İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz   Siz Sorun Biz Cevaplayalım!

Rammstein--> Tüm Albümleri (Türkçe Çevirili)

Şarkı Sözleri kategorisinde Rammstein--> Tüm Albümleri (Türkçe Çevirili) konusu , Rosenrot (2005) Benzin Ich brauche Zeit kein Hooooo kein Alkohol kein Nikotin Brauch keine Hilfe kein Koffein doch Dynamit und Terpentin Ich brauche Öl für Gasolin explosiv wie Kerosin mit ...


Geri Git   İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz > Müzik > Şarkı Sözleri

Üye Ol FlashChatBloglar Üye Listesi Forumları Okundu İsaretle
  reklam2 

 
LinkBack Konu araçları Gösterim Modları
Eski 04-01-2006, 19:07   #1 (permalink)
Standart Rammstein--> Tüm Albümleri (Türkçe Çevirili)

Rosenrot (2005)


Benzin


Ich brauche Zeit kein Hooooo
kein Alkohol kein Nikotin
Brauch keine Hilfe kein Koffein
doch Dynamit und Terpentin
Ich brauche Öl für Gasolin
explosiv wie Kerosin
mit viel Oktan und frei von Blei
einen Kraftstoff wie Benzin

Benzin!

Brauch keinen Freund kein Kokain
Brauch weder Arzt noch Medizin
Brauch keine Frau nur Vaselin
etwas Nitroglyzerin
Ich brauche Geld für Gasolin
explosiv wie Kerosin
mit viel Oktan und frei von Blei
einen Kraftstoff wie Benzin

Benzin!

Gib mir Benzin

Es fließt durch meine Venen
Es schläft in meinen Tränen
Es läuft mir aus den Ohren
Herz und Nieren sind Motoren

Benzin!

Willst du dich von etwas trennen
dann musst du es verbrennen
Willst du es nie wieder sehen
lass es schwimmen in Benzin

Benzin!
Ich brauch Benzin!
Gib mir Benzin!



Benzin


Zamana ihtiyacım var
Ne oooooe ne alkole ne de nikotine ihtiyacım var.
Yardıma ihtiyacım yok
Ne de kafeine.
Benzin için yağa ihtiyacım var.
Gazyağı gibi patlayıcıya
Pek çok oktanla ve kurşunsuz
Benzin gibi bir yakıt.

Benzin.

Bir arkadaşa ihtiyacım yok.
Ne kokaine
Ne de doktor ne de ilaca ihtiyacım var.
Bir kadına ihtiyacım yok sadece vazelin.
Biraz nitrogliserin.
Benzin için paraya ihtiyacım var.
Gazyağıcı gibi patlayıcıya
Pek çok oktanla ve kurşunsuz
Benzin gibi bir yakıt.

Benzin.

Bana benzin verin.

Damarlarımda dolaşır
Gözyaşlarımda uyur
Kulaklarımdan sızar
Kalp ve böbrekler motorlardır.

Benzin.

Bazı şeylerden ayrılmak istersen
Bu durumda onu yakmak zorundasın.
Onu yeniden bir daha hiç görmek istemiyorsan.
Bırak benzin içinde yüzsün.
Benzin.
Benzine ihtiyacım var.
Benzin.
Bana benzin verin.


-----------------------------------------------------------------------


Mann Gegen Mann


Das Schicksal hat mich angelacht
und mir ein Geschenk gemacht
Warf mich auf einen warmen Stern
Der Haut so nah dem Auge fern
Ich nehm mein Schicksal in die Hand
Mein Verlangen ist bemannt

Wo das süße Wasser stirbt
weil es sich im Salz verdirbt
trag ich den kleinen Prinz im Sinn
Ein König ohne Königin
Wenn sich an mir ein Weib verirrt
dann ist die helle Welt verwirrt

Mann gegen Mann
Meine Haut gehört den Herren
Mann gegen Mann
Gleich und Gleich gesellt sich gern
Mann gegen Mann
Ich bin der Diener zweier Herren
Mann gegen Mann
Gleich und Gleich gesellt sich gern

Ich bin die Ecke aller Räume
Ich bin der Schatten aller Bäume
In meiner Kette fehlt kein Glied
wenn die Lust von hinten zieht
Mein Geschlecht schimpft mich Verräter
Ich bin der Alptraum aller Väter

Mann gegen Mann
Meine Haut gehört den Herren
Mann gegen Mann
Gleich und Gleich gesellt sich gern

Mann gegen Mann
Doch friert mein Herz an manchen Tagen
Mann gegen Mann
Kalte Zungen die da schlagen

Schwulah

Mich interessiert kein Gleichgewicht
Mir scheint die Sonne ins Gesicht
Doch friert mein Herz an manchen Tagen
Kalte Zungen die da schlagen

Schwulah
Mann gaygen Mann




Adam Adama Karşı


Kader üzerimde güldü
Ve bana bir hediye verdi.
Beni sıcak bir yıldıza attı.
Cilde çok yakın gözden çok uzak.
Kaderimi kendi ellerime alırım.
Arzum erkekleşti.

Temiz suyun öldüğü yerde
Çünkü kendini tuz içinde lekeler.
Küçük prensi akılda tutarım.
Kraliçesiz bir kral.
Bir kadın benim hakkımda yanıldığında
Sonra bütün dünyanın kafası karışır.

Adam adama karşı
Cildim beyefendiye ait.
Adam adama karşı
Bir tüyün kuşları biraraya toplanır.
Adam adama karşı
İki sahibin kölesiyim.
Adam adama karşı
Bir tüyün kuşları biraraya toplanır.

Bütün odaların köşesiyim.
Bütün ağaçların gölgesiyim.
Zincirimde hiçbir bağlantı kaçırmaz*
Şehvet arkadan çektiğinde.
Cinsim bana hain der.
Ben bütün babaların kabusuyum.

Adam adama karşı
Cildim bir beyefendiye ait.
Adam adama karşı
Bir tüyün kuşları biraraya toplanır.

Adam adama karşı
Fakat kalbim bazı günlerde donar.
Adam adama karşı
Orada çırpan soğuk diller.

Gay-ah**

Denge ile ilgilenmem.
Güneş yüzüme parlar.
Fakat kalbim bazı günlerde donar.
Orada çırpan soğuk diller.

Gay-ah

Adam adam için gay.***

*"Glied" hem "bağlantı (zincir için)" hem de "organ (muhtemeln penis)" manasında kullanılabilir.

**Burada "ah" çığlığı "Schwuler" ile birleştirilip "Schwulah" sözcüğü oluşturulmuş.

*** "Gaygen" ve "gegen" aynı şekilde okunuyor. Bu kısımda resmi sözlerde "gaygen" sözü kullanılmış.


--------------------------------------------------------------------------


Rosenrot


Sah ein Mädchen ein Röslein stehen
Blühte dort in lichten Höhen
Sprach sie ihren Liebsten an
ob er es ihr steigen kann

Sie will es und so ist es fein
So war es und so wird es immer sein
Sie will es und so ist es Brauch
Was sie will bekommt sie auch

Tiefe Brunnen muss man graben
wenn man klares Wasser will
Rosenrot oh Rosenrot
Tiefe Wasser sind nicht still

Der Jüngling steigt den Berg mit Qual
Die Aussicht ist ihm sehr egal
Hat das Röslein nur im Sinn
Bringt es seiner Liebsten hin

Sie will es und so ist es fein
So war es und so wird es immer sein
Sie will es und so ist es Brauch
Was sie will bekommt sie auch

Tiefe Brunnen muss man graben
wenn man klares Wasser will
Rosenrot oh Rosenrot
Tiefe Wasser sind nicht still

An seinen Stiefeln bricht ein Stein
Will nicht mehr am Felsen sein
Und ein Schrei tut jedem kund
Beide fallen in den Grund

Sie will es und so ist es fein
So war es und so wird es immer sein
Sie will es und so ist es Brauch
Was sie will bekommt sie auch

Tiefe Brunnen muss man graben
wenn man klares Wasser will
Rosenrot oh Rosenrot

Tiefe Wasser sind nicht still



Gül Kırmızısı


Bir kız küçük bir gül gördü.
O orada aydınlık zirvelerde açtı.
Sevgilisinden rica etti
Onu kendi için gidip almasını.

