Şarkı Sözleri kategorisinde Rammstein--> Tüm Albümleri (Türkçe Çevirili) konusu , Rosenrot (2005) Benzin Ich brauche Zeit kein Hooooo kein Alkohol kein Nikotin Brauch keine Hilfe kein Koffein doch Dynamit und Terpentin Ich brauche Öl für Gasolin explosiv wie Kerosin mit ...
| |||||||
| Üye Ol | FlashChat | Bloglar | Üye Listesi | Forumları Okundu İsaretle |
| | #1 (permalink) |
| Rosenrot (2005) Benzin Ich brauche Zeit kein Hooooo kein Alkohol kein Nikotin Brauch keine Hilfe kein Koffein doch Dynamit und Terpentin Ich brauche Öl für Gasolin explosiv wie Kerosin mit viel Oktan und frei von Blei einen Kraftstoff wie Benzin Benzin! Brauch keinen Freund kein Kokain Brauch weder Arzt noch Medizin Brauch keine Frau nur Vaselin etwas Nitroglyzerin Ich brauche Geld für Gasolin explosiv wie Kerosin mit viel Oktan und frei von Blei einen Kraftstoff wie Benzin Benzin! Gib mir Benzin Es fließt durch meine Venen Es schläft in meinen Tränen Es läuft mir aus den Ohren Herz und Nieren sind Motoren Benzin! Willst du dich von etwas trennen dann musst du es verbrennen Willst du es nie wieder sehen lass es schwimmen in Benzin Benzin! Ich brauch Benzin! Gib mir Benzin! Benzin Zamana ihtiyacım var Ne oooooe ne alkole ne de nikotine ihtiyacım var. Yardıma ihtiyacım yok Ne de kafeine. Benzin için yağa ihtiyacım var. Gazyağı gibi patlayıcıya Pek çok oktanla ve kurşunsuz Benzin gibi bir yakıt. Benzin. Bir arkadaşa ihtiyacım yok. Ne kokaine Ne de doktor ne de ilaca ihtiyacım var. Bir kadına ihtiyacım yok sadece vazelin. Biraz nitrogliserin. Benzin için paraya ihtiyacım var. Gazyağıcı gibi patlayıcıya Pek çok oktanla ve kurşunsuz Benzin gibi bir yakıt. Benzin. Bana benzin verin. Damarlarımda dolaşır Gözyaşlarımda uyur Kulaklarımdan sızar Kalp ve böbrekler motorlardır. Benzin. Bazı şeylerden ayrılmak istersen Bu durumda onu yakmak zorundasın. Onu yeniden bir daha hiç görmek istemiyorsan. Bırak benzin içinde yüzsün. Benzin. Benzine ihtiyacım var. Benzin. Bana benzin verin. ----------------------------------------------------------------------- Mann Gegen Mann Das Schicksal hat mich angelacht und mir ein Geschenk gemacht Warf mich auf einen warmen Stern Der Haut so nah dem Auge fern Ich nehm mein Schicksal in die Hand Mein Verlangen ist bemannt Wo das süße Wasser stirbt weil es sich im Salz verdirbt trag ich den kleinen Prinz im Sinn Ein König ohne Königin Wenn sich an mir ein Weib verirrt dann ist die helle Welt verwirrt Mann gegen Mann Meine Haut gehört den Herren Mann gegen Mann Gleich und Gleich gesellt sich gern Mann gegen Mann Ich bin der Diener zweier Herren Mann gegen Mann Gleich und Gleich gesellt sich gern Ich bin die Ecke aller Räume Ich bin der Schatten aller Bäume In meiner Kette fehlt kein Glied wenn die Lust von hinten zieht Mein Geschlecht schimpft mich Verräter Ich bin der Alptraum aller Väter Mann gegen Mann Meine Haut gehört den Herren Mann gegen Mann Gleich und Gleich gesellt sich gern Mann gegen Mann Doch friert mein Herz an manchen Tagen Mann gegen Mann Kalte Zungen die da schlagen Schwulah Mich interessiert kein Gleichgewicht Mir scheint die Sonne ins Gesicht Doch friert mein Herz an manchen Tagen Kalte Zungen die da schlagen Schwulah Mann gaygen Mann Adam Adama Karşı Kader üzerimde güldü Ve bana bir hediye verdi. Beni sıcak bir yıldıza attı. Cilde çok yakın gözden çok uzak. Kaderimi kendi ellerime alırım. Arzum erkekleşti. Temiz suyun öldüğü yerde Çünkü kendini tuz içinde lekeler. Küçük prensi akılda tutarım. Kraliçesiz bir kral. Bir kadın benim hakkımda yanıldığında Sonra bütün dünyanın kafası karışır. Adam adama karşı Cildim beyefendiye ait. Adam adama karşı Bir tüyün kuşları biraraya toplanır. Adam adama karşı İki sahibin kölesiyim. Adam adama karşı Bir tüyün kuşları biraraya toplanır. Bütün odaların köşesiyim. Bütün ağaçların gölgesiyim. Zincirimde hiçbir bağlantı kaçırmaz * Şehvet arkadan çektiğinde. Cinsim bana hain der. Ben bütün babaların kabusuyum. Adam adama karşı Cildim bir beyefendiye ait. Adam adama karşı Bir tüyün kuşları biraraya toplanır. Adam adama karşı Fakat kalbim bazı günlerde donar. Adam adama karşı Orada çırpan soğuk diller. Gay-ah** Denge ile ilgilenmem. Güneş yüzüme parlar. Fakat kalbim bazı günlerde donar. Orada çırpan soğuk diller. Gay-ah Adam adam için gay.*** *"Glied" hem "bağlantı (zincir için)" hem de "organ (muhtemeln penis)" manasında kullanılabilir. **Burada "ah" çığlığı "Schwuler" ile birleştirilip "Schwulah" sözcüğü oluşturulmuş. *** "Gaygen" ve "gegen" aynı şekilde okunuyor. Bu kısımda resmi sözlerde "gaygen" sözü kullanılmış. -------------------------------------------------------------------------- Rosenrot Sah ein Mädchen ein Röslein stehen Blühte dort in lichten Höhen Sprach sie ihren Liebsten an ob er es ihr steigen kann Sie will es und so ist es fein So war es und so wird es immer sein Sie will es und so ist es Brauch Was sie will bekommt sie auch Tiefe Brunnen muss man graben wenn man klares Wasser will Rosenrot oh Rosenrot Tiefe Wasser sind nicht still Der Jüngling steigt den Berg mit Qual Die Aussicht ist ihm sehr egal Hat das Röslein nur im Sinn Bringt es seiner Liebsten hin Sie will es und so ist es fein So war es und so wird es immer sein Sie will es und so ist es Brauch Was sie will bekommt sie auch Tiefe Brunnen muss man graben wenn man klares Wasser will Rosenrot oh Rosenrot Tiefe Wasser sind nicht still An seinen Stiefeln bricht ein Stein Will nicht mehr am Felsen sein Und ein Schrei tut jedem kund Beide fallen in den Grund Sie will es und so ist es fein So war es und so wird es immer sein Sie will es und so ist es Brauch Was sie will bekommt sie auch Tiefe Brunnen muss man graben wenn man klares Wasser will Rosenrot oh Rosenrot Tiefe Wasser sind nicht still Gül Kırmızısı Bir kız küçük bir gül gördü. O orada aydınlık zirvelerde açtı. Sevgilisinden rica etti Onu kendi için gidip almasını. Onu ister ve sorun yoktur Bu yüzden oldu ve her zaman olacak Onu ister ve bu gelenektir Almak istediği herşeyi alır. Derin kuyular kazılmalı Eğer berrak su istiyorsan Gül kırmızısı o Gül kırmızısı Derin sular sakin değildir Oğlan acı içinde dağa tırmanır. Manzarayı gerçekten umursamaz. Aklında sadece küçük gül. Onu sevgilisine getirir. Onu ister ve sorun yoktur Bu yüzden oldu ve her zaman olacak Onu ister ve bu gelenektir Almak istediği herşeyi alır. Derin kuyular kazılmalı Eğer