Sanat ve Edebiyat kategorisinde Halk Edebiyatı Ve Halk Hikayesi konusu , 3. Halk Edebiyatı Kavramı Halk edebiyatı kavramıyla nasıl bir edebiyatı anladığımızı açıklamak için öncelikle halk kavramının ne anlama geldiğini algılamak gerekir. İlkçağlarda halk hükümdarlarla ona bağlı çevreler dışında kalan henüz ...
| |||||||
| Üye Ol | FlashChat | Bloglar | Üye Listesi | Forumları Okundu İsaretle |
| | #1 (permalink) |
| 3. Halk Edebiyatı Kavramı Halk edebiyatı kavramıyla nasıl bir edebiyatı anladığımızı açıklamak için öncelikle halk kavramının ne anlama geldiğini algılamak gerekir. İlkçağlarda halk hükümdarlarlaona bağlı çevreler dışında kalan henüz sınıflara ve tabakalara ayrılmamışgeniş yığınlardır. Halk ortak bir dili konuşan gelenek ve görenekleriyle ortak etkinliklerdebuluşan; ortak şeylere gülüp ortak şeylere ağlayan; günlük yaşamındaki ekonomik ve sosyal düzeyle biribirinden çok farklı olmayan insanlar topluluğu olarak tanımlanabilir. Kuşkusuz böyle bir kavram ve böyle bir tanımlama bu çerçevenindışında da bir insan topluluğunun varlığını akla getiriyor. Öyledir de. İlkel toplumlar dediğimiz topluluğu oluşturan bütün bireylerin aynı yaşam biçimini sürdürdüğü; birlikte avlanıp avladığını birlikte yediği birlikte ektiğini birlikte tükettiği;birlikte savaşıp elde ettiklerini birlikte paylaştıkları bir dönemden üretimaraçları işbölümünün yaygınlaşması ve değişim araçlarının gelişmesiyle üretimikendi gereksinimi olduğu kadar başka birilerinin de isteği olduğu için avladığınıya da ekip biçtiğini kendisine yetenden başka yöneten ya da hakim olan için de ürettiğibir döneme geçerken halkla halk olmayan ayrımı da belirmeye başlamıştır. Kabahatlarıyla çizdiğimiz bu görüntü Türk toplumunda da özellikle göçebe yaşamdanyerleşik yaşama geçmeyle belirginleşmeye başladı ve kentlerle birlikte soylu bir tabaka da oluştu. Özellikle İslamiyetle birlikte Türklerin düşünüş biçimi de değişmeye başladı bu inancın gerekleri doğrultusunda yapılanmaya gidildi. ªehir vekasabalarda kurulan medreseler başlangıçta çok büyük bir kitle oluşturmasa da siyasaliktidar açısından etkin olan bir topluluk oluşturdu. Bu topluluk İslam düşüncesiyleilgili bilgi ve birikimlerinden dolayı farklı bir düzeyde olunca geniş toplumsalkesimlerle bu kesim arasında ortak değerler azalmaya başladı. Üstünlük duygu- suna kapılan medreseliler halkı "havas" ve "avam" diye ikiye ayırarak düşünsel olduğukadar yaşama biçimi ve kültürüyle de farklılığın artık belirginleşmeye başladığını işaretlediler. Özellikle XV. yüzyıldan itibaren Osmanlı saray çevresine egemen olmaya başlayan Arap ve Fars aydınları beraberlerinde kendi kültürlerini de getirdiler. Türk toplumuna yabancı olan bu kültür Osmanlı saray çevresi ile yöneticileri tarafından yeğlenincebu çevrede kabul gördü; ancak halk geleneksel duyarlığını estetik ve sanatsalyeteneğini yitirmeksizin bir gereksinim olarak duyumsadığı ürünlerini üretmeyi sürdürdü. Bu dil ve kültür ayrılığı eğitim görmüş çelebiyi temsil eden Hacivat ilesağduyu sahibi anlayışlı halkı temsil eden Karagöz'ün nükteli konuşmalarında kolaylıkla görülür. Oluşan bu yeni "seçkinci" kesim dili Arapça ve Farsça sözcüklerce kuşatılmış içeriğiyaratıcısının düşünde yorumladığı bir dünya olan ve hayat bulduğu sosyal-siyasal çevrenin yaşama biçimine denk düşen bir edebiyat sanat yarattı. Divan ya da sarayedebiyatı adıyla andığımız bu edebiyat kuşkusuz bütün Osmanlı coğrafyasınınöyle ya da böyle edebiyatı sanatıdır. Ne var ki bu edebiyat ve sanatta geniş birtoplum kesiminin yaşadıklarından uzak bir yaşama biçimi estetik ve ideolojik anlayışvardır. İşte halk edebiyatı bu geniş toplum kesimine uzak 'seçkinci' anlayışınkarşısında tarihsel ve toplumsal ortaklıklardan beslenen diliyle içeriğiyle zorlamaetkenlerin olmadığı en önemlisi de yarattığı halkın ulusal özünü taşıyan edebiyattır.Avrupa'da 16. yüzyılda Rönesansın 1789 yılında da Fransız Devriminin yaşanmasıyeni bir düşünce oluşturmuş aydınlarda halk yaşamına karşı ilgi uyandırmıştır.Aynı zamanda bu süreçte Avrupa'da 'halk' ve 'ulus' kavramları günümüzdeki anlamıyla kullanılmaya başlanmıştır. Oysa ekonomik ve siyasal sıkıntı içerisindeki Osmanlıböyle bir süreci yaşayamadı. 