Onu ister ve sorun yoktur
Bu yüzden oldu ve her zaman olacak
Onu ister ve bu gelenektir
Almak istediği herşeyi alır.

Derin kuyular kazılmalı
Eğer berrak su istiyorsan
Gül kırmızısı o Gül kırmızısı
Derin sular sakin değildir

Oğlan acı içinde dağa tırmanır.
Manzarayı gerçekten umursamaz.
Aklında sadece küçük gül.
Onu sevgilisine getirir.

Onu ister ve sorun yoktur
Bu yüzden oldu ve her zaman olacak
Onu ister ve bu gelenektir
Almak istediği herşeyi alır.

Derin kuyular kazılmalı
Eğer berrak su istiyorsan
Gül kırmızısı o Gül kırmızısı
Derin sular sakin değildir

Botlarında bir taş kırlır.
Artık daha fazla uçurumda olmak istemez.
Ve bir çığlık herkesin bilmesine izin verir
Her ikisi de zemine düşüyor.

Onu ister ve sorun yoktur
Bu yüzden oldu ve her zaman olacak
Onu ister ve bu gelenektir
Almak istediği herşeyi alır.

Derin kuyular kazılmalı
Eğer berrak su istiyorsan
Gül kırmızısı o Gül kırmızısı
Derin sular sakin değildir

*Bu şarkı "Goethe"nin "Heidenröslein" adlı şiirinden bazı alıntılar taşımaktadır. Ayrıca bu şiirle birlikte "Grimm Kardeşler"in "Schneewittchen und Rosenrot" adlı hikayesinden esinlenilmiştir.


--------------------------------------------------------------------------



Spring


Auf einer Brücke ziemlich hoch
Hält ein Mann die Arme auf
Da steht er nun und zögert noch
Die Menschen strömen gleich zuhauf
Auch ich lass mir das nicht entgehen
Das will ich aus der Nähe sehen
Ich stell mich in die erste Reihe
und schreie

Der Mann will von der Brücke steigen
Die Menschen fangen an zu hassen
Bilden einen dichten Reigen
Und wollen ihn nicht nach unten lassen
So steigt er noch mal nach oben
Und der Mob fängt an zu toben
Sie wollen seine Innereien
Und schreien

Spring
Erlöse mich
Spring
Enttäusch mich nicht
Spring für mich
Spring ins Licht
Spring

Jetzt fängt der Mann zu weinen an
Heimlich schiebt sich eine Wolke
fragt sich Was hab ich getan
vor die Sonne es wird kalt
Ich wollte nur zur Aussicht gehen
die Menschen laufen aus den Reihen
und in den Abendhimmel sehen
Und sie schreien

Spring

Sie schreien
Spring
Erlöse mich
Spring
Enttäusch mich nicht
Spring für mich
Spring ins Licht
Spring

Heimlich schiebt sich eine Wolke
vor die Sonne es wird kalt
Doch tausend Sonnen brennen nur für dich
Ich schleich mich heimlich auf die Brücke
Tret ihm von hinten in den Rücken
Erlöse ihn von dieser Schmach
und schrei ihm nach

Spring

Spring
Erlöse dich
Spring
Enttäusch mich nicht
Spring für mich
Spring
Enttäusch mich nicht




Atla!



Bir köprünün üzerinde oldukça yüksek
Bir adam kollarını açmış
Orada durur ve hala tereddüt eder.
Tam başka bir yerde insanlar sürü halinde ilerler.
Her iki şekilde de bunu kaçırmayacağım.
Yakından görmek istiyorum.
İlk sıranın içine ulaşırım.
Ve bağırırım.

Adam köprüden inmek ister.
İnsanlar hoşlanmamaya başlar.
Kalabalık bir yığın oluştururlar.
Ve aşağı inmesine izin vermek istemezler.
Böylece geri tırmanır.
Ve çete sakinleşmeye başlar.
Sakatatını isterler.
Ve bağırırlar.

Atla
Beni günahtan kurtar.
Atla
Beni hayal kırıklığına uğratma.
Benim için atla
Işığın içine atla.
Atla.

Şimdi adam ağlamaya başlar.
-Bir bulut gizlice ilerler.
Kendine ne yapmalıyım diye sorar
-Güneşin önü soğur.
Sadece manzarayı görmek istedim
-İnsanlar safları kırar.
Ve akşam havasına bakarlar
Ve bağırırlar.

Atla

Bağırırlar.
Atla
Beni günahtan kurtar.
Atla
Beni hayal kırıklığına uğratma.
Benim için atla
Işığın içine atla.
Atla.

Bir bulut gizlice ilerler
Güneşin önü soğur.
Fakat bin tane güneş sadece senin için yanar.
Gizlice köprünün üzerine sürünürüm
Ve arkasından onu tekmelerim.
Onu bu utançdan kurtarırım.
Ve ona bağırırım.

Atla.

Atla
Kendini günahtan kurtar.
Atla
Beni hayal kırıklığına uğratma.
Benim için atla
Atla.
Beni hayal kırıklığına uğratma.



--------------------------------------------------------------------------



Wo Bist Do?


Ich liebe dich
Ich liebe dich nicht
Ich liebe dich nicht mehr
Ich liebe dich nicht mehr oder weniger als du
Als du mich geliebt hast
Als du mich noch geliebt hast

Die schönen Mädchen sind nicht schön
Die warmen Hände sind so kalt
Alle Uhren bleiben stehen
Lachen ist nicht mehr gesund und bald

Such ich dich hinter dem Licht
Wo bist du
So allein will ich nicht sein
Wo bist du

Die schönen Mädchen sind nicht schön
Die warmen Hände sind so kalt
Alle Uhren bleiben stehen
Lachen ist nicht mehr gesund und bald

Such ich dich hinter dem Licht
Wo bist du
So allein will ich nicht sein
Wo bist du
Ich such dich unter jedem Stein
Wo bist du
Ich schlag mit einem Messer ein

Wo bist du




Neredesin?


Seni seviyorum
Seni sevmiyorum
Seni artık sevmiyorum
Seni artık sevmiyorum ya da senden daha az
Senin beni sevdiğinden daha az
Beni hala sevdiğin zaman.

Güzel kızlar çekici değil
Sıcak eller çok soğuk.
Bütün saatler durmuş.
Artık gülmek sağlıklı değil ve yakında.

Işığın arkasında seni ararım.
Neredesin?
Böyle yalnız olmak istemiyorum.
Neredesin?

Güzel kızlar çekici değil
Sıcak eller çok soğuk.
Bütün saatler durmuş.
Artık gülmek sağlıklı değil ve yakında.

Işığın arkasında seni ararım.
Neredesin?
Böyle yalnız olmak istemiyorum.
Neredesin?
Seni her taşın altında ararım.
Neredesin?
Bir bıçakla kazarak bulurum.
Neredesin?



------------------------------------------------------------------------


STIRB NICHT VOR MIR


Die Nacht öffnet ihren Schoß
Das Kind heißt Einsamkeit
Es ist kalt und regungslos
Ich weine leise in die Zeit
Ich weiß nicht wie du heißt
Doch ich weiß dass es dich gibt
Ich weiß dass irgendwann
irgendwer mich liebt

He comes to me every night
No words are left to say
With his hands around my neck
I close my eyes and pass away

I don't know who he is
In my dreams he does exist
His passion is a kiss
And I can not resist

Ich warte hier
Don't die before I do
Ich warte hier
Stirb nicht vor mir

I don't know who you are
I know that you exist
Stirb nicht
Sometimes love seems so far
Ich warte hier
Your love I can't dismiss
Ich warte hier

Alle Häuser sind verschneit
Und in den Fenstern Kerzenlicht
Dort liegen sie zu zweit
Und ich
Ich warte nur auf dich

Ich warte hier
Don't die before I do
Ich warte hier
Stirb nicht vor mir

I don't know who you are
I know that you exist
Stirb nicht
Sometimes love seems so far
Ich warte hier
Your love I can't dismiss

Stirb nicht vor mir




Ben Ölmeden Ölme!



