İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz Siz Sorun Biz Cevaplayalım!

Rammstein--> Tüm Albümleri (Türkçe Çevirili)

 Şarkı Sözleri kategorisinde   Rammstein--> Tüm Albümleri (Türkçe Çevirili) konusu , Rosenrot (2005) Benzin Ich brauche Zeit kein Hooooo kein Alkohol kein Nikotin Brauch keine Hilfe kein Koffein doch Dynamit und Terpentin Ich ...

Geri Git   İzafet.com - Forumex.net Türkçe Forumunuz > Müzik > Şarkı Sözleri
Eski 04-01-2006, 19:07   #1 (permalink)
Standart Rammstein--> Tüm Albümleri (Türkçe Çevirili)

Rosenrot (2005)


Benzin


Ich brauche Zeit kein Hooooo
kein Alkohol kein Nikotin
Brauch keine Hilfe kein Koffein
doch Dynamit und Terpentin
Ich brauche Öl für Gasolin
explosiv wie Kerosin
mit viel Oktan und frei von Blei
einen Kraftstoff wie Benzin

Benzin!

Brauch keinen Freund kein Kokain
Brauch weder Arzt noch Medizin
Brauch keine Frau nur Vaselin
etwas Nitroglyzerin
Ich brauche Geld für Gasolin
explosiv wie Kerosin
mit viel Oktan und frei von Blei
einen Kraftstoff wie Benzin

Benzin!

Gib mir Benzin

Es fließt durch meine Venen
Es schläft in meinen Tränen
Es läuft mir aus den Ohren
Herz und Nieren sind Motoren

Benzin!

Willst du dich von etwas trennen
dann musst du es verbrennen
Willst du es nie wieder sehen
lass es schwimmen in Benzin

Benzin!
Ich brauch Benzin!
Gib mir Benzin!



Benzin


Zamana ihtiyacım var
Ne oooooe ne alkole ne de nikotine ihtiyacım var.
Yardıma ihtiyacım yok
Ne de kafeine.
Benzin için yağa ihtiyacım var.
Gazyağı gibi patlayıcıya
Pek çok oktanla ve kurşunsuz
Benzin gibi bir yakıt.

Benzin.

Bir arkadaşa ihtiyacım yok.
Ne kokaine
Ne de doktor ne de ilaca ihtiyacım var.
Bir kadına ihtiyacım yok sadece vazelin.
Biraz nitrogliserin.
Benzin için paraya ihtiyacım var.
Gazyağıcı gibi patlayıcıya
Pek çok oktanla ve kurşunsuz
Benzin gibi bir yakıt.

Benzin.

Bana benzin verin.

Damarlarımda dolaşır
Gözyaşlarımda uyur
Kulaklarımdan sızar
Kalp ve böbrekler motorlardır.

Benzin.

Bazı şeylerden ayrılmak istersen
Bu durumda onu yakmak zorundasın.
Onu yeniden bir daha hiç görmek istemiyorsan.
Bırak benzin içinde yüzsün.
Benzin.
Benzine ihtiyacım var.
Benzin.
Bana benzin verin.


-----------------------------------------------------------------------


Mann Gegen Mann


Das Schicksal hat mich angelacht
und mir ein Geschenk gemacht
Warf mich auf einen warmen Stern
Der Haut so nah dem Auge fern
Ich nehm mein Schicksal in die Hand
Mein Verlangen ist bemannt

Wo das süße Wasser stirbt
weil es sich im Salz verdirbt
trag ich den kleinen Prinz im Sinn
Ein König ohne Königin
Wenn sich an mir ein Weib verirrt
dann ist die helle Welt verwirrt

Mann gegen Mann
Meine Haut gehört den Herren
Mann gegen Mann
Gleich und Gleich gesellt sich gern
Mann gegen Mann
Ich bin der Diener zweier Herren
Mann gegen Mann
Gleich und Gleich gesellt sich gern

Ich bin die Ecke aller Räume
Ich bin der Schatten aller Bäume
In meiner Kette fehlt kein Glied
wenn die Lust von hinten zieht
Mein Geschlecht schimpft mich Verräter
Ich bin der Alptraum aller Väter

Mann gegen Mann
Meine Haut gehört den Herren
Mann gegen Mann
Gleich und Gleich gesellt sich gern

Mann gegen Mann
Doch friert mein Herz an manchen Tagen
Mann gegen Mann
Kalte Zungen die da schlagen

Schwulah

Mich interessiert kein Gleichgewicht
Mir scheint die Sonne ins Gesicht
Doch friert mein Herz an manchen Tagen
Kalte Zungen die da schlagen

Schwulah
Mann gaygen Mann




Adam Adama Karşı


Kader üzerimde güldü
Ve bana bir hediye verdi.
Beni sıcak bir yıldıza attı.
Cilde çok yakın gözden çok uzak.
Kaderimi kendi ellerime alırım.
Arzum erkekleşti.

Temiz suyun öldüğü yerde
Çünkü kendini tuz içinde lekeler.
Küçük prensi akılda tutarım.
Kraliçesiz bir kral.
Bir kadın benim hakkımda yanıldığında
Sonra bütün dünyanın kafası karışır.

Adam adama karşı
Cildim beyefendiye ait.
Adam adama karşı
Bir tüyün kuşları biraraya toplanır.
Adam adama karşı
İki sahibin kölesiyim.
Adam adama karşı
Bir tüyün kuşları biraraya toplanır.

Bütün odaların köşesiyim.
Bütün ağaçların gölgesiyim.
Zincirimde hiçbir bağlantı kaçırmaz*
Şehvet arkadan çektiğinde.
Cinsim bana hain der.
Ben bütün babaların kabusuyum.

Adam adama karşı
Cildim bir beyefendiye ait.
Adam adama karşı
Bir tüyün kuşları biraraya toplanır.

Adam adama karşı
Fakat kalbim bazı günlerde donar.
Adam adama karşı
Orada çırpan soğuk diller.

Gay-ah**

Denge ile ilgilenmem.
Güneş yüzüme parlar.
Fakat kalbim bazı günlerde donar.
Orada çırpan soğuk diller.

Gay-ah

Adam adam için gay.***

*"Glied" hem "bağlantı (zincir için)" hem de "organ (muhtemeln penis)" manasında kullanılabilir.

**Burada "ah" çığlığı "Schwuler" ile birleştirilip "Schwulah" sözcüğü oluşturulmuş.

*** "Gaygen" ve "gegen" aynı şekilde okunuyor. Bu kısımda resmi sözlerde "gaygen" sözü kullanılmış.


--------------------------------------------------------------------------


Rosenrot


Sah ein Mädchen ein Röslein stehen
Blühte dort in lichten Höhen
Sprach sie ihren Liebsten an
ob er es ihr steigen kann

Sie will es und so ist es fein
So war es und so wird es immer sein
Sie will es und so ist es Brauch
Was sie will bekommt sie auch

Tiefe Brunnen muss man graben
wenn man klares Wasser will
Rosenrot oh Rosenrot
Tiefe Wasser sind nicht still

Der Jüngling steigt den Berg mit Qual
Die Aussicht ist ihm sehr egal
Hat das Röslein nur im Sinn
Bringt es seiner Liebsten hin

Sie will es und so ist es fein
So war es und so wird es immer sein
Sie will es und so ist es Brauch
Was sie will bekommt sie auch

Tiefe Brunnen muss man graben
wenn man klares Wasser will
Rosenrot oh Rosenrot
Tiefe Wasser sind nicht still

An seinen Stiefeln bricht ein Stein
Will nicht mehr am Felsen sein
Und ein Schrei tut jedem kund
Beide fallen in den Grund

Sie will es und so ist es fein
So war es und so wird es immer sein
Sie will es und so ist es Brauch
Was sie will bekommt sie auch

Tiefe Brunnen muss man graben
wenn man klares Wasser will
Rosenrot oh Rosenrot

Tiefe Wasser sind nicht still



Gül Kırmızısı


Bir kız küçük bir gül gördü.
O orada aydınlık zirvelerde açtı.
Sevgilisinden rica etti
Onu kendi için gidip almasını.

Onu ister ve sorun yoktur
Bu yüzden oldu ve her zaman olacak
Onu ister ve bu gelenektir
Almak istediği herşeyi alır.

Derin kuyular kazılmalı
Eğer berrak su istiyorsan
Gül kırmızısı o Gül kırmızısı
Derin sular sakin değildir

Oğlan acı içinde dağa tırmanır.
Manzarayı gerçekten umursamaz.
Aklında sadece küçük gül.
Onu sevgilisine getirir.

Onu ister ve sorun yoktur
Bu yüzden oldu ve her zaman olacak
Onu ister ve bu gelenektir
Almak istediği herşeyi alır.

Derin kuyular kazılmalı
Eğer berrak su istiyorsan
Gül kırmızısı o Gül kırmızısı
Derin sular sakin değildir

Botlarında bir taş kırlır.
Artık daha fazla uçurumda olmak istemez.
Ve bir çığlık herkesin bilmesine izin verir
Her ikisi de zemine düşüyor.

Onu ister ve sorun yoktur
Bu yüzden oldu ve her zaman olacak
Onu ister ve bu gelenektir
Almak istediği herşeyi alır.

Derin kuyular kazılmalı
Eğer berrak su istiyorsan
Gül kırmızısı o Gül kırmızısı
Derin sular sakin değildir

*Bu şarkı "Goethe"nin "Heidenröslein" adlı şiirinden bazı alıntılar taşımaktadır. Ayrıca bu şiirle birlikte "Grimm Kardeşler"in "Schneewittchen und Rosenrot" adlı hikayesinden esinlenilmiştir.


--------------------------------------------------------------------------



Spring


Auf einer Brücke ziemlich hoch
Hält ein Mann die Arme auf
Da steht er nun und zögert noch
Die Menschen strömen gleich zuhauf
Auch ich lass mir das nicht entgehen
Das will ich aus der Nähe sehen
Ich stell mich in die erste Reihe
und schreie

Der Mann will von der Brücke steigen
Die Menschen fangen an zu hassen
Bilden einen dichten Reigen
Und wollen ihn nicht nach unten lassen
So steigt er noch mal nach oben
Und der Mob fängt an zu toben
Sie wollen seine Innereien
Und schreien

Spring
Erlöse mich
Spring
Enttäusch mich nicht
Spring für mich
Spring ins Licht
Spring

Jetzt fängt der Mann zu weinen an
Heimlich schiebt sich eine Wolke
fragt sich Was hab ich getan
vor die Sonne es wird kalt
Ich wollte nur zur Aussicht gehen
die Menschen laufen aus den Reihen
und in den Abendhimmel sehen
Und sie schreien

Spring

Sie schreien
Spring
Erlöse mich
Spring
Enttäusch mich nicht
Spring für mich
Spring ins Licht
Spring

Heimlich schiebt sich eine Wolke
vor die Sonne es wird kalt
Doch tausend Sonnen brennen nur für dich
Ich schleich mich heimlich auf die Brücke
Tret ihm von hinten in den Rücken
Erlöse ihn von dieser Schmach
und schrei ihm nach

Spring

Spring
Erlöse dich
Spring
Enttäusch mich nicht
Spring für mich
Spring
Enttäusch mich nicht




Atla!



Bir köprünün üzerinde oldukça yüksek
Bir adam kollarını açmış
Orada durur ve hala tereddüt eder.
Tam başka bir yerde insanlar sürü halinde ilerler.
Her iki şekilde de bunu kaçırmayacağım.
Yakından görmek istiyorum.
İlk sıranın içine ulaşırım.
Ve bağırırım.

Adam köprüden inmek ister.
İnsanlar hoşlanmamaya başlar.
Kalabalık bir yığın oluştururlar.
Ve aşağı inmesine izin vermek istemezler.
Böylece geri tırmanır.
Ve çete sakinleşmeye başlar.
Sakatatını isterler.
Ve bağırırlar.

Atla
Beni günahtan kurtar.
Atla
Beni hayal kırıklığına uğratma.
Benim için atla
Işığın içine atla.
Atla.

Şimdi adam ağlamaya başlar.
-Bir bulut gizlice ilerler.
Kendine ne yapmalıyım diye sorar
-Güneşin önü soğur.
Sadece manzarayı görmek istedim
-İnsanlar safları kırar.
Ve akşam havasına bakarlar
Ve bağırırlar.

Atla

Bağırırlar.
Atla
Beni günahtan kurtar.
Atla
Beni hayal kırıklığına uğratma.
Benim için atla
Işığın içine atla.
Atla.

Bir bulut gizlice ilerler
Güneşin önü soğur.
Fakat bin tane güneş sadece senin için yanar.
Gizlice köprünün üzerine sürünürüm
Ve arkasından onu tekmelerim.
Onu bu utançdan kurtarırım.
Ve ona bağırırım.

Atla.

Atla
Kendini günahtan kurtar.
Atla
Beni hayal kırıklığına uğratma.
Benim için atla
Atla.
Beni hayal kırıklığına uğratma.



--------------------------------------------------------------------------



Wo Bist Do?


Ich liebe dich
Ich liebe dich nicht
Ich liebe dich nicht mehr
Ich liebe dich nicht mehr oder weniger als du
Als du mich geliebt hast
Als du mich noch geliebt hast

Die schönen Mädchen sind nicht schön
Die warmen Hände sind so kalt
Alle Uhren bleiben stehen
Lachen ist nicht mehr gesund und bald

Such ich dich hinter dem Licht
Wo bist du
So allein will ich nicht sein
Wo bist du

Die schönen Mädchen sind nicht schön
Die warmen Hände sind so kalt
Alle Uhren bleiben stehen
Lachen ist nicht mehr gesund und bald

Such ich dich hinter dem Licht
Wo bist du
So allein will ich nicht sein
Wo bist du
Ich such dich unter jedem Stein
Wo bist du
Ich schlag mit einem Messer ein

Wo bist du




Neredesin?


Seni seviyorum
Seni sevmiyorum
Seni artık sevmiyorum
Seni artık sevmiyorum ya da senden daha az
Senin beni sevdiğinden daha az
Beni hala sevdiğin zaman.

Güzel kızlar çekici değil
Sıcak eller çok soğuk.
Bütün saatler durmuş.
Artık gülmek sağlıklı değil ve yakında.

Işığın arkasında seni ararım.
Neredesin?
Böyle yalnız olmak istemiyorum.
Neredesin?

Güzel kızlar çekici değil
Sıcak eller çok soğuk.
Bütün saatler durmuş.
Artık gülmek sağlıklı değil ve yakında.

Işığın arkasında seni ararım.
Neredesin?
Böyle yalnız olmak istemiyorum.
Neredesin?
Seni her taşın altında ararım.
Neredesin?
Bir bıçakla kazarak bulurum.
Neredesin?



------------------------------------------------------------------------


STIRB NICHT VOR MIR


Die Nacht öffnet ihren Schoß
Das Kind heißt Einsamkeit
Es ist kalt und regungslos
Ich weine leise in die Zeit
Ich weiß nicht wie du heißt
Doch ich weiß dass es dich gibt
Ich weiß dass irgendwann
irgendwer mich liebt

He comes to me every night
No words are left to say
With his hands around my neck
I close my eyes and pass away

I don't know who he is
In my dreams he does exist
His passion is a kiss
And I can not resist

Ich warte hier
Don't die before I do
Ich warte hier
Stirb nicht vor mir

I don't know who you are
I know that you exist
Stirb nicht
Sometimes love seems so far
Ich warte hier
Your love I can't dismiss
Ich warte hier

Alle Häuser sind verschneit
Und in den Fenstern Kerzenlicht
Dort liegen sie zu zweit
Und ich
Ich warte nur auf dich

Ich warte hier
Don't die before I do
Ich warte hier
Stirb nicht vor mir

I don't know who you are
I know that you exist
Stirb nicht
Sometimes love seems so far
Ich warte hier
Your love I can't dismiss

Stirb nicht vor mir




Ben Ölmeden Ölme!



Gece kucağını açar.
Çocuğun adı yalnızlık.
Soğuk ve hareketsiz.
Zamanın içine hafifçe ağlarım.
Adının ne olduğunu bilmiyorum.
Fakat senin yaşadığını biliyorum.
Biliyorum ki bir ara
Biri beni sevecek.

"O her gece bana gelir."
"Söyleyecek hiç bir söz kalmadı."
"Boynumun çevresindeki elleriyle"
"Gözlerimi kapar ve izin veririm."

"Onun kim olduğunu bilmiyorum."
"Hayallerimde o yaşıyor"
"Tutkusu bir öpücük"
"Ve karşı koyamıyorum"

Burada beklerim.
"Ben ölmeden ölme."
Burada beklerim.
Ben ölmeden ölme.