berrak su istiyorsan Gül kırmızısı o Gül kırmızısı Derin sular sakin değildir Botlarında bir taş kırlır. Artık daha fazla uçurumda olmak istemez. Ve bir çığlık herkesin bilmesine izin verir Her ikisi de zemine düşüyor. Onu ister ve sorun yoktur Bu yüzden oldu ve her zaman olacak Onu ister ve bu gelenektir Almak istediği herşeyi alır. Derin kuyular kazılmalı Eğer berrak su istiyorsan Gül kırmızısı o Gül kırmızısı Derin sular sakin değildir *Bu şarkı "Goethe"nin "Heidenröslein" adlı şiirinden bazı alıntılar taşımaktadır. Ayrıca bu şiirle birlikte "Grimm Kardeşler"in "Schneewittchen und Rosenrot" adlı hikayesinden esinlenilmiştir. -------------------------------------------------------------------------- Spring Auf einer Brücke ziemlich hoch Hält ein Mann die Arme auf Da steht er nun und zögert noch Die Menschen strömen gleich zuhauf Auch ich lass mir das nicht entgehen Das will ich aus der Nähe sehen Ich stell mich in die erste Reihe und schreie Der Mann will von der Brücke steigen Die Menschen fangen an zu hassen Bilden einen dichten Reigen Und wollen ihn nicht nach unten lassen So steigt er noch mal nach oben Und der Mob fängt an zu toben Sie wollen seine Innereien Und schreien Spring Erlöse mich Spring Enttäusch mich nicht Spring für mich Spring ins Licht Spring Jetzt fängt der Mann zu weinen an Heimlich schiebt sich eine Wolke fragt sich Was hab ich getan vor die Sonne es wird kalt Ich wollte nur zur Aussicht gehen die Menschen laufen aus den Reihen und in den Abendhimmel sehen Und sie schreien Spring Sie schreien Spring Erlöse mich Spring Enttäusch mich nicht Spring für mich Spring ins Licht Spring Heimlich schiebt sich eine Wolke vor die Sonne es wird kalt Doch tausend Sonnen brennen nur für dich Ich schleich mich heimlich auf die Brücke Tret ihm von hinten in den Rücken Erlöse ihn von dieser Schmach und schrei ihm nach Spring Spring Erlöse dich Spring Enttäusch mich nicht Spring für mich Spring Enttäusch mich nicht Atla! Bir köprünün üzerinde oldukça yüksek Bir adam kollarını açmış Orada durur ve hala tereddüt eder. Tam başka bir yerde insanlar sürü halinde ilerler. Her iki şekilde de bunu kaçırmayacağım. Yakından görmek istiyorum. İlk sıranın içine ulaşırım. Ve bağırırım. Adam köprüden inmek ister. İnsanlar hoşlanmamaya başlar. Kalabalık bir yığın oluştururlar. Ve aşağı inmesine izin vermek istemezler. Böylece geri tırmanır. Ve çete sakinleşmeye başlar. Sakatatını isterler. Ve bağırırlar. Atla Beni günahtan kurtar. Atla Beni hayal kırıklığına uğratma. Benim için atla Işığın içine atla. Atla. Şimdi adam ağlamaya başlar. -Bir bulut gizlice ilerler. Kendine ne yapmalıyım diye sorar -Güneşin önü soğur. Sadece manzarayı görmek istedim -İnsanlar safları kırar. Ve akşam havasına bakarlar Ve bağırırlar. Atla Bağırırlar. Atla Beni günahtan kurtar. Atla Beni hayal kırıklığına uğratma. Benim için atla Işığın içine atla. Atla. Bir bulut gizlice ilerler Güneşin önü soğur. Fakat bin tane güneş sadece senin için yanar. Gizlice köprünün üzerine sürünürüm Ve arkasından onu tekmelerim. Onu bu utançdan kurtarırım. Ve ona bağırırım. Atla. Atla Kendini günahtan kurtar. Atla Beni hayal kırıklığına uğratma. Benim için atla Atla. Beni hayal kırıklığına uğratma. -------------------------------------------------------------------------- Wo Bist Do? Ich liebe dich Ich liebe dich nicht Ich liebe dich nicht mehr Ich liebe dich nicht mehr oder weniger als du Als du mich geliebt hast Als du mich noch geliebt hast Die schönen Mädchen sind nicht schön Die warmen Hände sind so kalt Alle Uhren bleiben stehen Lachen ist nicht mehr gesund und bald Such ich dich hinter dem Licht Wo bist du So allein will ich nicht sein Wo bist du Die schönen Mädchen sind nicht schön Die warmen Hände sind so kalt Alle Uhren bleiben stehen Lachen ist nicht mehr gesund und bald Such ich dich hinter dem Licht Wo bist du So allein will ich nicht sein Wo bist du Ich such dich unter jedem Stein Wo bist du Ich schlag mit einem Messer ein Wo bist du Neredesin? Seni seviyorum Seni sevmiyorum Seni artık sevmiyorum Seni artık sevmiyorum ya da senden daha az Senin beni sevdiğinden daha az Beni hala sevdiğin zaman. Güzel kızlar çekici değil Sıcak eller çok soğuk. Bütün saatler durmuş. Artık gülmek sağlıklı değil ve yakında. Işığın arkasında seni ararım. Neredesin? Böyle yalnız olmak istemiyorum. Neredesin? Güzel kızlar çekici değil Sıcak eller çok soğuk. Bütün saatler durmuş. Artık gülmek sağlıklı değil ve yakında. Işığın arkasında seni ararım. Neredesin? Böyle yalnız olmak istemiyorum. Neredesin? Seni her taşın altında ararım. Neredesin? Bir bıçakla kazarak bulurum. Neredesin? ------------------------------------------------------------------------ STIRB NICHT VOR MIR Die Nacht öffnet ihren Schoß Das Kind heißt Einsamkeit Es ist kalt und regungslos Ich weine leise in die Zeit Ich weiß nicht wie du heißt Doch ich weiß dass es dich gibt Ich weiß dass irgendwann irgendwer mich liebt He comes to me every night No words are left to say With his hands around my neck I close my eyes and pass away I don't know who he is In my dreams he does exist His passion is a kiss And I can not resist Ich warte hier Don't die before I do Ich warte hier Stirb nicht vor mir I don't know who you are I know that you exist Stirb nicht Sometimes love seems so far Ich warte hier Your love I can't dismiss Ich warte hier Alle Häuser sind verschneit Und in den Fenstern Kerzenlicht Dort liegen sie zu zweit Und ich Ich warte nur auf dich Ich warte hier Don't die before I do Ich warte hier Stirb nicht vor mir I don't know who you are I know that you exist Stirb nicht Sometimes love seems so far Ich warte hier Your love I can't dismiss Stirb nicht vor mir Ben Ölmeden Ölme! Gece kucağını açar. Çocuğun adı yalnızlık. Soğuk ve hareketsiz. Zamanın içine hafifçe ağlarım. Adının ne olduğunu bilmiyorum. Fakat senin yaşadığını biliyorum. Biliyorum ki bir ara Biri beni sevecek. "O her gece bana gelir." "Söyleyecek hiç bir söz kalmadı." "Boynumun çevresindeki elleriyle " "Gözlerimi kapar ve izin veririm." "Onun kim olduğunu bilmiyorum." "Hayallerimde o yaşıyor" "Tutkusu bir öpücük" "Ve karşı koyamıyorum" Burada beklerim. "Ben ölmeden ölme." Burada beklerim. Ben ölmeden ölme. "Senin kim olduğunu bilmiyorum." "Yaşadığını biliyorum." Ölme. "Bazen aşk çok uzak gibi görünür" Burada beklerim. "Senin aşkını bırakamam." Burada