Gece kucağını açar.
Çocuğun adı yalnızlık.
Soğuk ve hareketsiz.
Zamanın içine hafifçe ağlarım.
Adının ne olduğunu bilmiyorum.
Fakat senin yaşadığını biliyorum.
Biliyorum ki bir ara
Biri beni sevecek.

"O her gece bana gelir."
"Söyleyecek hiç bir söz kalmadı."
"Boynumun çevresindeki elleriyle"
"Gözlerimi kapar ve izin veririm."

"Onun kim olduğunu bilmiyorum."
"Hayallerimde o yaşıyor"
"Tutkusu bir öpücük"
"Ve karşı koyamıyorum"

Burada beklerim.
"Ben ölmeden ölme."
Burada beklerim.
Ben ölmeden ölme.

"Senin kim olduğunu bilmiyorum."
"Yaşadığını biliyorum."
Ölme.
"Bazen aşk çok uzak gibi görünür"
Burada beklerim.
"Senin aşkını bırakamam."
Burada beklerim.

Bütün evler karla örtüldü.
Ve pencerelerde mum ışığı.
Orada birlikte uzanırlar.
Ve ben
Ben sadece seni beklerim.

Burada beklerim.
"Ben ölmeden ölme."
Burada beklerim.
Ben ölmeden ölme.

"Senin kim olduğunu bilmiyorum."
"Yaşadığını biliyorum."
Ölme.
"Bazen aşk çok uzak gibi görünür"
Burada beklerim.
"Senin aşkını bırakamam."

Ben ölmeden ölme.



--------------------------------------------------------------------------


Zerstören


Meine Sachen will ich pflegen
Den Rest in Schutt und Asche legen
Zerreißen zerschmeißen
Zerdrücken zerpflücken
Ich geh am Gartenzaun entlang
Wieder spür ich diesen Drang
Ich muss zerstören
Doch es darf nicht mir gehören
Ich muss zerstören
Doch es darf nicht mir gehören

Nein

Ich nehme eure Siebensachen
Werde sie zunichte machen
Zersägen zerlegen
Nicht fragen zerschlagen
Und jetzt die Königsdisziplin
Ein Köpfchen von der Puppe ziehen
Verletzen zerfetzen zersetzen
Zerstören
Doch es darf nicht mir gehören
Ich muss zerstören

Nein

Ich würde gern etwas zerstören
Doch es darf nicht mir gehören
Ich will ein guter Junge sein
Doch das Verlangen holt mich ein
Ich muss zerstören
Doch es darf nicht mir gehören

Nein

Zerreißen zerschmeißen
Zerdrücken zerpflücken
Zerhauen und klauen
Nicht fragen zerschlagen
Zerfetzen verletzen
Zerbrennen dann rennen
Zersägen zerlegen
Zerbrechen sich rächen

Er traf ein Mädchen das war blind
Geteiltes Leid und gleichgesinnt
Sah einen Stern vom Himmel gehen
Und wünschte sich sie könnte sehn

Sie hat die Augen aufgemacht
Verließ ihn noch zur selben Nacht




Yıkım


Kendi şeylerimle ilgilenmek isterim
Huzuru moloz yığınına düşürmek isterim.
Parçalamak vurmak
Ezmek koparmak
Bahçe çitlerinde ilerlerim.
Ve tekrar şiddetli dürtüyü hissederim.
Yok etmem lazım.
Fakat bana uygun olamaz.
Yok etmem lazım.
Fakat bana uygun olamaz.

Hayır.

Kişisel eşyalarınızı alacağım.
Onları yok edeceğim.
Doğramak yolmak
İstememek parçalamak.
Ve şimdi yüce ceza
Oyuncak bebeğin kafasını koparmak.
Acıtmak koparmak çürütmek.
Yok etmek.
Fakat bana ait olamaz.
Yok etmem lazım.

Hayır.

Bir şeyleri yok etmeyi isterim.
Fakat bana uygun olamaz.
İyi bir çocuk olmak isterim.
Fakat arzu ansızın yakalar beni.
Yok etmem lazım.
Fakat bana uygun olamaz.

Hayır.

Doğramak yolmak
İstememek parçalamak
Yarmak çalmak
İstememek parçalamak.
Koparmak acıtmak
Yakmak sonra da koşmak
Doğramak yolmak
Kırmak öcünü almak

Adam kör bir kıza rastladı.
Paylaştırılmış acı ve hatırlamış gibi
Gökyüzünden giden bir yıldız gördü.
Ve görebilmeyi diledi.

Gözlerini açtı
Ve aynı gece adamı terketti.


-------------------------------------------------------------------------


Hilf Mir


Ich war ganz allein zu Haus
Die Eltern waren beide aus
Da sah ich plötzlich vor mir stehen
Ein Schächtelchen nett anzusehen

Ei sprach ich wie schön und fein
Das muss ein trefflich Spielzeug sein
Ich zünde mir ein Hölzchen an
Wie's oft die Mutter hat getan

Immer wenn ich einsam bin
Zieht es mich zum Feuer hin
Warum ist die Sonne rund
Warum werd ich nicht gesund

Es greift nach mir ich wehr mich nicht
Springt mir mit Krallen ins Gesicht
Es beißt sich fest es schmerzt mich sehr
Ich spring im Zimmer hin und her

Oh weh die Flamme fäßt das Kleid
Die Jacke brennt es leuchtet weit
Es brennt die Hand es brennt das Haar
Ich brenn am ganzen Leib sogar

Immer wenn ich einsam bin
Zieht es mich zum Feuer hin
Warum ist die Sonne rund
Warum werd ich nicht gesund -
Das Feuer liebt mich
Hilf mir
Das Feuer liebt mich nicht -
Das Feuer liebt mich

Ich bin verbrannt mit Haut und Haar
Verbrannt ist alles ganz und gar
Aus der Asche ganz allein
Steig ich auf zum Sonnenschein
Das Feuer liebt mich
Das Feuer liebt mich nicht

Hilf mir



Yardım Et!


Evde tamamiyle yalnızdım.
Ebeveynlerimin ikisi de dışarıdaydı.
Orada benden önce aniden gördüm
Küçük bir kutu göz atmak çok güzel.

Ah dedim ki nasıl sevimli ve tatlı.
Görkemli bir oyuncak olmalı.
Bir kibrit çaktım
Annenin sık sık yaptığı gibi.

Yalnız olduğum her zaman
Ateşe asılırım.
Güneş neden yuvarlak
Neden sağlıklı olamıyorum.

Benim için uzanır karşı koymam.
Pençelerle yüzüme sıçrar.
Sertçe ısırır çok canımı yakar.
Odanın çevresinde sıçrarım.

Ah hayır alev elbiseme dokunur.
Ceketim yanar bir hayli kızarır.
Kafam yanar saçım yanar.
İşin gerçeği tüm vücudum yanıyor

Yalnız olduğum her zaman
Ateşe asılırım.
Güneş neden yuvarlak
- Neden sağlıklı olamıyorum
Ateş beni seviyor.
Yardım et.
- Ateş beni sevmiyor
Ateş beni seviyor.

Tamamen yandım.
Herşey tamamen yandı.
Küllerden hepsi yalnız.
Güneş ışığına tırmanırım.
Ateş beni seviyor.
Ateş beni sevmiyor.

Yardım et



--------------------------------------------------------------------------



TE QUIERO PUTA!


Hey amigos . . .
Adelante amigos . . .
Vamos vamos mi amor
Me gusta mucho tu sabor
No no no no tu corazón
Mucho mucho tu limón
Dame de tu fruta
Vamos mi amor . . .
Te quiero puta!
Te quiero puta!
Ay que rico

Ay que rico un dos tres
Sê te deseo otra vez
Pero no no no tu corazón
Más más más de tu limón
Querido
Dame de tu fruta
Dame de tu fruta
Vamos mi amor . . .
Te quiero puta!
Te quiero puta!
Ay que rico

Entre tus piernas voy a llorar
Feliz y triste voy a estar
Feliz y triste voy a estar

Más más más por favor
Más más más sê sê señor
Más más más por favor
Más más más sê sê señor
No me tengas miedo
No te voy a comer
Más más más por favor
Más más más sê sê señor
Sê sê señor

Te quiero puta!
Te quiero puta!
Dámelo dámelo
Te quiero puta!