"Senin kim olduğunu bilmiyorum."
"Yaşadığını biliyorum."
Ölme.
"Bazen aşk çok uzak gibi görünür"
Burada beklerim.
"Senin aşkını bırakamam."
Burada beklerim.

Bütün evler karla örtüldü.
Ve pencerelerde mum ışığı.
Orada birlikte uzanırlar.
Ve ben
Ben sadece seni beklerim.

Burada beklerim.
"Ben ölmeden ölme."
Burada beklerim.
Ben ölmeden ölme.

"Senin kim olduğunu bilmiyorum."
"Yaşadığını biliyorum."
Ölme.
"Bazen aşk çok uzak gibi görünür"
Burada beklerim.
"Senin aşkını bırakamam."

Ben ölmeden ölme.



--------------------------------------------------------------------------


Zerstören


Meine Sachen will ich pflegen
Den Rest in Schutt und Asche legen
Zerreißen zerschmeißen
Zerdrücken zerpflücken
Ich geh am Gartenzaun entlang
Wieder spür ich diesen Drang
Ich muss zerstören
Doch es darf nicht mir gehören
Ich muss zerstören
Doch es darf nicht mir gehören

Nein

Ich nehme eure Siebensachen
Werde sie zunichte machen
Zersägen zerlegen
Nicht fragen zerschlagen
Und jetzt die Königsdisziplin
Ein Köpfchen von der Puppe ziehen
Verletzen zerfetzen zersetzen
Zerstören
Doch es darf nicht mir gehören
Ich muss zerstören

Nein

Ich würde gern etwas zerstören
Doch es darf nicht mir gehören
Ich will ein guter Junge sein
Doch das Verlangen holt mich ein
Ich muss zerstören
Doch es darf nicht mir gehören

Nein

Zerreißen zerschmeißen
Zerdrücken zerpflücken
Zerhauen und klauen
Nicht fragen zerschlagen
Zerfetzen verletzen
Zerbrennen dann rennen
Zersägen zerlegen
Zerbrechen sich rächen

Er traf ein Mädchen das war blind
Geteiltes Leid und gleichgesinnt
Sah einen Stern vom Himmel gehen
Und wünschte sich sie könnte sehn

Sie hat die Augen aufgemacht
Verließ ihn noch zur selben Nacht




Yıkım


Kendi şeylerimle ilgilenmek isterim
Huzuru moloz yığınına düşürmek isterim.
Parçalamak vurmak
Ezmek koparmak
Bahçe çitlerinde ilerlerim.
Ve tekrar şiddetli dürtüyü hissederim.
Yok etmem lazım.
Fakat bana uygun olamaz.
Yok etmem lazım.
Fakat bana uygun olamaz.

Hayır.

Kişisel eşyalarınızı alacağım.
Onları yok edeceğim.
Doğramak yolmak
İstememek parçalamak.
Ve şimdi yüce ceza
Oyuncak bebeğin kafasını koparmak.
Acıtmak koparmak çürütmek.
Yok etmek.
Fakat bana ait olamaz.
Yok etmem lazım.

Hayır.

Bir şeyleri yok etmeyi isterim.
Fakat bana uygun olamaz.
İyi bir çocuk olmak isterim.
Fakat arzu ansızın yakalar beni.
Yok etmem lazım.
Fakat bana uygun olamaz.

Hayır.

Doğramak yolmak
İstememek parçalamak
Yarmak çalmak
İstememek parçalamak.
Koparmak acıtmak
Yakmak sonra da koşmak
Doğramak yolmak
Kırmak öcünü almak

Adam kör bir kıza rastladı.
Paylaştırılmış acı ve hatırlamış gibi
Gökyüzünden giden bir yıldız gördü.
Ve görebilmeyi diledi.

Gözlerini açtı
Ve aynı gece adamı terketti.


-------------------------------------------------------------------------


Hilf Mir


Ich war ganz allein zu Haus
Die Eltern waren beide aus
Da sah ich plötzlich vor mir stehen
Ein Schächtelchen nett anzusehen

Ei sprach ich wie schön und fein
Das muss ein trefflich Spielzeug sein
Ich zünde mir ein Hölzchen an
Wie's oft die Mutter hat getan

Immer wenn ich einsam bin
Zieht es mich zum Feuer hin
Warum ist die Sonne rund
Warum werd ich nicht gesund

Es greift nach mir ich wehr mich nicht
Springt mir mit Krallen ins Gesicht
Es beißt sich fest es schmerzt mich sehr
Ich spring im Zimmer hin und her

Oh weh die Flamme fäßt das Kleid
Die Jacke brennt es leuchtet weit
Es brennt die Hand es brennt das Haar
Ich brenn am ganzen Leib sogar

Immer wenn ich einsam bin
Zieht es mich zum Feuer hin
Warum ist die Sonne rund
Warum werd ich nicht gesund -
Das Feuer liebt mich
Hilf mir
Das Feuer liebt mich nicht -
Das Feuer liebt mich

Ich bin verbrannt mit Haut und Haar
Verbrannt ist alles ganz und gar
Aus der Asche ganz allein
Steig ich auf zum Sonnenschein
Das Feuer liebt mich
Das Feuer liebt mich nicht

Hilf mir



Yardım Et!


Evde tamamiyle yalnızdım.
Ebeveynlerimin ikisi de dışarıdaydı.
Orada benden önce aniden gördüm
Küçük bir kutu göz atmak çok güzel.

Ah dedim ki nasıl sevimli ve tatlı.
Görkemli bir oyuncak olmalı.
Bir kibrit çaktım
Annenin sık sık yaptığı gibi.

Yalnız olduğum her zaman
Ateşe asılırım.
Güneş neden yuvarlak
Neden sağlıklı olamıyorum.

Benim için uzanır karşı koymam.
Pençelerle yüzüme sıçrar.
Sertçe ısırır çok canımı yakar.
Odanın çevresinde sıçrarım.

Ah hayır alev elbiseme dokunur.
Ceketim yanar bir hayli kızarır.
Kafam yanar saçım yanar.
İşin gerçeği tüm vücudum yanıyor

Yalnız olduğum her zaman
Ateşe asılırım.
Güneş neden yuvarlak
- Neden sağlıklı olamıyorum
Ateş beni seviyor.
Yardım et.
- Ateş beni sevmiyor
Ateş beni seviyor.

Tamamen yandım.
Herşey tamamen yandı.
Küllerden hepsi yalnız.
Güneş ışığına tırmanırım.
Ateş beni seviyor.
Ateş beni sevmiyor.

Yardım et



--------------------------------------------------------------------------



TE QUIERO PUTA!


Hey amigos . . .
Adelante amigos . . .
Vamos vamos mi amor
Me gusta mucho tu sabor
No no no no tu corazón
Mucho mucho tu limón
Dame de tu fruta
Vamos mi amor . . .
Te quiero puta!
Te quiero puta!
Ay que rico

Ay que rico un dos tres
Sê te deseo otra vez
Pero no no no tu corazón
Más más más de tu limón
Querido
Dame de tu fruta
Dame de tu fruta
Vamos mi amor . . .
Te quiero puta!
Te quiero puta!
Ay que rico

Entre tus piernas voy a llorar
Feliz y triste voy a estar
Feliz y triste voy a estar

Más más más por favor
Más más más sê sê señor
Más más más por favor
Más más más sê sê señor
No me tengas miedo
No te voy a comer
Más más más por favor
Más más más sê sê señor
Sê sê señor

Te quiero puta!
Te quiero puta!
Dámelo dámelo
Te quiero puta!




Seni Seviyorum Fahişe!!!

Hey arkadaşlar...
İlerleyin arkadaşlar...
Gel hadi gel hadi aşkım
Gerçekten tadından hoşlanıyorum.
Değil değil değil değil kalbinden değil.
Gerçekten gerçekten limonundan hoşlanıyorum.
Bana meyveni ver
Gel hadi aşkım.
Seni seviyorum fahişe!
Seni seviyorum fahişe!
Ah çok güzel.

Ah çok güzel bir iki üç
Evet seni yeniden bir kez daha istiyorum.
Fakat değil değil değil kalbini değil
Daha çok daha çok daha çok limonunu.
Sevgilim.
Bana meyveni ver
Bana meyveni ver
Gel hadi aşkım.
Seni seviyorum fahişe!
Seni seviyorum fahişe!
Ah çok güzel.

Bacaklarının arasında ağlayacağım
Mutlu ve üzgün olacağım
Mutlu ve üzgün olacağım.

Daha çok daha çok daha çok lütfen.
Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim.
Daha çok daha çok daha çok lütfen.
Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim.
Benden korkma
Seni yemeyeceğim.
Daha çok daha çok daha çok lütfen.
Daha çok daha çok daha çok evet evet efendim.
Evet evet efendim.

Seni seviyorum fahişe!
Seni seviyorum fahişe!
Ver onu bana ver onu bana.
Seni seviyorum fahişe!


-------------------------------------------------------------------------


Ein Lied!


Wer Gutes tut dem wird vergeben
So seid recht gut auf allen Wegen
Dann bekommt ihr bald Besuch
wir kommen mit dem Liederbuch

Wir sind für die Musik geboren
Wir sind die Diener eurer Ohren
Immer wenn ihr traurig seid
spielen wir für euch

Wenn ihr ohne Sünde lebt
Einander brav das Händchen gebt
Wenn ihr nicht zur Sonne schielt
wird für euch ein Lied gespielt

Wir sind die Diener eurer Ohren
Wir sind für die Musik geboren
Immer wenn ihr traurig seid
spielen wir für euch

Wenn ihr nicht schlafen könnt
sei euch ein Lied vergönnt
Und der Himmel bricht
Ein Lied fällt weich vom Himmelslicht

Wir sind für die Musik geboren
Wir sind die Diener eurer Ohren
Immer wenn ihr traurig seid
spielen wir für euch




Bir Şarkı


İyilik yapan her kim olursa affedilecek.
Bu yüzden bütün yolculuklarınızda iyi olun.
Böylece yakında ziyaretçleriniz olacak.
Şarkı kitabı ile geleceğiz.

Biz müzik için doğduk.
Biz kulaklarınızın köleleriyiz.
Ne zaman üzgün olursanız
Sizin için çalarız.

Günahsız yaşarsanız
Ve bir diğerinize elinizi verirseniz
Gözlerinizi kısarak güneşe bakmazsanız
Bir şarkı sizin için çalacak.

Biz kulaklarınızın köleleriyiz.
Biz müzik için doğduk.
Ne zaman üzgün olursanız
Sizin için çalarız.

Ne zaman uyuyamazsanız
Bir şarkıyı düşünmeli misiniz?
Ve cennet çatlar
Bir şarkı cennetin ışığından hafifçe düşer.

Biz kulaklarınızın köleleriyiz.
Biz müzik için doğduk.
Ne zaman üzgün olursanız
Sizin için çalarız.


-------------------------------------------------------------------------


FEUER & WASSER


Wenn sie Brust schwimmt ist das schön
dann kann ich in ihr Zentrum sehn
Nicht dass die Brust das Schöne wär
Ich schwimm ihr einfach hinterher
Funkenstaub fließt aus der Mitte
ein Feuerwerk springt aus dem Schritt

Feuer und Wasser kommen nicht zusammen
Kann man nicht binden sind nicht verwandt
In Funken versunken steh ich in Flammen
und bin im Wasser verbrannt
Im Wasser verbrannt

Wenn sie nackt schwimmt ist das schön
dann will ich sie von hinten sehn
Nicht dass die Brüste reizvoll wären
Die Beine öffnen sich wie Scheren
Dann leuchtet heiß aus dem Versteck
die Flamme aus dem Schenkeleck

Sie schwimmt vorbei bemerkt mich nicht
Ich bin ihr Schatten sie steht im Licht
Da ist keine Hoffnung und keine Zuversicht denn

Feuer und Wasser kommt nicht zusammen
Kann man nicht binden sind nicht verwandt
In Funken versunken steh ich in Flammen
und bin im Wasser verbrannt
So kocht das Blut in meinen Lenden
Ich halt sie fest mit nassen Händen
Glatt wie ein Fisch und kalt wie Eis
sie wird sich nicht an mich verschwenden
Ich weiß

Feuer und Wasser kommt nie zusammen
Kann man nicht binden sind nicht verwandt
In Funken versunken steh ich in Flammen
und bin im Wasser verbrannt



Ateş Ve Su


Kız kurbağalama yüzdüğünde çok güzel.
Bu durumda özünü görebiliyorum.
Güzel olan o göğüs değil.
Sadece ondan sonra yüzerim.
Parlak toz ortadan akar.
Bir havai fişek onu kasığından vurur.

Ateş ve su biraraya gelmezler.
Bağlanamazlar ilişki kurulmaz.
Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum
Ve suda yanarım
Suda yanarım.

Kız çıplak yüzdüğünde çok güzel
Bu durumda onu arkasından görmek isterim.
Çekici olan o göğüsler değil.
Bacakları makas gibi açılır.
Sonra saklandığı yerden alev
Butlarının buluştuğu yerden sıcakça kızarır.

Geçmişe yüzer ve bana duyurmaz.
Ben onun gölgesiyim o ışığın içinde durur.
Umut ve sır yok.

Ateş ve su biraraya gelmezler.
Bağlanamazlar ilişki kurulmaz.
Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum
Ve suda yanarım
Bunun gibi kan belimde kaynar.
Islak ellerle onu yakalarım
Bir balık gibi akıcı ve buz gibi soğuk.
Kendini benim üzerime savurmayacak.
Biliyorum.

Ateş ve su biraraya gelmezler.
Bağlanamazlar ilişki kurulmaz.
Kıvılcımlar içinde çukur ben tutuştum
Ve suda yanarım
TURKPAC kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-01-2006, 19:08   #2 (permalink)
Standart

Reise Reise (2004)


Reise Reise



Auch auf den Wellen wird gefochten
Wo Fisch und Fleisch zur See geflochten
Der eine sticht die Lanz' im Heer
Der andere wirft sie in das Meer

Ahoi

Reise Reise Seemann Reise
Jeder tut's auf seine Weise
Der eine stößt den Speer zum Mann
Der andere zum Fische dann

Reise Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Blute steckt ein Speer
Bluten leise in das Meer

Die Lanze muss im Fleisch ertrinken
Fisch und Mann zur Tiefe sinken
Wo die schwarze Seele wohnt
ist kein Licht am Horizont

Ahoi

Reise Reise Seemann Reise
Jeder tut's auf seine Weise
Der eine stößt den Speer zum Mann
Der andere zum Fische dann

Reise Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Blute steckt ein Speer
Bluten leise in das Meer

Reise Reise Seemann Reise
Und die Wellen weinen leise
In ihrem Herzen steckt ein Speer
Bluten sich am Ufer leer



KalkKalk


Balık ve vücudun denizde dalgalandığı yerde
Biri ordunun içinde mızrak saplar
Diğeri onu denize fırlatır

Ahoy

Kalk kalk* denizci kalk
Her biri kendi tarzında yapar
Biri mızrağı adama saplar
Diğeri de balığa

Kalk kalk denizci kalk
Ve dalgalar sessizce ağlar
Kanlarında bir mızrak saplı
Kanları sessizce denize akar

Mızrak vücutta boğulmalı
Balık ve adam derinlere batmalı
Kara ruhun yaşadığı yerde
Ufukta ışık yoktur

Ahoy

Kalk kalk denizci kalk
Her biri kendi tarzında yapar
Biri mızrağı adama saplar
Diğeri de balığa

Kalk kalk denizci kalk
Ve dalgalar sessizce ağlar
Kanlarında bir mızrak saplı
Kanları sessizce denize akar

Kalk kalk denizci kalk
Ve dalgalar sessizce ağlar
Kalplerinde bir mızrak saplı
Kıyıda kanları boşalır


* "Reise" kelimesi günümüz Almanca'sında "seyahat etmek" anlamına gelen bir fiildir. Fakat parçada kullanımı farklıdır. Alman denizcileri "reise reise seemann reise" cümlesini birbirlerini uyandırma kaldırma çağrısı olarak kullanırlar. Denizcilerin kullanığı "reise" kelimesi ise şu anda geçerliliği olmayan eski Almanca'da "kalkma yükselme" manasına gelir.