beklerim. Bütün evler karla örtüldü. Ve pencerelerde mum ışığı. Orada birlikte uzanırlar. Ve ben Ben sadece seni beklerim. Burada beklerim. "Ben ölmeden ölme." Burada beklerim. Ben ölmeden ölme. "Senin kim olduğunu bilmiyorum." "Yaşadığını biliyorum." Ölme. "Bazen aşk çok uzak gibi görünür" Burada beklerim. "Senin aşkını bırakamam." Ben ölmeden ölme. -------------------------------------------------------------------------- Zerstören Meine Sachen will ich pflegen Den Rest in Schutt und Asche legen Zerreißen zerschmeißen Zerdrücken zerpflücken Ich geh am Gartenzaun entlang Wieder spür ich diesen Drang Ich muss zerstören Doch es darf nicht mir gehören Ich muss zerstören Doch es darf nicht mir gehören Nein Ich nehme eure Siebensachen Werde sie zunichte machen Zersägen zerlegen Nicht fragen zerschlagen Und jetzt die Königsdisziplin Ein Köpfchen von der Puppe ziehen Verletzen zerfetzen zersetzen Zerstören Doch es darf nicht mir gehören Ich muss zerstören Nein Ich würde gern etwas zerstören Doch es darf nicht mir gehören Ich will ein guter Junge sein Doch das Verlangen holt mich ein Ich muss zerstören Doch es darf nicht mir gehören Nein Zerreißen zerschmeißen Zerdrücken zerpflücken Zerhauen und klauen Nicht fragen zerschlagen Zerfetzen verletzen Zerbrennen dann rennen Zersägen zerlegen Zerbrechen sich rächen Er traf ein Mädchen das war blind Geteiltes Leid und gleichgesinnt Sah einen Stern vom Himmel gehen Und wünschte sich sie könnte sehn Sie hat die Augen aufgemacht Verließ ihn noch zur selben Nacht Yıkım Kendi şeylerimle ilgilenmek isterim Huzuru moloz yığınına düşürmek isterim. Parçalamak vurmak Ezmek koparmak Bahçe çitlerinde ilerlerim. Ve tekrar şiddetli dürtüyü hissederim. Yok etmem lazım. Fakat bana uygun olamaz. Yok etmem lazım. Fakat bana uygun olamaz. Hayır. Kişisel eşyalarınızı alacağım. Onları yok edeceğim. Doğramak yolmak İstememek parçalamak. Ve şimdi yüce ceza Oyuncak bebeğin kafasını koparmak. Acıtmak koparmak çürütmek. Yok etmek. Fakat bana ait olamaz. Yok etmem lazım. Hayır. Bir şeyleri yok etmeyi isterim. Fakat bana uygun olamaz. İyi bir çocuk olmak isterim. Fakat arzu ansızın yakalar beni. Yok etmem lazım. Fakat bana uygun olamaz. Hayır. Doğramak yolmak İstememek parçalamak Yarmak çalmak İstememek parçalamak. Koparmak acıtmak Yakmak sonra da koşmak Doğramak yolmak Kırmak öcünü almak Adam kör bir kıza rastladı. Paylaştırılmış acı ve hatırlamış gibi Gökyüzünden giden bir yıldız gördü. Ve görebilmeyi diledi. Gözlerini açtı Ve aynı gece adamı terketti. ------------------------------------------------------------------------- Hilf Mir Ich war ganz allein zu Haus Die Eltern waren beide aus Da sah ich plötzlich vor mir stehen Ein Schächtelchen nett anzusehen Ei sprach ich wie schön und fein Das muss ein trefflich Spielzeug sein Ich zünde mir ein Hölzchen an Wie's oft die Mutter hat getan Immer wenn ich einsam bin Zieht es mich zum Feuer hin Warum ist die Sonne rund Warum werd ich nicht gesund Es greift nach mir ich wehr mich nicht Springt mir mit Krallen ins Gesicht Es beißt sich fest es schmerzt mich sehr Ich spring im Zimmer hin und her Oh weh die Flamme fäßt das Kleid Die Jacke brennt es leuchtet weit Es brennt die Hand es brennt das Haar Ich brenn am ganzen Leib sogar Immer wenn ich einsam bin Zieht es mich zum Feuer hin Warum ist die Sonne rund Warum werd ich nicht gesund - Das Feuer liebt mich Hilf mir Das Feuer liebt mich nicht - Das Feuer liebt mich Ich bin verbrannt mit Haut und Haar Verbrannt ist alles ganz und gar Aus der Asche ganz allein Steig ich auf zum Sonnenschein Das Feuer liebt mich Das Feuer liebt mich nicht Hilf mir Yardım Et! Evde tamamiyle yalnızdım. Ebeveynlerimin ikisi de dışarıdaydı. Orada benden önce aniden gördüm Küçük bir kutu göz atmak çok güzel. Ah dedim ki nasıl sevimli ve tatlı. Görkemli bir oyuncak olmalı. Bir kibrit çaktım Annenin sık sık yaptığı gibi. Yalnız olduğum her zaman Ateşe asılırım. Güneş neden yuvarlak Neden sağlıklı olamıyorum. Benim için uzanır karşı koymam. Pençelerle yüzüme sıçrar. Sertçe ısırır çok canımı yakar. Odanın çevresinde sıçrarım. Ah hayır alev elbiseme dokunur. Ceketim yanar bir hayli kızarır. Kafam yanar saçım yanar. İşin gerçeği tüm vücudum yanıyor Yalnız olduğum her zaman Ateşe asılırım. Güneş neden yuvarlak - Neden sağlıklı olamıyorum Ateş beni seviyor. Yardım et. - Ateş beni sevmiyor Ateş beni seviyor. Tamamen yandım. Herşey tamamen yandı. Küllerden hepsi yalnız. Güneş ışığına tırmanırım. Ateş beni seviyor. Ateş beni sevmiyor. Yardım et -------------------------------------------------------------------------- TE QUIERO PUTA! Hey amigos . . . Adelante amigos . . . Vamos vamos mi amor Me gusta mucho tu sabor No no no no tu corazón Mucho mucho tu limón Dame de tu fruta Vamos mi amor . . . Te quiero puta! Te quiero puta! Ay que rico Ay que rico un dos tres Sê te deseo otra vez Pero no no no tu corazón Más más más de tu limón Querido Dame de tu fruta Dame de tu fruta Vamos mi amor . . . Te quiero puta! Te quiero puta! Ay que rico Entre tus piernas voy a llorar Feliz y triste voy a estar Feliz y triste voy a estar Más más más por favor Más más más sê sê señor Más más más por favor Más más más sê sê señor No me tengas miedo No te voy a comer Más más más por favor Más más más sê sê señor Sê sê señor Te quiero puta! Te quiero puta! Dámelo dámelo Te quiero puta! Seni Seviyorum Fahişe!!! Hey arkadaşlar... İlerleyin arkadaşlar... Gel hadi gel hadi aşkım Gerçekten tadından hoşlanıyorum. Değil değil değil değil kalbinden değil. Gerçekten gerçekten limonundan hoşlanıyorum. Bana meyveni ver Gel hadi aşkım. Seni seviyorum fahişe! Seni seviyorum fahişe! Ah çok güzel. Ah çok güzel bir iki üç Evet seni yeniden bir kez daha istiyorum. Fakat değil değil değil kalbini değil Daha çok daha çok daha çok limonunu. Sevgilim. Bana meyveni ver Bana meyveni ver Gel hadi aşkım. Seni seviyorum fahişe! Seni seviyorum fahişe! Ah çok güzel. Bacaklarının arasında ağlayacağım Mutlu ve üzgün olacağım Mutlu ve üzgün olacağım. Daha çok daha çok daha çok lütfen. Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim. Daha çok daha çok daha çok lütfen. Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim. Benden korkma Seni yemeyeceğim. Daha çok daha çok daha çok lütfen. Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim. Evet evet efendim. Seni seviyorum fahişe! Seni seviyorum fahişe! Ver onu bana ver onu bana. Seni seviyorum fahişe! ------------------------------------------------------------------------- Ein Lied! Wer Gutes tut dem wird vergeben So seid recht gut auf allen Wegen Dann bekommt ihr bald Besuch wir kommen mit dem Liederbuch Wir sind für die Musik geboren Wir sind die Diener eurer Ohren Immer wenn ihr traurig seid spielen wir für euch Wenn ihr ohne Sünde lebt Einander brav das Händchen gebt Wenn ihr nicht zur Sonne schielt wird für euch ein Lied gespielt Wir sind die Diener eurer Ohren Wir sind für die Musik geboren Immer wenn ihr traurig seid spielen wir für euch Wenn ihr nicht schlafen könnt sei euch ein Lied vergönnt Und der Himmel bricht Ein Lied fällt weich vom Himmelslicht Wir sind für die Musik geboren Wir sind die Diener eurer Ohren Immer wenn ihr traurig seid spielen wir für euch Bir Şarkı İyilik yapan her kim olursa affedilecek. Bu yüzden bütün yolculuklarınızda iyi olun. Böylece yakında ziyaretçleriniz olacak. Şarkı kitabı ile geleceğiz. Biz müzik için doğduk. Biz kulaklarınızın köleleriyiz. Ne zaman üzgün olursanız Sizin için çalarız. Günahsız yaşarsanız Ve bir diğerinize elinizi verirseniz Gözlerinizi kısarak güneşe bakmazsanız Bir şarkı sizin için çalacak. Biz kulaklarınızın köleleriyiz. Biz müzik için doğduk. Ne zaman üzgün olursanız Sizin için çalarız. Ne zaman uyuyamazsanız Bir şarkıyı düşünmeli misiniz? Ve cennet çatlar Bir şarkı cennetin ışığından hafifçe düşer. Biz kulaklarınızın köleleriyiz. Biz müzik için doğduk. Ne zaman üzgün olursanız Sizin için çalarız. ------------------------------------------------------------------------- FEUER & WASSER Wenn sie Brust schwimmt ist das schön dann kann ich in ihr Zentrum sehn Nicht dass die Brust das Schöne wär Ich schwimm ihr einfach hinterher Funkenstaub fließt aus der Mitte ein Feuerwerk springt aus dem Schritt Feuer und Wasser kommen nicht zusammen Kann man nicht binden sind nicht verwandt In Funken versunken steh ich in Flammen und bin im Wasser verbrannt Im Wasser verbrannt Wenn sie nackt schwimmt ist das schön dann will ich sie von hinten sehn Nicht dass die Brüste reizvoll wären Die Beine öffnen sich wie Scheren Dann leuchtet heiß aus dem Versteck die Flamme aus dem Schenkeleck Sie schwimmt vorbei bemerkt mich nicht Ich bin ihr Schatten sie steht im Licht Da ist keine Hoffnung und keine Zuversicht denn Feuer und Wasser kommt nicht zusammen Kann man nicht binden sind nicht verwandt In Funken versunken steh ich in Flammen und bin im Wasser verbrannt So kocht das Blut in meinen Lenden Ich halt sie fest mit nassen Händen Glatt wie ein Fisch und kalt wie Eis sie wird sich nicht an mich verschwenden Ich weiß Feuer und Wasser kommt nie zusammen Kann man nicht binden sind nicht verwandt In Funken versunken steh ich in Flammen und bin im Wasser verbrannt Ateş Ve Su Kız kurbağalama yüzdüğünde çok güzel. Bu durumda özünü görebiliyorum. Güzel olan o göğüs değil. Sadece ondan sonra yüzerim. Parlak toz ortadan akar. Bir havai fişek onu kasığından vurur. Ateş ve su biraraya gelmezler. Bağlanamazlar ilişki kurulmaz. Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum Ve suda yanarım Suda yanarım. Kız çıplak yüzdüğünde çok güzel Bu durumda onu arkasından görmek isterim. Çekici olan o göğüsler değil. Bacakları makas gibi açılır. Sonra saklandığı yerden alev Butlarının buluştuğu yerden sıcakça kızarır. Geçmişe yüzer ve bana duyurmaz. Ben onun gölgesiyim o ışığın içinde durur. Umut ve sır yok. Ateş ve su biraraya gelmezler. Bağlanamazlar ilişki kurulmaz. Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum Ve suda yanarım Bunun gibi kan belimde kaynar. Islak ellerle onu yakalarım Bir balık gibi akıcı ve buz gibi soğuk. Kendini benim üzerime savurmayacak. Biliyorum. Ateş ve su biraraya gelmezler. Bağlanamazlar ilişki kurulmaz. Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum Ve suda yanarım | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Reise Reise (2004) Reise Reise Auch auf den Wellen wird gefochten Wo Fisch und Fleisch zur See geflochten Der eine sticht die Lanz' im Heer Der andere wirft sie in das Meer Ahoi Reise Reise Seemann Reise Jeder tut's auf seine Weise Der eine stößt den Speer zum Mann Der andere zum Fische dann Reise Reise Seemann Reise Und die Wellen weinen leise In ihrem Blute steckt ein Speer Bluten leise in das Meer Die Lanze muss im Fleisch ertrinken Fisch und Mann zur Tiefe sinken Wo die schwarze Seele wohnt ist kein Licht am Horizont Ahoi Reise Reise Seemann Reise Jeder tut's auf seine Weise Der eine stößt den Speer zum Mann Der andere zum Fische dann Reise Reise Seemann Reise Und die Wellen weinen leise In ihrem Blute steckt ein Speer Bluten leise in das Meer Reise Reise Seemann Reise Und die Wellen weinen leise In ihrem Herzen steckt ein Speer Bluten sich am Ufer leer Kalk KalkBalık ve vücudun denizde dalgalandığı yerde Biri ordunun içinde mızrak saplar Diğeri onu denize fırlatır Ahoy Kalk kalk* denizci kalk Her biri kendi tarzında yapar Biri mızrağı adama saplar Diğeri de balığa Kalk kalk denizci kalk Ve dalgalar sessizce ağlar Kanlarında bir mızrak saplı Kanları sessizce denize akar Mızrak vücutta boğulmalı Balık ve adam derinlere batmalı Kara ruhun yaşadığı yerde Ufukta ışık yoktur Ahoy Kalk kalk denizci kalk Her biri kendi tarzında yapar Biri mızrağı adama saplar Diğeri de balığa Kalk kalk denizci kalk Ve dalgalar sessizce ağlar Kanlarında bir mızrak saplı Kanları sessizce denize akar Kalk kalk denizci kalk Ve dalgalar sessizce ağlar Kalplerinde bir mızrak saplı Kıyıda kanları boşalır * "Reise" kelimesi günümüz Almanca'sında "seyahat etmek" anlamına gelen bir fiildir. Fakat parçada kullanımı farklıdır. Alman denizcileri "reise reise seemann reise" cümlesini birbirlerini uyandırma kaldırma çağrısı olarak kullanırlar. Denizcilerin kullanığı "reise" kelimesi ise şu anda geçerliliği olmayan eski Almanca'da "kalkma yükselme" manasına gelir. ----------------------------------------------------------------------- Mein Teil "Suche gut gebauten 18-30jährigen zum Schlachten" Der Metzgermeister Heute treff' ich einen Herrn Der hat mich zum Fressen gern Weiche Teile und auch harte stehen auf der Speisekarte Denn du bist was du isst und ihr wisst was es ist Es ist mein Teil – nein Mein Teil – nein Da das ist mein Teil – nein Mein Teil – nein Die stumpfe Klinge gut und