'Halk Edebiyatı' kavramının dilimizde kullanılışı ise yüzyılımızın başlarından dahaeskiye gitmez. Elçin'in (1997) "halk edebiyatı kavramı" üzerinde dururken altını çizdiği gibi Avrupa'nın akılcı ve teknik üstünlüğüne dayanan yeni uygarlığıkarşısında bütün Türk dünyası ve özellikle Osmanlı İmparatorluğu gerilemek parçalanmakdurumuna gelince zaman içinde "siyasi Tanzimat" adını verdiğimiz bilinçdoğdu. Bu bilincin ardından gelen "edebi Tanzimat" kuşağı 3 Kasım 1839'da ilan edilen Tanziman Fermanının yarattığı ortamda 1789 ilkelerini ve bu ilkelerle doyurulan fikirlerini gazeteyle çeviri ve sanat yapıtları ile Türk halkına yaymayabaşladılar. Şinasi'nin "Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye"si Ziya Paşa'nın "Şiir ve Inşâ"sı![]() Namık Kemal'in tiyatroları ve "Vatan" gibi makaleleri mutlak rejimden meşrutiyetedoğru giden yolda aslında var olan "halk"ı ve "ulus"u Avrupalı bir görüşle arayanyapıtlardır. Folklor Türkiye Türklerinde 1908'den sonra Türkçülük ve milliyetçilik hareketiiçinde kendini gösterdi. Doğal olarak Türkiye'de halk edebiyatı kavramının dilimiz H A L K B İ L İ M ( F O L K L O R ) V E H A L K E D E B İ Y A T I 7 A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ ve düşüncemizdeki tarihsel derinliği bu tarihten daha öteye gitmez. Bugün bu kavramla biz divan edebiyatı dışında kalan ortak ürünlerle: mani türkü![]() ağıt atalar sözü destanlar masallar hikayeler fıkralar bilmeceler ninniler beddualar![]() vb gibi; söyleyeni belli saz ve tekke şiiri kapsamındaki ürünleri; köy orta oyunu dediğimiz temsilleri: Meddah Karagöz ve Ortaoyunu'nu anlıyor değerlendiriyoruz.4. Halk Edebiyatının Kaynakları Türk halk edebiyatı ürünlerini değişik kaynaklardan elde ediyoruz. Her ulus gibi Türk ulusununun da yazısı ve yazılı edebiyatı yokken bugün edebiyat adı altındadeğerlendirdiğimiz ürünlerin görevlerini üzerine alan yaratmaları vardı. Bunlar çok uzunca bir süre sözlü kaynaklarla taşınageldiler. Bu ürünlerin yazıya geçirilmeleri aşağı-yukarı 7. yüzyıldır. Ağıtlar kısaltılıp yoğunlaştırılarak mezar taşlarına;hakanların ünlü kişilerin büyük işlerinin anlatıları ise anıtlara kazılarak halk yaşamınınizleri halk edebiyatı ürünleriyle birlikte yazılı hale getirilmeye başlanmıştır. Bu bakımdan halk edebiyatının kaynaklarına eğildiğimizde yazılı ve sözlü olmaküzere iki kaynak karşımıza çıkar. 4.1. Sözlü Kaynaklar Halk edebiyatının masal tekerleme ninni mani fıkra bilmece atasözü beddua![]() vb. gibi sözlü ürünlerinin çok büyük bir bölümü özellikle ileri yaşlardaki insanlarımızdan elde edilen ürünlerdir. Bu yaşlı insanlar dedelerinden ninelerinden ya daanne-baba ve o çevredeki yaşlı kimselerden duydukları bu ürünleri yeni bir kuşağa aktarmada önemli bir kaynaktır. Halkbilim ve halk edebiyatı araştırmacıları bu yaşlı kaynaklardan derledikleri metinleri yazılı hale getirerek halk edebiyatı kaynağını zenginleştirirler. Ayrıca çeşitli yörelerimizde radyo gazete ve televizyon gibi görsel-işitsel iletişim araçlarının yaygın olmadığı dönemlerde halkın başlıca eğlenceve bir anlamda da eğitim kaynağı olan bu ürünler anlatıcı ve sorucularının bugünsayıları giderek azalsa da belleğinde yer etmiştir. Bu usta anlatıcıların yanı sıra halkozanları özellikle de saz şairleri sözlü halk edebiyatı ürünlerinin günümüze taşınmasındabaşlıca kaynaklardır. 