Şarkı Sözleri kategorisinde Rammstein--> Tüm Albümleri (Türkçe Çevirili) konusu , Rosenrot (2005) Benzin Ich brauche Zeit kein Hooooo kein Alkohol kein Nikotin Brauch keine Hilfe kein Koffein doch Dynamit und Terpentin Ich ...
| |||||||
| | #1 (permalink) |
| Rosenrot (2005) Benzin Ich brauche Zeit kein Hooooo kein Alkohol kein Nikotin Brauch keine Hilfe kein Koffein doch Dynamit und Terpentin Ich brauche Öl für Gasolin explosiv wie Kerosin mit viel Oktan und frei von Blei einen Kraftstoff wie Benzin Benzin! Brauch keinen Freund kein Kokain Brauch weder Arzt noch Medizin Brauch keine Frau nur Vaselin etwas Nitroglyzerin Ich brauche Geld für Gasolin explosiv wie Kerosin mit viel Oktan und frei von Blei einen Kraftstoff wie Benzin Benzin! Gib mir Benzin Es fließt durch meine Venen Es schläft in meinen Tränen Es läuft mir aus den Ohren Herz und Nieren sind Motoren Benzin! Willst du dich von etwas trennen dann musst du es verbrennen Willst du es nie wieder sehen lass es schwimmen in Benzin Benzin! Ich brauch Benzin! Gib mir Benzin! Benzin Zamana ihtiyacım var Ne oooooe ne alkole ne de nikotine ihtiyacım var. Yardıma ihtiyacım yok Ne de kafeine. Benzin için yağa ihtiyacım var. Gazyağı gibi patlayıcıya Pek çok oktanla ve kurşunsuz Benzin gibi bir yakıt. Benzin. Bir arkadaşa ihtiyacım yok. Ne kokaine Ne de doktor ne de ilaca ihtiyacım var. Bir kadına ihtiyacım yok sadece vazelin. Biraz nitrogliserin. Benzin için paraya ihtiyacım var. Gazyağıcı gibi patlayıcıya Pek çok oktanla ve kurşunsuz Benzin gibi bir yakıt. Benzin. Bana benzin verin. Damarlarımda dolaşır Gözyaşlarımda uyur Kulaklarımdan sızar Kalp ve böbrekler motorlardır. Benzin. Bazı şeylerden ayrılmak istersen Bu durumda onu yakmak zorundasın. Onu yeniden bir daha hiç görmek istemiyorsan. Bırak benzin içinde yüzsün. Benzin. Benzine ihtiyacım var. Benzin. Bana benzin verin. ----------------------------------------------------------------------- Mann Gegen Mann Das Schicksal hat mich angelacht und mir ein Geschenk gemacht Warf mich auf einen warmen Stern Der Haut so nah dem Auge fern Ich nehm mein Schicksal in die Hand Mein Verlangen ist bemannt Wo das süße Wasser stirbt weil es sich im Salz verdirbt trag ich den kleinen Prinz im Sinn Ein König ohne Königin Wenn sich an mir ein Weib verirrt dann ist die helle Welt verwirrt Mann gegen Mann Meine Haut gehört den Herren Mann gegen Mann Gleich und Gleich gesellt sich gern Mann gegen Mann Ich bin der Diener zweier Herren Mann gegen Mann Gleich und Gleich gesellt sich gern Ich bin die Ecke aller Räume Ich bin der Schatten aller Bäume In meiner Kette fehlt kein Glied wenn die Lust von hinten zieht Mein Geschlecht schimpft mich Verräter Ich bin der Alptraum aller Väter Mann gegen Mann Meine Haut gehört den Herren Mann gegen Mann Gleich und Gleich gesellt sich gern Mann gegen Mann Doch friert mein Herz an manchen Tagen Mann gegen Mann Kalte Zungen die da schlagen Schwulah Mich interessiert kein Gleichgewicht Mir scheint die Sonne ins Gesicht Doch friert mein Herz an manchen Tagen Kalte Zungen die da schlagen Schwulah Mann gaygen Mann Adam Adama Karşı Kader üzerimde güldü Ve bana bir hediye verdi. Beni sıcak bir yıldıza attı. Cilde çok yakın gözden çok uzak. Kaderimi kendi ellerime alırım. Arzum erkekleşti. Temiz suyun öldüğü yerde Çünkü kendini tuz içinde lekeler. Küçük prensi akılda tutarım. Kraliçesiz bir kral. Bir kadın benim hakkımda yanıldığında Sonra bütün dünyanın kafası karışır. Adam adama karşı Cildim beyefendiye ait. Adam adama karşı Bir tüyün kuşları biraraya toplanır. Adam adama karşı İki sahibin kölesiyim. Adam adama karşı Bir tüyün kuşları biraraya toplanır. Bütün odaların köşesiyim. Bütün ağaçların gölgesiyim. Zincirimde hiçbir bağlantı kaçırmaz * Şehvet arkadan çektiğinde. Cinsim bana hain der. Ben bütün babaların kabusuyum. Adam adama karşı Cildim bir beyefendiye ait. Adam adama karşı Bir tüyün kuşları biraraya toplanır. Adam adama karşı Fakat kalbim bazı günlerde donar. Adam adama karşı Orada çırpan soğuk diller. Gay-ah** Denge ile ilgilenmem. Güneş yüzüme parlar. Fakat kalbim bazı günlerde donar. Orada çırpan soğuk diller. Gay-ah Adam adam için gay.*** *"Glied" hem "bağlantı (zincir için)" hem de "organ (muhtemeln penis)" manasında kullanılabilir. **Burada "ah" çığlığı "Schwuler" ile birleştirilip "Schwulah" sözcüğü oluşturulmuş. *** "Gaygen" ve "gegen" aynı şekilde okunuyor. Bu kısımda resmi sözlerde "gaygen" sözü kullanılmış. -------------------------------------------------------------------------- Rosenrot Sah ein Mädchen ein Röslein stehen Blühte dort in lichten Höhen Sprach sie ihren Liebsten an ob er es ihr steigen kann Sie will es und so ist es fein So war es und so wird es immer sein Sie will es und so ist es Brauch Was sie will bekommt sie auch Tiefe Brunnen muss man graben wenn man klares Wasser will Rosenrot oh Rosenrot Tiefe Wasser sind nicht still Der Jüngling steigt den Berg mit Qual Die Aussicht ist ihm sehr egal Hat das Röslein nur im Sinn Bringt es seiner Liebsten hin Sie will es und so ist es fein So war es und so wird es immer sein Sie will es und so ist es Brauch Was sie will bekommt sie auch Tiefe Brunnen muss man graben wenn man klares Wasser will Rosenrot oh Rosenrot Tiefe Wasser sind nicht still An seinen Stiefeln bricht ein Stein Will nicht mehr am Felsen sein Und ein Schrei tut jedem kund Beide fallen in den Grund Sie will es und so ist es fein So war es und so wird es immer sein Sie will es und so ist es Brauch Was sie will bekommt sie auch Tiefe Brunnen muss man graben wenn man klares Wasser will Rosenrot oh Rosenrot Tiefe Wasser sind nicht still Gül Kırmızısı Bir kız küçük bir gül gördü. O orada aydınlık zirvelerde açtı. Sevgilisinden rica etti Onu kendi için gidip almasını. Onu ister ve sorun yoktur Bu yüzden oldu ve her zaman olacak Onu ister ve bu gelenektir Almak istediği herşeyi alır. Derin kuyular kazılmalı Eğer berrak su istiyorsan Gül kırmızısı o Gül kırmızısı Derin sular sakin değildir Oğlan acı içinde dağa tırmanır. Manzarayı gerçekten umursamaz. Aklında sadece küçük gül. Onu sevgilisine getirir. Onu ister ve sorun yoktur Bu yüzden oldu ve her zaman olacak Onu ister ve bu gelenektir Almak istediği herşeyi alır. Derin kuyular kazılmalı Eğer berrak su istiyorsan Gül kırmızısı o Gül kırmızısı Derin sular sakin değildir Botlarında bir taş kırlır. Artık daha fazla uçurumda olmak istemez. Ve bir çığlık herkesin bilmesine izin verir Her ikisi de zemine düşüyor. Onu ister ve sorun yoktur Bu yüzden oldu ve her zaman olacak Onu ister ve bu gelenektir Almak istediği herşeyi alır. Derin kuyular kazılmalı Eğer berrak su istiyorsan Gül kırmızısı o Gül kırmızısı Derin sular sakin değildir *Bu şarkı "Goethe"nin "Heidenröslein" adlı şiirinden bazı alıntılar taşımaktadır. Ayrıca bu şiirle birlikte "Grimm Kardeşler"in "Schneewittchen und Rosenrot" adlı hikayesinden esinlenilmiştir. -------------------------------------------------------------------------- Spring Auf einer Brücke ziemlich hoch Hält ein Mann die Arme auf Da steht er nun und zögert noch Die Menschen strömen gleich zuhauf Auch ich lass mir das nicht entgehen Das will ich aus der Nähe sehen Ich stell mich in die erste Reihe und schreie Der Mann will von der Brücke steigen Die Menschen fangen an zu hassen Bilden einen dichten Reigen Und wollen ihn nicht nach unten lassen So steigt er noch mal nach oben Und der Mob fängt an zu toben Sie wollen seine Innereien Und schreien Spring Erlöse mich Spring Enttäusch mich nicht Spring für mich Spring ins Licht Spring Jetzt fängt der Mann zu weinen an Heimlich schiebt sich eine Wolke fragt sich Was hab ich getan vor die Sonne es wird kalt Ich wollte nur zur Aussicht gehen die Menschen laufen aus den Reihen und in den Abendhimmel sehen Und sie schreien Spring Sie schreien Spring Erlöse mich Spring Enttäusch mich nicht Spring für mich Spring ins Licht Spring Heimlich schiebt sich eine Wolke vor die Sonne es wird kalt Doch tausend Sonnen brennen nur für dich Ich schleich mich heimlich auf die Brücke Tret ihm von hinten in den Rücken Erlöse ihn von dieser Schmach und schrei ihm nach Spring Spring Erlöse dich Spring Enttäusch mich nicht Spring für mich Spring Enttäusch mich nicht Atla! Bir köprünün üzerinde oldukça yüksek Bir adam kollarını açmış Orada durur ve hala tereddüt eder. Tam başka bir yerde insanlar sürü halinde ilerler. Her iki şekilde de bunu kaçırmayacağım. Yakından görmek istiyorum. İlk sıranın içine ulaşırım. Ve bağırırım. Adam köprüden inmek ister. İnsanlar hoşlanmamaya başlar. Kalabalık bir yığın oluştururlar. Ve aşağı inmesine izin vermek istemezler. Böylece geri tırmanır. Ve çete sakinleşmeye başlar. Sakatatını isterler. Ve bağırırlar. Atla Beni günahtan kurtar. Atla Beni hayal kırıklığına uğratma. Benim için atla Işığın içine atla. Atla. Şimdi adam ağlamaya başlar. -Bir bulut gizlice ilerler. Kendine ne yapmalıyım diye sorar -Güneşin önü soğur. Sadece manzarayı görmek istedim -İnsanlar safları kırar. Ve akşam havasına bakarlar Ve bağırırlar. Atla Bağırırlar. Atla Beni günahtan kurtar. Atla Beni hayal kırıklığına uğratma. Benim için atla Işığın içine atla. Atla. Bir bulut gizlice ilerler Güneşin önü soğur. Fakat bin tane güneş sadece senin için yanar. Gizlice köprünün üzerine sürünürüm Ve arkasından onu tekmelerim. Onu bu utançdan kurtarırım. Ve ona bağırırım. Atla. Atla Kendini günahtan kurtar. Atla Beni hayal kırıklığına uğratma. Benim için atla Atla. Beni hayal kırıklığına uğratma. -------------------------------------------------------------------------- Wo Bist Do? Ich liebe dich Ich liebe dich nicht Ich liebe dich nicht mehr Ich liebe dich nicht mehr oder weniger als du Als du mich geliebt hast Als du mich noch geliebt hast Die schönen Mädchen sind nicht schön Die warmen Hände sind so kalt Alle Uhren bleiben stehen Lachen ist nicht mehr gesund und bald Such ich dich hinter dem Licht Wo bist du So allein will ich nicht sein Wo bist du Die schönen Mädchen sind nicht schön Die warmen Hände sind so kalt Alle Uhren bleiben stehen Lachen ist nicht mehr gesund und bald Such ich dich hinter dem Licht Wo bist du So allein will ich nicht sein Wo bist du Ich such dich unter jedem Stein Wo bist du Ich schlag mit einem Messer ein Wo bist du Neredesin? Seni seviyorum Seni sevmiyorum Seni artık sevmiyorum Seni artık sevmiyorum ya da senden daha az Senin beni sevdiğinden daha az Beni hala sevdiğin zaman. Güzel kızlar çekici değil Sıcak eller çok soğuk. Bütün saatler durmuş. Artık gülmek sağlıklı değil ve yakında. Işığın arkasında seni ararım. Neredesin? Böyle yalnız olmak istemiyorum. Neredesin? Güzel kızlar çekici değil Sıcak eller çok soğuk. Bütün saatler durmuş. Artık gülmek sağlıklı değil ve yakında. Işığın arkasında seni ararım. Neredesin? Böyle yalnız olmak istemiyorum. Neredesin? Seni her taşın altında ararım. Neredesin? Bir bıçakla kazarak bulurum. Neredesin? ------------------------------------------------------------------------ STIRB NICHT VOR MIR Die Nacht öffnet ihren Schoß Das Kind heißt Einsamkeit Es ist kalt und regungslos Ich weine leise in die Zeit Ich weiß nicht wie du heißt Doch ich weiß dass es dich gibt Ich weiß dass irgendwann irgendwer mich liebt He comes to me every night No words are left to say With his hands around my neck I close my eyes and pass away I don't know who he is In my dreams he does exist His passion is a kiss And I can not resist Ich warte hier Don't die before I do Ich warte hier Stirb nicht vor mir I don't know who you are I know that you exist Stirb nicht Sometimes love seems so far Ich warte hier Your love I can't dismiss Ich warte hier Alle Häuser sind verschneit Und in den Fenstern Kerzenlicht Dort liegen sie zu zweit Und ich Ich warte nur auf dich Ich warte hier Don't die before I do Ich warte hier Stirb nicht vor mir I don't know who you are I know that you exist Stirb nicht Sometimes love seems so far Ich warte hier Your love I can't dismiss Stirb nicht vor mir Ben Ölmeden Ölme! Gece kucağını açar. Çocuğun adı yalnızlık. Soğuk ve hareketsiz. Zamanın içine hafifçe ağlarım. Adının ne olduğunu bilmiyorum. Fakat senin yaşadığını biliyorum. Biliyorum ki bir ara Biri beni sevecek. "O her gece bana gelir." "Söyleyecek hiç bir söz kalmadı." "Boynumun çevresindeki elleriyle " "Gözlerimi kapar ve izin veririm." "Onun kim olduğunu bilmiyorum." "Hayallerimde o yaşıyor" "Tutkusu bir öpücük" "Ve karşı koyamıyorum" Burada beklerim. "Ben ölmeden ölme." Burada beklerim. Ben ölmeden ölme. "Senin kim olduğunu bilmiyorum." "Yaşadığını biliyorum." Ölme. "Bazen aşk çok uzak gibi görünür" Burada beklerim. "Senin aşkını bırakamam." Burada beklerim. Bütün evler karla örtüldü. Ve pencerelerde mum ışığı. Orada birlikte uzanırlar. Ve ben Ben sadece seni beklerim. Burada beklerim. "Ben ölmeden ölme." Burada beklerim. Ben ölmeden ölme. "Senin kim olduğunu