-----------------------------------------------------------------------


Mein Teil


"Suche gut gebauten 18-30jährigen zum Schlachten"
Der Metzgermeister

Heute treff' ich einen Herrn
Der hat mich zum Fressen gern
Weiche Teile und auch harte
stehen auf der Speisekarte

Denn du bist was du isst
und ihr wisst was es ist

Es ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein
Da das ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein

Die stumpfe Klinge gut und recht
Ich blute stark und mir ist schlecht
Muss ich auch mit der Ohnmacht kämpfen
ich esse weiter unter Krämpfen

Ist doch so gut gewürzt
und so schön flambiert
und so liebevoll auf Porzellan serviert
Dazu ein guter Wein
und zarter Kerzenschein
Ja da lass ich mir Zeit
Etwas Kultur muss sein

Denn du bist was du isst
Und ihr wisst was es ist

Es ist mein Teil – nein
Mein Teil – nein
Denn das ist mein Teil – nein
Yes it's mein Teil – nein

Ein Schrei wird zum Himmel fahren
Schneidet sich durch Engelsscharen
Vom Wolkendach fällt Federfleisch
auf meine Kindheit mit Gekreisch



Parçam*



Kesilmek için 18-30 yaşlarında yapılı bir erkek aranıyor."
-Kasap Ustası -*

Bugün bir beyefendiyle buluşacağım
Beni yiyebilecek kadar sever (Almanca'da bir deyim biri çok sevdiği bir insan için kullanır)
Yumuşak parçalar ve sert olanlar bile**
Hepsi menüde var

Çünkü sen ne yiyorsan osundur
Ve onun ne olduğunu bilirsiniz

O benim parçam. "Hayır”*
Benim parçam. "Hayır"
Oradaki benim parçam. "Hayır"
Benim parçam. "Hayır"

Ağzı kör bıçak güzel ve kusursuz
Ağır kan kaybediyorum ve midem bulanıyor
Bayılmamak için mücadele etsem bile
Acılar içinde yemeye devam ediyorum

O çok iyi baharatlanmış
Ve hoş bir biçimde ateşte pişmiş
Ve sevecence porselen de sundu
Ve yanında iyi bir şarapla
Ve zarif bir mum ışığında
Evet acele etmeyeceğim
Biraz kültür olmak zorunda

Çünkü sen ne yiyorsan osundur
Ve onun ne olduğunu bilirsiniz

O benim parçam. "Hayır"
Benim parçam. "Hayır"
Çünkü o benim parçam. "Hayır"
Evet o benim parçam. "Hayır"

Bir haykırış cennete doğru yükselecektir
Meleklerin arasından geçecektir
Tüylü bir et parçası çığlık atarak düşer
Bulutların tepesinden çocukluğumun üzerine


*Bu kısım orjinal sesi ile "Armin Meiwes"in internette yayınladığı ses kaydından alınmıştır. Bu ses kaydına cevap veren "Bernd Jürgen Brandes" Armin tarafından kesilmiş olarak ölü bulundu. Ölmeden önce Brandes Armin'den penisinin kesilmesini istedi ve ikili birlikte kesilen penisi yedi.

** Orjinal lirikteki "weiche teile" "yumuşak parça" anlamına gelmekle birlikte aynı şekilde okunan "weichteile" ise "üreme organı ile ilgili" anlamına gelen bir kelimedir.

***"Teil" kelimesi sözlükte "parça" veya "bölüm" manasına gelir. Fakat aynı zamanda penis için kullanılan argo bir kelimedir (Türkçe'deki "şey" gibi)



-------------------------------------------------------------------


Dalai Lama



Ein Flugzeug liegt im Abendwind
An Bord ist auch ein Mann mit Kind
Sie sitzen sicher sitzen warm
und gehen so dem Schlaf ins Garn
In drei Stunden sind sie da
zum Wiegenfeste der Mama
Die Sicht ist gut der Himmel klar

Weiter weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Der Mensch gehört nicht in die Luft
So der Herr im Himmel ruft
seine Söhne auf dem Wind
Bringt mir dieses Menschenkind

Das Kind hat noch die Zeit verloren
Da springt ein Widerhall zu Ohren
Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht
und der Wolkentreiber lacht
Schüttelt wach die Menschenfracht

Weiter weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Und das Kind zum Vater spricht
Hörst du denn den Donner nicht
Das ist der König aller Winde
Er will mich zu seinem Kinde

Aus den Wolken tropft ein Chor
Kriecht sich in das kleine Ohr
Komm her bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her bleib hier
Wir sind Brüder dir

Der Sturm umarmt die Flugmaschine
Der Druck fällt schnell in der Kabine
Ein dumpfes Grollen treibt die Nacht
In Panik schreit die Menschenfracht

Weiter weiter ins Verderben
Wir müssen leben bis wir sterben
Und zum Herrgott fleht das Kind
Himmel nimm zurück den Wind
Bring uns unversehrt zu Erden

Aus den Wolken tropft ein Chor
Kriecht sich in das kleine Ohr
Komm her bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her bleib hier
Wir sind Brüder dir

Der Vater hält das Kind jetzt fest
Hat es sehr an sich gepresst
Bemerkt nicht dessen Atemnot
Doch die Angst kennt kein Erbarmen
So der Vater mit den Armen
Drückt die Seele aus dem Kind
Diese setzt sich auf den Wind und singt:

Komm her bleib hier
Wir sind gut zu dir
Komm her bleib hier
Wir sind Brüder dir



Dalai Lama


Bir uçak gece rüzgarında
İçinde bir adam ve çocuğu
Güvenli ve sıcak bir şekilde otururlar
Ve uykunun tuzağına düşerler
Üç saat içinde orada olacaklar
Annenin doğum günü için*
Görüş mesafesi iyi gökyüzü açık

Yaklaş yaklaş ölüme doğru
Ölene kadar yasamak zorundayız
İnsan gökyüzüne ait değil
Ver cennetteki Tanrı
Oğulları rüzgarın üstünde
"Bana bu insan çocuğunu getirin."

Çocuk hala zaman kaybediyor
Sonra kulaklarında bir yankı yükselir
Boğuk bir gürleme geceyi sürer
Ve bulutların sürücüsü güler
İnsan kargosunu sarsarak uyandırır

Yaklaş yaklaş ölüme doğru
Ölene kadar yasamak zorundayız
Ve çocuk babasına der:
Yıldırımı duymuyor musun?
O bütün rüzgarların kralı
Benden çocuğu olmamı istiyor

Bulutlardan bir koro düşer
Ve çocuğun küçük kulağına girer
Gel buraya kal burada
Sana karşı iyi olacağız
Gel buraya kal burada
Biz senin kardeşiniz

Fırtına uçağı kucaklar
Kabinde hızla basınç düşer
Boğuk bir gürleme geceyi sürer
Panik içinde insan kargosu çığlık atar

Yaklaş yaklaş ölüme doğru
Ölene kadar yasamak zorundayız
Ve çocuk Tanrı’ya yalvarır:
Gökyüzü rüzgarı geri al
Ve bize zarar vermeden bizi yere indir

Bulutlardan bir koro düşer
Ve çocuğun küçük kulağına girer
Gel buraya kal burada
Sana karşı iyi olacağız
Gel buraya kal burada
Biz senin kardeşiniz

Baba simdi çocuğu tutuyor
Ve sıkıca kendine doğru bastırıyor
Nefes almakta zorlandığını fark etmez
Fakat korku merhamet tanımaz
Ve baba kollarıyla
Çocuğun ruhunu sıkar
Ve çocuğun ruhu rüzgarın üzerinde yerini alır ve şarkı söyler:

Gel buraya kal burada
Sana karşı iyi olacağız
Gel buraya kal burada
Biz senin kardeşiniz


* "Wiegenfest" "Doğumgünü" manasında kullanılan eski bir kelimedir. Günümüzde de genelde bu manada kullanılır. Fakat kelime anlamı "beşik töreni"dir.

NOT: Dalai Lama Tibet Budizminde "Gelugpa" veya "Gelug" tarikatının en güçlü ismidir. Ayrıca şu anki Dalai Lama "Tenzin Gyasto"nun şiddetli bir uçuş korkusu vardır.
Ayrıca parçanın şarkı sözleri "Johann Wolfgang von Goethe" tarafından 1782 yılında yazılan "Erlkönig" şiirinden alıntılar taşımaktadır

-------------------------------------------------------------------------


Keine Lust


Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust

Ich habe keine Lust mich nicht zu hassen
Hab' keine Lust mich anzufassen
Ich hätte Lust zu onanieren
Hab' keine Lust es zu probieren
Ich hätte Lust mich auszuziehen
Hab' keine Lust mich nackt zu sehen

Ich hätte Lust mit großen Tieren
Hab' keine Lust es zu riskieren
Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen
Hab' keine Lust zu erfrieren

Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Nein ich hab keine Lust

Ich hab' keine Lust etwas zu kauen
Denn ich hab' keine Lust es zu verdauen
Hab' keine Lust mich zu wiegen
Hab' keine Lust im Fett zu liegen

Ich hätte Lust mit großen Tieren
Hab' keine Lust es zu riskieren
Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen
Hab' keine Lust zu erfrieren
Ich bleibe einfach liegen
Und wieder zähle ich die Fliegen
Lustlos fasse ich mich an
Und merke bald ich bin schon lange kalt
So kalt mir ist kalt . . .

Ich hab' keine Lust



İstek Yok!


Arzulamıyorum*
Arzulamıyorum
Arzulamıyorum
Arzulamıyorum

Kendimden nefret etmemeyi arzulamıyorum
Kendime dokunmayı arzulamıyorum
Mastürbasyon yapmayı arzulardım
Bunu denemeyi arzulamıyorum
Soyunmayı arzulardım
Kendimi çıplak görmeyi arzulamıyorum

Büyük hayvanlarla olmayı arzulardım
Bunu tehlikeye atmayı arzulamıyorum
Kardan ayrılmayı arzulamıyorum
Donmayı arzulamıyorum

Arzulamıyorum
Arzulamıyorum
Arzulamıyorum
Hayır arzulamıyorum

Bir şey çiğnemeyi arzulamıyorum
Çünkü sindirmeyi arzulamıyorum
Kendimi tartmayı arzulamıyorum
Şişmanca uzanmayı arzulamıyorum

Büyük hayvanlarla olmayı arzulardım
Bunu tehlikeye atmayı arzulamıyorum
Kardan ayrılmayı arzulamıyorum
Donmayı arzulamıyorum
Sadece burada uzanmaya devam edeceğim
Ve sinekleri tekrar saymaya devam edeceğim
İsteksizce kendime dokunurum
Ve hemen çoktan üşüdüğümü fark ediyorum
Çok üşüyorum ben üşüyorum...

Arzulamıyorum


*"Lust" kelimesinin tercümesindeki "arzu" tam olarak "cinsel istek" manasındadır.

--------------------------------------------------------------------------


Los


Wir waren namenlos
Und ohne Lieder
Recht wortlos
Waren wir nie wieder
Etwas sanglos
Sind wir immer noch
Dafür nicht klanglos
Man hört uns doch
Nach einem Windstoß
Ging ein Sturm los
Einfach beispiellos
Es wurde Zeit
Los

Sie waren sprachlos
So sehr schockiert
Und sehr ratlos
Was war passiert
Etwas fassungslos
Und garantiert
Verständnislos
Das wird zensiert
Sie sagten grundlos
Schade um die Noten
So schamlos
Das gehört verboten
Es ist geistlos
Was sie da probieren
So geschmacklos
Wie sie musizieren
Ist es hoffnungslos
Sinnlos
Hilflos
Sie sind gottlos

Wir waren namenlos
Wir haben einen Namen
Waren wortlos
Die Worte kamen
Etwas sanglos
Sind wir immer noch
Dafür nicht klanglos
Das hört man doch
Wir sind nicht fehlerlos
Nur etwas haltlos
Ihr werdet lautlos
Uns nie los

Wir waren los



Hadi!


Biz isimsizdik
ve şarkısız.
Biz tekrar asla
sözsüz olmadık.
Hala biz
Biraz şarkısızız.
Henüz sessiz değiliz.
Bizi duyabilirsiniz.
Ani bir rüzgardan sonra
bir fırtına başladı.
Gerçekten eşsiz.
Zamanıydı.
Hadi.*

Onlar dilsizdi
Bu şekilde tamamiyle şaşırmış
Ve tamamiyle güçsüz.
Ne oldu?
Oldukça kontrolsüz
Ve kesinlikle
Anlayışsızlık
Ki sansürlenecek.
Onlar yersiz konuştu
Müzik hakkında fazla kötü.
O kadar utanmazlık ki
yasaklanmalı.
Bu akılsızlık
Orada denedikleri.
O kadar tatsız ki
Yaptıkları müzik.
Umutsuz değil mi?
Hissiz.
İşe yaramaz.
Onlar tanrısız.**


Biz isimsizdik.
Bir ismimiz var.
Biz sözsüzdük.
Sözler geldi.
Hala biz
Biraz şarkısızız.
Henüz sessiz değiliz.
Duyarsınız.
Kusursuz değiliz.
Sadece bir miktar güvensiziz.
Siz sessiz olacaksınız.
Bizden asla kurtulamayacaksınız.

Biz başıboştuk.


--------------------------------------------------------------------------


Amerika


We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

Wenn getanzt wird will ich führen
auch wenn ihr euch alleine dreht
Lasst euch ein wenig kontrollieren
Ich zeige euch wie es richtig geht
Wir bilden einen lieben Reigen
Die Freiheit spielt auf allen Geigen
Musik kommt aus dem Weißen Haus
und vor Paris steht Micky Maus

We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

Ich kenne Schritte die sehr nützen
und werde euch vor Fehltritt schützen
Und wer nicht tanzen will am Schluss
weiß noch nicht dass er tanzen muss
Wir bilden einen lieben Reigen
Ich werde euch die Richtung zeigen
Nach Afrika kommt Santa Claus
und vor Paris steht Micky Maus

We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

We're all living in Amerika
Coca-Cola Wonderbra
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

This is not a love song
This is not a love song
I don't sing my mother tongue
No this is not a love song

We're all living in Amerika
Amerika ist wunderbar
We're all living in Amerika
Amerika Amerika

We're all living in Amerika
Coca-Cola sometimes war
We're all living in Amerika
Amerika Amerika




Amerika


Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Ne zaman bir dans olsa idare etmek isterim
Etrafta tek başınıza döndüğünüzde bile.
Kendinizi biraz kontrol altında bırakın.
Size gerçekten nasıl gittiğini göstereceğim.
Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz.
Özgürlük bütün kemanlarda çalacak.
Müzik Beyaz Saray'dan gelecek
Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak.

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Bilirim bu hareketler çok faydalıdır.
Kaçan adımlardan sizi koruyacağım.
Ve sonunda kim dans etmek istemezse
Henüz etmek zorunda olduğunu bilmiyordur.
Yuvarlak halinde güzel bir dans edeceğiz.
Size yolu göstereceğim.
Noel Baba Afrika'dan gelecek
Ve Mickey Fare Paris'in önünde duracak.

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Coca-Cola Wonderbra*
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Bu bir aşk şarkısı değil.
Bu bir aşk şarkısı değil.
Anadilimde söylemiyorum.
Hayır bu bir aşk şarkısı değil.

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika harika.
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Coca-Cola bazen savaş
Hepimiz Amerika'da yaşıyoruz.
Amerika Amerika...

*Wonderbra çok ünlü bir Amerikan iç çamaşırı markası...


--------------------------------------------------------------------------


Moskau


Ъто песня о самом красивом
городе в мире. Москва!

Diese Stadt ist eine Dirne
Hat rote Flecken auf der Stirn
Ihre Zähne sind aus Gold
Sie ist fett und doch so hold
Ihr Mund fällt mir zu Tale
wenn ich sie dafür bezahle
Sie zieht sich aus doch nur für Geld
Die Stadt die mich in Atem hält

Moskau
Ъаз два три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут
песни Ленину поют.

Sie ist alt und trotzdem schön
Ich kann ihr nicht widerstehen
не могу устоять
Pudert sich die alte Haut
Hat sich die Brüste neu gebaut
построила вновь
Sie macht mich geil ich leide Qualen
Sie tanzt für mich ich muss bezahlen
я должен платить
Sie schläft mit mir doch nur für Geld
Ist doch die schönste Stadt der Welt

Moskau
Ъаз два три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут
песни Ленину поют.

Ich sehe was was du nicht siehst
(Wenn du deine Augen schließt)
когда ты ночью крепко спишь
Ich sehe was was du nicht siehst
(Wenn du vor mir niederkniest)
когда ты предо мной лежишь
Ich sehe was was du nicht siehst
(Wenn du mich mit dem Mund berührst)
когда со мною говоришь
Ich sehe was das siehst du nie
Ъаз два три!