Seni Seviyorum Fahişe!!!

Hey arkadaşlar...
İlerleyin arkadaşlar...
Gel hadi gel hadi aşkım
Gerçekten tadından hoşlanıyorum.
Değil değil değil değil kalbinden değil.
Gerçekten gerçekten limonundan hoşlanıyorum.
Bana meyveni ver
Gel hadi aşkım.
Seni seviyorum fahişe!
Seni seviyorum fahişe!
Ah çok güzel.

Ah çok güzel bir iki üç
Evet seni yeniden bir kez daha istiyorum.
Fakat değil değil değil kalbini değil
Daha çok daha çok daha çok limonunu.
Sevgilim.
Bana meyveni ver
Bana meyveni ver
Gel hadi aşkım.
Seni seviyorum fahişe!
Seni seviyorum fahişe!
Ah çok güzel.

Bacaklarının arasında ağlayacağım
Mutlu ve üzgün olacağım
Mutlu ve üzgün olacağım.

Daha çok daha çok daha çok lütfen.
Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim.
Daha çok daha çok daha çok lütfen.
Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim.
Benden korkma
Seni yemeyeceğim.
Daha çok daha çok daha çok lütfen.
Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim.
Evet evet efendim.

Seni seviyorum fahişe!
Seni seviyorum fahişe!
Ver onu bana ver onu bana.
Seni seviyorum fahişe!


-------------------------------------------------------------------------


Ein Lied!


Wer Gutes tut dem wird vergeben
So seid recht gut auf allen Wegen
Dann bekommt ihr bald Besuch
wir kommen mit dem Liederbuch

Wir sind für die Musik geboren
Wir sind die Diener eurer Ohren
Immer wenn ihr traurig seid
spielen wir für euch

Wenn ihr ohne Sünde lebt
Einander brav das Händchen gebt
Wenn ihr nicht zur Sonne schielt
wird für euch ein Lied gespielt

Wir sind die Diener eurer Ohren
Wir sind für die Musik geboren
Immer wenn ihr traurig seid
spielen wir für euch

Wenn ihr nicht schlafen könnt
sei euch ein Lied vergönnt
Und der Himmel bricht
Ein Lied fällt weich vom Himmelslicht

Wir sind für die Musik geboren
Wir sind die Diener eurer Ohren
Immer wenn ihr traurig seid
spielen wir für euch




Bir Şarkı


İyilik yapan her kim olursa affedilecek.
Bu yüzden bütün yolculuklarınızda iyi olun.
Böylece yakında ziyaretçleriniz olacak.
Şarkı kitabı ile geleceğiz.

Biz müzik için doğduk.
Biz kulaklarınızın köleleriyiz.
Ne zaman üzgün olursanız
Sizin için çalarız.

Günahsız yaşarsanız
Ve bir diğerinize elinizi verirseniz
Gözlerinizi kısarak güneşe bakmazsanız
Bir şarkı sizin için çalacak.

Biz kulaklarınızın köleleriyiz.
Biz müzik için doğduk.
Ne zaman üzgün olursanız
Sizin için çalarız.

Ne zaman uyuyamazsanız
Bir şarkıyı düşünmeli misiniz?
Ve cennet çatlar
Bir şarkı cennetin ışığından hafifçe düşer.

Biz kulaklarınızın köleleriyiz.
Biz müzik için doğduk.
Ne zaman üzgün olursanız
Sizin için çalarız.


-------------------------------------------------------------------------


FEUER & WASSER


Wenn sie Brust schwimmt ist das schön
dann kann ich in ihr Zentrum sehn
Nicht dass die Brust das Schöne wär
Ich schwimm ihr einfach hinterher
Funkenstaub fließt aus der Mitte
ein Feuerwerk springt aus dem Schritt

Feuer und Wasser kommen nicht zusammen
Kann man nicht binden sind nicht verwandt
In Funken versunken steh ich in Flammen
und bin im Wasser verbrannt
Im Wasser verbrannt

Wenn sie nackt schwimmt ist das schön
dann will ich sie von hinten sehn
Nicht dass die Brüste reizvoll wären
Die Beine öffnen sich wie Scheren
Dann leuchtet heiß aus dem Versteck
die Flamme aus dem Schenkeleck

Sie schwimmt vorbei bemerkt mich nicht
Ich bin ihr Schatten sie steht im Licht
Da ist keine Hoffnung und keine Zuversicht denn

Feuer und Wasser kommt nicht zusammen
Kann man nicht binden sind nicht verwandt
In Funken versunken steh ich in Flammen
und bin im Wasser verbrannt
So kocht das Blut in meinen Lenden
Ich halt sie fest mit nassen Händen
Glatt wie ein Fisch und kalt wie Eis
sie wird sich nicht an mich verschwenden
Ich weiß

Feuer und Wasser kommt nie zusammen
Kann man nicht binden sind nicht verwandt
In Funken versunken steh ich in Flammen
und bin im Wasser verbrannt



Ateş Ve Su


Kız kurbağalama yüzdüğünde çok güzel.
Bu durumda özünü görebiliyorum.
Güzel olan o göğüs değil.
Sadece ondan sonra yüzerim.
Parlak toz ortadan akar.
Bir havai fişek onu kasığından vurur.

Ateş ve su biraraya gelmezler.
Bağlanamazlar ilişki kurulmaz.
Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum
Ve suda yanarım
Suda yanarım.

Kız çıplak yüzdüğünde çok güzel
Bu durumda onu arkasından görmek isterim.
Çekici olan o göğüsler değil.
Bacakları makas gibi açılır.
Sonra saklandığı yerden alev
Butlarının buluştuğu yerden sıcakça kızarır.

Geçmişe yüzer ve bana duyurmaz.
Ben onun gölgesiyim o ışığın içinde durur.
Umut ve sır yok.

Ateş ve su biraraya gelmezler.
Bağlanamazlar ilişki kurulmaz.
Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum
Ve suda yanarım
Bunun gibi kan belimde kaynar.
Islak ellerle onu yakalarım
Bir balık gibi akıcı ve buz gibi soğuk.
Kendini benim üzerime savurmayacak.
Biliyorum.

Ateş ve su biraraya gelmezler.
Bağlanamazlar ilişki kurulmaz.
Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum
Ve suda yanarım
TURKPAC kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-01-2006, 19:08   #2 (permalink)
Standart

Reise Reise (2004)


Reise Reise



Auch auf den Wellen wird gefochten
Wo Fisch und Fleisch zur See geflochten
Der eine sticht die Lanz' im Heer
Der andere wirft sie in das Meer

Ahoi

Reise Reise Seemann Reise
Jeder tut's auf seine Weise
Der eine stößt den Speer zum Mann
Der andere zum Fische dann

Reise Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Blute steckt ein Speer
Bluten leise in das Meer

Die Lanze muss im Fleisch ertrinken
Fisch und Mann zur Tiefe sinken
Wo die schwarze Seele wohnt
ist kein Licht am Horizont

Ahoi

Reise Reise Seemann Reise
Jeder tut's auf seine Weise
Der eine stößt den Speer zum Mann
Der andere zum Fische dann

Reise Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Blute steckt ein Speer
Bluten leise in das Meer

Reise Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Herzen steckt ein Speer
Bluten sich am Ufer leer



KalkKalk


Balık ve vücudun denizde dalgalandığı yerde
Biri ordunun içinde mızrak saplar
Diğeri onu denize fırlatır

Ahoy

Kalk kalk* denizci kalk
Her biri kendi tarzında yapar
Biri mızrağı adama saplar
Diğeri de balığa

Kalk kalk denizci kalk
Ve dalgalar sessizce ağlar
Kanlarında bir mızrak saplı
Kanları sessizce denize akar

Mızrak vücutta boğulmalı
Balık ve adam derinlere batmalı
Kara ruhun yaşadığı yerde
Ufukta ışık yoktur

Ahoy

Kalk kalk denizci kalk
Her biri kendi tarzında yapar
Biri mızrağı adama saplar
Diğeri de balığa

Kalk kalk denizci kalk
Ve dalgalar sessizce ağlar
Kanlarında bir mızrak saplı
Kanları sessizce denize akar

Kalk kalk denizci kalk
Ve dalgalar sessizce ağlar
Kalplerinde bir mızrak saplı
Kıyıda kanları boşalır


* "Reise" kelimesi günümüz Almanca'sında "seyahat etmek" anlamına gelen bir fiildir. Fakat parçada kullanımı farklıdır. Alman denizcileri "reise reise seemann reise" cümlesini birbirlerini uyandırma kaldırma çağrısı olarak kullanırlar. Denizcilerin kullanığı "reise" kelimesi ise şu anda geçerliliği olmayan eski Almanca'da "kalkma yükselme" manasına gelir.