recht Ich blute stark und mir ist schlecht Muss ich auch mit der Ohnmacht kämpfen ich esse weiter unter Krämpfen Ist doch so gut gewürzt und so schön flambiert und so liebevoll auf Porzellan serviert Dazu ein guter Wein und zarter Kerzenschein Ja da lass ich mir Zeit Etwas Kultur muss sein Denn du bist was du isst Und ihr wisst was es ist Es ist mein Teil – nein Mein Teil – nein Denn das ist mein Teil – nein Yes it's mein Teil – nein Ein Schrei wird zum Himmel fahren Schneidet sich durch Engelsscharen Vom Wolkendach fällt Federfleisch auf meine Kindheit mit Gekreisch Parçam* Kesilmek için 18-30 yaşlarında yapılı bir erkek aranıyor." -Kasap Ustası -* Bugün bir beyefendiyle buluşacağım Beni yiyebilecek kadar sever (Almanca'da bir deyim biri çok sevdiği bir insan için kullanır) Yumuşak parçalar ve sert olanlar bile** Hepsi menüde var Çünkü sen ne yiyorsan osundur Ve onun ne olduğunu bilirsiniz O benim parçam. "Hayır”* Benim parçam. "Hayır" Oradaki benim parçam. "Hayır" Benim parçam. "Hayır" Ağzı kör bıçak güzel ve kusursuz Ağır kan kaybediyorum ve midem bulanıyor Bayılmamak için mücadele etsem bile Acılar içinde yemeye devam ediyorum O çok iyi baharatlanmış Ve hoş bir biçimde ateşte pişmiş Ve sevecence porselen de sundu Ve yanında iyi bir şarapla Ve zarif bir mum ışığında Evet acele etmeyeceğim Biraz kültür olmak zorunda Çünkü sen ne yiyorsan osundur Ve onun ne olduğunu bilirsiniz O benim parçam. "Hayır" Benim parçam. "Hayır" Çünkü o benim parçam. "Hayır" Evet o benim parçam. "Hayır" Bir haykırış cennete doğru yükselecektir Meleklerin arasından geçecektir Tüylü bir et parçası çığlık atarak düşer Bulutların tepesinden çocukluğumun üzerine *Bu kısım orjinal sesi ile "Armin Meiwes"in internette yayınladığı ses kaydından alınmıştır. Bu ses kaydına cevap veren "Bernd Jürgen Brandes" Armin tarafından kesilmiş olarak ölü bulundu. Ölmeden önce Brandes Armin'den penisinin kesilmesini istedi ve ikili birlikte kesilen penisi yedi. ** Orjinal lirikteki "weiche teile" "yumuşak parça" anlamına gelmekle birlikte aynı şekilde okunan "weichteile" ise "üreme organı ile ilgili" anlamına gelen bir kelimedir. ***"Teil" kelimesi sözlükte "parça" veya "bölüm" manasına gelir. Fakat aynı zamanda penis için kullanılan argo bir kelimedir (Türkçe'deki "şey" gibi) ------------------------------------------------------------------- Dalai Lama Ein Flugzeug liegt im Abendwind An Bord ist auch ein Mann mit Kind Sie sitzen sicher sitzen warm und gehen so dem Schlaf ins Garn In drei Stunden sind sie da zum Wiegenfeste der Mama Die Sicht ist gut der Himmel klar Weiter weiter ins Verderben Wir müssen leben bis wir sterben Der Mensch gehört nicht in die Luft So der Herr im Himmel ruft seine Söhne auf dem Wind Bringt mir dieses Menschenkind Das Kind hat noch die Zeit verloren Da springt ein Widerhall zu Ohren Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht und der Wolkentreiber lacht Schüttelt wach die Menschenfracht Weiter weiter ins Verderben Wir müssen leben bis wir sterben Und das Kind zum Vater spricht Hörst du denn den Donner nicht Das ist der König aller Winde Er will mich zu seinem Kinde Aus den Wolken tropft ein Chor Kriecht sich in das kleine Ohr Komm her bleib hier Wir sind gut zu dir Komm her bleib hier Wir sind Brüder dir Der Sturm umarmt die Flugmaschine Der Druck fällt schnell in der Kabine Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht In Panik schreit die Menschenfracht Weiter weiter ins Verderben Wir müssen leben bis wir sterben Und zum Herrgott fleht das Kind Himmel nimm zurück den Wind Bring uns unversehrt zu Erden Aus den Wolken tropft ein Chor Kriecht sich in das kleine Ohr Komm her bleib hier Wir sind gut zu dir Komm her bleib hier Wir sind Brüder dir Der Vater hält das Kind jetzt fest Hat es sehr an sich gepresst Bemerkt nicht dessen Atemnot Doch die Angst kennt kein Erbarmen So der Vater mit den Armen Drückt die Seele aus dem Kind Diese setzt sich auf den Wind und singt: Komm her bleib hier Wir sind gut zu dir Komm her bleib hier Wir sind Brüder dir Dalai Lama Bir uçak gece rüzgarında İçinde bir adam ve çocuğu Güvenli ve sıcak bir şekilde otururlar Ve uykunun tuzağına düşerler Üç saat içinde orada olacaklar Annenin doğum günü için* Görüş mesafesi iyi gökyüzü açık Yaklaş yaklaş ölüme doğru Ölene kadar yasamak zorundayız İnsan gökyüzüne ait değil Ver cennetteki Tanrı Oğulları rüzgarın üstünde "Bana bu insan çocuğunu getirin." Çocuk hala zaman kaybediyor Sonra kulaklarında bir yankı yükselir Boğuk bir gürleme geceyi sürer Ve bulutların sürücüsü güler İnsan kargosunu sarsarak uyandırır Yaklaş yaklaş ölüme doğru Ölene kadar yasamak zorundayız Ve çocuk babasına der: Yıldırımı duymuyor musun? O bütün rüzgarların kralı Benden çocuğu olmamı istiyor Bulutlardan bir koro düşer Ve çocuğun küçük kulağına girer Gel buraya kal burada Sana karşı iyi olacağız Gel buraya kal burada Biz senin kardeşiniz Fırtına uçağı kucaklar Kabinde hızla basınç düşer Boğuk bir gürleme geceyi sürer Panik içinde insan kargosu çığlık atar Yaklaş yaklaş ölüme doğru Ölene kadar yasamak zorundayız Ve çocuk Tanrı’ya yalvarır: Gökyüzü rüzgarı geri al Ve bize zarar vermeden bizi yere indir Bulutlardan bir koro düşer Ve çocuğun küçük kulağına girer Gel buraya kal burada Sana karşı iyi olacağız Gel buraya kal burada Biz senin kardeşiniz Baba simdi çocuğu tutuyor Ve sıkıca kendine doğru bastırıyor Nefes almakta zorlandığını fark etmez Fakat korku merhamet tanımaz Ve baba kollarıyla Çocuğun ruhunu sıkar Ve çocuğun ruhu rüzgarın üzerinde yerini alır ve şarkı söyler: Gel buraya kal burada Sana karşı iyi olacağız Gel buraya kal burada Biz senin kardeşiniz * "Wiegenfest" "Doğumgünü" manasında kullanılan eski bir kelimedir. Günümüzde de genelde bu manada kullanılır. Fakat kelime anlamı "beşik töreni"dir. NOT: Dalai Lama Tibet Budizminde "Gelugpa" veya "Gelug" tarikatının en güçlü ismidir. Ayrıca şu anki Dalai Lama "Tenzin Gyasto"nun şiddetli bir uçuş korkusu vardır. Ayrıca parçanın şarkı sözleri "Johann Wolfgang von Goethe" tarafından 1782 yılında yazılan "Erlkönig" şiirinden alıntılar taşımaktadır ------------------------------------------------------------------------- Keine Lust Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Ich habe keine Lust mich nicht zu hassen Hab' keine Lust mich anzufassen Ich hätte Lust zu onanieren Hab' keine Lust es zu probieren