Moskau
Ъаз два три!
Moskau
Посмотри!
Пионеры там идут
песни Ленину поют.



Moskova


Bu şarkı dünyadaki en güzel şehir hakkında.
Moskova!"

Bu şehir bir fahişe.
Alnında kırmızı noktalar var.*
Dişleri altından yapılmış
O şişman ve henüz çok güzel.
Ağzı vadime düşer
Bunun için ona ödediğimde.
Elbiselerini çıkarır fakat sadece para için
Beni kararsızlık içinde bırakan şehir.

Moskova
"Bir iki üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"**
"Lenin için şarkı söylüyorlar"

O yaşlı ve yine de güzel.
Ona karşı koyamıyorum.
"Karşı koyamıyorum"
Yaşlı cildini pudralar.
Ve onarılmış göğüslerine sahiptir.
"Onarılmış"
Beni azdırır büyük acı çekerim
Benim için danseder ödemek zorundayım.
"Ödemek zorundayım"
Benimle birlikte uyur fakat sadece para için
O hala dünyadaki en güzel şehir.

Moskova
"Bir iki üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"
"Lenin için şarkı söylüyorlar"

Senin görmediğin bazı şeyler görürüm
"Gece derin bir uykuya daldığında"
Senin görmediğin bazı şeyler görürüm
"Benden önce yattığında"
Senin görmediğin bazı şeyler görürüm
Benimle konuştuğunda.
Senin asla görmeyeceğin bazı şeyler görürüm.
"Bir iki üç"

Moskova
"Bir iki üç"
Moskova
"Bak!"
"Öncüler oraya gidiyorlar"
"Lenin için şarkı söylüyorlar"

*"Flecken" kelimesi "nokta" manasındadır. Ancak "namus lekesi" anlamında da bu kelime kullanılır.

**"Öncüler" Eski "Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği" devletindeki Komünist partinin organize ettiği bir örgüttü. Şu anda da eskisi kadar büyük olmamakla birlikte bazı küçük parçaları "Doğu Almanya" dahil olmak üzere bir kaç ülkede bulunmaktadır.


------------------------------------------------------------------------


Morgenstern


Sie ist hässlich dass es graut
wenn sie in den Himmel schaut
Dann fürchtet sich das Licht
Scheint ihr von unten ins Gesicht
So muss sie sich am Tag verstecken
Will das Licht doch nicht erschrecken
Lebt im Schatten bis der Schein vergeht
Sieht einen Stern im Zwielicht prangen und fleht
Mal mir Schönheit auf die Wangen

Morgenstern ach scheine
auf das Antlitz mein
Wirf ein warmes Licht
auf mein Ungesicht
Sag mir ich bin nicht alleine
Hässlich du bist hässlich

Ich bin allein zur Nacht gegangen
Die späten Vögel nicht mehr sangen
Sah Sonnenkinder im Gewimmel und so
rief ich in den gestirnten Himmel

Morgenstern ach scheine
auf die Liebste meine
Wirf ein warmes Licht
auf ihr Ungesicht
Sag ihr sie ist nicht alleine

Morgenstern ach scheine
auf die Seele meine
Wirf ein warmes Licht
auf ein Herz das bricht
Sag ihr dass ich weine
Denn du du bist hässlich
Du bist einfach hässlich
Der Mensch ist doch ein Augentier
Schöne Dinge wünsch' ich mir
Doch du du bist nicht schön nein

Morgenstern ach scheine
auf die Liebste meine
Wirf ein warmes Licht
auf ihr Ungesicht
Sag ihr sie ist nicht alleine

Und der Stern will scheinen
Auf die Liebste meine
Wärmt die Brust mir bebt
wo das Leben schlägt
Mit dem Herzen sehen
Sie ist wunderschön



Sabah Yıldızı


Kız karanlık çöktüğünde çok çirkin olur*
Gökyüzüne baktığında.
Sonra ışık korkar.
Aşağıdan yüzüne parlar.
Bu yüzden gün boyu saklanmak zorunda.
Sadece ışıktan korkmak istemiyor.
Parlaklık soluncaya dek gölgelerde yaşar.
Alacakaranlıkta bir yıldızın parladığını görür ve yalvarır.
Yanaklarımın üzerine güzelliği çiz.

Sabah yıldızı ah parla**
Yüzümün üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat
Korkunç yüzüme.
Bana yalnız olmadığımı söyle.
Çirkin sen çirkinsin.

Gecede yalnız giderim.
Geç saat kuşları daha fazla ötmedi.
Kalabalığın içinde güneşin çocuklarını gördüm.
Bu yüzden yıldızlı cennetlerde ağladım.

Sabah yıldızı ah parla
Sevgilimin üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat
Onun korkunç yüzüne.
Ona yalnız olmadığını söyle.

Sabah yıldızı ah parla
Ruhumun üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat
Kırılan bir kalbin üzerine.
Ona ağladığımı söyle.
Çünkü sen sen çirkinsin.
Sen son derece çirkinsin.
İnsanlar gözün yarartıklarıdır.
Güzel şeyler benim istediğim şeylerdir.
Fakat sen sen güzel değilsin hayır.

Sabah yıldızı ah parla
Sevgilimin üzerine.
Sıcak bir ışık fırlat
Onun korkunç yüzüne.
Ona yalnız olmadığını söyle.

Ve yıldız parlamak ister
Sevgilimin üzerine.
Göğsümü ısıtır ve sarsar
Hayatın vurduğu yeri.
Kalp ile görüldüğünde
O son derece güzel.

*"Grauen" fiilinin Almanca'da iki anlamı vardır. Tercümede kullanılan anlamı cümleyi tamamlıyor. Fakat ikinci manası da parçaya uyabilir. "Korkunçluk onu çirkin yapar" gibi bir anlam kazanır.

**"Morgenstern" kelime olarak "Sabah Yıldızı" anlamına gelir. Sabah yıldızı dediğimiz şey ise bizde de bilindiği gibi "Venüs"tür.


-----------------------------------------------------------------------


Stein Um Stein


Ich habe Pläne große Pläne
Ich baue dir ein Haus
Jeder Stein ist eine Träne
Und du ziehst nie wieder aus
Ja ich baue ein Häuschen dir
Hat keine Fenster keine Tür
Innen wird es dunkel sein
Dringt überhaupt kein Licht hinein

Ja ich schaffe dir ein Heim
Und du sollst Teil des Ganzen sein

Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Ich werde immer bei dir sein

Ohne Kleider ohne Schuh
Siehst du mir bei der Arbeit zu
Mit den Füßen im Zement
Verschönerst du das Fundament
Draußen wird ein Garten sein
Und niemand hört dich schreien

Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Ich werde immer bei dir sein

Welch ein Klopfen welch ein Hämmern
Draußen fängt es an zu dämmern
Alle Nägel stehen stramm
Wenn ich sie in dein Leibholz Ramm –

Stein um Stein mauer ich dich ein
Stein um Stein
Und keiner hört dich schreien



Taşın Yanındaki Taş


Planlarım var büyük planlar.
Seni bir ev yapacağım.
Her taş bir gözyaşı olacak.
Ve tekrar asla dışarı çıkamayacaksın.
Evet senin için küçük bir ev yapacağım
Pencereleri kapısı olmayan.
İçerisi karanlık olacak
Hiç bir ışık içeri girmeyecek.

Evet sana bir ev yapacağım.
Ve sen onun bir parçası olacaksın.

Taşın yanında taş seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş
Her zaman seninle olacağım.

Elbisesiz ayakkabısız
Beni çalışırken izlersin.
Çimentolu ayaklarınla
Temeli aydınlatırsın.
Dışarıda bir bahçe olacak
Ve hiçbiri çığlığını duymayacak.

Taşın yanında taş seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş
Her zaman seninle olacağım.

Ne ezme ne çekiçleme öyle.
Dışarıda karanlık çökmeye başlıyor.*
Bütün çiviler hazır olda durur
Onları senin tahta bedenine vurduğumda.**

Taşın yanında taş seni duvar yaparım.
Taşın yanında taş
Ve kimse çığlığını duymayacak.

*"dämmern" fiili "karanlık çökmeye başlıyor" anlamına geldiği gibi aynı şekilde "sabah olmaya başlıyor" anlamına da gelebilir. İki anlam da burada kullanılabilir.

**Burada Till yine çift anlam kullanıyor. Şarkı sözlerinde olmamasına rağmen cümleyi "-ramm" fiili ile bitirdikten sonra "stein (taş)" diye haykırır. Bu şekilde ramm-stein kelimesi ortaya çıkar.


-------------------------------------------------------------------------


Ohne Dich


Ich werde in die Tannen gehen
Dahin wo ich sie zuletzt gesehen
Doch der Abend wirft ein Tuch aufs Land
und auf die Wege hinterm Waldesrand
Und der Wald er steht so schwarz und leer
Weh mir oh weh
Und die Vögel singen nicht mehr

Ohne dich kann ich nicht sein
Ohne dich
Mit dir bin ich auch allein
Ohne dich
Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich
Mit dir stehen die Sekunden
Lohnen nicht

Auf den Ästen in den Gräben
ist es nun still und ohne Leben
Und das Atmen fällt mir ach so schwer
Weh mir oh weh
Und die Vögel singen nicht mehr

Ohne dich kann ich nicht sein
Ohne dich
Mit dir bin ich auch allein
Ohne dich
Ohne dich zähl ich die Stunden ohne dich
Mit dir stehen die Sekunden
Lohnen nicht ohne dich



Sensiz


Köknar ağaçlarının içerisine gideceğim.
Orası kızı son gördüğüm yer.
Fakat akşam toprağın üzerine bir örtü atıyor
Ve ormanın arkasındaki yolların üzerine.
Keder benim ah keder.
Ve kuşlar daha fazla ötmez.

Sensiz ben var olamam
Sensiz.
Seninle dahi yalnızım.
Sensiz.
Sensiz saatleri sayıyorum sensiz.
Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır.
Onlar buna değmez.

Dalların üzeri hendeklerin içi
Şimdi sessiz ve hayat yok.
Ve nefes almak ah benim için çok zorlaşır.
Keder benim ah keder
Ve kuşlar daha fazla ötmez.

Sensiz ben var olamam
Sensiz.
Seninle dahi yalnızım.
Sensiz.
Sensiz saatleri sayıyorum sensiz.
Seninle saniyeler kıpırdamadan kalır.
Onlar buna değmez sensiz.


-------------------------------------------------------------------------

Amour


Die Liebe ist ein wildes Tier
Sie atmet dich sie sucht nach dir
Nistet auf gebrochenen Herzen
Geht auf Jagd bei Kuss und Kerzen
Saugt sich fest an deinen Lippen
Gräbt sich Gänge durch die Rippen
Lässt sich fallen weich wie Schnee
Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh

Amour Amour
Alle wollen nur dich zähmen
Amour Amour am Ende
gefangen zwischen deinen Zähnen

Die Liebe ist ein wildes Tier
Sie beißt und kratzt und tritt nach mir
Hält mich mit tausend Armen fest
Zerrt mich in ihr Liebesnest
Frißt mich auf mit Haut und Haar
und würgt mich wieder aus nach Tag und Jahr
Läßt sich fallen weich wie Schnee
Erst wird es heiß dann kalt am Ende tut es weh

Amour Amour
Alle wollen nur dich zähmen
Amour Amour am Ende
gefangen zwischen deinen Zähnen

Die Liebe ist ein wildes Tier
In die Falle gehst du ihr
In die Augen starrt sie dir
Verzaubert wenn ihr Blick dich trifft

Bitte bitte gib mir Gift



Aşk


Aşk vahşi bir hayvandır.
Sizi soluklar sizi arar.
Kırık kalplerin üzerine yuva kurar.
Ve öpücükler ve mumlar olduğunda avlanmaya gider.
Sıkıca dudaklarınızı emer
Ve kaburganıza doğru tüneller kazar.
Hafifçe kar gibi bırakır.
Önce sıcak tutar sonra soğuk sonunda canınızı yakar.

Amour amour*
Herkes seni evcilleştirmek ister.
Amour amour sonunda
Dişlerinin arasına yakalanırlar.

Aşk vahşi bir hayvandır.
Isırır tırmalar ve bana doğru adımlar atar.
Binlerce kolla beni sıkıca tutar
Ve beni aşk yuvasına sürükler.
Beni tamamen yiyip bitirir.
Ve yıllar sonra beni kusmaya çalışır.
Hafifçe kar gibi bırakır.
Önce sıcak tutar sonra soğuk sonunda canınızı yakar.

Amour amour
Herkes seni evcilleştirmek ister.
Amour amour sonunda
Dişlerinin arasına yakalanırlar.

Aşk vahşi bir hayvandır.
Onun tuzağına düşersiniz.
Gözlerinizin içine gözlerini dikip bakar.
Bakışı sizi vurduğunda tılsım bağlar.

Lütfen lütfen bana zehir verin.

*"Amour" Fransızca'da "aşk" demektir
TURKPAC kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-01-2006, 19:09   #3 (permalink)
Standart

Mutter


Mein Herz Brennt



Nun liebe Kinder gebt fein acht
ich bin die Stimme aus dem Kissen
ich hab euch etwas mitgebracht
hab es aus meiner Brust gerissen
mit diesem Herz hab ich die Macht
die Augenlider zu erpressen
ich singe bis der Tag erwacht
ein heller Schein am Firmament
Mein Herz brennt

Sie kommen zu euch in der Nacht
Dämonen Geister schwarze Feen
sie kriechen aus dem Kellerschacht
und werden unter euer Bettzeug sehen

Nun liebe Kinder gebt fein acht
ich bin die Stimme aus dem Kissen
ich hab euch etwas mitgebracht
ein heller Schein am Firmament
Mein Herz brennt

Sie kommen zu euch in der Nacht
und stehlen eure kleinen heißen Tränen
sie warten bis der Mond erwacht
und drücken sie in meine kalten Venen

Nun liebe Kinder gebt fein acht
ich bin die Stimme aus dem Kissen
ich singe bis der Tag erwacht
ein heller Schein am Firmament
Mein Herz brennt



Kalbim Yanar



Şimdi sevgili çocuklar dikkatinizi verin.
Ben yastıktan gelen sesim.
Sizden bazı şeyler aldım.
Onu bağrımdan söktüm.

Bu kalple güce sahibim.
Gözkapağı şantajına.
Gün uyanıncaya kadar şarkı söylerim.
Cennetlerin üzerinde parlak bir ışık.
Kalbim Yanar.

Onlar size gece gelir
Şeytanlar hayaletler kara periler.
Mahzen şaftının dışından sürüklenirler.
Ve yatağınızın altına bakacaklar.

Şimdi sevgili çocuklar dikkatinizi verin.
Ben yastıktan gelen sesim.
Gün uyanana kadar şarkı söylerim.
Cennetlerin üzerinde parlak bir ışık.
Kalbim Yanar.

Kalbim Yanar.


-----------------------------------------------------------------------


Links 2 3 4


Kann man Herzen brechen
können Herzen sprechen
kann man Herzen quälen
kann man Herzen stehlen

Sie wollen mein Herz am rechten Fleck
doch seh ich dann nach unten weg
da schlägt es links

Können Herzen singen
kann ein Herz zerspringen
können Herzen rein sein
kann ein Herz aus Stein sein

Sie wollen mein Herz am rechten Fleck
doch seh ich dann nach unten weg
da schlägt es links
links zwo drei vier

Kann man Herzen fragen
ein Kind darunter tragen
kann man es verschenken
mit dem Herzen denken

Sie wollen mein Herz am rechten Fleck
doch seh ich dann nach unten weg
da schlägt es in der linken Brust
der Neider hat es schlecht gewusst

Links zwo drei vier



Sol Ki Üç Dört


Kalpleri kırabilir misiniz?
Kalpler konuşabilir mi?
Kalplere işkence edebilir misiniz?
Kalpleri çalabilir misiniz?

Kalbimi sağ tarafta isterler.
Fakat sonra aşağı bakarım
O orada solda atar.

Kalpler şarkı söyleyebilir mi?
Bir kalp patlayabilir mi?
Kalpler saf olabilir mi?
Bir kalp taştan olabilir mi?

Kalbimi sağ tarafta isterler.
Fakat sonra aşağı bakarım
O orada solda atar.
Sol ki üç dört.*

Kalplere sorabilir misiniz?
Altınızda bir çocuk taşıyabilir misiniz?
Onu gönderebilir misiniz?
Kalbinizle düşünebilir misiniz?

Kalbimi sağ tarafta isterler.
Fakat sonra aşağı bakarım
O orada sol göğüste atar.
Kıskanç onu iyi bilmez.