bilmiyorum." "Yaşadığını biliyorum." Ölme. "Bazen aşk çok uzak gibi görünür" Burada beklerim. "Senin aşkını bırakamam." Ben ölmeden ölme. -------------------------------------------------------------------------- Zerstören Meine Sachen will ich pflegen Den Rest in Schutt und Asche legen Zerreißen zerschmeißen Zerdrücken zerpflücken Ich geh am Gartenzaun entlang Wieder spür ich diesen Drang Ich muss zerstören Doch es darf nicht mir gehören Ich muss zerstören Doch es darf nicht mir gehören Nein Ich nehme eure Siebensachen Werde sie zunichte machen Zersägen zerlegen Nicht fragen zerschlagen Und jetzt die Königsdisziplin Ein Köpfchen von der Puppe ziehen Verletzen zerfetzen zersetzen Zerstören Doch es darf nicht mir gehören Ich muss zerstören Nein Ich würde gern etwas zerstören Doch es darf nicht mir gehören Ich will ein guter Junge sein Doch das Verlangen holt mich ein Ich muss zerstören Doch es darf nicht mir gehören Nein Zerreißen zerschmeißen Zerdrücken zerpflücken Zerhauen und klauen Nicht fragen zerschlagen Zerfetzen verletzen Zerbrennen dann rennen Zersägen zerlegen Zerbrechen sich rächen Er traf ein Mädchen das war blind Geteiltes Leid und gleichgesinnt Sah einen Stern vom Himmel gehen Und wünschte sich sie könnte sehn Sie hat die Augen aufgemacht Verließ ihn noch zur selben Nacht Yıkım Kendi şeylerimle ilgilenmek isterim Huzuru moloz yığınına düşürmek isterim. Parçalamak vurmak Ezmek koparmak Bahçe çitlerinde ilerlerim. Ve tekrar şiddetli dürtüyü hissederim. Yok etmem lazım. Fakat bana uygun olamaz. Yok etmem lazım. Fakat bana uygun olamaz. Hayır. Kişisel eşyalarınızı alacağım. Onları yok edeceğim. Doğramak yolmak İstememek parçalamak. Ve şimdi yüce ceza Oyuncak bebeğin kafasını koparmak. Acıtmak koparmak çürütmek. Yok etmek. Fakat bana ait olamaz. Yok etmem lazım. Hayır. Bir şeyleri yok etmeyi isterim. Fakat bana uygun olamaz. İyi bir çocuk olmak isterim. Fakat arzu ansızın yakalar beni. Yok etmem lazım. Fakat bana uygun olamaz. Hayır. Doğramak yolmak İstememek parçalamak Yarmak çalmak İstememek parçalamak. Koparmak acıtmak Yakmak sonra da koşmak Doğramak yolmak Kırmak öcünü almak Adam kör bir kıza rastladı. Paylaştırılmış acı ve hatırlamış gibi Gökyüzünden giden bir yıldız gördü. Ve görebilmeyi diledi. Gözlerini açtı Ve aynı gece adamı terketti. ------------------------------------------------------------------------- Hilf Mir Ich war ganz allein zu Haus Die Eltern waren beide aus Da sah ich plötzlich vor mir stehen Ein Schächtelchen nett anzusehen Ei sprach ich wie schön und fein Das muss ein trefflich Spielzeug sein Ich zünde mir ein Hölzchen an Wie's oft die Mutter hat getan Immer wenn ich einsam bin Zieht es mich zum Feuer hin Warum ist die Sonne rund Warum werd ich nicht gesund Es greift nach mir ich wehr mich nicht Springt mir mit Krallen ins Gesicht Es beißt sich fest es schmerzt mich sehr Ich spring im Zimmer hin und her Oh weh die Flamme fäßt das Kleid Die Jacke brennt es leuchtet weit Es brennt die Hand es brennt das Haar Ich brenn am ganzen Leib sogar Immer wenn ich einsam bin Zieht es mich zum Feuer hin Warum ist die Sonne rund Warum werd ich nicht gesund - Das Feuer liebt mich Hilf mir Das Feuer liebt mich nicht - Das Feuer liebt mich Ich bin verbrannt mit Haut und Haar Verbrannt ist alles ganz und gar Aus der Asche ganz allein Steig ich auf zum Sonnenschein Das Feuer liebt mich Das Feuer liebt mich nicht Hilf mir Yardım Et! Evde tamamiyle yalnızdım. Ebeveynlerimin ikisi de dışarıdaydı. Orada benden önce aniden gördüm Küçük bir kutu göz atmak çok güzel. Ah dedim ki nasıl sevimli ve tatlı. Görkemli bir oyuncak olmalı. Bir kibrit çaktım Annenin sık sık yaptığı gibi. Yalnız olduğum her zaman Ateşe asılırım. Güneş neden yuvarlak Neden sağlıklı olamıyorum. Benim için uzanır karşı koymam. Pençelerle yüzüme sıçrar. Sertçe ısırır çok canımı yakar. Odanın çevresinde sıçrarım. Ah hayır alev elbiseme dokunur. Ceketim yanar bir hayli kızarır. Kafam yanar saçım yanar. İşin gerçeği tüm vücudum yanıyor Yalnız olduğum her zaman Ateşe asılırım. Güneş neden yuvarlak - Neden sağlıklı olamıyorum Ateş beni seviyor. Yardım et. - Ateş beni sevmiyor Ateş beni seviyor. Tamamen yandım. Herşey tamamen yandı. Küllerden hepsi yalnız. Güneş ışığına tırmanırım. Ateş beni seviyor. Ateş beni sevmiyor. Yardım et -------------------------------------------------------------------------- TE QUIERO PUTA! Hey amigos . . . Adelante amigos . . . Vamos vamos mi amor Me gusta mucho tu sabor No no no no tu corazón Mucho mucho tu limón Dame de tu fruta Vamos mi amor . . . Te quiero puta! Te quiero puta! Ay que rico Ay que rico un dos tres Sê te deseo otra vez Pero no no no tu corazón Más más más de tu limón Querido Dame de tu fruta Dame de tu fruta Vamos mi amor . . . Te quiero puta! Te quiero puta! Ay que rico Entre tus piernas voy a llorar Feliz y triste voy a estar Feliz y triste voy a estar Más más más por favor Más más más sê sê señor Más más más por favor Más más más sê sê señor No me tengas miedo No te voy a comer Más más más por favor Más más más sê sê señor Sê sê señor Te quiero puta! Te quiero puta! Dámelo dámelo Te quiero puta! Seni Seviyorum Fahişe!!! Hey arkadaşlar... İlerleyin arkadaşlar... Gel hadi gel hadi aşkım Gerçekten tadından hoşlanıyorum. Değil değil değil değil kalbinden değil. Gerçekten gerçekten limonundan hoşlanıyorum. Bana meyveni ver Gel hadi aşkım. Seni seviyorum fahişe! Seni seviyorum fahişe! Ah çok güzel. Ah çok güzel bir iki üç Evet seni yeniden bir kez daha istiyorum. Fakat değil değil değil kalbini değil Daha çok daha çok daha çok limonunu. Sevgilim. Bana meyveni ver Bana meyveni ver Gel hadi aşkım. Seni seviyorum fahişe! Seni seviyorum fahişe! Ah çok güzel. Bacaklarının arasında ağlayacağım Mutlu ve üzgün olacağım Mutlu ve üzgün olacağım. Daha çok daha çok daha çok lütfen. Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim. Daha çok daha çok daha çok lütfen. Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim. Benden korkma Seni yemeyeceğim. Daha çok daha çok daha çok lütfen. Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim. Evet evet efendim. Seni seviyorum fahişe! Seni seviyorum fahişe! Ver onu bana ver onu bana. Seni seviyorum fahişe! ------------------------------------------------------------------------- Ein Lied! Wer Gutes tut dem wird vergeben So seid recht gut auf allen Wegen Dann bekommt ihr bald Besuch wir kommen mit dem Liederbuch Wir sind für die Musik geboren Wir sind die Diener eurer Ohren Immer wenn ihr traurig seid spielen wir für euch Wenn ihr ohne Sünde lebt Einander brav das Händchen gebt Wenn ihr nicht zur Sonne schielt wird für euch ein Lied gespielt Wir sind die Diener eurer Ohren Wir sind für die Musik geboren Immer wenn ihr traurig seid spielen wir für euch Wenn ihr nicht schlafen könnt sei euch ein Lied vergönnt Und der Himmel bricht Ein Lied fällt weich vom Himmelslicht Wir sind für die Musik geboren Wir sind die Diener eurer Ohren Immer wenn ihr traurig seid spielen wir für euch Bir Şarkı İyilik yapan her kim olursa affedilecek. Bu yüzden bütün yolculuklarınızda iyi olun. Böylece yakında ziyaretçleriniz olacak. Şarkı kitabı ile geleceğiz. Biz müzik için doğduk. Biz kulaklarınızın köleleriyiz. Ne zaman üzgün olursanız Sizin için çalarız. Günahsız yaşarsanız Ve bir diğerinize elinizi verirseniz Gözlerinizi kısarak güneşe bakmazsanız Bir şarkı sizin için çalacak. Biz kulaklarınızın köleleriyiz. Biz müzik için doğduk. Ne zaman üzgün olursanız Sizin için çalarız. Ne zaman uyuyamazsanız Bir şarkıyı düşünmeli misiniz? Ve cennet çatlar Bir şarkı cennetin ışığından hafifçe düşer. Biz kulaklarınızın köleleriyiz. Biz müzik için doğduk. Ne zaman üzgün olursanız Sizin için çalarız. ------------------------------------------------------------------------- FEUER & WASSER Wenn sie Brust schwimmt ist das schön dann kann ich in ihr Zentrum sehn Nicht dass die Brust das Schöne wär Ich schwimm ihr einfach hinterher Funkenstaub fließt aus der Mitte ein Feuerwerk springt aus dem Schritt Feuer und Wasser kommen nicht zusammen Kann man nicht binden sind nicht verwandt In Funken versunken steh ich in Flammen und bin im Wasser verbrannt Im Wasser verbrannt Wenn sie nackt schwimmt ist das schön dann will ich sie von hinten sehn Nicht dass die Brüste reizvoll wären Die Beine öffnen sich wie Scheren Dann leuchtet heiß aus dem Versteck die Flamme aus dem Schenkeleck Sie schwimmt vorbei bemerkt mich nicht Ich bin ihr Schatten sie steht im Licht Da ist keine Hoffnung und keine Zuversicht denn Feuer und Wasser kommt nicht zusammen Kann man nicht binden sind nicht verwandt In Funken versunken steh ich in Flammen und bin im Wasser verbrannt So kocht das Blut in meinen Lenden Ich halt sie fest mit nassen Händen Glatt wie ein Fisch und kalt wie Eis sie wird sich nicht an mich verschwenden Ich weiß Feuer und Wasser kommt nie zusammen Kann man nicht binden sind nicht verwandt In Funken versunken steh ich in Flammen und bin im Wasser verbrannt Ateş Ve Su Kız kurbağalama yüzdüğünde çok güzel. Bu durumda özünü görebiliyorum. Güzel olan o göğüs değil. Sadece ondan sonra yüzerim. Parlak toz ortadan akar. Bir havai fişek onu kasığından vurur. Ateş ve su biraraya gelmezler. Bağlanamazlar ilişki kurulmaz. Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum Ve suda yanarım Suda yanarım. Kız çıplak yüzdüğünde çok güzel Bu durumda onu arkasından görmek isterim. Çekici olan o göğüsler değil. Bacakları makas gibi açılır. Sonra saklandığı yerden alev Butlarının buluştuğu yerden sıcakça kızarır. Geçmişe yüzer ve bana duyurmaz. Ben onun gölgesiyim o ışığın içinde durur. Umut ve sır yok. Ateş ve su biraraya gelmezler. Bağlanamazlar ilişki kurulmaz. Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum Ve suda yanarım Bunun gibi kan belimde kaynar. Islak ellerle onu yakalarım Bir balık gibi akıcı ve buz gibi soğuk. Kendini benim üzerime savurmayacak. Biliyorum. Ateş ve su biraraya gelmezler. Bağlanamazlar ilişki kurulmaz. Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum Ve suda yanarım | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Reise Reise (2004) Reise Reise Auch auf den Wellen wird gefochten Wo Fisch und Fleisch zur See geflochten Der eine sticht die Lanz' im Heer Der andere wirft sie in das Meer Ahoi Reise Reise Seemann Reise Jeder tut's auf seine Weise Der eine stößt den Speer zum Mann Der andere zum Fische dann Reise Reise Seemann Reise Und die Wellen weinen leise In ihrem Blute steckt ein Speer Bluten leise in das Meer Die Lanze muss im Fleisch ertrinken Fisch und Mann zur Tiefe sinken Wo die schwarze Seele wohnt ist kein Licht am Horizont Ahoi Reise Reise Seemann Reise Jeder tut's auf seine Weise Der eine stößt den Speer zum Mann Der andere zum Fische dann Reise Reise Seemann Reise Und die Wellen weinen leise In ihrem Blute steckt ein Speer Bluten leise in das Meer Reise Reise Seemann Reise Und die Wellen weinen leise In ihrem Herzen steckt ein Speer Bluten sich am Ufer leer Kalk KalkBalık ve vücudun denizde dalgalandığı yerde Biri ordunun içinde mızrak saplar Diğeri onu denize fırlatır Ahoy Kalk kalk* denizci kalk Her biri kendi tarzında yapar Biri mızrağı adama saplar Diğeri de balığa Kalk kalk denizci kalk Ve dalgalar sessizce ağlar Kanlarında bir mızrak saplı Kanları sessizce denize akar Mızrak vücutta boğulmalı Balık ve adam derinlere batmalı Kara ruhun yaşadığı yerde Ufukta ışık yoktur Ahoy Kalk kalk denizci kalk Her biri kendi tarzında yapar Biri mızrağı adama saplar Diğeri de balığa Kalk kalk denizci kalk Ve dalgalar sessizce ağlar Kanlarında bir mızrak saplı Kanları sessizce denize akar Kalk kalk denizci kalk Ve dalgalar sessizce ağlar Kalplerinde bir mızrak saplı Kıyıda kanları boşalır * "Reise" kelimesi günümüz Almanca'sında "seyahat etmek" anlamına gelen bir fiildir. Fakat parçada kullanımı farklıdır. Alman denizcileri "reise reise seemann reise" cümlesini birbirlerini uyandırma kaldırma çağrısı olarak kullanırlar. Denizcilerin kullanığı "reise" kelimesi ise şu anda geçerliliği olmayan eski Almanca'da "kalkma yükselme" manasına gelir. ----------------------------------------------------------------------- Mein Teil "Suche gut gebauten 18-30jährigen zum Schlachten" Der Metzgermeister Heute treff' ich einen Herrn Der hat mich zum Fressen gern Weiche Teile und auch harte stehen auf der Speisekarte Denn du bist was du isst und ihr wisst was es ist Es ist mein Teil – nein Mein Teil – nein Da das ist mein Teil – nein Mein Teil – nein Die stumpfe Klinge gut und recht Ich blute stark und mir ist schlecht Muss ich auch mit der Ohnmacht kämpfen ich esse weiter unter Krämpfen Ist doch so gut gewürzt und so schön flambiert und so liebevoll auf Porzellan serviert Dazu ein guter Wein und zarter Kerzenschein Ja da lass ich mir Zeit Etwas Kultur muss sein Denn du bist was du isst Und ihr wisst was es ist Es ist mein