-----------------------------------------------------------------------


Mein Teil


"Suche gut gebauten 18-30jährigen zum Schlachten"
Der Metzgermeister

Heute treff' ich einen Herrn
Der hat mich zum Fressen gern
Weiche Teile und auch harte
stehen auf der Speisekarte

Denn du bist was du isst
und ihr wisst was es ist

Es ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein
Da das ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein

Die stumpfe Klinge gut und recht
Ich blute stark und mir ist schlecht
Muss ich auch mit der Ohnmacht kämpfen
ich esse weiter unter Krämpfen

Ist doch so gut gewürzt
und so schön flambiert
und so liebevoll auf Porzellan serviert
Dazu ein guter Wein
und zarter Kerzenschein
Ja da lass ich mir Zeit
Etwas Kultur muss sein

Denn du bist was du isst
Und ihr wisst was es ist

Es ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein
Denn das ist mein Teil – nein
Yes it's mein Teil – nein

Ein Schrei wird zum Himmel fahren
Schneidet sich durch Engelsscharen
Vom Wolkendach fällt Federfleisch
auf meine Kindheit mit Gekreisch



Parçam*



Kesilmek için 18-30 yaşlarında yapılı bir erkek aranıyor."
-Kasap Ustası -*

Bugün bir beyefendiyle buluşacağım
Beni yiyebilecek kadar sever (Almanca'da bir deyim biri çok sevdiği bir insan için kullanır)
Yumuşak parçalar ve sert olanlar bile**
Hepsi menüde var

Çünkü sen ne yiyorsan osundur
Ve onun ne olduğunu bilirsiniz

O benim parçam. "Hayır”*
Benim parçam. "Hayır"
Oradaki benim parçam. "Hayır"
Benim parçam. "Hayır"

Ağzı kör bıçak güzel ve kusursuz
Ağır kan kaybediyorum ve midem bulanıyor
Bayılmamak için mücadele etsem bile
Acılar içinde yemeye devam ediyorum

O çok iyi baharatlanmış
Ve hoş bir biçimde ateşte pişmiş
Ve sevecence porselen de sundu
Ve yanında iyi bir şarapla
Ve zarif bir mum ışığında
Evet acele etmeyeceğim
Biraz kültür olmak zorunda

Çünkü sen ne yiyorsan osundur
Ve onun ne olduğunu bilirsiniz

O benim parçam. "Hayır"
Benim parçam. "Hayır"
Çünkü o benim parçam. "Hayır"
Evet o benim parçam. "Hayır"

Bir haykırış cennete doğru yükselecektir
Meleklerin arasından geçecektir
Tüylü bir et parçası çığlık atarak düşer
Bulutların tepesinden çocukluğumun üzerine


*Bu kısım orjinal sesi ile "Armin Meiwes"in internette yayınladığı ses kaydından alınmıştır. Bu ses kaydına cevap veren "Bernd Jürgen Brandes" Armin tarafından kesilmiş olarak ölü bulundu. Ölmeden önce Brandes Armin'den penisinin kesilmesini istedi ve ikili birlikte kesilen penisi yedi.

** Orjinal lirikteki "weiche teile" "yumuşak parça" anlamına gelmekle birlikte aynı şekilde okunan "weichteile" ise "üreme organı ile ilgili" anlamına gelen bir kelimedir.

***"Teil" kelimesi sözlükte "parça" veya "bölüm" manasına gelir. Fakat aynı zamanda penis için kullanılan argo bir kelimedir (Türkçe'deki "şey" gibi)



-------------------------------------------------------------------


Dalai Lama



Ein Flugzeug liegt im Abendwind
An Bord ist auch ein Mann mit Kind
Sie sitzen sicher sitzen warm
und gehen so dem Schlaf ins Garn
In drei Stunden sind sie da
zum Wiegenfeste der Mama
Die Sicht ist gut der Himmel klar

Weiter weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Der Mensch gehört nicht in die Luft
So der Herr im Himmel ruft
seine Söhne auf dem Wind
Bringt mir dieses Menschenkind

Das Kind hat noch die Zeit verloren
Da springt ein Widerhall zu Ohren
Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht
und der Wolkentreiber lacht
Schüttelt wach die Menschenfracht

Weiter weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Und das Kind zum Vater spricht
Hörst du denn den Donner nicht
Das ist der König aller Winde
Er will mich zu seinem Kinde

Aus den Wolken tropft ein Chor
Kriecht sich in das kleine Ohr
Komm her bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her bleib hier
Wir sind Brüder dir

Der Sturm umarmt die Flugmaschine
Der Druck fällt schnell in der Kabine
Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht
In Panik schreit die Menschenfracht

Weiter weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Und zum Herrgott fleht das Kind
Himmel nimm zurück den Wind
Bring uns unversehrt zu Erden

Aus den Wolken tropft ein Chor
Kriecht sich in das kleine Ohr
Komm her bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her bleib hier
Wir sind Brüder dir

Der Vater hält das Kind jetzt fest
Hat es sehr an sich gepresst
Bemerkt nicht dessen Atemnot
Doch die Angst kennt kein Erbarmen
So der Vater mit den Armen
Drückt die Seele aus dem Kind
Diese setzt sich auf den Wind und singt:

Komm her bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her bleib hier
Wir sind Brüder dir



Dalai Lama


Bir uçak gece rüzgarında
İçinde bir adam ve çocuğu
Güvenli ve sıcak bir şekilde otururlar
Ve uykunun tuzağına düşerler
Üç saat içinde orada olacaklar
Annenin doğum günü için*
Görüş mesafesi iyi gökyüzü açık

Yaklaş yaklaş ölüme doğru
Ölene kadar yasamak zorundayız
İnsan gökyüzüne ait değil
Ver cennetteki Tanrı
Oğulları rüzgarın üstünde
"Bana bu insan çocuğunu getirin."

Çocuk hala zaman kaybediyor
Sonra kulaklarında bir yankı yükselir
Boğuk bir gürleme geceyi sürer
Ve bulutların sürücüsü güler
İnsan kargosunu sarsarak uyandırır

Yaklaş yaklaş ölüme doğru
Ölene kadar yasamak zorundayız
Ve çocuk babasına der:
Yıldırımı duymuyor musun?
O bütün rüzgarların kralı
Benden çocuğu olmamı istiyor

Bulutlardan bir koro düşer
Ve çocuğun küçük kulağına girer
Gel buraya kal burada
Sana karşı iyi olacağız
Gel buraya kal burada
Biz senin kardeşiniz

Fırtına uçağı kucaklar
Kabinde hızla basınç düşer
Boğuk bir gürleme geceyi sürer
Panik içinde insan kargosu çığlık atar

Yaklaş yaklaş ölüme doğru
Ölene kadar yasamak zorundayız
Ve çocuk Tanrı’ya yalvarır:
Gökyüzü rüzgarı geri al
Ve bize zarar vermeden bizi yere indir

Bulutlardan bir koro düşer
Ve çocuğun küçük kulağına girer
Gel buraya kal burada
Sana karşı iyi olacağız
Gel buraya kal burada
Biz senin kardeşiniz

Baba simdi çocuğu tutuyor
Ve sıkıca kendine doğru bastırıyor
Nefes almakta zorlandığını fark etmez
Fakat korku merhamet tanımaz
Ve baba kollarıyla
Çocuğun ruhunu sıkar
Ve çocuğun ruhu rüzgarın üzerinde yerini alır ve şarkı söyler:

Gel buraya kal burada
Sana karşı iyi olacağız
Gel buraya kal burada
Biz senin kardeşiniz


* "Wiegenfest" "Doğumgünü" manasında kullanılan eski bir kelimedir. Günümüzde de genelde bu manada kullanılır. Fakat kelime anlamı "beşik töreni"dir.