Sol ki üç dört

*"Links zwo drei vier" tıpkı ülkemizdeki gibi Almanya'da da askeri yürüyüşlerde söylenen marştır.


----------------------------------------------------------------------


Sonne


Eins zwei drei vier fünf
Sechs sieben acht neun aus

Alle warten auf das Licht
fürchtet euch fürchtet euch nicht
die Sonne scheint mir aus den Augen
sie wird heut Nacht nicht untergehen
und die Welt zählt laut bis zehn

Eins
Hier kommt die Sonne
Zwei
Hier kommt die Sonne
Drei
Sie ist der hellste Stern von allen
Vier
Hier kommt die Sonne

Die Sonne scheint mir aus den Händen
kann verbrennen kann euch blenden
wenn sie aus den Fäusten bricht
legt sich heiss auf das Gesicht
sie wird heut Nacht nicht untergehen
und die Welt zählt laut bis zehn

Eins
Hier kommt die Sonne
Zwei
Hier kommt die Sonne
Drei
Sie ist der hellste Stern von allen
Vier
Hier kommt die Sonne
Fünf
Hier kommt die Sonne
Sechs
Hier kommt die Sonne
Sieben
Sie ist der hellste Stern von allen
Acht neun
Hier kommt die Sonne

Die Sonne scheint mir aus den Händen
kann verbrennen kann dich blenden
wenn sie aus den Fäusten bricht
legt sich heiss auf dein Gesicht
legt sich schmerzend auf die Brust
das Gleichgewicht wird zum Verlust
lässt dich hart zu Boden gehen
und die Welt zählt laut bis zehn

Eins
Hier kommt die Sonne
Zwei
Hier kommt die Sonne
Drei
Sie ist der hellste Stern von allen
Vier
Und wird nie vom Himmel fallen
Fünf
Hier kommt die Sonne
Sechs
Hier kommt die Sonne
Sieben
Sie ist der hellste Stern von allen
Acht neun
Hier kommt die Sonne



Güneş


Bir iki üç dört beş altı yedi sekiz dokuz çıkış...

Herkes ışığı bekler.
Korkun korkmayın.
Güneş gözlerimin dışında doğar.
Bu gece hazır olmayacak.
Ve dünya yüksek sesle ona kadar sayar.

Bir
İşte güneş geliyor.
İki
İşte güneş geliyor.
Üç
Hepsinin içinde en parlak yıldız o.
Dört
İşte güneş geliyor.

Güneş ellerimin dışında doğar.
Yanabilir hepinizi kör edebilir.
Yumrukların dışında kırıldığında
Sıcakça yüzde yayılır.
Bu gece hazır olmayacak.
Ve dünya yüksek sesle ona kadar sayar.

Bir
İşte güneş geliyor.
İki
İşte güneş geliyor.
Üç
Hepsinin içinde en parlak yıldız o.
Dört
İşte güneş geliyor.
Beş
İşte güneş geliyor.
Altı
İşte güneş geliyor.
Yedi.
Hepsinin içinde en parlak yıldız o.
Sekiz dokuz
İşte güneş geliyor.

Güneş ellerimin dışında doğar.
Yanabilir sizi kör edebilir.
Yumrukların dışında kırıldığında
Sıcakça yüzde yayılır.
Göğsünüzün üzerinde acı içinde yayılır.
Denge kaybolur.
Zemine zorla gitmenize izin verir.
Ve dünya yüksek sesle ona kadar sayar.

Bir
İşte güneş geliyor.
İki
İşte güneş geliyor.
Üç
Hepsinin içinde en parlak yıldız o.
Dört
Ve asla gökyüzünden düşmeyecek.
Beş
İşte güneş geliyor.
Altı
İşte güneş geliyor.
Yedi.
Hepsinin içinde en parlak yıldız o.
Sekiz dokuz
İşte güneş geliyor


-----------------------------------------------------------------------


Ich Will


Ich will

Ich will dass ihr mir vertraut
Ich will dass ihr mir glaubt
Ich will eure Blicke spüren
Ich will jeden Herzschlag kontrollieren

Ich will eure Stimmen hören
Ich will die Ruhe stören
Ich will dass ihr mich gut seht
Ich will dass ihr mich versteht

Ich will eure Phantasie
Ich will eure Energie
Ich will eure Hände sehen
Ich will in Beifall untergehen

Seht ihr mich?
Versteht ihr mich?
Fühlt ihr mich?
Hört ihr mich?
Könnt ihr mich hören?
Wir hören dich
Könnt ihr mich sehen?
Wir sehen dich
Könnt ihr mich fühlen?
Wir fühlen dich
Ich versteh euch nicht

Ich will

Wir wollen dass ihr uns vertraut
Wir wollen dass ihr uns alles glaubt
Wir wollen eure Hände sehen
Wir wollen in Beifall untergehen - ja

Könnt ihr mich hören?
Wir hören dich
Könnt ihr mich sehen?
Wir sehen dich
Könnt ihr mich fühlen?
Wir fühlen dich
Ich versteh euch nicht

Könnt ihr uns hören?
Wir hören euch
Könnt ihr uns sehen?
Wir sehen euch
Könnt ihr uns fühlen?
Wir fühlen euch
Wir verstehen euch nicht

Ich will




İstiyorum!


İstiyorum.

Bana güvenmenizi istiyorum.
Bana inanmanızı istiyorum.
Gözlerinizi hissetmek istiyorum.
Her bir kalp atışını kontrol etmek istiyorum.

Seslerinizi duymak istiyorum.
Huzuru bozmak istiyorum.
Beni iyi görmenizi istiyorum.
Beni anlamanızı istiyorum.

Hayalinizi istiyorum.
Enerjinizi istiyorum.
Ellerinizi görmek istiyorum.
Alkışlarla inmek istiyorum.

Beni görür musunuz?
Beni anlar mısınız?
Beni hisseder misiniz?
Beni duyar mısınız?
Beni duyabilir misiniz?
-Seni duyarız.
Beni görebilir misiniz?
-Seni görürüz.
Beni hissedebilir misiniz?
-Seni hissederiz.
Sizi anlamıyorum.

İstiyorum.

Bize güvenmenizi istiyoruz.
Bizden her şeye inanmanızı istiyoruz.
Ellerinizi görmek istiyoruz.
Alkışlarla inmek istiyoruz. -evet

Beni duyabilir misiniz?
-Seni duyarız.
Beni görebilir misiniz?
-Seni görürüz.
Beni hissedebilir misiniz?
-Seni hissederiz.
Ben sizi anlamıyorum.

Bizi duyabilir misiniz?
-Sizi duyarız.
Bizi görebilir misiniz?
-Sizii görürüz.
Bizi hissedebilir misiniz?
-Sizi hissederiz.
Biz sizi anlamıyoruz.

İstiyorum.

--------------------------------------------------------------------------


Feuer Frei!


vom Feuer das die Haut verbrennt
Ich werf ein Licht
in mein Gesicht
Ein heisser Schrei
Feuer frei!

Bäng bäng

Geadelt ist wer Schmerzen kennt
vom Feuer das in Lust verbrennt
ein Funkenstoss
in ihren Schoss
ein heisser Schrei
Feuer frei!

Bäng bäng
Feuer frei!

Gefährlich ist wer Schmerzen kennt
vom Feuer das den Geist verbrennt
bäng bäng
gefährlich das gebrannte Kind
mit Feuer das vom Leben trennt
ein heisser Schrei
bäng bäng
Feuer frei!

Dein Glück
ist nicht mein Glück
ist mein Unglück

Bäng bäng
Feuer frei!



Ateş Serbest!


Acının kusurlu olacağını kim bilir
Deride yanan ateşten oluşan.
Yüzüme bir ışık fırlatırım.
Acı bir haykırış
Ateş serbest!.*

Bang bang

Acının yükseldiğini kim bilir
Tutkunun içinde yanan ateşten oluşan.
Onun rahmine sert bir saplayış
Acı bir haykırış
Ateş serbest!.

Bang bang
Ateş serbest!

Acının tehlikeli olduğunu kim bilir
Ruhu yakan ateşten oluşan.
Bang bang!
Yanmış çocuk tehlikelidir
Yaşamdan ayıran ateşt ile.
Acı bir haykırış
Bang bang
Ateş serbest!

Senin mutluluğun
Benim mutluluğum değil.
Benim ıstırabımdır.

Bang bang
Ateş serbest!

*"Feuer frei!" kelime anlamı olarak "Ateş açın" manasına gelir. Almanlara özgü deyimle silahlarla ateş açılması için verilen komuttur. Bu komutun karşılığı bizde "Ateş serbest"tir.


-----------------------------------------------------------------------


Mutter



Die Tränen greiser Kinderschar
ich zieh sie auf ein weisses Haar
werf in die Luft die nasse Kette
und wünsch mir dass ich eine Mutter hätte

Keine Sonne die mir scheint
keine Brust hat Milch geweint
in meiner Kehle steckt ein Schlauch
Hab keinen Nabel auf dem Bauch

Mutter

Ich durfte keine Nippel lecken
und keine Falte zum Verstecken
niemand gab mir einen Namen
gezeugt in Hast und ohne Samen

Der Mutter die mich nie geboren
hab ich heute Nacht geschworen
ich werd ihr eine Krankheit schenken
und sie danach im Fluss versenken

Mutter

In ihren Lungen wohnt ein Aal
auf meiner Stirn ein Muttermal
entferne es mit Messers Kuss
auch wenn ich daran sterben muss

Mutter

In ihren Lungen wohnt ein Aal
auf meiner Stirn ein Muttermal
entferne es mit Messers Kuss
auch wenn ich verbluten muss

Mutter
oh gib mir Kraft




Anne


Çok yaşlı bir çocuğun kalabalığının gözyaşları.
Onları beyaz bir saçla bağlarım.
Islak zinciri havaya atarım.
Ve bir annem olmasını dilerdim.

Hiç bir güneş benim için parıldamaz.
Süt için hiç bir göğüs yok.
Gırtlağıma saplanmış bir boru var.
Karnımda göbeğim yok.

Anne

Hiç bir memeyi emmek için bırakılmadım.
Ve orada içine saklanacak bir çukur yoktu.
Kimse bana bir isim vermedi.
Acele ile ve menisiz babam oldu.

Beni asla doğurmayan anne için
Bu gece ezelim var.
Ona bir hastalık göndereceğim.
Ve daha sonra onu nehirde batıracağım.

Anne

Bir yılanbalığı onun akciğerlerinde yaşar.
Alnımda bir doğum lekesi.
Onu bir bıçağın öpücüğü ile çıkarın
Ölümüme neden olsa bile.

Anne
Ah bana dayanma gücü ver.




----------------------------------------------------------------

SPIELUHR


Wein kleiner Mensch stirbt nur zum Schein
wollte ganz alleine sein
das kleine Herz stand still für Stunden
so hat man es für tot befunden
es wird verscharrt in nassem Sand
mit einer Spieluhr in der Hand

Der erste Schnee das Grab bedeckt
hat ganz sanft das Kind geweckt
in einer kalten Winternacht
ist das kleine Herz erwacht

Als der Frost ins Kind geflogen
hat es die Spieluhr aufgezogen
eine Melodie im Wind
und aus der Erde singt das Kind

Hoppe hoppe Reiter
und kein Engel steigt herab
mein Herz schlägt nicht mehr weiter
nur der Regen weint am Grab
hoppe hoppe Reiter
eine Melodie im Wind
mein Herz schlägt nicht mehr weiter
und aus der Erde singt das Kind

Der kalte Mond in voller Pracht
hört die Schreie in der Nacht
und kein Engel steigt herab
nur der Regen weint am Grab

Zwischen harten Eichendielen
wird es mit der Spieluhr spielen
eine Melodie im Wind
und aus der Erde singt das Kind

Hoppe hoppe Reiter
und kein Engel steigt herab
mein Herz schlägt nicht mehr weiter
nur der Regen weint am Grab
hoppe hoppe Reiter
eine Melodie im Wind
mein Herz schlägt nicht mehr weiter
und aus der Erde singt das Kind

Hoppe hoppe Reiter
mein Herz schlägt nicht mehr weiter

Am Totensonntag hörten sie
aus Gottes Acker diese Melodie
da haben sie es ausgebettet
das kleine Herz im Kind gerettet

Hoppe hoppe Reiter
eine Melodie im Wind
mein Herz schlägt nicht mehr weiter
und auf der Erde singt das Kind
hoppe hoppe Reiter
und kein Engel steigt herab
mein Herz schlägt nicht mehr weiter
nur der Regen weint am Grab



Müzik Kutusu


Sadece ölmüş gibi yapan küçük bir insan
O tamamen yalnız olmak istedi.
Küçük kalp saatlerdir hareketsiz kaldı.
Böylece onun öldüğüne karar verdiler.
Islak kumun içine gömülmüş oldu*
Elinde bir müzik kutusu ile.

İlk kar mezarı örter.
Çocuğu yavaşça kaldırdı
Soğuk bir kış gecesi
Küçük kalp uyandı.

Ayazın çocuğa yaptığı kadar
Müzik kutusunu da yaraladı.
Rüzgarda bir melodi
Ve çocuk topraktan söyler.

-Yukarı ve aşağı sürücü**
Ve hiç bir melek inmez.
-Benim kalbim artık atmaz.
Mezarda sadece yağmur ağlar.
-Yukarı ve aşağı sürücü
Rüzgarda bir melodi
-Benim kalbim artık atmaz.
Ve çocuk topraktan söyler.

Görkem dolu soğuk ay
O gecede haykırışları duyar.
Ve hiç bir melek inmez.
Mezarda sadece yağmur ağlar.

Sert meşe tahtalarının arasında
Müzik kutusu ile birlikte çalacak
Rüzgarda bir melodi.
Ve çocuk topraktan söyler.

-Yukarı ve aşağı sürücü
Ve hiç bir melek inmez.
-Benim kalbim artık atmaz.
Mezarda sadece yağmur ağlar.
-Yukarı ve aşağı sürücü
Rüzgarda bir melodi
-Benim kalbim artık atmaz.
Ve çocuk topraktan söyler.

-Yukarı ve aşağı sürücü
-Benim kalbim artık atmaz.

Totensonntag'da duydular.***
Bu melodi tanrının tarlasından.
Sonra onu kazıp çıkardılar.
Çocuğun içindeki küçük kalbi korudular.

-Yukarı ve aşağı sürücü
Rüzgarda bir melodi
-Benim kalbim artık atmaz.
Ve çocuk topraktan söyler.
-Yukarı ve aşağı sürücü
Ve hiç bir melek inmez.
-Benim kalbim artık atmaz.
Mezarda sadece yağmur ağlar.

*"verscharren" fiili "törensiz defnetmek" manasındadır.
**"Hoppe hoppe Reiter" Almanya'da ünlü bir çocuk şarkısının sözlerinden alıntıdır. "hoppe hoppe" at sürerken kullanılan bir argodur.
***Totensonntag "Ölümün Cumartesisi" manasına gelir. Kasımın son cumartesi günü kutlanan bir bayramın adıdır. Bu bayramlarda amaçlanan protestan hristiyanların ölümlerini hatırlamasıdır.


---------------------------------------------------------------------


Zwitter



Ich hab ihr einen Kuss gestohlen
sie wollte sich ihn wiederholen
ich hab sie nicht mehr losgelassen
verschmolzen so zu einer Masse
so ist es mir nur allzurecht
ich bin ein schönes Zweigeschlecht
zwei Seelen unter meiner Brust
zwei Geschlechter eine Lust

Zwitter


Ich gehe anders durch den Tag
ich bin der schönste Mensch von allen
ich sehe wunderbare Dinge
die sind mir vorher gar nicht aufgefallen
ich kann mich jeden Tag beglücken
ich kann mir selber Rosen schicken
da ist kein zweiter und kein dritter
eins und eins das ist gleich

Zwitter
ich bin so verliebt
Zwitter
Iich bin in mich verliebt

Eins für mich
eins für dich
gibt es nicht
für micm

Eins für mich
eins für dich
eins und eins
das bin ich

Ich bin alleine doch nicht allein
ich kann mit mir zusammen sein
ich küsse früh mein Spiegelbild
und schlafe abends mit mir ein
wenn die anderen Mädchen suchten
konnt ich mich schon selbst befruchten
so bin ich dann auch nicht verzagt
wenn einer zu mir "Fick dich" sagt

Zwitter
ich bin so verliebt
Zwitter
ich bin in mich verliebt

Eins für mich
eins für dich
gibt es nicht
für mich

Eins für mich
eins für dich
eins und eins
das bin ich



Çift Cinsiyetli



Kızdan bir öpücük çaldım
Geri almak istedi.
Onun tekrar gitmesine izin vermedim.
Bir parçada eridik.
Bu benim için çok doğru.
Ben güzel bir biseksüelim.
Göğsümün altında iki ruh
İki cins tek arzu.