Teil – nein Mein Teil – nein Denn das ist mein Teil – nein Yes it's mein Teil – nein Ein Schrei wird zum Himmel fahren Schneidet sich durch Engelsscharen Vom Wolkendach fällt Federfleisch auf meine Kindheit mit Gekreisch Parçam* Kesilmek için 18-30 yaşlarında yapılı bir erkek aranıyor." -Kasap Ustası -* Bugün bir beyefendiyle buluşacağım Beni yiyebilecek kadar sever (Almanca'da bir deyim biri çok sevdiği bir insan için kullanır) Yumuşak parçalar ve sert olanlar bile** Hepsi menüde var Çünkü sen ne yiyorsan osundur Ve onun ne olduğunu bilirsiniz O benim parçam. "Hayır”* Benim parçam. "Hayır" Oradaki benim parçam. "Hayır" Benim parçam. "Hayır" Ağzı kör bıçak güzel ve kusursuz Ağır kan kaybediyorum ve midem bulanıyor Bayılmamak için mücadele etsem bile Acılar içinde yemeye devam ediyorum O çok iyi baharatlanmış Ve hoş bir biçimde ateşte pişmiş Ve sevecence porselen de sundu Ve yanında iyi bir şarapla Ve zarif bir mum ışığında Evet acele etmeyeceğim Biraz kültür olmak zorunda Çünkü sen ne yiyorsan osundur Ve onun ne olduğunu bilirsiniz O benim parçam. "Hayır" Benim parçam. "Hayır" Çünkü o benim parçam. "Hayır" Evet o benim parçam. "Hayır" Bir haykırış cennete doğru yükselecektir Meleklerin arasından geçecektir Tüylü bir et parçası çığlık atarak düşer Bulutların tepesinden çocukluğumun üzerine *Bu kısım orjinal sesi ile "Armin Meiwes"in internette yayınladığı ses kaydından alınmıştır. Bu ses kaydına cevap veren "Bernd Jürgen Brandes" Armin tarafından kesilmiş olarak ölü bulundu. Ölmeden önce Brandes Armin'den penisinin kesilmesini istedi ve ikili birlikte kesilen penisi yedi. ** Orjinal lirikteki "weiche teile" "yumuşak parça" anlamına gelmekle birlikte aynı şekilde okunan "weichteile" ise "üreme organı ile ilgili" anlamına gelen bir kelimedir. ***"Teil" kelimesi sözlükte "parça" veya "bölüm" manasına gelir. Fakat aynı zamanda penis için kullanılan argo bir kelimedir (Türkçe'deki "şey" gibi) ------------------------------------------------------------------- Dalai Lama Ein Flugzeug liegt im Abendwind An Bord ist auch ein Mann mit Kind Sie sitzen sicher sitzen warm und gehen so dem Schlaf ins Garn In drei Stunden sind sie da zum Wiegenfeste der Mama Die Sicht ist gut der Himmel klar Weiter weiter ins Verderben Wir müssen leben bis wir sterben Der Mensch gehört nicht in die Luft So der Herr im Himmel ruft seine Söhne auf dem Wind Bringt mir dieses Menschenkind Das Kind hat noch die Zeit verloren Da springt ein Widerhall zu Ohren Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht und der Wolkentreiber lacht Schüttelt wach die Menschenfracht Weiter weiter ins Verderben Wir müssen leben bis wir sterben Und das Kind zum Vater spricht Hörst du denn den Donner nicht Das ist der König aller Winde Er will mich zu seinem Kinde Aus den Wolken tropft ein Chor Kriecht sich in das kleine Ohr Komm her bleib hier Wir sind gut zu dir Komm her bleib hier Wir sind Brüder dir Der Sturm umarmt die Flugmaschine Der Druck fällt schnell in der Kabine Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht In Panik schreit die Menschenfracht Weiter weiter ins Verderben Wir müssen leben bis wir sterben Und zum Herrgott fleht das Kind Himmel nimm zurück den Wind Bring uns unversehrt zu Erden Aus den Wolken tropft ein Chor Kriecht sich in das kleine Ohr Komm her bleib hier Wir sind gut zu dir Komm her bleib hier Wir sind Brüder dir Der Vater hält das Kind jetzt fest Hat es sehr an sich gepresst Bemerkt nicht dessen Atemnot Doch die Angst kennt kein Erbarmen So der Vater mit den Armen Drückt die Seele aus dem Kind Diese setzt sich auf den Wind und singt: Komm her bleib hier Wir sind gut zu dir Komm her bleib hier Wir sind Brüder dir Dalai Lama Bir uçak gece rüzgarında İçinde bir adam ve çocuğu Güvenli ve sıcak bir şekilde otururlar Ve uykunun tuzağına düşerler Üç saat içinde orada olacaklar Annenin doğum günü için* Görüş mesafesi iyi gökyüzü açık Yaklaş yaklaş ölüme doğru Ölene kadar yasamak zorundayız İnsan gökyüzüne ait değil Ver cennetteki Tanrı Oğulları rüzgarın üstünde "Bana bu insan çocuğunu getirin." Çocuk hala zaman kaybediyor Sonra kulaklarında bir yankı yükselir Boğuk bir gürleme geceyi sürer Ve bulutların sürücüsü güler İnsan kargosunu sarsarak uyandırır Yaklaş yaklaş ölüme doğru Ölene kadar yasamak zorundayız Ve çocuk babasına der: Yıldırımı duymuyor musun? O bütün rüzgarların kralı Benden çocuğu olmamı istiyor Bulutlardan bir koro düşer Ve çocuğun küçük kulağına girer Gel buraya kal burada Sana karşı iyi olacağız Gel buraya kal burada Biz senin kardeşiniz Fırtına uçağı kucaklar Kabinde hızla basınç düşer Boğuk bir gürleme geceyi sürer Panik içinde insan kargosu çığlık atar Yaklaş yaklaş ölüme doğru Ölene kadar yasamak zorundayız Ve çocuk Tanrı’ya yalvarır: Gökyüzü rüzgarı geri al Ve bize zarar vermeden bizi yere indir Bulutlardan bir koro düşer Ve çocuğun küçük kulağına girer Gel buraya kal burada Sana karşı iyi olacağız Gel buraya kal burada Biz senin kardeşiniz Baba simdi çocuğu tutuyor Ve sıkıca kendine doğru bastırıyor Nefes almakta zorlandığını fark etmez Fakat korku merhamet tanımaz Ve baba kollarıyla Çocuğun ruhunu sıkar Ve çocuğun ruhu rüzgarın üzerinde yerini alır ve şarkı söyler: Gel buraya kal burada Sana karşı iyi olacağız Gel buraya kal burada Biz senin kardeşiniz * "Wiegenfest" "Doğumgünü" manasında kullanılan eski bir kelimedir. Günümüzde de genelde bu manada kullanılır. Fakat kelime anlamı "beşik töreni"dir. NOT: Dalai Lama Tibet Budizminde "Gelugpa" veya "Gelug" tarikatının en güçlü ismidir. Ayrıca şu anki Dalai Lama "Tenzin Gyasto"nun şiddetli bir uçuş korkusu vardır. Ayrıca parçanın şarkı sözleri "Johann Wolfgang von Goethe" tarafından 1782 yılında yazılan "Erlkönig" şiirinden alıntılar taşımaktadır ------------------------------------------------------------------------- Keine Lust Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Ich habe keine Lust mich nicht zu hassen Hab' keine Lust mich anzufassen Ich hätte Lust zu onanieren Hab' keine Lust es zu probieren Ich hätte Lust mich auszuziehen Hab' keine Lust mich nackt zu sehen Ich hätte Lust mit großen Tieren Hab' keine Lust es zu riskieren Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen Hab' keine Lust zu erfrieren Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Nein ich hab keine Lust Ich hab' keine Lust etwas zu kauen Denn ich hab' keine Lust es zu verdauen Hab' keine Lust mich zu wiegen Hab' keine Lust im Fett zu liegen Ich hätte Lust mit großen Tieren Hab' keine Lust es zu riskieren Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen Hab' keine Lust zu erfrieren Ich bleibe einfach liegen Und wieder zähle ich die Fliegen Lustlos fasse ich mich an Und merke bald ich bin schon lange kalt So kalt mir ist kalt . . . Ich hab' keine Lust İstek Yok! Arzulamıyorum* Arzulamıyorum Arzulamıyorum Arzulamıyorum Kendimden nefret etmemeyi arzulamıyorum Kendime dokunmayı arzulamıyorum Mastürbasyon yapmayı arzulardım Bunu denemeyi arzulamıyorum Soyunmayı arzulardım Kendimi çıplak görmeyi arzulamıyorum Büyük hayvanlarla olmayı arzulardım Bunu tehlikeye atmayı arzulamıyorum Kardan ayrılmayı arzulamıyorum Donmayı arzulamıyorum Arzulamıyorum Arzulamıyorum Arzulamıyorum Hayır arzulamıyorum Bir şey çiğnemeyi arzulamıyorum Çünkü sindirmeyi arzulamıyorum Kendimi tartmayı arzulamıyorum Şişmanca uzanmayı arzulamıyorum Büyük hayvanlarla olmayı arzulardım Bunu tehlikeye atmayı arzulamıyorum Kardan ayrılmayı arzulamıyorum Donmayı arzulamıyorum Sadece burada uzanmaya devam edeceğim Ve sinekleri tekrar saymaya devam edeceğim İsteksizce kendime dokunurum Ve hemen çoktan üşüdüğümü fark ediyorum Çok üşüyorum ben üşüyorum... Arzulamıyorum *"Lust" kelimesinin tercümesindeki "arzu" tam olarak "cinsel istek" manasındadır. -------------------------------------------------------------------------- Los Wir waren namenlos Und ohne Lieder Recht wortlos Waren wir nie wieder Etwas sanglos Sind wir immer noch Dafür nicht klanglos Man hört uns doch Nach einem Windstoß Ging ein Sturm los Einfach beispiellos Es wurde Zeit Los Sie waren sprachlos So sehr schockiert Und sehr ratlos Was war passiert Etwas fassungslos Und garantiert Verständnislos Das wird zensiert Sie sagten grundlos Schade um die Noten So schamlos Das gehört verboten Es ist geistlos Was sie da probieren So geschmacklos Wie sie musizieren Ist es hoffnungslos Sinnlos Hilflos Sie sind gottlos Wir waren namenlos Wir haben einen Namen Waren wortlos Die Worte kamen Etwas sanglos Sind wir immer noch Dafür nicht klanglos Das hört man doch Wir sind nicht fehlerlos Nur etwas haltlos Ihr werdet lautlos Uns nie los Wir waren los Hadi! Biz isimsizdik ve şarkısız. Biz tekrar asla sözsüz olmadık. Hala biz Biraz şarkısızız. Henüz sessiz değiliz. Bizi duyabilirsiniz. Ani bir rüzgardan sonra bir fırtına başladı. Gerçekten eşsiz. Zamanıydı. Hadi.* Onlar dilsizdi Bu şekilde tamamiyle şaşırmış Ve tamamiyle güçsüz. Ne oldu? Oldukça kontrolsüz Ve kesinlikle Anlayışsızlık Ki sansürlenecek. Onlar yersiz konuştu Müzik hakkında fazla kötü. O kadar utanmazlık ki yasaklanmalı. Bu akılsızlık Orada denedikleri. O kadar tatsız ki Yaptıkları müzik. Umutsuz değil mi? Hissiz. İşe yaramaz. Onlar tanrısız.** Biz isimsizdik. Bir ismimiz var. Biz sözsüzdük. Sözler geldi. Hala biz Biraz şarkısızız. Henüz sessiz değiliz. Duyarsınız. Kusursuz değiliz. Sadece bir miktar güvensiziz. Siz sessiz olacaksınız. Bizden asla kurtulamayacaksınız. Biz başıboştuk. -------------------------------------------------------------------------- Amerika We're all living in Amerika Amerika ist wunderbar We're all living in Amerika Amerika Amerika Wenn getanzt wird will ich führen auch wenn ihr euch alleine dreht Lasst euch ein wenig kontrollieren Ich zeige euch wie es richtig geht Wir bilden einen lieben Reigen Die Freiheit spielt auf allen Geigen Musik kommt aus dem Weißen Haus und vor Paris steht Micky Maus We're all living in Amerika Amerika ist wunderbar We're all living in Amerika Amerika Amerika Ich kenne Schritte die sehr nützen und werde euch vor Fehltritt schützen Und wer nicht tanzen will am Schluss weiß noch nicht dass er tanzen muss Wir bilden einen lieben Reigen Ich werde euch die Richtung zeigen Nach Afrika kommt Santa Claus und vor Paris steht Micky Maus We're all living in Amerika Amerika ist wunderbar We're all living in Amerika Amerika Amerika We're all living in Amerika Coca-Cola Wonderbra We're all living in Amerika Amerika Amerika This is not a love song This is not a love song I don't sing my mother tongue No this is not a love song We're all living in Amerika Amerika ist wunderbar We're all living in Amerika Amerika Amerika We're all living in Amerika Coca-Cola sometimes war We're all living in Amerika Amerika Amerika Amerika Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika harika. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Ne zaman bir dans olsa idare etmek isterim Etrafta tek başınıza döndüğünüzde bile. Kendinizi biraz kontrol altında bırakın. Size gerçekten nasıl gittiğini göstereceğim. Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz. Özgürlük bütün kemanlarda çalacak. Müzik Beyaz Saray'dan gelecek Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika harika. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Bilirim bu hareketler çok faydalıdır. Kaçan adımlardan sizi koruyacağım. Ve sonunda kim dans etmek istemezse Henüz etmek zorunda olduğunu bilmiyordur. Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz. Size yolu göstereceğim. Noel Baba Afrika'dan gelecek Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika harika. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Coca-Cola Wonderbra* Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Bu bir aşk şarkısı değil. Bu bir aşk şarkısı değil. Anadilimde söylemiyorum. Hayır bu bir aşk şarkısı değil. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika harika. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Coca-Cola bazen savaş Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... *Wonderbra çok ünlü bir Amerikan iç çamaşırı markası... -------------------------------------------------------------------------- Moskau Ъто песня о самом красивом городе в мире. Москва! Diese Stadt ist eine Dirne Hat rote Flecken auf der Stirn Ihre Zähne sind aus Gold Sie ist fett und doch so hold Ihr Mund fällt mir zu Tale wenn ich sie dafür bezahle Sie zieht sich aus doch nur für Geld Die Stadt die mich in Atem hält Moskau Ъаз два три! Moskau Посмотри! Пионеры там идут песни Ленину поют. Sie ist alt und trotzdem schön Ich kann ihr nicht widerstehen не могу устоять Pudert sich die alte Haut Hat sich die Brüste neu gebaut построила вновь Sie macht mich geil ich leide Qualen Sie tanzt für mich ich muss bezahlen я должен платить Sie schläft mit mir doch nur für Geld Ist doch die schönste Stadt der Welt Moskau Ъаз два три! Moskau Посмотри! Пионеры там идут песни Ленину поют. Ich sehe was was du nicht siehst (Wenn du deine Augen schließt) когда ты ночью крепко спишь Ich sehe was was du nicht siehst (Wenn du vor mir niederkniest) когда ты предо мной лежишь Ich sehe was was du nicht siehst (Wenn du mich mit dem Mund berührst) когда со мною говоришь Ich sehe was das siehst du nie Ъаз два три! Moskau Ъаз два три! Moskau Посмотри! Пионеры там идут песни Ленину поют. Moskova Bu şarkı dünyadaki en güzel şehir hakkında. Moskova!" Bu şehir bir fahişe. Alnında kırmızı noktalar var.