Ich hätte Lust mich auszuziehen Hab' keine Lust mich nackt zu sehen Ich hätte Lust mit großen Tieren Hab' keine Lust es zu riskieren Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen Hab' keine Lust zu erfrieren Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Ich hab' keine Lust Nein ich hab keine Lust Ich hab' keine Lust etwas zu kauen Denn ich hab' keine Lust es zu verdauen Hab' keine Lust mich zu wiegen Hab' keine Lust im Fett zu liegen Ich hätte Lust mit großen Tieren Hab' keine Lust es zu riskieren Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen Hab' keine Lust zu erfrieren Ich bleibe einfach liegen Und wieder zähle ich die Fliegen Lustlos fasse ich mich an Und merke bald ich bin schon lange kalt So kalt mir ist kalt . . . Ich hab' keine Lust İstek Yok! Arzulamıyorum* Arzulamıyorum Arzulamıyorum Arzulamıyorum Kendimden nefret etmemeyi arzulamıyorum Kendime dokunmayı arzulamıyorum Mastürbasyon yapmayı arzulardım Bunu denemeyi arzulamıyorum Soyunmayı arzulardım Kendimi çıplak görmeyi arzulamıyorum Büyük hayvanlarla olmayı arzulardım Bunu tehlikeye atmayı arzulamıyorum Kardan ayrılmayı arzulamıyorum Donmayı arzulamıyorum Arzulamıyorum Arzulamıyorum Arzulamıyorum Hayır arzulamıyorum Bir şey çiğnemeyi arzulamıyorum Çünkü sindirmeyi arzulamıyorum Kendimi tartmayı arzulamıyorum Şişmanca uzanmayı arzulamıyorum Büyük hayvanlarla olmayı arzulardım Bunu tehlikeye atmayı arzulamıyorum Kardan ayrılmayı arzulamıyorum Donmayı arzulamıyorum Sadece burada uzanmaya devam edeceğim Ve sinekleri tekrar saymaya devam edeceğim İsteksizce kendime dokunurum Ve hemen çoktan üşüdüğümü fark ediyorum Çok üşüyorum ben üşüyorum... Arzulamıyorum *"Lust" kelimesinin tercümesindeki "arzu" tam olarak "cinsel istek" manasındadır. -------------------------------------------------------------------------- Los Wir waren namenlos Und ohne Lieder Recht wortlos Waren wir nie wieder Etwas sanglos Sind wir immer noch Dafür nicht klanglos Man hört uns doch Nach einem Windstoß Ging ein Sturm los Einfach beispiellos Es wurde Zeit Los Sie waren sprachlos So sehr schockiert Und sehr ratlos Was war passiert Etwas fassungslos Und garantiert Verständnislos Das wird zensiert Sie sagten grundlos Schade um die Noten So schamlos Das gehört verboten Es ist geistlos Was sie da probieren So geschmacklos Wie sie musizieren Ist es hoffnungslos Sinnlos Hilflos Sie sind gottlos Wir waren namenlos Wir haben einen Namen Waren wortlos Die Worte kamen Etwas sanglos Sind wir immer noch Dafür nicht klanglos Das hört man doch Wir sind nicht fehlerlos Nur etwas haltlos Ihr werdet lautlos Uns nie los Wir waren los Hadi! Biz isimsizdik ve şarkısız. Biz tekrar asla sözsüz olmadık. Hala biz Biraz şarkısızız. Henüz sessiz değiliz. Bizi duyabilirsiniz. Ani bir rüzgardan sonra bir fırtına başladı. Gerçekten eşsiz. Zamanıydı. Hadi.* Onlar dilsizdi Bu şekilde tamamiyle şaşırmış Ve tamamiyle güçsüz. Ne oldu? Oldukça kontrolsüz Ve kesinlikle Anlayışsızlık Ki sansürlenecek. Onlar yersiz konuştu Müzik hakkında fazla kötü. O kadar utanmazlık ki yasaklanmalı. Bu akılsızlık Orada denedikleri. O kadar tatsız ki Yaptıkları müzik. Umutsuz değil mi? Hissiz. İşe yaramaz. Onlar tanrısız.** Biz isimsizdik. Bir ismimiz var. Biz sözsüzdük. Sözler geldi. Hala biz Biraz şarkısızız. Henüz sessiz değiliz. Duyarsınız. Kusursuz değiliz. Sadece bir miktar güvensiziz. Siz sessiz olacaksınız. Bizden asla kurtulamayacaksınız. Biz başıboştuk. -------------------------------------------------------------------------- Amerika We're all living in Amerika Amerika ist wunderbar We're all living in Amerika Amerika Amerika Wenn getanzt wird will ich führen auch wenn ihr euch alleine dreht Lasst euch ein wenig kontrollieren Ich zeige euch wie es richtig geht Wir bilden einen lieben Reigen Die Freiheit spielt auf allen Geigen Musik kommt aus dem Weißen Haus und vor Paris steht Micky Maus We're all living in Amerika Amerika ist wunderbar We're all living in Amerika Amerika Amerika Ich kenne Schritte die sehr nützen und werde euch vor Fehltritt schützen Und wer nicht tanzen will am Schluss weiß noch nicht dass er tanzen muss Wir bilden einen lieben Reigen Ich werde euch die Richtung zeigen Nach Afrika kommt Santa Claus und vor Paris steht Micky Maus We're all living in Amerika Amerika ist wunderbar We're all living in Amerika Amerika Amerika We're all living in Amerika Coca-Cola Wonderbra We're all living in Amerika Amerika Amerika This is not a love song This is not a love song I don't sing my mother tongue No this is not a love song We're all living in Amerika Amerika ist wunderbar We're all living in Amerika Amerika Amerika We're all living in Amerika Coca-Cola sometimes war We're all living in Amerika Amerika Amerika Amerika Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika harika. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Ne zaman bir dans olsa idare etmek isterim Etrafta tek başınıza döndüğünüzde bile. Kendinizi biraz kontrol altında bırakın. Size gerçekten nasıl gittiğini göstereceğim. Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz. Özgürlük bütün kemanlarda çalacak. Müzik Beyaz Saray'dan gelecek Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika harika. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Bilirim bu hareketler çok faydalıdır. Kaçan adımlardan sizi koruyacağım. Ve sonunda kim dans etmek istemezse Henüz etmek zorunda olduğunu bilmiyordur. Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz. Size yolu göstereceğim. Noel Baba Afrika'dan gelecek Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika harika. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Coca-Cola Wonderbra* Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Bu bir aşk şarkısı değil. Bu bir aşk şarkısı değil. Anadilimde söylemiyorum. Hayır bu bir aşk şarkısı değil. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika harika. Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Coca-Cola bazen savaş Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz. Amerika Amerika... *Wonderbra çok ünlü bir Amerikan iç çamaşırı markası... -------------------------------------------------------------------------- Moskau Ъто песня о самом красивом городе в мире. Москва! Diese Stadt ist eine Dirne Hat rote Flecken auf der Stirn Ihre Zähne sind aus Gold Sie ist fett und doch so hold Ihr Mund fällt mir zu Tale wenn ich sie dafür bezahle Sie zieht sich aus doch nur für Geld Die Stadt die mich in Atem hält Moskau Ъаз два три! Moskau Посмотри! Пионеры там идут песни Ленину поют. Sie ist alt und trotzdem schön Ich kann ihr nicht widerstehen не могу устоять Pudert sich die alte Haut Hat sich die Brüste neu gebaut построила вновь Sie macht mich geil ich leide Qualen Sie tanzt für mich ich muss bezahlen я должен платить Sie schläft mit mir doch nur für Geld Ist doch die schönste Stadt der Welt Moskau Ъаз два три! Moskau Посмотри! Пионеры там идут песни Ленину поют. Ich sehe was was du nicht siehst (Wenn du deine Augen schließt) когда ты ночью крепко спишь Ich sehe was was du nicht siehst (Wenn du vor mir niederkniest) когда ты предо мной лежишь Ich sehe was was du nicht siehst (Wenn du mich mit dem Mund berührst) когда со мною говоришь Ich sehe was das siehst du nie Ъаз два три! Moskau Ъаз два три! Moskau Посмотри! Пионеры там идут песни Ленину поют. Moskova Bu şarkı dünyadaki en güzel şehir hakkında. Moskova!" Bu şehir bir fahişe. Alnında kırmızı noktalar var.* Dişleri altından yapılmış O şişman ve henüz çok güzel. Ağzı vadime düşer Bunun için ona ödediğimde. Elbiselerini çıkarır fakat sadece para için Beni kararsızlık içinde bırakan şehir. Moskova "Bir iki üç" Moskova "Bak!" "Öncüler oraya gidiyorlar"** "Lenin için şarkı söylüyorlar" O yaşlı ve yine de güzel. Ona karşı koyamıyorum. "Karşı koyamıyorum" Yaşlı cildini pudralar. Ve onarılmış göğüslerine sahiptir. "Onarılmış" Beni azdırır büyük acı çekerim Benim için danseder ödemek zorundayım. "Ödemek zorundayım" Benimle birlikte uyur fakat sadece para için O hala dünyadaki en güzel şehir. Moskova "Bir iki üç" Moskova "Bak!" "Öncüler oraya gidiyorlar" "Lenin için şarkı söylüyorlar" Senin görmediğin bazı şeyler görürüm "Gece derin bir uykuya daldığında" Senin görmediğin bazı şeyler görürüm "Benden önce yattığında" Senin görmediğin bazı şeyler görürüm Benimle konuştuğunda. Senin asla görmeyeceğin bazı şeyler görürüm. "Bir iki üç" Moskova "Bir iki üç" Moskova "Bak!" "Öncüler oraya gidiyorlar" "Lenin için şarkı söylüyorlar" *"Flecken" kelimesi "nokta" manasındadır. Ancak "namus lekesi" anlamında da bu kelime kullanılır. **"Öncüler" Eski "Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği" devletindeki Komünist partinin organize ettiği bir örgüttü. Şu anda da eskisi kadar büyük olmamakla birlikte bazı küçük parçaları "Doğu Almanya" dahil olmak üzere bir kaç ülkede bulunmaktadır. ------------------------------------------------------------------------ Morgenstern Sie ist hässlich dass es graut wenn sie in den Himmel schaut Dann fürchtet sich das Licht Scheint ihr von unten ins Gesicht So muss sie sich am Tag verstecken Will das Licht doch nicht erschrecken Lebt im Schatten bis der Schein vergeht Sieht einen Stern im Zwielicht prangen und fleht Mal mir Schönheit auf die Wangen Morgenstern ach scheine auf das Antlitz mein Wirf ein warmes Licht auf mein Ungesicht Sag mir ich bin nicht alleine Hässlich du bist hässlich Ich bin allein zur Nacht gegangen Die späten Vögel nicht mehr sangen Sah Sonnenkinder im Gewimmel und so rief ich in den gestirnten Himmel Morgenstern ach scheine auf die Liebste meine Wirf ein warmes Licht auf ihr Ungesicht Sag ihr sie ist nicht alleine Morgenstern ach scheine auf die Seele meine Wirf ein warmes Licht auf ein Herz das bricht Sag ihr dass ich weine Denn du du bist hässlich Du bist einfach hässlich Der Mensch ist doch ein Augentier Schöne Dinge wünsch' ich mir Doch du du bist nicht schön nein Morgenstern ach scheine auf die Liebste meine Wirf ein warmes Licht auf ihr Ungesicht Sag ihr sie ist nicht alleine Und der Stern will scheinen Auf die Liebste meine Wärmt die Brust mir bebt wo das Leben schlägt Mit dem Herzen sehen Sie ist wunderschön Sabah Yıldızı Kız karanlık çöktüğünde çok çirkin olur * Gökyüzüne baktığında. Sonra ışık korkar. Aşağıdan yüzüne parlar. Bu yüzden gün boyu saklanmak zorunda. Sadece ışıktan korkmak istemiyor. Parlaklık soluncaya dek gölgelerde yaşar. Alacakaranlıkta bir yıldızın parladığını görür ve yalvarır. Yanaklarımın üzerine güzelliği çiz. Sabah yıldızı ah parla ** Yüzümün üzerine. Sıcak bir ışık fırlat Korkunç yüzüme. Bana yalnız olmadığımı söyle. Çirkin sen çirkinsin. Gecede yalnız giderim. Geç saat kuşları daha fazla ötmedi. Kalabalığın içinde güneşin çocuklarını gördüm. Bu yüzden yıldızlı cennetlerde ağladım. Sabah yıldızı ah parla Sevgilimin üzerine. Sıcak bir ışık fırlat Onun korkunç yüzüne. Ona yalnız olmadığını söyle. Sabah yıldızı ah parla Ruhumun üzerine. Sıcak bir ışık fırlat Kırılan bir kalbin üzerine. Ona ağladığımı söyle. Çünkü sen sen çirkinsin. Sen son derece çirkinsin. İnsanlar gözün yarartıklarıdır. Güzel şeyler benim istediğim şeylerdir. Fakat sen sen güzel değilsin hayır. Sabah yıldızı ah parla Sevgilimin üzerine. Sıcak bir ışık fırlat Onun korkunç yüzüne. Ona yalnız olmadığını söyle. Ve yıldız parlamak ister Sevgilimin üzerine. Göğsümü ısıtır ve sarsar Hayatın vurduğu yeri. Kalp ile görüldüğünde O son derece güzel. *"Grauen" fiilinin Almanca'da iki anlamı vardır. Tercümede kullanılan anlamı cümleyi tamamlıyor. Fakat ikinci manası da parçaya uyabilir. "Korkunçluk onu çirkin yapar" gibi bir anlam kazanır. **"Morgenstern" kelime olarak "Sabah Yıldızı" anlamına gelir. Sabah yıldızı dediğimiz şey ise bizde de bilindiği gibi "Venüs"tür. ----------------------------------------------------------------------- Stein Um Stein Ich habe Pläne große Pläne Ich baue dir ein Haus Jeder Stein ist eine Träne Und du ziehst nie wieder aus Ja ich baue ein Häuschen dir Hat keine Fenster keine Tür Innen wird es dunkel sein Dringt überhaupt kein Licht hinein Ja ich schaffe dir ein Heim Und du sollst Teil des Ganzen sein Stein um Stein mauer ich dich ein Stein um Stein Ich werde immer bei dir sein Ohne Kleider ohne Schuh Siehst du mir bei der Arbeit zu Mit den Füßen im Zement Verschönerst du das Fundament Draußen wird ein Garten sein Und niemand hört dich schreien Stein um Stein mauer ich dich ein Stein um Stein Ich werde immer bei dir sein Welch ein Klopfen welch ein Hämmern Draußen fängt es an zu dämmern Alle Nägel stehen stramm Wenn ich sie in dein Leibholz Ramm – Stein um Stein mauer ich dich ein Stein um Stein Und keiner hört dich schreien Taşın Yanındaki Taş Planlarım var büyük planlar. Seni bir ev yapacağım. Her taş bir gözyaşı olacak. Ve tekrar asla dışarı çıkamayacaksın. Evet senin için küçük bir ev yapacağım Pencereleri kapısı olmayan. İçerisi karanlık olacak Hiç bir ışık içeri girmeyecek. Evet sana bir ev yapacağım. Ve sen onun bir parçası olacaksın. Taşın yanında taş seni duvar yaparım. Taşın yanında taş Her zaman seninle olacağım. Elbisesiz ayakkabısız Beni çalışırken izlersin. Çimentolu ayaklarınla Temeli aydınlatırsın. Dışarıda bir bahçe olacak Ve hiçbiri çığlığını duymayacak. Taşın yanında taş seni duvar yaparım. Taşın yanında taş Her zaman seninle olacağım. Ne ezme ne çekiçleme öyle. Dışarıda karanlık çökmeye başlıyor.