Daha derine.
Çift cinsiyetli.

Günün içinden farklı bir şekilde geçerim.
Hepsinin içinde en güzel kişiyim.
Müthiş şeyler görürüm
Bana daha önce görünmeyen.
Kendimi her gün mutlu edebilirim.
Kendime güller gönderebilirim.
Bir ikinci ve bir üçüncü yok.
Aynı olan bir ve bir.

Daha derine.
Çift cinsiyetli.
Daha derine.
Çok aşığım.
Daha derine.
Çift cinsiyetli.
Daha derine.
Çok aşığım kendime.

Bir benim için
Bir senin için.
Bir ve bir.
O benim.

Yalnızım fakat değilim.
Kendimle beraber olabilirim.
Erkenden yansımamı öperim.
Ve gecede kendimle uykuya dalarım.
Diğerleri kız ararken
Ben çoktan kendimi dölleyebilirdim.
Üzgün bile olmam
Biri bana "git kendini becer" dediğinde.

Daha derine.
Çift cinsiyetli.
Daha derine.
Çok aşığım.
Daha derine.
Çift cinsiyetli.
Daha derine.
Çok aşığım kendime.

Bir benim için.
Bir senin için
Benim için olan gibi değil.

Bir benim için
Bir senin için.
Bir ve bir.
O benim.


-------------------------------------------------------------------------


Rein Raus


Ich bin der Reiter
du bist das Ross
ich steige auf
wir reiten los
du stöhnst ich sag dir vor
ein Elefant im Nadelöhr

Rein Raus

Ich bin der Reiter
du bist das Ross
ich hab den Schlüssel
du hast das Schloss
die Tür geht auf ich trete ein
das Leben kann so prachtvoll sein

Rein Raus

Tiefer tiefer
sag es sag es laut
tiefer tiefer
ich fühl mich wohl in deiner Haut
und tausend Elefanten brechen aus

Der Ritt war kurz
es tut mir leid
ich steige ab hab keine Zeit
muss jetzt zu den anderen Pferden
wollen auch geritten werden

Rein Raus

Rein (tiefer)
Raus (tiefer)



İçeri Dışarı!


Ben biniciyim
Sen de atsın.
Ben tırmanırım.
Biz sürüşü keseriz.
İnlersin.
Sana fısıldarım.
Bir iğnenin gözündeki fil.

İçeri dışarı

Daha derine daha derine.
Söyle! Yüksek sesle söyle!
Daha derine daha derine.
Derinin içinde iyiyim.
Ve bin fil parçalanır.

Sürüş kısaydı.
Üzgünüm.
İnerim.
Vaktim yok.
Şimdi diğer atlara gitmeliyim.
Onlarda sürülmek istiyor.

İçeri dışarı.

İçeri -daha derine
Dışarı - daha derineBen biniciyim
Sen de atsın.
Ben tırmanırım.
Biz sürüşü keseriz.
İnlersin.
Sana fısıldarım.
Bir iğnenin gözündeki fil.

İçeri dışarı

Daha derine daha derine.
Söyle! Yüksek sesle söyle!
Daha derine daha derine.
Derinin içinde iyiyim.
Ve bin fil parçalanır.

Sürüş kısaydı.
Üzgünüm.
İnerim.
Vaktim yok.
Şimdi diğer atlara gitmeliyim.
Onlarda sürülmek istiyor.

İçeri dışarı.

İçeri -daha derine
Dışarı - daha derine


------------------------------------------------------------------------


Adios


Er legt die Nadel auf die Ader
und bittet die Musik herein
zwischen Hals und Unterarm
die Melodie fährt leise ins Gebein

Los! Los! Los!
Bop bop shu bop

Er hat die Augen zugemacht
in seinem Blut tobt eine Schlacht
ein Heer marschiert durch seinen Darm
die Eingeweide werden langsam warm

Los! Los! Los!
Bop bop shu bop

Nichts ist für dich
nichts war für dich
nichts bleibt für dich
für immer

Er nimmt die Nadel von der Ader
die Melodie fährt aus der Haut
Geigen brennen mit Gekreisch
Harfen schneiden sich ins Fleisch
er hat die Augen aufgemacht
doch er ist nicht aufgewacht

Nichts ist für dich
nichts war für dich
nichts bleibt für dich
für immer



Adios


İğneyi damara yerleştirir
Ve müziğin içeri gelmesini ister.
Boğazı ve kolun ön kısmı arasında
Melodi yavaşça kemiklerin arasında seyahat eder.

Hadi! Hadi! Hadi!
Bap bap şu bap

Gözlerini kapadı.
Kanında bir savaş kudurur.
Bağırsaklarında bir askeri yürüyüş.
Bağırsak yavaşça ısınır.

Hadi! Hadi! Hadi!
Bap bap şu bap

Hiçbir şey senin için değil.
Hiçbir şey senin için değildi.
Hiçbir şey senin için kalmaz
Sonsuza dek.

Damardan iğneyi alır.
Melodi derinin dışına seyahat eder.
Kemanlar haykırışlarla yanar.
Savaşlar bedeni keser.
Gözlerini açtı
Fakat uyanık değil.

Hiçbir şey senin için değil.
Hiçbir şey senin için değildi.
Hiçbir şey senin için kalmaz
Sonsuza dek.

*"Adios" İspanyolca'da "elveda" anlamına gelen veda sözcüğüdür.



------------------------------------------------------------------------


Nebel


Sie stehen eng umschlungen
ein Fleischgemisch so reich an Tagen
wo das Meer das Land berührt
will sie ihm die Wahrheit sagen

Doch ihre Worte frisst der Wind
wo das Meer zu Ende ist
hält sie zitternd seine Hand
und hat ihn auf die Stirn geküsst

sie trägt den Abend in der Brust
und weiss dass sie verleben muss
sie legt den Kopf in seinen Schoss
und bittet einen letzten Kuss

und dann hat er sie geküsst
wo das Meer zu Ende ist
ihre Lippen schwach und blass
und seine Augen werden nass

Der letzte Kuss ist so lang her
der letzte Kuss
er erinnert sich nicht mehr



Son Öpücük


Kolları sıkıca birbirlerinin etrafında bir şekilde dururlar.
Bir beden karışımı çok canlı günler.
Denizin karaya dokunduğu yerde.
Kız ona gerçeği anlatmak ister.

Fakat rüzgar kelimelerini yer.
Denizin bittiği yerde
Kız onun ellerini tutar titrer.
Ve onu alnından öper.

Kız geceyi bağrında taşır
Solup gitmek zorunda olduğunu bilir.
Kafasını onun kucağına koyar.
Ve son bir öpücük ister.

Ve sonra oğlan onu öptü
Denizin bittiği yerde.
Dudakları narin ve soluk
Ve gözleri yaşlı.

Son öpücük çok uzun zaman önceydi.
Son öpücük...
Artık oğlan hatırlamıyor.

-------------------------------------------------------------------------

rammsteintr.com dan alıntıdır..
TURKPAC kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-01-2006, 19:09   #4 (permalink)
Standart

Sehnsucht



Sehnsucht


Lass mich deine Träne reiten
übers Kinn nach Afrika
wieder in den Schoss der Löwin
wo ich einst zuhause war
Zwischen deine langen Beinen
such den Schnee vom letzten Jahr
doch es ist kein Schnee mehr da

Lass mich deine Träne reiten
über Wolken ohne Glück
der grosse Vogel schiebt den Kopf
sanft in sein Versteck zurück
Zwischen deine langen Beinen
such den Sand vom letzten Jahr
doch es ist kein Sand mehr da

Sehnsucht versteckt
sich wie ein Insekt
im Schlafe merkst du nicht
daß es dich sticht
glücklich werd ich nirgendwo
der Finger rutscht nach Mexiko
doch er versinkt im Ozean
Sehnsucht ist so grausam



Özlem


Bırak gözyaşına bineyim.
Çenenin üzerinde Afrika'ya
Tekrar kimsesizliğin kucağında
Eskiden evimde olduğum yerde
Uzun bacaklarının arasında
Geçen yılın karını ararım.
Fakat burada artık kar yok.

Bırak gözyaşına bineyim.
Şanssız bulutların üzerine
Büyük kuş başını bastırır
Kibarca saklanma yerinin içine.
Uzun bacaklarının arasında
Geçen yılın tozunu ararım.

Özlem saklanır
Bir böcek gibi.
Uykudayken dikkat etmezsin.
Orada seni sokar.
Şanslı hiçbir yere gitmeyeceğim.
Parmak Meksika'ya kayar.
Fakat okyanusun içine batar.
Özlem çok zalimdir.


-------------------------------------------------------------------------


Engel


Wer zu Lebzeit gut auf Erden
wird nach dem Tod ein Engel werden
den Blick gen Himmel fragst du dann
warum man sie nicht sehen kann

Erst wenn die Wolken schlafengehn
kann man uns am Himmel sehn
wir haben Angst und sind allein

Gott weiss ich will kein Engel sein

Sie leben hinterm Sonnenschein
getrennt von uns unendlich weit
sie müssen sich an Sterne krallen (ganz fest)
damit sie nicht vom Himmel fallen

Erst wenn die Wolken schlafengehn
kann man uns am Himmel sehn
wir haben Angst und sind allein

Gott weiss ich will kein Engel sein

Erst wenn die Wolken schlafengehn
kann man uns am Himmel sehn
wir haben Angst und sind allein

Gott weiss ich will kein Engel sein

Melek


Kim hayatı boyunca dünyada iyidir
Ve öldükten sonra kim melek olacaktır?
Gökyüzüne bakar ve sorarsın.
Neden onları görediğini?

Önce bulutlar uyumaya giderlerse
Bizi gökyüzünde görebilirsin.
Biz korkuyoruz ve yalnızız.

Tanrı biliyor ben bir melek olmak istemiyorum.

Güneş ışığının arkasında yaşarlar.
Bizden ayrılmış sonsuz boş alanda.
Yıldızlara tutunmak zorundalar. -sıkıca
Böylece gökyüzünden düşmeyecekler.

Önce bulutlar uyumaya giderlerse
Bizi gökyüzünde görebilirsin.
Biz korkuyoruz ve yalnızız.

Tanrı biliyor ben bir melek olmak istemiyorum.


----------------------------------------------------------------------


Tier


Was macht ein Mann
was macht ein Mann
der zwischen Mensch und Tier
nicht unterscheiden kann
was

Er wird zu seiner Tochter gehen
sie ist schön und jung an Jahren
und dann wird er wie ein Hund
mit eigen Fleisch und Blut sich paaren

Was tust du
Was fühlst du
Was bist du
doch nur ein
Tier

Was macht die Frau
was macht die Frau
die zwischen Tier und Mann
nicht unterscheiden kann

Sie taucht die Feder in sein Blut
schreibt sich selber einen Brief
entseelte Zeilen an die Kindheit
als der Vater bei ihr schlief

Was tust du
Was fühlst du
Was bist du
doch nur ein Tier





Hayvan



Bir adam ne yapar?
Bir adam ne yapar?
Kim farkı anlatamaz
Bir insan ve hayvan arasındaki?
Ne?

Kendi kızına gidecek.
O güzel ve genç.
Ve sonra bir köpek gibi
Kendi bedeni ve kendi kanıyla çiftleşecek.

Ne yaparsın?
Ne hissedersin?
Nesin sen?
Fakat sadece bir
Hayvan...

Bir kadın ne yapar?
Bir kadın ne yapar?
Kim farkı anlatamaz
Bir insan ve hayvan arasındaki?

Kız tüyü onun kanına batırır
Ve kendine bir mektup yazar.
Çocukluğuna ölü çizgiler
Babası yanında uyuduğunda.

Ne yaparsın?
Ne hissedersin?
Nesin sen?
Fakat sadece bir
Hayvan...


---------------------------------------------------------------------


Bestrafe Mich


Bestrafe mich
bestrafe mich
Stroh wird Gold
und Gold wird Stein
deine Grösse macht mich klein
du darfst mein Bestrafer sein

Der Herrgott nimmt
der Herrgott gibt

Bestrafe mich
bestrafe mich
du meinst ja
und ich denk nein
schliess mich ein in dein Gebet
bevor der Wind noch kälter weht

Deine Grösse macht mich klein
du darfst mein Bestrafer sein
du darfst mein Bestrafer sein

Deine Grösse macht mich klein
du darfst mein Bestrafer sein
deine Grösse macht ihn klein
du wirst meine Strafe sein
Der Herrgott nimmt
der Herrgott gibt
doch gibt er nur dem
den er auch liebt
bestrafe mich



Beni Cezalandır!


Beni cezalandır.
Beni cezalandır.
Saman altına dönüşür
Ve altın da taşa.
Büyüklüğün beni küçültür.
Sen benim cezalandırıcım olabilirsin.

Sahip alır.
Sahip verir.

Beni cezalandır.
Beni cezalandır.
Evet demek istiyorsun.
Ve sanırım hayır.
Dualarına beni dahil et
Rüzgar esmeden hatta daha da soğumadan önce.

Büyüklüğün beni küçültür.
Sen benim cezalandırıcım olabilirsin.
Sen benim cezalandırıcım olabilirsin.

Büyüklüğün beni küçültür.
Sen benim cezalandırıcım olabilirsin.
Büyüklüğün onu küçültür.
Benim infazım olacaksın.
Sahip alır.
Sahip verir.
Fakat sadece aynı zamanda çok sevdiği
Onlara mı verir?
Beni cezalandır.


------------------------------------------------------------------------


Du Hast


Du
du hast
du hast mich
du hast mich gefragt
du hast mich gefragt und ich hab nichts gesagt

Willst du bis der Tod euch scheidet
treu ihr sein für alle Tage

Nein

Willst du bis zum Tod der scheide
sie lieben auch in schlechten Tagen

Nein



Sahipsin!


Sen
Sahipsin*
Bana sahipsin.
Bana sordun.
Bana sordun ve ben hiçbirşey söylemedim.

Ölüm sizi ayırancaya kadar
Her zaman ona bağlı olmak ister misin?

Hayır!

Ayıran ölüme kadar
Onu kötü gününde bile sevmek ister misin?

Hayır!

* "Du Hast mich" cümlesinin kelime manası "Bana sahipsin"dir. Ancak Till vokalde "s" harfini uzattığında yani "Du Hasst" dediğinde ise "Benden nefret ediyorsun" manası oluşur. Tabi resmi şarkı sözlerine göre doğru olan "Du Hast"tır.


--------------------------------------------------------------------


Bück Dich


Bück dich befehl ich dir
wende dein Antlitz ab von mir
dein Gesicht ist mir egal
bück dich

Ein Zweibeiner auf allen Vieren
ich führe ihn spazieren
im Passgang den Flur entlang
ich bin enttäuscht

Jetzt kommt er rückwärts mir entgegen
Honig bleibt am Strumpfband kleben
ich bin enttäuscht total enttäuscht

Bück dich

das Gesicht interessiert mich nicht

Der Zweibeiner hat sich gebückt
in ein gutes Licht gerückt
zeig ich ihm was man machen kann
und ich fang zu weinen an

Der Zweifuss stammelt ein Gebet
aus Angst weil es mir schlechter geht
versucht sich tiefer noch zu bücken
Tränen laufen hoch den Rücken

Bück dich

Bück dich befehl ich dir
wende dein Antlitz ab von mir
dein Gesicht ist mir egal
bück dich nocheinmal

Bück dich



Eğil!


Eğil sana emrediyorum.
Yüzünü benden uzağa çevir.
Yüzün bana hiç bir şey ifade etmez.
Eğil.

Tüm dörtlülerde bir insan.
Onu bir yürüyüşe götürürüm
Koridorda yavaşça yürüyüşe.
Ben hayal kırıklığına uğradım.

Şimdi o geri ileri gelir.
Bal jartiyere yapışıp kalır.
Hayal kırıklığına uğradım tamamen hayal kırıklığına uğradım.

Eğil.
Yüzün bana hiçbir şey ifade etmez.

İnsan eğildi.
İyi bir ışığın içine ilerledi.
Ona ne yapabileceğini gösteririm.
Ve ağlamaya başlarım.

İnsan bir dua kekeledi
Korkunun dışında çünkü beni daha kötü yapıyor.
Eğilmeye çalıştı hatta daha çok.
Gözyaşları geri koştu.