* Dişleri altından yapılmış O şişman ve henüz çok güzel. Ağzı vadime düşer Bunun için ona ödediğimde. Elbiselerini çıkarır fakat sadece para için Beni kararsızlık içinde bırakan şehir. Moskova "Bir iki üç" Moskova "Bak!" "Öncüler oraya gidiyorlar"** "Lenin için şarkı söylüyorlar" O yaşlı ve yine de güzel. Ona karşı koyamıyorum. "Karşı koyamıyorum" Yaşlı cildini pudralar. Ve onarılmış göğüslerine sahiptir. "Onarılmış" Beni azdırır büyük acı çekerim Benim için danseder ödemek zorundayım. "Ödemek zorundayım" Benimle birlikte uyur fakat sadece para için O hala dünyadaki en güzel şehir. Moskova "Bir iki üç" Moskova "Bak!" "Öncüler oraya gidiyorlar" "Lenin için şarkı söylüyorlar" Senin görmediğin bazı şeyler görürüm "Gece derin bir uykuya daldığında" Senin görmediğin bazı şeyler görürüm "Benden önce yattığında" Senin görmediğin bazı şeyler görürüm Benimle konuştuğunda. Senin asla görmeyeceğin bazı şeyler görürüm. "Bir iki üç" Moskova "Bir iki üç" Moskova "Bak!" "Öncüler oraya gidiyorlar" "Lenin için şarkı söylüyorlar" *"Flecken" kelimesi "nokta" manasındadır. Ancak "namus lekesi" anlamında da bu kelime kullanılır. **"Öncüler" Eski "Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği" devletindeki Komünist partinin organize ettiği bir örgüttü. Şu anda da eskisi kadar büyük olmamakla birlikte bazı küçük parçaları "Doğu Almanya" dahil olmak üzere bir kaç ülkede bulunmaktadır. ------------------------------------------------------------------------ Morgenstern Sie ist hässlich dass es graut wenn sie in den Himmel schaut Dann fürchtet sich das Licht Scheint ihr von unten ins Gesicht So muss sie sich am Tag verstecken Will das Licht doch nicht erschrecken Lebt im Schatten bis der Schein vergeht Sieht einen Stern im Zwielicht prangen und fleht Mal mir Schönheit auf die Wangen Morgenstern ach scheine auf das Antlitz mein Wirf ein warmes Licht auf mein Ungesicht Sag mir ich bin nicht alleine Hässlich du bist hässlich Ich bin allein zur Nacht gegangen Die späten Vögel nicht mehr sangen Sah Sonnenkinder im Gewimmel und so rief ich in den gestirnten Himmel Morgenstern ach scheine auf die Liebste meine Wirf ein warmes Licht auf ihr Ungesicht Sag ihr sie ist nicht alleine Morgenstern ach scheine auf die Seele meine Wirf ein warmes Licht auf ein Herz das bricht Sag ihr dass ich weine Denn du du bist hässlich Du bist einfach hässlich Der Mensch ist doch ein Augentier Schöne Dinge wünsch' ich mir Doch du du bist nicht schön nein Morgenstern ach scheine auf die Liebste meine Wirf ein warmes Licht auf ihr Ungesicht Sag ihr sie ist nicht alleine Und der Stern will scheinen Auf die Liebste meine Wärmt die Brust mir bebt wo das Leben schlägt Mit dem Herzen sehen Sie ist wunderschön Sabah Yıldızı Kız karanlık çöktüğünde çok çirkin olur * Gökyüzüne baktığında. Sonra ışık korkar. Aşağıdan yüzüne parlar. Bu yüzden gün boyu saklanmak zorunda. Sadece ışıktan korkmak istemiyor. Parlaklık soluncaya dek gölgelerde yaşar. Alacakaranlıkta bir yıldızın parladığını görür ve yalvarır. Yanaklarımın üzerine güzelliği çiz. Sabah yıldızı ah parla ** Yüzümün üzerine. Sıcak bir ışık fırlat Korkunç yüzüme. Bana yalnız olmadığımı söyle. Çirkin sen çirkinsin. Gecede yalnız giderim. Geç saat kuşları daha fazla ötmedi. Kalabalığın içinde güneşin çocuklarını gördüm. Bu yüzden yıldızlı cennetlerde ağladım. Sabah yıldızı ah parla Sevgilimin üzerine. Sıcak bir ışık fırlat Onun korkunç yüzüne. Ona yalnız olmadığını söyle. Sabah yıldızı ah parla Ruhumun üzerine. Sıcak bir ışık fırlat Kırılan bir kalbin üzerine. Ona ağladığımı söyle. Çünkü sen sen çirkinsin. Sen son derece çirkinsin. İnsanlar gözün yarartıklarıdır. Güzel şeyler benim istediğim şeylerdir. Fakat sen sen güzel değilsin hayır. Sabah yıldızı ah parla Sevgilimin üzerine. Sıcak bir ışık fırlat Onun korkunç yüzüne. Ona yalnız olmadığını söyle. Ve yıldız parlamak ister Sevgilimin üzerine. Göğsümü ısıtır ve sarsar Hayatın vurduğu yeri. Kalp ile görüldüğünde O son derece güzel. *"Grauen" fiilinin Almanca'da iki anlamı vardır. Tercümede kullanılan anlamı cümleyi tamamlıyor. Fakat ikinci manası da parçaya uyabilir. "Korkunçluk onu çirkin yapar" gibi bir anlam kazanır. **"Morgenstern" kelime olarak "Sabah Yıldızı" anlamına gelir. Sabah yıldızı dediğimiz şey ise bizde de bilindiği gibi "Venüs"tür. ----------------------------------------------------------------------- Stein Um Stein Ich habe Pläne große Pläne Ich baue dir ein Haus Jeder Stein ist eine Träne Und du ziehst nie wieder aus Ja ich baue ein Häuschen dir Hat keine Fenster keine Tür Innen wird es dunkel sein Dringt überhaupt kein Licht hinein Ja ich schaffe dir ein Heim Und du sollst Teil des Ganzen sein Stein um Stein mauer ich dich ein Stein um Stein Ich werde immer bei dir sein Ohne Kleider ohne Schuh Siehst du mir bei der Arbeit zu Mit den Füßen im Zement Verschönerst du das Fundament Draußen wird ein Garten sein Und niemand hört dich schreien Stein um Stein mauer ich dich ein Stein um Stein Ich werde immer bei dir sein Welch ein Klopfen welch ein Hämmern Draußen fängt es an zu dämmern Alle Nägel stehen stramm Wenn ich sie in dein Leibholz Ramm – Stein um Stein mauer ich dich ein Stein um Stein Und keiner hört dich schreien Taşın Yanındaki Taş Planlarım var büyük planlar. Seni bir ev yapacağım. Her taş bir gözyaşı olacak. Ve tekrar asla dışarı çıkamayacaksın. Evet senin için küçük bir ev yapacağım Pencereleri kapısı olmayan. İçerisi karanlık olacak Hiç bir ışık içeri girmeyecek. Evet sana bir ev yapacağım. Ve sen onun bir parçası olacaksın. Taşın yanında taş seni duvar yaparım. Taşın yanında taş Her zaman seninle olacağım. Elbisesiz ayakkabısız Beni çalışırken izlersin. Çimentolu ayaklarınla Temeli aydınlatırsın. Dışarıda bir bahçe olacak Ve hiçbiri çığlığını duymayacak. Taşın yanında taş seni duvar yaparım. Taşın yanında taş Her zaman seninle olacağım. Ne ezme ne çekiçleme öyle. Dışarıda karanlık çökmeye başlıyor.* Bütün çiviler hazır olda durur Onları senin tahta bedenine vurduğumda.** Taşın yanında taş seni duvar yaparım. Taşın yanında taş Ve kimse çığlığını duymayacak. *"dämmern" fiili "karanlık çökmeye başlıyor" anlamına geldiği gibi aynı şekilde "sabah olmaya başlıyor" anlamına da gelebilir. İki anlam da burada kullanılabilir. **Burada Till yine çift anlam kullanıyor. Şarkı sözlerinde olmamasına rağmen cümleyi "-ramm" fiili ile bitirdikten sonra "stein (taş)" diye haykırır. Bu şekilde ramm-stein kelimesi ortaya çıkar. ------------------------------------------------------------------------- Ohne Dich Ich werde in die Tannen gehen Dahin wo ich sie zuletzt gesehen Doch der Abend wirft ein Tuch aufs Land und auf die Wege hinterm Waldesrand Und der Wald er steht so schwarz und leer Weh mir oh weh Und die Vögel singen nicht mehr Ohne dich kann ich nicht sein Ohne dich Mit dir bin ich auch allein Ohne dich Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich Mit dir stehen die Sekunden Lohnen nicht Auf den Ästen in den Gräben ist es nun still und ohne Leben Und das Atmen fällt mir ach so schwer Weh mir oh weh Und die Vögel singen nicht mehr Ohne dich kann ich nicht sein Ohne dich Mit dir bin ich auch allein Ohne dich Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich Mit dir stehen die Sekunden Lohnen nicht ohne dich Sensiz Köknar ağaçlarının içerisine gideceğim. Orası kızı son gördüğüm yer. Fakat akşam toprağın üzerine bir örtü atıyor Ve ormanın arkasındaki yolların üzerine. Keder benim ah keder. Ve kuşlar daha fazla ötmez. Sensiz ben var olamam Sensiz. Seninle dahi yalnızım. Sensiz. Sensiz saatleri sayıyorum sensiz. Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır. Onlar buna değmez. Dalların üzeri hendeklerin içi Şimdi sessiz ve hayat yok. Ve nefes almak ah benim için çok zorlaşır. Keder benim ah keder Ve kuşlar daha fazla ötmez. Sensiz ben var olamam Sensiz. Seninle dahi yalnızım. Sensiz. Sensiz saatleri sayıyorum sensiz. Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır. Onlar buna değmez sensiz. ------------------------------------------------------------------------- Amour Die Liebe ist ein wildes Tier Sie atmet dich sie sucht nach dir Nistet auf gebrochenen Herzen Geht auf Jagd bei Kuss und Kerzen Saugt sich fest an deinen Lippen Gräbt sich Gänge durch die Rippen Lässt sich fallen weich wie Schnee Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh Amour Amour Alle wollen nur dich zähmen Amour Amour am Ende gefangen zwischen deinen Zähnen Die Liebe ist ein wildes Tier Sie beißt und kratzt und tritt nach mir Hält mich mit tausend Armen fest Zerrt mich in ihr Liebesnest Frißt mich auf mit Haut und Haar und würgt mich wieder aus nach Tag und Jahr Läßt sich fallen weich wie Schnee Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh Amour Amour Alle wollen nur dich zähmen Amour Amour am Ende gefangen zwischen deinen Zähnen Die Liebe ist ein wildes Tier In die Falle gehst du ihr In die Augen starrt sie dir Verzaubert wenn ihr Blick dich trifft Bitte bitte gib mir Gift Aşk Aşk vahşi bir hayvandır. Sizi soluklar sizi arar. Kırık kalplerin üzerine yuva kurar. Ve öpücükler ve mumlar olduğunda avlanmaya gider. Sıkıca dudaklarınızı emer Ve kaburganıza doğru tüneller kazar. Hafifçe kar gibi bırakır. Önce sıcak tutar sonra soğuk sonunda canınızı yakar. Amour amour* Herkes seni evcilleştirmek ister. Amour amour sonunda Dişlerinin arasına yakalanırlar. Aşk vahşi bir hayvandır. Isırır tırmalar ve bana doğru adımlar atar. Binlerce kolla beni sıkıca tutar Ve beni aşk yuvasına sürükler. Beni tamamen yiyip bitirir. Ve yıllar sonra beni kusmaya çalışır. Hafifçe kar gibi bırakır. Önce sıcak tutar sonra soğuk sonunda canınızı yakar. Amour amour Herkes seni evcilleştirmek ister. Amour amour sonunda Dişlerinin arasına yakalanırlar. Aşk vahşi bir hayvandır. Onun tuzağına düşersiniz. Gözlerinizin içine gözlerini dikip bakar. Bakışı sizi vurduğunda tılsım bağlar. Lütfen lütfen bana zehir verin. *"Amour" Fransızca'da "aşk" demektir | |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Mutter Mein Herz Brennt Nun liebe Kinder gebt fein acht ich bin die Stimme aus dem Kissen ich hab euch etwas mitgebracht hab es aus meiner Brust gerissen mit diesem Herz hab ich die Macht die Augenlider zu erpressen ich singe bis der Tag erwacht ein heller Schein am Firmament Mein Herz brennt Sie kommen zu euch in der Nacht Dämonen Geister schwarze Feen sie kriechen aus dem Kellerschacht und werden unter euer Bettzeug sehen Nun liebe Kinder gebt fein acht ich bin die Stimme aus dem Kissen ich hab euch etwas mitgebracht ein heller Schein am Firmament Mein Herz brennt Sie kommen zu euch in der Nacht und stehlen eure kleinen heißen Tränen sie warten bis der Mond erwacht und drücken sie in meine kalten Venen Nun liebe Kinder gebt fein acht ich bin die Stimme aus dem Kissen ich singe bis der Tag erwacht ein heller Schein am Firmament Mein Herz brennt Kalbim Yanar Şimdi sevgili çocuklar dikkatinizi verin. Ben yastıktan gelen sesim. Sizden bazı şeyler aldım. Onu bağrımdan söktüm. Bu kalple güce sahibim. Gözkapağı şantajına. Gün uyanıncaya kadar şarkı söylerim. Cennetlerin üzerinde parlak bir ışık. Kalbim Yanar. Onlar size gece gelir Şeytanlar hayaletler kara periler. Mahzen şaftının dışından sürüklenirler. Ve yatağınızın altına bakacaklar. Şimdi sevgili çocuklar dikkatinizi verin. Ben yastıktan gelen sesim. Gün uyanana kadar şarkı söylerim. Cennetlerin üzerinde parlak bir ışık. Kalbim Yanar. Kalbim Yanar. ----------------------------------------------------------------------- Links 2 3 4 Kann man Herzen brechen können Herzen sprechen kann man Herzen quälen kann man Herzen stehlen Sie wollen mein Herz am rechten Fleck doch seh ich dann nach unten weg da schlägt es links Können Herzen singen kann ein Herz zerspringen können Herzen rein sein kann ein Herz aus Stein sein Sie wollen mein Herz am rechten Fleck doch seh ich dann nach unten weg da schlägt es links links zwo drei vier Kann man Herzen fragen ein Kind darunter tragen kann man es verschenken mit dem Herzen denken Sie wollen mein Herz am rechten Fleck doch seh ich dann nach unten weg da schlägt es in der linken Brust der Neider hat es schlecht gewusst Links zwo drei vier Sol Ki Üç Dört Kalpleri kırabilir misiniz? Kalpler konuşabilir mi? Kalplere işkence edebilir misiniz? Kalpleri çalabilir misiniz? Kalbimi sağ tarafta isterler. Fakat sonra aşağı bakarım O orada solda atar. Kalpler şarkı söyleyebilir mi? Bir kalp patlayabilir mi? Kalpler saf olabilir mi? Bir kalp taştan olabilir mi? Kalbimi sağ tarafta isterler. Fakat sonra aşağı bakarım O orada solda atar. Sol ki üç dört.