* Bütün çiviler hazır olda durur Onları senin tahta bedenine vurduğumda.** Taşın yanında taş seni duvar yaparım. Taşın yanında taş Ve kimse çığlığını duymayacak. *"dämmern" fiili "karanlık çökmeye başlıyor" anlamına geldiği gibi aynı şekilde "sabah olmaya başlıyor" anlamına da gelebilir. İki anlam da burada kullanılabilir. **Burada Till yine çift anlam kullanıyor. Şarkı sözlerinde olmamasına rağmen cümleyi "-ramm" fiili ile bitirdikten sonra "stein (taş)" diye haykırır. Bu şekilde ramm-stein kelimesi ortaya çıkar. ------------------------------------------------------------------------- Ohne Dich Ich werde in die Tannen gehen Dahin wo ich sie zuletzt gesehen Doch der Abend wirft ein Tuch aufs Land und auf die Wege hinterm Waldesrand Und der Wald er steht so schwarz und leer Weh mir oh weh Und die Vögel singen nicht mehr Ohne dich kann ich nicht sein Ohne dich Mit dir bin ich auch allein Ohne dich Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich Mit dir stehen die Sekunden Lohnen nicht Auf den Ästen in den Gräben ist es nun still und ohne Leben Und das Atmen fällt mir ach so schwer Weh mir oh weh Und die Vögel singen nicht mehr Ohne dich kann ich nicht sein Ohne dich Mit dir bin ich auch allein Ohne dich Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich Mit dir stehen die Sekunden Lohnen nicht ohne dich Sensiz Köknar ağaçlarının içerisine gideceğim. Orası kızı son gördüğüm yer. Fakat akşam toprağın üzerine bir örtü atıyor Ve ormanın arkasındaki yolların üzerine. Keder benim ah keder. Ve kuşlar daha fazla ötmez. Sensiz ben var olamam Sensiz. Seninle dahi yalnızım. Sensiz. Sensiz saatleri sayıyorum sensiz. Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır. Onlar buna değmez. Dalların üzeri hendeklerin içi Şimdi sessiz ve hayat yok. Ve nefes almak ah benim için çok zorlaşır. Keder benim ah keder Ve kuşlar daha fazla ötmez. Sensiz ben var olamam Sensiz. Seninle dahi yalnızım. Sensiz. Sensiz saatleri sayıyorum sensiz. Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır. Onlar buna değmez sensiz. ------------------------------------------------------------------------- Amour Die Liebe ist ein wildes Tier Sie atmet dich sie sucht nach dir Nistet auf gebrochenen Herzen Geht auf Jagd bei Kuss und Kerzen Saugt sich fest an deinen Lippen Gräbt sich Gänge durch die Rippen Lässt sich fallen weich wie Schnee Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh Amour Amour Alle wollen nur dich zähmen Amour Amour am Ende gefangen zwischen deinen Zähnen Die Liebe ist ein wildes Tier Sie beißt und kratzt und tritt nach mir Hält mich mit tausend Armen fest Zerrt mich in ihr Liebesnest Frißt mich auf mit Haut und Haar und würgt mich wieder aus nach Tag und Jahr Läßt sich fallen weich wie Schnee Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh Amour Amour Alle wollen nur dich zähmen Amour Amour am Ende gefangen zwischen deinen Zähnen Die Liebe ist ein wildes Tier In die Falle gehst du ihr In die Augen starrt sie dir Verzaubert wenn ihr Blick dich trifft Bitte bitte gib mir Gift Aşk Aşk vahşi bir hayvandır. Sizi soluklar sizi arar. Kırık kalplerin üzerine yuva kurar. Ve öpücükler ve mumlar olduğunda avlanmaya gider. Sıkıca dudaklarınızı emer Ve kaburganıza doğru tüneller kazar. Hafifçe kar gibi bırakır. Önce sıcak tutar sonra soğuk sonunda canınızı yakar. Amour amour* Herkes seni evcilleştirmek ister. Amour amour sonunda Dişlerinin arasına yakalanırlar. Aşk vahşi bir hayvandır. Isırır tırmalar ve bana doğru adımlar atar. Binlerce kolla beni sıkıca tutar Ve beni aşk yuvasına sürükler. Beni tamamen yiyip bitirir. Ve yıllar sonra beni kusmaya çalışır. Hafifçe kar gibi bırakır. Önce sıcak tutar sonra soğuk sonunda canınızı yakar. Amour amour Herkes seni evcilleştirmek ister. Amour amour sonunda Dişlerinin arasına yakalanırlar. Aşk vahşi bir hayvandır. Onun tuzağına düşersiniz. Gözlerinizin içine gözlerini dikip bakar. Bakışı sizi vurduğunda tılsım bağlar. Lütfen lütfen bana zehir verin. *"Amour" Fransızca'da "aşk" demektir | |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Mutter Mein Herz Brennt Nun liebe Kinder gebt fein acht ich bin die Stimme aus dem Kissen ich hab euch etwas mitgebracht hab es aus meiner Brust gerissen mit diesem Herz hab ich die Macht die Augenlider zu erpressen ich singe bis der Tag erwacht ein heller Schein am Firmament Mein Herz brennt Sie kommen zu euch in der Nacht Dämonen Geister schwarze Feen sie kriechen aus dem Kellerschacht und werden unter euer Bettzeug sehen Nun liebe Kinder gebt fein acht ich bin die Stimme aus dem Kissen ich hab euch etwas mitgebracht ein heller Schein am Firmament Mein Herz brennt Sie kommen zu euch in der Nacht und stehlen eure kleinen heißen Tränen sie warten bis der Mond erwacht und drücken sie in meine kalten Venen Nun liebe Kinder gebt fein acht ich bin die Stimme aus dem Kissen ich singe bis der Tag erwacht ein heller Schein am Firmament Mein Herz brennt Kalbim Yanar Şimdi sevgili çocuklar dikkatinizi verin. Ben yastıktan gelen sesim. Sizden bazı şeyler aldım. Onu bağrımdan söktüm. Bu kalple güce sahibim. Gözkapağı şantajına. Gün uyanıncaya kadar şarkı söylerim. Cennetlerin üzerinde parlak bir ışık. Kalbim Yanar. Onlar size gece gelir Şeytanlar hayaletler kara periler. Mahzen şaftının dışından sürüklenirler. Ve yatağınızın altına bakacaklar. Şimdi sevgili çocuklar dikkatinizi verin. Ben yastıktan gelen sesim. Gün uyanana kadar şarkı söylerim. Cennetlerin üzerinde parlak bir ışık. Kalbim Yanar. Kalbim Yanar. ----------------------------------------------------------------------- Links 2 3 4 Kann man Herzen brechen können Herzen sprechen kann man Herzen quälen kann man Herzen stehlen Sie wollen mein Herz am rechten Fle |