4.2. Yazılı Kaynaklar Halk edebiyatımızla ilgili yazılı kaynaklar oldukça çeşitlidir. ªöyle bir sıralayacak olursak bunların başlıcaları şunlardır: • Orhun Abideleri : Türk kültürü ve edebiyatıyla ilgili yazılı kaynakların en eskisini Türk gelenek ve adları konusunda bilgiler taşıyan ve 8. yüzyılda dikilen Orhun Abideleri oluşturmaktadır. H A L K B İ L İ M ( F O L K L O R ) V E H A L K E D E B İ Y A T I 8 A Ç I K Ö Ğ R E T İ M F A K Ü L T E S İ • Divânü Lûgati't -Türk: Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072 tarihinde yazımı tamamlanan bu sözlük Türk halk edebiyatının değişik türlerinden örnekler taşımasıbakımından önemli bir kaynaktır. • Sûrnameler: Düğünlerden şenliklerden eğlencelerden halk sporlarındansözeden çoğunlukla minyatürlü yazma yapıtlardır. Halk tiyatrosu halk eğlenceleriyönünden zengin bilgi kaynaklarıdır. • Menâkıpnâmeler vilâyetnâmeler: Halk kültüründe eren ve evliya gibi üstünbir değeri olan Sarı Saltuk Hacı Bektaş-ı Veli Yunus Emre Hacı Bayram Veli Mevlanagibi kişilerin yaşamlarını anlatan yapıtlardır. • Falnâmeler: Gelecekten haber verme konusunda inanışları ve uygulamaları içine alan yazma yapıtlardır. • Mesnevîler: Halk hikayeleri fıkraları yönünden çok zengin kaynaklardır. Divanşairlerinin halk hikayelerini mesnevi şeklinde işlemeleriyle oluşmuşlardır. Örneğin Mevlana'nın ünlü Mesnevisi halk hikayeleri ve fıkralar bakımındançok zengin bir kaynaktır. • Cönkler : Halk edebiyatımızın en önemli yazılı kaynaklarını cönkler oluşturmaktadır. Birer defter olan cönkler alttan yukarıya doğru uzunlamasına açılanve okuma-yazma bilen bir halk edebiyatı gönüllüsü tarafından düzenlenmiş kaynaklardır. Cönkler tek bir halk edebiyatı türü üzerine düzenlenmemişlerdir; tam tersine destanlar koşmalar ağıtlar türküler atalar sözü maniler fıkralar![]() masallar gibi halk edebiyatı ürünleri bakımından oldukça zengin ürünleri birarada bulundurmaktadır. Bu bakımdan bu kaynaklarda halk edebiyatınınbütün ürünlerini bulmamız olasıdır. 5. Halk Edebiyatının Özellikleri Türk halk edebiyatı ürünlerinin ortak özelliklerinin başında anlaşılır bir Türkçeylesöylenmiş ya da yazılmış olmaları gelir. Halk edebiyatı ürünlerinin büyük bir bölümünü nazımla söylenmiş türkü ağıt ninni mani koşma koçaklama vb. türler oluşturduğuiçin bu türlerde başlıca ölçü hece ölçüsüdür.Özellikle 16. yüzyıldan sonra kimi halk şairlerinin gerek ilişkide oldukları medresekültürü ve çevresinin etkisi gerekse divan şairlerine özenmelerinden kaynaklananhece dışında ve ağdalı bir dille söyleme özellikleri görülmüştür. Fakat bu halk edebiyatıürünlerinin özellikleri sıralanırken temiz bir Türkçeyle söylenmiş olduklarının belirtilmesine engel değildir. Halk edebiyatı ürünlerinin dil ve biçim dışında bir diğer özelliği ise büyük bir bölümünün bireysel değil imece usulüyle yaratılmalarıdır. Bu imece usulüyle yaratım ![]() kimi adlara ait gösterilen şiirlerde de böyledir. Bir şiirin bir masalın bir türkünün![]() bir fıkranın birden çok söyleniş şeklinin olması da bu ortak yaratma niteliğinden ileri gelmektedir. Bugün Karacaoglan Pir Sultan Yunus Emre gibi adı belli halk ozanlarımızaait şiirlerin bile birden çok söyleniş şekilleri vardır. Bu ozanlarımız etrafında bir Karacaoglan şiirinden çok Karacaoglan şiir gelenegi ya da Pir Sultan şiir gelenegi H A L K B İ L İ M ( F O L K L O R ) V E H A L K E D E B İ Y A T I 9 A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ vurgulamasının yapılması da bu gerçeklikten ileri gelmektedir. Yani halk benimsediği![]() kendi duygu ve düşüncesiyle bütünleştirdiği ürünlere yenilerini eklerken onagönlünde yer etmiş bu adlardan birini yakıştırmaktan kaçınmamıştır. 