* Kalplere sorabilir misiniz? Altınızda bir çocuk taşıyabilir misiniz? Onu gönderebilir misiniz? Kalbinizle düşünebilir misiniz? Kalbimi sağ tarafta isterler. Fakat sonra aşağı bakarım O orada sol göğüste atar. Kıskanç onu iyi bilmez. Sol ki üç dört *"Links zwo drei vier" tıpkı ülkemizdeki gibi Almanya'da da askeri yürüyüşlerde söylenen marştır. ---------------------------------------------------------------------- Sonne Eins zwei drei vier fünf Sechs sieben acht neun aus Alle warten auf das Licht fürchtet euch fürchtet euch nicht die Sonne scheint mir aus den Augen sie wird heut Nacht nicht untergehen und die Welt zählt laut bis zehn Eins Hier kommt die Sonne Zwei Hier kommt die Sonne Drei Sie ist der hellste Stern von allen Vier Hier kommt die Sonne Die Sonne scheint mir aus den Händen kann verbrennen kann euch blenden wenn sie aus den Fäusten bricht legt sich heiss auf das Gesicht sie wird heut Nacht nicht untergehen und die Welt zählt laut bis zehn Eins Hier kommt die Sonne Zwei Hier kommt die Sonne Drei Sie ist der hellste Stern von allen Vier Hier kommt die Sonne Fünf Hier kommt die Sonne Sechs Hier kommt die Sonne Sieben Sie ist der hellste Stern von allen Acht neun Hier kommt die Sonne Die Sonne scheint mir aus den Händen kann verbrennen kann dich blenden wenn sie aus den Fäusten bricht legt sich heiss auf dein Gesicht legt sich schmerzend auf die Brust das Gleichgewicht wird zum Verlust lässt dich hart zu Boden gehen und die Welt zählt laut bis zehn Eins Hier kommt die Sonne Zwei Hier kommt die Sonne Drei Sie ist der hellste Stern von allen Vier Und wird nie vom Himmel fallen Fünf Hier kommt die Sonne Sechs Hier kommt die Sonne Sieben Sie ist der hellste Stern von allen Acht neun Hier kommt die Sonne Güneş Bir iki üç dört beş altı yedi sekiz dokuz çıkış... Herkes ışığı bekler. Korkun korkmayın. Güneş gözlerimin dışında doğar. Bu gece hazır olmayacak. Ve dünya yüksek sesle ona kadar sayar. Bir İşte güneş geliyor. İki İşte güneş geliyor. Üç Hepsinin içinde en parlak yıldız o. Dört İşte güneş geliyor. Güneş ellerimin dışında doğar. Yanabilir hepinizi kör edebilir. Yumrukların dışında kırıldığında Sıcakça yüzde yayılır. Bu gece hazır olmayacak. Ve dünya yüksek sesle ona kadar sayar. Bir İşte güneş geliyor. İki İşte güneş geliyor. Üç Hepsinin içinde en parlak yıldız o. Dört İşte güneş geliyor. Beş İşte güneş geliyor. Altı İşte güneş geliyor. Yedi. Hepsinin içinde en parlak yıldız o. Sekiz dokuz İşte güneş geliyor. Güneş ellerimin dışında doğar. Yanabilir sizi kör edebilir. Yumrukların dışında kırıldığında Sıcakça yüzde yayılır. Göğsünüzün üzerinde acı içinde yayılır. Denge kaybolur. Zemine zorla gitmenize izin verir. Ve dünya yüksek sesle ona kadar sayar. Bir İşte güneş geliyor. İki İşte güneş geliyor. Üç Hepsinin içinde en parlak yıldız o. Dört Ve asla gökyüzünden düşmeyecek. Beş İşte güneş geliyor. Altı İşte güneş geliyor. Yedi. Hepsinin içinde en parlak yıldız o. Sekiz dokuz İşte güneş geliyor ----------------------------------------------------------------------- Ich Will Ich will Ich will dass ihr mir vertraut Ich will dass ihr mir glaubt Ich will eure Blicke spüren Ich will jeden Herzschlag kontrollieren Ich will eure Stimmen hören Ich will die Ruhe stören Ich will dass ihr mich gut seht Ich will dass ihr mich versteht Ich will eure Phantasie Ich will eure Energie Ich will eure Hände sehen Ich will in Beifall untergehen Seht ihr mich? Versteht ihr mich? Fühlt ihr mich? Hört ihr mich? Könnt ihr mich hören? Wir hören dich Könnt ihr mich sehen? Wir sehen dich Könnt ihr mich fühlen? Wir fühlen dich Ich versteh euch nicht Ich will Wir wollen dass ihr uns vertraut Wir wollen dass ihr uns alles glaubt Wir wollen eure Hände sehen Wir wollen in Beifall untergehen - ja Könnt ihr mich hören? Wir hören dich Könnt ihr mich sehen? Wir sehen dich Könnt ihr mich fühlen? Wir fühlen dich Ich versteh euch nicht Könnt ihr uns hören? Wir hören euch Könnt ihr uns sehen? Wir sehen euch Könnt ihr uns fühlen? Wir fühlen euch Wir verstehen euch nicht Ich will İstiyorum! İstiyorum. Bana güvenmenizi istiyorum. Bana inanmanızı istiyorum. Gözlerinizi hissetmek istiyorum. Her bir kalp atışını kontrol etmek istiyorum. Seslerinizi duymak istiyorum. Huzuru bozmak istiyorum. Beni iyi görmenizi istiyorum. Beni anlamanızı istiyorum. Hayalinizi istiyorum. Enerjinizi istiyorum. Ellerinizi görmek istiyorum. Alkışlarla inmek istiyorum. Beni görür musunuz? Beni anlar mısınız? Beni hisseder misiniz? Beni duyar mısınız? Beni duyabilir misiniz? -Seni duyarız. Beni görebilir misiniz? -Seni görürüz. Beni hissedebilir misiniz? -Seni hissederiz. Sizi anlamıyorum. İstiyorum. Bize güvenmenizi istiyoruz. Bizden her şeye inanmanızı istiyoruz. Ellerinizi görmek istiyoruz. Alkışlarla inmek istiyoruz. -evet Beni duyabilir misiniz? -Seni duyarız. Beni görebilir misiniz? -Seni görürüz. Beni hissedebilir misiniz? -Seni hissederiz. Ben sizi anlamıyorum. Bizi duyabilir misiniz? -Sizi duyarız. Bizi görebilir misiniz? -Sizii görürüz. Bizi hissedebilir misiniz? -Sizi hissederiz. Biz sizi anlamıyoruz. İstiyorum. -------------------------------------------------------------------------- Feuer Frei! vom Feuer das die Haut verbrennt Ich werf ein Licht in mein Gesicht Ein heisser Schrei Feuer frei! Bäng bäng Geadelt ist wer Schmerzen kennt vom Feuer das in Lust verbrennt ein Funkenstoss in ihren Schoss ein heisser Schrei Feuer frei! Bäng bäng Feuer frei! Gefährlich ist wer Schmerzen kennt vom Feuer das den Geist verbrennt bäng bäng gefährlich das gebrannte Kind mit Feuer das vom Leben trennt ein heisser Schrei bäng bäng Feuer frei! Dein Glück ist nicht mein Glück ist mein Unglück Bäng bäng Feuer frei! Ateş Serbest! Acının kusurlu olacağını kim bilir Deride yanan ateşten oluşan. Yüzüme bir ışık fırlatırım. Acı bir haykırış Ateş serbest!.* Bang bang Acının yükseldiğini kim bilir Tutkunun içinde yanan ateşten oluşan. Onun rahmine sert bir saplayış Acı bir haykırış Ateş serbest!. Bang bang Ateş serbest! Acının tehlikeli olduğunu kim bilir Ruhu yakan ateşten oluşan. Bang bang! Yanmış çocuk tehlikelidir Yaşamdan ayıran ateşt ile. Acı bir haykırış Bang bang Ateş serbest! Senin mutluluğun Benim mutluluğum değil. Benim ıstırabımdır. Bang bang Ateş serbest! *"Feuer frei!" kelime anlamı olarak "Ateş açın" manasına gelir. Almanlara özgü deyimle silahlarla ateş açılması için verilen komuttur. Bu komutun karşılığı bizde "Ateş serbest"tir. ----------------------------------------------------------------------- Mutter Die Tränen greiser Kinderschar ich zieh sie auf ein weisses Haar werf in die Luft die nasse Kette und wünsch mir dass ich eine Mutter hätte Keine Sonne die mir scheint keine Brust hat Milch geweint in meiner Kehle steckt ein Schlauch Hab keinen Nabel auf dem Bauch Mutter Ich durfte keine Nippel lecken und keine Falte zum Verstecken niemand gab mir einen Namen gezeugt in Hast und ohne Samen Der Mutter die mich nie geboren hab ich heute Nacht geschworen ich werd ihr eine Krankheit schenken und sie danach im Fluss versenken Mutter In ihren Lungen wohnt ein Aal auf meiner Stirn ein Muttermal entferne es mit Messers Kuss auch wenn ich daran sterben muss Mutter In ihren Lungen wohnt ein Aal auf meiner Stirn ein Muttermal entferne es mit Messers Kuss auch wenn ich verbluten muss Mutter oh gib mir Kraft Anne Çok yaşlı bir çocuğun kalabalığının gözyaşları. Onları beyaz bir saçla bağlarım. Islak zinciri havaya atarım. Ve bir annem olmasını dilerdim. Hiç bir güneş benim için parıldamaz. Süt için hiç bir göğüs yok. Gırtlağıma saplanmış bir boru var. Karnımda göbeğim yok. Anne Hiç bir memeyi emmek için bırakılmadım. Ve orada içine saklanacak bir çukur yoktu. Kimse bana bir isim vermedi. Acele ile ve menisiz babam oldu. Beni asla doğurmayan anne için Bu gece ezelim var. Ona bir hastalık göndereceğim. Ve daha sonra onu nehirde batıracağım. Anne Bir yılanbalığı onun akciğerlerinde yaşar. Alnımda bir doğum lekesi. Onu bir bıçağın öpücüğü ile çıkarın Ölümüme neden olsa bile. Anne Ah bana dayanma gücü ver. ---------------------------------------------------------------- SPIELUHR Wein kleiner Mensch stirbt nur zum Schein wollte ganz alleine sein das kleine Herz stand still für Stunden so hat man es für tot befunden es wird verscharrt in nassem Sand mit einer Spieluhr in der Hand Der erste Schnee das Grab bedeckt hat ganz sanft das Kind geweckt in einer kalten Winternacht ist das kleine Herz erwacht Als der Frost ins Kind geflogen hat es die Spieluhr aufgezogen eine Melodie im Wind und aus der Erde singt das Kind Hoppe hoppe Reiter und kein Engel steigt herab mein Herz schlägt nicht mehr weiter nur der Regen weint am Grab hoppe hoppe Reiter eine Melodie im Wind mein Herz schlägt nicht mehr weiter und aus der Erde singt das Kind Der kalte Mond in voller Pracht hört die Schreie in der Nacht und kein Engel steigt herab nur der Regen weint am Grab Zwischen harten Eichendielen wird es mit der Spieluhr spielen eine Melodie im Wind und aus der Erde singt das Kind Hoppe hoppe Reiter und kein Engel steigt herab mein Herz schlägt nicht mehr weiter nur der Regen weint am Grab hoppe hoppe Reiter eine Melodie im Wind mein Herz schlägt nicht mehr weiter und aus der Erde singt das Kind Hoppe hoppe Reiter mein Herz schlägt nicht mehr weiter Am Totensonntag hörten sie aus Gottes Acker diese Melodie da haben sie es ausgebettet das kleine Herz im Kind gerettet Hoppe hoppe Reiter eine Melodie im Wind mein Herz schlägt nicht mehr weiter und auf der Erde singt das Kind hoppe hoppe Reiter und kein Engel steigt herab mein Herz schlägt nicht mehr weiter nur der Regen weint am Grab Müzik Kutusu Sadece ölmüş gibi yapan küçük bir insan O tamamen yalnız olmak istedi. Küçük kalp saatlerdir hareketsiz kaldı. Böylece onun öldüğüne karar verdiler. Islak kumun içine gömülmüş oldu * Elinde bir müzik kutusu ile. İlk kar mezarı örter. Çocuğu yavaşça kaldırdı Soğuk bir kış gecesi Küçük kalp uyandı. Ayazın çocuğa yaptığı kadar Müzik kutusunu da yaraladı. Rüzgarda bir melodi Ve çocuk topraktan söyler. -Yukarı ve aşağı sürücü** Ve hiç bir melek inmez. -Benim kalbim artık atmaz. Mezarda sadece yağmur ağlar. -Yukarı ve aşağı sürücü Rüzgarda bir melodi -Benim kalbim artık atmaz. Ve çocuk topraktan söyler. Görkem dolu soğuk ay O gecede haykırışları duyar. Ve hiç bir melek inmez. Mezarda sadece yağmur ağlar. Sert meşe tahtalarının arasında Müzik kutusu ile birlikte çalacak Rüzgarda bir melodi. Ve çocuk topraktan söyler. -Yukarı ve aşağı sürücü Ve hiç bir melek inmez. -Benim kalbim artık atmaz. Mezarda sadece yağmur ağlar. -Yukarı ve aşağı sürücü Rüzgarda bir melodi -Benim kalbim artık atmaz. Ve çocuk topraktan söyler. -Yukarı ve aşağı sürücü -Benim kalbim artık atmaz. Totensonntag'da duydular.