydi yazıyı eser yapan. Kelimeyi kitaplaştıran büyü neydi. Bu soru öğrencilerin beyninde uğultuya dönüşmüştü. Özalp hoca amacına ulaşmış öğrencilerini düşünmeye fikir üretmeye yöneltmişti. Yüzünde zafer kazanmış komutan edasıyla:
- Haftaya kadar bu konu hakkında geniş çaplı bir araştırma yaparak ve kendi yorumlarınızı da ekleyerek uzun bir yazı yazmanızı istiyorum. Bakalım kimin kelimeleri doğru kelimeler. Edebiyat dünyasına hoş geldiniz arkadaşlar. Çıkabilirsiniz
bertug_sakin kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler

Konu araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Karşılaştırmalı Edebiyat : jpns#7 Meslekler 0 31-01-2009 18:32
Edebiyat aradiklarim Sanat ve Edebiyat 0 13-04-2008 23:34
edebiyat cceyhun Sanat ve Edebiyat 0 24-11-2007 22:43


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 19:00 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0