Eğil

Eğil sana emrediyorum.
Yüzünü benden uzağa çevir.
Yüzün bana hiç bir şey ifade etmez.
Eğil bir kez daha.

Eğil


------------------------------------------------------------------------


Spiel Mit Mir


Wir teilen Zimmer und das Bett
Brüderlein komm und sei so nett
Brüderlein komm fass mich an
rutsch ganz dicht an mich heran

Vor dem Bett ein schwarzes Loch
und hinein fällt jedes Schaf
bin schon zu alt und zähl sie doch
denn ich find keinen Schlaf

Unterm Nabel im Geäst
wartet schon ein weisser Traum
Brüderlein komm halt dich fest
und schüttel mir das Laub vom Baum

Spiel ein Spiel mit mir
gib mir deine Hand und
spiel mit mir
ein Spiel
spiel mit mir
ein Spiel
spiel mit mir
weil wir alleine sind
spiel mit mir
ein Spiel
Vater Mutter Kind

Dem Brüderlein schmerzt die Hand
er dreht sich wieder an die Wand
der Bruder hilft mir dann und wann
damit ich schlafen kann

Spiel ein Spiel
mit mir
gib mir deine Hand und
spiel mit mir
ein Spiel
spiel mit mir
ein Spiel
spiel mit mir
weil wir alleine sind
spiel mit mir
ein Spiel
Vater Mutter Kind



Benimle Oyna!


Bir oda ve yatak paylaşırız.
Sevgili erkek kardeşim gel ve çok kibar ol.
Sevgili erkek kardeşim gel dokun bana.
Kay yaklaş bana.

Yatağın önünde siyah bir delik
Ve her koyun içine düşer.
Zaten fazla yaşlıyım henüz hala onları sayarım.
Çünü uyuyamam.

Göbeğin altında dalların içinde
Beyaz bir düş çoktan bekliyor.
Sevgili erkek kardeşim gel sıkıca tut.
Ve benim için ağaçtan ayrılıkları salla.

Benimle bir oyun oyna.
Elini bana ver ve
Benimle oyna
Bir oyun
Benimle oyna
Bir oyun.
Benimle oyna
Çünkü biz yalnızız.
Benimle oyna.
Baba anne çocuk

Sevgili erkek kardeşin eli acır.
Tekrar duvara döner.
Erkek kardeş bana şimdi yardım eder ve sonra
Böylece uyuyabilirim.

Benimle bir oyun oyna.
Elini bana ver ve
Benimle oyna
Bir oyun
Benimle oyna
Bir oyun.
Benimle oyna
Çünkü biz yalnızız.
Benimle oyna.
Baba anne çocuk


-----------------------------------------------------------------------


Klavier


Sie sagen zu mir
schliess auf diese Tür
die Neugier wird zum Schrei
was wohl dahinter sei
hinter dieser Tür
steht ein Klavier
die Tasten sind staubig
die Saiten sind verstimmt
hinter dieser Tür
sitzt sie am Klavier
doch sie spielt nicht mehr
ach das ist so lang her

Dort am Klavier
lauschte ich ihr
und wenn ihr Spiel begann
hielt ich den Atem an

Sie sagte zu mir
ich bleib immer bei dir
doch es hatte nur den Schein
sie spielte für mich allein
ich goss ihr Blut
ins Feuer meiner Wut
ich verschloss die Tür
man fragte nach ihr

Dort am Klavier
lauschte ich ihr
und wenn ihr Spiel begann
hielt ich den Atem an
Dort am Klavier
stand ich bei ihr
es hatte den Schein
sie spielte für mich allein

Geöffnet ist die Tür
ei wie sie schreien
ich höre die Mutter flehen
der Vater schlägt auf mich ein
man löst sie vom Klavier
und niemand glaubt mir hier
das ich todkrank
von Kummer und Gestank

Dort am Klavier
lauschte ich ihr
und wenn ihr Spiel begann
hielt ich den Atem an
Dort am Klavier
lauschte sie mir
und als mein Spiel begann
hielt sie den Atem an



Piyano


Onlar bana der ki
Bu kapının kilidini aç.
Merak bir çığlık olur.
Arkasında ne olabilirdi?
Bu kapının arkasında
Bir piyano durur.
Tuşlar tozlanmış
Teller akortsuz.
Bu kapının arkasında
Kız piyanonun başında oturur.
Fakat o artık çalmaz.
Ah bu çok uzun zaman önceydi.

Orada piyanonun başında
Onu dinledim.
Ve o çalmaya başlasaydı
Nefesimi tutardım.

Bana dedi ki
Her zaman seninle kalacağım.
Fakat bu sadece göründü ki
Yalnız benim için çaldı.
Onun kanını akıttım
Öfkemin ateşinde.
Kapıyı kilitledim.
Onu sordular.

Orada piyanonun başında
Onu dinledim.
Ve o çalmaya başlasaydı
Nefesimi tutardım.
Orada piyanonun başında
Onun yanında kaldım.
Bu göründü.
O yalnız benim için çaldı.

Kapı açık.
Ah nasıl da çığlık atıyorlar?
Annenin suçladığını duyuyorum.
Ve baba beni dövüyor.
Onu piyanonun başından kaldırırlar.
Ve burada kimse bana inanmaz
Ölümcül hasta olduğuma
Kederden ve leş kokusundan.

Orada piyanonun başında
Onu dinledim.
Ve o çalmaya başlasaydı
Nefesimi tutardım.
Orada piyanonun başında
O beni dinledi.
Ve çalmaya başladığımda
Nefesini tuttu.

------------------------------------------------------------------------


Alter Mann


Er wartet auf den Mittagswind
die Welle kommt und legt sich matt
mit einem Fächer jeden Tag
der Alte macht das Wasser glatt

Ich werf den Stein zu meinem Spass
das Wasser sich im Kreis bewegt
der Alte sieht mich traurig an
und hat es wieder glatt gefegt

Im weissen Sand der alte Mann
zitternd seine Pfeife raucht
nur das Wasser und ich wissen
wozu er diesen Fächer braucht

Die Ahnung schläft wie ein Vulkan
zögernd hab ich dann gefragt
den Kopf geneigt es schien er schläft
hat er bevor er starb gesagt

Das Wasser soll dein Spiegel sein
erst wenn es glatt ist wirst du sehen
wieviel Märchen dir noch bleibt
und um Erlösung wirst du flehen

Den Fächer an den Leib gepresst
im Todeskrampf erstarrt die Hand
die Finger mussten sie ihm brechen
der Fächer bleibt zurueck im Sand

Den Alten ruf ich jeden Tag
er möchte mich doch hier erlösen
ich bleib zurück im Mittagswind
und in dem Fächer kann ich lesen

Das Wasser soll dein Spiegel sein
erst wenn es glatt ist wirst du sehen
wieviel Märchen dir noch bleibt
und um Erlösung wirst du flehen



Yaşlı Adam


O gün ortası rüzgarında bekler.
Dalga gelir ve yorgunca uzanır.
Her gün bir vantilatörle
Yaşlı olan suyu durultur.

Zevk için bir taş fırlatırım
Su daireler oluşturur.
Yaşlı olan kederle bana bakar.
Ve tekrar suyu durultur.

Beyaz kumun içinde yaşlı adam
Titrer piposunu içer.
Sadece su ve ben bilirim
Neden bir vantilatöre ihtiyacı olduğunu.

Düşünce bir volkan gibi uyur.
Tereddüt eder ona sorarım o zaman.
Kafası eğildi uyuduğu görüldü.
Ölmeden önce söyledi.

Su aynan olacaktır.
Eğer durgunluksa gördüğün
Kaç peri masalı senin için kalmıştır?
Ve kurtarılman için yalvaracaksın.

Vantilatör vücuduna karşı bastırdı.
Elleri sertçe kasılır.
Onlar parmaklarını kırmak zorundaydılar.
Vantilatörden kalanlar kumlara döner.

Yaşlı olanı her gün çağırırım.
Beni günahtan kurtarmak istiyordu.
Benden kalanlar gün ortası rüzgarına döner
Ve ben vantilatörün içini okuyabilirim.

Su aynan olacaktır.
Eğer durgunluksa gördüğün
Kaç peri masalı senin için kalmıştır?
Ve kurtarılman için yalvaracaksın


------------------------------------------------------------------------


Eifersucht


Bin ich schöner
zerschneid mir das Gesicht
bin ich stärker
brich feige mein Genick
bin ich klüger
töte mich und iss mein Hirn
Hab ich dein Weib
töte mich und iss mich ganz auf
dann iss mich ganz auf

Bin ich ehrlicher
beiss mir die Zunge ab
bin ich reicher
dann nimm mir alles
bin ich mutiger
töte mich und iss mein Herz
Hab ich dein Weib
töte mich und iss mich ganz auf
dann iss mich ganz auf
doch leck den Teller ab

Es kocht die Eifersucht

Hab ich so glatte Haut
zieh sie in Streifen ab
Hab ich die klaren Augen
nimm mir das Licht
Hab ich die reine Seele
töte sie in Flammen
Habe ich dein Weib dann
töte mich und iss mich ganz auf
dann iss mich ganz auf
doch leck den Teller ab

Es kocht die Eifersucht




Kıskançlık



Daha mı yakışıklıyım?
Yüzümü doğra.
Daha mı güçlüyüm?
Korkakça boynumu kır.
Daha mı zarifim?
Öldür beni ve beynimi ye.
Karına mı sahibim?
Öldür beni ve beni tamamen ye.
O zaman beni tamamen ye.

Daha mı dürüsütüm?
Dilimi ısır.
Daha mı zenginim?
O zaman herşeyi al benden.
Daha mı yürekliyim?
Öldür beni ve kalbimi ye.
Karına mı sahibim?
Öldür beni ve beni tamamen ye.
O zaman beni tamamen ye.
Fakat tabağı da sıyır.

Kıskançlık pişiriyor.

Düzgün bir deriye mi sahibim?
Şeritler halinde kopar onu.
Berrak gözlere mi sahibim?
Benden ışığı al.
Masum bir ruhum mu var?
Alevler içinde öldür onu.
Karına mı sahibim? o zaman
Öldür beni ve beni tamamen ye.
O zaman beni tamamen ye.
Fakat tabağı da sıyır.

Kıskançlık pişiriyor.


-----------------------------------------------------------------------


Küss Mich


Sie hält immer still
weil sie gefingert werden will
bläht sich auf im dürren Gras
das feuchte Äugelein wird nass

Gefangen in der Finsternis
sieht sie nie das Licht der Sonne
vor Geilheit zuckend fleht sie dann
die Zunge in dem Manne an

Küss mich

Sie beisst sich in jeder Zunge fest
weil sie sich gerne lecken laesst
doch weil es etwas bitter schmeckt
wird sie selten nur geküsst

Gefangen in...

Küss mich

Die Zunge kriecht jetzt aus dem Mund
und schlägt ihr wild und in Extase
mehrmals heftig ins Gesicht
sie blutet schrecklich aus der Nase

Gefangen in...

Küss mich
auf meine feuchten Lippen
küss mich
auch wenn es bitter schmeckt
küss mich



Öp Beni!


Kız her zaman hareketsizliğini korur.
Çünkü parmaklanmak ister.
Kuru çimenlerin içinde kendine üfler.
Nemli küçük gözler ıslak olur.

Karanlıkta yakalandı.
O asla güneş ışığını görmez.
Şehvetsizliğin ani kıpırdamasına yalvarır.
Dili adamın içinde.

Öp beni.

Her dili sıkıca ısırır.
Çünkü kendinin yalanmasına izin vermesi hoşuna gider.
Fakat bu yüzden tadı bir miktar acıdır.
Nadiren öpülür.

İçeri aldı...

Öp Beni.

Şimdi dil ağzın dışında emekler
Ve vahşice coşkusuna vurur
Yüzünde bir kaç sefer acı vererek.
Korkunç biçimde burnu kanıyor.

İçeri aldı...

Öp Beni
Nemli dudaklarımdan.
Öp Beni
Tadı acı olsa bile.
Öp Beni.
TURKPAC kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-01-2006, 19:10   #5 (permalink)
Standart

Herzeleid



WOLLT IHR DAS BETT IN FLAMMEN SEHEN?



Wollt ihr das Bett in Flammen sehen
wollt ihr in Haut und Haaren untergehen
ihr wollt doch auch den Dolch ins Laken stecken
ihr wollt doch auch das Blut vom Degen lecken

Rammstein

Ihr seht die Kreuze auf dem Kissen
Ihr meint euch darf die Unschuld küssen
Ihr glaubt zu töten wäre schwer
Doch wo kommen all die Toten her

Rammstein

*** ist ein Schlacht
Liebe ist Krieg

Wollt ihr das Bett in Flammen sehen
wollt ihr in Haut und Haaren untergehen
ihr wollt doch auch den Dolch ins Laken stecken
ihr wollt doch auch das Blut vom Degen lecken

Rammstein




Alevler İçindeki Yatağı Görmek İster Misin ?


Alevler içindeki yatağı görmek ister misin?
Deri ve saçın içinde yok olmak ister misin?
Hançeri çarşafın içine güzelce saplamak istersin.
Ayrıca bıçaktan kanı yalamak istersin.

Rammstein

Yastığın üzerinde haçları görürsün.
Masumiyetin seni öpebilmesini istersin.
Onu öldürmenin zor olacağına inanırsın.
Fakat bütün ölümler nereden gelir?

Rammstein

*** bir çarpışmadır.
Aşk bir savaştır.

Alevler içindeki yatağı görmek ister misin?
Deri ve saçın içinde yok olmak ister misin?
Hançeri çarşafın içine güzelce saplamak istersin.
Ayrıca bıçaktan kanı yalamak istersin

----------------------------------------------------------------------


Der Meister


Lauft!

Weil der Meister uns gesandt
verkünden wir den Untergang
der Reiter der Boshaftigkeit
füttert sein Geschwür aus Neid

Die Wahrheit ist wie ein Gewitter
es kommt zu dir du kannst es hören
es kund zu tun ist ach so bitter
es kommt zu dir um zu zerstören

Weil die Nacht im Sterben lag
verkünden wir den jüngsten Tag
es wird kein Erbarmen geben
lauft lauft um euer Leben

Die Wahrheit ist ein Chor aus Wind
kein Engel kommt um euch zu rächen
diese Tage eure letzten sind
wie Stäbchen wird es euch zerbrechen

Es kommt zu euch als das Verderben

Die Wahrheit ist ein Chor aus Wind
kein Engel kommt um euch zu rächen
diese Tage eure letzten sind
wie Stäbchen wird es euch zerbrechen




Sahip


Koş!

Çünkü sahip bizi gönderdi.
Biz çöküşü ilan ederiz.
Kötülüğün sürücüsü
Kıskançlığın ülserini besler.

Gerçek yıldırımlı bir fırtına gibidir.
O size gelir onu duyabilirsiniz.
Bunu ilan etmek ah çok acıdır.
Size yıkım için düzen içinde gelir.

Gece ölümün içinde yayılır.
Biz kıyamet gününü ilan ederiz.
Acıma olmayacak.
Koşun hayatınız için koşun.

Gerçek bir rüzgarın korosoudur.
İntikamınızı almak için hiç bir melek gelmeyecek.
Bunlar son günleriniz.
Sizi küçük sopalar gibi parçalar halinde kıracak.

Size namussuzluk olarak gelecek.

Gerçek bir rüzgarın korosoudur.
İntikamınızı almak için hiç bir melek gelmeyecek.
Bunlar son günleriniz.
Sizi küçük sopalar gibi parçalar halinde kıracak.


--------------------------------------------------------------------------


Weisses Fleisch


Du auf dem Schulhof
ich zum Töten bereit
und keiner hier weiss
von meiner Einsamkeit

Rote Striemen auf weisser Haut
ich tu dir weh
und du jammerst laut

Jetzt hast du Angst und ich bin soweit
mein schwarzes Blut versaut dir das Kleid

Dein weisses Fleisch erregt mich so
ich bin doch nur ein Gigolo
dein weisses Fleisch erleuchtet mich

Mein schwarzes Blut und dein weisses Fleisch
ich werd immer geiler von deinem Gekreisch
der Angstschweiss da auf deiner weissen Stirn
hagelt in mein krankes Gehirn

Dein weisses Fleisch erregt mich so
ich bin doch nur ein Gigolo
mein Vater war genau wie ich
dein weisses Fleisch erleuchtet mich

Jetzt hast du Angst und ich bin soweit
mein krankes Dasein nach Erlösung schreit
dein weisses Fleisch wird mein Schafott
in meinem Himmel gibt es keinen Gott

Dein weisses Fleisch erregt mich so
ich bin doch nur ein Gigolo
dein weisses Fleisch erleuchtet mich
mein Vater war genau wie ich
dein weisses Fleisch erregt mich so
ich bin ein trauriger Gigolo
dein weisses Fleisch erleuchtet mich



Beyaz Vücut


Sen okul avlusundasın.
Ben öldürmeye hazırım.
Ve buradaki kimse
Yalnızlığımı bilmez.