*** Bu melodi tanrının tarlasından. Sonra onu kazıp çıkardılar. Çocuğun içindeki küçük kalbi korudular. -Yukarı ve aşağı sürücü Rüzgarda bir melodi -Benim kalbim artık atmaz. Ve çocuk topraktan söyler. -Yukarı ve aşağı sürücü Ve hiç bir melek inmez. -Benim kalbim artık atmaz. Mezarda sadece yağmur ağlar. *"verscharren" fiili "törensiz defnetmek" manasındadır. **"Hoppe hoppe Reiter" Almanya'da ünlü bir çocuk şarkısının sözlerinden alıntıdır. "hoppe hoppe" at sürerken kullanılan bir argodur. ***Totensonntag "Ölümün Cumartesisi" manasına gelir. Kasımın son cumartesi günü kutlanan bir bayramın adıdır. Bu bayramlarda amaçlanan protestan hristiyanların ölümlerini hatırlamasıdır. --------------------------------------------------------------------- Zwitter Ich hab ihr einen Kuss gestohlen sie wollte sich ihn wiederholen ich hab sie nicht mehr losgelassen verschmolzen so zu einer Masse so ist es mir nur allzurecht ich bin ein schönes Zweigeschlecht zwei Seelen unter meiner Brust zwei Geschlechter eine Lust Zwitter Ich gehe anders durch den Tag ich bin der schönste Mensch von allen ich sehe wunderbare Dinge die sind mir vorher gar nicht aufgefallen ich kann mich jeden Tag beglücken ich kann mir selber Rosen schicken da ist kein zweiter und kein dritter eins und eins das ist gleich Zwitter ich bin so verliebt Zwitter Iich bin in mich verliebt Eins für mich eins für dich gibt es nicht für micm Eins für mich eins für dich eins und eins das bin ich Ich bin alleine doch nicht allein ich kann mit mir zusammen sein ich küsse früh mein Spiegelbild und schlafe abends mit mir ein wenn die anderen Mädchen suchten konnt ich mich schon selbst befruchten so bin ich dann auch nicht verzagt wenn einer zu mir "Fick dich" sagt Zwitter ich bin so verliebt Zwitter ich bin in mich verliebt Eins für mich eins für dich gibt es nicht für mich Eins für mich eins für dich eins und eins das bin ich Çift Cinsiyetli Kızdan bir öpücük çaldım Geri almak istedi. Onun tekrar gitmesine izin vermedim. Bir parçada eridik. Bu benim için çok doğru. Ben güzel bir biseksüelim. Göğsümün altında iki ruh İki cins tek arzu. Daha derine. Çift cinsiyetli. Günün içinden farklı bir şekilde geçerim. Hepsinin içinde en güzel kişiyim. Müthiş şeyler görürüm Bana daha önce görünmeyen. Kendimi her gün mutlu edebilirim. Kendime güller gönderebilirim. Bir ikinci ve bir üçüncü yok. Aynı olan bir ve bir. Daha derine. Çift cinsiyetli. Daha derine. Çok aşığım. Daha derine. Çift cinsiyetli. Daha derine. Çok aşığım kendime. Bir benim için Bir senin için. Bir ve bir. O benim. Yalnızım fakat değilim. Kendimle beraber olabilirim. Erkenden yansımamı öperim. Ve gecede kendimle uykuya dalarım. Diğerleri kız ararken Ben çoktan kendimi dölleyebilirdim. Üzgün bile olmam Biri bana "git kendini becer" dediğinde. Daha derine. Çift cinsiyetli. Daha derine. Çok aşığım. Daha derine. Çift cinsiyetli. Daha derine. Çok aşığım kendime. Bir benim için. Bir senin için Benim için olan gibi değil. Bir benim için Bir senin için. Bir ve bir. O benim. ------------------------------------------------------------------------- Rein Raus Ich bin der Reiter du bist das Ross ich steige auf wir reiten los du stöhnst ich sag dir vor ein Elefant im Nadelöhr Rein Raus Ich bin der Reiter du bist das Ross ich hab den Schlüssel du hast das Schloss die Tür geht auf ich trete ein das Leben kann so prachtvoll sein Rein Raus Tiefer tiefer sag es sag es laut tiefer tiefer ich fühl mich wohl in deiner Haut und tausend Elefanten brechen aus Der Ritt war kurz es tut mir leid ich steige ab hab keine Zeit muss jetzt zu den anderen Pferden wollen auch geritten werden Rein Raus Rein (tiefer) Raus (tiefer) İçeri Dışarı! Ben biniciyim Sen de atsın. Ben tırmanırım. Biz sürüşü keseriz. İnlersin. Sana fısıldarım. Bir iğnenin gözündeki fil. İçeri dışarı Daha derine daha derine. Söyle! Yüksek sesle söyle! Daha derine daha derine. Derinin içinde iyiyim. Ve bin fil parçalanır. Sürüş kısaydı. Üzgünüm. İnerim. Vaktim yok. Şimdi diğer atlara gitmeliyim. Onlarda sürülmek istiyor. İçeri dışarı. İçeri -daha derine Dışarı - daha derineBen biniciyim Sen de atsın. Ben tırmanırım. Biz sürüşü keseriz. İnlersin. Sana fısıldarım. Bir iğnenin gözündeki fil. İçeri dışarı Daha derine daha derine. Söyle! Yüksek sesle söyle! Daha derine daha derine. Derinin içinde iyiyim. Ve bin fil parçalanır. Sürüş kısaydı. Üzgünüm. İnerim. Vaktim yok. Şimdi diğer atlara gitmeliyim. Onlarda sürülmek istiyor. İçeri dışarı. İçeri -daha derine Dışarı - daha derine ------------------------------------------------------------------------ Adios Er legt die Nadel auf die Ader und bittet die Musik herein zwischen Hals und Unterarm die Melodie fährt leise ins Gebein Los! Los! Los! Bop bop shu bop Er hat die Augen zugemacht in seinem Blut tobt eine Schlacht ein Heer marschiert durch seinen Darm die Eingeweide werden langsam warm Los! Los! Los! Bop bop shu bop Nichts ist für dich nichts war für dich nichts bleibt für dich für immer Er nimmt die Nadel von der Ader die Melodie fährt aus der Haut Geigen brennen mit Gekreisch Harfen schneiden sich ins Fleisch er hat die Augen aufgemacht doch er ist nicht aufgewacht Nichts ist für dich nichts war für dich nichts bleibt für dich für immer Adios İğneyi damara yerleştirir Ve müziğin içeri gelmesini ister. Boğazı ve kolun ön kısmı arasında Melodi yavaşça kemiklerin arasında seyahat eder. Hadi! Hadi! Hadi! Bap bap şu bap Gözlerini kapadı. Kanında bir savaş kudurur. Bağırsaklarında bir askeri yürüyüş. Bağırsak yavaşça ısınır. Hadi! Hadi! Hadi! Bap bap şu bap Hiçbir şey senin için değil. Hiçbir şey senin için değildi. Hiçbir şey senin için kalmaz Sonsuza dek. Damardan iğneyi alır. Melodi derinin dışına seyahat eder. Kemanlar haykırışlarla yanar. Savaşlar bedeni keser. Gözlerini açtı Fakat uyanık değil. Hiçbir şey senin için değil. Hiçbir şey senin için değildi. Hiçbir şey senin için kalmaz Sonsuza dek. *"Adios" İspanyolca'da "elveda" anlamına gelen veda sözcüğüdür. ------------------------------------------------------------------------ Nebel Sie stehen eng umschlungen ein Fleischgemisch so reich an Tagen wo das Meer das Land berührt will sie ihm die Wahrheit sagen Doch ihre Worte frisst der Wind wo das Meer zu Ende ist hält sie zitternd seine Hand und hat ihn auf die Stirn geküsst sie trägt den Abend in der Brust und weiss dass sie verleben muss sie legt den Kopf in seinen Schoss und bittet einen letzten Kuss und dann hat er sie geküsst wo das Meer zu Ende ist ihre Lippen schwach und blass und seine Augen werden nass Der letzte Kuss ist so lang her der letzte Kuss er erinnert sich nicht mehr Son Öpücük Kolları sıkıca birbirlerinin etrafında bir şekilde dururlar. Bir beden karışımı çok canlı günler. Denizin karaya dokunduğu yerde. Kız ona gerçeği anlatmak ister. Fakat rüzgar kelimelerini yer. Denizin bittiği yerde Kız onun ellerini tutar titrer. Ve onu alnından öper. Kız geceyi bağrında taşır Solup gitmek zorunda olduğunu bilir. Kafasını onun kucağına koyar. Ve son bir öpücük ister. Ve sonra oğlan onu öptü Denizin bittiği yerde. Dudakları narin ve soluk Ve gözleri yaşlı. Son öpücük çok uzun zaman önceydi. Son öpücük... Artık oğlan hatırlamıyor. ------------------------------------------------------------------------- rammsteintr.com dan alıntıdır.. | |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Sehnsucht Sehnsucht Lass mich deine Träne reiten übers Kinn nach Afrika wieder in den Schoss der Löwin wo ich einst zuhause war Zwischen deine langen Beinen such den Schnee vom letzten Jahr doch es ist kein Schnee mehr da Lass mich deine Träne reiten über Wolken ohne Glück der grosse Vogel schiebt den Kopf sanft in sein Versteck zurück Zwischen deine langen Beinen such den Sand vom letzten Jahr doch es ist kein Sand mehr da Sehnsucht versteckt sich wie ein Insekt im Schlafe merkst du nicht daß es dich sticht glücklich werd ich nirgendwo der Finger rutscht nach Mexiko doch er versinkt im Ozean Sehnsucht ist so grausam Özlem Bırak gözyaşına bineyim. Çenenin üzerinde Afrika'ya Tekrar kimsesizliğin kucağında Eskiden evimde olduğum yerde Uzun bacaklarının arasında Geçen yılın karını ararım. Fakat burada artık kar yok. Bırak gözyaşına bineyim. Şanssız bulutların üzerine Büyük kuş başını bastırır Kibarca saklanma yerinin içine. Uzun bacaklarının arasında Geçen yılın tozunu ararım. Özlem saklanır Bir böcek gibi. Uykudayken dikkat etmezsin. Orada seni sokar. Şanslı hiçbir yere gitmeyeceğim. Parmak Meksika'ya kayar. Fakat okyanusun içine batar. Özlem çok zalimdir. ------------------------------------------------------------------------- Engel Wer zu Lebzeit gut auf Erden wird nach dem Tod ein Engel werden den Blick gen Himmel fragst du dann warum man sie nicht sehen kann Erst wenn die Wolken schlafengehn kann man uns am Himmel sehn wir haben Angst und sind allein Gott weiss ich will kein Engel sein Sie leben hinterm Sonnenschein getrennt von uns unendlich weit sie müssen sich an Sterne krallen (ganz fest) damit sie nicht vom Himmel fallen Erst wenn die Wolken schlafengehn kann man uns am Himmel sehn wir haben Angst und sind allein Gott weiss ich will kein Engel sein Erst wenn die Wolken schlafengehn kann man uns am Himmel sehn wir haben Angst und sind allein Gott weiss ich will kein Engel sein Melek Kim hayatı boyunca dünyada iyidir Ve öldükten sonra kim melek olacaktır? Gökyüzüne bakar ve sorarsın. Neden onları görediğini? Önce bulutlar uyumaya giderlerse Bizi gökyüzünde görebilirsin. Biz korkuyoruz ve yalnızız. Tanrı biliyor ben bir melek olmak istemiyorum. Güneş ışığının arkasında yaşarlar. Bizden ayrılmış sonsuz boş alanda. Yıldızlara tutunmak zorundalar. -sıkıca Böylece gökyüzünden düşmeyecekler. Önce bulutlar uyumaya giderlerse Bizi gökyüzünde görebilirsin. Biz korkuyoruz ve yalnızız. Tanrı biliyor ben bir melek olmak istemiyorum. ---------------------------------------------------------------------- Tier Was macht ein Mann was macht ein Mann der zwischen Mensch und Tier nicht unterscheiden kann was Er wird zu seiner Tochter gehen sie ist schön und jung an Jahren und dann wird er wie ein Hund mit eigen Fleisch und Blut sich paaren Was tust du Was fühlst du Was bist du doch nur ein Tier Was macht die Frau was macht die Frau die zwischen Tier und Mann nicht unterscheiden kann Sie taucht die Feder in sein Blut schreibt sich selber einen Brief entseelte Zeilen an die Kindheit als der Vater bei ihr schlief Was tust du Was fühlst du Was bist du doch nur ein Tier Hayvan Bir adam ne yapar? Bir adam ne yapar? Kim farkı anlatamaz Bir insan ve hayvan arasındaki? Ne? Kendi kızına gidecek. O güzel ve genç. Ve sonra bir köpek gibi Kendi bedeni ve kendi kanıyla çiftleşecek. Ne yaparsın? Ne hissedersin? Nesin sen? Fakat sadece bir Hayvan... Bir kadın ne yapar? Bir kadın ne yapar? Kim farkı anlatamaz Bir insan ve hayvan arasındaki? Kız tüyü onun kanına batırır Ve kendine bir mektup yazar. Çocukluğuna ölü çizgiler Babası yanında uyuduğunda. Ne yaparsın? Ne hissedersin? Nesin sen? Fakat sadece bir Hayvan... --------------------------------------------------------------------- Bestrafe Mich Bestrafe mich bestrafe mich Stroh wird Gold und Gold wird Stein deine Grösse macht mich klein du darfst mein Bestrafer sein Der Herrgott nimmt der Herrgott gibt Bestrafe mich bestrafe mich du meinst ja und ich denk nein schliess mich ein in dein Gebet bevor der Wind noch kälter weht Deine Grösse macht mich klein du darfst mein Bestrafer sein du darfst mein Bestrafer sein Deine Grösse macht mich klein du darfst mein Bestrafer sein deine Grösse macht ihn klein du wirst meine Strafe sein Der Herrgott nimmt der Herrgott gibt doch gibt er nur dem den er auch liebt bestrafe mich Beni Cezalandır! Beni cezalandır. Beni cezalandır. Saman altına dönüşür Ve altın da taşa. Büyüklüğün beni küçültür. Sen benim cezalandırıcım olabilirsin. Sahip alır. Sahip verir. Beni cezalandır. Beni cezalandır. Evet demek istiyorsun. Ve sanırım hayır. Dualarına beni dahil et Rüzgar esmeden hatta daha da soğumadan önce. Büyüklüğün beni küçültür. Sen benim cezalandırıcım olabilirsin. Sen benim cezalandırıcım olabilirsin. Büyüklüğün beni küçültür. Sen benim cezalandırıcım olabilirsin. Büyüklüğün onu küçültür. Benim infazım olacaksın. Sahip alır. Sahip verir. Fakat sadece aynı zamanda çok sevdiği Onlara mı verir? Beni cezalandır. ------------------------------------------------------------------------ Du Hast Du du hast du hast mich du hast mich gefragt du hast mich gefragt und ich hab nichts gesagt Willst du bis der Tod euch scheidet treu ihr sein für alle Tage Nein Willst du bis zum Tod der scheide sie lieben auch in schlechten Tagen Nein Sahipsin! Sen Sahipsin* Bana sahipsin. Bana sordun. Bana sordun ve ben hiçbirşey söylemedim. Ölüm sizi ayırancaya kadar Her zaman ona bağlı olmak ister misin? Hayır! Ayıran ölüme kadar Onu kötü gününde bile sevmek ister misin? Hayır! * "Du Hast mich" cümlesinin kelime manası "Bana sahipsin"dir. Ancak Till vokalde "s" harfini uzattığında yani "Du Hasst" dediğinde ise "Benden nefret ediyorsun" manası oluşur. Tabi resmi şarkı sözlerine göre doğru olan "Du Hast"tır. -------------------------------------------------------------------- Bück Dich Bück dich befehl ich dir wende dein Antlitz ab von mir dein Gesicht ist mir egal bück dich Ein Zweibeiner auf allen Vieren ich führe ihn spazieren im Passgang den Flur entlang ich bin enttäuscht Jetzt kommt er rückwärts mir entgegen Honig bleibt am Strumpfband kleben ich bin enttäuscht total enttäuscht Bück dich das Gesicht interessiert mich nicht Der Zweibeiner hat sich gebückt in ein gutes Licht gerückt zeig ich ihm was man machen kann und ich fang zu weinen an Der Zweifuss stammelt ein Gebet aus Angst weil es mir schlechter geht versucht sich tiefer noch zu bücken Tränen laufen hoch den Rücken Bück dich Bück dich befehl ich dir wende dein Antlitz ab von mir dein Gesicht ist mir egal bück dich nocheinmal Bück dich Eğil! Eğil sana emrediyorum. Yüzünü benden uzağa çevir. Yüzün bana hiç bir şey ifade etmez. Eğil. Tüm dörtlülerde bir insan. Onu bir yürüyüşe götürürüm Koridorda yavaşça yürüyüşe. Ben hayal kırıklığına uğradım. Şimdi o geri ileri gelir. Bal jartiyere yapışıp kalır. Hayal kırıklığına uğradım tamamen hayal kırıklığına uğradım. Eğil. Yüzün bana hiçbir şey ifade etmez. İnsan eğildi. İyi bir ışığın içine ilerledi. Ona ne yapabileceğini gösteririm. Ve ağlamaya başlarım. İnsan bir dua kekeledi Korkunun dışında çünkü beni daha kötü yapıyor. Eğilmeye çalıştı hatta daha çok. Gözyaşları geri koştu. Eğil Eğil sana emrediyorum. Yüzünü benden uzağa çevir. Yüzün bana hiç bir şey ifade etmez. Eğil