6. Edebiyatın İçinde Halk Edebiyatının Yeri Bütün ulusların edebiyatlarında olduğu gibi Türk edebiyatında da halk edebiyatıgeleneğinden sürekli yararlanılmaktadır. Bunun tersini düşünmek doğru olmaz. Çünkü bugün bile insanın çocukluğunda tanıştığı ilk edebiyat ürünleri ninni tekerleme![]() masal gibi halk geleneğine dayalı ürünlerdir. Böyle bir gelenek içerisinde yetişen sanatçı çok aykırı bir yapıt sunsa da düşünsel dünyasının derinliklerindekibu birikimlerin izleriyle tanışıklığını hiç bir zaman yok sayamayacaktır. Bu kaçınılmaz gerçeğe daha bilinçli bir biçimde yaklaşarak iletmek istediği düşünsel ve estetik iletileri halkbilim ve halk edebiyatı ürünlerinden özellikle yararlanarak okuyucusuna ulaştıran sanatçılar da vardır. İngiltere'de Macperson'un ve Percy'nin İngiliz halk türkülerini örnek alarak geliştirdikleri edebiyat dili Almanya'daKlopstock ve Herder'in epik şiirden ve halk türkülerinden yararlanarak geliştirdikleri edebiyat geleneği klasik edebiyatın sıkı kaidelerinin kırılmasına ve ulusalbir edebiyatın yaratılmasına yol açmıştır. Puşkin'in Rus edebiyat dilini yaratmada halk edebiyatından ne büyük yardımlar gördüğü bilinen bir gerçektir. Puşkin ![]() dadısı Rodionovna'dan ta çocukluğunda dinlediği masallar için "bunların her biribir şiirdi" atasözleri için ise "dilimizin altın madeni" demektedir. Puşkin'den sonragelen büyük Rus yazalarının hepsi Lermontof Gogol Turgenyev Tolstoy ve Dostoyevski"halkın ruhu ile kaynaşmanın" yolunu Puşkin'in açtığı gelenekten öğrenmiştir. Ülkemiz edebiyatında halk edebiyatı ürünlerinin konu biçim ve biçeminden yararlanaraközleri sağlam dili ve anlatımı güçlü yapıtlar veren sanatçılarımızın içerisindeÖmer Seyfettin Ahmet Rasim Ahmet Mithat Efendi Hüseyin Rahmi Gürpınaradları akla ilk gelenlerdir. Günümüz edebiyatçıları içerisinde sadece ülkemizde değil dünyanın bütün ülkelerindeişlediği temalar kadar işleyiş biçimi bakımından da örnek gösterilen Yaşar Kemal özgünlüğünü destan ve halk hikayeciliği geleneğinden yararlanarak varetmiştir. Yaşar Kemal'in Demirciler Çarşısı Cinayeti Yusufçuk Yusuf Yılanı Öldürseler![]() Ince Memed Yer Demir Gök Bakır Ölmez Otu vb. romanları halk edebiyatınınzengin dil birikimini yansıtmaktadır. Ayrıca sözlü kültürde var olan Karacaoğlan ![]() Köroğlu Ala Geyik efsanelerini derleyerek yazdığı Üç Anadolu Efsanesi halkedebiyatının çağdaş edebiyat içerisindeki yerini göstermesi bakımından önemli yapıtlardır. Bu listeye yine Yaşar Kemal'in yapıtlarından Agrı Dagı Efsanesi'ni FillerSultanı ile Küçük Karınca'yı da eklemek gerekir. Halk edebiyatı geleneği ve halkbiliminden edebiyatımızda sadece Yaşar Kemal bu denli yararlanmamıştır. Çağdaş Türk edebiyatı içerisinde önemli yerleri olan Nazım H A L K B İ L İ M ( F O L K L O R ) V E H A L K E D E B İ Y A T I 10 Hikmet'in Sevdalı Bulut Şeyh Bedrettin Destanı Ferhat Ile Şirin Yusuf ile Menofisadlı yapıtları Sabahattin Ali'nin Hasan Boguldu adlı öyküsü Samim Kocagöz'ünkimi öykü ve romanları Aziz Nesin ve Muzaffer Izgü'nün birçok gülmece öyküsündehalk edebiyatının zengin örneklerinden yararlanılmıştır. Ahmed Arif Enver Gökçe![]() Necip Fazıl Kısakürek Bekir Yıldız Ümit Kaftancıoglu Niyazi Akıncıoglu Kemal Tahir![]() Bedri Rahmi Eyüpoglu Ali Kemal Gözükara Osman Şahin Kemal Bilbaşar Abbas Sayar![]() Onat Kutlar Necati Cumalı Abdülkadir Bulut Hasan Hüseyin Gülten Akın ve dahagenç kuşaktan Murathan Mungan Ömer Civano Müslüm Çelik gibi şair ve yazarlarımızınyapıtlarında da bu geleneğin belirgin izleri vardır. ---------------------------------------------- LEYLÂ ile MECNÛN Mecnun bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir. Kızının bu durumuna kızan annesi kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar. Mecnun' un babası oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun (deli çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak Mecnun' u çölde bulur. Halbuki o çölde âhular ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz. Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür. Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder: "Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni." Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar. Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir. Bir zaman sonra âilesi Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir. Ancak Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır. Mecnûn çölde Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür. Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir. Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır. Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder. Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner. Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak Mecnûn' u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnûn dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın maddî varlığını unutmuştur. Leylâ çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde Mecnûn onu tanımaz. Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer. Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir. Gelip mezarını kucaklar ağlayıp inler; "Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez Cânânsuz cihân gerekmez." Der kabri kucaklayarak ölür. Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür. Bunlar kimdir? diye sorunca derler ki: "Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular." ----------------------------------------------------- Aslan Kurt ve Tilki[FONT='Tahoma' 'sans-serif']Vaktiyle bir aslan bir kurt ve bir tilki arkadaş olmuşlar.Karınları acıktığından ava çıkmışlar.Av sonunda bir öküz bir koyun bir de tavşan yakalamışlar. Avlarını bir araya getirdikten sonra aslan kurda dönerek:-Şu taksimatı yapta paylarımızı alalım demiş. Kurt: -Öküz zaten sizin.Koyun benim tavşan da tilkinin demiş.Aslan buna çok kızmış kurda bir pençe vurduğu gibi onu uçuruma yuvarlamış.Bu sefer tilkiye dönerek:-Şu taksimatı bir de sen yapta görelim demiş.Kurnaz tilki hemen yanıtını yapıştırmış: -Öküz sizin akşam yemeğiniz koyun öğle yemeğiniz tavşan da sabah kahvaltınız.Aslan kıs kıs gülmüş tilkiye sen bu fikri nerde öğrendin? demiş.Tilki: - Uçuruma giden arkadaştan yanıtını vermiş... Böyle İşte !!! [/font] | |
| | |
| Bookmarks |
Sanat ve Edebiyat kategorisinde Halk Edebiyatı Ve Halk Hikayesi konusu , 3. Halk Edebiyatı Kavramı Halk edebiyatı kavramıyla nasıl bir edebiyatı anladığımızı açıklamak için öncelikle halk kavramının ne anlama geldiğini algılamak gerekir. İlkçağlarda halk hükümdarlarla ona bağlı çevreler dışında kalan henüz ...
| Konu araçları | |
| Gösterim Modları | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı | Küçükbey | Sanat ve Edebiyat | 0 | 11-12-2008 23:15 |
| Halk oyunları /Atatürk Ve Halk Oyunlarımız | Küçükbey | Dans | 0 | 04-12-2008 21:40 |
| halk evleri | black_akrep | Devrimleri | 3 | 11-11-2007 10:47 |
| Halk Bankasi'ndan "halk GÜnÜ Kredİsİ" | Haber Botu | Cnntürk Güncel Haber | 0 | 25-05-2007 12:00 |
| halk oyunları | folkdancer | Hobileriniz | 0 | 09-05-2006 22:53 |
Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 12:22 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)