NOT: Dalai Lama Tibet Budizminde "Gelugpa" veya "Gelug" tarikatının en güçlü ismidir. Ayrıca şu anki Dalai Lama "Tenzin Gyasto"nun şiddetli bir uçuş korkusu vardır.
Ayrıca parçanın şarkı sözleri "Johann Wolfgang von Goethe" tarafından 1782 yılında yazılan "Erlkönig" şiirinden alıntılar taşımaktadır

-------------------------------------------------------------------------


Keine Lust


Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust

Ich habe keine Lust mich nicht zu hassen
Hab' keine Lust mich anzufassen
Ich hätte Lust zu onanieren
Hab' keine Lust es zu probieren
Ich hätte Lust mich auszuziehen
Hab' keine Lust mich nackt zu sehen

Ich hätte Lust mit großen Tieren
Hab' keine Lust es zu riskieren
Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen
Hab' keine Lust zu erfrieren

Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Nein ich hab keine Lust

Ich hab' keine Lust etwas zu kauen
Denn ich hab' keine Lust es zu verdauen
Hab' keine Lust mich zu wiegen
Hab' keine Lust im Fett zu liegen

Ich hätte Lust mit großen Tieren
Hab' keine Lust es zu riskieren
Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen
Hab' keine Lust zu erfrieren
Ich bleibe einfach liegen
Und wieder zähle ich die Fliegen
Lustlos fasse ich mich an
Und merke bald ich bin schon lange kalt
So kalt mir ist kalt . . .

Ich hab' keine Lust



İstek Yok!


Arzulamıyorum*
Arzulamıyorum
Arzulamıyorum
Arzulamıyorum

Kendimden nefret etmemeyi arzulamıyorum
Kendime dokunmayı arzulamıyorum
Mastürbasyon yapmayı arzulardım
Bunu denemeyi arzulamıyorum
Soyunmayı arzulardım
Kendimi çıplak görmeyi arzulamıyorum

Büyük hayvanlarla olmayı arzulardım
Bunu tehlikeye atmayı arzulamıyorum
Kardan ayrılmayı arzulamıyorum
Donmayı arzulamıyorum

Arzulamıyorum
Arzulamıyorum
Arzulamıyorum
Hayır arzulamıyorum

Bir şey çiğnemeyi arzulamıyorum
Çünkü sindirmeyi arzulamıyorum
Kendimi tartmayı arzulamıyorum
Şişmanca uzanmayı arzulamıyorum

Büyük hayvanlarla olmayı arzulardım
Bunu tehlikeye atmayı arzulamıyorum
Kardan ayrılmayı arzulamıyorum
Donmayı arzulamıyorum
Sadece burada uzanmaya devam edeceğim
Ve sinekleri tekrar saymaya devam edeceğim
İsteksizce kendime dokunurum
Ve hemen çoktan üşüdüğümü fark ediyorum
Çok üşüyorum ben üşüyorum...

Arzulamıyorum


*"Lust" kelimesinin tercümesindeki "arzu" tam olarak "cinsel istek" manasındadır.

--------------------------------------------------------------------------


Los


Wir waren namenlos
Und ohne Lieder
Recht wortlos
Waren wir nie wieder
Etwas sanglos
Sind wir immer noch
Dafür nicht klanglos
Man hört uns doch
Nach einem Windstoß
Ging ein Sturm los
Einfach beispiellos
Es wurde Zeit
Los

Sie waren sprachlos
So sehr schockiert
Und sehr ratlos
Was war passiert
Etwas fassungslos
Und garantiert
Verständnislos
Das wird zensiert
Sie sagten grundlos
Schade um die Noten
So schamlos
Das gehört verboten
Es ist geistlos
Was sie da probieren
So geschmacklos
Wie sie musizieren
Ist es hoffnungslos
Sinnlos
Hilflos
Sie sind gottlos

Wir waren namenlos
Wir haben einen Namen
Waren wortlos
Die Worte kamen
Etwas sanglos
Sind wir immer noch
Dafür nicht klanglos
Das hört man doch
Wir sind nicht fehlerlos
Nur etwas haltlos
Ihr werdet lautlos
Uns nie los

Wir waren los



Hadi!


Biz isimsizdik
ve şarkısız.
Biz tekrar asla
sözsüz olmadık.
Hala biz
Biraz şarkısızız.
Henüz sessiz değiliz.
Bizi duyabilirsiniz.
Ani bir rüzgardan sonra
bir fırtına başladı.
Gerçekten eşsiz.
Zamanıydı.
Hadi.*

Onlar dilsizdi
Bu şekilde tamamiyle şaşırmış
Ve tamamiyle güçsüz.
Ne oldu?
Oldukça kontrolsüz
Ve kesinlikle
Anlayışsızlık
Ki sansürlenecek.
Onlar yersiz konuştu
Müzik hakkında fazla kötü.
O kadar utanmazlık ki
yasaklanmalı.
Bu akılsızlık
Orada denedikleri.
O kadar tatsız ki
Yaptıkları müzik.
Umutsuz değil mi?
Hissiz.
İşe yaramaz.
Onlar tanrısız.**


Biz isimsizdik.
Bir ismimiz var.
Biz sözsüzdük.
Sözler geldi.
Hala biz
Biraz şarkısızız.
Henüz sessiz değiliz.
Duyarsınız.
Kusursuz değiliz.
Sadece bir miktar güvensiziz.
Siz sessiz olacaksınız.
Bizden asla kurtulamayacaksınız.

Biz başıboştuk.


--------------------------------------------------------------------------


Amerika


We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

Wenn getanzt wird will ich führen
auch wenn ihr euch alleine dreht
Lasst euch ein wenig kontrollieren
Ich zeige euch wie es richtig geht
Wir bilden einen lieben Reigen
Die Freiheit spielt auf allen Geigen
Musik kommt aus dem Weißen Haus
und vor Paris steht Micky Maus

We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

Ich kenne Schritte die sehr nützen
und werde euch vor Fehltritt schützen
Und wer nicht tanzen will am Schluss
weiß noch nicht dass er tanzen muss
Wir bilden einen lieben Reigen
Ich werde euch die Richtung zeigen
Nach Afrika kommt Santa Claus
und vor Paris steht Micky Maus

We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

We're all living in Amerika
Coca-Cola Wonderbra
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

This is not a love song
This is not a love song
I don't sing my mother tongue
No this is not a love song

We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

We're all living in Amerika
Coca-Cola sometimes war
We're all living in Amerika
Amerika Amerika




Amerika


Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Ne zaman bir dans olsa idare etmek isterim
Etrafta tek başınıza döndüğünüzde bile.
Kendinizi biraz kontrol altında bırakın.
Size gerçekten nasıl gittiğini göstereceğim.
Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz.
Özgürlük bütün kemanlarda çalacak.
Müzik Beyaz Saray'dan gelecek
Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak.

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Bilirim bu hareketler çok faydalıdır.
Kaçan adımlardan sizi koruyacağım.
Ve sonunda kim dans etmek istemezse
Henüz etmek zorunda olduğunu bilmiyordur.
Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz.
Size yolu göstereceğim.
Noel Baba Afrika'dan gelecek
Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak.

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Coca-Cola Wonderbra*
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Bu bir aşk şarkısı değil.
Bu bir aşk şarkısı değil.
Anadilimde söylemiyorum.
Hayır bu bir aşk şarkısı değil.

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Coca-Cola bazen savaş
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

*Wonderbra çok ünlü bir Amerikan iç çamaşırı markası...