bir kez daha. Eğil ------------------------------------------------------------------------ Spiel Mit Mir Wir teilen Zimmer und das Bett Brüderlein komm und sei so nett Brüderlein komm fass mich an rutsch ganz dicht an mich heran Vor dem Bett ein schwarzes Loch und hinein fällt jedes Schaf bin schon zu alt und zähl sie doch denn ich find keinen Schlaf Unterm Nabel im Geäst wartet schon ein weisser Traum Brüderlein komm halt dich fest und schüttel mir das Laub vom Baum Spiel ein Spiel mit mir gib mir deine Hand und spiel mit mir ein Spiel spiel mit mir ein Spiel spiel mit mir weil wir alleine sind spiel mit mir ein Spiel Vater Mutter Kind Dem Brüderlein schmerzt die Hand er dreht sich wieder an die Wand der Bruder hilft mir dann und wann damit ich schlafen kann Spiel ein Spiel mit mir gib mir deine Hand und spiel mit mir ein Spiel spiel mit mir ein Spiel spiel mit mir weil wir alleine sind spiel mit mir ein Spiel Vater Mutter Kind Benimle Oyna! Bir oda ve yatak paylaşırız. Sevgili erkek kardeşim gel ve çok kibar ol. Sevgili erkek kardeşim gel dokun bana. Kay yaklaş bana. Yatağın önünde siyah bir delik Ve her koyun içine düşer. Zaten fazla yaşlıyım henüz hala onları sayarım. Çünü uyuyamam. Göbeğin altında dalların içinde Beyaz bir düş çoktan bekliyor. Sevgili erkek kardeşim gel sıkıca tut. Ve benim için ağaçtan ayrılıkları salla. Benimle bir oyun oyna. Elini bana ver ve Benimle oyna Bir oyun Benimle oyna Bir oyun. Benimle oyna Çünkü biz yalnızız. Benimle oyna. Baba anne çocuk Sevgili erkek kardeşin eli acır. Tekrar duvara döner. Erkek kardeş bana şimdi yardım eder ve sonra Böylece uyuyabilirim. Benimle bir oyun oyna. Elini bana ver ve Benimle oyna Bir oyun Benimle oyna Bir oyun. Benimle oyna Çünkü biz yalnızız. Benimle oyna. Baba anne çocuk ----------------------------------------------------------------------- Klavier Sie sagen zu mir schliess auf diese Tür die Neugier wird zum Schrei was wohl dahinter sei hinter dieser Tür steht ein Klavier die Tasten sind staubig die Saiten sind verstimmt hinter dieser Tür sitzt sie am Klavier doch sie spielt nicht mehr ach das ist so lang her Dort am Klavier lauschte ich ihr und wenn ihr Spiel begann hielt ich den Atem an Sie sagte zu mir ich bleib immer bei dir doch es hatte nur den Schein sie spielte für mich allein ich goss ihr Blut ins Feuer meiner Wut ich verschloss die Tür man fragte nach ihr Dort am Klavier lauschte ich ihr und wenn ihr Spiel begann hielt ich den Atem an Dort am Klavier stand ich bei ihr es hatte den Schein sie spielte für mich allein Geöffnet ist die Tür ei wie sie schreien ich höre die Mutter flehen der Vater schlägt auf mich ein man löst sie vom Klavier und niemand glaubt mir hier das ich todkrank von Kummer und Gestank Dort am Klavier lauschte ich ihr und wenn ihr Spiel begann hielt ich den Atem an Dort am Klavier lauschte sie mir und als mein Spiel begann hielt sie den Atem an Piyano Onlar bana der ki Bu kapının kilidini aç. Merak bir çığlık olur. Arkasında ne olabilirdi? Bu kapının arkasında Bir piyano durur. Tuşlar tozlanmış Teller akortsuz. Bu kapının arkasında Kız piyanonun başında oturur. Fakat o artık çalmaz. Ah bu çok uzun zaman önceydi. Orada piyanonun başında Onu dinledim. Ve o çalmaya başlasaydı Nefesimi tutardım. Bana dedi ki Her zaman seninle kalacağım. Fakat bu sadece göründü ki Yalnız benim için çaldı. Onun kanını akıttım Öfkemin ateşinde. Kapıyı kilitledim. Onu sordular. Orada piyanonun başında Onu dinledim. Ve o çalmaya başlasaydı Nefesimi tutardım. Orada piyanonun başında Onun yanında kaldım. Bu göründü. O yalnız benim için çaldı. Kapı açık. Ah nasıl da çığlık atıyorlar? Annenin suçladığını duyuyorum. Ve baba beni dövüyor. Onu piyanonun başından kaldırırlar. Ve burada kimse bana inanmaz Ölümcül hasta olduğuma Kederden ve leş kokusundan. Orada piyanonun başında Onu dinledim. Ve o çalmaya başlasaydı Nefesimi tutardım. Orada piyanonun başında O beni dinledi. Ve çalmaya başladığımda Nefesini tuttu. ------------------------------------------------------------------------ Alter Mann Er wartet auf den Mittagswind die Welle kommt und legt sich matt mit einem Fächer jeden Tag der Alte macht das Wasser glatt Ich werf den Stein zu meinem Spass das Wasser sich im Kreis bewegt der Alte sieht mich traurig an und hat es wieder glatt gefegt Im weissen Sand der alte Mann zitternd seine Pfeife raucht nur das Wasser und ich wissen wozu er diesen Fächer braucht Die Ahnung schläft wie ein Vulkan zögernd hab ich dann gefragt den Kopf geneigt es schien er schläft hat er bevor er starb gesagt Das Wasser soll dein Spiegel sein erst wenn es glatt ist wirst du sehen wieviel Märchen dir noch bleibt und um Erlösung wirst du flehen Den Fächer an den Leib gepresst im Todeskrampf erstarrt die Hand die Finger mussten sie ihm brechen der Fächer bleibt zurueck im Sand Den Alten ruf ich jeden Tag er möchte mich doch hier erlösen ich bleib zurück im Mittagswind und in dem Fächer kann ich lesen Das Wasser soll dein Spiegel sein erst wenn es glatt ist wirst du sehen wieviel Märchen dir noch bleibt und um Erlösung wirst du flehen Yaşlı Adam O gün ortası rüzgarında bekler. Dalga gelir ve yorgunca uzanır. Her gün bir vantilatörle Yaşlı olan suyu durultur. Zevk için bir taş fırlatırım Su daireler oluşturur. Yaşlı olan kederle bana bakar. Ve tekrar suyu durultur. Beyaz kumun içinde yaşlı adam Titrer piposunu içer. Sadece su ve ben bilirim Neden bir vantilatöre ihtiyacı olduğunu. Düşünce bir volkan gibi uyur. Tereddüt eder ona sorarım o zaman. Kafası eğildi uyuduğu görüldü. Ölmeden önce söyledi. Su aynan olacaktır. Eğer durgunluksa gördüğün Kaç peri masalı senin için kalmıştır? Ve kurtarılman için yalvaracaksın. Vantilatör vücuduna karşı bastırdı. Elleri sertçe kasılır. Onlar parmaklarını kırmak zorundaydılar. Vantilatörden kalanlar kumlara döner. Yaşlı olanı her gün çağırırım. Beni günahtan kurtarmak istiyordu. Benden kalanlar gün ortası rüzgarına döner Ve ben vantilatörün içini okuyabilirim. Su aynan olacaktır. Eğer durgunluksa gördüğün Kaç peri masalı senin için kalmıştır? Ve kurtarılman için yalvaracaksın ------------------------------------------------------------------------ Eifersucht Bin ich schöner zerschneid mir das Gesicht bin ich stärker brich feige mein Genick bin ich klüger töte mich und iss mein Hirn Hab ich dein Weib töte mich und iss mich ganz auf dann iss mich ganz auf Bin ich ehrlicher beiss mir die Zunge ab bin ich reicher dann nimm mir alles bin ich mutiger töte mich und iss mein Herz Hab ich dein Weib töte mich und iss mich ganz auf dann iss mich ganz auf doch leck den Teller ab Es kocht die Eifersucht Hab ich so glatte Haut zieh sie in Streifen ab Hab ich die klaren Augen nimm mir das Licht Hab ich die reine Seele töte sie in Flammen Habe ich dein Weib dann töte mich und iss mich ganz auf dann iss mich ganz auf doch leck den Teller ab Es kocht die Eifersucht Kıskançlık Daha mı yakışıklıyım? Yüzümü doğra. Daha mı güçlüyüm? Korkakça boynumu kır. Daha mı zarifim? Öldür beni ve beynimi ye. Karına mı sahibim? Öldür beni ve beni tamamen ye. O zaman beni tamamen ye. Daha mı dürüsütüm? Dilimi ısır. Daha mı zenginim? O zaman herşeyi al benden. Daha mı yürekliyim? Öldür beni ve kalbimi ye. Karına mı sahibim? Öldür beni ve beni tamamen ye. O zaman beni tamamen ye. Fakat tabağı da sıyır. Kıskançlık pişiriyor. Düzgün bir deriye mi sahibim? Şeritler halinde kopar onu. Berrak gözlere mi sahibim? Benden ışığı al. Masum bir ruhum mu var? Alevler içinde öldür onu. Karına mı sahibim? o zaman Öldür beni ve beni tamamen ye. O zaman beni tamamen ye. Fakat tabağı da sıyır. Kıskançlık pişiriyor. ----------------------------------------------------------------------- Küss Mich Sie hält immer still weil sie gefingert werden will bläht sich auf im dürren Gras das feuchte Äugelein wird nass Gefangen in der Finsternis sieht sie nie das Licht der Sonne vor Geilheit zuckend fleht sie dann die Zunge in dem Manne an Küss mich Sie beisst sich in jeder Zunge fest weil sie sich gerne lecken laesst doch weil es etwas bitter schmeckt wird sie selten nur geküsst Gefangen in... Küss mich Die Zunge kriecht jetzt aus dem Mund und schlägt ihr wild und in Extase mehrmals heftig ins Gesicht sie blutet schrecklich aus der Nase Gefangen in... Küss mich auf meine feuchten Lippen küss mich auch wenn es bitter schmeckt küss mich Öp Beni! Kız her zaman hareketsizliğini korur. Çünkü parmaklanmak ister. Kuru çimenlerin içinde kendine üfler. Nemli küçük gözler ıslak olur. Karanlıkta yakalandı. O asla güneş ışığını görmez. Şehvetsizliğin ani kıpırdamasına yalvarır. Dili adamın içinde. Öp beni. Her dili sıkıca ısırır. Çünkü kendinin yalanmasına izin vermesi hoşuna gider. Fakat bu yüzden tadı bir miktar acıdır. Nadiren öpülür. İçeri aldı... Öp Beni. Şimdi dil ağzın dışında emekler Ve vahşice coşkusuna vurur Yüzünde bir kaç sefer acı vererek. Korkunç biçimde burnu kanıyor. İçeri aldı... Öp Beni Nemli dudaklarımdan. Öp Beni Tadı acı olsa bile. Öp Beni. | |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Herzeleid WOLLT IHR DAS BETT IN FLAMMEN SEHEN? Wollt ihr das Bett in Flammen sehen wollt ihr in Haut und Haaren untergehen ihr wollt doch auch den Dolch ins Laken stecken ihr wollt doch auch das Blut vom Degen lecken Rammstein Ihr seht die Kreuze auf dem Kissen Ihr meint euch darf die Unschuld küssen Ihr glaubt zu töten wäre schwer Doch wo kommen all die Toten her Rammstein *** ist ein Schlacht Liebe ist Krieg Wollt ihr das Bett in Flammen sehen wollt ihr in Haut und Haaren untergehen ihr wollt doch auch den Dolch ins Laken stecken ihr wollt doch auch das Blut vom Degen lecken Rammstein Alevler İçindeki Yatağı Görmek İster Misin ? Alevler içindeki yatağı görmek ister misin? Deri ve saçın içinde yok olmak ister misin? Hançeri çarşafın içine güzelce saplamak istersin. Ayrıca bıçaktan kanı yalamak istersin. Rammstein Yastığın üzerinde haçları görürsün. Masumiyetin seni öpebilmesini istersin. Onu öldürmenin zor olacağına inanırsın. Fakat bütün ölümler nereden gelir? Rammstein *** bir çarpışmadır. Aşk bir savaştır. Alevler içindeki yatağı görmek ister misin? Deri ve saçın içinde yok olmak ister misin? Hançeri çarşafın içine güzelce saplamak istersin. Ayrıca bıçaktan kanı yalamak istersin ---------------------------------------------------------------------- Der Meister Lauft! Weil der Meister uns gesandt verkünden wir den Untergang der Reiter der Boshaftigkeit füttert sein Geschwür aus Neid Die Wahrheit ist wie ein Gewitter es kommt zu dir du kannst es hören es kund zu tun ist ach so bitter es kommt zu dir um zu zerstören Weil die Nacht im Sterben lag verkünden wir den jüngsten Tag es wird kein Erbarmen geben lauft lauft um euer Leben Die Wahrheit ist ein Chor aus Wind kein Engel kommt um euch zu rächen diese Tage eure letzten sind wie Stäbchen wird es euch zerbrechen Es kommt zu euch als das Verderben Die Wahrheit ist ein Chor aus Wind kein Engel kommt um euch zu rächen diese Tage eure letzten sind wie Stäbchen wird es euch zerbrechen Sahip Koş! Çünkü sahip bizi gönderdi. Biz çöküşü ilan ederiz. Kötülüğün sürücüsü Kıskançlığın ülserini besler. Gerçek yıldırımlı bir fırtına gibidir. O size gelir onu duyabilirsiniz. Bunu ilan etmek ah çok acıdır. Size yıkım için düzen içinde gelir. Gece ölümün içinde yayılır. Biz kıyamet gününü ilan ederiz. Acıma olmayacak. Koşun hayatınız için koşun. Gerçek bir rüzgarın korosoudur. İntikamınızı almak için hiç bir melek gelmeyecek. Bunlar son günleriniz. Sizi küçük sopalar gibi parçalar halinde kıracak. Size namussuzluk olarak gelecek. Gerçek bir rüzgarın korosoudur. İntikamınızı almak için hiç bir melek gelmeyecek. Bunlar son günleriniz. Sizi küçük sopalar gibi parçalar halinde kıracak. -------------------------------------------------------------------------- ![]() Weisses Fleisch Du auf dem Schulhof ich zum Töten bereit und keiner hier weiss von meiner Einsamkeit Rote Striemen auf weisser Haut ich tu dir weh und du jammerst laut Jetzt hast du Angst und ich bin soweit mein schwarzes Blut versaut dir das Kleid Dein weisses Fleisch erregt mich so ich bin doch nur ein Gigolo dein weisses Fleisch erleuchtet mich Mein schwarzes Blut und dein weisses Fleisch ich werd immer geiler von deinem Gekreisch der Angstschweiss da auf deiner weissen Stirn hagelt in mein krankes Gehirn Dein weisses Fleisch erregt mich so ich bin doch nur ein Gigolo mein Vater war genau wie ich dein weisses Fleisch erleuchtet mich Jetzt hast du Angst und ich bin soweit mein krankes Dasein nach Erlösung schreit dein weisses Fleisch wird mein Schafott in meinem Himmel gibt es keinen Gott Dein weisses Fleisch erregt mich so ich bin doch nur ein Gigolo dein weisses Fleisch erleuchtet mich mein Vater war genau wie ich dein weisses Fleisch erregt mich so ich bin ein trauriger Gigolo dein weisses Fleisch erleuchtet mich Beyaz Vücut