Beyaz vücutta kırmızı kırbaç izleri.
Seni incitirim.
Ve sen yüksek sesle ağlarsın.

Şimdi sen korkuyorsun ve ben hazırım.
Siyah kanım elbiseni kirletir.

Senin beyaz vücudun beni gerçekten heyecanlandırır.
Ben sadece bir jigoloyum.
Senin beyaz vücudun beni aydınlatır.

Benim siyah kanım ve senin beyaz vücudun.
Senin çığlıklarınla hep daha azgın olacağım.
Beyaz alnındaki soğuk ter
Benim hasta beynimin içine seslenir.

Senin beyaz vücudun beni gerçekten heyecanlandırır.
Ben sadece bir jigoloyum.
Babam aynen bana benzerdi.
Senin beyaz vücudun beni aydınlatır.

Şimdi sen korkuyorsun ve ben hazırım.
Benim hasta varlığım kurtarmak için ağlar.
Senin beyaz vücudun benim darağacım olur.
Benim cennetimde tanrı yoktur.

Senin beyaz vücudun beni gerçekten heyecanlandırır.
Ben sadece bir jigoloyum.
Senin beyaz vücudun beni aydınlatır.
Babam aynen bana benzerdi.
Senin beyaz vücudun beni gerçekten heyecanlandırır.
Ben sadece acınacak bir jigoloyum.
Senin beyaz vücudun beni aydınlatır.


------------------------------------------------------------------------


Asche Zu Asche


Warmer Körper
heisses Kreuz
falsches Urteil
kaltes Grab

Auf dem Kreuze lieg ich jetzt
sie schlagen mir die Nägel ein
das Feuer wäscht die Seele rein
und übrig bleibt ein Mundvoll
Asche

Ich komm wieder
in zehn Tagen
als dein Schatten
und werd dich jagen

Heimlich werd ich auferstehen
und du wirst um Gnade flehen
dann knie ich mich in dein Gesicht
und steck den Finger in die Asche

Asche zu Asche
und Staub zu Staub



Küller Küllere


Sıcak vücut.
Ateşli çarmıh.
Yanlış hüküm.
Soğuk mezar.

Şimdi çarmıha uzandım.
Çivileri bana çakarlar.
Ateş ruhu temizler.
Ve geriye kalan ağız dolusu
Küller.

Geri geleceğim
On gün içinde.
Gölgeniz olarak
Ve sizi avlayacağım.

Gizemli bir şekilde ölümden doğacağım.
Ve siz merhamet için yalvaracaksınız.
Sonra yüzünüze eğileceğim.
Ve parmağımı küllere sokacağım.

Küller küllere
Ve toz toza


-----------------------------------------------------------------------


Seemann


Komm in mein Boot
ein Sturm kommt auf
und es wird Nacht

Wo willst du hin
so ganz allein
treibst du davon

Wer hält deine Hand
wenn es dich
nach unten zieht

Wo willst du hin
so uferlos
die kalte See

Komm in mein Boot
der Herbstwind hält
die Segel straff

Jetzt stehst du da an der Laterne
mit Tränen im Gesicht
das Tageslicht fällt auf die Seite
der Herbstwind fegt die Strasse leer

Jetzt stehst du da an der Laterne
hast Tränen im Gesicht
das Abendlicht verjagt die Schatten
die Zeit steht still und es wird Herbst

Komm in mein Boot
die Sehnsucht wird
der Steuermann

Komm in mein Boot
der beste Seemann
war doch ich

Jetzt stehst du da an der Laterne
hast Tränen im Gesicht
das Feuer nimmst du von der Kerze
die Zeit steht still und es wird Herbst

Sie sprachen nur von deiner Mutter
so gnadenlos ist nur die Nacht
am Ende bleib ich doch alleine
die Zeit steht still
und mir ist kalt



Denizci


Tekneme gel.
Bir fırtına yükseliyor.
Ve gece oluyor.

Nereye gitmek istersin?
Tamamiyle yalnız
Uzaklara sürükleniyorsun.

Elinden kim tutar
Seni aşağıya çektiğinde?

Nereye gitmek istersin?
Soğuk deniz sınırsızdır.

Tekneme gel.
Sonbahar rüzgarı
Yelkeni gergin tutar.

Fenerin yanında duruyorsun şimdi
Yüzündeki gözyaşlarıyla.
Günışığı kıyıya düşer.
Sonbahar rüzgarı sokakları süpürür.

Fenerin yanında duruyorsun şimdi.
Yüzünde gözyaşların var.
Akşam ışığı gölgeleri kovar.
Zaman hareketsiz duruyor ve sonbahar oluyor.

Tekneme gel.
Dümenci özlem duyuyor.

Tekneme gel.
Ben en iyi denizciydim.

Fenerin yanında duruyorsun şimdi.
Yüzünde gözyaşların var.
Ateşi mumdan alırsın.
Zaman hareketsiz duruyor ve sonbahar oluyor.

Onlar sadece annenin tekerlek parmağı.
Sadece gece bu kadar acımasızdır.
Sonunda yalnızlığa terkedildim.
Zaman hareketsiz duruyor.
Ve ben üşüyorum.

Üşüyorum...


-------------------------------------------------------------------------


DU RIECHST SO GUT


Der Wahnsinn
ist nur eine schmale Brücke
die Ufer sind Vernunft und Trieb
ich steig dir nach
das Sonnenlicht den Geist verwirrt
ein blindes Kind das vorwärts kriecht
weil es seine Mutter riecht

Ich finde dich

Die Spur ist frisch und auf die Brücke
tropft dein Schweiss dein warmes Blut
ich seh dich nicht
ich riech dich nur Ich spüre Dich
ein Raubtier das vor Hunger schreit
wittere ich dich meilenweit

Du riechst so gut
du riechst so gut
ich geh dir hinterher
du riechst so gut
ich finde dich
So gut
ich steig dir nach
du riechst so gut
gleich hab ich dich

Jetzt hab ich dich

Ich warte bis es dunkel ist
dann fass ich an die nasse Haut
verrate mich nicht
oh siehst du nicht die Brücke brennt?
hör auf zu schreien und wehre dich nicht
weil sie sonst auseinander bricht

Du riechst so gut
du riechst so gut
ich geh dir hinterher
du riechst so gut
ich finde dich
So gut
ich steig dir nach
du riechst so gut
gleich hab ich dich

Du riechst so gut
du riechst so gut
ich geh dir hinterher
du riechst so gut
ich finde Dich
So gut
ich fass dich an
du riechst so gut
jetzt hab ich dich

Du riechst so gut
du riechst so gut
ich geh dir hinterher



Çok Güzel Kokuyorsun!


Delilik

Sadece dar bir köprüdür.
Tümsekler sebep ve arzu.
Seni takip ederim.
Günışığı aklı karıştırır.
İleriye doğru emekleyen kör çocuk.
Çünkü annesini koklar.

Seni bulurum

İzler taze ve köprünün üzerinde.
Sıcak kanın teri damlatır.
Seni görmem.
Seni sadece koklarım seni hissederim.
Açlığın çığlığını atan yırtıcı bir hayvan.
Miller boyunca kokunla izini sürerim.

Çok güzel kokuyorsun.
Çok güzel kokuyorsun.
Seni takip ederim.
Çok güzel kokuyorsun.
Seni bulurum.
- çok güzel
Seni kovalarım.
Çok güzel kokuyorsun.
Yakında sana sahip olacağım.

Şimdi sana sahibim.

Karanlık olana dek beklerim.
Sonra ıslak derine dokunurum.
Bana ihanet etme.
ah köprünün yanışını görmüyor musun?
Çığlık atmayı kes ve direnme.
Yoksa parçalayacağım.

Çok güzel kokuyorsun.
Çok güzel kokuyorsun.
Seni takip ederim.
Çok güzel kokuyorsun.
Seni bulurum.
- çok güzel
Seni kovalarım.
Çok güzel kokuyorsun.
Yakında sana sahip olacağım.

Çok güzel kokuyorsun.
Çok güzel kokuyorsun.
Seni takip ederim.
Çok güzel kokuyorsun.
Seni bulurum.
- çok güzel
Sana dokunurum.
Çok güzel kokuyorsun.
Şimdi sana sahibim

Çok güzel kokuyorsun.
Çok güzel kokuyorsun.
Seni takip ederim.


---------------------------------------------------------------------


Das Alte Leid


Aus der Bohne und in das Licht
ein Wesen mich zu gehen drängt
für die selbe Sache und das alte Leid
meine Tränen mit Gelächter fängt
und auf der Matte fault ein junger Leib
wo das Schicksal seine Puppen lenkt
für die selbe Sache und das alte Leid
weiss ich endlich hier wird nichts verschenkt

Aus der Bohne und in das Nichts
weiss jeder was am Ende bleibt
dieselbe Sache und das alte Leid
mich so langsam in den Wahnsinn treibt
und auf der Matte tobt derselbe Krieg
mir immer noch das Herz versengt
dieselbe Sache und das alte Leid
weiss ich endlich ....

Ich will ficken

Nie mehr das alte Leid



Eski Acı



Tohumun dışına ve ışığın içine
Bir varlıki gitmem için beni iter
Aynı şey ve eski acı için.
Gözyaşlarımı kahkahalarla yakalar.
Ve paspasın üzerinde genç bir beden çürür
Kaderin kuklalarına emrettiği yerde
Aynı şey ve eski acı için.
Bilirim ki sonunda burada hiçbir sır açığa çıkmamış olacak.

Tohumun dışına ve hiçliğin içine
Herkes sonunda ne kalacağını bilir.
Aynı şey ve eski acı
Beni yavaşça deliliğe götürür.
Ve aynı savaş paspasın üzerinde öfkelenir.
Hala her zaman kalbimi kavurur
Aynı şey ve eski acı.
Sonunu bilirim...

Düzüşmek istiyorum!

Tekrar asla eski acı


-----------------------------------------------------------------------


Heirate Mich


Mann sieht ihn um die Kirche schleichen
seit einem Jahr ist er allein
Die Trauer nahm ihm alle Sinne
schläft jede Nacht bei ihrem Stein

Dort bei den Glocken schläft ein Stein
und ich alleine kann ihn lesen
und auf dem Zaun der rote Hahn
ist seiner Zeit dein Herz gewesen

Die Furcht auf diesen Zaun gespiesst
geh ich nun graben jede Nacht
zu sehen was noch übrig ist
von dem Gesicht das mir gelacht

Dort bei den Glocken verbring ich die Nacht
dort zwischen Schnecken ein einsames Tier
tagsüber lauf ich der Nacht hinterher
zum zweitenmal entkommst du mir

Heirate mich

Mit meinen Händen grab ich tief
zu finden was ich so vermisst
und als der Mond im schönsten Kleid
hab deinen kalten Mund geküsst

Ich nehm dich zärtlich in den Arm
doch deine Haut reisst wie Papier
und Teile fallen von dir ab
zum zweitenmal entkommst du mir

Heirate mich

So nehm ich was noch übrig ist
die Nacht ist heiss und wir sind nackt
zum Fluch der Hahn den Morgen grüsst
ich hab den Kopf ihm abgehackt



Benimle Evlen!


Onu kilisenin çevresinde sürünürken görürsünüz.
O bir yıldır yalnız.
Üzüntü bütün hislerini götürdü.
Her gece onun mezarının yanında uyur.

Orada çanların yanında bir taşta uyur.
Ve yalnız ben okuyabilirim.
Ve çitlerin üzerinde
O anda kalbiniz olan kırmızı horoz.

Korku bu çitlerde şişlendi.
Şimdi her gece kazmaya gidiyorum
Hala ne kaldığını görmek için
Benim için gülümsemiş olan yüzden.

Orada çanların yanında geceyi geçiririm.
Orada salyangozların arasında kimsesiz bir hayvan
Geceden sonra gün boyu koşarım.
Bana ikinci kez kaçarsın.

Benimle evlen.

Parmaklarımla derinleri kazarım
Çok özlediğimi bulmak için.
Ve ayın altında en güzel elbisesinin içinde
Senin soğuk ağzını öpmüştüm.

Seni hassasça kolumla alırım.
Fakat derin kağıt gibi yırtılır.
Ve parçalar senden düşer.
Bana ikinci kez kaçarsın.

Benimle evlen.

Böylece hala kalanları alırım.
Gece sıcak ve biz çıplağız.
Lanete göre horoz sabahı selamlar
Bu yüzden onun kafasını kopardım


-----------------------------------------------------------------------


Herzeleid


Bewahret einander vor Herzeleid
denn kurz ist die Zeit die ihr beisammen seid

Denn wenn euch auch viele Jahre vereinen
einst werden sie wie Minuten euch Scheinen

Herzeleid

Bewahret einander vor der Zweisamkeit



Gönül Yarası


Birbirinizi gönül yarasından koruyun
Birlikte olduğunuz kısa zaman için.

Hatta uzun yıllar süren birlikteliğiniz
Bir gün bunlar size dakikalar gibi görünecek.

Birbirinizi karı-koca olmaktan koruyun


------------------------------------------------------------------------


LAICHZEIT



Er liebt die Mutter
und von der Seite
den Fisch gibt er ihr selbst
dieser häutet sich vor leerem Hoden
die alte Haut fällt auf den Boden
Er liebt die Schwester
und von hinten
der Fisch frißt sich zum Mund
die Kiemen blutig noch vom saugen
an den roten großen Augen

Laichzeit
es ist Laichzeit

Er liebt den Hund
oh Gott von oben
der Fisch jetzt mit der Zunge küsst
speit tote Milch dir ins Gesicht
ihn anzufassen wagst du nicht

Laichzeit
überall Fischmilch
es ist Laichzeit

Die Mutter hat das Meer geholt
Laichzeit
die Schwestern haben keine Zeit
Laichzeit
der Hund steht winkend am Gestade
Laichzeit
der Fisch braucht seine Einsamkeit
Laichzeit



YUMURTLAMA ZAMANI


Annesini sever
Ve kenardan
Ona balığı verir.
Boş testislerden önce derisini döker.
Eski deri zeminin üzerine düşer.

Kızkardeşini sever.
Ve arkadan
Balık ağıza yer.
Solungaçlar emmeden ötürü hala kanlı
Büyük kırmızı gözlerin üzerinde.

Yumurtlama zamanı
Bu yumurtlama zamanı

Köpeğini sever
Ah yukarıdaki tanrı
Balık şimdi diliyle öper.
O ölü sütü yüzüne tükürür.
Ona dokunmaya cesaret edemezsin.

Yumurtlama zamanı
Heryer balık sütü.
Bu yumurtlama zamanı

Anne deniz tarafından götürüldü.
Yumurtlama zamanı
Kızkardeşin zamanı yok.
Yumurtlama zamanı
Köpek kıyıdan dalgalanır.
Yumurtlama zamanı
Balığın kendi yalnızlığına ihtiyacı var.
Yumurtlama zamanı

--------------------------------------------------------------------------


Rammstein



Rammstein
Ein Mensch brennt
Rammstein
Fleischgeruch liegt in der Luft
Rammstein
ein Kind stirbt
Rammstein
die Sonne scheint

Rammstein
ein Flammenmeer
Rammstein
Blut gerinnt auf dem Asphalt
Rammstein
Mütter schreien
Rammstein
die Sonne scheint

Rammstein
ein Massengrab
Rammstein
kein Entrinnen
Rammstein
kein Vogel singt mehr
Rammstein
die Sonne scheint



Rammstein


Rammstein
Bir adam yanıyor
Rammstein
Et kokusu havada yayılıyor.
Rammstein
Bir çocuk ölüyor.
Rammstein
Güneş doğuyor.

Rammstein
Bir alev denizi.
Rammstein
Kan asfaltta pıhtılaşıyor.
Rammstein
Anneler feryat ediyor.
Rammstein
Güneş doğuyor.

Rammstein
Bir yığın mezar
Rammstein
Kaçış yok.
Rammstein
Kuşlar artık ötmeyecek.
Rammstein
Güneş doğuyor.



rammsteintr.com dan alıntıdır...
TURKPAC kişi çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0