--------------------------------------------------------------------------


Moskau


Ъто песня о самом красивом
городе в мире. Москва!

Diese Stadt ist eine Dirne
Hat rote Flecken auf der Stirn
Ihre Zähne sind aus Gold
Sie ist fett und doch so hold
Ihr Mund fällt mir zu Tale
wenn ich sie dafür bezahle
Sie zieht sich aus doch nur für Geld
Die Stadt die mich in Atem hält

Moskau
Ъаз два три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут
песни Ленину поют.

Sie ist alt und trotzdem schön
Ich kann ihr nicht widerstehen
не могу устоять
Pudert sich die alte Haut
Hat sich die Brüste neu gebaut
построила вновь
Sie macht mich geil ich leide Qualen
Sie tanzt für mich ich muss bezahlen
я должен платить
Sie schläft mit mir doch nur für Geld
Ist doch die schönste Stadt der Welt

Moskau
Ъаз два три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут
песни Ленину поют.

Ich sehe was was du nicht siehst
(Wenn du deine Augen schließt)
когда ты ночью крепко спишь
Ich sehe was was du nicht siehst
(Wenn du vor mir niederkniest)
когда ты предо мной лежишь
Ich sehe was was du nicht siehst
(Wenn du mich mit dem Mund berührst)
когда со мною говоришь
Ich sehe was das siehst du nie
Ъаз два три!

Moskau
Ъаз два три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут
песни Ленину поют.



Moskova


Bu şarkı dünyadaki en güzel şehir hakkında.
Moskova!"

Bu şehir bir fahişe.
Alnında kırmızı noktalar var.*
Dişleri altından yapılmış
O şişman ve henüz çok güzel.
Ağzı vadime düşer
Bunun için ona ödediğimde.
Elbiselerini çıkarır fakat sadece para için
Beni kararsızlık içinde bırakan şehir.

Moskova
"Bir iki üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"**
"Lenin için şarkı söylüyorlar"

O yaşlı ve yine de güzel.
Ona karşı koyamıyorum.
"Karşı koyamıyorum"
Yaşlı cildini pudralar.
Ve onarılmış göğüslerine sahiptir.
"Onarılmış"
Beni azdırır büyük acı çekerim
Benim için danseder ödemek zorundayım.
"Ödemek zorundayım"
Benimle birlikte uyur fakat sadece para için
O hala dünyadaki en güzel şehir.

Moskova
"Bir iki üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"
"Lenin için şarkı söylüyorlar"

Senin görmediğin bazı şeyler görürüm
"Gece derin bir uykuya daldığında"
Senin görmediğin bazı şeyler görürüm
"Benden önce yattığında"
Senin görmediğin bazı şeyler görürüm
Benimle konuştuğunda.
Senin asla görmeyeceğin bazı şeyler görürüm.
"Bir iki üç"

Moskova
"Bir iki üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"
"Lenin için şarkı söylüyorlar"

*"Flecken" kelimesi "nokta" manasındadır. Ancak "namus lekesi" anlamında da bu kelime kullanılır.

**"Öncüler" Eski "Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği" devletindeki Komünist partinin organize ettiği bir örgüttü. Şu anda da eskisi kadar büyük olmamakla birlikte bazı küçük parçaları "Doğu Almanya" dahil olmak üzere bir kaç ülkede bulunmaktadır.


------------------------------------------------------------------------


Morgenstern


Sie ist hässlich dass es graut
wenn sie in den Himmel schaut
Dann fürchtet sich das Licht
Scheint ihr von unten ins Gesicht
So muss sie sich am Tag verstecken
Will das Licht doch nicht erschrecken
Lebt im Schatten bis der Schein vergeht
Sieht einen Stern im Zwielicht prangen und fleht
Mal mir Schönheit auf die Wangen

Morgenstern ach scheine
auf das Antlitz mein
Wirf ein warmes Licht
auf mein Ungesicht
Sag mir ich bin nicht alleine
Hässlich du bist hässlich

Ich bin allein zur Nacht gegangen
Die späten Vögel nicht mehr sangen
Sah Sonnenkinder im Gewimmel und so
rief ich in den gestirnten Himmel

Morgenstern ach scheine
auf die Liebste meine
Wirf ein warmes Licht
auf ihr Ungesicht
Sag ihr sie ist nicht alleine

Morgenstern ach scheine
auf die Seele meine
Wirf ein warmes Licht
auf ein Herz das bricht
Sag ihr dass ich weine
Denn du du bist hässlich
Du bist einfach hässlich
Der Mensch ist doch ein Augentier
Schöne Dinge wünsch' ich mir
Doch du du bist nicht schön nein

Morgenstern ach scheine
auf die Liebste meine
Wirf ein warmes Licht
auf ihr Ungesicht
Sag ihr sie ist nicht alleine

Und der Stern will scheinen
Auf die Liebste meine
Wärmt die Brust mir bebt
wo das Leben schlägt
Mit dem Herzen sehen
Sie ist wunderschön



Sabah Yıldızı


Kız karanlık çöktüğünde çok çirkin olur*
Gökyüzüne baktığında.
Sonra ışık korkar.
Aşağıdan yüzüne parlar.
Bu yüzden gün boyu saklanmak zorunda.
Sadece ışıktan korkmak istemiyor.
Parlaklık soluncaya dek gölgelerde yaşar.
Alacakaranlıkta bir yıldızın parladığını görür ve yalvarır.
Yanaklarımın üzerine güzelliği çiz.

Sabah yıldızı ah parla**
Yüzümün üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat
Korkunç yüzüme.
Bana yalnız olmadığımı söyle.
Çirkin sen çirkinsin.

Gecede yalnız giderim.
Geç saat kuşları daha fazla ötmedi.
Kalabalığın içinde güneşin çocuklarını gördüm.
Bu yüzden yıldızlı cennetlerde ağladım.

Sabah yıldızı ah parla
Sevgilimin üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat
Onun korkunç yüzüne.
Ona yalnız olmadığını söyle.

Sabah yıldızı ah parla
Ruhumun üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat
Kırılan bir kalbin üzerine.
Ona ağladığımı söyle.
Çünkü sen sen çirkinsin.
Sen son derece çirkinsin.
İnsanlar gözün yarartıklarıdır.
Güzel şeyler benim istediğim şeylerdir.
Fakat sen sen güzel değilsin hayır.

Sabah yıldızı ah parla
Sevgilimin üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat
Onun korkunç yüzüne.
Ona yalnız olmadığını söyle.

Ve yıldız parlamak ister
Sevgilimin üzerine.
Göğsümü ısıtır ve sarsar
Hayatın vurduğu yeri.
Kalp ile görüldüğünde
O son derece güzel.

*"Grauen" fiilinin Almanca'da iki anlamı vardır. Tercümede kullanılan anlamı cümleyi tamamlıyor. Fakat ikinci manası da parçaya uyabilir. "Korkunçluk onu çirkin yapar" gibi bir anlam kazanır.

**"Morgenstern" kelime olarak "Sabah Yıldızı" anlamına gelir. Sabah yıldızı dediğimiz şey ise bizde de bilindiği gibi "Venüs"tür.


-----------------------------------------------------------------------


Stein Um Stein


Ich habe Pläne große Pläne
Ich baue dir ein Haus
Jeder Stein ist eine Träne
Und du ziehst nie wieder aus
Ja ich baue ein Häuschen dir
Hat keine Fenster keine Tür
Innen wird es dunkel sein
Dringt überhaupt kein Licht hinein

Ja ich schaffe dir ein Heim
Und du sollst Teil des Ganzen sein

Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Ich werde immer bei dir sein

Ohne Kleider ohne Schuh
Siehst du mir bei der Arbeit zu
Mit den Füßen im Zement
Verschönerst du das Fundament
Draußen wird ein Garten sein
Und niemand hört dich schreien

Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Ich werde immer bei dir sein

Welch ein Klopfen welch ein Hämmern
Draußen fängt es an zu dämmern
Alle Nägel stehen stramm
Wenn ich sie in dein Leibholz Ramm –

Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Und keiner hört dich schreien



Taşın Yanındaki Taş


Planlarım var büyük planlar.
Seni bir ev yapacağım.
Her taş bir gözyaşı olacak.
Ve tekrar asla dışarı çıkamayacaksın.
Evet senin için küçük bir ev yapacağım
Pencereleri kapısı olmayan.
İçerisi karanlık olacak
Hiç bir ışık içeri girmeyecek.