Sen okul avlusundasın. Ben öldürmeye hazırım. Ve buradaki kimse Yalnızlığımı bilmez. Beyaz vücutta kırmızı kırbaç izleri. Seni incitirim. Ve sen yüksek sesle ağlarsın. Şimdi sen korkuyorsun ve ben hazırım. Siyah kanım elbiseni kirletir. Senin beyaz vücudun beni gerçekten heyecanlandırır. Ben sadece bir jigoloyum. Senin beyaz vücudun beni aydınlatır. Benim siyah kanım ve senin beyaz vücudun. Senin çığlıklarınla hep daha azgın olacağım. Beyaz alnındaki soğuk ter Benim hasta beynimin içine seslenir. Senin beyaz vücudun beni gerçekten heyecanlandırır. Ben sadece bir jigoloyum. Babam aynen bana benzerdi. Senin beyaz vücudun beni aydınlatır. Şimdi sen korkuyorsun ve ben hazırım. Benim hasta varlığım kurtarmak için ağlar. Senin beyaz vücudun benim darağacım olur. Benim cennetimde tanrı yoktur. Senin beyaz vücudun beni gerçekten heyecanlandırır. Ben sadece bir jigoloyum. Senin beyaz vücudun beni aydınlatır. Babam aynen bana benzerdi. Senin beyaz vücudun beni gerçekten heyecanlandırır. Ben sadece acınacak bir jigoloyum. Senin beyaz vücudun beni aydınlatır. ------------------------------------------------------------------------ Asche Zu Asche Warmer Körper heisses Kreuz falsches Urteil kaltes Grab Auf dem Kreuze lieg ich jetzt sie schlagen mir die Nägel ein das Feuer wäscht die Seele rein und übrig bleibt ein Mundvoll Asche Ich komm wieder in zehn Tagen als dein Schatten und werd dich jagen Heimlich werd ich auferstehen und du wirst um Gnade flehen dann knie ich mich in dein Gesicht und steck den Finger in die Asche Asche zu Asche und Staub zu Staub Küller Küllere Sıcak vücut. Ateşli çarmıh. Yanlış hüküm. Soğuk mezar. Şimdi çarmıha uzandım. Çivileri bana çakarlar. Ateş ruhu temizler. Ve geriye kalan ağız dolusu Küller. Geri geleceğim On gün içinde. Gölgeniz olarak Ve sizi avlayacağım. Gizemli bir şekilde ölümden doğacağım. Ve siz merhamet için yalvaracaksınız. Sonra yüzünüze eğileceğim. Ve parmağımı küllere sokacağım. Küller küllere Ve toz toza ----------------------------------------------------------------------- Seemann Komm in mein Boot ein Sturm kommt auf und es wird Nacht Wo willst du hin so ganz allein treibst du davon Wer hält deine Hand wenn es dich nach unten zieht Wo willst du hin so uferlos die kalte See Komm in mein Boot der Herbstwind hält die Segel straff Jetzt stehst du da an der Laterne mit Tränen im Gesicht das Tageslicht fällt auf die Seite der Herbstwind fegt die Strasse leer Jetzt stehst du da an der Laterne hast Tränen im Gesicht das Abendlicht verjagt die Schatten die Zeit steht still und es wird Herbst Komm in mein Boot die Sehnsucht wird der Steuermann Komm in mein Boot der beste Seemann war doch ich Jetzt stehst du da an der Laterne hast Tränen im Gesicht das Feuer nimmst du von der Kerze die Zeit steht still und es wird Herbst Sie sprachen nur von deiner Mutter so gnadenlos ist nur die Nacht am Ende bleib ich doch alleine die Zeit steht still und mir ist kalt Denizci Tekneme gel. Bir fırtına yükseliyor. Ve gece oluyor. Nereye gitmek istersin? Tamamiyle yalnız Uzaklara sürükleniyorsun. Elinden kim tutar Seni aşağıya çektiğinde? Nereye gitmek istersin? Soğuk deniz sınırsızdır. Tekneme gel. Sonbahar rüzgarı Yelkeni gergin tutar. Fenerin yanında duruyorsun şimdi Yüzündeki gözyaşlarıyla. Günışığı kıyıya düşer. Sonbahar rüzgarı sokakları süpürür. Fenerin yanında duruyorsun şimdi. Yüzünde gözyaşların var. Akşam ışığı gölgeleri kovar. Zaman hareketsiz duruyor ve sonbahar oluyor. Tekneme gel. Dümenci özlem duyuyor. Tekneme gel. Ben en iyi denizciydim. Fenerin yanında duruyorsun şimdi. Yüzünde gözyaşların var. Ateşi mumdan alırsın. Zaman hareketsiz duruyor ve sonbahar oluyor. Onlar sadece annenin tekerlek parmağı. Sadece gece bu kadar acımasızdır. Sonunda yalnızlığa terkedildim. Zaman hareketsiz duruyor. Ve ben üşüyorum. Üşüyorum... ------------------------------------------------------------------------- DU RIECHST SO GUT Der Wahnsinn ist nur eine schmale Brücke die Ufer sind Vernunft und Trieb ich steig dir nach das Sonnenlicht den Geist verwirrt ein blindes Kind das vorwärts kriecht weil es seine Mutter riecht Ich finde dich Die Spur ist frisch und auf die Brücke tropft dein Schweiss dein warmes Blut ich seh dich nicht ich riech dich nur Ich spüre Dich ein Raubtier das vor Hunger schreit wittere ich dich meilenweit Du riechst so gut du riechst so gut ich geh dir hinterher du riechst so gut ich finde dich So gut ich steig dir nach du riechst so gut gleich hab ich dich Jetzt hab ich dich Ich warte bis es dunkel ist dann fass ich an die nasse Haut verrate mich nicht oh siehst du nicht die Brücke brennt? hör auf zu schreien und wehre dich nicht weil sie sonst auseinander bricht Du riechst so gut du riechst so gut ich geh dir hinterher du riechst so gut ich finde dich So gut ich steig dir nach du riechst so gut gleich hab ich dich Du riechst so gut du riechst so gut ich geh dir hinterher du riechst so gut ich finde Dich So gut ich fass dich an du riechst so gut jetzt hab ich dich Du riechst so gut du riechst so gut ich geh dir hinterher Çok Güzel Kokuyorsun! Delilik Sadece dar bir köprüdür. Tümsekler sebep ve arzu. Seni takip ederim. Günışığı aklı karıştırır. İleriye doğru emekleyen kör çocuk. Çünkü annesini koklar. Seni bulurum İzler taze ve köprünün üzerinde. Sıcak kanın teri damlatır. Seni görmem. Seni sadece koklarım seni hissederim. Açlığın çığlığını atan yırtıcı bir hayvan. Miller boyunca kokunla izini sürerim. Çok güzel kokuyorsun. Çok güzel kokuyorsun. Seni takip ederim. Çok güzel kokuyorsun. Seni bulurum. - çok güzel Seni kovalarım. Çok güzel kokuyorsun. Yakında sana sahip olacağım. Şimdi sana sahibim. Karanlık olana dek beklerim. Sonra ıslak derine dokunurum. Bana ihanet etme. ah köprünün yanışını görmüyor musun? Çığlık atmayı kes ve direnme. Yoksa parçalayacağım. Çok güzel kokuyorsun. Çok güzel kokuyorsun. Seni takip ederim. Çok güzel kokuyorsun. Seni bulurum. - çok güzel Seni kovalarım. Çok güzel kokuyorsun. Yakında sana sahip olacağım. Çok güzel kokuyorsun. Çok güzel kokuyorsun. Seni takip ederim. Çok güzel kokuyorsun. Seni bulurum. - çok güzel Sana dokunurum. Çok güzel kokuyorsun. Şimdi sana sahibim Çok güzel kokuyorsun. Çok güzel kokuyorsun. Seni takip ederim. --------------------------------------------------------------------- Das Alte Leid Aus der Bohne und in das Licht ein Wesen mich zu gehen drängt für die selbe Sache und das alte Leid meine Tränen mit Gelächter fängt und auf der Matte fault ein junger Leib wo das Schicksal seine Puppen lenkt für die selbe Sache und das alte Leid weiss ich endlich hier wird nichts verschenkt Aus der Bohne und in das Nichts weiss jeder was am Ende bleibt dieselbe Sache und das alte Leid mich so langsam in den Wahnsinn treibt und auf der Matte tobt derselbe Krieg mir immer noch das Herz versengt dieselbe Sache und das alte Leid weiss ich endlich .... Ich will ficken Nie mehr das alte Leid Eski Acı Tohumun dışına ve ışığın içine Bir varlıki gitmem için beni iter Aynı şey ve eski acı için. Gözyaşlarımı kahkahalarla yakalar. Ve paspasın üzerinde genç bir beden çürür Kaderin kuklalarına emrettiği yerde Aynı şey ve eski acı için. Bilirim ki sonunda burada hiçbir sır açığa çıkmamış olacak. Tohumun dışına ve hiçliğin içine Herkes sonunda ne kalacağını bilir. Aynı şey ve eski acı Beni yavaşça deliliğe götürür. Ve aynı savaş paspasın üzerinde öfkelenir. Hala her zaman kalbimi kavurur Aynı şey ve eski acı. Sonunu bilirim... Düzüşmek istiyorum! Tekrar asla eski acı ----------------------------------------------------------------------- Heirate Mich Mann sieht ihn um die Kirche schleichen seit einem Jahr ist er allein Die Trauer nahm ihm alle Sinne schläft jede Nacht bei ihrem Stein Dort bei den Glocken schläft ein Stein und ich alleine kann ihn lesen und auf dem Zaun der rote Hahn ist seiner Zeit dein Herz gewesen Die Furcht auf diesen Zaun gespiesst geh ich nun graben jede Nacht zu sehen was noch übrig ist von dem Gesicht das mir gelacht Dort bei den Glocken verbring ich die Nacht dort zwischen Schnecken ein einsames Tier tagsüber lauf ich der Nacht hinterher zum zweitenmal entkommst du mir Heirate mich Mit meinen Händen grab ich tief zu finden was ich so vermisst und als der Mond im schönsten Kleid hab deinen kalten Mund geküsst Ich nehm dich zärtlich in den Arm doch deine Haut reisst wie Papier und Teile fallen von dir ab zum zweitenmal entkommst du mir Heirate mich So nehm ich was noch übrig ist die Nacht ist heiss und wir sind nackt zum Fluch der Hahn den Morgen grüsst ich hab den Kopf ihm abgehackt Benimle Evlen! Onu kilisenin çevresinde sürünürken görürsünüz. O bir yıldır yalnız. Üzüntü bütün hislerini götürdü. Her gece onun mezarının yanında uyur. Orada çanların yanında bir taşta uyur. Ve yalnız ben okuyabilirim. Ve çitlerin üzerinde O anda kalbiniz olan kırmızı horoz. Korku bu çitlerde şişlendi. Şimdi her gece kazmaya gidiyorum Hala ne kaldığını görmek için Benim için gülümsemiş olan yüzden. Orada çanların yanında geceyi geçiririm. Orada salyangozların arasında kimsesiz bir hayvan Geceden sonra gün boyu koşarım. Bana ikinci kez kaçarsın. Benimle evlen. Parmaklarımla derinleri kazarım Çok özlediğimi bulmak için. Ve ayın altında en güzel elbisesinin içinde Senin soğuk ağzını öpmüştüm. Seni hassasça kolumla alırım. Fakat derin kağıt gibi yırtılır. Ve parçalar senden düşer. Bana ikinci kez kaçarsın. Benimle evlen. Böylece hala kalanları alırım. Gece sıcak ve biz çıplağız. Lanete göre horoz sabahı selamlar Bu yüzden onun kafasını kopardım ----------------------------------------------------------------------- Herzeleid Bewahret einander vor Herzeleid denn kurz ist die Zeit die ihr beisammen seid Denn wenn euch auch viele Jahre vereinen einst werden sie wie Minuten euch Scheinen Herzeleid Bewahret einander vor der Zweisamkeit Gönül Yarası Birbirinizi gönül yarasından koruyun Birlikte olduğunuz kısa zaman için. Hatta uzun yıllar süren birlikteliğiniz Bir gün bunlar size dakikalar gibi görünecek. Birbirinizi karı-koca olmaktan koruyun ------------------------------------------------------------------------ LAICHZEIT Er liebt die Mutter und von der Seite den Fisch gibt er ihr selbst dieser häutet sich vor leerem Hoden die alte Haut fällt auf den Boden Er liebt die Schwester und von hinten der Fisch frißt sich zum Mund die Kiemen blutig noch vom saugen an den roten großen Augen Laichzeit es ist Laichzeit Er liebt den Hund oh Gott von oben der Fisch jetzt mit der Zunge küsst speit tote Milch dir ins Gesicht ihn anzufassen wagst du nicht Laichzeit überall Fischmilch es ist Laichzeit Die Mutter hat das Meer geholt Laichzeit die Schwestern haben keine Zeit Laichzeit der Hund steht winkend am Gestade Laichzeit der Fisch braucht seine Einsamkeit Laichzeit YUMURTLAMA ZAMANI Annesini sever Ve kenardan Ona balığı verir. Boş testislerden önce derisini döker. Eski deri zeminin üzerine düşer. Kızkardeşini sever. Ve arkadan Balık ağıza yer. Solungaçlar emmeden ötürü hala kanlı Büyük kırmızı gözlerin üzerinde. Yumurtlama zamanı Bu yumurtlama zamanı Köpeğini sever Ah yukarıdaki tanrı Balık şimdi diliyle öper. O ölü sütü yüzüne tükürür. Ona dokunmaya cesaret edemezsin. Yumurtlama zamanı Heryer balık sütü. Bu yumurtlama zamanı Anne deniz tarafından götürüldü. Yumurtlama zamanı Kızkardeşin zamanı yok. Yumurtlama zamanı Köpek kıyıdan dalgalanır. Yumurtlama zamanı Balığın kendi yalnızlığına ihtiyacı var. Yumurtlama zamanı -------------------------------------------------------------------------- Rammstein Rammstein Ein Mensch brennt Rammstein Fleischgeruch liegt in der Luft Rammstein ein Kind stirbt Rammstein die Sonne scheint Rammstein ein Flammenmeer Rammstein Blut gerinnt auf dem Asphalt Rammstein Mütter schreien Rammstein die Sonne scheint Rammstein ein Massengrab Rammstein kein Entrinnen Rammstein kein Vogel singt mehr Rammstein die Sonne scheint Rammstein Rammstein Bir adam yanıyor Rammstein Et kokusu havada yayılıyor. Rammstein Bir çocuk ölüyor. Rammstein Güneş doğuyor. Rammstein Bir alev denizi. Rammstein Kan asfaltta pıhtılaşıyor. Rammstein Anneler feryat ediyor. Rammstein Güneş doğuyor. Rammstein Bir yığın mezar Rammstein Kaçış yok. Rammstein Kuşlar artık ötmeyecek. Rammstein Güneş doğuyor. rammsteintr.com dan alıntıdır... | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| nelly furtado say it right (turkce cevirili) | soulmate | Şarkı Sözleri | 4 | 25-04-2008 18:56 |
| Fifa 08 Türkçe Spiker-Türkçe Dil-Türkçe Tezahurat Yaması(116 kb Hemen indir..!) | dadada15 | Yamalar | 26 | 06-02-2008 17:58 |
| rihanna umbrella[türkçe çevirili) | soulmate | Şarkı Sözleri | 2 | 30-06-2007 17:32 |
| reamon_tonight(türkçe çevirili) | soulmate | Şarkı Sözleri | 1 | 30-06-2007 01:45 |
Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 02:51 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)