Evet sana bir ev yapacağım.
Ve sen onun bir parçası olacaksın.

Taşın yanında taş seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş
Her zaman seninle olacağım.

Elbisesiz ayakkabısız
Beni çalışırken izlersin.
Çimentolu ayaklarınla
Temeli aydınlatırsın.
Dışarıda bir bahçe olacak
Ve hiçbiri çığlığını duymayacak.

Taşın yanında taş seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş
Her zaman seninle olacağım.

Ne ezme ne çekiçleme öyle.
Dışarıda karanlık çökmeye başlıyor.*
Bütün çiviler hazır olda durur
Onları senin tahta bedenine vurduğumda.**

Taşın yanında taş seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş
Ve kimse çığlığını duymayacak.

*"dämmern" fiili "karanlık çökmeye başlıyor" anlamına geldiği gibi aynı şekilde "sabah olmaya başlıyor" anlamına da gelebilir. İki anlam da burada kullanılabilir.

**Burada Till yine çift anlam kullanıyor. Şarkı sözlerinde olmamasına rağmen cümleyi "-ramm" fiili ile bitirdikten sonra "stein (taş)" diye haykırır. Bu şekilde ramm-stein kelimesi ortaya çıkar.


-------------------------------------------------------------------------


Ohne Dich


Ich werde in die Tannen gehen
Dahin wo ich sie zuletzt gesehen
Doch der Abend wirft ein Tuch aufs Land
und auf die Wege hinterm Waldesrand
Und der Wald er steht so schwarz und leer
Weh mir oh weh
Und die Vögel singen nicht mehr

Ohne dich kann ich nicht sein
Ohne dich
Mit dir bin ich auch allein
Ohne dich
Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich
Mit dir stehen die Sekunden
Lohnen nicht

Auf den Ästen in den Gräben
ist es nun still und ohne Leben
Und das Atmen fällt mir ach so schwer
Weh mir oh weh
Und die Vögel singen nicht mehr

Ohne dich kann ich nicht sein
Ohne dich
Mit dir bin ich auch allein
Ohne dich
Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich
Mit dir stehen die Sekunden
Lohnen nicht ohne dich



Sensiz


Köknar ağaçlarının içerisine gideceğim.
Orası kızı son gördüğüm yer.
Fakat akşam toprağın üzerine bir örtü atıyor
Ve ormanın arkasındaki yolların üzerine.
Keder benim ah keder.
Ve kuşlar daha fazla ötmez.

Sensiz ben var olamam
Sensiz.
Seninle dahi yalnızım.
Sensiz.
Sensiz saatleri sayıyorum sensiz.
Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır.
Onlar buna değmez.

Dalların üzeri hendeklerin içi
Şimdi sessiz ve hayat yok.
Ve nefes almak ah benim için çok zorlaşır.
Keder benim ah keder
Ve kuşlar daha fazla ötmez.

Sensiz ben var olamam
Sensiz.
Seninle dahi yalnızım.
Sensiz.
Sensiz saatleri sayıyorum sensiz.
Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır.
Onlar buna değmez sensiz.


-------------------------------------------------------------------------

Amour


Die Liebe ist ein wildes Tier
Sie atmet dich sie sucht nach dir
Nistet auf gebrochenen Herzen
Geht auf Jagd bei Kuss und Kerzen
Saugt sich fest an deinen Lippen
Gräbt sich Gänge durch die Rippen
Lässt sich fallen weich wie Schnee
Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh

Amour Amour
Alle wollen nur dich zähmen
Amour Amour am Ende
gefangen zwischen deinen Zähnen

Die Liebe ist ein wildes Tier
Sie beißt und kratzt und tritt nach mir
Hält mich mit tausend Armen fest
Zerrt mich in ihr Liebesnest
Frißt mich auf mit Haut und Haar
und würgt mich wieder aus nach Tag und Jahr
Läßt sich fallen weich wie Schnee
Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh

Amour Amour
Alle wollen nur dich zähmen
Amour Amour am Ende
gefangen zwischen deinen Zähnen

Die Liebe ist ein wildes Tier
In die Falle gehst du ihr
In die Augen starrt sie dir
Verzaubert wenn ihr Blick dich trifft

Bitte bitte gib mir Gift



Aşk


Aşk vahşi bir hayvandır.
Sizi soluklar sizi arar.
Kırık kalplerin üzerine yuva kurar.
Ve öpücükler ve mumlar olduğunda avlanmaya gider.
Sıkıca dudaklarınızı emer
Ve kaburganıza doğru tüneller kazar.
Hafifçe kar gibi bırakır.
Önce sıcak tutar sonra soğuk sonunda canınızı yakar.

Amour amour*
Herkes seni evcilleştirmek ister.
Amour amour sonunda
Dişlerinin arasına yakalanırlar.

Aşk vahşi bir hayvandır.
Isırır tırmalar ve bana doğru adımlar atar.
Binlerce kolla beni sıkıca tutar
Ve beni aşk yuvasına sürükler.
Beni tamamen yiyip bitirir.
Ve yıllar sonra beni kusmaya çalışır.
Hafifçe kar gibi bırakır.
Önce sıcak tutar sonra soğuk sonunda canınızı yakar.

Amour amour
Herkes seni evcilleştirmek ister.
Amour amour sonunda
Dişlerinin arasına yakalanırlar.

Aşk vahşi bir hayvandır.
Onun tuzağına düşersiniz.
Gözlerinizin içine gözlerini dikip bakar.
Bakışı sizi vurduğunda tılsım bağlar.

Lütfen lütfen bana zehir verin.

*"Amour" Fransızca'da "aşk" demektir
TURKPAC kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-01-2006, 19:09   #3 (permalink)
Standart

Mutter


Mein Herz Brennt



Nun liebe Kinder gebt fein acht
ich bin die Stimme aus dem Kissen
ich hab euch etwas mitgebracht
hab es aus meiner Brust gerissen
mit diesem Herz hab ich die Macht
die Augenlider zu erpressen
ich singe bis der Tag erwacht
ein heller Schein am Firmament
Mein Herz brennt

Sie kommen zu euch in der Nacht
Dämonen Geister schwarze Feen
sie kriechen aus dem Kellerschacht
und werden unter euer Bettzeug sehen

Nun liebe Kinder gebt fein acht
ich bin die Stimme aus dem Kissen
ich hab euch etwas mitgebracht
ein heller Schein am Firmament
Mein Herz brennt

Sie kommen zu euch in der Nacht
und stehlen eure kleinen heißen Tränen
sie warten bis der Mond erwacht
und drücken sie in meine kalten Venen

Nun liebe Kinder gebt fein acht
ich bin die Stimme aus dem Kissen
ich singe bis der Tag erwacht
ein heller Schein am Firmament
Mein Herz brennt



Kalbim Yanar



Şimdi sevgili çocuklar dikkatinizi verin.
Ben yastıktan gelen sesim.
Sizden bazı şeyler aldım.
Onu bağrımdan söktüm.

Bu kalple güce sahibim.
Gözkapağı şantajına.
Gün uyanıncaya kadar şarkı söylerim.
Cennetlerin üzerinde parlak bir ışık.
Kalbim Yanar.

Onlar size gece gelir
Şeytanlar hayaletler kara periler.
Mahzen şaftının dışından sürüklenirler.
Ve yatağınızın altına bakacaklar.

Şimdi sevgili çocuklar dikkatinizi verin.
Ben yastıktan gelen sesim.
Gün uyanana kadar şarkı söylerim.
Cennetlerin üzerinde parlak bir ışık.
Kalbim Yanar.

Kalbim Yanar.


-----------------------------------------------------------------------


Links 2 3 4


Kann man Herzen brechen
können Herzen sprechen
kann man Herzen quälen
kann man Herzen stehlen

Sie wollen mein Herz am rechten Fle